5
Şub
Pardus İçin Susma!

Pardus İçin Susma!

http://lists.pardus.org.tr/pardus-camia/2012-February/000743.html

———

Görselin tam boyutu için üzerine veya buraya tıklayın.

Görselin XCF kaynak dosyası: http://dl.dropbox.com/u/38862200/pardus-susma-TASLAK-2.xcf – Dileyen alıp değiştirip kullansın diye…


15
Oca

Merhaba,

Çok fazla yazılacak günlük yazısı birikti. Tek tek yazmak, ya da atlamak gerek.

12 OCak 2011 tarihinde İzmir Milletvekili Erdal Aksünger’in TBMM’de Pardus hakkında bir konuşma gerçekleştirdi.

Kısa bir zaman diliminde de olsa Pardus’un durumunun meclis kürsüsünden dile getirilmesi mutluluk verici.

Meclis’in sitesindeki tutanakları aynen buraya aktarıyorum.

***

12 Ocak 2012 Perşembe
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 13.04
BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU
KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)
—–0—–
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 51′inci Birleşimini açıyorum.
YOKLAMA
BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.
Üç dakika süre veriyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.
Gündem dışı ilk söz, Türkiye’de bilişim sektörünün yaşadığı sorunlar hakkında söz isteyen İzmir Milletvekili Erdal Aksünger’e aittir.

Buyurunuz Sayın Aksünger. (CHP sıralarından alkışlar)

ERDAL AKSÜNGER (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de bilişim sektörünün sorunlarıyla ilgili gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Bilişimle ilgili, değerli arkadaşlar, çok önemli bir konuyu dile getirmek istiyorum. Türkiye’de 1999′da başlayan ve 2001′de adı değişen Pardus Projesi’yle ilgili size bir iki tane konuda çok ciddi bilgiler vereceğim, tehditleriyle ilgili konuları size anlatmaya çalışacağım.

Dünyada “özgür yazılım” diye çok önemli bir konu vardır ki bu, ülkelerin millî işletim sistemlerini filan ortaya çıkaran bir konudur. Bu 1999 yılında da ülkemizde çok ciddi olarak ele alınmıştır, 2001′de de “millî işletim sistemi Pardus” diye bir sistem ortaya getirilmek üzere TÜBİTAK’ta ciddi bir çalışma başlatılmıştır. Ama bu arada neler olmuştur, bu Pardus TÜBİTAK’ta ne hâle gelmiştir onları anlatacağım size.

TÜBİTAK 2001 yılında bununla ilgili, özel sektörde 20-25 tane arkadaşı devlet bünyesine alarak millî işletim sistemimizle ilgili konuda bir adım atmıştır. 2009′a gelindiğinde bu konu çok ciddi bir şekilde dünyadaki tehditlerle birlikte bizim de yapmamız gereken konuları ortaya döktüğü hâlde mevcut iktidar tarafından millî bir politikaya dökülememiş bir hâlde şu anda rafa kaldırılmak üzere bir kenara itilmiştir. Bu yapı, 2001′de başladığında dünyada gelişen en büyük, en ciddi yükselen on işletim sisteminden birisiydi, gerçekten çok değerli bir konuydu. Belki de dünyada indirilen işletim siteleri arasında ilk ona girmişti ama 2005′e geldiğimizde bu iş unutulmaya başlandı ve konu şu anda rafa kaldırılma aşamasında duruyor. TÜBİTAK’ta da bu arkadaşların çoğu tasfiye edilmiş durumdadır.

Nedir Pardus? Bugün, ülkemiz Amerikan, İngiliz ve İrlanda, İsrail yazılımlarının elinde şu anda tehdit hâlinde durmaktadır. Pardus o gün devreye sokulduğunda ülkenin kamu kurumlarında, askerî kurumlarında, maliyesinde, millî eğitiminde kullanılmak üzere devreye sokulmuştu. Ama neden başarısız olduğunu hiç kimse “Ya bu niye başarısız oldu?” diye gündeme getirmedi.

