16
Eki

Python ile ilginenler, en azından bir kaç kez üçüncü şahısların yazdığı modüllerden yüklemiştir ve bu modülü yüklerken modülle birlikte gelen setup.py betiğini build ve/veya install parametresiyle çalıştırmıştır. Bu kurulum betiği sayesinde geliştiriciler zaman kaybetmeden modülü kullanılabilir hale getirir… Biz de bu yazıda işimizi yeteri kadar görecek şekilde kurulum betiği dosyası hazırlamayı öğreneceğiz. Bu yazıdan kısa süre önce ilk defa kurulum betiği hazırlamış oldum…

Zorunlu olmasa da genel olarak kurulum betiğine setup.py adını veriyoruz ve bu yazı da kurulum betiğimizi bu dosyada hazırlayacağız.

Bir kurulum betiği hazırlamak için Python ile gelen distutils modülünü kullanıyoruz.

from distutils.core import setup

setup()

distutils.core modülünde bulunan setup fonksiyonunu kullanarak modülümüzle ilgili gerekli bilgileri girmemiz gerekiyor.

Örneğin hede.py adında tek dosyadan oluşan bir modülümüz var. Bunun kurulum betiğini oluşturalım…

from distutils.core import setup

setup(
    name = "hede",
    py_modules = ["hede"],
    version = "1.0",
  • name parametresi uygulamanın adını belirtir.
  • py_modules parametresine liste olarak girilen isimler *.py dosyalarının uzantısız hali olmalıdır. Bu parametre tekil modülleri bekler.
  • version parametresi ise uygulamanızın versiyonunu belirtir.

name ve version parametreleri, uygulamanızı easy_install ve/veya pip ile kurulabilmesi için pypi.python.org/pypi adresinde yayınlamanızda gereklidir. Şimdi setup.py dosyasının olduğu dizine konsol ile girin ve;

python setup.py sdist

komutunu verin. Bulunduğunuz dizinde dist adında bir dizin ve içinde hede-1.0.tar.gz adlı bir dosya oluşacaktır. Daha sonra bu dosyayı pypi.python.org/pypi adresinde nasıl yayınlayacağımızı göreceğiz…

hede.py modülünü kurmak için de;

python setup.py install

komutunu verebilirsiniz. Windows kullanıcıları için binary dosya oluşturmak için;

python setup.py bdist_wininst

Fedora, Mageia gibi rpm paket sistemini kullanan kişiler için;

python setup.py bdist_rpm

komutunu verebilirsiniz. Windows kullanıcıları için Linux altında da binary(*.exe) oluşturmak mümkün. Ancak bunun için Python’un geliştiriciler için olan paketini kurmanız gerekmektedir. Ubuntu da python-dev ismiyle bulup kurmak mümkün. Diğer GNU/Linux dağıtımlarında da ismi büyük ihtimal aynıdır…

Aynı şekilde rpm paketi oluşturmak içinde python-dev paketinin kurulu olması gerekebilir…

Uygulamamızı biraz daha geliştirelim. lib adında bir modül paketi oluşturup(İçinde __init__.py olan bir dizin) içine hedelib.py ve hodolib.py modüllerini ve lib2 adında bir modül paketi oluşturup içine hedelib2.py adlı bir modül oluşturduğumuzu varsayalım.

hede.py
lib/
    lib2/
        __init__.py
        hedelib2.py
    __init__.py
    hedelib.py
    hodolib.py

Uygulamamızda modül paketi varsa setup() fonksiyonuna packages parametresini ekleyip paketlerin ismini içeren bir liste girmeliyiz.

from distutils.core import setup

setup(name='hede',
      version='1.0',
      description='Python hede kütüphanesi',
      author='Metehan Özbek',
      author_email='metehan [at] metehan.us',
      url='http://www.metehan.us',
      packages=['lib', 'lib.lib2'],
     )

Python paket indeksinde gözükmesi içinde url, author, author_email ve description parametrelerini girdik.

python setup.py install

Komutunu verdiğinizde Python’un kütüphanelerinin bulunduğu dizin içerisindeki site-packages(Ubuntu da dist-packages) dizininde; hede.py ve lib modül paketi içinde, lib2 dizini ve modüllerle beraber yüklenecektir. Bu durumda Python yorumlayıcısında modülünüzü şu şekilde çağırabilirsiniz:

import hede
from lib.lib2 import hedelib2
from lib import hedelib, hodolib

Tabii lib ismi çok kullanıldığından bir ihtimal çakışma olabilir. Bunu önlemek için ana modül paketinizi hede yapmanız daha doğru olacaktır.

from hede import hede
from hede.lib.lib2 import hedelib2

Uygulamanızda çalıştırılabilir bir betik oluşturmak isteyebilirsiniz. Oluşturduğunuz betiği(ör: hede) konsoldan hede yazarak çalıştırmak isteyebilirsiniz. setup() fonksiyonuna gireceğiniz scripts parametresiyle liste olarak girdiğiniz betikleri GNU/Linux ortamında /usr/bin/ altına Windowsta ise Python’un kurulduğu dizin içerisindeki Scripts dizinine yazdırabilirsiniz. Yalnız Windowsta betiğinizi çalıştırabilmek için bir *.bat dosyası ile betiğinizi çalıştırmanız gerekmektedir(ör: hede için hede.bat) ve path e ekli olmadığından cmd ile betiğinizi çalıştıramazsınız.

hede.py
script/
    hede
lib/
    lib2/
        __init__.py
        hedelib2.py
    __init__.py
    hedelib.py
    hodolib.py
from distutils.core import setup

setup(name='hede',
      version='1.0',
      description='Python hede kütüphanesi',
      author='Metehan Özbek',
      author_email='metehan [at] metehan.us',
      url='http://www.metehan.us',
      packages=['lib', 'lib.lib2'],
      scripts=["script/hede"]
     )

Uygulamız gelişti ve resim, ses dosyası gibi veriler ekledik. Dizin içindeki verileri almak için data_files, modül paketi içindeki veri dizinlerini almak için package_data parametrelerini kullanırız. Yeni dizin-dosya yapımız şöyle olsun:

hede.py
data/
    veri.db
script/
    hede
lib/
    lib2/
        data/
            simge.png
        __init__.py
        hedelib2.py
    __init__.py
    hedelib.py
    hodolib.py

Bu dosya-dizin yapısına göre veri dosyalarımızı kurulum betiğimize ekleyelim.

from distutils.core import setup

setup(name='hede',
      version='1.0',
      description='Python hede kütüphanesi',
      author='Metehan Özbek',
      author_email='metehan [at] metehan.us',
      url='http://www.metehan.us',
      packages=['lib', 'lib.lib2'],
      scripts=["script/hede"],
      data_files=[("data", ["veri.db"])],
      package_data={"lib.lib2":["data/*"]}
     )

Görüldüğü üzere data_files bir liste verisi alıyor. Listenin her elemanı birer tuple. Tuple ilk elemanı dizin, ikinci elemanı ise dosya ismidir. package_data ise bir sözlük veri tipi alıyor ve her elemanın anahtar ögesi modül paketi ismi, değer ögesi ise liste olarak dizin ve dosya alıyor. Burada düzenli ifadelerin kullanımıda mümkün(regex).

setup.py betiğini çalıştırırken kullandığımız sdist argümanıyla uygulamanızın sıkıştırılmış halini alıyorsunuz. Bu dosya içerisinde bulunmasını istediğiniz ek dosyaları MANIFEST.in adlı dosya da tanımlayabilirsiniz. Buradan kullanılabilir kodları öğrenebilirsiniz.

setup() fonksiyonunun alabileceği tüm parametrelere buradan ulaşabilirsiniz. Temel olarak bir kurulum betiğini hazırlamayı öğrendiğimize göre artık modülümüzü-uygulamamızı Python Package Index sayfasına yollayalım…

setup.py betiğimizin bulunduğu dizine konsol ve/veya cmd ile geliyoruz ve

python setup.py register

diyoruz. Bizden dört adet seçenekten birini seçmemizi istiyor.

running register
running check
We need to know who you are, so please choose either:
 1. use your existing login,
 2. register as a new user,
 3. have the server generate a new password for you (and email it to you), or
 4. quit
Your selection [default 1]:

Daha önce pypi ye üye olmadıysanız 2 yazıp kayıt işlemini gerçekleştirebilirsiniz. Ben önceden kayıt olduğum için 1 yazıp devam ediyorum…

İkinci aşamada kullanıcı adı ve şifremizi soruyor ve sırayla gerekli bilgileri giriyoruz. Ardından kullanıcı bilgilerimizi kayıt edeyim mi diye soruyor. Yanıtı y diye verirseniz uygulamanızı güncelleyip yollamak istediğinizde kullanıcı adı ve şifre girmekten muaf olursunuz.

