19
Oca
Tüm Linux kullanan oyunseverlere bir kez daha merhaba.

PlayOnLinux'un 3.8.8 numaralı son sürümü şu an Pardus 2009 için katkı deposundaki yerini aldı, Pardus 2011 için henüz şu an depolarda yer almıyor. Ancak Pardus 2011 32bit kullanıyorsanız SVN'den kendiniz derleyebilir veya derlenmiş olan paketi bilgisayarınıza indirebilir ve kurabilirsiniz. Pardus 2011 64bit kullanıcıları ise kısa bir süre daha beklemek zorundalar, çünkü Wine henüz 64bit depolarındaki yerini almadı (az sabır!).

Pardus 2011 i686 depolarında şu an için Wine'ın 1.3.11 sürümü bulunuyor ve kısa bir süre içerisinde 1.3.12 sürümü de depodaki yerini alacaktır. Yeni sürüm ile birlikte gelen hata düzeltmelerine bakıldığında bir çok sorunun giderildiğini görüyoruz. Aynı şekilde, PlayOnLinux'a son zamanlar oldukça fazla yenilik geldi ve içeriği de güncelleşti. Call of Duty: Black OpsDragon Age: OriginsLara Croft and the Guardian of LightMafia IIStar Wars: The Force Unleashed gibi oyunlar PlayOnLinux'un desteklediği oyunlar listesine girerken, listedeki daha bir çok oyunun kurulum betiği ise elden geçirildi. Böylelikle, doğrudan Linux için geliştirilen bilgisayar oyunlarının sayısı diğer platformlara göre az olsa da, PlayOnLinux sayesinde oyun zevkimizden mahrum kalmıyoruz.

Pardus 2011'in duyurulduğu ve yeni sürüm heyecanını yaşadığımız şu günlerde, herkese iyi oyunlar diliyorum :)
2
May

Sıkça sorulan sorulardan biri. Neden Wine yok depoda ? Son aylarda gerek forumlarda, gerek bugzilla bununla ilgili yoğun bir şekilde şikayet geliyor. Bir geliştirici olarak ister istemez rahatsız oldum. Çünkü ben kendi adıma kullanıcılara hep en iyiyi sunmayı çalıştım ve hala da çalışıyorum. Ne zaman bir şikayet görsem “nerede hata yaptım” diye düşünmeden edemiyorum.

Bu konuyla ilgili sizleri bildirmek adına bu yazıyı yazıyorum. Bu yazdıklarımı bir bahane olarak görmezseniz sevinirim. Biraz da bizim içerimizdeki gizli kahramanların neler yaptıklarını ve sizler için gece gündüz çalıştıklarını da görmenizi istiyorum. Şimdi yerinizden kalkın, kendinize bir çay hazırlayın. Uzun bir yazı olacak. Ben bekliyorum :)

Çayınızı aldınız değil mi ? Hadi bakalım, başlayalım …

Her şey bundan yaklaşık beş ay önce bir Bugzilla hatası ile başladı. Kullanıcılardan Wine paketi ile ilgili bir istek geliyor. O zamanki Wine paket bakıcısı olan Fatih Aşıcı ise 32 bit deposuna Wine’in girdiğini, fakat 64 bit deposu için biraz zamana ihtiyacı olacağını söyledi.

Biraz zaman alacak derken neyi kast ediyordu peki ?

Fatih Aşıcı’nın kastettiği durum, Wine’in çalışması için gerekli lib32 paketleri idi. Yani 64 bit altında çalışan 32bit paylaşımlı kütüphaneler. Bunlar olmadan Wine çalışmaz. Mesela Skype, Google Earth, Picasa gibi uygulamalar da bunu istiyor. Pisi’nin güzel bir şekilde bu paketleri yapmasına olanak veren bir altyapısı mevcut değildi.

Fatih bu yorumu 16.01.2011 tarihinde yapmış. Depo’da hiç bir lib32 paketi mevcut değil. Usanmadım, Fatih Aşıcı’nın bu yorumundan sonraki tüm commitlerini tek tek inceledim. Gerek paketler deposunda, gerekse Uludağ deposunda yaptıklarını not aldım.

Şimdi beraber Fatih Aşıcı’ın bu günden sonra uğraştığı işlerle ve bu lib32 paketlerinin durumunun nasıl geliştiğine bakalım.

