25
Mar

Google bundan yaklaşık 2 ay önce “1 Mart” ‘ta yeni gizlilik politikasına geçeceğini açıklamıştı. [1] Bu yeni gizlilik politikasıyla Google nerdeyse her ürünü için ayrı olan gizlilik politikasını kaldırıp “tek bir politika” haline getirdi.

Ancak ; bu yeni politikayla Google tarayıcımız, işletim sistemimiz gibi bilgilerin yanında bizim için daha özel olan kişisel bilgilerimizi, arama sonuçlarımızı, izlediğimiz videoları, çevirdiğimiz sözleri ve bunun gibi Google’a verdiğimiz bütün bilgileri de toplayacağını açıklıyor. Zaten daha önceden Google’ın bazı bilgileri Amerika Ulusal Güvenlik Teşkilatı (NSA) ‘na verdiği biliniyordu. Hatta ilk kuşkularımın başladığı bu oalyı ben de bazı sitelere bunu yazmıştım. [2] Şimdi Google daha fazla bilgimizi edinebilecek, depolayabilecek ve ne yapacağına kendisi karar verecek. Benim gibi Google kullanıcı bundan kaçabilir ama bu şartlarda Android kullanıcılarının halini düşünmek bile istemiyorum.

Bu durum altında birçok kişi gibi ben de Google’ı bırakıp başka alternatifler aramaya başladım. Bu alternatiflerin en iyisi Türkiye piyasasına yeni girmiş “Yandex” oldu. [3] Ve kullandığım Google hizmetlerini kapatmaya başladım.

Artık;

Arama motoru olarak Google değil Yandex’i kullanıyorum.

Video izleyeceğim zaman Youtube değil alternatiflerini kullanıyorum (vimeo v.s.).

Müzik dinleyeceğim zaman da kullandığım Youtube’u bıraktım. Fizy, GrooveShark gibi alternatiflerin yanında yakında Yandex’in Müzik servisi Türkiye’ye geliyor.

Kullandığım 2 GMail’den birini kapattım. Kapatırken Web Geçmişi gibi verilerimi sildim.Diğeri ne olur ne olamz diye duruyor. Kendime bir Yandex Mail açtım ve Mail’lerimi ona yönlendirdim. Şuan gezegenci@yandex.com ve umut@kodlab.com.tr ‘yi kullanıyorum.

İnternet tarayıcım olan Chrome’u bırakıp eski tarayıcım Firefox’a döndüm. Yeni sürümü 11 gayet iyi olmuş.

Google Analitcs’i bırakıp Yandex ve Alexa alternatifine geçtim.

Google + hesabım da haliyle kapandı. Hala FB ve Twitter kullanıyorum.

Google Reader yerine de Yandex’in yayınlarına geçtim. Bir çok alternatif aksine bu o kadar başarılı değil.

Google’ın bomboş anasayfasından ve tasarımı kötü olan iGoogle’dan sa Yandex’in sade anasayfası çok daha iyi duruyor.

Ayrıca hayatım boyunca toolbar’lardan nefret etmeme rağmen şuan çok iyi tasarlanmış işlevsel Yandexbar’ı kullanıyorum. Bu kadar iyi olacağını düşünmemiştim.

Şimdilik yaptıklarım bu kadar. Bu konuda herhangi bir soru ya da görüşünüz olursa bana ulaştırabilir ya da yazıya yorum yazabilirsiniz. Zaman ayırdığınız için teşekkürler :)

[1] http://www.google.com.tr/policies/privacy/
[2] http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=47116
[3] http://yandex.com.tr

11
Kas

MacBook Pro kendisinden hiç beklenmeyecek bir başarı gösterip bir süredir sorun çıkartıyor bana. Bunlardan bir tanesi adeta insanı çileden çıkarıyor. Durduk yerde (hiçbir işlem ile bağlantısı olmaksızın, evet) ekran kararıyor ve cihaz çalışmaya devam etmesine karşın hiçbir şekilde görüntü alamıyorsunuz. Geriye tek çare bilgisayarı kapatıp tekrar açmak kalıyor ve yeniden başlattığınızda şöyle bir hata raporu sizi karşılıyor.

