6
Eki

Bunu paylaşmazsam olmaz sanırım :) . Geçtiğimiz günlerde bir internet sitesinde “Dünyanın ilk açık kaynak kolyesi” başlığını gördüm ve bir kadın olarak hemen üzerine atladım.

iNecklace adındaki bu kolye, nefes alır gibi yanıp sönen LED aydınlatmaya sahip. 18 inç uzunluğunda bir zinciri var. İşin en güzel kısmı da tasarımları, içindeki devrenin şeması ve CAD dosyalarının tamamı GitHub‘da bulunuyor. Yani 75 dolara satılan bu kolyeyi isterseniz siz de yapabilirsiniz.

25
Tem

Bir süredir sessizliğimi koruyordum. Çünkü baya yoğun bir çalışma temposu arasında değil blog yazmak, oturup kahve içecek vaktim yoktu. Ama ortaya çıkan, tüm yorgunlukları unutturacak cinsten oldu. Ve işte karşınızda yeni kedimiz:

TeknoKedi

TeknoKedi, hepimizin hayaliydi diyebiliriz. Türkiye’de istediğimiz kalitede haber yapan bir teknoloji portalının olmaması, olanların haber kaynağının güvenirliğine ya da görsellerinin lisanslarına dikkat etmemesi bizi üzen şeylerdi. Her tartışmamızın sonu “Keşke kaliteli haber yapan, ve haber yaparken kimseden korkmayan bir teknoloji portalı Türkiye’de de olsa” diyorduk ve sonunda yaptık, oldu :)

TeknoKedi‘de haberlerin kaynağı önemlidir dedikodu ya da asılsız haber yoktur. Basın bülteni olduğu gibi kopyalanmaz. Kimsede korkumuz yoktur, “Aman ne derler” diye lafımızı esirgemeyiz. Haber görsellerinin lisanslarına dikkat ederiz, kaçak görsel kullanmayız. “En iyi 10 oyun” haberine çıplak kadın görseli koymayız!

Özgür yazılımdan olan tarafımızda bir değişiklik yok. Ama Apple, Windows ya da diğer teknolojilerin haberlerini de bulabileceğiniz bir portal olarak ortaya çıktık ve bu “özgür yazılım taraflı” duruşumuzu da değiştirmeye niyetimiz yok :)

Hem isim annesi olarak, hem de projelendirmesinden ortaya çıkmasına kadar her adımında eli olan biri olarak diyorum ki kedimizi sevin, sevdirin :)

http://twitter.com/TeknoKedi

http://facebook.com/TeknoKediClub

 

29
Haz

Topluluk Dağıtımı fikrinde hep ön sıralarda gördüğümüz, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğretim görevlilerinden Necdet Yücel, geçtiğimiz gün topluluk dağıtımı e-posta listesine attığı bir e-posta ile Turkuaz Linux altında çalışmalara başlamayı planladıklarını duyurdu. Türkiye’nin ilk linux dağıtımı olan Turkuaz Linux‘un adının kullanılması marka bilinirliği açısından bana yanlış gözükse de Necdet hocanın içinde olduğu oluşuma elimden gelen desteği (Çeviri, sosyal medya, topluluk ilişkileri konusunda bir şeyler yapabilirim gibi duruyor en azından) vermeye hazırım.

Kalan ayrıntıları, Necdet Yücel’in kendi yazısından okuyabilirsiniz. Alıntı yapmak gerekirse;

Ancak toplulukdagitimi.org listesinde toplanan pardus gönüllülerinin bizimkilerden farklı öncelikleri, kaygıları ve motivasyonları olduğunu fark ettik. Bu liste bugüne kadar çeşitli nedenlerle pardus geliştirme sürecinin dışında kalan insanların hep beraber çalışacakları bir ortam yaratabilmeleri için buluşabilecekleri ortak paydaları araştırdıkları bir tartışma ortamı yaratırken, yine bu sebeple ne yapılacağı kadar nasıl yapılacağının da önemli olduğu, hatta bazen topluluğun nasıl işleyeceği, kararlarını nasıl alacağı gibi prensiplerin topluluğun hedeflerinin önüne geçtiği bir meclise dönüştü.

Bizler toplulukdagitimi listesinin bu işlevlerinin ve bu listede konuşulan tüm bu konuların da en az bizim hedeflerimiz kadar önemli olduklarını düşünüyoruz. Bu sebeple bu listenin birer üyesi olmaya devam ederek bu oluşuma destek ve katkı vermeye devam edeceğiz. Ancak en başta kendimize koyduğumuz hedefleri gerçekleştirmek için uygun ortamın burası olmadığına ve bu çalışmalarımızı başka bir yapı altında sürdürmemiz gerektine inanıyoruz.

Bu nedenle bundan sonraki çalışmalarımızı turkuazlinux.org alan adı altında sürdürmeyi düşünüyoruz. Bu alanadı ile ilgili eposta listesi hakkında bilgiyi bu yazıyı takip eden bir epostada göndereceğiz.

 

16
May

Hepimiz bir halüsinasyon gördük sanırım.. Aslında geçtiğimiz Pazar gününü hepimiz evlerimizde, parklarda, sinemalarda, cafelerde geçirdik.. Hiçbirimiz 25 kişiden kalabalık bir ortama girmedik. Nedense akşam eve döndüğümde ben böyle hissediyordum en azından..

Oysa bana göre dün hepimiz Taksim Meydanı’nda, Sakarya Meydanı’nda, Adalar’da, Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ndeydik.. Yurt dışındaki iller de dahil olarak onlarca ilde yürüyüşler yapıldı. Hepimiz İnternet’imize gelen sansüre karşı omuz omuza yürüyüp bağırdık. Bayraklarımız, pankartlarımız ellerimizde, sloganlar dillerimizde tek bir amaç uğruna sıcak güneşin altında saatlerce yürüdük.

