19
Nis
Pardus'u kaldırmak isterken sistemi açılmaz hale gelen veya bu durumdan korktuğu için kaldırmayı göze alamayan kullanıcıları okudum forumlarda, maalesef verilen bazı yanlış bilgiler de bu duruma yol açabiliyor. Aslında sorunsuz bir kaldırma için küçük bir püf noktası var işin;

Disk bölümlerini biçimlendirmeyi en sona bırakın. Önce sistemde kalmasını istediğiniz işletim sisteminin önyükleme yazılımını onarma işlemini yapın.

Windows kullanıcıları bu işlemi Windows kurulum DVD'sindeki başlangıç onarma seçeneği ile yapmalıdır. Diğer Linux dağıtımı kullanıcıları dağıtımın wiki veya forum sayfalarına bakmalıdır.

Bilgisayarı başlattığınızda Pardus'un resimdeki önyükleme menüsü ile karşılaşmıyorsanız işlem başarılı olmuş demektir, artık açtığınız diğer sistemden Pardus bölümünü biçimlendirebilirsiniz.


Eğer Pardus yerine başka bir Linux dağıtımı veya Windows kurulumu yapacaksanız zaten böyle bir işleme gerek olmayacaktır. Herhangi bir dağıtımın Live CD'si ile Pardus böümündeki dosyalara ulaşabileceğinizi de unutmayın.
10
Nis

Pardus projesi 2011 yılının son aylarında, kağıt üzerinde olmasa da fiilen sona erdirildi. Aslında olayların gelişimine bakınca buna sona erdirmek yerine  infaz etmek demek daha doğru olacak, infazdan sonra Pardus'un başarısızlığından ötürü suçlu bulunmuş olduğunu öğrendik. Ancak bu konuda hiçbir doyurucu açıklama ve objektif bir değerlendirme sunulmadı. 

Şimdi kimse "ama Proje devam ediyormuş...." falan demesin lütfen, Pardus'a ait herşey artık birer tarihi eserdir, yarın bir dağıtım daha çıksa bile o başka bir şey olacak.

Ben de başarısızlıklar neler olabilir diye düşünerek aslında epeydir yazmak istediğim bazı tahminleri ancak yazma fırsatı bulabildim.

Belki kötü bir ürün olduğu için başarısız görüldü. Pardus'un Türkçe hata bildirimi kabul etmesi ve Türkçe belgelendirme ve gönüllü desteği nedeniyle ülkemizde hızlıca yaygınlaşması zaten normaldi. Tarafsızca değerlendirmek için uluslararası sitelerde Pardus hakkında yapılan incelemelere ve yurt dışındaki Pardus kullanıcılarının açtıkları sitelerdeki değerlendirmelere ve desteğe bakmak gerekiyor. Ben bakınca Pardus'un  kötü bir ürün olmadığını açıkça görüyorum.

Belki de kamu kurumları kullanmadığı için başarısızdı. Demek ki pek çok kamu kurumu Pardus'a göç çalışması başlatmış ancak Pardus yetersiz-başarısız olduğu için göç yürümemiş olmalı. Böyle bir şey duyan, gören, bilen var mı? Böyle bir şey olmadı, dahası Pardus'a kısmen veya tamamen göç eden birkaç kurumun halen Pardus kullandığını biliyoruz. Hatta bugün kağıt üzerinde bir Pardus kaldıysa belki varlığını bu kurumlara borçludur. Bence Pardus kamu kurumları için de oldukça yeterli bir ürün sundu.

Zaten Pardus'un kamu kurumlarında yaygın kullanılmamış olmasının nedenini kime sorsanız size anlatır;

  1. Kamu idaresi 5 yıl boyunca kanun, yönetmelik, genelge bağlamında kamu kurumlarını Pardus göçüne hazırlayıcı, teşvik edici veya bağlayıcı hiçbir çalışma yapmadı. 
  2. Yapmadığı gibi ihalelerde MS (Microsoft) teknolojilerine bağımlılığı arttıran yatırımlara da izin verildi. Hatta daha da kötüsünü yaparak kamu hizmeti almak isteyen vatandaşların MS ürünleri satın almasını zorunlu kılan hizmetler bile sundu.
  3. Kamu'da bilgi işlem kadrolarında görevli personellerin pek çoğu kamu yararını düşünüp MSCE ve eşdeğer belgelerini duvardan indirip çekmeceye koymak istemedi. Pardus ile karşılaştıklarında Pardus'un MS teknolojileri ile olan uyumsuzluklarını ve farklılıklarını bahane ederek çamur atıp, tepeden bir bakışla ahkam kestiler. (Ama yine de memurları suçlamayıp amirlere bakın, onlara bu fırsatı veren yine kamu idaresinin iradesizliğiydi)

Kısacası kamu idaresi 5 yıl boyunca Pardus'u yok saydı, MS ürünleri kadar sahiplenmedi. Tüm bunların sorumlusu olarak Pardus infaz edilmiş olmamalı.

O zaman  Pardus yönetimi başarısızdı. Bu önerme zaten (geçtiğimiz haftalarda) Pardus'un gıyabında yapılan yargılamada en çok oyu almış görünüyor, hatta diğer maddelerin pek çoğu da kendi içerisinde yönetim başarısızlığını taşıyor. (bkz: http://nyucel.blogspot.com/2012/03/pardusun-yarn-calstaynn-ardndan-2.html)



Pardus'u infaz edenler çalıştay katılımcıları gibi sadece yöneticileri sorumlu göstermiş olsaydı yöneticileri değiştirmeleri ve yeni politikalar belirlemeleri yeterli olacaktı, ama aşırı bir tepkiyle mühendislerle birlikte projeyi tamamen dağıtmak yoluna gidildi.