Ocak Ayı (16′sından sonra)

  • Kde’nin öntanımlı klasör ayalarını düzenlemiş.
  • Xorg-sunucusu Opengl sürümünü düzgün yüklemediği için Onur Küçük ile buna bir yama hazırlamış.
  • Ardından 2011 çıkışı için gerekli depo değişiklikleri yapmış (2011 adında bir tag oluşturmuş).
  • 2011 için testing deposunu açmış.
  • Depo’daki sahipsiz paketleri bakıcısız olarak işaretlemiş.
  • NVidia ve Ati’nin kapalı kaynak kodlarını güncellemiş.
  • Virtualbox sürümünü elden geçirmiş, önemli bir hatayı düzeltmiş.
  • Az sayılı karakterleri desteklemek amacıyla Çomar’ı yamalamış.
  • Pisi 2.4_Alpha2 sürümünü çıkarmış.
  • Xorg sunucusunu yeni geliştirme sürümüne geçirmiş.
  • Bunun yanında bir çok küçük paketi güncellemiş, düzenlemeler yapmış.
  • Sürüm notlarını gözden geçirmiş
  • Rusya dilinin desteklenmemesi için Yalı’yı düzenlemiş
  • Yalı’ya ayrı bir klavyeyı kolayca kullanılması için yama yapmış
  • Pisi’nin düzgün arşiv indirilmesi için “fetcher” sınıfını gözden geçirmiş
  • Çomar’daki modelerden birini gözden geçirmiş

Ocak ayının yarısı bu şekilde geçmiş. Ortada hala lib32 yok. Onun yerine 2011′in yetişmesi için elinden geldiğince kritik sistemleri düzeltmeye çalışmış. Tabi bu arada Bakalım şubat ayı nasıl geçiyor

Şubat ayı (01-28 arası)

  • Henüz 2011′e alınmamış paketlerin listesini çıkarmış.
  • İsmi değişmiş paketlerin depo indeksini bozulmaması için gerekli değişiklikleri yapmış.
  • “Patch” paketinde kritik bir güvenlik hatasını kapatmış ve paketi gözden geçirmiş
  • Gpg/ssh agent’lerin ile bir hatayı düzeltmiş
  • Yalı’nin kodunda bir kısmı sadeleştirmiş
  • Benim libicns ile yaptığım bir hatayı usanmamış gidip değiştirmiş
  • Network Manager’e küçük bir değişiklik yapmış
  • Çeşitli X11 paketlerini gözden geçirmiş (libpciaccess, pixman, vs…)
  • Playground’daki Koffice paketine de göz atmış ve paket içeriği ile ilgili sadeleştirme yapmış
  • Ntfsprogs paketinin bakımını yapmış
  • Depolar arasındaki paketler uyumsuzluğuna tekrar göz atıp gereken düzeltmeleri yapmış
  • Kde’ye bir yama hazırlamış (klavye ayarlarını Xorg sunucusundan düzgün almıyordu)
  • Gnupng paketinin bakımını yapmış
  • Benim review’e koydum bir pakete göz atmış (vim-plugin-pisi)
  • Yine depoya aldığım bir pakete göz atıp gereken değişiklikeri yapmış (keepassx)
  • Wine paketini güncellemiş(32bit tabi, çünkü hala henüz ortada 64 bit yok)
  • Wine 64 bit paketi için deneysel bir actions.py hazırlamış
  • Xorg sunucusunun bakımını yapmış, eski yamaları atmış, yeni olanları eklemiş
  • Yine kritik bir paket olan Mesa’ya göz atmış
  • Gramps adı altındaki paketin anlatımını düzeltmiş
  • Flashplugin’i güncellemiş, kritik bir güvenlik açığını düzeltildi bu sayede (sevgililer günü bugün bu arada:))
  • Kurumsal 2′deki Kde başlangıçta takılıp kalıyordu gidip baştan bir yama hazırlamış, bunu düzeltmiş
  • Virtualbox paketine bakmış tekrardan, önemli bir hatayı düzeltmiş