Username: mthnzbk
Password:
Registering parcala to http://pypi.python.org/pypi
Server response (200): OK
I can store your PyPI login so future submissions will be faster.
(the login will be stored in /home/metehan/.pypirc)
Save your login (y/N)?y

Buraya kadar sadece uygulamamızı pypi sayfasına kayıt ettirmiş olduk. Şimdi ise uygulamamızı arşivleyip ya da çalıştırılabilir hale getirip uygulama sayfasında yayınlayalım.

python setup.py sdist upload

ya da

python setup.py bdist_wininst upload
python setup.py bdist_rpm upload

Bir aksilik olmazsa uygulamanız, uygulama sayfanızda gözükmek üzere yüklenecektir…

Kaynaklar:
http://docs.python.org/distutils/setupscript.html
http://docs.python.org/install/index.html
http://docs.python.org/distutils/apiref.html

Buraya bakarlar:
http://docs.python.org/distutils/configfile.html
http://docs.python.org/distutils/sourcedist.html
http://docs.python.org/distutils/builtdist.html
http://pypi.python.org/pypi?:action=list_classifiers

Bu yazı Creative Commons-BY-SA ile lisanslanmıştır. Bu yazıyı ilk sahibini belirtmek ve aynı lisansla dağıtmak koşuluyla kullanabilirsiniz.

Benzer Yazılar:

  1. Python da Kaynak Kodları Gizlemek
  2. Python Kodlarını Derlemek
12
Eyl
Spor Genel Müdürlüğü 81 vilayette bulunan il müdürlüklerini de içerisine alan yeni bir yapılanma amacıyla tüm bilgisayar sistemlerini tek bir etki alanına (domain) dahil etme çalışmaları yürütüyor. Bu çalışma özel bir firmaya ihale yoluyla verilmiş durumda.

Ancak yapılan çalışmalar tamamen Microsoft teknolojileri kullanılarak yürütülüyor ve firma tarafından il müdürlüklerinde bulunan Pardus sistemler yerine Windows kurulması isteniyor. 81 İlde toplam 1600 civarında bilgisayar kullanılmakta.

Böylece ülke çapında teşkilatlanmış olan bir kamu kurumu adeta Pardus'a kapılarını kapatmış, gücün karanlık tarafına geçmiş oldu.
26
Nis

PC Labs, sürekli yeni haber ve makaleler yayınlayan, belki de bu sebeple hemen her gün mutlaka ziyaret ettiğim güzel bir internet sitesi. Okuduğum kimi yazılar bana hayli sıradan gelirken bazı konular ise müthiş ilgimi çekiyor ve beni düşünmeye sevk ediyor. Bu bağlantıda okuduğum bir makale de beynimin hücrelerini kaşındıran bir türde…Yazıda 390.000 kişi gibi devasa bir kitle üzerinde yapılan bir tür eğilim araştırmasından bahsediliyor. Pc kullanıcıları ile Mac kullanıcılarının demografik özellikleri arasındaki farklara dikkat çekiliyor. Araştırma sonuçları ilginç diyemeyeceğim. Zira sanki beklenen sonuçlar çıkmış gibi geldi bana.

İlginç bir karşılaştırma olmuş bu. Adeta işletim sistemi tercihinde bulunan insanlara bir tür etiket yapıştırılmak isteniyor gibi…Firmalar nezdinde hedef kitlelerini tanımaya, anlamaya yönelik bir veri üretiyor gibi görünürken aynı zamanda gayet yönlendirici ve piyasayı etkilemeye yönelik. Araştırma sonuçlarına bakınca (aslında bakmadan bile), bu araştırmanın Apple tarafından yaptırılmış olabileceği izlenimi doğuyor insanda. En azından benim önyargı olarak da değerlendirebileceğimiz kişisel bakış açım buna izin veriyor, mahal yaratıyor. Zira Apple’ın her ne kadar kimi yönlerden ortaya kaliteli, güzel denebilecek ürünler koyduğunu düşünüyor olsam da aslında satışlarını psikolojik faktörlerle yürüttüğüne, desteklediğine inanıyorum. Apple’ın pazarlama politikası, insanları “bir Apple ürünü kullanırlarsa farklı ve elit bir kitleye mensup olabileceklerine inandırma” temeli üzerine inşa edilmiş. Polemik yaratmamak adına şu nüansa dikkat çekmek isterim. İrdelediğim Apple’ın pazarlama politikası…Yoksa ürün politikasına kesinlikle bir sözüm yok. Kanımca Mac bilgisayarların tasarımı gayet güzel. iPhone da temsil ettiği neslin öncüsü…Bence en farklı ürünü ise diğer markaların henüz yeni yeni girmeye teşrif ettiği bir kulvar olan bütünleşik masaüstü çözümleri, yani iMac.

Benim sorunum, kullanıcıların dar bir kafese hapsedilerek, önlerine konan bir tas çorbaya razı edilmeleri ve bununla da yetinilmeyip o çorba için insanların ceplerinden para alınmasıyla ilgili. Hatta bir adım daha ötesinde o paraların sağladığı güçle, kafesin daha da daraltılmaya çalışılmasıyla…

Burada “Mac’e para harcamak yersizdir”, “Windows’a ödenen para helal değildir” türünden söylemler de bana göre yersiz. Özgürlüğe değer veren bir Linux kullanıcısı olarak, cebinde parası olan insanların o parayı istedikleri gibi harcama özgürlüğüne de sahip olduklarının su götürmez bir gerçek olduğu düşüncesindeyim. Dolayısıyla insanlar Linux da kullansın, Windows da kullansın, Mac Os da kullansın diyorum. İşin özü ne kullanıldığı değil, nasıl kullanıldığıdır. Çerçevesi, standartlarıdır. İşte bu noktadan bakılınca kullanıcıların, satın aldıkları (Win ya da MacOS) ya da satın almak zorunda kalmadan kullandıkları (Linux) sistem her ne olursa olsun aslında sormaları gereken soruların genel mantığı hep aynı olmalıdır:

İstediğim herhangi bir formatta videoları kullanabilecek miyim?
Sadece wmv mi kullanabilirim? H264′e mecbur muyum? Windows ile ogg formatındaki dosyaları çalıştıramayacak mıyım? En iyi olduğunu iddia eden bu işletim sistemleri (Windows, MacOS, Linux) neden her dosya formatına doğal destek vermiyor/veremiyor? Bu acaba şartlar eşit olduğunda, güçlerini kaybedebilecekleri, eşit şartlarda en iyi olduklarının aslında bir yalan olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kalma korkularından olabilir mi? Bu yüzden mi “o mu, bu mu, şu mu” tartışmalarıyla özgür insanları, ellerinde sadece 2-3 seçenek olduğuna ve bu seçeneklerden birini tercih etmeleri gerektiğine inandırmaya çalışıyorlar? Belki evet belki hayır. Endişelenecek bir şey yok. Bunlar sadece soru. Cevaplar bizi nereye götürüyor? Oooo…Yüzlerce cazip seçeneğin olduğu bir dünya mı gördünüz orada bir yerlerde? Hayır ben söylemedim. İlk defa çevrenize bakmaya başladınız belki de…

Kapalılık tutkusu neyin sonucu?
Kapımız kapalıyken, diğer insanlar için faydalı bir komşu olduğumuzu öne sürmek ne kadar doğru? Evimizi onlara peşkeş çekmeyeceğiz ama oturma odamızda birlikte oturabilmek, misafirperverliğimizin, kendimize güvenimizin, gücümüzün ve kavrayıcılığımızın farkında olduğumuza bir işaret değil midir? Öyleyse neden kapalıyız? Neden korkuyoruz?

Micrsoft Word uygulamasının varsayılan dosya biçimi neden tüm dünyanın bir standart olarak kabul ettiği odf formatında değil de kendine has bir formatta? Microsoft, ofis uygulamasının, açık kaynak kodlu alternatifler karşısında zayıf olduğunu mu düşünüyor? Mesela Powerpoint’in Libre Office Sunum’dan ya da iWork’teki muadilinden daha az gelişmiş olduğunu mu düşünüyor? Yoksa müşterilerini kendisine bağlamak mı istiyor? Bay Gates “İnsanlar sunum hazırlamak istiyorlarsa o sunum ppt formatında kaydedilmelidir. Diğer formatlarda kaydedilmemelidir. Çünkü diğer alternatiflerle de üzerinde işlem yapılabilen bir formatta kaydedilme imkanı sağlarsak, siz değerli müşterilerimiz alternatifleri de deneme eğilimine girersiniz. Hele bir de bunun ücretsiz olduğunu öğrenirseniz bu eğiliminiz daha da güçlenir. Bu da ppt’ye dolayısıyla Powerpoint’e olan bağımlılığınıza ve tabiki karlılığımıza zarar verir ki bunu hiç istemeyiz” diyor bize. İşte bu yaklaşım yüzünden kapalı kaynak kodlu Ms Office’te dünyaca kabul edilmiş standartlara yer yok.

