22
Oca

Ozgurlukicin forumlarında bir yere yazmıştır hafif geliştirip bir de bloga yazmak istedim. 2011 versiyonu ile birlikte inşallah Pardus sitesi de daha iyi bir hal alır.

Pardus sitesiyle ilgili bana göre bir kaç eksiklik var:

1- http://pardus.org.tr/tanitin/ sayfasında eski bannerlar var yenileri isteriz :)

2- http://pardus.org.tr/kilavuz/ kurulum kılavuzunda şuraya gidin şunu okuyun, şuraya gidin bunu yapın yazıyor. Hepsi tek bir sayfada olmalı, kullanıcının dikkati ve ilgisi azalmadan iş tek bir sayfada halledilmeli gerekirse görsel kullanılmalı.

3- http://pardus.org.tr/eng/ ve Türkçe anasayfaya girdiğimde dikkatimi çeken şöyle bir şey oldu; bu sayfalar Pardus'un ne olduğunu bilen kullanıcılar için hazırlanmış! Pardus ile ilk kez karşılaşacak kullanıcı sayfaya geldiğinde pardus'un ne olduğu konusunda bir bilgilendirme olmalı, adam bir yerden pardus kelimesini duyup Google üzerinden bu siteye geldiğinde başka yerlere bakmadan önce anasayfaya bakıp bir fikir edinebilmeli.

4- Hizmetler sayfası yoksa linkini koymaya gerek yok bence. Olmayan bir sayfanın bağlantısını koymak sitenin bitmediği imajını doğurur, daha sitesi bile bitmemiş imajı dağıtımın imajını kötü etkileyebilir. Böyle bir iki link daha var.

5- Açık kaynak nedir, ücretsiz ve özgür olması neden daha iyi bu tarz bilgiler olmalı. Hakkında sayfasında bu tarz bilgiler biraz var ama şöyle bir sıkıntı var bunlar yeni kullanıcı için biraz ağır gelebilir daha sadece bir kaç cümleden oluşan, özgür çünkü şöyle ücretsiz çünkü şöyle, tübitak yapıyor çünkü böyle diyip ondan sonra merak eden olursa başka sayfalara yönlendirme yapılabilir. Öncelik bilgisi az olan yaşı küçük ya da linux ile alakası olmayan bir hevesle siteye gelmiş kullanıcıya bir fikir verip, dağımı denettirmek olmalı.

Ubuntu sitesinin rotator kısmının altında kalan bilgilendirme kısmı güzel bir örnek olabilir. Hatta komple siteyi örnek almakta fayda var, indirme sayfası bilgi sayfaları çok yerinde olmuş.

Elbette bunlar benim kişisel önerilerim, bu işin uzmanı değilim sadece yeni bir kullanıcı gözüyle siteye bakmaya çalıştığımda gördüğüm eksiklikler bunlardı.

Saygılar

3
Oca

Başlık belki yanlış oldu, PHP'de büyük boyutlu dosya yükleme sorunu olarak çevirsem daha doğru olurdu ama sorunu Wordpress kullanırken yaşadığımdan ve büyük ihtimal çoğu yeni kullanıcının aynı dertten muzdarip olduğunu düşündüğümden bu başlığı tercih ettim.

Bugunneizlesem üzerinden video yayınlamaya niyetlendim. Eklediğimiz kısa film tanıtımlarına o filmlerin trailerlarını ya da ilgi çekici bazı sahnelerini eklemek ziyaretçilerimizin hoşuna gidebilirdi. Video yayınlama kısmını Wordpress'in zengin eklenti desteği sayesinde hemencecik çözdük. Bir video dosyası yükleyip seçmek yeterli oluyordu ama bir sorun vardı ki dosya yüklerken maksimum boyut 2MB olarak ayarlanmıştı.

Sorunun Wordpressten kaynaklanmadığı kesin gibi bir şeydi, zaten loglarda zaman zaman php ile ilgili çeşitli uyarılarla karşılaşıyordum ve bende php için maksimum dosya boyutu sınırını nasıl arttırabileceğimi araştırdım ve buldum.

.htaccess dosyanızı açıp şu iki satırı ekleyin:
php_value upload_max_filesize 20M
php_value post_max_size 20M

İlki maksimum dosya yükleme limitini, diğeri ise POST verisinin maksimum boyutudur. Başta php.ini dosyasını değiştirip her sitede bu ayarları kullanmayı düşündüm ama ayrı ayrı standartlar belirlemeyi daha uygun buldum. Umarım yazı işinize yarar, kolay gelsin.
25
Ara
Giriş
LAMP, Linux Apache Mysql PHP kısaltması olarak aklımızda kalıyor. Bazı yerlerde P yerine PHP'den başka bir dil gelebilir ama bu yazıda PHP'yi anlatacağız. Günümüzde çoğu Linux dağıtımı temel ayarlarla gelmektedir, ben Ubuntu 10.04 LTS kullanıyorum ve temel Birkaç ayarı burada anlatmaya çalışmayacağım, uzmanlar anlatsın :) Aslında kendime not almak için yazıyorum bu yazıyı ama belki ihtiyacı olan vardır diye blogda yayınlıyorum tutorial kıvamında, yanlışım varsa şimdiden affola, yorumlarla bana düzelttirile!

Apache Web Sunucusu Kurulumu ve Ayarları
Apache günümüzde en yaygın olarak kullanılan web sunucularından birisidir. Bu yüzden apache ile ilgili bir çok doküman bulmak mevcut bu kısımda ayrıntıya girmeden apache kurulumu ve yapılandırılmasından bahsedeceğim. Öncelikle sisteminizde ki paketleri güncelleyin.
apt-get update
apt-get upgrade --show-upgraded
Ubuntu üzerinde apache’yi kurmak için aşağıdaki komutu kullanın. Bu komut apache version 2 serisini bilgisayarınıza kuracaktır.
apt-get install apache2
Bu işlemi tamamladıktan sonra sanal konaklama(Virtual Hosting) ayarlarını yapacağız.

Sanal Konaklamayı Ayarlamak
Öncelikle /etc/apache2/ports.conf dosyamızı kontrol edelim. Ben bu dökümanı hazırlarken içersinde
NameVirtualHost *:80
Listen 80
değerleri yazılmış ve hazır şekildeydi. Burada 80. portu dinlediğimizden ve sunucumuzun tüm ipleri dinlediğiden emin oluyoruz. Ardından açacağımız site için /etc/apache2/sites-available/ dizinine bir dosya oluşturuyoruz. Örnek olarak:
touch siteminadi.com
Bu dosyayı vim ile açıyor ve düzenlemeye başlıyoruz:
VirtualHost *:80>
ServerName www.siteminadi.com
ServerAlias siteminadi.com
DocumentRoot /srv/www/siteminadi.com/dosyalarhangidizindeyse/
ErrorLog /srv/www/siteminadi.com/logs/error.log
CustomLog /srv/www/siteminadi.com/logs/custom.log
/VirtualHost> (VirtualHostların başında < şu işaret var ama burada yazınca blogger sapıtıyor)

ServerAlias kullanıcılarınızın sitenize erişmek için kullandığı adresleri içerir, Log dosyaları sitenizin kayıtlarını tutar, document root sitenizi barındırdığınız dizini adresler, servername hangi barınağın hangi adrese gideceğini belirler. Elbette bunları buraya yazmanız direkt çalışacağı anlamına gelmez, DNS'lerini düzggün bir şekilde sunucunuzun IP'sine yönlendirmeniz gerekir. Bundan böyle sunucunuza bir istek geldiğinde önce izin verilen iplerden birisi olup olmadığına bakılır ardından uygun servername aranmaya başlanır ve bulunduğunda bu documentrootta bulunan içeriğe yönlendirilir. Bu dosyayı oluşturduktan sonra ya da önce belirttiğiniz dizinleri oluşturmanız gerekir, yoksa apache hata verir.

mkdir -p /srv/www/siteminadi.com/dosyalarhangidizindeyse
mkdir /srv/www/siteminadi.com/dosyalarhangidizindeyse/logs

Eğer dosyalar zaten ayarlıysa şu komut ile siteyi aktif hale getirirsiniz
a2ensite siteminadi.com
Bu komutla dosyanız sites-enabled dizine kopyalanır ardından apache'yi restart ederek ya da reload ederek siteyi açarsınız.