Ayrıca son zamanlarda infaz nedenlerinin sadece bunlardan ibaret olmayabileceğini de düşündüm, kağıt üzerinde bir isim olarak kalan projenin BİLGEM'den ULAKBİM'e bağlanmış olması projenin çalışma şeklinin de değiştirilmek istendiğini gösterdi. Ancak bu da mühendislerle birlikte projeyi dağıtmayı gerektirecek bir sebep olmasa gerek.

Sonuçta kamu kurumlarında yaygın kullanılmaması, kötü bir ürün olması ve kötü bir yapılanma ile geliştirilmesi gibi gerekçeler yukarıda yazdıklarımı çürütecek şekilde nesnel olarak ispatlanmış olsaydı bile, bunların hiç birinin çözümü projeyi yok etmeyi gerektirmiyordu. Tabii gerçekten amaç Pardus'u devam ettirmek idiyse.

Şimdi tüm bu yazdıklarımı bir kenara koyup bir de şuna bakıyorum; Önce sorunları tespit edip çözüm arayalım, gerekiyorsa ondan sonra yok ederiz demek yerine aceleyle infaz ettikten sonra gelin bakalım neymiş bu Pardus'un başarısızlığı demenin profesyonel bir yeniden yapılanma çalışması ile ilgisi yok.

Tüm bunların ışığında projenin ipinin geçen yıl ortalarında çoktan çekilmiş olduğu, ipi çekenlerin başarı ve başarısızlık gibi bir hassasiyetlerinin olmadığı, bunların sadece bahaneler olduğu, nesnel değerlendirmeler yapılmadığı, yeniden yapılanmadan anlaşılanın yok et ve yeniden inşa et olduğu sonucuna vardım. 
 
Eh, pek çok kurumun, sevimli görünmesi için adına yeniden yapılanma denilen bu çarktan geçtiğini biliyoruz, ancak işin bu pis kısmını değerlendirecek değilim.
20
Ara
Pardus proje yönetici tarafından yapılan 2 Kasım tarihli son açıklama ile Tübitak bünyesindeki yeniden yapılanma çalışmalarına bağlı olarak Pardus projesinde de bazı değişiklikler olacağı belirtilmişti.

Proje çalışanları ve projeden ayrılan geliştiriciler Tübitak ile yaptıkları gizlilik anlaşmaları nedeniyle açıklama yapamadıkları ve henüz resmi bir açıklama da olmadığı için projenin geleceği konusunda ne gibi değişiklikler olduğu bilinmiyor.

En son Pozitif.tv yayınına katılan geliştiricilerden Gökmen Göksel, Pardus 2012 bireysel sürümü olmayacağını 2012 sonunda 2013 bireysel sürümü yayınlanmasının planlandığını söylemişti. Ancak eski Pardus kullanıcıları böyle uzun vadeli planlamaların hiçbir zaman tutturulamadığını biliyor :)

Son günlerde ise projenin bireysel sürümleri artık yayınlamayacağı sadece Kurumsal sürümlerle yoluna devam edeceği bazı listelerde konuşulmaya başlandı. Bu, Pardus 2011'in son bireysel sürüm olarak kalacağı ve bireysel kullanıcılara veda edileceği anlamına geliyor.

Şu günlerde herkesin gözü yapılacak resmi açıklamalarda.
23
Kas
Sayın Bakan bazı eleştirileri yanıtlamış;


Okurken aklıma gelenleri yazayım dedim.

"Yasak söz konusu değildir. Tamamen isteğe bağlıdır."

Yıllardır mahkeme kararlarıyla genel sansür uygulanıyor, bunun adı yasak değil mi? Değil, çünkü ortada özgür bir internet olmayınca yasak kelimesinin anlamı kalmıyor. Üstelik "Bedelli askerlik" aslında "Bedelli tezkere", yani askerlik=tezkere olabildiğine göre yasak=özgürlük de olabilir, tabi tabi neden olmasın?

"...biz mahkeme kararını tanımıyoruz, internete yasak gelir mi?' diye duyarsız kalıp, mahkeme kararını uygulamayacak mıydık? Biraz insaf lazım."

Bu mahkemeler keyfi değil ilgili kanuna göre karar veriyor, bu kanunları da leylekler getirmedi ki? Kanunları çıkartıp sonra "ne yapalım mahkeme kararı" demek... biraz insaf.

''Biz ne yapacaktık; 'ey Youtube, sen istediğin gibi Atatürk'e hakaret et,... ama sonunda biz Youtube'u dize getirdik."

Malum ülkelerden birinde 17 yaşındaki bir çocuk lise arkadaşlarına hava atmak için bir video hazırlayıp paylaşıyor ve paylaştığı sitenin 70 milyona yasaklandığını öğreniyor. Bu eğlenceyi görenler acaba Türkiye'de şu siteyi de yasaklatabilir miyim diye yarışa girmeye başlıyor. X Ülkesindeki birisi suç işliyor, cezası 70 milyon insana kesiliyor, pardon dize getiriliyor.

"'Milyonlar kazanıyorsunuz, beş kuruş vermiyorsunuz, bunu yapmaya hakkınız yok, temsilciliğiniz yok' dedim"
 
Dedi ve masum vatandaşlarına zincir vurdu, kendimi rehine gibi hissetmiştim. Hadi rehine olmayı kabul ettik diyelim, Youtube, kendisi gibi yüzlerce site ile birlikte uzun yıllardır aynı şekilde çalışıyordu, beş kuruş vermedikleri hakaret videoları yayınlanınca mı akıllara geldi, bu zaafiyetin vergi kaybının hesabı kime sorulacak? Ve neden sadece Yutub'un 5 kuruşu hesap ediliyor? Ayrıca TC'de iş yapan şirket ve şahısların yurt dışındaki hosting firmalarına ödedikleri kuruşlar nasıl vergileniyor?  Youtube hakaret dolu yorumlarla dolu, onlar ne olacak?  Bu işte başka hesaplar mı var? 