“Yok mu bunun bir çaresi?” diye sormayın. Cevap vermeyeceğim size. Kaldırın başınızı. Biraz daha bakın çevrenize…Bakın bakalım. Parayla satın aldığınız ve her yeni sürümünü tekrar parayla satın alacağınız ofis yazılımınızın özgür olmayan, kapalı kodlu formatlarını dahi kullanmanıza olanak sağlayan, ücretsiz kullanabileceğiniz ve her yeni sürümünü ücretsiz kullanmaya devam edebileceğiniz özgür ofis yazılımları var mı bir yerlerde?

Ödediğim para ile elde ettiğim fayda orantılı mı?
Bir bilgisayar satın aldınız ve içindeki işletim sistemi bir Windows veya MacOS X ise onun için de otomatik olarak para ödediniz. Microsoft der ki;”Bu bilgisayarın içindeki Windows yalnızca bu bilgisayarla kullanılabilir”. Aradan geçen yıllar yeni nesil yazılımların bilgisayarınıza yaşlı adam muamelesi yapmaya başlamasına sebep oldu ve zaman içinde yeni bir bilgisayar satın almaya karar verdiniz. “Heyoo, elimde paramla satın aldığım Windows’um da var” diye sevinmeyin hemen. Çünkü yeni bilgisayarınızla aynı Windows’u yine satın alacaksınız! Ama, ama…Hani satın almıştınız. Hani sizindi. Paranız? Nereye harcadınız peki onu? Meğer kiralamışsınız Windows’u. Ne yazık ki MacOS X için de durum farklı değil. Üstelik ödeyeceğiniz bedel daha yüksek.

Bir de çorbayı yemek kaşığı ile değil de çay kaşığı ile içmek zorunda bırakılma hali var tabi. Aynı fiziksel donanıma sahip standart bir PC’den çok daha fazla para ödeyerek sahip olabileceğiniz bir Mac bilgisayarın içinde barındırdığı MacOS X’in bazı bileşenleri de hayret uyandırıcı. Os X’le birlikte kurulu gelen Quicktime uygulamasının sınırlı olduğunu ve kimi özelliklerinin kullanılabilmesi için ayrıca bedel ödemek zorunda olduğunuzu biliyor muydunuz? Bu 5 vitesli bir otomobil satın alıp, ekstra ödemeden 3. vitesin üzerine çıkamamak gibi bir şey…Peki paranızla neyi satın aldınız siz?

Hala paranızı kafesler için harcama özgürlüğünüzü kullanmak istiyor musunuz?
Tüm işletim sistemleri böyle mi? Piyasanın genel kuralı mı bu? Hayır! Bu dünya üzerinde kurulmaya çalışılan (aslında halihazırda kurulmuş da diyebiliriz), insanlara dikte ettirilen düzenin bir gereği. Kapitalist sistemin doğal bir sonucu. Bu sistemin dışında ürünler de var. Ne olduğunu söylemeyeceğim. Her yeni sürümü parayla satılmayan, buna rağmen her yeni sürümü muhteşem bir şevkle üretilen, dün aldığınız, bugün kullandığınız ve gelecekte satın alacağınız tüm bilgisayarlarınıza özgürce kurulabilen sistemler. Hayaliniz bu muydu? Bu hayal gerçek midir?

Günün birinde Apple Microsoft’u satın alırsa?
Ya Apple, dünya bilgisayarlarının %90′ında kullanıldığı iddia edilen Ms Office’i geliştirmeyi/desteklemeyi tercih etmez de iWork’u yaymaya kalkarsa…Ya xls, doc, ppt gibi formatları tarihin tozlu sayfalarına gömerse…Ya Microsoft Apple’ı satın alır da güzelim iPhone’ları çöpe dönüştürürse…Nasıl? Komik buldunuz değil mi? Yalnız değilsiniz. İlk otomobil için asla insanların tercih etmeyeceğini söylemişlerdi. Şimdi sokaklarda yürüyecek yer dahi yok. Ya ilk televizyon? Kimse bu kutuya bakmaz demişlerdi. Bugün toplumlar onunla yönetiliyor. Bundan 20 yıl önce Linux yoktu. 30 yıl önce Windows da yoktu. Komik ihtimaller o kadar komik görünmüyor değil mi? Bu ihtimallere hazır mısınız?

Bu ihtimallerden sizi koruyacak, bir kişi ya da zümreye değil de tüm insanlığa ait olan kavramlar, değerler var mı peki? Bilmiyorum. Gerçekten hak ettiğinizin bu olduğunu düşünüyorsanız yine başınızı kaldırın ve çevrenize bakın bakalım, orada bir yerlerde ne var?

Cevaplar yalnıza Linux’a mı çıkıyor?
Aslında tercihler işletim sistemleri arasında değil standartlar arasındadır. Zaten firmaların ürettikleri kimi ürünleri standart haline getirme çabası da bundandır. Hepsi işletim sistemi, ona uygun üretilmiş yazılımlar, ona uygun üretilmiş/seçilmiş donanımlar ve yine ona uygun üretilmiş standartlar/formatlardan oluşan bir paket koyarlar önümüze ve o pakedin en iyisi olduğunu iddia ederler. Oysa en iyisi, rakiplerin de her şeye sahip olduğu eşit bir dünyada, ortak standartlarda en iyi olabilendir. Bu cesarete sahip bir “en iyi” gördünüz mü etrafınızda? Durun durun söylemeyin! Başını kaldırıp, soru soran herkes görecektir nasılsa…

Yer yer üstü kapalı yer yer de alenen Linux propagandası mı yaptım acaba? Belki evet belki hayır. Aynı fikirde olmamız da olmamamız da ihtimal dahilinde. Belki buluşacak ortak noktalarımız çok azdır ama bir nokta hepimiz için ortaktır: Özgür olmalıyız, özgürlüğümüzü korumalıyız. Feodal düzenin 21. yüzyıldaki temsilcilerine mahkum olmamalıyız. Windows da kullanabiliriz, Mac OS da Linux da…Ama Windows’u da Mac OS’u da özgürlüğümüze saygı göstermeleri koşuluyla tercih etmeliyiz. Günün birinde onlar da onlar da size uyacaklar. Siz onlara uymaktan vazgeçmeye başladığınızda…”Ben bir Mac OS kullanıcısı olarak, ürettiğim çalışmanın, olası her sistemde kullanılabilen bir formatta oluşturulabilmesini ve dosyamı özgürce, açılıp açılmayacağı korkusunu yaşamadan paylaşabilmeyi, kullandığım işletim sisteminin, tüm diğer muadilleri tarafından da desteklenen ortak standartlara uymasını talep ediyorum” dediğinizde…

Silahınız Linux(*)! Linux, kimsenin tekeline alamayacağı açık standartların garantisidir. Diğer sistemlerin sahip oldukları körlüklerin aksine, alternatiflerle çok iyi anlaşır, kapalı olmalarına rağmen lisanslı formatlarını kolaylıkla tanır ve çözer. Diğer işletim sistemlerini terbiye etmek için kullanabileceğimiz yegane yoldur.

Belki astigmat olmam görüşümü engelliyor olabilir ama bu gözlükle dünyaya baktığımda, Linux’un en yalnız ve buna rağmen en iyi olduğu, kişisel görüşümdür. En iyi olmasının sebebi hızı, performansı, sürekli tartışılagelen, virüslerden arınmışlığı, görselliği değildir. Bunlar zaten Linux’un doğasında var olan avantajlarıdır. En iyi olmasının sebebi, seçme şansımızın olduğunu bize hatırlatması ve bunu ücretsiz yapmasıdır.

Bu birkaç dakikanızı, “düşüncelerime ortak olmak için harcama” özgürlüğünüzü kullandınız. Sırada “okuduklarınızı hemen unutma”, “acaba diyerek biraz düşünmeye başlama” ya da aklınıza gelebilecek yüzlerce seçim özgürlüğünden biri var. Tercih sizin. Kendi kendinize sorun.

“Özgür olmama” özgürlüğünü seçecek misiniz?