Şu an şubat ayının ortasına gelmişiz…

  • Ati kapalı kaynak kodlu sürücülere göz atmış tekrardan(güncelleme ve kod düzeltme)
  • Çizim tabletleri için gerekli olan bir paket olan xorg-input-wacom paketini güncellemiş tekrardan
  • Pisi için bir yama hazırlayıp onu pakete sokmuş.
  • Gecelik iso’ların çıkması için gerekli altyapıyı hazırlamış (Gökçen Eraslan ile hatırladığım kadarıyla)
  • Farm için gerekli olan betikleri gözden geçirmiş tekrardan.
  • Buildtype özelliği için pisiye sayısız değişikliler almış.
  • Pisi 2.4_alpha3 sürümünü çıkarmış. Bu paketle beraber lib32 için gerekli altyapıyı da başlatmış oldu. (Tarih 21.02.2011)

Bundan sonra şubat ayının sonun kadar benim de içinde olduğum bir dizi lib32 paketlerinin bakımını yapmış. O zamanlar Skype isteği de ön plandaydı. Bu yüzden Skype için gerekli lib32 paketlerini oluşturmaya başladık. Benim hazırladığım paketleri oyun alanıma alıyordum, Fatih de bir yandan onların üzerinden geçiyordu. Bununla ilgili bir mail de geliştirici listesine atmışım:

http://liste.pardus.org.tr/gelistirici/2011-February/055676.html

Bu arada tarihlere dikkatlice bakınız. Fatih 21.02 tarihinde lib32 için gerekli altyapı paketini, yani Pisiyi depoya koymuş. İki gün sonra neredeyse yaklaşık 40 tane lib32 paketi hazırlamıştık ve playground’a bekliyordu. O iki gün gerçekten inanılmaz işler yapmıştık.

Mart (başlangıç)

  • lib32 paketlerinden dolayı sıkan sorunları çözmeye zamanını ayırmış.
  • Nvidia ekran kartları sürücülerine göz atmış
  • Kısa kısa paket düzenlemeleri yapmış

Fatih sonra 04.03 gibi aramızdan ayrılıyor. Kendisi bir ay sonra Askere gidecekti. Tabi bununla bitmiyor, tatildeyken bile Pisi 2.4_alpha4′yı çıkartmış. Pisi’ye yeni buildfarm ile uyumlu olacak şekilde Delta desteğini de veriyor. Bunu yaptıktan sonra Nisan ayını başında zaten Askere teslim oluyor. Üzerinde 300′e yakın paket vardı. Bunların bir çoğunu ben aldım. Bunların arasına Wine’de vardı. Bunu da hata kaydında belirtmişim (03.03).

Fatih Aşıcı tarafında durum böyleydi. Kendisine Wine paketini Mart ayı başlangıçında sormuştum. Kendisi Askere teslim olmadan önce yapacağını dile getirmişti. Yani Nisan’ın başında gitmeden önce bakacağını söylemişti. Ben de haliyle Nisan’a kadar bekledim. Fakat işler istenildiği gibi gitmiyor. Hayat bu, demek ki Fatih de zaman bulamadı ve yapamadı.

Nisan’dan sonra peki ben ne yaptım da Wine 64bit paketi hala depo’da yok ?

Nisan (1-30 arası)

  • Libva paketini yeni sürüme çekmişsim,
  • Libva güncellendiği için, çeşitli paketleri tekrar derlemek zorunda kalmışız (geliştirici listesinde bununla ilgili mail mevcut)
  • Sayısız paket güncellemeleri yapmışım:
    1. Texmaker
    2. Aria2
    3. Git
    4. Libtorrent
    5. Dos2unix
    6. Xorg-sgml-doctools
    7. Chromium’u (ayda 3-4 kere oluyor bu güncelleme)
    8. Xscreensaver
    9. Flashplugin
    10. Intel ekran kartı sürücüleri
  • Yeni ati kapalı kaynak kodlu sürücülere göz atmışım
  • Ati sürücüleri ile ilgili değişiklikleri depoya yansıtmışım.
  • Xorg-app’deki bir güvenlik açığını kapatmışız
  • Çomak’da Gnome3 çıkabilir düşüncesi ile xkeyboard-config’u güncellemişsim
  • Xkeyboard’un düzgün çalışabilmesi için libX11′i de güncellemişsim
  • Bugzilla’daki Licq vardı onunla ilgili oyun alanımda Licq paketini hazırladım
  • Udev’deki 32 bit kütüphaneleri 64 bit olanları eziyordu onu düzeltmişsim (ilgili geliştirici maili)
  • Önemli bir bileşen olan libdrm’i paketine bakmışsım
  • Nvidia kapalı kaynak sürücülerini güncellemişsim
  • Geleneksel Vim yamaları eklemişim
  • Bir takım bileşenleri üzerime almışım
  • Nvidia açık kaynak kodlu sürücüleri güncellemişsim
  • Mutt’daki bir güvenlik açığını kapatmışsım
  • Phoronix test-suite’nin çalışabilmesi için Php’yi değişiklik yapmışız
  • Bir takım Nvidia reverse engineering uygulamalarını oyun alanıma yüklemişsim
  • Virtualbox ailesini güncellemişsim
  • Wine 64bit için gerekli olabilecek lib32 paketlerini depoya almışım (freeglut, glew, mesa)
  • Emre Erenoğlu’nun katkılarıyla daha fazla lib32 paketleri almışız depoya (libXft, libXtst, libXpm, libXinerama, libXcursor)
  • Kde randr modülüni devreye sokmuşum ve baştan yeniden değiştirerek yazmışsım (güzel bir özellik oldu bu)