/etc/init.d/apache2 restart
/etc/init.d/apache2 reload
Mysql Kurulumu ve Ayarları
Öncelikle şu komutu çalıştırın

apt-get install mysql-server

Kurulum sırasında sizden root şifrenizi ayarlamanız istenir, bir şifre belirleyip not ediniz.
Mysql başlı başına bir konudur ama biz sadece bir veritabanı oluşturacağız şu komutla mysql sistemine giriş yaparsınız

mysql -u root -p

Şifrenizi girmenizi isteyecek root şifrenizi girip giriş yapınız.
Database oluşturmak için aşağıdaki komutu kullanın, sonuna ; işareti koymayı unutmayın, mysql'de komutlar ; işareti ile biter.

create database benimdb;

Database oluştu üzerinde bir kullanıcı oluşturup tüm haklarını bu kullanıcıya vermek için aşağıdaki komutu yazınız kullanıcı adı dbadmin şifre 12345 yaptım, siz daha düzgün bir şey seçersiniz.

grant all on benimdb.* to 'dbadmin' identified by '12345';

Flush komutuyla ayrıcalıkları güncelliyoruz.

flush privileges;

İşimiz bitince çıkış yapıyoruz

quit
PHP Kurulumu ve Ayarları
PHP bir programlama dilidir ve LAMP rehberinde onun kurulumunu anlatacağız. Şu komutla kurulumu yaparsınız.

apt-get install php5 php-pear

İsterseniz şu adresteki ayar dosyasını güncelleyebilirsiniz, başlangıç seviyesi kullanıcılar gerekmedikçe bu dosyayı güncellemek zorunda değildir. Çoğu ayar standart şekilde zaten yapılmıştır. Bir değişiklik yaparsanız Apache'yi restart etmeniz gerekir.

/etc/php5/apache2/php.ini

Mysql desteği için şu paketi kurunuz böylece PHP ile Mysql güzelce anlaşmaya başlar, Apache ise zaten PHP'nin dilinden çok iyi anlar ve kısaca LAMP kısmını geride bırakırız.

apt-get install php5-mysql libapache2-mod-auth-mysql

Grafiksel araçlar, çeşitli ayarlar bunların hepsi sonra yapılabilir ama öncelikli olarak sunucunuz artık bu bileşenlere sahiptir. Ayrıntılar vakit bulursam belki ileride burada yayınlanır. Okuduğunuz için teşekkürler

Kaynakça:

http://httpd.apache.org/docs/2.0/en/vhosts/name-based.html

http://library.linode.com/lamp-guides/ubuntu-10.04-lucid/

https://help.ubuntu.com/community/ApacheMySQLPHP

14
Eyl
Geçenlerde iş çıkışı arkadaşlarla otobüste muhabbet ediyorduk, geyik muhabbetinin ortasında birden "kalite nedir" diye bir soru sordum. Herkes kendince bir cevap verirken söylenenleri değerlendirdim ve aklımın bir ucuna not ettim. Epeydir günlüğümüze uğramadığımdan şöyle ufak bir beyin jimnastiğiyle tozumuzu atalım.

İktisada Giriş dersinde ilk öğrendiğimiz şey insan ihtiyaçlarının sonsuz olduğuydu. İhtiyaçlar sonsuz olduğundan dolayı bu ihtiyacı giderme adına sürekli yeni ürünler geliştirmeliydik. Kaliteyi tanımlarken ilk anahtar kelimemiz ihtiyaçlar olacak, aslında beklentinin de bir çeşit ihtiyaç olduğunu söyleyip kalite olgusunu tamamen ihtiyaca bağlayabiliriz ama burada belirtmek istediğim zaruri ihtiyaçlardır; ürün fikrini, ürün ihtiyacını ortaya çıkaran temel ihtiyaçlardan bahsediyorum. Mesela su içmek için bir bardak veya kaba ihtiyaç duyarız. Suyu içmek temel, ana ihtiyacımızdır. Ondan sonra gelen kullanışlılık, güzel gözükmesi gibi unsurlar kişisel beklentilere göre değişiklik göstermektedir. 30 yıllık bir bilgisayar daha önce bilgisayar görmemiş birisini heyecanlandırabilir ama bilgisayarı aktif bir şekilde kullanan ya da özelliklerini bilebilen birisi daha güçlü bir sistem isteyecektir. Tanımda kullanacağımız ikinci unsura beklenti diyebiliriz.

Kişi bilgi birikimi, dünya görüşüyle birlikte ihtiyacını gidermek için kullanacağı ürünü kafasında tasarlar, belli kıstaslar oluşturur ve onu yorumlar. Herkesin farklı bir beklentisi olabileceğinden bu beklentilere ulaşmaya çalışmak sürekli gelişim ve ürün takibiyle birlikte müşteri analizleri yapmayı gerektirir. Kalite bu çalışmanın sonucu olarak müşterinin beklentisiyle ana ihtiyacının karşılanma oranı ya da miktarıdır. Dünyanın en güzel elması tüm standartlara göre mükemmel olsa da herkese göre kaliteli sayılmak zorunda değildir. Elmas ne bilmeyen bir müşteri için bu taş çok parlıyor, hiç kaliteli değil gibi bir yorum olağan olabilir. Bu yüzden kaliteyi müşteriyi katarak tanımlarken beklentileri de tanımın içine katmakta fayda vardır.

Kaliteyi beklenti ve ihtiyaçların toplamı olarak açıkladık, bu ikisinin bir çember oluşturduğunu düşünelim. Kullanılabilirlik, ham madde, işçilik, tasarım gibi özellikler bu çemberin içini doldurmamızı sağlar. İçini ne kadar doldurabilirsek kullanıcıya uygun daha kaliteli ürünler geliştirebiliriz ama mutlak kalitenin varlığından söz edemeyiz. Bunun sebebi geliştirilen ürünle birlikte kalite beklentisinin de artmasıdır. Siz ne kadar iyi olursanız müşteriniz sizden o kadar daha iyi bir ürün geliştirmenizi bekler. Bu yüzden çember insan ihtiyaçları gibi sürekli genişler. Geliştiriciler olarak asla onun içini tam dolduramayız ama doldurmak için sürekli çalışırız.