(*)Aslında doğru kavram Gnu’dur. Konuya yabancı okuyucuların kafa karışıklığı yaşamaması için Linux olarak ifade edilmiştir.

22
Şub
Code::Blocks, gözlemlediğim kadarıyla epey yaygın olarak tercih edilen bir bütünleşik geliştirme ortamı. İsterseniz SFML'yi kolayca Code::Blocks'ta da kullanabilirsiniz.

İlk önce paket yöneticinizden Code::Blocks'u yükleyin. Daha sonra KDE Menüsü'nden Code::Blocks'u açın.
Yeni bir SFML projesi oluşturun.
Uygulamanızı geliştirin.
Proje ayarlarını değiştirmeniz gerekiyorsa sol bölümdeki projeler alanından proje ismini sağ tıklayarak inşa seçeneklerini açabilirsiniz. Örneğin kullandığınız ek kütüpheneleri tanımlayabilir veya kullanmadıklarınızı kaldırabilirsiniz. Farklı inşa bayrakları kullanabilirsiniz. Farklı derleyici seçebilirsiniz...
Görmüş olduğunuz gibi SFML, Code::Blocks'ta öntanımlı olarak desteklenmektedir. Gerisi tabii ki size kalıyor :)


Kaynak: SFML and Code::Blocks (MinGW)


22
Ara

Linux’taki kullanıcı mantığını seviyorum. Ve farkettim ki ona bugün bir kere daha aşık oldum. :)

Çünkü normal bir kullanıcıya Windows her hakkı veriyor yani kısaca “Al root senin olsun” diyor.. Bunun sonucunda o kullanıcı gider çift antivirüs yazılımını sistem sağlam olsun diye yükler. Registry Fix diye adlandırılan ve sözde sistemi düzelten ama daha çok bozan yazılımları yükler ve sonuç: Ölü bir sistem.

Lütfen yardım/iş amaçlı Windows kurulumu yapıyorsanız kullanıcıları sınırlayın sonradan başınız ağrımasın…


24
Oca
Pardus 2007 ile tanıştım sanırım Linux ile. Ağ bağlantı sorunum vardı, düzeltememiştim bir türlü, Ubuntu kurmuştum ben de. Ya 7.04 sürümü ya da 7.10 sürümü olsa gerek. O sıralar Windows'tan kopamıyordum pek, ben de Ubuntu 8.04 ile Windows'a elveda dedim, bir daha da kurmadım bilgisayarıma. Gerçi bu kullanmadım demek değil, el mecbur, çıkıyor bazı yerlerde insanın karşısına.

O zamandan bu yana çok şey değişti Linux için. Çok şey gelişti, topluluklar büyüdü, kullanıcı sayısı arttı, kullanım rahatlığı arttı, hatta hayatında hiç Linux görmemiş adamları oturttum, kendi başlarına müzik dinlediler, Msn'e girdiler, internette fink attılar.

Gel gelelim Linux'ün eksikleri hâlâ tam olarak kapanamadı. Windows'tan iyi yanları her tarafta yazıyor zaten, ben de Windows'tan Linux'e geçmek isteyenler için Linux'ün eksik yanlarına bakalım dedim biraz.

1- Windows için yazılmış programların yeterince verimli çalışmaması:
İlk bakışta çok saçma ve komik bir sorun gibi gözükse de gerçekten de saçma ve komik bir sorun. Ama ne yapalım, hayat böyle. İnsan yıllarca Windows kullandıktan sonra Windows'taki özellikleri arıyor duruyor. Sanırım genç kitle için en önemli özellik de bilgisayar oyunları.

Elbette ki Wine sağ olsun, Windows programlarının çoğunu Linux kurulu bilgisayarlarımızda çalıştırabiliyoruz. Yalnız kimisi yavaş çalışıyor, kimisin çalıştırmak için bin bir çeşit ayar gerekiyor, kimisi hiç çalışmıyor. Bu durumda Windows'tan Linux'e geçecek çocuk "Aman yeaa!" demekten alamıyor kendini.

2- Video aktarımlı konuşma sorunları:
Webcam'im olmadığı için zaten deneyemedim ama sağdan soldan duyduğum kadarıyla çoğu programda çalışmıyormuş. Çalışanlarda da sorunlu oluyormuş. Mesela bir arkadaşın bilgisayarında görüntü baş aşağı gözüküyor. İlginç.

3- Flash ile ilgili problemler:
Flash ile yapılmış internet uygulamalarında genelde sorun oluyor. Yavaşlık, donma, Türkçe karakter sorunları, ses problemleri vesaire. Bilgisayardan bilgisayara değişiyor zaten bu. Mesela ev arkadaşım kullandığı Ubuntu yüklü sisteminde sorunu olmadığını iddia ediyor. Şimdi Türkçe karakter sorununu kontrol edecek. Etti, Türkçe karakter problemi var. Başka problem de yok. Mis. Bende var ama. :'(

4- Video oynatma programları ile ilgili eksikler:
Doğru düzgün tek bir program var; o da SMPlayer. Diğer programların kimisinde altyazı problemleri, kimisinde görüntü problemleri var. VLC'ye de uyuz oluyorum. SMPlayer da sorun çıkardı mı tamamdır. Gel gör ki SMPlayer ya da bir başkası Windows'taki KMPlayer kadar iyi çalışamıyor. Böyle de bir uyuzluk var.

Açıkçası başka da gelmiyor aklıma. Kullanım desen Windows'tan kolay, hız desen apayrı bir olay. Zaten virüs derdi de yok, en güzel yanı da o belki de. Linux kullanan birisi şu yazdığım dört eksiği görünce abarttığımı düşünecektir. Böyle düşünecek olmasının nedeni abartıyor olmam tabii ki. Youtube'da şöyle bir gezdikten sonra bilgisayarımda haftalık indirdiğim 720p animeleri izleyebiliyorum. Canım sıkıldığında bir oyun açıp etrafta koşturarak ateş edebiliyorum falan. Rahat yani.

Ancak eminim ki aklıma gelmeyen ya da bana eksiklik gibi gelmeyen daha başka şeyler de vardır. Özellikle bu konuda ekleme yapmak için çekinmeyin lütfen.
24
Haz
WinSCP Sayesinde bulunduğunuz ortamdaki bir Windows'tan evinizdeki dosyalara bir dosya yöneticisi penceresinden ulaşabilirsiniz. WinSCP, GPL lisanslı ve aktif geliştirilen bir yazılım.


Tabii bunun için evinizdeki sistemde SSH sunucunun çalışıyor olması, modeminizin yönlendirilmiş olması ve sabit ip kullanmıyorsanız ddclient'ın dyndns.org'dan aldığınız alan adına ait ip adresini düzenli güncelliyor olması gerekiyor.
2
May
http://linuxhelp.blogspot.com sitesi linux hakkındaki gelişmeleri takip etmek için oldukça güzel bir kaynak. Uzun süreden beri takip ettiğim sitede bugün güzel bir haber yayınlanmış. Haberde market share sitesinin yayımladığı Nisan ayı işletim sistemleri pazar paylarından bahsediliyor:
Windows %87,9
Linux %1,02
Mac %9,73
ve ne alakaysa iPhone %0.55

Bu araştırma sanırım çeşitli siteler üzerinden hesaplanıyor. Bu yüzden PC ve küçük cep araçları için geçerli olduğunu tahmin ediyorum. Pazar paylarını takip etmeye devam edeceğim. Mac sürekli bir yükselişte Windows ise düşüyor. Daha önceki yazılarımda bahsettiğim gibi Windows 7 ile bu düşüşü bir nebze olsun durdurabilirler ama diğer işletim sistemleride bu arada elma, armut toplamayacak. Microsoft'un işi gün geçtikçe zorlaşabilir. Avrupa da resmi kurumların ufak ufak Linux'a geçtiğini Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde Pardus ve benzeri dağıtımların ortaya çıktığı düşünülürse işin ne kadar zor olduğu anlaşılır.
21
Nis
Bu aralar, ülkemizdeki Linux kullanıcılarının belki de en büyük sorunlarından birisi olan, internet ile sunulan kamu hizmetlerindeki IE-Windows zorunluluğu konusuna takmış durumdayım.