Bunu dışında Bugzilla’daki hatalar da var elbet (sağ üst köşedeki noktalar gibi). Bunlar da haliyle zaman alıyor. Ha bugün ha yarın derken hala Wine ile uğraşamadım haliyle. Şimdi peki ne durumdayız ?

Yaklaşık bir haftadır Wine ve paket bağımlılıkları ile ilgileniyorum. Wine için mesa-32bit bunun bir önemli parçasıydı. Onu düzgün bir şekilde yaptıktan sonra çeşitli farklı paketler de mevcut yapmamız gerekiyor. Nihayetinde yerelimde Wine 64bit düzgün bir şekilde çalışmayı başardım :) Hatta deneme olarak Winamp uygulamasını indirip denedik Ofiste, sesi de güzelce veriyor (şu ünlü koyun sesi). Örnek ekran görüntüsü:

Wine 64 bit Pardus 2011 altında

Peki depo’ya ne zaman girecek ?

Wine henüz tam bitmedi. Açıkcası bir çok pakete ihtiyacı var hala. Bunlar şu şekilde:

  • libxinerama-32bit (depoda mevcut)
  • libxcomposite-32bit (depoda mevcut)
  • ldbus-32bit (depoda mevcut)
  • libgnutls-32bit
  • libsane-32bit
  • libgphoto2-32bit
  • liblcms-32bit
  • gstreamer-32bit
  • liboss-32bit
  • libcups-32bit
  • libgsm-32bit
  • libtiff-32bit
  • libmpg123-32bit
  • libopenal-32bit
  • libldap-32bit
  • libxml2-32bit
  • libXslt-32bit (depoda var)
  • openssl-32bit (bununla bugün uğraşıyordum bitmedi henüz)
  • libjpeg-32bit
  • libpng-32bit

Yukarıdaki paketlerin çoğunun bizdeki ismi farklı. Bazıları olmayabilir de depoda. Ama Wine’in düzgünce çalışabilmesi için bunların lib32 paketine ihtiyacımız var. Bazı paketlerin lib32 paketini oluşturmak kolay olsa da, bazıları çok zaman alabiliyor. O yüzden hani sizlere iki güne sonra hazır diyemiyorum. Paketlerin çoğunu bilmiyorum bile ne yaptığını, benim üzerime olmayan paketler.

Pardus’taki Wine 64bit’in hali bu durumda. Umarım en azından kafanızda bazı şeyler şekillenmiştir diye düşünüyorum. Hatırlarsanız, geliştiricileri bir hatayı iki ayda bir çözüyor demiştiniz ve bununla ilgili uzun bir yazı yazmıştım. “20-30 tane geliştirici var, bir Wine’i mi yapamıyorlar” diyenler de oldu, bu yazıyı okuduktan sonra belki farklı düşünen olmuştur, yok değişmediyse o zaman kendimizi hala anlatacağız demektir.