Siz üretici, geliştirici firma olarak istediğiniz kadar kaliteli olduğunuzu savunun, projeleriniz düşük maliyetlerle mükemmel sonuçlara imza atsın ama ürünün ismi bile müşterinin hoşuna gitmese geliştirdiğiniz o mükemmel ürüne kalitesiz diyebilir. Onların beklentilerini ve ihtiyaçlarını ne denli karşılayabiliyorsanız kaliteli ürün oluşturmada o kadar başarılısınızdır. Burada beklentiye yoğunlaşma gibi bir yol izlenebilir aslında bu kısmen doğru bir yol gibi gözükse de beklentilerin tamamen doğru sayılması ve esas ihtiyacın göz ardı edilmesi riski tehlikelidir. Bu ürünün başlangıçta pazara girmesini sağlasa da ileriki zamanlarda ihtiyacı karşılamama durumu ortaya çıktığında pazara girdiği gibi hızlı çıkmasına sebep olabilir. İhtiyacı giderebilmek adına müşteriyi müşteriden iyi tanımalı onun ihtiyacını daha o farkına varmadan öğrenmeli ve gidermek için çalışmalara başlamalıyız.

Zor bir iş... kabul etmek gerek. Çok fazla değişkeni olan dinamik bir yapıdan bahsediyoruz. Bize yol gösterecek standartlar orada duruyor. İhtiyaçları olan müşteriler bizi bekliyor. Peki biz ne yapıyoruz? Evet, (umarım)çalışıyoruz.

Devamı gelecek...
7
Nis
Hata raporlama sürecinde hataların durumları hakkında görüş bildirmemiz gerekir bunlar ve açıklamalarını şöyle sıralayabiliriz:

Yeni(New): Yeni bir hata raporlandığı ilk ilk olarak bu etiketle durur. Herhangi birisi inceleyip hakkında yorum yapana kadar bu şekilde kalır.

Doğrulandı(Verified): Hata QA ekibi tarafından doğrulandıysa bu geliştiricilere bildirilir. Eğer projenin QA ekibi yoksa bu işle direkt olarak geliştiriciler ilgilenir.

Ertelendi(Deferred): Hata çok acil değilse ve inşa edilmekte olan sürüme yetişmeyecekse düzeltilmesi ertelenebilir. Genelde bir sonra ki yamada bu tarz hatalar düzeltilebilir. Düzeltilmesi daha uzun sürecekse bu etiketle kalır ya da daha sonra hatırlatma(remind) ya da sonra(later) gibi etkiketler alır.

Atandı(Assigned): Proje lideri hatanın düzeltilmesi için belli bir geliştiriciye atama yaptığında bu etiket kullanılır.

Çözüldü(Fixed): Geliştirici hatayı çözdüğünü bu şekilde bildirir. QA ekibi teste başlar.

Hata Tekrarı(Duplicate): Eğer daha önce girilmiş bir hata raporu tekrarlanmışsa bu şekilde etiketlenir.

Yeniden Üretilemedi(Could not reproduce): QA ekibinin bildirdiği hata ile tekrardan karşılaşılamadıysa bu durum bildirilir. Duruma göre QA test aşamalarını kontrol eder ve hatayı tekrardan üretip geliştiriciye geri iletir.

Geri Bildirim(FeedBack): Geliştirici hatanın nasıl oluştuğu konusunda yeterince bilgilendirilmemişse bu etiketi kullanır. Hatanın oluşum süreciyle ilgili ayrıntılı bilgiler aşama aşama geliştiriciye iletilmelidir.

Yeniden Açıldı(Reopen): Hata çözüldü olarak işaretlenmiş olmasına rağmen QA ekibi sorunun varlığını tespit ederse tekrardan bildirim yapar ve düzeltilmesi için çalışmalara başlanır. QA'in işi düzeltildiği söylenen hatanın düzeltildiğinden emin olmaktır.

Geçersiz(Invalid):
Hata olarak bildirilen sorun bir hata değilse geçersiz olarak işaretlenebilir. Genelde kullanıcılardan gelen eksik bilgiden kaynaklı sorunlar bu şekilde etiketlenir. Bu noktada topluluğa veya destek birimlerine pas atılır.

Kapalı(Closed): Eğer hatanın giderildiği QA ekibi tarafından onaylanırsa hata kaydı kapatılır.
31
Mar
QA ile Geliştirici ekibi arasında iletişim kritik öneme sahiptir. Bu iki ekibin ne yaptıkları konusunda bir birlerini sürekli haberdar etmeleri ve günlük toplantılarda bir araya gelmeleri test süreçlerinin ve hata takibinin verimli bir şekilde ilerlemesine büyük katkı sağladığı bir gerçektir. Her iki ekibinden bir birlerinden beklediği bazı şeyler vardır. Bunları nerede dile getirecekleri ve nasıl iletecekleri de ayrı bir sorundur. Klasik hata takip sistemlerinin yanında anlık düzenlemelerinde yapılabilmesi için farklı iletişim kanalları kullanılmalıdır. İletişim bu gibi konularda anahtar kelimedir.

QA ekibinin geliştiricilerden beklentisi başlangıçta ürünün ne olduğunu öğrenmektir. Eğer ürünün fikrinin ortaya çıkışından itibaren QA ekibini işin içine katıp SCRUM yönteminde ki gibi esnek bir gelişim süreci işlerseniz buna gerek olmayabilir ama hazır bir ürünü belli bir aşama kat ettikten sonra test edecekseniz ürünün ne olduğunu ve müşteriye nasıl sunulması gerektiğini QA ekibine anlatmanız gerekir. Aksi takdirde neyin doğru neyin yanlış olduğunun kararını vermek için QA ekibi tekrardan size dönmek zorunda kalır. Kullanıcılar tarafından ürünün özelliği sanılan bir konu geliştiriciler açısında bir hata olarak kabul edilebilir. Bu gibi sorunlarla karşılaşmamak için kontrol süreçlerine başlamadan önce ürün hakkında ayrıntılı bilgi QA ekibine verilmelidir.

QA için yararlı olabilecek bir diğer hususta olası hatalar konusunda geliştiricilerin görüşleridir. Karmaşık sistemlerde hatalara daha sık rastlanılır ve geliştiriciler daha programlama aşamasında nerelerde sorun olabileceği tahmin edebilirler, bunların önceden bildirilmesi QA ekibinin bu konulara yoğunlaşıp bu alanları iyice incelemesine olanak sağlar. Eğer bir hata bulunmazsa geliştiricilerin hata çıkma korkusuda giderilmiş olur.

Bir hata bulunduğunda bunun raporlanmasının ardından hızlı bir şekilde cevap verilmesi ve giderilme aşamalarının ne durumda olduğunun da QA ekibine bildirilmesi gerekir. Bir hata giderildiyse öncelikle bu bildirilmeli, düzeltiliyorsa ne kadar sürede düzeltilecek, geliştiriciler ne aşamadalar bunların hepsi bildirilmeli.