Biz bize, İnternet üzerinde zaten sesimizi duyuruyorduk. Ama kimilerine göre “bir avuç çapulcu”yduk sadece, kimdik ki. Biz de kendimizi gösterdik, on binleri Taksim’e topladık. Ama ne oldu, görsel ve basılı yayın kuruluşları nasıl yaptılarsa bizi yine “bir avuç” gördüler. “200 kişi sadece” dediler. Ya da bazıları zaten hepten yok saydılar, ne haber bültenlerinde yer verdiler, ne gazetelerinde yayınladılar, ne de sitelerinde küçük de olsa haberimize yer verdiler.. Siz yok saysanız da dünyada yankı buldu bu eylemimiz! (mashable, CNN,  ve diğer kaynaklar)

Biz oradaydık, biz gerekirse yine orada olacağız, her türlü sansüre karşı omuz omuza savaşıcaz. Ha bu arada, kaç kişi olduğumuzu saymak isterseniz işte ufak bir foto albüm size:

12
May

Özgür yazılıma gönül vermiş kişiler olarak, BTK’nın yeni düzenlemelerini duymamış olamazsınız değil mi? Sözde güvenli İnternet denilerek dayatılmak istenen kısıtlamaları ve sansürü protesto etmek için, sesimizi herkese duyurabilmek için, “İnternet üzerinde varlığını gösterebilen bir avuç çapulcu” olmadığımızı gösterebilmek için 15 Mayıs 2011 tarihinde hep beraber sokaklarda olacağız!

15 Mayıs 2011 Pazar saat 14.00‘da İstanbul’da, Taksim Meydanı‘nda buluşuyoruz. 22 Ağustos’ta haklarınızın ve özgürlüğünüzün elinizden alınmasını istemiyorsanız meydanlarda bizimle buluşun!

Takip etmek ve ayrıntılı bilgi almak isteyenler için:

http://www.facebook.com/event.php?eid=152334771499561

http://www.facebook.com/event.php?eid=199125650123247

http://sansuresansur.org/

http://www.sansursuzinternet.org.tr/

http://www.sansurekarsi.com/

Google gerçek zamanlı arama: http://www.google.com.tr/search?tbm=mbl&hl=tr&source=hp&biw=1366&bih=648&q=15+may%C4%B1s+2011&aq=f&aqi=&aql=&oq=

Tüm şehirlerimizdeki toplanma noktaları ve saatleri: http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=23336301

 

 

Identi.ca Delicious Email PrintFriendly Bookmark/Favorites FriendFeed Digg Google Reader Reddit StumbleUpon Hotmail Share

7
May

Yaklaşık 3 yıl önce Pardus’la, çoğumuzun ortak olan sebebi olan diğer işletim sistemimizden bıkmam sonucu tanışmıştım. Aylar süren inceleme sonrası da kullanmaya başlamıştım(dergilerden birinden çıkan sarımsı renkli ve hala evimin baş köşesinde duran Pardus 2008.2 CD’si sağ olsun). Ben bu dönemi “part-time Pardus” olarak tanımlıyorum çünkü gerek oyun için, gerek o sırada canım istediği için diğer işletim sistemini kullanmaya devam ediyordum.

Araştırma sürecinde Özgürlükİçin ile tanışmıştım. Sonra da kader ağlarını örüp bir şekilde beni Özgürlükİçin’in tam içine savurdu. 1 yıl önce sahnede izleyip hayranlıkla baktığım, fotoğraflarını çektiğim insanlarla beraber çalışıyor olmak o kadar güzel bir duyguydu ki :) . Zaten hiçbir zaman bu yaptıklarımızı bir “iş” olarak görmedim. Zaten 8-5 gibi mesaimiz de yoktu. Bütün gün ofiste bir şeyler yapmak için çabalıyordum, sonra eve gidip forumu okuyor, yazılar yazıyor ve yeni gelişmeler için araştırma yapıyordum. Hatta bu tempo yüzünden ailemle bile ters düştüğüm olmuştu :) .

Hepinizin de bildiği gibi 1 Nisan 2011 itibariyle maalesef Tübitak ile olan sözleşmemiz sona erdi. Resmi olarak görevimiz bitmesine rağmen gönüllü olarak hala bir şeyleri düzeltmeye, ya da ihtiyacı olanlara yardım etmeye devam etmeye çalışıyordum. Çalışıyordum diyorum çünkü beni tatmin eden bir performans sağlayamıyordum. Beni yüz yüze tanıyanlar ne kadar mükemmeliyetçi olduğumu bilirler(daha çok bunun için yaptığım kavgaları bilirler ya, neyse :) ). Son 1 aydır yeni bir proje üzerinde çalışıyoruz. Bir açıdan bakınca Özgürlükİçin için verdiğim emekten daha fazlasını şu anda vermem gerekiyor. Çünkü Özgürlükİçin’de muhteşem bir sistem vardı ve benim tek yapmam gereken bu sürecin sorunsuz devam edebilmesini sağlamaktı. Ancak şimdi yepyeni bir şey ortaya çıkarmaya çalıştığım için neredeyse 7/24 bu proje ile ilgilenmem gerekiyor. En az 3 ay daha böyle devam edeceği ortada üstelik. Bu sebeplerden Özgürlükİçin’e istediğim zamanı ayıramıyorum :(

Hem artık hak etmediğimi düşündüğüm bu ûnvanı üzerimde taşımamam gerektiğini düşündüğümden, hem de ihtiyacı olan kişilerin direk doğru kişiye gidip zamandan tasarruf etmesinin pratik olarak doğru olduğunu düşündüğümden Özgürlükİçin ve Pardus.org.tr üzerindeki tüm hak, yetki ve görevlerimi bırakmaya karar verdim. Bunu da yönetici listesinde bildirdim.

Bu süreç boyunca beraber çalıştığım herkese çok teşekkür ediyorum. Bu güzel insanlarla beraber çalışmak, beraber yemek yemek, hatta beraber eğlenmek gerçekten çok güzeldi :) . Uzaklara gitmiyorum, yine buralardayım, yine Linux’tan başkasını kullanmamaya devam ediyorum, yine elimden geldiği kadar yayılmasına destek olacağım, elimden geldiği kadar çevirilere destek olacağım. Ama bundan sonra “Topluluk Yöneticisi” sıfatıyla değil, Gizem B olarak yapacağım tüm bunları. Yani yine benden kurtulamıyorsunuz… ;)

* “So long, and Thanks for all the fish!

14
Nis

Nokia’nın adımları, Symbian’ın geleceği, bir kaç ay öncesinin en çok konuşulan konularından biriydi. Nokia ile Microsoft arasında yapılan anlaşma sonrası ortalık karışmış, Symbian ve MeeGo’nun geleceğinin özgürlüğü tartışma konusu olmuştu.