Bazen tekrar başlatmanıza rağmen siyah bir mesaj kutucuğunda ‘lütfen beni yeniden başlat’ mesajı gösteriyor.

Bir şeyler yazarken, ‘kodu yazdım bir çalıştırması kaldı’ derken ya da bir dosya indirirken başınıza gelebilecek bu hadisenin yaklaşık bir ay öncesine kadar bir çözümü yoktu. Bir çok insan Apple forumlarında tartıştı durdu. Hatta bu sorun için Facebook sayfası dahi oluşturuldu.

Önceleri gfxCardStatus ile sadece Intel ekran kartını kullanarak çözdüğümüz bu soruna Apple bir çözüm getirdi ve güncelleme olarak yayınladı. Bu sorundan muzdarip iseniz ve hala güncellemeyi kurmadıysanız sizi şöyle alalım. Basitçe Software Update aracını çalıştırarak aşağıda gördüğünüz güncellemeyi de kurabilirsiniz.

Ayrıca belirtelim ki bu sorun (görünen o ki) sadece 2010 ortası üretim tarihli 15″ cihazlarda mevcut.

11
Eki

Uzun bir aradan sonra herkese merhaba ;

Ne zamandır -her zamanki gibi- bloga yazı yazamıyordum. Lakin cici CeBIT fuarı vesile oldu bu işe.

Geçen sene de olduğu gibi bu sene de CeBIT’te Pardus standındaydım.

Uzun ve bitmek bilmeyen bir yoldan sonra fuara vardık. Geçen seneki yazımda da dediğim gibi neredeyse Tekirdağ’a gidecektik. Ki, benim gibi uzun yolu sevmeyenler için berbat bir şey bu. Ancak fuara ulaştığımız da unuttum gitti tüm yolu :) . Fuar geçen senekinden -Pardus açısından- daha iyi, genel açıdan daha sönüktü. Gerek standın görünümü, gerek akıllı tahta ya da oyun oynadığımız dev ekran standı daha da güzel hale getirdi. Standa çok fazla ziyaretçi çekmemiz de bunun da etkisi var galiba :) .

Standda bol bol Pardus 2011.2 DVD’si dağıttık. Neyse ki geçen seneki gibi DVD sıkıntısı çekmedik. Geçen seneye göre Pardus konusunda daha bilgili ve daha ilgiliydim hal böyle olunca herşey daha kolay oldu. Benle beraber standda insanları bilinçlendirmeye çalışan 20 kadar gönüllü ve diğer geliştiriciler de sabahtan akşama kadar sürekli yoğun olan standımızda yardımcı oldular.

Standa gelen insanlardan Pardus kullananlar geçen seneki gibi tek-tük değil hatırı sayılır kadardı. Ayrıca çok fazla kişi de denemek için can atıyordu. Bu konuda insanlara çok fazla yardımcı olduğumuzu ve onları çok büyük dertlerden kurtardığımızı düşünüyorum.

Kısacası : Çok güzel bir fuar geçirdik. Keşke daha uzun kalabilseydim :) .

8
Eyl

Bugünkü eğlencemiz bir öncekine çok benziyor. Ancak bu sefer label ya da button gibi sık kullanılan öğelerle değil hep gözümüzün önünde olsa da pek dikkatimizi çekmeyen navigasyon çubuğuyla (UINavigationBar) oynayacağız.

UINavigationItem’ın ayarları native uygulama görünümü istemediğimiz bir çok uygulama için yetersiz kalıyor. Bu noktada NavigationItem’ın title property’sini bir kenara bırakıp ilgimizi titleView property’si üzerine yoğunlaştırıyoruz. titleView property’sine değer olarak herhangi bir UIView nesnesi verebiliyorsunuz, bu örnekte UILabel kullanacağım ancak biraz egzersizle farklı fontlar kullanarak yazı yazabilirsiniz ;)

Değişik renkli başlıkları farklı view controller’larda kullanabileceğimizi düşünerek verdiğimiz metni bir label’ın içine yazıp bize o label’ı döndüren bir fonksiyon yazarak başlıyoruz.