Benzer şekilde ürün üzerinde bir değişiklik yapılacağı zamanda QA ekibine anında haber verilmelidir. QA ekibinden habersiz bir değişiklik yapılması "bu değişiklik önemsiz ya da ufak görülse dahi" kritik hatalara yol açabilir. Ummadık taş baş yarar sözü kulağa küpe olmalı ve yapılan her değişiklik QA ekibine bildirilmelidir. Karmaşık ürünlerin gelişim sürecinde ufak değişikliklerin olmaması gereken alakasız hatalara yol açabileceği unutulmamalıdır. Gelecek olan güncellemeler, değişiklik notları, güncelleme takvimleri QA ekibine ivedilikle iletilmelidir. Bu şekilde ekipte kendini bu değişikliklere göre ayarlar ve zamanı geldiğinde uygun testleri yapabilir.
26
Mar

QA, Quality Assurance departmanı ürünün toplam kalitesinin ve müşteriye uygunluğunun arttırılmasıyla ilgilenir. QA Ürün veya hizmetlerin düzenli olarak farklı açılardan gözetlenmesini yapar ve kalitenin arttırılması için çalışır. QA ekibi bulunan hataların raporlanması ve düzeltilmesinin takibini yapar. Görevlerin yapılıp yapılmadığını kontrol eder. Bu süreçlerin uygulanmasında gerekli uygulamaları(yazılım) kullanırlar veya bizzat kendileri geliştirilmesi için çalışırlar. Acil durumlarda ürün veya hizmete müdahele ederek bakıma alınmasını sağlayabilirler.

Kullanıcı beklentilerini ölçmekte QA'in görevleri arasındadır. Çünkü beklentileri bilmeden bu beklentileri karşılamak için neler yapılması gerektiği bilinemez. Kaliteye ulaşılmasında en sık kullanılan yöntemlerden birisi Shewhart Cycle'dır. İkinci dünya savaşı sonrası dönemde Dr. W. Edwards Deming tarafından geliştirilen bu yöntem 4 aşamadan oluşur:

Plan - Amaçlanan hedefe ulaşmada gerekenlerin ve uygulanacak yöntemlerin belirlenmesi,
Hareket - Belirlenen süreçlerin uygulamaya konulması,
Kontrol - Uygulanan süreçlerin takip edilerek analizinin yapılması,
Eylem - İstenilenlere ulaşılmamışsa gerekli değişikliklerin yapılması.

QA bu süreçler boyunca çeşitli bilgilerden ve geri dönüşlerden faydalanmak zorundadır. Elde edilecek ürün için gerekli iş ve malzemelerden ürünün üretilmesinin ardından gelen kullanıcı şikayetlerine kadar bir çok veri değerlendirilmek zorundadır.
20
Şub
Wordpress kullananlar bilir otomatik güncelleştirme gibi güzel bir özelliği vardır.
Bazı sitelerde bu bölüme girdiğinizde sizden bağlantı bilgileri isteyebilir. Bunun sebebi sitenin dizinin ait olduğu kullanıcıyla siteyi çalıştıran apache kullanıcısının farklı olmasıymış.
Bu hatayı düzeltmek için sitenizin yüklü olduğu dizinin haklarını apache kullanıcısına devretmeniz gerekmekte. chown komutunu bu işi çözmek için kullanabilirsiniz. Mesela şu şekilde:

chown -R www-data:www-data /sitenin/dizini/buradayuklu/

Değişikliği yaptıktan sonra sayfayı yenileyip tekrardan otomatik güncelleme tuşuna basarsanız sitenizi rahatça güncellersiniz.



6
Şub
2008 Yılının Mayıs ayında Linux.Com yeni sitesini yayına sokmuştu. Sitenin yayına girmesiyle birlikte yeni özelliklerinden biri olan gruplar bölümüne Pardus Linux User Group adı altında bir grup kurmuştuk. Amacı yabancı kullanıcılara Pardus'u duyurmak olan bu grup bugün itibariyle yüzüncü üyesiyle çok daha büyük çok daha güçlü.

Elimizden geldiğince Pardus'un tanıtımına katkı yapmaya çalıştık. Umarım grubumuz daha da büyür ve bazı şeylere ön ayak olur. Son zamanlarda topluluk süreçlerinden oldukça uzak kalmış olsam da 100. üyemiz olan Volkan arkadaşımızın aramıza katılmasından çok mutlu oldum.

Amacımız yabancı kullanıcılarla birlikte olmak olsa da üyelerimizin çoğu Türk. Dilerim onların bu öz verisi yabancı kullanıcılarında dikkatini çeker de daha fazla kullanıcıya ulaşabiliriz. Destek veren herkese teşekkürler.
9
Oca
Sonunda taşınma işi bitti! Evet arkadaşlar sorunları halledip sistemimi tamamen sunucuya taşıdım. İlk django sitem nysera.net artık açık ama test yayınında diye not düşüyorum! Duyurusunu şimdiye kadar yapmamıştım çünkü tüm problemleri halledememiştim lanet bir satırın sonuna "/" işaretini koymayı unuttuğum için 10 sayfa hata kaydını okumak zorunda kaldım. Baştan daha dikkatli okusaydım bu sorunu yaşamayacaktım hatalara bakıyordum "mediaccs" diye bir şey var dikkatimi çektide anca fark ettim.

Django'yu Ubuntu kurulu bir sunucu üzerinde Emre Yılmaz'ın tavsiyesi ile apache ve mod_wsgi ile çalıştırıyorum. Aslında çoğu sitede mod_python örneği gösterildiği için onu kullanacaktım ama Emre'nin uyarısıyla mod_wsgi'a geçtim. Kendi hatalarımda dışında gayet memnunum.

Neyse mod_wsgi kullanmak için bu dökümanı tavsiye ederim.

Temel olarak kaynak kodlarınız arasına django.wsgi isimli bir dosya ekliyorsunuz sonra apache de confing dosyanıza bir iki ekle site hazır hale geliyor. Fazla uğraştıracak bir kısmı yok ama ben admin medya dosyalarının adresini düzgün yazmamışım. Öncelike ilk hata dökümanın tekinden direkt kopyalamam olmuştu. Bu Linux'a ne kadar alışık olduğunuzla alakalı bir şey hiç aklıma gelmemişti kütüphanenin orada olmayabileceği, sonra kendim arayıp doğru dizini buldum. Belki de bilerek yanlış yazmışlardı doğrusunu öğrenmemiz için... /usr/lib/ altına bakmanızı tavsiye ederim. Sonra bu konumu yazarken satırın sonuna "/" eklemeyi unutmayın derim. Apache'yi yeniden başlatırken bir uyarı vermiyor ama sitenizin kayıtlarına baktığınızda uzun bir listeyle karşılaşıyorsunuz^^

Bir başka hata debug seçeneğini kapattıktan sonra 404.html ve 500.html gibi hatalar için gerekli dosyaları oluşturmamaktı. Debug seçeneği açıkken Django'nun kendi hata sayfalarıyla karşılaşıyorsunuz ama debug'ı kapattığınızda bu dosyaların template klasörünüzde bulunması gerekiyormuş.

Bir diğer hata Türkçe karakter problemiydi. Şimdiye kadar hep sqlite üzerinde çalıştığım için mysql'de ayarların nasıl yapılacağı konusunda pek bilgim yoktu. Türkçe karakter problemini gidermek için yeni bir veritabanı oluşturmam gerekti ama bu sefer veritabanını oluştururken CREATE DATABASE mydb DEFAULT CHARACTER SET utf8 DEFAULT COLLATE utf8_general_ci; şeklinde karakter set ve collation ayarlarını ekledim. Bu Türkçe karakter problemini ortadan kaldırdı. Zaten kodları utf8 ile kaydediyorum tema dosyalarında da kodlama bilgisi utf8 olarak geçtiği için başka bir ayar yapmama gerek kalmadı. Bu tüyoyuda Ozan Hazer'in blogundan öğrendim, kendisine buradan teşekkür ederim.