Neyse, fazla kafa yorarsam sıyıracağım. Görünüşe göre TC Devleti birilerini dize getirmek için vatandaşlarını rehine olarak kullanmaya devam edecek.


Ayrıca bir zamanlar güvenli bilgisayar ve internet kullanımı için Pardus kullanılabileceği de yazılan http://guvenliinternet.org/ sitesi artık Microsoft'a emanet edilmiş durumda, reklamlar gırla gidiyor.
12
Eyl
Spor Genel Müdürlüğü 81 vilayette bulunan il müdürlüklerini de içerisine alan yeni bir yapılanma amacıyla tüm bilgisayar sistemlerini tek bir etki alanına (domain) dahil etme çalışmaları yürütüyor. Bu çalışma özel bir firmaya ihale yoluyla verilmiş durumda.

Ancak yapılan çalışmalar tamamen Microsoft teknolojileri kullanılarak yürütülüyor ve firma tarafından il müdürlüklerinde bulunan Pardus sistemler yerine Windows kurulması isteniyor. 81 İlde toplam 1600 civarında bilgisayar kullanılmakta.

Böylece ülke çapında teşkilatlanmış olan bir kamu kurumu adeta Pardus'a kapılarını kapatmış, gücün karanlık tarafına geçmiş oldu.
7
Ağu
Linus'un Xfce kullandığı haberine hiç şaşırmadım. Genelde bilgisayarda masaüstü ile ilgilenmeyip uygulamalarla çalışan kişiler için masaüstünde en çok kullanılan eleman herhalde görev yöneticisi ve sayfalayıcıdır. Eh bunlar Xfce'de de KDE'de de GNOME'da da hemen hemen aynı işlevsellikte mevcut. Herhalde Linus (Torvalds) da böyle birisi.

Adam haklı plasma eklentileriyle ne yapacak veya Unity'nin yeni kurallarıyla mı uğraşsın (hiç kullanmadım henüz). Ben de uzun zamandır Xfce kullanıyorum, arada KDE'de kullanıyorum ama KDE masaüstüm hep Xfce'deki gibidir mesela.

Yani adamın derdini anlıyorum, masaüstü ayak bağı olmasın yeter diyor. Eh bir de şak diye açılıp kapanıyorsa öp de başına koy.

Ama yanlış anlaşılmasın Conky ve Cairo Dock gibi zımbırtılarla Xfce de çok çekici bir masaüstüne dönüşebiliyor, gogıl görsellerde bir gezince insanların neler yaptıklarına şaşırıyorum, bence "Masaüstü Süsleme Sanatı" diye bir sanat dalı bu, bazı adamlar gerçekten sanatçı gibi beziyor, baktıkça insanın dibi düşüyor. Compiz ile coşkuyu verince de demeyin keyfine :)



31
Tem
John Carmack, 2005 yılındaki QuakeCon'da Call of Duty, Quake III Arena, Star Wars Jedi Academy gibi oyunların yapımında kullanılan id Tech 3 oyun motorunu GPLv2 ile dağıtacağını duyurmuş, kısa süre sonra da yayınlanan GPL kodlar ile Urban Terror, Smokin' Guns gibi özgür oyunlar yapılmıştı.

Bu yılki QuakeCon (4-7 Ağustos 2011) ise geldi çattı. Her ne kadar id Tech 4'ün wiki sayfasındaki lisans bölümünde 2011 için GPL olacağına dair doğrulanmamış bir not bulunsa da, henüz yeni yayınlanmış Brink gibi oyunlarda geliştirilmiş bir sürümü kullanılamaya devam edilen bu oyun motoru için bu notun muzip bir şaka olma olasılığı bence yüksek.

Yine de bir umut oluyor insanda, ne de olsa sözü alnmış. :)
7
Tem
Pardus Kurumsal 2'de Kdenlive gibi bir araç bulunmadığından video işleme ihtiyaçları için Avidemux veya konsol araçlarını kullanmak gerekiyor. Bugün yüksek kaliteli bir videodan birkaç parçayı alıp tek bir video olarak sunmam gerekti, Avidemux ile kestiğim parçalarda ses kanalını almayı başaramadım, zaman kaybetmemek için konsolu açtım ve aşağıdaki gibi birkaç komutla çok kısa bir sürede işi hallettim.

Önce videoyu izleyip kesmek istediğiniz bölümlerin başlangıç konumunu ve süresini saat:dakika:saniye olarak bir yere not edin, sonra konsolu açıp her bir parçayı sırasıyla aşağıdaki gibi ayrı bir video olarak kaydedin;


ffmpeg  -i  kaynak.mpg  -ss 01:34:00  -t 00:17:30  -vcodec copy  -acodec copy   vtr1.mpg


Burada [-ss 00:00:00] başlangıç konumunu [-t 00:00:00] ise süreyi belirtiyor, diğer parametreler video ve ses kanalı kalitesinin değiştirilmeyeceğini ifade ediyor, böylece daha hızlı oluyor. Daha sonra kesilen parçalar yine kalite değişimi olmadan aşağıdaki gibi tek bir video olarak birleştiriliyor.

mencoder  vtr1.mpg  vtr2.mpg  vtr3.mpg  -oac copy -ovc copy -o  sonuc.mpg
26
Haz
Bilgisayar aracılığıyla görsel ve sesli iletişim benim için şimdiye kadar önemli bir ihtiyaç olmadı. Bir ara aceleyle kullanmak zorunda kaldığımda kısa bir süre Skype kullanmıştım ve sonra kaldırdım.

