Yoldayken birden bire ortaya atıldı bu soru. Görünüşte, Ege sanayisinin kalbinin attığı yere, yani İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi'ne (İAOSB) anlatmaya doğru gidiyorduk. İzmirli sanayicilere ve girişimcilere Pardus'u ve özgür yazılımların avantajları anlatmaya gidiyorduk.
İAOSB, Türkiye’nin en modern organize sanayi bölgelerinden birisi olan, 526 fabrikanın bulunduğu, 30.000 kişinin çalıştığı, yıllık 4 milyar dolarlık ciroya sahip olan dev bir endüstri merkezi.
Özgürlükİçin topluluğundan sevgili Coşkun AKTAŞ'ın ön ayak olduğu bu etkinlik, aslında bir aylık bir geçmişe dayanıyor. İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi'nin muhasebe şefi olan AKTAŞ'ın, Uygun Teknoloji'nin geliştirdiği ve gün geçtikçe yeni özellikler kazanan ön muhasebe ticaret otomasyonu paketi Tekir ile ilgilenmesiyle başladı iletişimimiz. Aynı zamanda sıkı bir Pardus kullanıcısı olan Coşkun AKTAŞ ile yapılan telefon konuşmaları, bir süre sonra özgür yazılım ekosisteminin KOBİ'lere sağlayabileceği rekabetçi yapıyı anlatacağımız bir seminer fikrine dönüştü.
Uygun Teknoloji'den Hakan UYGUN, Pardus Projesi Yöneticisi Erkan TEKMAN, TÜBİTAK UEKAE Müşteri İlişkileri ve İş Geliştirme Müdürü Cüneyd BAĞCIOĞULLARI ve bendenizin (Ali IŞINGÖR) katılımıyla bir kez daha yollara düştük.
İzmir, Kriz ve Linux
Kriz her yeri vurduğu gibi İzmir'i de vurmuş. İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi'nde işçi çıkartmayan, çalışanlarına ücretsiz izin vermeyen firma yok gibi. Ege ekonomisinin lokomotiflerinden TARİŞ, üretimine altı aylığına ara verme kararı almış durumda. Kriz dönemi IT yatırımlarında özgür yazılımlar ciddi bir alternatif sunabilir mi? Herkes bu sorunun cevabını merak ediyor.
İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Sanayici ve İş Adamları Derneği ASAD, bu etkinlik için üyelerine bir hafta öncesinden duyuruda bulunmuş. Yarı yarıya dolmuş olan konferans salonundaki katılım, dernek başkan yardımcısı İlker AYDAN'a "Genel Kurul toplantılarında bile bu kadar kişiyi bir arada görmüyoruz" dedirtiyor.
Etkinlik, Erkan TEKMAN'ın 7-8 dakikalık kısa açılış konuşmasıyla başlıyor. Erkan, iyi bir özgür yazılımın sahip olması gereken üç temel özellikten bahsederek başlıyor konuşmasına: "İyi bir özgür yazılımın üç temel özelliği olmalı. Birincisi, ürününüz iyi olmalı. Bir başka deyişle, saç baş yoldurmamalı. Biz TÜBİTAK UEKAE olarak iyi bir ürün ortaya çıkardığımızı düşünüyoruz, dışarıdan gelen tepkiler de bu düşüncemizi doğrular nitelikte. İkincisi, iyi bir camiası olmalı. Pardus olarak son derece hareketli, üretmeye başlamış ve sorgulayan bir topluluğa sahibiz. Bu topluluğun gün geçtikçe büyüdüğünü görüyoruz. Üçüncü ve son olarak ise iyi bir ekosistemi olmalı. Sayısı giderek artan sayıda göç ortaklarımızla bu ekosistemi oluşturmaya başladık."
Sıra, Hakan ile benim sunumuma geliyor. Bugüne dek yaptığımız Pardus, özgür yazılım ya da topluluk süreçleri sunumlarından farklı olarak, ilk defa KOBİ'lere özgür yazılımların sağlayabileceği avantajları anlatan bir sunum hazırladık. İlgili bir izleyici kitlesinin önünde sunumumuza başlıyoruz.