Örneğin yukarıda saydıklarımın arasında, ne kadarını kod geliştirmeye ayırdık sizce ? Ben kendi adıma konuşursam çok ama çok az. Gönül isterdi ki, paketlerin sayısı az olsun, bugzilla’daki hatalar az olsun, kullanıcıların isteklerini yerine getirelim, yeni teknolojiler geliştirelim. İnanın sizler ne kadar istiyorsanız bizler de istiyoruz bunları yapmayı. Ama buraya kadar okuyup geldiyseniz, yukarıda Fatih Aşıcı’dan verdiğim örnekleri de göz önüne alırsanız, ne durumda olduğumuzu herhalde çok iyi anlayacaksınızdır. Akşamları eve gelince, hafta sonları bile boş vakitlerinde sizlere zaman ayıran insanlar bunlar.

Bu sıkıntıyı gidermek için çözümlerden bir tanesi geliştirici sayısını artırmak. Buraya kadar okumuşsanız, “Madem böyle bundan sonra ben de Pardus için bir şeyler yapmak istiyorum” diyorsanız şimdi tam zamanı. Bugzilla’daki hatalara bakın, yeni paket isteklerindeki paketlerle ilgilenin, geliştirici adaylığına başvurun, ben güzel yazı yazarım diyorsanız güzel belgeler yazın, çeviri yapın, Pardus’u dünya’ya tanıtın.

Siz var olduğunuz sürece biz de bu işi yapıyor olacağız. Gelin hep beraber güzel işlere imza atalım. Sizden tek isteğim bu.

22
Oca

Tüm Linux kullanan oyunseverlere bir kez daha merhaba.

PlayOnLinux‘un 3.8.8 numaralı son sürümü şu an Pardus 2009 için katkı deposundaki yerini aldı, Pardus 2011 için henüz şu an depolarda yer almıyor. Ancak Pardus 2011 32bit kullanıyorsanız SVN’den kendiniz derleyebilir veya derlenmiş olan paketi bilgisayarınıza indirebilir ve kurabilirsiniz. Pardus 2011 64bit kullanıcıları ise kısa bir süre daha beklemek zorundalar, çünkü Wine henüz 64bit depolarındaki yerini almadı (az sabır!).

Pardus 2011 i686 depolarında şu an için Wine’ın 1.3.11 sürümü bulunuyor ve kısa bir süre içerisinde 1.3.12 sürümü de depodaki yerini alacaktır. Yeni sürüm ile birlikte gelen hata düzeltmelerine bakıldığında bir çok sorunun giderildiğini görüyoruz. Aynı şekilde, PlayOnLinux’a son zamanlar oldukça fazla yenilik geldi ve içeriği de güncelleşti. Call of Duty: Black OpsDragon Age: OriginsLara Croft and the Guardian of LightMafia IIStar Wars: The Force Unleashed gibi oyunlar PlayOnLinux’un desteklediği oyunlar listesine girerken, listedeki daha bir çok oyunun kurulum betiği ise elden geçirildi. Böylelikle, doğrudan Linux için geliştirilen bilgisayar oyunlarının sayısı diğer platformlara göre az olsa da, PlayOnLinux sayesinde oyun zevkimizden mahrum kalmıyoruz.

Pardus 2011′in duyurulduğu ve yeni sürüm heyecanını yaşadığımız şu günlerde, herkese iyi oyunlar diliyorum :)

{lang: 'tr'}
4
Şub

Her hâlde forumda, deneyimli kullanıcıların en sinir olduğu olaydır; Daha Pardus hakkında bir şey bilmeyen, Pardus’u tıpkı Windows gibi zanneden kişiler eski alışkanlıklarını devam ettirip bir ‘exe’ uygulamasını kurmayı deneyince başarısız olurlar ve forumda “Bu ne başarısızlık, daha doğru dürüst exe bile çalıştıramayan işletim sistemine kararlı diyorsunuz!” diye sövüp sövüştürür. Biz de insanlık görevimiz olarak “Exe Windows uygulamalarıdır. Linux ile Windows benzer değil, mimari açıdan tamamen farklıdır. Dolayısıyla Linux’ta exe çalıştırmak, 3 tekerli bisiklet ile dağ yamacından aşağı kaymaya benzer.” diye cevaplamaya çalışıyoruz ama nafile… “İlla exe isterim!” diye tutturmuş bu insanlar. Sanki exe bir avantajmış gibi.