+ (UILabel *) labelForNavigationItem:(NSString*) text
{
UILabel *titleView = [[[UILabel alloc] initWithFrame:CGRectMake(0, 0, 120, 30)] autorelease];
[titleView setFont:[UIFont boldSystemFontOfSize:16.0]];
titleView.backgroundColor = [UIColor clearColor];
titleView.textAlignment = UITextAlignmentCenter;
titleView.textColor  = [UIColor colorWithRed:.80784314 green:.77647079 blue:.50980392 alpha:1.0];
titleView.textColor = [UIColor whiteColor];
titleView.text = text;

return titleView;
}

İlgili view controller’ın viewDidLoad methodu içinde navigationItem’ın titleView property’sine değer atayarak işimizi bitiriyoruz.

self.navigationItem.titleView = labelForNavigationItem:@"Menu";

labelForNavigationItem fonksiyonunu zenginleştirmek ve yazınıza görsellik katmak size kalmış.

UILabel kullandığım bir örnek:

Custom NavigationItem title

Başka bir uygulamada UILabel yerine UIImageView kullandım, demem o ki diğer UIView nesnelerine ihtiyacınız olduğunda hiç çekinmeyin bu kodlarda birkaç değişiklik yaparak sorunsuzca kullanılabiliyor.

Bu yazının puanları da Sergio Morales‘e gidiyor.

4
Eyl

iOS platformu için uygulama geliştiriyorsunuz diyelim, tasarımınız gereği sistemdeki fontlardan başka bir font kullanmanız gerekiyor ya da sadece değişiklik olsun diye bunu yapmak istiyorsunuz belki de. Benim gibi platformun teknik detaylarını bilmeyen bir tasarımcı başınıza iş açmış bile olabilir :)

Öncelikle bu çözümün sadece iOS SDK 4 ve üzeri sürümlerde çalışacağını belirtelim. Eğer bu bir sorun değilse aşağıdaki adımları takip ederek sonuca ulaşabilirsiniz.

  1. Kullanmak istediğiniz font dosyasını (TTF/OTF) XCode’da projenize ekleyin.
  2. Projenizin info.plist (projeadı-info.plist de olabilir) dosyasına ”Fonts provided by application” isimli bir anahtar ekleyin.
    • Eğer birden fazla font kullanacaksanız bu anahtarın tipini Array yapmayı unutmayın.
    • Anahtarın değeri olarak eklediğiniz font dosyasının adını (uzantısıyla birlikte) yazın ve dosyayı kaydedin.
  3. Kodun içinde [UIFont fontWithName:@"YeniFontunAdı" size:16] şeklinde kullanabilirsiniz.
  4. Buradaki “YeniFontunAdı” eklediğiniz dosyanın adı değil bilgisayarınızdaki görünen adıdır. Örnek vermek gerekirse ”bauhaus_med.ttf” dosyasını kullanmak istediğinizde ”YeniFontunAdı” yerine ”Bauhaus Medium” yazmalısınız. Dikkat edilecek bir husus da bazı fontların birden fazla ismi olmasıdır. Hata yapmamak için fontu bilgisayarınızda açıp kontrol edin.

UILabel, UITextView ve UIButton gibi setFont metodu olan her türden nesne için kullanabilirsiniz.
UIButton ile yapılmışı:

Custom Font in UIButton

İlk üç madde için puanlar BeefyApps‘e giderken son madde için birkaç puan da Shang Liang‘a gidiyor.

28
Ağu


Xerox Phaser 3117′niz var ve Mac OS için sürücüsü olmadığını mı fark ettiniz?
Zaten Xerox’un uyumluluk belgesi de Mac OS X 10.6 ile desteklenmediğini söylüyor.