Başka bir hata da setuptools'u kurmayışımdı. Django eggs dosyalarını kullanıyormuş. Ben bunu bilmiyordum dökümanın tekinde de kurulması gerektiği yazmıyordu ama eğer kendi sunucunuzu yönetiyorsanız python-setuptools'u da mutlaka yükleyin. Egg nedir merak ediyorsanız IBM'in geliştirici sitesinde çok güzel bir makale mevcut, işinize yarayacaktır.

Umarım bu yazı işinize yarar. Herkese kolay gelsin
20
Kas
Siteme Openid ekleme konusunu düşünürken uzun süredir düşündüğüm bir mesele tekrardan canlandı. İnternet o kadar hızla büyüyor ki içindeki verileri kontrol etmek gün geçtikçe zorlaşıyor. Sosyal ağlar, topluluklar, bloglar, her kesin açabildiği wikiler. Bu kadar yoğun bir bilgi bombardımanın ardında ihtiyacımız olan doğru veriyi alıp bilgiye ulaşmak imkansız hale gelebiliyor.
Bu sorun sadece sanal ortamda değil televizyonlarda, gazetelerde ve diğer medya unsurlarında da baş gösteriyor. Özellikle Amerikan televizyonlarında ki ekonomi ve politika programlarını seyrettikten sonra dünyanın ne büyük bir tehdit altında olduğunu bir kez daha kavrıyorum.

Ama şimdilik konumuz bunlar değil. Sadece internete yoğunlaşalım... internetin gücü diğerlerini ortadan kaldırmaya yeter. Şimdi bir kaç örnek vereyim mesela bugün başıma geldi bir kaç örnek kod aynı yerden alınmış ama eksik geçirilmişti. Ya da bazen yanlış olur sonuç olarak işime yaramayan bir bilgiyi bulmak için site site dolandım. Kaynak siteler öyle kötü ortamlarda değildi. Alanında uzman kişilerin yazdığını düşündüğümüz çeşitli metinler kullanıcıların hizmetine sunulmuştu ama sonuç olarak bana lazım olan kodun işime yaramayacağını uzun süren araştırmanın sonunda fark ettim. Bahsettiğim o uzun süre 10dakika da olsa eğer benim gibi 100 kişi varsa iş gücü kaybını hesaplayın da görelim. Başka bir kaynak direkt yalan haber yazıyor, kimisi iftira atıyor. Sadece kodlarla sınırlı değil habercilik ve eğitim kisfesi altında yanlış bilgi veren dolu kaynak var.

Aslında bilgi veren dememek gerek. Yanlış veri ileten araçlar olarak onları sıfatlandırmak gerek. Zira veri anlamlı değilse bilgi değildir. Belki şuan bende saçmalıyorum ama burası bir kaynak sitesi değil kişisel günlük :) Neyse...

Openid desteğini araştırırken aklıma Kore de uygulanan sistem geldi. Yanılmıyorsam sanal vatandaşlık kimliğiniz sanal işlemlerde kullanılabiliyordu. Bu şekilde herhangi bir yasa dışı faaliyette bulunduğunuzda hemen tespit ediliyor ve cezalandırılabiliyordunuz. Bunun yanında mesela fake hesap dediğimiz sahte hesaplar aracılığıyla insanları rahatsız etme olanağınızda ortadan kalkıyordu. Mesela bir oyun beta testine başlıyor. Her vatandaşa 1 hesap alma hakkı veriyor ve böylece ikinci üçüncü hesaplar alıp oyunu şişirmesi engellenebiliyor. Üstelik oyuncu oyunda hile yaparsa oyundan uzaklaştırılıyor ve bir daha giremiyor.

Benim istediğim işte T.C. Kimlik Numarasının sanal alemde bu şekilde kullanılabilmesi. Devlet bize bu bilgileri kontrol etme ve saklama hakkı tanısın. Tıpkı OpenId gibi Türk sitelerinde kullanabileceğimiz bir vatandaşlık numarası olsun ve bunu kontrol edebilelim. Belli bir sertifikasyon sistemi getirilsin. Bu kimlik numarası kaydını alan ve güvenli bir şekilde saklayan sitelere bu sertifikalar dağıtılsın ve siteler bu sertifikaya sahip olup / olmayan şeklinde sınıflandırılsın. Bir sonra ki aşamada bu siteleri düzenli olarak kontrol edecek bir topluluk oluşturulsun ve sertifika verilen sitelerde ki içeriği denetlesin. Uydurma / Çalıntı içerik tespit edildiği takdirde kullanıcılar bu siteleri topluluğa şikayet edebilsin ve sertifikaları elinden alınsın. Bu şekilde çekirdek olarak oluşan bir ağ zamanla gelişip güvenli içerik veren kaliteli sitelerin oluşmasına olanak verebilir. Kullanıcıların güvenini ve sertifikayı elde edebilmek için siteler kendilerine çeki düzen verir ve bizlerde işimizi çabucak hallederiz. Bu çatı elbette Linux altında kurulabilir. Elimizde e-devlet projesi ve Pardus'ta var hani... Yeterli araçlara sahibiz.

Bunu fişlemeye olanak sağlayan bir uygulama olarak görenler olabilir. Ben normal bir internet kullanıcısı olarak herhangi bir yasadışı işe karışmadıktan sonra yaptığım işlerin kayıt altına alınmasına karşı değilim. Birisi bir forumda bana hakaret ederse çabucak cezalandırılsın, cezalandırılmıyorsa da o forumdan uzaklaştırılsın ve bir daha karşıma çıkmasın isterim. Başka birisi benim sitemden yazıları çalıyorsa onu ifşa edebileyim, hakkımı koruyabileyim isterim. Bilmem siz ne düşünüyorsunuz? Önerileri alalım şöyle :)

Yazının devamı için tıklayın.
11
Kas
Netbook piyasası için çok önemli olan yeni SDK'in Alpha versiyonu yayınlandı. Bu adresten indirebilirsiniz. Moblin ve Windows ortamında uygulama geliştirmenize olanak sağlayan bu kit umarım işinizi görür.
22
Eki
Hangi paketlerin gerekli olup olmadığına bir göz atayım derken aklıma geldi böyle bir liste yapmak. Galiba bilgisayarın tüm nimetlerinden faydalanmıyorum neyse liste ve beraberinde ufak açıklamalar şöyle:

Pidgin - Artık başka bir mesajlaşma aracı kullanmıyorum. Sorunsuz bir araç ayrıca kuşları severim.
Firefox - Neredeyse sürekli açık bir program. Eklentileriyle(Adblock, chatzilla, download helper vb.) benim için vazgeçilmez.
Kate - Programlama için artık onu kullanıyorum. Böylece listeyi kısaltmış oldum. Tavsiyesi için Ali E. İmrek'e teşekkürler.
OpenOffice.Org Writer - Hikaye, haber ve diğer metin içerikli yazılarım buradan çıkıyor. Özellikle PDF dönüştürme işini sevdim çünkü doc, odf gibi formatların diğer platformlara taşınması sorunlu/zahmetli oluyor pdf ise bozulmadan her yere taşınabiliyor.
Amarok - Bana hantal geliyor, pek sevdiğim bir uygulama değil ama alternatiflerini bilmediğimden şimdilik onu kullanıyorum.
Dragon Player - İndirdiğim dizi bölümlerini buradan seyrediyorum. Nedense flv formatıyla sorun yaşadım ama onun içinde diğerleri yetiyor.
Ktorrent - Diziler diziler diziler Supernatural ile StarGate Universe bu aralar favorilerim. Torrent konusunda hepsi bir birinin benzeri gibi ben şimdilik bunu kullanıyorum, bir sorun da yaşamadım.