Linux ve Windows Arasındaki Farklar:

Pek çok kişi Linux’u (dolayısıyla Pardus’u), Windows’a para vermemek için geliştirilmiş, Windows çakması işletim sistemleri sanmaktadır. Belki günümüzde görünüş olarak Windows’a oldukça benzeyen dağıtımlar mevcuttur. Ama o yapının içlerine indiğimizde en ufak bir benzerlik bile bulunmamaktadır. En başta kök dizin yapısı bile farklıdır. Bu sadece farklardan biridir.

Windows, sizi sadece tek bir masaüstü yöneticisine iter. Fakat Linux, zaten terminal tabanlı olduğu için seçme özgürlüğüne sahiptir. İster KDE, ister Gnome, ister XFCE, ister E17, ister eski usul terminal…

Mimari farklarda ise, Linux’un hem kullandığı çalışabilir dosyaların, hem kütüphanelerinin, hem de ayar dosyalarının uzantıları, Windows’takinden çok farklıdır. Hatta bazılarında uzantı bile yok :D . Bunun dışında Linux, her şeyi tek bir dizin içine zorlamaktansa, birkaç dizine dağıtarak rahatlama sağlar.

Sen Bu Hikâyeleri Geç! Nerede Benim EXElerim?

Kısa ve öz cevap: hiç bir yerde. Demin de anlattığım gibi, exe, tamamen ayrı bir platform olan Windows’un uygulamalarıdır. Dolayısı ile onları çalıştırmak yerine, o uygulanın Linux versiyonunu bulmak, yoks da alternatifini bulmak en sağlıklı çözümdür. Tam tersi durum da geçerlidir. Linux uygulamalarını Windows’ta çalıştıramazsınız.

Ama Şu Şu.EXE Benim İçin Şart…

Özel durumlara gelecek olursak. Windows oyunları ve CAD gibi mevzular. Bu tip olaylarda sorun Linux’tan değil, üreticinin tek platform ısrarındandır. Bunun için elimizde 3 alternatif var:

  1. Çift sistem: Bu yönetimi genelde oyun oynayanlar çok kullanır. Çoğu işlerini Linux üzerinde görüp, oyun oynayacağı zaman Windows’u açmak gibi. Linux bize bu imkânı sunar. Açılışta hangi işletim sisteminin açılacağı da sorularak seçim şansı sunulur.
  2. Emulatör ve Taklitçi: Taklitçi dememin sebebi, pek çok kişi tarafından emulatör olarak bilinen WINE, aslında bir emulatör değilidir. Emulatör mantığı, uygulamanın orijinal platformunun çekirdeğini çalıştıran bir sanal bilgisayar üzerinden uygulamayı çalıştırmak şeklindedir. WINE ise, Windows DLL yöneticileri ve Uygulama çalıştırıcıları, ters mimari ile, yani bir çeşit deneme yanılma ile yeniden yazılarak oluşturulmuş bir uygulamadır. Bu sayede sanal bilgisayar değil de gerçek bilgisayarda çalıştırır. Ama bu yöntem %100  garantili değildir.
  3. Sanal Bilgisayar: Benim favori yöntemim. Özellikle Virtual Box ile birlikte, artık sanal bilgisayarın 3D özelliklerini kullanabilme yeteneği geldiğinden beri sanal bilgisayar oldukça akıllıca bir çözüm olmaya başladı. Oyun dışındaki belli başlı işlerde Windows’a bağımlı olanlar için en ideal çözüm bu olsa gerek.  Hele hele günümüzde sanal bilgisayarların ne kadar gelişmiş olduğunu düşünürsek…

Filed under: Özgürlükİçin Gezegenine, Pardus Topluluk Seçkisi Tagged: Özgür Dünyanın Yolu, Özgür Yazılım, Özgürlükİçin Gezegenine, Eleştiri, Fintows, Linux, Sanal Bilgisayar, WINE
2
Ara

Bildiğiniz üzere Pardus’ta bir “Windows Öyküncüsü” var adı wine. Kelime manası “Şarap”. Aslında “Wine is not an emulator (Wine bir öyküncü değil) ama programcıların bir nüktesi olsa gerek ortaya böyle bir anlam çıkmış.

Hal böyle olunca bazen ilginç tesadüflerde yaşanıyor. Sizinle internet’te dolaşırken rastgeldiğim bir etiketi  paylaşmak istedim.

Bakalım beğenecek misiniz :)

06


16
Kas

Evet arkadaşlar, an itibariyle PlayOnLinux ile ilgili haberleri size buradan yazmaya karar verdim.