“Ee şimdi ne yapacağız?” diye düşünürken biraz araştırma ile bir çözüm buldum. Yazıcısına uygun sürücüleri ilk bakışta bulamayan herkesin yolu muhakkak Linux Foundation’ın Open Printing çalışma grubunun sitesine düşmüştür, nitekim Mac kullanmama rağmen benimki hala düşüyor :)

Bu sayfadaki şu paketleri sırasıyla indiriyoruz ve kuruyoruz: samsung-gdi foomatic-rip ghostscript

Kurulum işlemleri bittikten sonra Sistem Seçenekleri > Yazıcı & Fax > Yazıcı Ekle yolunu takip ederek karşımıza gelen pencerede arama kutusuna GDI yazıyoruz ve listenin en üstündeki Generic GDI Printer Foomatic/gdi sürücüsünü seçiyoruz.

Voila! Yazıcınız kullanıma hazır.

Kaynak: Vadim Khukhryansky

23
Nis

Bir MacBook’unuz var ve fark ettiniz ki USB portlarından biri veya birkaçı çalışmayı bırakmış. iPad’inizi iPhone’unuzu ya da başka bir cihazınızı taksanız da hiçbir eylem gerçekleşmiyorsa, cihazınızı şarj edemiyorsanız hemen bozulduğunu düşünmeyin :)

Zira çok kolay bir çözümü var. EFI ve SMC’yi sıfırlamanız gerekiyor. Bunun için bütün açık uygulamaları kapatın çünkü bilgisayarımızı kapatacağız.

Shift+Control+Option+Power düğmelerine eşzamanlı basın ve MacBook’unuzun prize takılı olduğundan emin olun.

Bilgisayarınız kapandıktan sonra Power düğmesine tekrar basın ve gri ekran görüntülenmeden önce MacBook reboot edene kadar Command+Option+R+P düğmelerine basın.

Voila!

18
Ara

Welcome to WordPress. This is your first post. Edit or delete it, then start blogging!

25
Eki

Okuldaki son seneme biraz hızlı başladım, 8 ders alıyorum. Bunlardan “Olasılık ve İstatistik Teorilerine Giriş” ve “Çokluortam Sıkıştırma ve İşleme” isimli iki derse birbirleriyle iç içe olmaları sebebiyle diğerlerinden fazla ilgi gösteriyorum.

Çokluortam Sıkıştırma ve İşleme dersini Sıla Ekmekçi Flierl isimli hocamız veriyor. Kendisi bu konudaki çalışmalarıyla tanınan oldukça donanımlı ve tecrübeli biri. Bazen anlattıklarını algılamakta sorunlar yaşasak da araştırıp altyapımızı geliştirdikçe daha rahat anlaşabildiğimizi görüyorum.

Gelelim konumuza; haftaya sınav var ve çalışmak için kaynağa ihtiyacım var. Hocamızın ders materyali olarak kullandığı Bernd Girod’un sunum dosyalarını bulmam gerekiyordu ve hepimizin yapacağı gibi Google’a sorayım dedim, pek ümitli değildim aslında. Google’da bulamazsam p2p ağlara bakacaktım ancak birkaç sayfa taradıktan sonra fark ettim ki Stanford’da Bernd amcanın verdiği aynı isimli dersin bütün sunum dosyaları erişime açıkmış. Tabii ki hemen sömürdüm :)

Okulda 5. yılıma girdim ve henüz ders notlarını kolayca paylaşan bir hoca ile karşılaşmadım. Kimisinin çok ahlaki sebepleri varken (korsan materyal paylaşımı yapmak istememek gibi) kimisinin sadece “benim emeğim var, kendi araştırmam ve notlarım, neden sizinle paylaşayım” demesi sonucu eski öğrencilerin birikimlerine yöneldik hep.

Bir eğitmen, bir akademisyen, bir bilimadamı neden üretimini saklar, neden paylaşıma açık olmaz. Kaybedecek neleri olabilir ki? Ya da kazanacaklarının yanında daha değerli ne kaybedebilirler? Neden “özgür” kılmıyoruz bilgiyi? Akademisyen ne iş yapar?

Daha bir sürü soru sorulabilir ancak cevaplarını verebileceğimiz günün gelip gelmeyeceğini merak ediyorum ben. Ya da cevapları da boşverin, bütün akademisyenlerin ürettiği bir ülke istiyorum. Belki Murat Eren gibi Necdet Yücel gibi ya da adını bilmediğim, yazmayı unuttuğum diğer idealist akademisyenlerin artması lazım, kesinlikle bunu istiyorum.