Bu konu üzerine çok düşünmemiş olsam da Linux tavsiye ettiğim bazı arkadaşlarımın MS Live ağındaki bağlantıları ile görsel iletişim kuramamaktan şikayet ederek Linux kullanmadıklarını hatırlıyorum. ( Gerçi MS'un politikalarından dolayı bunun için umutlanmamak ve özgür alternatiflere bakmak gerekiyor. Bir ihtimal artık Skype ve Live ağı arasında bir köprü yaparlar. )

Bu nedenlerle bir ara kısa bir araştırma yapıp Sip Communicator adlı bir Java yazılımına ulaşmıştım. Henüz erken geliştirme aşamasında olan yazılımın yol haritası masaüstü paylaşımı, görsel ve sesli konferans, konferans kayıdı, dosya paylaşımı gibi özelliklerle doluydu.

Umarım bir gün gerçekleşir diye unuttuğum bu yazılıma yakında tekrar baktığımda, çok sevindim. Yol haritasındaki özellikleri özgürce sağlamış, güzel bir siteye sahip olmuş ve ismini Jitsi olarak değiştirmiş. Her ne kadar Beta aşamasında olsa da 1.0'a çok yakın, mutlaka deneyin ve takip edin derim. Buradan en güncel gecelik sürümü indirip dosyayı çalıştırmanız ve ev dizini altına kurmanız yeterli. Kurulum için arayüz sağlanmış.
15
May
2011 Nisan ayı ile birlikte Özgürlükiçin.com'da yeni bir dönem başladı biliyorsunuz, bunu önce Ali Işıngör'ün günlük yazısından ve sonrasında Pardus proje yöneticisi Erkan TEKMAN'ın 24 Mart tarihli günlük yazısından öğrenmiştik. Nisan ayı ile başlayan bu süreçte neler olup bittiği ile ilgili bir not düşülmesi için kısa bir özet geçmek istedim bugün.

Yukarıda bağlantısını verdiğim günlük yazılarını okumayanlar için özetlemek gerekirse Özgürlükiçin.com, Pardus'un topluluk ilişkilerini yönetmek amacıyla ve hizmet alımı yoluyla görevlendirdiği özel bir firma tarafından destekleniyordu. Bu firma e-derginin yayına hazırlanması, Ajans Pardus'un hazırlanması, CD Gönder hizmeti, sitedeki beyin ve tema aracının geliştirilmesi, tanıtım amaçlı seminer ve etkinliklerin düzenlenmesi gibi çeşitli faaliyetler yanında sitenin bakımı ve işletilmesiyle ilgileniyordu. Pardus, Nisan ayı itibariyle tüm bu faaliyetleri artık bir firma eliyle değil kendisi yapmaya karar verdi.

Ancak burada benim gözüme çarpan şey proje yöneticisinin "camia ilişkileri işini 2011 yılı Nisan ayından itibaren kendimiz yapmaya karar verdik." diyerek yukarıda saydığım faaliyetleri "camia ilişkileri" olarak tanımlaması veya "camia ilişkileri" içerisinde yukarıdaki faaliyetlerin kast edilmiyor olmasıydı. Hangisinin doğru olduğunu bilmiyorum ama camia ilişkileri ile topluluk faaliyetleri farklı şeylerdir.

Ancak bir şekilde bu ikisinin Nisan ayı öncesinde aynı kabul edildiği ve Nisan ayı sonrasında topluluk faaliyetlerinin camia ilişkileri içerisinde düşünülmediğini gördük.

Her neyse, proje yöneticisinin yazısından Pardus'un camia ilişkileri için "Camia Koordinatörü" (CK) ünvanlı iki kişiyi görevlendirdiğini de öğrendik. CK'lardan Koray LÖKER 25 Mart tarihli günlük yazısında üstlendiği sorumluluğu "Pardus’a yer ve önem veren, bir biçimde katkıda bulunan gönüllüler ve proje arasında bağlantı noktası oluşturmak." olarak özetledi.

Yani çalışma kapsamı sadece Öİ değildi, ancak "Bu deneyimin bir bölümü de, yıllardır projenin desteğiyle yürüyen Özgürlük İçin topluluğunun sürdürülebilirliğini sağlamak olacak." diyerek Öİ topluluk faaliyetlerinin sürdürülmesine de katkı vereceklerini belirtti. Bunun bir gereği olarak Öİ'deki Ajans Pardus'un 57.sayısı CK'lar tarafından hazırlandı ve belki de pek çok kullanıcı Öİ'de bir şeylerin değiştiğini ancak bu şekilde fark etti.

Ancak sadece kullanıcılar değil Öİ yöneticilerinin pek çoğu da yaşanan değişimi anlamakta zorlanıyordu, çünkü uzun yıllardır Öİ'nin nasıl işlediği konusu gündeme gelen bir konu olmamıştı, kısa bir dönem hariç. 2009 Sonunda Öİ için yapılan ihale sürecindeki aksama Öİ faaliyetlerini durma noktasına getirmişti, o günlerde yazdığım bir günlük yazısında bu durumu anlatmıştım ve sanki bu günlerin bir provası gibiydi. Hatta forumlarda Pardus projesinin sona erdiğine dair yorumlar bile okuduk o günlerde. Bu yorumların nedeni de Öİ ve Pardus arasındaki organik bağ ve Öİ'nin resmi destek sitesi olma ünvanıydı. Her neyse, o günler kısa sürede unutuldu ve Öİ pek tartışılmadı.

12 Nisan'da CK'lardan Koray LÖKER Öİ yöneticileri posta listesine gönderdiği bir mesaj ile yöneticileri bir IRC toplantısına çağırdı. Ancak neler olup bittiğini anlamakta zorlanan yöneticilerin sorularıyla tartışma uzadı gitti ve toplantı yapılamadı. Tartışmalara bakınca Öİ katkıcıları ile CK'ların birbirlerini anlama, anlatma ve ortadaki durumu çözümleme konusunda farklı bakış açılarını ve oluşan kaosu görebilirsiniz. CK'lar açısından herşeyin çok net göründüğü yöneticiler açısından ise öyle olmadığı ortaya çıktı.