Ortalık durulmuş ve bu konu az konuşulur hale gelmişken Nokia, sessiz sedasız bir açıklamayı İnternet sitelerine yerleştirdi. “Açık”, “Açık kaynak” gibi söylemlerin onlar için en anlama geldiğini ortaya koymak istemişler. Bundan sonra Symbian’ın kullanılabilmesi için ortaya koydukları koşullar, artık “açık” olmadıklarını ortaya koymuş oldu.

Şöyle bir durum da var, bu açıklamayla beraber kodları bir kez daha online ulaşılabilen bir yere koydular, ancak bu yaptıklarının açık kaynak ile bir alakası olmadığını da belittiler. (Japonya’daki müşterilerine minik bir yardım olarak görünebilir.)

Bundan böyle Symbian’ı kullanmak isteyenler, gerekli sözleşmeleri imzalar ve gerekli ücreti öderlerse “özgürce” kullanabilecekler. Yoksa uzaktan bakmaktan başka bir şey yapılamayacak. İşin özü, Symbian artık “açık kaynak” değil, “kullanılmaya açık”..

Ha bu arada, Symbian’ın hala özgürken yayınlanmış kodları SourceForge içerisinde hala mevcut, bunu da hatırlatmadan geçmeyeyim.

7
Nis

Sanırım bu camiada olan herkes “Hello everybody out there..” diye başlayan o meşhur e-postayı biliyordur.

Linus TORVALDS’ın sadece hobi olarak ortaya çıkardığı yeni işletim sistemini tanıttığı ve bugünlere ulaşmamızın ilk adımı olar o e-postanın üzerinden tam 20 yıl geçti!

Linux Vakfı (The Linux Foundation) çok güzel bir video ile Linux’un tarihçesini anlatmış. (Hatta hiç sizi aratmadan hemen linkini vereyim :) )

Linux’un Tarihçesi

Bu kutlamalara katılmak için bir çok yöntem var. Bunların hepsini de bu adresten öğrenebilirsiniz. Linux’un 20. yılını hep beraber kutlayalım!

 

31
Mar

(Hafif bir fon müziği)

Bu gece çok farklı ve önemli bir gece. Yarın sabah kalktığımda bildiğiniz Gizem olmayacağım çünkü. Artık farklı bir görev ve sorumlulukla olacağım. Bugün Özgürlükİçin topluluk süreçlerinde resmi çalışma dönemimin son günüydü.

4 yıl sonra 1 Nisan 2011 itibariyle Pardus’un topluluk süreçlerinde bir yenilenmeye gidildi.  Bu sürecin bütün ayrıntıları çok yakın bir zamanda sizlere duyurulacak zaten.

Maalesef ki sadece son 1.5-2 yılında bu ekiple iç içe çalışabildim. Keşke en başından beri aralarında olabilseydim. Keşke o dinlediğim muhteşem hikayeleri onlarla beraber yaşayabilseydim…

Şöyle bir dönüp baktım da bu sürede yaptıklarıma.. İlk seminerime çıktığımda heyecandan ne yaptığımı bile hatırlayamaz haldeydim. Şimdiyse sahne benim için salonumdaki koltukta oturmaktan farksız. İnsanlarla bire bir iletişimde olabilmek muhteşem! Yaklaşık 35-40 seminere çıkmışım (Özgürlükİçin ekibi çok daha fazlasını yapmış).

17 e-dergiye elim değmiş(toplamda 32 sayı). Her ay ayrı bir heyecan yaşatan, kapak kedisi seçimlerinin en eğlenceli kısmı olan onlarca dergi.

Seda AKAY ile başladığımız bir maratondu Ajans Pardus. Seda’nın Amerika’ya gidişinden sonra İrem ile tamamladık sezonu. Toplamda 56 bölüm podcast yayını yapmışız, dile kolay. Sanırım bu sürecin seminerlerden sonra en sevdiğim kısmı da Ajans Pardus’tu :)

Bunun dışında yüzlerce haber yazmışız, yüzlerce belge düzenlemişiz.. Onlarca unutulmaz kişiyle tanışmışız. Etrafımdakilerin “Yavrucaklar” diye betimlediği çok güzel bir grup etrafımda oluşmuş sürekli “Gizem abla” diyen ve kendilerini çok sevdiğim..

Her zaman söyledim, bu iş yüz binlerce lirayla ya da silah zoruyla yapılacak bir şey değil. İçimizdeki “Aşk” tek motivasyon kaynağımızdı. Her şeyi severek ve isteyerek yaptım. Uykumdan, hayatımdan, kendimden bir şeyler koydum ortaya.. Uzun uzun yazmaya gerek yok aslında. Siz zaten her şeyi biliyorsunuz..

“Tatlı bir şarabın son yudumu” gibiydi bugün.. Her saniyesine değdi..

13
Mar

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin son projesi olan ÇoMaK (çoklu masaüstü ortamı kurulumu), ilk ürününü (Bonobo) LXDE ile çıkarmıştı. Ancak bu güzel haber, kötü bir şeyi fark etmemizi sağlamıştı. LXDE’nin Türkçe çevirilerinin tam olmaması ve olanlarda da hataların bulunması.

Bunun üzerine, Özgürlükİçin‘de bir haber yapıp topluluğun desteğini istemiştik. Bunun 2 gün sonrasında da Özgürlükİçin’in podcast yayını olan Ajans Pardus‘un kaydına girmiştik. Elbette ki kayıtta da bahsettik bu çağrımızdan. Ama kaydı yayına alacağımız zaman güzel bir haber aldık :) .

LXDE çevirileri, bu 2 gün içerisinde %100′e ulaşmıştı :) . Bu sebepten Ajans Pardus’tan o kısmı çıkarmak zorunda kaldık. Bu yüzden herkese çok teşekkür ediyoruz :) .

Eğer farklı masaüstü ortamlarının çevirilerine hala destek vermek istiyorsanız, ya da ÇoMaK’ın diğer sürümlerinin de %100 Türkçe olmasını istiyorsanız şansınızı kaçırmadınız.

Enlightenment şu anda %86 oranında çevrilmiş durumda. Destek için buradan üye olup yetkilendirmeyi beklemeden çevirebilirsiniz. %83 oranında olan XFCE için de buradan başlayabilirsiniz.

Özgür yazılımlar, topluluğun desteği olmadan ilerleyemez. Çorbada tuzunuzun eksik olmaması için desteğinizi esirgemeyin ;) .