Aklıma geldikçe bu listeyi güncelleyeceğim. Yeni kullanıcıların işine yarayabilir.
30
Eyl

Özgürlükiçin'in tema bölümüne yeni özellikler eklene dursun bende orada yapılan çalışmalara heves edip azıcık görünüm ayarlarıyla oynamaya başladım. Normalde masaüstümü olabildiğince sade tutarım, malum işletim sistemini kullanırken ne kadar sade o kadar hızlı mantığı ya da bilgisayarcı büyüklerimin "bilgisayarcı dediğin sade olur" desturuyla olsa gerek hep klasik takılırdım. Bu kötü bir alışkanlıktı; tamam eski sistemlerde klasik takılıyorsun da öyle bir alışıyor ki insan artık süper bilgisayarlarla karşılaştığında bile önce sistemi sadeleştiriyorum. Klasik tema, klasik menüler ve diğer sıkıntılardan sonra Pardus 2009'umuz ile birlikte ekranımızı şenlendirmeye karar verdik. Blend temasının arka planına güzel mas mavi bir resmi döşedik. Panelin boyutunu küçültebildiğimi bilmiyordum! O da iyi oldu^^ Son olarak sistem ayarlarında renklere baktım ve temaya uygun mavili bir paleti seçtim, harika oldu. En çok sevdiğim yanı bilgisayarı kapatırken karşımıza çıkan seçeneklerin tasarımı. Tuşlar parlıyor :) Neyse şöyle bir ekran görüntüsü ekleyelim de herkes mavi düşlere dalsın!
5
Eyl
Bildiğiniz veya yeni öğreneceğiniz üzere Özgürlükiçin topluluğunun beyin bölümüne yönetici oldum. Sıklıkla yapılan yanlışları bir nebze de olsa düzeltmek için çeşitli çalışmalar yapıyoruz. En çok karşılaştığımız hata kullanıcıların üye olduktan sonra tüm sorunları ve fikirleri için beyin bölümünü ziyaret etmeleri. Şu cihazım bozuk yardım edin, wesnoth'a yeni harita eklensin, kde şöyle olsun gibi fikirler ortamı dağıttığından insanlar bölümden kaçmaya başladı. Bu konuda kullanıcıları uyarmak için şurada açtığım başlıkta şunları demiştim:

Merhaba arkadaşlar şu sıralar bölümü düzenlemekle meşgulüz, bu amaçla sizlerden de bazı konularda yardım bekliyoruz.

Öncelikle Beyin Bölümü Özgürlükiçin topluluğu ile alakalı önerilerin paylaşıldığı bir bölüm değil. Lütfen bu alandaki fikirlerinizi forumlarımızın İstek ve Öneriler bölümünde paylaşın. Bu konuya dikkat ederseniz bizi büyük bir sıkıntıdan kurtarmış olursunuz.

Beyin Bölümü, hatalarınızı takibi veya yeni paket istekleri yapacağınız bir bölüm değil. Bu konularda Pardus Hata Takip Sistemi'ni kullanmanızı rica ediyoruz.

Ayrıca fikir eklemeden önce arama bölümünden fikrinizin daha önce açılıp açılmadığını kontrol etmeniz daha sağlıklı olacaktır.

Urban Terror oyununa şu özelliksin eklesin demek için bu bölümü kullanmayın. Forumlarda ilgili konularda tartışabilirsiniz ama oyuna öneri getirmek için kendi sitesini kullanın. Pardus geliştiricileri sistemde kullandığınız tüm programları yazmıyorlar. Kendi geliştirdikleri sisteme var olan programları paketleyip kullanılabilir hale getiriyorlar. Bu yüzden onlardan tüm programları kafalarına göre değiştirmelerini beklemeyiniz.

Bir diğer husus Yeni Fikirler bölümüne forumda konu açmanız fikrinizin Beyin bölümünde gösterilmesini sağlamaz. Bunun için Beyin Bölümünü kullanınız. Süreç tersten işlemiyor :)

Tabi çok az kişi bu konuya baktı. Farklı bir şey beklemiyordum ama yine de kâr kârdım dedim ve konuyu açtım. Bölüme not düşmek gibi bir fikrimiz var o iş tamamlanana kadar bende böyle yan yollardan kullanıcılara ulaşmaya çalışıyorum. Gezegen bölümü toplulukta önemli bir yere sahip, hazır böyle bir imkan varken kullanmış oldum. :P
25
Ağu
Geçen günlerde Microsoft'un Word programının satışının durdurulma kararını hepimiz okuduk. Benzer bir haber Özgürlükiçin topluluğunda da yayınlandı. Küçük bir patent ihlali belki de bir ürünü ortadan kaldıracak, firmanın aldığı parasal cezadan bahsetmiyorum bile. Firma uzun süredir Avrupa Komisyonu rekabet kurulunca sıkıştırılıyordu. Bu kapsamda kullanıcılara tarayıcı seçim özgürlüğünü getirebileceğinden bahsedildi. Mahkemelerde genellikle rekabet kanunlarıyla alakalı davalar görüşülüyordu(benim takip ettiklerim) ama son mahkeme biraz farklıydı. Öncelikle karar bir Amerikan mahkemesi tarafından verildi ayrıca konu rekabet değil patentti.

Yazılımların patentlenmesi uzun süredir bir tartışma konusu olarak ortada. Yazılımların patentlenip patentlenmemesi karmaşık olduğu kadarda basit bir şekilde çözülebilecek bir sorun. Çözüm kullanıcılardan geçiyor ya da şöyle diyelim hangi durumda daha kazançlı? Toplum yararı mı, yoksa büyük şirketlerin kâr hedefleri mi? Bir kesim patentlerin yazılım sektörünün gelişiminde önemli bir yere sahip olduğunu savunurken başka bir kesim bunun gelişimi engellediğini söylemekte. Genel olarak büyük şirketlerin bu konuda kazançlı olduğunu görebilirsiniz, küçük işletmeler ve son kullanıcı için pek bir yararını göremedim.

Düşünün bir program yazıyorsunuz ve bu programda bir özelliği kullanıyorsunuz ama kullandığınız özellik bir Amerikan şirketi tarafından patentlenmiş. Onlardan izin almadan bu özelliği kullanamazsınız. Peki kendi yazdığınız bir özelliği daha önce başkaları tarafından kullanılıp kullanılmadığını nasıl kontrol edeceksiniz? Etmeli misiniz? Geliştirici neden bunlarla uğraşmak zorunda kalsın? Hangi patentin nerede geçeceği de ayrı bir sorun. Amerikanın kabul ettiği standartlar ile bizimkiler bir olmayabilir. Avrupa ile amerika arasında bu konuda geniş tartışmalar yapıldı. 2005 yılında yayınlanan başka bir yazıda amerika da alınmış 150000 patentten bahsediliyor. Yazılım geliştiricileri herhalde bir şeyler üretmeden önce bu patentlerin hepsine göz atmalı aksi takdirde kullandıkları geliştirdikleri bir ürünle patent ihlali yapmaları çok kolay. Özellikle Avrupa da yazılım patentlerini engellemek için oluşturulmuş büyük toplumsal hareketler var. Bunlardan bir tanesini örnek gösterelim: http://stopsoftwarepatents.eu/ okumanızı tavsiye ederim.