Bunun nedeni Öİ'nin yıllar içerisinde oturttuğu yönetim organizasyonunun bel kemiği olan firmanın artık olmaması ve bu firmanın yerine geçeceği beklenen CK'ların gerçekte görevlerinin bu olmamasıydı. Yani Öİ'de ayakta duran bir yönetim organizasyonu yerine geriye bağımsız gönüllü yöneticiler kalabalığı (veya tenhalığı) kalmıştı. Öİ Adına insiyatif alacak kimse yoktu. CK'lar süreçleri destekliyordu ama görevleri Öİ adına insiyatif almak değildi.

Sonuç Öİ'nin yönetimsiz kalması ve süreçlerin aksaması oldu. Ben Pardus projesinin plansız hareket etmiş olmasının tüm bunlara neden olduğunu düşünüyorum. Yeni bir organizasyon kurulup süreçleri üzerine almasına zaman tanınmadan eski organizasyonu ortadan kaldırmak bir planlama olamaz.

Bu tartışma içerisinde Öİ'nin teknik altyapısı da gündeme geldi ve Pardus'un bu konuda bir görevlendirme yapmadığını şu mesaj'ın son paragrafı ile anladık. Yani Öİ sitesinin geliştirilmesi ve hata çözümleri şimdilik yapılmayacak demekti bu, kısaca kaderine terk edilmişti veya bu konu hiç düşünülmemişti bile. Bence bu çok önemli bir sorundu ve tekrar gündeme getirerek çözüm arayışını sürdürmek istedim, ancak çok üzerine düşülmediğini anladım.

Nasıl bir organizasyon kurarız nereden başlarız diye düşünmeye, tartışmaya devam ettiğimiz bir dönemde, 6 Mayıs'ta, Pardus'un Öİ için daha büyük bir değişiklik yaptığını listeye düşen yeni bir mesajla öğrendik. Koray bey "Öİ'yi Pardus'un sponsor olduğu bir portal olarak tanımlayıp, sponsorluk sürecini yapılandıracağız. 'Resmi forum/portal' ifadesi hiçbir yerde kullanılmayacak." diyerek Öİ'nin resmi Pardus destek sitesi ünvanının sona erdiğini duyurdu.

Yani artık bir X sitesi ile Öİ arasındaki tek fark Pardus'un Öİ'ye sponsor olması ancak bunun gerekçesi belli değil, yani Pardus neden X sitesine değil de Öİ'ye sponsor oluyor bilmiyoruz.

Yıllar önce bana Öİ'de forum yöneticiliği teklifi geldiğinde kabul etmemeyi görevden kaçmak olarak algılamıştım, bunun nedeni Öİ'nin resmi destek kanalı olmasıydı. Bu nedenim ortadan kalkınca 2 yıldan fazladır sürdürdüğüm forum yöneticiliği görevini de sürdürmeyeceğimi bildirdim.

Aynı mesajdaki "Öİ süreçlerine aktif olarak katılmayıp, sponsor olarak durmaya karar verdik" ifadesiyle artık Öİ süreçlerinin de tamamen gönüllülere devredildiğini öğrendik, tabii başka bir değişiklik yapılmazsa.

Evet gelişmeler böyle ve Öİ'nin bugünkü durumu şu; süreçleri işletecek bir yönetim organizasyonu bulunmayan bir topluluk ve teknik olarak bakımı ve geliştirilmesi yapılmayan Pardus sponsorluğundaki gayrı-resmi bir site.


26
Şub
KDE'deki bir plasma programcığının ayarları ile ilgili gogılda bir şeyler ararken gözüme ilginç bir komut takıldı;

qdbus org.kde.kwin /KWin org.kde.KWin.compositingActive

Kwin efektlerinin açık olup olmadığını true/false olarak döndürüyor. Komut yardımına bakarsanız KDE ile ilgili pek çok konuda bilgi sağlayan metodlara ulaşabilirsiniz, örneğin;

qdbus org.kde.kwin /KWin

Komutu ile Kwin metodlarının listesini alabilirsiniz, servis listesi için parametresiz çalıştırmak yeterli. Dbus'u yüzeysel olarak bilenler için çıktılardan yolunu bulmak kolay olacaktır.

Açtığım bazı forumlarda da şunu gördüm;

kwriteconfig --file kwinrc --group Compositing --key Enabled false

KDE'nin ayarlarını, yani rc dosyaları değiştirmek için kullanılıyor, örnekte masaüstü efektini konsoldan kapalı olarak ayarlamış oluyoruz. RC Dosyalarını bilenler için komutun kullanımı oldukça açık görünüyor.

Oyunlarda KDE efektlerini otomatik kapatmak/açmak

Hemen aklıma Özgürlükiçin.com forumundaki bir soru geldi, FPS oyunlarını açarken masaüstü efektlerinin otomatik kapanması, oyundan çıkınca otomatik açılması isteniyordu, efektler bazı sistemlerde performans kaybına neden olabiliyor çünkü.