Identi.ca Delicious Email PrintFriendly Bookmark/Favorites FriendFeed Digg Google Reader Reddit StumbleUpon Hotmail Share

11
Mar

Özgürlükİçin olarak yıllardır Türkiye’nin dört bir tarafına gidip seminerler veriyoruz. Zaten bu işin en sevdiğim taraflarından biri de bu sanırım :) .

Eğer Özgürlükİçin’in seminer kısmını düzenli olarak takip etmiyorsanız yapılan seminerleri kaçırabilirsiniz. Hazır önümüzde bir kaç sunum varken sizlere bunları hatırlatmak istiyorum.

İlk olarak, 14 Mart Pazartesi günü Bilecik’teyiz. Geçen sene de gitmiştik ve bir yıldır her yerde anlattığımız bir seminer olmuştu. Bu sene de aynı güzellikte, hatta bugün yaptığım konuşmadan sonra sanırım çok daha kalabalık ve güzel bir seminer olacak :) . Bilecik’in ilçelerinden otobüsler kaldırılacağını öğrendik. Saat 13.00‘da Bilecik Üniversitesi‘nde yapılacak bu etkinliğe ben(Gizem BELEN) ve Ali IŞINGÖR katılacak. Sizleri de bekleriz :) .

Bundan sonra 15 Mart Salı günü Kadir Has Üniversitesi‘ndeyiz. Mühendislik Günleri kapsamında saat 14.30‘da bizleri izlemeye gelebilirsiniz. Ben ve İrem ÇOBANOĞLU sahnede olacak.

Bitmedi :) 16 Mart Çarşamba günü de Bahçeşehir Üniversitesi‘ndeyiz. Şişli Kampüsünde 13.30‘da ben ve İrem yine sahnede olacağız.

Bitmedi, ama artık yazmayayım dedim:) Siz iyisi, Özgürlükİçin‘den takip etmeye devam edin:

Identi.ca Delicious Email PrintFriendly Bookmark/Favorites FriendFeed Digg Google Reader Reddit StumbleUpon Hotmail Share

20
Oca

Özgürlükİçin’de çalışmaya başlamamın 2. günüydü. Tarih 17 Temmuz 2009.. Pardus 2009 sürümünün çıktığı tarih. Ben daha elimi ayağımı nereye koyacağımı bilmiyorken bir sürüm telaşının içerisine düşmüştüm. Efsanevi, inanılmaz bir geceydi. Tam sürüm ftp’ye yüklendiği an elektrikler gitmişti ve bütün ekip ellerimizde dizüstü bilgisayarlarla Cihangir’den Tophane’ye koşmuştuk, siteyi yayına oradan almıştık.. O gün ayrıca tüm ekiple tanıştığım gündü. Sabahın ilk ışıklarına kadar çalışılmıştı(tamam, ben 2′de eve gitmiştim, kabul ediyorum). Uzun yıllar geçse de Tophane’deki “2 nargile, 4 çay, bir 10lu priz” lafını unutulmaz sanırım..

Günler mevsimler geçti.. Tarih 20 Ocak 2011. Pardus 2011′in duyurulmasını bekliyoruz.

Sabahtan beri yaşadığım heyecanı ve bir yandan da gerginliği nasıl anlatabileceğimi bilmiyorum. Sitedeki yazıların güncellenmesi olsun, yeniliklerin hazırlanması olsun zaten yetiştirebilmek için bizi baya yordu. Neyse ki önceden planlı olduğumuz için her şeyi hallettik. Bugünkü asıl heyecan başkaydı.

Geçtiğimiz günlerde yaptığımız IRC toplantısında 20 Ocak tarihinde Pardus’u Twitter’da “Trending Topics”e sokmaya karar verdik. İşin doğrusu, bu kadar yükseleceğimizi tahmin etmemiştik. Günün erken saatlerinde 5. sıradan listeye girdik, yavaş yavaş yükselerek 1. sıraya kadar çıktık. (Daha gün bitmedi aslında..) Bunu yapana kadar duyurmadığımız, dürtmediğimiz insan kalmadı sanırım :) Ama listeye girdiğimizi gördüğümde yaşadığım heyecanı kelimelerle anlatamam sanırım.

Heyecan böylece daha da arttı. IRC’den olsun, jabber’dan olsun, gtalk’tan olsun, twitter’dan forumdan olsun herkes yavaş yavaş üzerimize gelmeye başladı. Ne zaman çıkacak soruları arttı. Biz de heyecanı biraz olsun sakinleştirebilmek ve kullanıcılara sürümle ilgili güzel haberler verebilmek için Ajans Pardus’u yayına aldık. Ama yayına girdikten 1 dakika sonra site kapandı. Daha saat 17.00 civarında son 5 yılın tekil ziyaretçi rekorunu kırdık :) . Son rekor Pardus 2009 sürüm duyurusunun olduğu gün gerçekleşmişti. Yayında kalmadığımız süre de o kadar uzun değildi, merak etmeyin :) .

Her şeyi hallettikten sonra oturduk ve beklemeye başladık. Bekledik… Bekledik.. Gökçen’le konuştuk.. Bekledik.. Bekledik.. Bekledik..

Son testlerin haberini aldık..

Testlerin bittiğinin haberini aldık..

İlk canlı DVD’yi gördük..

Bekledik bekledik..

Bekledik..

ISO’ların yüklenmeye başladığının haberini aldık..

Bekledik..

Bekledik..

Vee…

http://www.ozgurlukicin.com/haber/pardus-2011-ile-degisim-basladi/

 

 

Sonrasında dans dans dans :)

Bugün bize destek olmuş, Twitter’da 1. sıraya çıkmamızı sağlamış tüm Pardus severlere teşekkür ediyoruz.

Öteki taraftan, bu güzel sürümü bizlere hazırlayan, bize bu heyecanı yaşatan tüm geliştiricilerimize kullanıcı topluluğu olarak çok teşekkür ediyoruz.