Önceki günlük girdisinde böyle yaygın bir sorunun Linux Şenliğinde de gündeme gelmesi gerektiğini yazmıştım ve "Hadi mevcut siteleri boşverin en azından yeni açılan hizmetlerde özgürlüğün sağlanması Başbakanlıktan yayınlanacak iki satırlık bir genelge ile de halledilebilir." demiştim. Böyle bir genelge kısa süre önce yayınlanmış;

Evet Başbakanlıktan yayınlanan 2009/4 sayılı genelge ile e-devlet projesi kapsamında düzenlenen "Birlikte Çalışabilirlik Esasları Rehberi"'nin artık kamu kurumlarının internet üzerinden vereceği hizmetlerdeki standartları belirleyeceği, mevcut hizmetlerin de bu rehbere uyumlu hale getirilmesi isteniyor. (Belge sürekli güncelleneceğinden doğrudan bağlantı vermedim)

Şu anda ikinci sürümü yayınlanmış olan belgedeki bazı ifadeler şöyle;

"Merkezi ve yerel düzeydeki tüm kamu kurum ve kuruluşları, bu Rehber’de yer alan esaslara uymakla yükümlüdür."

"Bilgi ve hizmetlerin web sayfası ve diğer alternatif kanallardan, kullanıcılar için tespit edilen arayüzlerin toplumun tüm fertleri tarafından kolay kullanılabilecek ve kullanıcı tarafında gerekli olabilecek ek ticari yazılımları mümkün olan en alt seviyede tutacak şekilde sunumu hedeflenmektedir."

"3.2.2 Ana İletişim Mekanizması Olarak İnternet ve www’in Kullanımı
Hedef, küresel İnternet devriminde maliyeti ve riski düşürebilmek, İnternet’in tüm taraflarca aktif olarak kullanımını sağlamaktır. Bu amaçla geliştirilecek uygulamaların arayüz olarak W3C standartlarını sağlayan İnternet tarayıcılarını (browser) desteklemesi esastır. Kullanıcı tarafından herhangi bir lisans ücreti gerektirmeyecek şekilde tarayıcı vasıtasıyla indirilebilen eklenti ve aracı yazılımlardan yararlanılabilir. "

"3.2.6 Açık Standartların ve Uluslararası Standartların Kullanımı
Birlikte çalışabilirliği mümkün kılma ve rekabeti artırma hedefi kapsamında açık standartların kullanımı benimsenmiştir..... " (Sonrasında açık standardın tanımı yapılıyor)
"Standartlar belirlenirken dikkat edilen temel noktalar; sunulan bilgilerin kullanıcı tarafında asgari derecede ek yazılım gerektirmesi, kullanılacak araçların mümkün olduğunca açık standartlara dayalı olması ve bu bilgilere farklı platformlardan ulaşılabilmesidir."

"Üzerinde işlem yapılabilmesine olanak sağlayan kelime işlem, sunum ve elektronik çizelge belgelerinin paylaşımı için aşağıdaki tabloda belirtilen formatlardan en az birinin kullanımı zorunludur. Bunlardan hangisinin kullanılacağına ihtiyaca göre karar verilebilir....." (Listede Microsoft'a ait sadece Microsoft Office 97 biçimi bulunuyor, sonraki sürümleri yok, tabii ki OpenOffice belgeleri var)

Uzun lafın kısası artık hiçbir kamu kurumu "Bu site sadece IE ile düzgün görüntülenir", "Bu site sadece IE ile çalışır" veya "Belgeleri açmak için MS Office 200x sürümü gereklidir" diyemeyecek, artık bu genelge gerekçe gösterilerek sitelerin Firefox ile çalışması ve belgelerin OpenOffice biçiminde yayınlanması talebinde bulunabileceğiz.

Hadi durmayın, Microsoft ürünleri kullanmadığınız için alamadığınız kamu hizmetleri için kurumlara baskı yapma zamanı.
8
Nis
Linux'a geçiş konusunda ortaya konular güvenlik sebeplerini yersiz bulurdum. Bence iyi bir bilgisayar kullanıcısı kolay kolay bilgisayarına virüs bulaştırmaz. Evde önemsiz bilgilerini saklayan insanların güvenlik için endişelenmelerine gerek yoktur diye düşünüyordum. Afyon'a geldiğimde kız kardeşimin bilgisayarı biraz yıpratmış olacağını tahmin etmiştim ama beni bu kadar zorlayacak sorunlarla karşılaşacağımı tahmin edememiştim.
Eski, eski olduğu kadar da iyi bir Windows kullanıcısıyım, neler neler geldi başıma :) İşletim sistemini çok göçertmişimdir ama bunlar hep benim yüzümden olmuştur. Sistemin olabildiğince ayrıntılarına inerek maksimum performans almaya çalışırım. Bu amaçla hizmetler yazımda bahsettiğim gibi hizmetlerin bir kısmını kapatır olabildiğince az uygulama kullanırım. Tarayıcım FireFox'tur. No-Script gibi eklentilerle web siteler üzerinden gelecek tehditleri minimuma indiririm. Zaten girdiğim siteler sayılıdır ve basit trojan numaralarına aldanmam ama her halükarda SpyBot gibi bir yazılımla birlikte Kaspersky Anti Virüs programına sahip olurum. Bu ikili beni büyük tehditlerden kurtarmıştır. Özellikle Kaspersky için ayrı bir yazı kaleme almak gerekir. Elbette bilgisayarımın sahip olduğu Windows Güvenlik Duvarı aşılmaz değil ama profesyonel saldıralara hedef olacak bir şeylere sahip olmadığımdan şimdilik kendimi güvende hissediyorum. Gelelim zurnanın zırt dediği yere.
Evet, bunları ben yapabiliyorum ama başlangıç seviyesindeki kullanıcıların benim kadar kontrollü davranmaları beklenemez. Misal kardeşim bilgisayar kullanıcısıdır ama benim kadar içli dışlı değildir bu bilgisayarla. İnsanlar biliçli kullanıcı olmamakla eleştirilebilir ama unutmamak gerek herkes bilgisayarı bizim kadar umursamak zorunda değil. Oturup televizyon seyredebilecek zamanı olmayan kişiler bilgisayarda işlerini görüp giderler. Ama bazen bu işler sırasında flash disk gibi taşınabilir aygıtlardan(eskiden korsan oyun cdlerinden gelirdi, ya da arkadaşların verdikleri disketlerden hehe) veya internet sitelerinden sisteme ulaşan zararlılar, can sıkmaya başlayabilir. Böyle durumlarda klasik çözüm format atmaktır. Benim gibi uyuz insanlarsa sorunla uğraşmaya ve bilgisayara format atmadan sistemi temizlemeye çalışırlar. Bilgisayarı ele aldığımda durum şöyleydi:

-svvcnnhost gibi bir isimli bir dosya bulunamadı hatası alıyoruz,
-Anti virüs programları çalışmıyor,
-bilgisayar durduk yerde kapanıyor,
-sistemde aşırı yavaşlama,
-internette yavaşlama,
-güvenlik duvarının kapanması,
-ve benzeri hatalar.