Birileri “özgür” olmayı, “özgür” bırakmayı öğretsin. Bunu bazen zorunluluklar koyarak, bazen kendisi örnek olarak yapsın.

23
Ağu

Artistanbul’da tekrar çalışmaya başladığım dönemlerde bir müşterimizin sitesi hazırlanıyordu. Süre olarak çalışmanın ortalarına denk geldiğim için pek müdahale şansım olmadı ve altyapıda Symfony kullanıldı. O gün bugündür, sunucu tarafında herhangi bir yerine müdahale etmek istediğimizde karşımıza her seferinde birbirinden farklı ve izlenemez hatalar çıkıyor.

Neyse ki bugünkü izlenebilir bir hataydı ve benden önce birileri çözmüştü :) Birazcık aramayla öğrendim ki Fatal error: Class ‘sfInflector’ not found – Symfony $VER diye ağlamasının sebebi strtolower işlevinin Türkçe yerelinde doğru çalışmaması.

Çözüm olarak symfonylibfolder/autoload/sfCoreAutoload.class.php dosyasının 440. satırındaki
'sfinflector' => 'util/sfInflector.class.php',
satırını şununla değiştirin:
'sfInflector' => 'util/sfInflector.class.php',

strtolower’ın nasıl çalışmadığını görmek isteyenler şunu çalıştırabilirler:
<?php echo strtolower('sfInflector'); // sonuç: sfInflector ?>

Evet, yıl 2010 oldu hala Türkçe için yerel sorunlarından bahsediyoruz…

28
Tem

Sevgili Bahadır Kandemir, bir süredir gayet arsızca “blog yazın eyyy Linux taifesiii” şeklinde çemkirdiğinden, onu utandırmak için bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Sanırım bir sürü hayırlı gelişmenin ve güzel yazının da habercisi olacak bu yazı :)…

Yaklaşık iki yıldır soluksuz ve dinlenmesiz bir şekilde devam eden topluluk yöneticisi görevime bir-iki hafta ara vermeye ve tatile gitmeye karar verdim. Ama Pardus’tan uzak kalmanın mümkün var mı? Pazartesi günü üzerimdeki “İçinde Pardus Var” t-shirt’üm, Pardus’a hevesli iki genç kızın yanıma gelmesiyle sonuçlandı. Hanım da yok yanımda, allah kahretsin!

Neyse, “karda yürürüm izimi belli etmem” hesabı, eyleme giriştim. Kendimi kızlara “genç kızların sevgilisi” Erkan Tekman olarak tanıttım. “Erkan ve manitaları” şeklinde mutlu mesut yaşıyoruz burada.

Erkan’ın adı çıkmış dokuza, inmez sekize zaten… Yarın laf çıksa “Erkan Tekman bilgisayar mühendisi genç kızları kandırıyor, onların saf ve temiz duygularıyla oynuyor” diye, bunun inananı bol olacağından, benim burada karnım bile ağrımaz!

(…)

Bugün, Bozcaada’dan Çanakkale’ye geçtim ve sevgili Necdet Yücel ve Mete Bilgin ile gizli bir sabah kahvaltısı organize ettik.

Aslında bu toplantıların gizli bir ajandası var. “Derin Pardus“a alternatif bir yapılanma olarak kurulan ve toplantılarını tatil beldelerinde düzenlediğimiz “Serin Pardus, herkesi itinayla çekiştiriyor, masada olmayan herkesin arkasından sırayla bok atıyor. İşin tek kötü yanı, masada iki kişi kalıncaya kadar, sürekli don lastiği gibi uzayan bir gerilim yaşamanız.

“Ulan şimdi kalkarsam arkamdan konuşacaklar” gerilimi, gün boyunca sürüyor. Günün sonuna doğru allahtan Mete dayanamayıp da masadan kalktı da, Necdet Hoca ile onu çekiştirmeye başladık. Tek dersten çakmış sıpa! Hem de “mimari” dersinden! 64 bit mimari kimlere kalmış, yarabbi…

Necdet Hoca “Gözüm tutmamıştı zaten sıpayı, şimdiki aklım olsa kesin bırakırdım” diyor.