Identi.ca Delicious Email PrintFriendly Bookmark/Favorites FriendFeed Digg Google Reader Reddit StumbleUpon Hotmail Share

19
Eki

Bir süre önce(bayaa bir süre önce) İnternet’te dolaşırken bir belgeye rastladım. Küçükken kartondan evler yapmayı çok severdim, kes-yapıştır şeklinde şeyleri de severim. Bu, 1 A4 boyutundaki sayfa da çok hoşuma gitti, neden mi? İşte sonucunda bu çıktığı için:

Tamam, itiraf ediyorum, zorlandım:) Görselin aslı renkli, burnu ve ayakları turuncu. Ama ben deneme yaptığım için siyah-beyaz bastırdım. Bir de keserken zorlandım, bazı tırtıklar bana göre yanlış yerdeydi(bak bak bak havaya :P ) Bir de minik minik bir sürü şeyin yapıştırılması falan.. Yaşlanmışız dedim (parmaklarımın daha büyük olması da var tabi, küçükken daha kolaydı :) )

Yapıştırma yerlerini sıraya koyup numaralandırmışlar, bu işinizi baya kolaylaştıracak elbette ki. Yarım günün sonunda bu minik ve tatlı şey karşınıza çıkıyor. Çocuğunuzla beraber hoş zaman geçirebileceğiniz bir aktivite olabilir. Ya da kardeşinizle, ya da babanızla, ya da abinizle, ya da … :)

Annem bu tarz şeyleri sevmez normalde. Ama bu sevimliyi sevdi ve bibloların yanına koydu(evet evde biblolarımızın durduğu bir kenar var, aa :) ) Benden öneri, biraz daha büyütüp öyle bastırın, daha rahat edersiniz. Kullandığınız yapıştırıcı da ince uçlu olursa rahat edersiniz. Kullandığınız kağıt da çok ince olmazsa, yapıştırıcıyı fazla sürünce kağıdınız yıpranmaz. Bir taraftan da, bazı kesimler köşeli değil, yuvarlak hatlı, bu yüzden çok kalın kağıt da kullanmayın.

Unutmadan, sayfaya buradan ulaşabilirsiniz ;)

Identi.ca Delicious Email PrintFriendly Bookmark/Favorites FriendFeed Digg Google Reader Reddit StumbleUpon Hotmail Share

12
Eki

Özgürlükİçin olarak, Pardus 2009 sürümünden beri bir proje yürütüyoruz. Pekiii CD Gönder olarak adlandırdığımız bu projede, bir döneminin daha sonuna geldi. CD Gönder projesi nedir bilmiyor musunuz? Hemen anlatayım:

Türkiye’nin her yerine, sadece kargo ücreti ödenerek Pardus CD’leri gönderiyoruz. Kargo ücreti dediysem, öyle çok bir şey de değil yani, 2 TL+KDV (2.36 TL oluyor). Hem de Türkiye’nin her yerine aynı ücretle. Kars’ta da olsanız, Edirne’de de, aynı ücreti ödeyerek Pardus CD’lerine sahip olabilirsiniz. Bu özel anlaşmalı kargo ücreti dışında Pardus CD’sine hiç bir ücret ödemeden hem de! CD’ler de baskısıyla, kutusuyla çok güzeller :) .

Bu günden itibaren, Pardus 2009.2 CD’leri için açtığımız CD İstek Formu‘nu kapatıyoruz. Böylece, bundan sonra Pardus 2009.2 CD’si gönderilmeyecek. Bu akşamki son gönderilerimizle beraber, yeni bir bekleme sürecine giriyoruz.

Sizlerin de bildiği gibi, 14 Aralık 2010 tarihinden Pardus 2011 sürümü çıkarılacak. Bundan sonraki CD gönderme döneminde, Pardus 2011 CD’lerini göndermeyi planlıyoruz.

Ön sipariş talep formunu şimdiden açmak istemiyoruz. Çünkü şimdi açarsak, sizleri aylarca bekletmiş olacağız. Böyle bir şey de istemediğimiz için biraz beklemenizi istiyoruz :) ,

Bu arada, fark ettiyseniz Sitemizdeki CD gönder düğmesi kaldırıldı :(

Orası hep öyle boş kalacak değil elbette.. Kim bilir, belki bir iki gün içerisinde yerine yeni bir düğme gelir.. ;)


21
Eyl
milky-simge-seti

milky-simge-seti-v2

Pardus 2011‘in kararlı sürümü yaklaşıyor. Alfa1 ve Alfa2‘den sonra artık elimizde elle tutulur, gözle görülür bir şeyler oluşmaya başladı. Elbette ki alfa sürümü son kullanıcının uzak durması gereken bir sürüm(yine hatırlatmış olayım), ileri seviye kullanıcıların denemesi ve hatalarını bildirmesi için yapılmış sürümler bunlar çünkü. Sürüm ortaya çıktıkça kullanıcılarımızın dikkatini bir başka şey çekmeye başladı. Ön tanımlı gelen Milky simge seti!

Yıllardır konuşulur, Milky güzel mi değil mi, nasıl bir karakteristiği var, ön tanımlı gelmeli mi gelmemeli mi.. 2011′e Milky v2‘nin eklenmesiyle bu tartışmalar daha da alevlendi. Önce kullanıcılarımız Beyin bölümüne bir fikir girdi. Buradaki tartışmalar üzerine bir anket açtık. Sonunda Milky v2′nin haberini de yaptıktan sonra 2 gündür forumda, irc’de ve diğer mecralarda bundan başka konu konuşulmaz oldu.

Bu tartışmalar sırasında en üzüldüğüm şey araştırmadan bazı fikirlerin ve şikayetlerin iletilmesi oldu. Simge setinin profesyoneller tarafından yapılması gerektiği söylendi(ki yapılıyor), kullanıcı görüşü ile alakalı testler yapılması gerektiği söylendi(ki yapılıyor), kullanıcı görüşü önemsenmediği söylendi(ki önemseniyor), psikolog ve sosyologlarla beraber yapılması istendi(bana kalırsa -bir psikolog olarak söyleyebilirim- buna gerek yok. Şu sebepten: iyi eğitim almış bir tasarımcı zaten renklerin, şekillerin, imgelerin vb insanlar ve topluluklar üzerindeki etkisini biliyor, bununla ilgili eğitimi almış oluyor.). Bunlar ve daha bir çoğu için forumda kısa bir araştırma(13 sn kadar) yapmak, sonuca ulaşmayı sağlardı oysa ki.

Forumun arama kutusuna “milky” yazıp ara dediğinizde gelen 2 haberden biri E-dergi 15. sayısının haberi. Neden? Çünkü Özgürlükİçin e-dergisinin 15. sayısında Milky’yi ortaya çıkartan Banu ÖNAL ile bir röportaj var. Ayrıca simge setinin oluşturulma aşamasındaki bilimsel deney ve araştırmalarla ilgili de açıklayıcı bir yazı bulunmaktadır.