Eh yukarıdaki komutla bu işi yapmak zor değil, örneğin meşhur Urbanteror oyunu için bunu yapmak istersek oyunun menü seçeneğini düzenlemek yeterli olacak. Ama menü düzenleme aracındaki komut alanı kısa olduğu için ve komutumuz uzun olduğundan rahat çalışmak için boş bir Kwrite penceresi açıp aşağıdaki tek satırdan oluşan komut dizinini boş sayfaya yapıştırın.

kwriteconfig --file kwinrc --group Compositing --key Enabled false; (kwin --replace&); ***; kwriteconfig --file kwinrc --group Compositing --key Enabled true; (kwin --replace&)

Sonra menü düzenleyicisini açıp oyunun menü seçeneğindeki komutu (örneğimizde urbanterror) kopyalayıp *** yerine yapıştırın, Kwrite'daki komutumuz şöyle olacak;

kwriteconfig --file kwinrc --group Compositing --key Enabled false; (kwin --replace&); urbanterror; kwriteconfig --file kwinrc --group Compositing --key Enabled true; (kwin --replace&)

Son olarak bu komut dizisinin tamamını menü seçeneğindeki komut alanına yapıştırın ve kaydedin.
18
Şub
Evinizdeki internet bağlantısında OpenDNS servisinin filtreleme hizmetini kullanmak istiyorsanız veya sunucunuzdaki ftp, http, vnc gibi servislere ücretsiz bir alan adı üzerinden erişmek istediğinizde ip adresinizi bu servislere kayıt etmeniz gerekiyor. Ip adresiniz sabit değilse bu işi düzenli ve otomatik olarak yapacak bir araca ihtiyaç oluyor.

Aslında bu iş oldukça basit ve ddclient gibi başarılı araçlar zaten var ancak bunların bir arayüzü yok. Bu açıdan Dino'nun kullanımı oldukça kolay.

Bir başka OpenDNS hizmeti olan Dnsomatic.com servisi ise ip güncellemeye ihtiyaç duyan popüler pek çok servisteki hesaplarımıza tek tek güncelleme yapmaktan bizi kurtarıyor. Tüm bu servisleri önce dnsomatic.com hesabınıza kaydediyorsunuz, sonra dnsomatic'e tek bir güncelleme isteği gönderiyorsunuz, o sizin için kayıtlı tüm servislerinizi güncelliyor.




https://github.com/alierkanimrek/dino

http://www.ozgurlukicin.com/forum/gonullu-calismalar/20861/?page=1
12
Şub
Uzun zamandır günlük yazmamışım, az günlük yazdıkları için hep eleştirdiğim Pardus gelişitiricilerini daha iyi anlıyorum galiba :)

Son günlük yazımdan bugüne Pardus 2011 yayınlandı, hatta üzerine güncellemeler bile geldi ama ne acıdır ki ülkemizde hiçbir yerde doğru düzgün bir Pardus 2011 incelemesi göremedim. Yurt dışından bazı incelemeler okudum ama sanki Pardus Türkiye'de geliştirilmiyormuş gibi ülkemizden çıt yok. Belki de ben görmedim bilemiyorum, zaten bu muhabbetin sonu özgür basın tartışmasına kadar gider şimdi :P

Bu arada ben nightware çalışmalarına yavaş da olsa devam ediyorum, Pardus seçkileri hazırlamak isteyen kullanıcıların işini kolaşlaştırmak amacıyla Pardus 2009 için yazdığım Paso'yu 2011 için revize ettim ve geçenlerde Öİ forumlarında Alpha sürümünü duyurmuştum.


Paso öncekine göre biraz daha basit ve sade bir kullanıma kavuştu ve hızlandı. Ayrıca OpenDNS servisinin internet filtresi hizmetini kullanmak isteyen Pardus 2009 kullanıcılarının dinamik ip ardeslerini güncelleyen POG adında bir araç geliştirmiştim ve Pardus 2009 depolarına girmişti bu. POG'u bir elden geçireyim derken OpenDNS yönetiminin genel bir dinamik ip güncelleme servisi işletmeye başladığını gördüm. http://www.dnsomatic.com/ Adresinden ücretsiz abonelik alabileceğiniz bu servise OpenDNS, Sitelutions, EveryDNS, DynDNS gibi daha pek çok servise ait üyeliklerinizi kayıt edebiliyorsunuz ve tahmin edebileceğiniz gibi sadece Dnsomatic servisine ip güncelleme isteği göndermeniz yeterli oluyor, Dnsomatic tüm aboneliklerinizi sizin için güncelliyor.

Böyle güzel bir servis olunca ben de 2011 için POG'u rafa kaldırdım ve Dnsomatic servisi için DINO adında yeni bir istemci geliştirmeye başladım. Temel işlevleri yazdım, geriye küçük bir arayüz ekleme ve biraz test edilme işi kaldı.


Yine de Dnsomatic'in API'sini geliştirmesi lazım, örneğin kullanıcının kayıtlı olan servislerini almak veya bazı servisleri tek seferde güncellemek mümkün değil şu anda. Ekran görütülerini paylaşım sitesine yüklemek için 2009'da Imageshack'ın istemcisini kullandığımı hatırladım, Wine ile kurmuştum gayet güzel çalışıyordu, 2011 kurulumunda /home bölümüne işlem yapmadığım için Wine programlarını tekrar kurmak zorunda kalmamak güzel, Imageshack istemcisi hala sorunsuz çalışıyor.


18
Oca
Linux kullanımı konusunda plan ve prensipler olmadan hareket eden işletmeler kullanıma aldıkları donanımların üreticilerinin Linux sürücüleri sağlayıp sağlamadığını veya özgür sürücüler bulunup bulunmadığını genellikle dikkate almazlar. Özellikle ülkemizdeki kamu kurumlarında böyle bir planlama ne duydum ne gördüm. Bu nedenle Pardus açısından iş yerlerindeki özellikle kamu kurumlarındaki en büyük sorun herhalde Linux için planlanmamış makine parkı olacak.