Bu arada nedensiz bir şekilde, Onur KÜÇÜK‘e, Renan ÇAKIRERK‘e ve İşbaran‘a da diş biliyoruz fena halde. Necdet Hoca bir hırsla “Kıstıralım oğlum şunları bir kuytuda ve eşek sudan gelinceye kadar dövelim…” diyor ama sonra cüsselerini aklımıza getirince bu projeden vazgeçiyoruz. Bizi fena harcayabileceklerini düşününce, “aslında o kadar da fena çocuklar” olmadıklarına kanaat getiriyoruz.

Sonrasında Mehmet Emre ATASEVER ve Eren TÜRKAY gibi “ekonomik boy” arkadaşları gözümüze kestirip, hain planlar yapmaya devam ediyoruz…

(…)

Son tartışmalardan sonra, dışarıya böyle bir görüntü verdiğimizin farkındayım.

Şaka bir yana, Pardus geliştiricileri kendi aralarında e-posta listesinde çok sert bir şekilde tartışsa da, birbirimizi ne kadar çok sevdiğimizi anlıyoruz.

“Hani” diyoruz, “Tekman da olsa masada…” diyoruz. Koray ve Doruk’un çok sağlam birer meze sever olduğu düşüyor aklıma. Gürer’in muhteşem bir rakı sofrası arkadaşı olduğunu; Meren’in eser miktarda alkolle sarhoş, Gökmen Göksel’in ise içmeden sarhoş olabilmesini anımsıyorum.

Birbirimize Pardus ekibinin komik hikayelerini, İsmail’e yaptığımız eşek şakalarını, “sözümona avukat olan” Akın’ın apartmanındaki asansörün programını değiştirerek hep yedinci katta durmasını sağlamasını falan anlatıp, saatlerce gülüyoruz. Bütün yemek boyunca, hep iyi şeylerden bahsediyoruz.

Ulan! Birbirimizi fena halde özlüyoruz galiba!

Sonra bir anda, birbirimize ne kadar benzediğimizi ve ne kadar az kişi olduğumuzu anlıyoruz…

Biz işte böyle bir ekibiz…

2
Oca

Welcome to WordPress. This is your first post. Edit or delete it, then start blogging!

19
Ara

Her başlangıcın zor olması gerçeğinin kaçınılmaz olduğu göz önüne alındığında daha pek de duyulmamış bir yerde blog yazmaya başlamak da benim için biraz zor. Bildiğiniz gibi bir süre Pardus Proje Yöneticisi Erkan Tekman (bundan sonra kendisine zaman zaman ET’de diyebilirim) tarafından resmi olmayan işe başlayışım duyurulmuştu. 1 Kasım’dan bu yana hem ortama alışmak hem de işlerin bir ucundan yavaş yavaş tutmaya başlamak için henüz resmi olmasa da Pardus ofisine gidip geliyorum. Pek çoğunu yakından tanıdığım yeni çalışma arkadaşlarımın gösterdiği ilgi ve bir takım ET uyarıları -fırça da denebilir- sayesinde  alışma süresini kısa sürede doldurdum ve yıl başında resmi olarak da işe başlamamla birlikte artık önümüzdeki aylar ve yıllarda neler yapacağımı kestiriyorum.

Geçtiğimiz iki yılda (2007 Eylül – 2009 Eylül arasında) Pardus’u yakından takip eden pek çok kişinin bildiği üzere resmi topluluk sitemiz olan Özgürlükiçin.com’un yürütülmesi,  yönetilmesi, geliştirilmesi işleriyle uğraştım. Bu günden sonra da umuyorum mesaimin çoğunu Pardus ve çevresindeki ekosistemin daha da büyümesini sağlamak için harcayacağım!