Banu’yla yapılan röportajdan bir kaç soru aktarayım hemen:

  • Bu seçicilik zor olsa gerek. Düşününce, Türkiye tasarım açısından hem çok zengin hem de çok sorunlu bir ülke. Bir yandan kültür çeşitliliğinin yansıdığı bir ifade bolluğu, bundan doğan bir görsel zenginlik var. Öte yandan da bu birbirini duyamayan görsellikler nedeniyle biraz gözümüz kamaşıyor galiba… Tasarımcı kimliğinize sorsak, bu ülkede yaşamak, bu ülkenin kurumlarını, kavramlarını, insanlarını tanımlamayı, tanıtmayı, sergilemeyi deneyen ürünler ortaya koymak ne demek?
  • Pardus’ta yolumuzu bulmamızı, seçimlerimizi etkileyecek olan dili kuran kişi olarak, bu yolu nasıl tanımlarsınız? Pardus ile tanışmanız nasıl yaşandı? Aranız nasıl?
  • Pardus, UluDağ Projesi’nden Pardus ürününü hazırlayan, 1.0’ı çıkaran ekibe dönüşürken tamamen erkeklerden oluşan, futbol takımına benzeyen bir yapıya da dönüşmüştü. Şimdiyse (Pınar, Semen, Işıl ile birlikte) dört çift kadın eli değen bir Pardus’a hazırlanıyoruz. Sizce erkek egemen bir alan olmaktan çıkmak, program geliştirme ortamında, Pardus’un tasarımında bir şeyler değiştirir mi?
  • Pardus 2009 ile birlikte, daha önce ufak bir göz atma olanağı bulduğumuz yeni simge seti Milky’yi iş başında görebileceğiz. Bir simge seti nelerle oluşur, hangi sınırlara sahiptir ve yaratımı nasıl sürprizler içerir? Daha da toparlayarak sormayı denersek, 600’den fazla simgeyle yol göstermeye çalışmak. Milky (ya da Sütlü) nasıl ortaya çıktı?

Bunlar ve daha fazlasının cevaplarını Özgürlükİçin e-dergisi 15. sayıda bulabilirsiniz.

Son olarak kendi fikrimi de belirtmek istiyorum. “Neden Linux? Neden Pardus?” diye sorulduğunda verdiğim ilk cevap “Özelleştirilebilir olması” oluyor. “Her bir birey birbirinden farklıdır” anlayışıyla eğitim almış bir psikolog olarak kişiselleştirmenin önemi çok fazla benim için. Bir işletim sisteminden, Linux dağıtımında vb herhangi bir yerde, ön tanımlı gelecek herhangi bir şeyin basit, doğal, anlaşılabilir olmasını beklerim. Ne onun “süper” olmasını, ne “sert” olmasını, ne de “herkesin beğeneceği(!) bir şey” olmasını beklemem, olmamalı da, hele son maddeye bakarsak olamaz da! 1.5 yıl boyunca Milky’i kullandım, sevdim. Bayılmadım ama tatmin ediciydi. Son 2-3 aydır her hafta tema, simge seti ve arka plan değiştiriyorum. Bu süreçte Milky de gitti tabi. Herkesin zevkleri farklıdır. “Ön tanımlı” gelen simge setinin, temanın ya da arka planın basit, doğal ve anlaşılabilir olmasından başka bir şey beklemiyorum. Milky’i beğenmeyenler çoğunluktaysa, şöyle bir şey olabilir, arka plan ve temada yapıldığı gibi simge setinde de seçenekler sunulabilir. Tabi teknik yeterliliklere ve zaman yeterliliğine bağlı olarak zaman içerisinde olacak bir şey bu, hemen şu an olmasını isteyemeyiz. 2011 planları zaten neredeyse zamanlarını saniye saniye planlayarak yapılmış durumda. Geliştiricilerimize de anlayışlı davranmak, onlardan bize anlayışlı davranmalarını istediğimiz kadar olması gereken bir şey.

Biraz daha anlayış dileklerimle:)

27
Ağu

Bugün, çoğu “mark as read” diye giden rss temizleme işlemim sırasında çok tatlı bir tasarım ürününe denk geldim. Mats OTTDAL adında bir tasarımcı, süt ve meyve suyu kutularında kullanılabilmesi için 3 renkten oluşan bir tasarım yapmış. Tasarımın aynısını çıkartabilir miyiz diye düşünmeye heves bile etmedim, ama süt kutularının üzerinde görmeyi isterdim bu sevimli Tux’ları :) Etkinliklerde, kutunun üzeri (ayaklar ve kollar olmasa bile) sevimli bir tux olan kutudan bir şeyler içmek eğlenceli olmaz mı?:)

Sütümü Tux-Kutu'dan İçicem Anne

28
Tem

Başlığı okuyanlar bir an korkmuş olabilirler sanki, hemen belirteyim, bir yere gittiğim yok:) Ama ya gidersem? Beni unutabileceğinizi hiç sanmıyorum. Forumun sağında solunda sürekli adımı göreceksiniz, adım peşinizi bırakmayacak:) Peki sizin adınızın da sitenin bir yerlerinde her zaman duracağını bilmek nasıl hissettirir?

Özgürlükİçin, binlerce sayfa görüntülenmesine sahip, Pardus‘un topluluk sitesi. Bir haber yayınlandığında, bir yazı yazıldığında, bir paket tanıtıldığında binlerce kişi bunları takip ediyor. Yani bunların sağında solunda bir yerinde adınızın geçmesi demek, binlerce kişinin sizi tanıması demek.

Bunun yanında bu işi yapmanın hazzı da var tabi ki. Bir şeyler yapıyorsunuz ve binlerce kişiye yardımcı oluyorsunuz. Babam yeni bir kamera alınca sağı solu çekmeye başladı, sonra da bunları birleştirmek istedi. Windows ile önce kameranın kendi programında denedi, sonra Movie Maker ile denedi ve başaramadı. Ben el attığımdaysa zorlandım. Sonra “Eminim ki bunun güzel bir özgür versiyonu vardır” dedim ve Özgürlükİçin’e baktım. Sonuçta Kdenlive programını buldum. Tanıtım yazısını 3 dakikada okumam sonucunda bütün videoları birleştirdim, aralarına efekt bile koydum. Babama Pardus’un ne kadar iyi olduğunu anlatırken de o tanıtımı yazan kişiye kucak dolusu teşekkürler göndermeyi düşünüyordum:)  Boş bir anında yazdığı bu ufak tanıtım yazısı, kim bilir daha kaç kişinin hayatını kolaylaştırmıştır.