Eh tabii kamu tüm bunlardan önce bir oturup Pardus kullanımı konusunda bağlayıcı veya teşvik edici düzenlemeler yapması gerekiyor veya geçtiğimiz yıllarda çoktan yapması gerekiyordu. Artık orasını büyüklerimiz bilir :)

Her neyse iş yerinde kullandığım Pardus Kurumsal'a Samba ağında bulunan bir Windows makinesine bağlı bir yazıcıyı şöyle ekleyiverdim.
  • Tasma'dan Yazıcılar'ı açıp Ekle>Yazıcı Sınıf Ekle tıklayarak ekleme penceresini açtım.
  • SMB Paylaşımlı yazıcı ve kullanıcı olarak Anonim seçtim.
  • Sırasıyla kullanılan Çalışma Grubunu, Sunucu olarak bilgisayarın ağdaki adını ve Yazıcı olarak yazıcının paylaşım adını yazdım ve İlerledim. (Hiçbirisinde Türkçe karakter yoktu , olsaydı sorun olur mu bilmiyorum)
  • Sonraki diyalogda yazıcı model ve sürücüsünü seçtim. (Brother MFC7420 için MFC9600 seçtim)
Önemli kısmı bu kadardı, sonra önerilen sürücü ve yazıcının adı gibi diğer diyalogları da doldurduktan sonra işlem tamamlanıyor ve yazıcı yazmaya hazır.

Yazıcının hangi sürücü ile çalıştığı konusunda Google ilk aramada yardımcı oldu, bir Ubuntu forumunda MFC9600 ile çalıştığını okudum, ancak bu tür sorgulamalar için internette bir veritabanı vs. var mı bilmiyorum, olsa iyi olur.
3
Kas
Şu sıralar işyerimdeki hareketlilik ve berbat olan İngilizcemi yontma çalışmalarım nedeniyle gönüllü faaliyetlere ayıracak zamanım kalmadı. En çok üzüldüğüm konu Pardus 2011 testleri yapamıyor olmak, en son Beta kurdum ve yarım saat kadar kullanabildim, hala güncellenmeyi ve hata aramayı bekliyor. Her neyse, Armut'a ne oldu diyenler varsa endişelenmesin, her zaman buralardayım.
21
Eyl
Yarın 27.Ulusal Bilişim Kurultayı Ankara'da toplanıyor, programda çok güzel tartışma konuları var, bunlardan birisi de "Twitter ne alem?" başlığını taşıyor, 6 konuşmacıya 1,5 saat ayrılmış, ama Ulusal Bilişim Kurultayında Ulusal Dağıtım Projesinin adı bile geçmiyor.

Benim bilmediğim ama herkesin bildği bir şey var mış gibi hissediyorum.
13
Ağu
Seçkiyi 1 ay önce Özgürlükiçin.com forum sayfasından duyurmuştum, günlük yazmayı unutunca forumu takip etmeyenlerin gözünden kaçmıştır muhtemelen. Ancak bu çalışmanın farklı bir Pardus sürümü veya farklı bir dağıtım olmadığının altını çizeyim. Sadece Pardus 2009.2 kurulumunda bulunan paketler seçkinin amacına göre değiştirilerek resmi Pardus depolarından tekrar oluşturulmuştur.

İndirme bağlantıları ve diğer açıklamalar forumda mevcut. Kurulumdan sonra Xfce masaüstü açılmaktadır, istenirse KDE masaüstüne de geçilebilir. Seçki 14 Temmuz'a kadar olan güncellemeleri de barındırıyor, vakit buldukça güncellemeyi düşünüyorum.
9
Ağu
Bilgisayar ve internetin olmadığı, bunların yerini kitapların aldığı bir dönemden sonra standart iş temposuna geri döndüm, tabii öncelikle biriken işleri kovalamak lazım. Ancak son zamanda çevremde sık karşılaştığım uzun süre geçmeyen öksürük hastalığı bende gittikçe arttı ve bugün doktor reçeteyi yazarken sinüzit, farenjit ve bronşitin hafif seyreden bir karışımından bahsetti. Bir an vücudum Windows ile çalışıyormuş gibi hissettim, keşke Linux kurup böyle şeyleri dert etmemek mümkün olsa dedim içimden.

Bu arada Pardus camia forumu yapılmış, içerik ve beklentilere bakınca toplantıdan çok bir forum olmuş olabileceğini düşündüm. Neler olup bittiğini, en azından sonuçları bir yerlerde okumayı umuyorum. Özgürlükiçin'deki Beyin 2 (Bilim kurgu filminin devamı gibi duruyor) daha da olgunlaşmış görünüyor.

RSS okuyucum binlerce başlık getiriyor önüme. Mallesef tümünü okundu işaretlemekten başka çarem yok.
11
Tem
Pardus geliştirici listesinde birkaç gündür yüksek tansiyonlu bir tartışma sürüyor. Başından beri takip ettiğim tartışma çeşitli siteler ve forumlarda da konu edilmeye başlandı ve Pardus'un bittiğine dair yorumları bile gördüm. :)

Benim gözümden olayın özeti şu;

Pardus çekirdek geliştiricileri projenin iç süreç yönetimlerindeki sorunları daha hızlı çözmek ve yönetmek için bazı özelliklere sahip bir yazılım arayışına girmiş ve JIRA yazılımını kullanmaya karar vermiş. (Bu ihtiyaç ve bu yazılım önceki yıllarda da tartışılmış ve özgür bir yazılım olmadığı için kullanılmamasına karar verilmiş.)

Geliştiricilerin bu yazılımı kullanmaya başlayacaklarını diğer katkıcı ve geliştiricilere posta listesi üzerinden bildirmeleri ile tartışma başladı. Bazı geliştiriciler özgür yazılım alternatifleri dururken kapalı bir yazılımın kullanılmasının etik olmadığını tekrar ifade etti.

Çekirdek ekip diğer alternatiflerin ihtiyaçları karşılamadığını ve Pardus 2011 sürecinde daha fazla zaman kaybedilmemesi istendiği için JIRA'dan bugün için vazgeçemeyeceklerini ileride özgür alternatiflere geçişin mümkün olduğunu söyledi.