Yenilikçiliğin önüne geçen davalar sadece geliştiricileri değil kullanıcıları da zora sokmakta. Eğitimine kaynak akıttıkları bir ürün aniden ortadan kalkabiliyor. Ya da anlaştığı firma patent davaları yüzünden ortadan kalkıyor. Böyle durumlara düşmemek için müşteriler ürünü incelerken aynı zamanda kullandıkları ürünün patent ihlali yapmadığı konusunda %100 emin olmalı. Verdiğim örnekte de bahsedildiği üzere sadece web sitesi sahibi olduğunuz için mahkemeye verilebilirsiniz. Neden? Web geliştiriciniz bilerek veya bilmeyerek bir patent ihlali yapmıştır ve kabak size patlamıştır. Aynı sitede cep telefonları üzerinden siparişin patentlendiğini gördüm eheh tamda bu konuda bir fikrim vardı :(

Bu tarz sorunlardan kurtulmak için yapmamız gereken yazılım patentlerine karşı gelmektir. Bilgi evrensel olmalı ve özgürce paylaşılmalıdır. Patentler ile gelişimin önüne engel olmaktansa telif hakkı ile üretilen ürünü(fikri) korumak daha sağlıklı. Şu yazıya bakın! Kanserin belki bir tedavisi var ama ilaç şirketleri patentini alamadıkları için bu konuda araştırma yapmıyorlarmış. Eczacı bir arkadaşım vardı. İlaç sektöründe de bu tarz çalışmalar yapılıyor, "yeni ilaç üretemiyoruz ki" diyordu. Her şey patentlenmiş. Yeni bir ilaç yapmak için illa birinin patentlediği bir tekniği kullanmak zorundasınız. Bu şeye benziyor siteler üzerinde ilk video oynatan birisi olun, sonra bunun patentini alın bundan böyle sitelerde sizden izinsiz kimse video oynatamasın! Okudukça insan hayret ediyor, ne hale gelmişiz. Her şey para olmuş, yazık.
18
Ağu
Geçen gün güzel bir haber gördüm. Facebook da ki durum güncellemesinde yakınan bir bayan, patronuna da bir sürü laf ettikten sonra arkadaş listesine ekli patronu tarafından işten atılmış. Kendisine gülsek mi yoksa durumuna ağlasak mı bilemiyorum. Ama sabaha kadar olan vaktimde arada bir yazdığım düzgün yazılara bir tane daha eklemek niyetindeyim!(hadi ya?) Asıl amacım ileride daha geniş anlatacağım konulara giriş yapmak.

İnternet bence çağımızın en büyük buluşu. Tüm kavramları ve en önemlisi ticareti değiştiren, sessizce yapılmış bir devrimin kod adı. Yararlı olsun veya olmasın o kadar çok bilgi elimizin altında ki bu zamanda bilgi yönetimine ayrı bir önem vermek gerek. Sadece işimiz için gerekli olan bilgiler değil aynı zamanda kişisel bilgilerimizinde kontrolünü sağlamak en büyük önceliklerimizden biri haline gelmeli(geldi bile). Burada bahsettiğimiz kişisel bilgilerimiz, sevdiğimiz şeylerden, günlüklerimize oradan arkadaşlarımıza, iletişim bilgilerimize kadar uzanan internet'e yakışır bir ağ içindeki verilerden oluşuyor. Kendinizi açmak başta hoşunuza gidebilir ama paylaştığınız bu bilgilerin bir gün size karşı kullanabileceğini unutmamanız gerekir. Mesela burada sizi uyararak ileride bu bilgileri toplayıp satan bir firmaya işe girme olasılığımı azaltmış oluyorum. Belki hedef haline gelmiş olurum, bilmem anlatabildim mi? (ki çok ihtiyacım var o işe, cidden! gerekirse bu yazı silinecek! alsdald)

Yazdığınız her mesaj, internet'e yolladığınız her şey hakkınızda bilgi edinilmesini daha da kolaylaştırıyor. Siyasi görüşünüz doğrultusunda fişlenebilirsiniz, yazdıklarınıza kızan birisi tarafından taciz edilmeniz de mümkün.(bakınız telefon ve mail sapıkları) Gece vakti yazdığınız sert bir yazı uzun bir mahkeme sürecinin başlangıcı olabilir, dediğim gibi her şey mümkün.

İşin başka bir noktası girdiğiniz bu verilerle insanlara göre bir taraf olmanız. Yazdıklarımız herkesin anlayabileceği şeyler olmayabilir, forumlarda tartışırken aslında her yerde konuşulmaması gereken konulara girmiş olabiliriz. Böyle durumlarda yazdıklarınızı yanlış anlayacak veya kavrayamayacak kişilerle muhatap olmak zorunda kalabilirsiniz. İşin kötü yanı ağır ithamlarda bulunmayı çok seven çocuklarla bir şeyler üretmeye(en azından fikir) çalışan insanların gereksiz tartışmalar yüzünden karşı karşıya gelmesi. Bir tarafın sadece zevk için çıkardığı tartışma, karşıda ki "vakti" önemli şahsın saatlerini heba edebilir. Yani kişi kendisini açarak kişisel bilgilerini tehlikeye atarken sosyalleşme ve paylaşım adına değerli vaktini de kaybedebilir.

Bu ve benzeri koşullarda kullanıcıların güvenliğini ve huzurunu sağlamak, sanal toplulukların yöneticilerine düşen görevlerden biri olmalı. Dikkatsizce dağıtılan kişisel bilgilerin kullanıcılara zarar verebileceği hatırlatılmalı.(Mümkünse gizlemeleri tavsiye edilmeli) Yazılan her şey gibi verilen her bilginin getirdiği sorumluluklardan bahsedilmeli. Kendimizi popüler olma arzusuna kaptırıp özel hayatımızı ve gizli bilgilerimizi insanlığa açmak için ya tamamen "özgür" ya da "çılgın" olmalıyız. Sanal alemde sanal parmaklara kurban gitmemek için lütfen dikkat edelim.(Dokunulmaz değiliz demek istedim gece gece yanlış taraflara çekmeyin!)
6
Ağu
Geçen seferki yazıdan beş gün geçti. Bu arada dün İstanbul'a gidip Artistanbul ekibiyle tanıştım. Çok sıcak karşıladılar hiç yabancılık çekmedim. Başlangıçta biraz heyecanlı oluyor insan sonuçta sadece internet üzerinden görüşmüş olduğunuz kişilerin gerçekte nasıl bir karaktere sahip olduğunu bilemiyorsunuz. Şükür, tam düşündüğüm gibi iyi insanlarla karşılaştım. Ali abi ile uzun uzun sohbet ettik daha doğrusu o konuştu ben dinledim! Gece biraz geç yatmıştım sabahta erken saatte kalkınca fazla konuşacak halim kalmıyor. Bu bizim bilim kurgu ve fantezi kulübünün etkinliklerinde de sık sık başıma musallat olmuş bir dert. Herkes enerji dolu, hobarey leyletlöy zıplarken ben bir köşede uyusam da gece devam etsem hayata diye düşünürdüm.