Sunumda en çok ilgiyi, Hakan'ın hazırladığı, 5 kullanıcılı bir küçük bir işletmenin yıllık IT giderleri karşılaştırması çekiyor. Slaytların ilki OEM lisans bedelleri üzerinden kapalı yazılımları satın alan bir firmayı, diğeri ise özgür yazılım kullanan firmanın maliyetlerini esas alıyor. Özgür yazılım kullanan firmanın yıllık bakım anlaşması, özellikle iki katı pahalı tutulmuş olmasına rağmen, ortaya yüzde 70'e varan bir maliyet avantajı çıkıyor.
Konferans salonunda çok sayıda olmasa da, mimarlık ofisi sahiplerinden sıcak demir fabrikası müdürüne uzanan, pek alıştık olmadığımız bir dinleyici mevcut. Salondan "Mimarlık ofisimde ArchiCAD'i kullanabilir miyim? CNC makinemin yazılımının özgür alternatifi var mıdır? Zaten CNC yazılımını yazdırıyoruz, özgür olarak yazdırsam başkalarına satabilir miyim?" gibi sorular geliyor.
Pardus Kurumsal ve Pardus Tabanlı "Armut"
Sunuma İzmir'den katılan Mehmet Ali Lahur Ticaret Meslek Lisesi öğrencileriyle tanıştık. Son derece aydın bir hocanın eşliğinde, okullarında Pardus tabanlı bir Linux dağıtımı geliştiriyorlar. Evet, yanlış duymadınız, lise öğrencileri kendi aralarında "kernel ekibi", "grafik ekibi" gibi takımlara ayrılarak bir küçük dağıtım hazırlamaya çalışıyorlar. Hedefleri, Apple'ın Mac OS X'ini görsel açıdan andıracak, küçük ve amatör bir dağıtım hazırlamak. Dağıtımın adı, Apple'ın elma simgesine gönderme yaparcasına "Armut" olarak seçilmiş.
Kendilerine topluluk ve geliştiriciler olarak elimizden gelen desteği vereceğimizi söylüyor ve onlarla bir hatıra fotoğrafı çektiriyoruz..
Sunumda Pardus'un kurumsal pazardaki iş planı da konuşuldu. Pardus Projesi Yöneticisi Erkan TEKMAN, Pardus 2009 sonrasında çıkarılacak Pardus Kurumsal 2.0 sürümünün müjdesini verirken, Pardus 2008.2 tabanlı olacak bu sürüme ait bazı ipuçlarını da verdi. Kendi paket deposuna sahip olacak bu yeni ürün, kurumsal pazarda ihtiyaç duyulacak yönetim panelini de barındıracak.
Kral Konstantin ve Hatası
Yazının başında, "İzmir'e niye gidilir?" sorusunu kendimize yöneltmiştik hatırlarsanız. O gün aklımıza gelen ve sunum sonrasında Konak'a balık yemeğe giderken birbirimize anlattığımız öyküyü aktarmadan olmayacak :).
İzmirlilerin pek severek anlattıkları, bilinen bir öyküdür:
İzmir'in kurtarılışının ertesi günü, 10 Eylül 1922'de Gazi Mustafa Paşa şehre girer. İlk iş olarak, Kordon’un en güzel binalarından biri olan Kramer Palas’a girer, denize karşı bir masaya oturur Gazi Mustafa Kemal Paşa.
- Bize rakı getiriniz.
Korkudan titreyen garson hemen getirir Gazi'nin isteğini.
- Kral Konstantin buraya hiç geldi mi?
- Geldi efendim.
- Peki, hiç buraya gelip, bu manzara karşısında rakı içti mi?
- Hayır efendim.
- Öyleyse ne diye İzmir’i almaya kalkmış?



