Bazı geliştiriciler de kararın sadece çekirdek ekip içerisinde alınmış olmasını eleştirdi ve tartışma ikinci bir boyut kazanarak hararetlendi.

Sonuçta Doruk Fişek başta olmak üzere Pardus'a dışarıdan gönüllü destek veren diğer bazı katkıcılar artık geliştirici topluluğu ile birlikte hareket etmeyeceklerini listeden açıkladılar. Ancak tartışma sona ermiş değil, sadece herkes içini döktü ve tansiyonu biraz düştü.

Olanları şöyle yorumluyorum;

Gördüğüm kadarıyla Jira tartışması başka bir konuyu tekrar tetikledi. O da uzun yıllardır ara ara sürekli tartışılıp durulan bir konu ve çekirdek ekip ile gönüllü katkıcıların yönetim ve karar alma süreçleri konusundaki farklı düşünce veya davranışları merkezindeki bir tartışma.

Temeli eskilere dayanan ve hiç bitmeyen bu tartışma kapalı bir yazılımın kullanılacak olması kararı ile birleşince adeta bir patlama etkisi yapmış gibi görünüyor. Tartışmanın çıkış nedeni temelde özgür olmayan bir yazılımın kullanılacak olması olsa da tekrar alevlenen diğer konu da uzunca tartışıldı.

Jira'nın kullanılması kararını teknik olarak yorumlayacak ve doğru-yanlış değerlendirmesi yapacak durumda olmasam da korkarım bundan böyle Pardus, kapalı yazılım kullanma kararını hiç silinmeyecek bir doğum lekesi gibi taşımak zorunda kalacak ve her fırsatta yüzüne vurulacak.

Jira tartışması sayesinde tekrar alevlenen diğer konu ise bence çok daha önemli. Listeyi takip etmeye başladığım 2007 yılından bugüne pek çok katkıcının benzer konularda pek çok şikayetinin zaman zaman tartışıldığını gördüm ama bugün hala aynı konular bu şekilde gündeme geliyorsa dışarıdan bakan birisinin gözünden iki şey anlaşılıyor; ya geliştiriciler arasında iletişim sorunu var ya da bu kronik sorunlara hep semptomatik tedaviler uygulanıyor.

Peki ne olacak?

Kendi açımdan bakarsam sonuçta bir kullanıcıyım ve benim açımdan bir şey olacağı yok, 2011 sürümünün heyecanını şimdiden hissediyorum.

Özgür yazılım düşüncesini savunan birisi olarak da gönül verdiğim projenin böyle bir karar vermesi elbette içime sinmedi. Keşke elimden bir şey gelseydi.

Topluluk süreçlerine katkı veren bir gönüllü olarak, "Pardus geliştirme için özgür olmayan yazılımlar kullanıyor, çarmıha gerelim onu!" diyerek bu gelişmeyi fırsat bilenlere, bundan bende memnun değilim ve özgür yazılım alternatifini kullanmaya geçeceği günü iple çekiyorum ama ulusal çıkarlara hizmet etme amacındaki bir projenin amaçlarını gerçekleştirmesi için hepimizin desteğine ve katkısına ihtiyacı var, her şeye muhalif olabilirsiniz ama projenin amaçlarına muhalif olamazsınız demeye devam edeceğim.

Son olarak yaşananların kronikleşmiş tartışmaları artık bir sonuca bağlayacak uygulamalara vesile olması gerektiğini düşünüyorum. İletişim sorunuysa bir toplantı takvimi, semptomatik tedavi sorunuysa cerrahi müdahale (dedikleri gibi) benim iki kuruşum olsun.

Peki hiç keyifli bir şey yok mu? Elbette var, ilk çekirdek ekipten bazı isimleri listede tekrar görmek.

4
Haz
Pardus ekibi ilk defa herkesi hazırlıksız yakaladı ve takvimden önce sürüm çıkardı, ben de forum yöneticisi olarak bugün için kendimi bir yığın "ne zaman çıkıyor, çıktı mı, saat kaçta, ee saat şu oldu hala yok..." gibi forum mesajlarını okumak üzere hazırlamıştım. Kurtuldum :) Bunun için ayrıca teşekkür edeyim. Ama temcit pilavımızdan kaçış yok tabii; "Bunun adı niye Türkçe değil?" (Çünkü böyle böyle)

Şimdi pek çok Pardus kullanıcısı yeni sürümün .iso dosyasını indirdi, eh bir de güncelleme yapacak. Haklı olarak şöyle düşünülebilir; zaten indirdiğim .iso dosyasında güncel pisi paketleri var, bunları /var/cache/pisi/packages altına kopyalarım, sonra da güncellerim. Böylece daha az paket indiririm.

Ama pisi delta paketleri kullandığı için böyle olmuyor, delta paket kullanımını kapatmak için /etc/pisi/pisi.conf dosyasındaki ignore_delta = değerini True yapmalısınız. Ondan sonra yukarıdaki yöntemle güncelleme yaparsanız OO.org ve KDE paketleri gibi büyük boyutlu temel bileşenleri indirmemiş olursunuz. Güncellemeden sonra pisi.conf'u eski haline getirmeyi sakın unutmayın. Ben sayede tahminen 60-70MB'lık bir indirme ile iş yerimdeki bilgisayarda yeni sürüme güncelleme yaptım.

Evdeki bilgisayarımda ise paket sayısı fazla ve Kernel Headers gibi büyük boyutlu ve CD'de olmayan paketler olduğundan muhtemelen normal güncelleme ile çok farklı olmayacak durum.

Yani bu yöntem depoların her güncellenmesinde biraz daha verimsiz olacaktır, bu nedenle indirme boyutu yeni sürümünün yayınlanmasının üzerinden ne kadar zaman geçerse o kadar çok olacak. Bir süre sonra da normal güncellemeden daha büyük boyutlu indirme yapacaktır.