PlayOnLinux’un çalıştırabildiği oyunlar listesi arasına Ubisoft’un beklenen oyunu Far Cry 2 de girmiş olduğu duyuruldu. Bu, özellikle Windows oyunlarını Linux’ta arayanlar için oldukça iyi bir haber!

Hazır sizlere desteklenen yeni bir oyunun duyurusunu yapmışken; Clive Barker’s Jericho, Command & Conquer 3 - Tiberium Wars, Fable, Halo ve The Witcher gibi oldukça kaliteli isimlerin PlayOnLinux’un çalıştırabildiği oyunlar listesinde yer aldığını belirteyim. Henüz PlayOnLinux’ta çalıştırılması için bir betiğin yazılmadığını bilsek de Call of Duty 4 ve Fallout 3 de Wine ile çalıştırılabilen oyunlar listesinde yer aldığı atlanamayacak bir bilgi; kısa süre içerisinde PlayOnLinux’ta bu oyunları görürsek şaşırmayalım!

Oyunları oynarken karşılaşabileceğiniz teknik kusurlar için öncelikle PlayOnLinux‘un ve Wine‘in internet sayfasına göz atmakta fayda var.

Gönlüm ister ki bu oyunların da bir gün Linux sürümleri çıksın, biz de bu çeşit uygulamalarla uğraşmak zorunda kalmayalım. Ancak özgür yazılım dünyasında yolunuzu aydınlatacak bir ışık elbet çıkacaktır karşınıza.

Oyun müptelası arkadaşlara şimdiden iyi oyunlar dilerim…

Please stand by...

27
Eyl

Ben, bir bilgisayar oyuncusuyum (hatta oyungezer diyebilir miyiz buna?). Öte yandan, bir Linux kullanıcısıyım, Pardus katkıcısıyım, özgür yazılım destekçisiyim. Peki, ben bir oyuncuysam ve bir çok oyun Windows işletim sistemleri için çıkıyorsa, ben “oyun oynama” ihtiyacımı nasıl karşılıyorum?

TransGaming’s Cedega, bu soru için belki de en sağlam yanıt olabilirdi, bir zamanlar. Ancak lisansı gereği ücretsiz dağıtılamıyordu. Bir zamanlar oyunlar için yetersiz kalan Wine, oyunlar konusunda oldukça başarılı; dünya genelinde 10 milyondan fazla oyuncunun oynadığı MMORPG’ler arasından Word of Warcraft ve benim zaman buldukça oynadığım Guild Wars, Hack’n Slash ve RPG denince akla gelen ilk oyunlardan ve dünya klasiklerinden Diablo 2, FPS oyuncularının gönüllerinde taht kuran Call of Duty 4 ve benim de çılgınlar gibi oynadığım Team Fortress 2, herkesin bildiği ve en azından bir kere “neyin nesidir bu?” diye oynadığı Counter-Strike ve çıktığı andan itibaren gerçekten olumlu eleştiriler alan Spore. Evet, bunlar Linux üzerinde oynanabilen ve Wine’ın oldukça başarılı bir şekilde çalıştırabildiği oyunlar.

Tabii, bu oyunları kurabileceğiniz, listeleyebileceğiniz ve sizi konsolla olabildiğince az yüz-göz edebilecek ücretsiz ve GPL (Genel kamu Lisansı) altında lisanslanmış bir uygulama, hiç de fena olmaz, öyle değil mi? İşte bu noktada PlayOnLinux‘tan bahsedebiliriz. Wine temelli çalışan bu küçük ama marifetli uygulama, her oyun için kendi içinde ayrı bir Wine dizini oluşturarak her oyun için farklı Wine kombinasyonları oluşturabilmenize izin veriyor ve bunları çok kolay bir görsel arayüz ile sizlere sunuyor.

Pardus’ta Türkçe’ye çevrilerek Katkı 2008 deposuna alınan PlayOnLinux’a erişmek için, Paket Yöneticisi’ni açmak ve -katkı deposunun eklenmiş olduğu var sayarsak- “playonlinux” ismiyle aratmak.

Daha detaylı bilgi edinmek için, Özgürlükİçin E-Dergi‘mizin altıncı sayısında 53′üncü sayfaya bir göz atabilirsiniz.

Herkese bol keyifli oyunlar…