Öncelikle bilgisayarda kayıtlı tüm çevrimdışı verileri, cookileri falan tarayıcı üzerinden sildim. Anti virüs programında hata olabilir düşüncesiyle bir kaç defa silip yeniden kurdum, farklı yazılımları denedim. İçlerinde çalışmayı başaran sadece combofix oldu. Görev yöneticisinden çalışan hizmetlere baktım. Oldukça kalabalıktı zira bu bilgisayara format atmış olan arkadaş win xp pro. kurmuştu. XP hizmetlerinin yanına bir sürü zararlı hizmet çalışmaktaydı. Msconfig üzerinden hizmetleri ve başlangıçta çalışan uygulamaları olabildiğince azalttım. Hizmetler konusunda güzel bir kaynak buldum. Gereksiz olanların hepsini kaldırdım. Sistemde ağır yazılımlar vardı. Bunları kaldırıp yerlerine hafif ama aynı işi yapan programları kurdum. Windows'un ana dizinini ve içersindeki System32 klasörünü olabildiğince temizledim. Bir kısım zararlı elle müdehalemle temizlendi. Regedit üzerinde bir temizleme yaptım. Oldukça fazla eski, lüzumsuz kayıt vardı. Bir kısım zararlının ulaşabildiğim kayıtlarını yine buradan temizledim. Combofix yazılımı sayesinde elliye yakın zararlı dosyayı temizledim. Sonuç:
-sistem rahatladı,
-yavaşlama sorunu ortadan kalktı,
-bir grup zararlı ortadan kaldırıldı,
-anti virüs ve güvenlik duvarı sorunları devam etmekte.
Şimdi burada Linux kurmaya karar verdim. Güvenli kiple sistemi başlatamadım. Antivirüs programı çalışmadığı için esas soruna sebep olan virüsü temizleyemiyorum. Ne virüsü olduğunu bilsem elle temizlemeye çalışacağım ama buda şimdilik mümkün gözükmüyor. Kardeşim Linux'u evde gördüğünde sevmemişti ama güvenlik ve performans konusunda yaşadığı sıkıntıları giderme vaatiyle onu Pardus'a geçireceğim ama "kısmen" :) Windows yine bir köşede kurulu kalacak gerekli olan programları kullanabilmesi için. Bunları yaşadıktan sonra ilk yaptığım Pardus 2008.2'yi indirmek oldu. Tabi bu saatte(06.00) boş cd olmadığı için Pardus'u daha kuramadım ama bir kaç saat sonra bu işi halletmiş olacağım. Pardus'u kurduktan sonra şu içersinde virüs olan flash disk ve taşınabilir bellekleri teker teker temizleyeceğim. Sonra flash diski tekrardan Windows'a takıp birşeylerin bulaşıp bulaşmadığını kontrol edeceğim. Eğer temiz belleğe bir dosya bulaşırsa onun üzerinden virüse ulaşacak ve onuda etkisiz hale getireceğim. Öğrenciler arasında bu sorun oldukça yaygınmış. Dilerim kardeşimde görüp, beğenirler Pardus'u ve onlarda Linux camiasına katılırlar.
Son olarak silinen dosyalardan bir kaçı "bat" uzantılıydı. Şöyle bir MUHAUAHUHAU yapıyorum. 97 yılında gittiğim Ms-Dos kursu aklıma geldi. Valla unuttum bat dosyası nasıl yapılır. Demek o zamandan beri aynı şekilde virüsler yapılmaya devam ediliyor. Bende programlamayla uğraşıyorum ama hiç aklıma böyle zararlılar üretmek gelmedi. Nasıl insanlar bunlar başkalarına sıkıntı yaşatıp eğleniyorlar? Rezillik... Yok autorun dosyasıyla yok ufak bat dosyalarıyla sistemin ayarlarıyla uğraşacaklarına gidip adam gibi insanlığa faydalı bir yazılım geliştirsinler. Yoksa daha çok lanet işitecekler^^
Pardus kurduktan sonra XFCE kurmayı da düşünüyorum. Biraz daha rahatlasın laptop. Özgürlükiçinin sayısından sonra merak ettim. 2009 versiyonu ile birlikte geçmeyi düşünüyordum ama belli olmaz bu bilgisayarada kurabilirim.
Dünkü yazımda bir kaç saat sonra kurmuş olurum demiştim ama Pardus'u kurmam 2 günümü aldı. Bundan bozuk Cd'den tutun, kurulum sırasında yaşanan hatalara oradan bilgisayarın donanımlarına kadar bir çok şey sorumlu. Dün gece o kadar sinirlendim ki migrenim çıktı. Kurulum sırasında bir paketi yüklemiyor diye sıfırdan kaç kere başlatmak zorunda kaldım. Bir sefer kurulum tamamlanmıştı ama diğer paketlerin ayarlanması yapılıyor diye bir mesajda takılı kaldı işlem. Bilgisayardan soğudum şu iki günde :D Yazıyı yazdıktan yarım saat sonra bir kaç sorunu daha halletmiştim Windows düzgün çalışıyor gibiydi hatta anti vürüs programımı çalıştırabildim ama sonradan tekrardan kapanmaya başladı. Pardus'u kuramıyorsam Windows olan kısma format atayım dedim. Kurulum sırasında ikide bir bilgisayar kapanmaya başladı. O kısımda veriler ne alemde Windows kurulu mu bilmiyorum. Kahvaltıdan sonra istemeye istemeye kontrol edeceğim. Olmazsa o bölümüde Pardus'a dahil edebilirim. Pardus performans açısından çok fark yarattı. O kadar hızlandaki yazarken kendimi kontrol edemiyorum ehehehe. İnternetede sorunsuz bağlandıki benim asıl endişelerimden biriside buydu. Umarım kardeşim sorunsuz bir şekilde kullanmaya devam eder. Bu arada KDE göçtü onu soracam arkadaşlara :D Aklıma da kurulum hakkında bir fikir geldi beyin bölümünde yerini alacak ama az sonra!
8
Mar
Shiftdelete sitesinde gördüm haberi ama yanlış başlık atmışlar gibi. Özellikleri kapatabiliyoruz ama tamamen siliniyor mu deneyip görecez :) XP üzerinde Windows bileşenlerinin bazılarını kaldırma imkanımız vardı ama burada bahsedilen kaldırmadan ziyade açıp-kapamaya benziyor. O zaman bu özellikler yine kurulu gelecek. Şimdi hayatında Firefox nedir bilmeyen kullanıcının, sadece bilgisayarı açıp işine bakan insanların bu özelliği kullanmasını bekliyebilir miyiz? Bileşen seçme deyince benimde aklıma kurulum sırasında şu olsun bu olmasın gibi bir alternatifler eklendiği geldi. Uzun süredir Windows kurulumu yapmadım bu yüzden hatırlamıyorum böyle bir şey var mıydı? Bazı seçenekler çıkıyordu ama bileşen seçimi gibi bir şey hatırlamıyorum. Zaten bu kapatmada nasıl olacak merak ediyorum. Ben IE'ı bir keresinde kaldırmayı denemiştim. Tam oldu dediğimde normal bir klasörün adres kısmına internetten bir adres yazdığımda tata! Internet Explorer karşımda :)

Oyunlar, servisler, hizmetler bunları ileri seviye kullanıcılar zaten şimdiden hallediyor. Hizmetler hakkındaki yazımda bundan bahsetmiştim. Açık konuşayım neredeyse ömrümde hiç otomatik güncelleştirme seçeneğini kullanmadım... Çoğu servisi bilgisayar performansı için kapamak zorundayım. Online oyunlarla uğraşan insanlar için "performans > rahatlık" olduğundan kullanmıyorum bu servisleri. Bazı konularda performansı keşke Linux gibi olsa. Urban Terror isimli oyunu (kendi bilgisayarım üzerinden değerlendirirsem) Windows üzerinde oldukça kasarken(özellikle yabancı, çok oyunculu serverlarda) Pardus üzerinde çok rahat oynuyordum. Tabi sonra driver gümledi beni çıldırtırtı ama o kısa dönemde aldığım keyifi unutmak mümkün değil.

Bir de şöyle bir şey var. Her ne kadar bu özellikleri kapatsanızda. İleride başka Microsoft servislerinden yararlanmak için bunların bazılarına ihtiyacınız oluyor. Ne biliyim mesela ben güncelleme yapmak istediğimde IE'ı istedi. Ya da bir program kurmak istediğimde windows installer kur yoksa kurdurtmam diyor. Windows Live Messenger da dosya göndermek için son sürüme yükselt diyor.(bende gmailden atıyorum dosyayı) Anladınız sanırım ne demek istediği mi? Bu politikaları sürdürdükten sonra orta halli bir kullanıcının zaten bu özellikleri kapamayacağını bildiğimiz gibi bazı ileri seviye kullanıcılarında zorunlu bir şekilde kullanmaya devam edeceğini düşünebiliriz.
  • Windows Media Player
  • Windows Media Center
  • Windows DVD Maker
  • Internet Explorer 8
  • Windows Search
  • Handwriting Recognition (through the Tablet PC Components option)
  • Windows Gadget Platform
  • Fax and Scan
  • XPS Viewer and Services (including the Virtual Print Driver)
Yukarda gördüğünüz özellikleri ek olarak kapatabilecekmişiz. Şimdi şu olsa bir şey demem: İşletim sisteminin temel bileşenlerini kaldırtmaya bilirsiniz. Onlar istiktarlı bir performans için kurulu olmalı, normal kullanıcıda ellememeli. Tamam ama şu yukarıda ki uygulamalara bakınca kaçı sistem bileşeni? (bu kelimeden kastım bilgisyarın düzgün biçimde çalışması için gerekli olan bileşenler) Media Player, İnternet tarayıcı, arama programı falan... Linux üzerinde temel bileşenler olmasa da çoğu parça ile oynayabiliyoruz. Benim merak ettiğim de o zaten, parçalarım sistemi, tek tek incelerim ne iş yapıyor bunlar, kime - neye yarıyor falan. Ama burada basit uygulamaları bile gelip bir servise bağladığınız zaman niyetinizi sorgulatmaya başlıyorsunuz benim gib insanlara. Sonra bu özelliği eklediğinizde olay oluyor. Wow! MS özellik kapamayı eklemiş. Yakında kodlarıda açar diye dalga geçiyor insanlar.

