Son yılların en ciddi sorunlarından biri olan elektrik tüketimi ve bunun çevreye olan etkisi, bilişim dünyasını artık çok yakından ilgilendiriyor. Bilgisayar teknolojilerinin gelişmesine paralel olarak, daha fazla enerji harcayan donanımlara ihtiyaç duyulması, sayısı gün geçtikçe artan bilgisayar kullanıcılarının daha bilinçli ve duyarlı olmasını gerektiriyor.
Linux'un eski donanımlarda bile yüksek performans göstermesi ve modern bir bilgisayardan beklediğimiz her şeyi yapabiliyor olması, aslında çevre için başlı başına bir katkı. Linux kullanmak, teoride ya da sadece istatistiklerde değil, gerçek hayatta doğrulanan örneklerle çevre korumaya katkı sağlıyor.
Linux'un hem çevreci yanını vurgulayan hem de enerji kaynaklarını ne kadar etkin kullanığını gösteren bir örnek anlatacağız birazdan sizlere. Linux'un çevreciliğini en iyi şekilde özetleyen örneklerden biri, uzun yıllar IT danışmanı olarak çalıştıktan sonra İskoçya'da elektrik şebekesi dışında bir evde yaşayan Stevan LOCKHART'ın yenilenebilir enerji kaynakları ile çalıştırdığı bilgisayar sistemi olsa gerek.
LOCKHART'ın yaptıklarını kendi ağzından okuyalım:
Pembe Domatesler ve Linux
"İskoçya'nın kuzeybatı bölgesinde yer alan Assynt bölgesinde yaşıyorum. Eşim kendi tarım işletmesini işletirken ben de bir yandan küçük çaplı bir yazılım danışmanlığı işi yapıyor ve video konferans yöntemi ile kurslar veriyorum. 12 yıldır yaşadığım evimin çok güzel bir manzarası olmasına rağmen en büyük sorunu elektrik şebekesinin dışında kalıyor olması. Eve enerji nakil hattı çektirme gibi bir şansımız olmasına rağmen eşimle ben bunun yerine yenilenebilir enerjiyi tasarruflu bir şekilde kullanarak yaşamaya karar verdik. Bunun sonucunda evimize birkaç güneş paneli ile bir rüzgâr türbini yerleştirdik. Bu arada evimizde telefon ve geniş bant İnternet bağlantısının olduğunu söylemeliyim.
Yenilenebilir enerji ile ilgili ilk kritik unsur, kazandığınız enerji tasarruflu kullanmanız yani diğer bir anlatımla gereksinimlerinizi kısıtlamanız. Güneş panellerimiz ve rüzgâr türbini gün boyunca gücü 230 Voltluk akıma dönüştüren bataryaları şarj ediyor. Elektrik süpürgesi ya da mikrodalga gibi güç sarfiyatı yüksek cihazlar dışında 350 Watt gücünde bir çevirici ile ışıkları, müzik sistemini, televizyonumuzu, dizüstülerimizin bataryalarını, genişbant İnternet modemini ve bir Linux sunucuyu besleyebiliyoruz. Kullanmadığımız zamanlarda lamba ve LCD televizyonu kapatıyor olsak bile sürekli çalışması zorunlu olan bir donanımımız var: Sunucumuz!
Sunucu Donanımı
Bugünlerde, bir sunucu için kullanabilecek kadar güçlü ama düşük elektrik tüketen bir sürü anakart olmasına rağmen sistemimi kurduğum zamanlarda bu kartlar o kadar da yaygın değildi. Via tabanlı bir mini-ITX anakarta bağlı olan 1.2 GHz'lik işlemciyi kullanıyorum. 320 GB'lık 2.5" Sata disk ve 512 MB bellek ihtiyaçlarımı karşılamak için yetiyor. Sistem 12V ile çalışıyor ve sistemi sadece 50 Watt gücünde bir güç kaynağı benziyor. Kullandığımız modemin de gücünü elektriği daha etkin kullanmak için bu güç kaynağından veriyoruz ve normal şartlar altında sadece 18 Watt elektrik enerjisi ile sürekli çalışan bir sunucu elde ediyorum. Sunucu yoğun çalıştığında ise bu tüketim 22 Watt dolayında gerçekleşiyor.
Bu ortalama 20 Watt'ın içerisinde neler olduğuna bir bakalım:
- Genişbant modem
- Kablosuz erişim noktası
- E-Posta sunucusu
- Yazıcı paylaşımı
- Dosya paylaşımı
- Günlük, adres defteri sunucuları
- Müzik paylaşımı
- Veritabanı servisleri
- Sistem izleyicisi
- Uzaktan erişimli VPN
- Intranet servisleri
- Hava durumu servisi
Bu kadar düşük güç tüketiminde bile işlemcinin hiçbir döngüsünün boşa gitmesini istemediğimden yapabileceğim tek şey, tüm bu hizmetler için doğru yazılımı tercih etmekti. Bu sebeple ihtiyaçlarıma göre özelleştirebileceğim özgür yazılım ürünlerini tercih ettim.
Sistemimde birçok Linux dağıtımı denemekle birlikte şu an için Ubuntu kullanıyorum. E-Posta sunucusu olarak kullandığım Postfix, antivirüs, anti-spam ve IMAPS gibi yazılımlarla birlikte çalışıyor. Dosya paylaşımı içinse hiçbir ek ayar yapmadan çalıştırıp kullanmaya başladığım Samba'yı kullanıyorum.
CUPS ile yapılandırdığım yazıcı sadece 2 Watt enerji tükettiğinden bu yazıcıyı da sürekli çalıştırıyoruz. CUPS ayarları sayesinde bir A4 kâğıda farklı ebatlarda baskı yapabildiğimden hem kâğıttan hem de mürekkepten tasarruf ediyoruz. Web sunucusu için Apache kolay bir adım gibi gözükse de ben daha az sistem kaynağı istediği için lighthttpd sunucusunu tercih ediyorum.
Evde aynı zamanda tarih öncesinden kalma, Linux yüklü IBM bilgisayarları blog yazılarımız için ve gündelik işlemlerimiz için ise Linux yüklü EEEPc'ler kullanıyoruz.
Sonuç olarak bu kadar fazla hizmeti sadece 20 Watt'lık bir enerji tüketimi ile birlikte Linux kullanarak sağlayabiliyorum."
(...)
Umuyoruz ki, bu haberimizi okuduktan sonra Linux kullanmak için bir yeni nedeniniz daha olur :).
Kaynak: Tectonic



