Biter Mi? Bitmez!

Psikolojik tatminle de bitmiyor ayrıca. 2010 yılına girerken, Özgürlükİçin ve E-dergi çalışmalarımızda bize yardımcı olan tüm destekçilerimize ufak bir yılbaşı hediyesi gönderdik. Paketin içinde tişörtten kupaya şapkadan rozete bir çok güzel hediye vardı. Hatta ben de hemen hepsini giyip bir fotoğraf paylaşmıştım :) Ya da Wiki Seferberliklerimiz sırasında bize destek olan yöneticilerimize Pardus yazılı güzel USB belleklerimizden göndermiştik. Ya da en çok güncelleme yazısı yapan arkadaşlara birer Pardus tişörtü göndermiştik. Tik tik tik diye gider bu liste..

Bize destek olmak hiç de zor değil aslında. Adınızın Özgürlükİçin’de gözükmesi için tek yapmanız gereken kısa bir sürenizi ayırmanız. İngilizceniz fena değilse ya da ben yazı yazmasını severim diyorsanız Ticket sistemimizden haber beğenip haberleri çevirebilirsiniz. Böylece haberlerin yanında adınız gözükür. Ya da bir oyun oynuyorsanız bunun tanıtımını yazıp paket tanıtımlarımızı arttırabilirsiniz. Ya da “Bu paket çoktan tanıtılmış.” diyorsanız üzülmeyin, güncelleme seferberliğimize katılın. Hem bu, yeni bir yazı yazmaktan çok daha kolay. Eski yazı, eski bir sürüm için yazılmış olabilir ve bir kaç güncelleme ile halledilebilir. Ya da sadece eski bir Pardus sürümüne ait görselleri vardır ve onların güncellenmesi yetecektir.

Görüldüğü gibi, Pardus’a katkı vermek hiç de zor değil. Üstelik size her an yardım etmek için hazır bulunan bir sürü yöneticimiz de var. Ee ne duruyorsunuz? Haydi pamuk eller klavyelere:)

30
Mar

Program yapmak zor mudur bilmem, bilmem de gerekmiyor sanırım. Yapan yapıyor sonuçta, ben de kullanıyorum. Ama bazı durumlar oluyor ki kullanamıyorum. Ve o durumda da bir şeyler bilmem gerekiyor, ve bunu da hiç istemiyorum haliyle. Buna sebep olan ise sanırım: Üşengeç programcılar!

Aylardır bir program için arayüz istiyorum: youtube-dl. Kime sorsam “Yaparız”, “Zaten yok mu”, “Onun yerine şunu kullan”, “Konsoldan hallediyorsun, ne gerek var” gibi cevaplar veriyor ve işin doğrusu beni sinir ediyorlardı. Hadi ben yapabiliyorum, bunu yapamayan o kadar çok insan var ki! Ben bile bazen ne yapılacağını unutup tekrar İnternet’ten araştırma gereği duyuyorum. Ama sonunda, bir cengaver çıktı ve aslında bunun ne kadar kolay olduğunu bana gösterdi.

Fazla bir şeye gerek yoktu zaten. Linkin yapıştırılacağı bir kutucuk ve indir düğmesi. Bu kadar minik ve basit bir şey için aylarca söylendikten sonra çözüm ne kadar mı sürdü: Çizilmesi 1 dakika, çalışır hale gelmesi ile 1.5 dakika! Bazı sorunları elbette ki olmasına rağmen bunun yapılmasının aslında ne kadar kolay olduğunu gösterdi bana.(Ve size..)

İndir düğmesindeki metin de bana özel bir şey olsun artık değil mi:) Bu sadece ne kadar sürede yapılabileceğini denemek için yapıldı, her hangi bir yere kullanım için konulmayacak. Tek amaç, ne kadar kolay olduğunu göstermek! Yakında şöyle bir kampanya başlatırsam şaşırmayın: “Arayüzsüz Paket Kalmasın” :)

Bu şirin şeyle indirdiğim ilk videoyu da sizlere armağan ediyorum:) Bill Withers – Ain’t No Sunshine

27
Mar

Bilkent Üniversitesi’nin ev sahipliği yaptığı Pardus Tanıtım ve Geliştirme Günleri ’10 tüm Pardus sevenleri bir araya getirdi. Bilkent IEEE Bilgisayar Topluluğu ve TBD Genç Ankara tarafından organize edilen etkinlik 23-24 Mart tarihlerinde gerçekleşti. PardusGünleri adresinden katılımcılar ve diğer ayrıntılı bilgilere ulaşılabilir.

Gece geç saatlerde Ankara’ya varmamıza rağmen bizleri heyecanlı bir şekilde karşılayıp odalarımıza yerleştirdiler. Konakladığımız lojmanlar gerçekten çok güzel, hatta orada olduğumuzu öğrenen öğrenciler tarafından bile kıskanılan bir yeri varmış:) Organizasyon ekibinin sınav ve ödev dönemine denk gelmesi, onları biraz zorlasa bile canla başla bizimle ilgilenmeye devam ettiler. Hatta gece yarısına yakın bir saatte “açım ben” diye telefon etmeme bile ses çıkarmadan benimle ilgilendiler:)

Standımız 1 dakika bile boş kalmadı desek yeridir. Çok büyük bir ilgi ve alaka vardı. Daha da güzeli, gelip soru soranlar Pardus’un ne olduğunu değil daha ayrıntılı sorular soruyordu. Katılımcıların Pardus ile gerçekten ilgili bir grup olduğunu gösterdi bu da bize. Neredeyse bütün sunumlarda salon tamamen doluydu. Hatta bazı sunumlarda kenarlarda oturanlar bile vardı. İlk gün, Doruk FİŞEK “Linux Tarihi” konulu güzel bir sunum yaptı. UEKAE ekibinden Gökçen ERASLAN ve Bahadır KANDEMİR de çok güzel 2 sunum yaptılar. Sunumların soru-cevap bölümleri de gerçekten çok iyi sorularla geçti. Maalesef yapmam gereken başka işler olduğundan Özgür Yazılım Tartışmalarını izleyemedim. İkinci gün ilk sunumu, “64 Bit Pardus” konusunun anlatıldığı 3M ekibinin sunumuydu. Son sunum ise Ali IŞINGÖR ve benim yaptığım “Topluluklar ve Özgürlükİçin” sunumuydu. Gün içinde çok güzel sunumlar da vardı. Ancak 8. Podcast için röportaj kaydına gittiğimiz için hiçbirine katılamadım.