Neyse çoğu kullanıcı tartışmaya başlamış bu özelliğin ne olduğu konusunda bende naçizane düşüncelerimi paylaşmış oldum. Umarım faydaları olur. Olmasada Late Night'ın yeni gördüğüm zeplini gibi "Who Cares?".
5
Şub
Haber7 de gördüm, onlar ShiftDelete'den almışlar, onlar da Tuxradar sitesinden almışlar :) Korkmayın ben almıyorum sadece üstüne yorum yapıyorum. Öncelikle yarışma Ubuntu, Vista ve Windows 7 arasında. Windows kullanıcılarının 7'nin daha iyi olduğunu söyledikleri çeşitli konularda haklı olup olmadıklarını test etmek ve hangi alanda hangi sistemin daha hızlı olduğunu ölçmek için böyle bir yarışma düzenlemişler. Her şeyden önce Windows 7'nin daha çıkmış olmadığını ve geliştirilme sürecinde ki bir sistemle hazırda tamamlanmış sistemlerin karşılaştırılmasının yanlış olduğunu söylemeliyim. Buna rağmen performansı bence gayet başarılı olmuş. En hızlı kurulan sistem olarak Ubuntu önde gelmiş. Popüler olmasından dolayı bu dağıtımı seçmiş olabilirler ben olsam Pardus veya Debian'ı yarışmaya sokardım, onlara olan ilgim daha fazla! Neyse efendim, burada yine kurulumda bize nelerin geldiğini karşılaştırmak gerek sonuçta iki farklı sistem ve beraberlerinde farklı hizmetler geliyor. Bu açıdan kurulum süresi benim açımdan önemli değil hele hele işlemi halletmek için kaç fare tıklaması gerektiği beni hiç ilgilendirmiyor.

Önemli bir kısım olan disk kullanımında ubuntu en az yeri kaplayarak birinci geliyor. Yukarda bahsettiğim gibi hangi dağıtımın neyle geldiğini bilmiyoruz. O halde süresi daha uzun olan 7'nin daha çok şey yükleyerek daha fazla yer kaplayacağını tahmin etmek zor değil. Boot zamanında 7 önde ufak bir farklada olsa o kadar şey yüklemesine rağmen(yer kaplıyor, yavaş yükleniyordan yola çıkıyoruz) diğer dağıtımlardan hızlı başlaması bence ilerisi için büyük avantaj sağlıyor. Aynı başarısını sistemin kapanışında göstermemiş olsada Vista ile Ubuntu'nun (ubuntu daha hızlı) kapanış sürelerine gelecekte yetişmesi muhtemel. Dosya transferlerinde ubuntu daha hızlı 7 çok yavaş kalmış bu konuda. Belki çalışmaları gereken bir alan bu zira torrent çağında hepimiz çok büyük verilerle uğraşıyoruz. Bunu söyledikten sonra büyük dosya transferlerinde daha hızlı çıkmış olması ironik değilse nedir?

Ben pek bir sürprizle karşılaşmadım. Şuan için beklenen sonuçlar Microsoft'un bu aşamadan sonra atacağı adımlar belki 98 ve XP'de ki efsaneyi geri getirebilir. Linux camiası bu konuda daha sıkı çalışmalı zira bu sefer rakipleri ders almışa benziyor.
29
Ara
Bilgisiyarlara meraklı birisi olarak bu konudaki belli başlı forumları takip ediyorum, zamanla bazı forumlara ya üyelerin ya da adminlerin olgun olmayan tavırları görmezden gelindiği için üyeliğim pek uzun sürmüyor. Bunlardan en uzunu herhalde beş yılını dolduran Pclabs üyeliğim. Burası sadece bir forum değil aynı zamanda teknoloji incelemeleri ve haberlerinin bulunduğu bir portal.

Genelde Windows kullanıcılarının ağırlıklı olduğu sitenin bazı adminleri ve benim gibi bir avuç üyesi Linux dağıtımları ile ilgili. Sonunda da Pclabs "Ücretsiz temel ve yararlı yazılımlar" başlıklı yeni bir inceleme başlatmış ve bu yazılımların üyelerden gelecek incelemeler ve eleştiriler doğrultusunda sitede ayrı bir bölüm olarak açılmasının ve genişletilmesinin düşünüldüğü belirtilmiş.

Bildiğiniz gibi özgür yazılımları kullanmak için Linux kullanmak zorunda değiliz, Windows kullanıcıları da pek çok özgür yazılımı kullanabiliyor, ama maalesef çok az bir kesim bunu biliyor veya bilse bile kullandığı özgür yazılımı sadece "ücretsiz" olarak tanımlıyor ve gogılda bir yazılım ararken "açık kaynak" veya "GPL Lisanslı" yerine "bedava-ücretsiz" kelimeleri ile arama yapıyor. Sonuçta özgür yazılımlar genelde Linux ile ilgili forum ve sitelerde tanıtıldığından Windows kullanıcılarının dikkatinden hep kaçıyor. (Bunun nedeni bence Bilgisayar-Magazin dergileri ya neyse başka bir konu)

Sonuçta hangi platformu tercih ederseniz edin platformdan bağımsız olan özgür yazılımların tanıtılması ve "özgür yazılım" fikrinin Windows kullanıcıları tarafından da benimsenmesi için Pclabs'ın başlattığı bu girişimin tüm özgür yazılım kullanıcıları tarafından sahiplenmesi gerekir diye düşünüyorum. Windows kullanmıyor dahi olsanız bu yazılımlar için kısa inceleme ve ekran görüntüleri gönderebilirsiniz, belki kısa bir video çekersiniz, kim bilir belki bunları okuyan birileri bu yazılımı tercih etmekle kalmaz görüntülerden etkilenip Linux kullanmaya da başlayıverir.
11
Ara

Linux kullanıcılarının oldukça yakından tanıdığı Amarok’un ikinci sürümü duyuruldu! Linux dağıtımları için şu an kullanıma hazır ve nazır olan Amarok 2, kısa bir süre içerisinde Pardus Paket Deposu’na eklenecek. Windows ve Mac OS X için henüz kararlı sürümleri duyurulmamış olsa da gayet sorunsuz çalışmakta.

Meraklıları http://amarok.kde.org/ adresinden gözlerini ayırmamalı.

9
Ara

Bilgisayarıma yeniden Windows kurmamı sağlayacak tek bir neden vardı: GTA4

Beklenen oyun çıktı ve ben kısa bir süreliğine de olsa Windows’a geri döndüm. Ama Windows’un bana yaşattığı ızdıraplarda beraberinde geldi.

Önce daha az sistem gereksinimi olduğu Windows XP kurdum. Ancak Ekran kartımın sürücülerini bulmak hiç de beklediğim kadar kolay olmadı. Bulduğum sürücüler hatalı çıkınca ekranım “4 renk” olarak çalışmaya başladı. Üretici “XP desteği” sağlamadığı için resmi sürücüleri de bulamadım. Allah’tan geçmişten gelen alışkanlıkla elimde bulunan eski sürücüleri yedeklemiştim. Lafı uzatmayayım, sürücüleri ve oyunu kurup GTA4′ün keyfini sürmeye başladım (yaklaşık 4 saatlik bir uğraş sonucunda).

Ama Windows eziyetim sona ermemişti. Dün sabah bilgisayarımı açtığımda bilgisayara virüs girdiğini gördüm. “Neyse” dedim, “Gülü seven dikenine katlanır”. Bilgisayarıma güzel bir virüs temizliği yaparak termtemiz ettim ve bilgisayarı yeniden başlattım. Ama o da ne; bilgisayarım artık açılmıyordu. İşletim sistemi sürekli açılmaya çalışıyor ama beceremiyordu.

Bende bari şu meşhur Windows Vista’yı kullanayım diyerek bilgisayarla birlikte gelen DVD’yi yerleştirdim. Sevgili Vista bütün diskimi silerek kendine göre bölümlere ayırdı, yani bütün dosyalarım silinmişti. Ben buraya süreleri yazınca bazılarına abartı geliyor, onun için süre tuttum. 18:30 da başladığım kurulum, sürücülerin yüklenmesi işlemiyle birlikte tam olarak 20:35 de sona erdi. Yani iki buçuk saatten fazla bir süre tuttu.

Bu sabah bilgisayarımı açtığımda sevgili antivirüs programım bir sürü virüs bulmuştu. Daha internete bile girmemiştim halbu ki.

Her neyse, şuan da sevgili Vista’m çalışmıyor. Buradan Bill Amca ve ekibine sevgilerimi gönderiyorum.

Artık tek çarem muhasebe bilgisayarıma bir ekran kartı almak, Çünkü kişisel bilgisayarıma tekrar Windows kurup kafayı yemek istemiyorum.