Neyse, Ali abi ile muhabbetlerin birisinde çeviri süreçlerinden bahsedildi. Bazı projelerin çevirilerinin nasıl yapıldığını uygulamalı olarak gördüm. Moblin'in çeviri sitesinden etkilenmiştim, meğerse bir şey değilmiş. İnternet üzerinden şakır şakır çeviri yapabildiğiniz, geçmişte çevrilen kelimeleri tavsiye olarak gösteren sistemler var! Onları görünce uykum açıldı :D Ben heyecanla şu yetkilendirme işine beklerken KDE ekibi neler yapıyordu nelerrrrr. Akşam bu güzel sohbetin ardından yine İstiklal Caddesine açıldım. Sigara içen bir kaç güzel bayana acıdım, Turkcell'e "Hayır lan merak etmiyorum!" diye bağırdım, iyice bir gezip tozutturduktan sonra(ki o sıcakta bunu yapmak delilik!) eve döndüm.

Yukarıda ki paragraftan almanız gereken kısım KDE'nin çeviri sisteminin daha iyi olduğu. İşte geldim eve baktım mailleri kontrol ettim. Moblin'in çeviri editörüyle görüşüyordum(mailleşme) kendisi dokümanlara bak orada yazıyor derken ben yetkilendirilmem gerektiğini söylüyordum :) Sanırım saat farkından dolayı oda benim gibi uykusuzdu. Gece bir cevap gelmemişti ama bu sabah geldi ve yetkilerimle birlikte(upload edebilme) çevirilere başladım. İlk projeler bir kaç satır çeviri gerektirirken yavaş yavaş zorlamaya başladı. Bir kaç gün içerisinde bitirmeyi planlıyorum.

Amacım hem insanlığa faydalı olmak hemde çeviri sayesinde kelime haznemi geliştirmekti. Aslında sonradan Pardus'un çevirilere katılsana salak diyerek kendimi üzdüm ama ona başka bir alanda destek vereceğim. O da diğer bir yazının konusu olsun ;)
1
Ağu
Duydum ki Moblin'in çeviri işleri sessiz sedasız yürüyormuş. Çevrilen diller arasında henüz Türkçe yok. Bu işe meraklı arkadaşlar varsa duyurusunu buradan yapmış olayım böylelikle bizde kendimize düşen görevi yapalım. Öncelikle Moblin.Org sitesi üzerinden L10n projesine üye olun. Tabi projeye üye olmak için siteye üye olmuş olmanız gerekiyor söylememe gerek yoktu ama söyledik işte :P

Bu adresten mail listesine üye olabilirsiniz.

Çevirinin nasıl yapılacağı şu dokümanda yazılıyor. Çeviri işleriyse http://translate.moblin.org/ adresinde yürütülüyor. Gerekli işlemleri yapmak için proje yöneticisinden izin alınması gerekiyormuş ondan sonra istediğiniz projeyi seçip .po dosyalarıyla oynaşmaya başlayabilirsiniz.
31
Tem

Sonunda eve döndüm. Tahmin ettiğim gibi burası yanıyor. İki gece önce köyde öyle bir fırtına koptu ki, bir bilseniz gece sesten zor uyuduk. Orada hava çok güzel, serin olduğu için geceleri çok rahat uyuyorsunuz. Eve geldiğimde şöyle bir kestireyim dedim yemedi. Yükseklik farkı üstüne bir de temiz havayı bırakmış olmak bünyemizi bir kaç günlüğüne sarsacak.
Aslında daha kalabilirdim ama iş bakmam gerekiyordu. Boş boş köyde otur nereye kadar. Hazır borsa uçmuşken belki bende bir iş bulurum dedim ve İzmit'e kaçtım. Sıkılıyorum köyde bir aydan fazla kaldım mı. Sevmediğimden değil ama işte boş durmak hoşuma gitmiyor. Herkes bir işle uğraşırken benim onları seyretmem gıcık bir durum. Arada yardım ediyordum edebildiğim kadarda artık dönmenin zamanı gelmişti.
Bir sürü şey yaşadık işte, geldik. Eğlendikte üzüldükte. Köyden inmeden önce mezarlığa gittik, önce dedemin mezarına gittim. Orada ip koptu duygulanmaya başladım. Sonra diğerlerine uğradık. Yolda ağlayasım geldi. Yıldızları seyrettim bir süre, batıya doğru geldikçe geceleri yıldızları görmeyi başarabildim bizim orada geceleri yağmur yağıyordu hep. Neyse, baktım yıldızlara. Bir birlerine ne kadar yakın gözüküyorlardı ama aslında uzaklardı. Çok uzak hemde. Sadece bir birlerinin ışığını görebiliyor ama daha öteye yaklaşamıyorlardı. Yine yıldızlar kadar yalnızım dedim. (sırf şuradan bir film çıkarırım) Eve geldiğimde artık beni karşılayacak kimse yoktu. Hepsi köyde. Bense yine yalnızım. Önümde bilgisayar(ki şu anda çığlık attım yer kalmamış offfffffffffffff bende niye Pardus 2009 inmedi diyorum) uğraşıyorum. Artık iş bulana kadar böyle takılırım iş bulunca da zaten yorgunluktan yalnızlıkmış, yıldızlarmış kim takar :D

Evde olsaydım yazmayı düşündüğüm bir haber vardı. Microsoft'un ekonomik krizde düştüğü durumda özgür yazılımların katkısı ne orandaydı. Şimdi bir habere bakıyorum Yahoo ile Google'a karşı işbirliği yapacaklarmış, tutarsa artık. Efendim habere göre MS'un kâr oranı bir miktar düşmüş, düşmeye de devam edecekmiş. Şimdi Özgürlükiçin.Com da yayınlanan haberlere baktığımızda Letonya dan bilmem ne cumhuriyetine kadar bir çok devlet özgür yazılımlara göç ediyor. Böyle bir ortamda kurumsal müşterilerini kaybetmeye başlayan Microsoft bu kazancını nereye kadar sürdürebilir?

Kriz ortamında kurumlar yüksek lisans bedelleri ödemek yerine bunlara verecekleri paralarla kendi yazılımlarını geliştirme yoluna gidiyor. Tüm bu kurumların transfer işlemleri tamamlandıktan sonra son kullanıcılarında kurumlardaki sistemlere uyum sağlamak için özgür yazılıma geçiş yapma ihtimali yadsınamaz. Zaten böyle bir akım varken Microsoft'un neler yapacağını merak ediyorum. Büyük başarılar kazanmış bu firmanın gelecekte atacağı adımlar kendisini bitirebileceği gibi özgür yazılım camiasının en büyük oyuncularından birisi haline getire de bilir. Benim beklentim kodlarını açmasa da ileri ki dönemde Microsoft'un yazılımların ücretleri konusunda büyük indirimlere gideceği yönünde. Bu şekilde kazancını bir miktar kaybetse de pazar payını koruyabilir ama er ya da geç daha köklü bir değişim yapmak zorunda kalacak.

Nereye geldik? Ehh Pardus'tan bahsetmesek olmaz. Köyde babam ağaç sansarı görmüş(zerdeva) aha dedim Pardus bizim bahçeye kadar gelmiş! Gelmemişti tabiki. Zerdeva şekilde ki gibi bir hayvan. Özlemiştim Pardus ile uğraşmayı gelir gelmez indirmeye başladım ama yer kalmamış tekrardan indirmem gerekecek. İlk izlenimler oldukça olumlu. Beklediğimize değmiş gibi gözüküyor. Kurulumu gerçekleştirdikten sonra daha ayrıntılı bir şeyler yazacağım.