Yine yeniden selam Pardus…

31
Eki

oidergi18

Mükemmeli hedefleyen özgürlükiçin topluluğu enfes bir dergi ile tekrar karşımızda derginin içeriği aynen şöyle

  • Haberler
  • Özgür Pençe (Aydın GÜNDÜZ)
  • Röportaj: Önder YETİŞ (Özgürlükİçin Topluluğu)
  • Fikri Mülkiyet Mi? Fikri Mükemmeliyet mi? (Erkan TEKMAN)
  • Özgür Lisans ve EULA Farkı (Necmettin BEGİTER)
  • Çanlar Kimin İçin Çalıyor? (Göktuğ KORKMAZ)
  • Hesap Tablosunda Farklı Yönde Sayfalar (Hakan HAMURCU)
  • En İyi 25 Linux Oyunu (Hamit Giray NART)
  • Gimp – Katmanlar Dünyası (Hüseyin SARIGÜL)
  • Şeften OpenOffice.org Reçeteleri (Hakan HAMURCU)
  • Pidgin ile Bağlan Hayata (Abdurrahman OLĞAÇ)
  • Plasma – yaWP Hav Durumu (Kubilay KOCABALKAN)
  • Plasma – Drop to ImagesHack (Göktuğ KORKMAZ)
  • Yabancılara Pardus’u Tanıtmak (Ceyhun ALYEŞİL)
  • Röportaj: Ali IŞINGÖR (Özgürlükİçin Topluluğu)
  • Son Sayfa

Dergiyi indirmek için

http://www.ozgurlukicin.com/e-dergi/

Adresini ziyaret edebilirsiniz.

  • Haberler
  • Özgür Pençe (Aydın GÜNDÜZ)
  • Röportaj: Önder YETİŞ (Özgürlükİçin Topluluğu)
  • Fikri Mülkiyet Mi? Fikri Mükemmeliyet mi? (Erkan TEKMAN)
  • Özgür Lisans ve EULA Farkı (Necmettin BEGİTER)
  • Çanlar Kimin İçin Çalıyor? (Göktuğ KORKMAZ)
  • Hesap Tablosunda Farklı Yönde Sayfalar (Hakan HAMURCU)
  • En İyi 25 Linux Oyunu (Hamit Giray NART)
  • Gimp – Katmanlar Dünyası (Hüseyin SARIGÜL)
  • Şeften OpenOffice.org Reçeteleri (Hakan HAMURCU)
  • Pidgin ile Bağlan Hayata (Abdurrahman OLĞAÇ)
  • Plasma – yaWP Hav Durumu (Kubilay KOCABALKAN)
  • Plasma – Drop to ImagesHack (Göktuğ KORKMAZ)
  • Yabancılara Pardus’u Tanıtmak (Ceyhun ALYEŞİL)
  • Röportaj: Ali IŞINGÖR (Özgürlükİçin Topluluğu)
  • Son Sayfa

14
Eki

Firefox amblemli fabrikasyon işi tshirt’ler şapkalar çokça mevcut fakat.. Fakat… böylesine bir el emeği göz nuru daha önce görmemiştim :). Yasemin oturmuş deli gücüyle uğraşmış kanaviçe denen şeyden yapmış. Her pikselin kumaş üzerindeki gözeneklere elle çapraz olarak işlenmesi ile yapılıyor bu kanaviçe , akıllı işi değil yani :). Hanım kızımızdan geek dünyasına bir armağan.

ohanes

Daha yakından…

burger

Bu arada dikkati pür olanlar hatırlayacaktır kendisinin bir resmini Gimp ile ilgili bir yazımda kullanmıştım.

kaynak : http://ezberci.blogspot.com/

Posted in Uncategorized   Tagged: ilginç, oi   
24
Şub
Milkytracker pardus depolarında sessiz sessiz duran tracker tabanlı bir müzik programı. Daha doğrusu eski bir dos programı olan Fasttracker2‘nin multiplatform bir klonu (her yerde çalışıyor meret ) Burada milktracker ile yaptığım bir besteyi örnek olması açısından paylaşmak istedim. mp3 dosyasını buradan indirebilirsiniz. * xm dosyasını incelemek isteyenlerse buraya Mensubu olduğum Resident demoscene grubu dosyayı yayınlamamı [...]