Ankara’ya gitmişken James Cook gibi çok güzel bir yeri tanıdım. Ankara’ya kısa süreliğine bile gitseniz mutlaka ufak bir içki veya atıştırma için uğramalısınız.

Bir seminer turunun daha sonuna gelmişken tekrardan organizasyon ekibine bizimle bu kadar ilgilendikleri için teşekkür ederim:)

16
Oca

“Telli telli telli şu telli turna, sanma ki yaralı uçmaz bir daha” diyerek Pardus 2009.1 duyuruldu. Şimdiye kadar kedigillerin isimleri verilen sürümler ve ara sürümlerden sonra (artık kedi kalmaması sebebiyle:) ) kuşlara geçildi ve ara sürüme Anthropoides virgo adı verildi. Bence tam anlamıyla kanat takıp uçtuklarını gösteriyor bu seçim de. Bilgisayarın açılmasından masaüstü ortamlarına kadar her şey inanılmaz hızlanmış. İlk dikkatimi çeken şeylerden biri de masaüstüne yapabileceklerimdi. Arkaplanda sürekli kendi çektiğim fotoğrafları kullanıyordum, ama şu anda elimle çevirebildiğim, güneşe göre sürekli güncellenen bir dünya ve etrafında yıldızlar bulunuyor:) Kullanıcıların en sevmedikleri şey usb belleğe iso’yu atamamaktı, ve artık bu ara sürüm ile bu sorun da ortadan kalkıyor. Bundan sonrasında da artık resmi tanıtımı okuyup ayrıntıları öğrenin bari:)

Pardus 2009.1 Duyuruldu

Pardus ailesinin en yeni üyesi Pardus 2009.1 Anthropoides virgo ile kullanıcıları çok daha yetenekli bir masaüstü ortamı, geliştirilmiş sürücü desteği ve Pardus depolarındaki yazılımların en  güncel sürümleri bekliyor. Temmuz 2009‘da duyurulan Pardus 2009’un yetenekleri geliştirilmiş yeni sürümü Pardus 2009.1 Anthropoides virgo kullanıma sunuldu.

Kararlılığı ve performansı iyileştirilmiş güncelleme sürümü olan Pardus 2009.1 Anthropoides virgo ile tüm Pardus sürümlerinde olduğu gibi kullanıcılara kolay kullanılabilen, kararlı, hızlı, güvenli bir masaüstü ortamı ve binlerce özgür yazılım sunuluyor.

Her ara sürümüne Anadolu’da nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalan bir canlı türünün adı verilen Pardus’un 2009.1 sürümü, Anthropoides virgo (Telli turna) olarak adlandırılıyor.

Pardus 2009.1 Anthropoides virgo’nun özellikleri

Pardus 2009.1 Anthropoides virgo ile gelen özelliklerin başında, yeni nesil Plasma teknolojileri ve görsel efektlerle zenginleştirilmiş KDE serisinin en son kararlı sürümü KDE 4.3.4 masaüstü ortamı geliyor. Ayrıca bu sürümde çok daha fazla donanıma destek veren Linux çekirdeğinin 2.6.31.11 sürümü, İnternet üzerinde güvenle gezebilmek için Mozilla Firefox tarayıcısı 3.5.7, grafik işleme yazılımı Gimp 2.6.8, ofis araçları ailesi OpenOffice.org 3.1.1.5, ekran kartı ve masaüstü efektlerinin bel kemiği Xorg 1.6.5, programlama araçları Python 2.6.4, GCC 4.3.3 gibi önemli teknolojiler yer alıyor.

Sorunsuz ve hızlı bir açılış

Bilgisayara kurulmaya ihtiyaç duymadan kullanılabilen Çalışan CD’nin 2009.1 sürümü de yeni Pardus ile gelen özellikler arasında. Kullanıcılar Çalışan CD’yi bilgisayara takıp çalıştırdıklarında otomatik olarak gelen masaüstü ortamı sayesinde herhangi bir sürücü tanıtma ya da kurulum işlemi ile vakit kaybetmeden, Mozilla Firefox ile İnternet üzerinde gezip, KMail ile e-postalarını okuyabiliyor, Amarok ile müzik koleksiyonlarını dinleyip, SMPlayer ile film seyredebiliyor ve OpenOffice.org ile tüm ofis işlemlerini gerçekleştirebiliyorlar. Çalışan CD’de ayrıca ihtiyaç duyulduğunda kullanıcının bilgisayarında oluşan sorunları kolaylıkla düzeltebilmesi için dosya sistemi tamir araçları, disk bölümleme yöneticisi araçları ve çeşitli analiz yazılımları da yer alıyor.

Bir başka yenilik olan Hibrit Görüntü Teknolojisi ile oluşturulan Pardus ISO dosyaları ister CD ortamına, ister DVD ortamına yakılarak, istenirse USB çubuk ve SD kart gibi tak çıkar disk ortamlarına aktarılarak kullanılabiliyor. Ayrıca bilgisayarda yeterli miktarda hafıza var ise açılış sırasında tüm görüntünün hafızaya aktarılması yöntemi sayesinde Kurulan ya da Çalışan Pardus çok daha hızlı çalışıyor. Hibrit Görüntü teknolojisi ve kullanımıyla ilgili daha detaylı bilgiye buradan ulaşılabilirsiniz.

Pardus 2009.1 Anthropoides virgo kullanıcıyı destekliyor

Pardus’un, kullanıcılarının deneyimini geliştirmek ve karşılaştığı sorunlarda yardım almak için uğrayabileceği bir destek portalı da bulunuyor. Pardus kullanıcıları, içeriği gönüllü geliştiriciler tarafından sağlanan Özgürlükİçin portalında Pardus ile ilgili kılavuz belgeleri, paket tanıtımı ve oyun incelemelerini okuyabiliyor, forum bölümü üzerinden soru sorabiliyor. Dinamik forum ve e-posta listelerimiz, Pardus 2009.1 Anthropoides virgo’ya ilişkin her türlü desteği sunuyor.

Kullanıcılar, her sürümde olduğu gibi Pardus 2009.1 Anthropoides virgo’yu da Pardus’un FTP dizininden indirebilirler.

Kaynak: Özgürlükİçin.com