1
Ara

Biz Pardus’cular virüs, malware, spyware vb. nedir pek bilmeyiz; ama Windows’cu dostlarımızın en çok başını ağrıtan konular bunlar.Öyle ki bilgisayar sitelerinin hepsinde neredeyse her gün yeni virüs haberleri yayınlanıyor. Son trend rogue antivirüslerle ilgili bir haberi daha önce yayınlamıştım. Son günlerde ise windows kullanıcılarının yeni korkusu botnet.

Yapılan bir araştırmaya göre internete bağlı bir bilgisayara ortalama 15 dakikada virüs yerleşiyor. Tabii ki bu araştırma windows yüklü bilgisayarlar için geçerli :)

Bilgisayar zararlıları tek tip olmadığından korunmak da pek kolay olmuyor. Örneğin sisteminizi antivirüs programı olsa da bilgisayarınız güvende değil. Bunun yanısıra anti-malware, anti-spyware, anti-adware, anti-hijacker vb programlara ihtiyacınız var.

Hal böyleyken güvenli sörf için iki seçeneğiniz var:

Ya bilgisayarınızı aşağıda ki karikatürde gördüğünüz şekilde kullanacaksınız:

securebrowsing

Ya da aşağıda ki işletim sistemini kullanacaksınız :)

windowslivewriternedenpardus-ee8dpardus-tescil-thumb


16
Kas

Evet arkadaşlar, an itibariyle PlayOnLinux ile ilgili haberleri size buradan yazmaya karar verdim.

PlayOnLinux’un çalıştırabildiği oyunlar listesi arasına Ubisoft’un beklenen oyunu Far Cry 2 de girmiş olduğu duyuruldu. Bu, özellikle Windows oyunlarını Linux’ta arayanlar için oldukça iyi bir haber!

Hazır sizlere desteklenen yeni bir oyunun duyurusunu yapmışken; Clive Barker’s Jericho, Command & Conquer 3 - Tiberium Wars, Fable, Halo ve The Witcher gibi oldukça kaliteli isimlerin PlayOnLinux’un çalıştırabildiği oyunlar listesinde yer aldığını belirteyim. Henüz PlayOnLinux’ta çalıştırılması için bir betiğin yazılmadığını bilsek de Call of Duty 4 ve Fallout 3 de Wine ile çalıştırılabilen oyunlar listesinde yer aldığı atlanamayacak bir bilgi; kısa süre içerisinde PlayOnLinux’ta bu oyunları görürsek şaşırmayalım!

Oyunları oynarken karşılaşabileceğiniz teknik kusurlar için öncelikle PlayOnLinux‘un ve Wine‘in internet sayfasına göz atmakta fayda var.

Gönlüm ister ki bu oyunların da bir gün Linux sürümleri çıksın, biz de bu çeşit uygulamalarla uğraşmak zorunda kalmayalım. Ancak özgür yazılım dünyasında yolunuzu aydınlatacak bir ışık elbet çıkacaktır karşınıza.

Oyun müptelası arkadaşlara şimdiden iyi oyunlar dilerim…

Please stand by...

10
Kas

Windows’un sıkıntılarında  bunalmış müşterilerime Pardus öneriyorum, ancak genelde “Windows daha kolay” türü bir cevapla karşılaşıyorum. Eh hala insanlarımızın pek çoğunun Pardus’u MS-DOS türü bir işletim sistemi sanmasının bu düşüncede büyük payı var. Ben de elimde atıl olarak duran bir bilgisayarı işyerinin ortasına koydum ve şimdi müşterilerim Pardus’u deneme fırsatı buluyor.

windowslivewriternedenpardus-ee8dpardus-tescil-thumbArtık onlar Pardus’un nasıl bir işletim sistemi olduğunu görebiliyorlar. Ben de acaba söyledikleri doğru olabilir mi diye düşünmeye başladım. Bir süredir Windows Xp kullanmak zorunda kaldığımı ve başıma gelenleri daha önce yazmıştım. Film dosyalarıyla uğraşmak çok ekstrem bir iş olmasa da çoğu bilgisayar kullanıcısı bu tür bir programa ihtiyaç duymuyor. Belki internete giren, ofis belgeleriyle uğraşan, ne biliyim müzik dinleyen bir kullanıcı için Windows daha kolaydır dedim ve araştırmaya başladım.

Elimde Acer Aspire 5315 model bir laptop var. Babamın kullanımına tahsis edildiği için içinde pek fazla program yok. Sadece driverları yüklenmiş durumdaydı. Geçmiş zaman olduğu için driverlarını bulmaya harcadığım zamanı hatırlamıyorum ama şimdi kontrol ettim 194 MB’lık bir dosya topluluğu indirmişim. Küçük bir hesapla bu dosyaların indirilmesinin 15 dakika tuttuğunu gördüm. Elbette bu süreye sürücüleri bulmak için harcadığım vakit dahil değil.

15 dakika çok uzun bir süre değil kabul ediyorum ancak şöyle bir durum var; bildiğiniz gibi Windows pekçok donanımı otomatik olarak tanımıyor ve bu donanımlar içinde kablosuz aygıtlar ve ethernet kartları da var. Yani işletim sisteminizi kurduğunuzda internet bağlantınız olmuyor. Ama bizim internetten indirmemiz gereken sürücüler var, ee ne yapacağız şimdi? İnternete bağlı bir bilgisayar bulup sürücülerimizi usb belleğimize atmamız ve kendi bilgisayarımıza kurmamız gerekiyor.

Kullanımı kolay(!) işletim sistemimizi kurmak için bile ne kadar uğraşmamız gerektiğine sadece küçük bir örnek bu yazdıklarım.

Ayrıca ortalama 1 aylık sürede işletim sisteminin kullanılamaz hale geldiğini düşünürseniz ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız sanırım.

Windows XP tecrübelerimi yazmaya devam edeceğim. Bundan sonra ki planım kendi bilgisayarım servisten geldiğinde -ki muhemelen üzerine Vista kurmuş olacaklar- kullanılabilir duruma getirmek için harcayacağım süreyi hesaplamak. Bakalım Vista’mı daha kolay yoksa Pardus mu.

      
28
Eki

Aslında Linux dünyasıyla tanışalı pek fazla zaman olmadı. Mayıs ayının başından beri Pardus kullanıyorum ama bu kısa sürede Pardus’a ne kadar alıştığımı son zamanlarda daha iyi anlama fırsatım oldu. Bu fırsatı bana sağladığı için Windows Xp’ye teşekkür ediyorum. :)

pardus-tescil_ Pardus kurulumunda kullanıcı dizinini ayrı tuttuğum için olası bir yeniden kurulumda bile herhangi bir veri kaybım olmuyordu. Ayrıca çoğu program kurulu geldiğinden kurulum işlemi bittiğinde hemen kullanmaya başlayabiliyordum. Kurulu olmayan programlar için ise saolsun Pisi imdada yetişiyor.

Bir süredir bilgisayarım bozuk olduğu için babamın bilgisayarını kullanıyorum ve üzerinde ne yazık ki windows xp kurulu. Babam bilgisayarını sadece gazete okumak amaçlı kullandığından sadece ham bir windows kurulumu ona yetiyor. Tabii ki driverlarını binbir zahmetle kurduktan sonra. Nitekim bilgisayarı elime aldığımda neredeyse hiçbir işlemimi yapamadım. Yaklaşık 5 saatlik bir uğraşı sonucunda Xp’nin kullanılabilir hale geldiğini düşünüyordum ki bugün Xp bana resmen nanik yaptı. Blog’a bozuk bilgisayarımın videosunu koymayı düşünürken elimde dönüştürme için gerekli programların olmadığını farkettim. Google’da ücretsiz bir yazılım aramaya koyuldum. yaklaşık 2 saat uğraştıktan sonra işime yarayabilecek bir program bulabildim ama bu arada pek çok virüsle ve ad-ware’le mücadele etmek zorunda kaldım.

Aklıma Pardus günlerim geldi. Gene benzer bir iş için programa ihtiyaç duyduğumda Pisi’ye avi yazmam yeterli olmuştu. Programa ihtiyaç duymam ile programın bilgisayarıma kurulması arasında 5 dakika bile geçmemişti.

Bazen “Neden Pardus kullanıyorsun ki?” diye soranlar oluyor. Genelde güvenlikten, özgür yazılımdan bahsederdim ama bundan sonra ki cevabım şu olacak galiba:

Bir işletim sistemini kurmak için 1 günümü ayıracak kadar bol zamanım yok.

   Tagged: Özgürlük için, Pardus, Windows