Çok basit bir şey anlatacağım size. Millî Eğitim Bakanlığının dört yıl önce bütün okullarda uygulanmak üzere çıkardığı bir proje vardı. Bütün okulları dijital platforma taşımak istiyordu. İhale sürecinden hemen önce, çok yakından tanıdığınız Microsoft’un dünya Başkanı Bill Gates apar topar Türkiye’ye geldi ve çok acil bir şekilde başbakanımızla görüştü. Bu görüşmeden sonra millî eğitim projesinde yine Amerikan yazılımları kullanılmaya başlanıldı. İşte o günden sonra Pardus tamamen rafa kaldırılmak zorunda kalındı.

Peki, neden başarısız oldu bu hikâye? Neden bu uluslararası yazılımlar ülkemizde böyle ciddi bir şekilde yer bulabiliyor?
Bunun iki tane nedeni var: Ya ciddi bir baskı altında birilerine dayatılıyor ya da birileri bu işten nemalanıyor.
Bir Microsoft programıyla ilgili üniversitelere geldiğinde, bir bireysel kullanıcıya, ev kullanıcısına 100 dolara bir programı satıyorsa, üniversite ve okullarımıza ya bedava veriyor ya da 3 dolardan satmaya çalışıyor bunları. Nedir bunun nedeni? Çocukları hangi programa alıştırırsanız, ondan sonraki gerçek hayata bununla birlikte devam etme modunu yaratmaya çalışıyorlar. Bu ciddi bir tehdittir. Ülkenin güvenliği tamamen bu yazılımlarla birlikte Amerikan şirketlerine teslim edilmiş durumdadır.

Değerli arkadaşlar, çok önemli bir konu. Bizim ulusal güvenliğimizden bahsediyoruz. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz özgün yazılımları kullanmaya çalışıyor ama bu, devlet politikası olmadığı sürece bu işi başarmamız mümkün değildir. Birinci gündem maddemiz yapmak zorundayız. Bunu lütfen hepiniz ciddiye alın, bu çok önemli bir konudur. Türkiye’de bugün kullandığınız bütün bilgisayarların, kullandığınız bütün dijital her türlü veriyi bir yere gönderen cihazların hepsi Amerikan yazılımları veya İsrail yazılımlarıyla birlikte bir yerlerde kopya edilir vaziyettedir, bunu unutmayın.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Aksünger.
ERDAL AKSÜNGER (Devamla) – Sayın Başkan, hepinize çok teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/Tutanak_B_SD.birlesim_baslangic?P4=21101&P5=H&page1=1&page2=1
http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/Tutanak_B_SD.birlesim_baslangic?P4=21101&P5=H&page1=2&page2=2

***

Konuşmada tarih vb bir kaç hata olsa da, bu konuşmayı çok önemli görüyorum. Araştırdığım kadarıyla, Erdal Aksünger meslek ve ticaret olarak teknoloji dünyasına yabancı bir insan değil.

Kendisine internet sitesi üzerinden teşekkürlerimi ilettim.

Şöyle bir yanıt yazdım:

***

Erdal Bey merhaba,

Meclis kürsüsünden yapmış olduğunuz konuşma için, şahsım ve Pardus kullanıcıları adına teşekkür ederim.

Pardus, ülkemiz için çok önemli bir proje. Devamı, gerek ülkemiz gerekse Dünyada özgür yazılımın itibarı için çok önemli. Eğer başarısız şekilde rafa kaldırılırsa, hem ülkemizin itibarı hem de birey ve kurumlarımızın bağımsızlığı zarar görecektir.

Bugün, yurtdışında bir çok eleştirmen Pardus’un çok iyi bir GNU/Linux dağıtımı olduğunu yazdı. Neredeyse olumsuz bir eleştiri olmadı.

Şu adreste mevcut incelemelerden bir kısmını görebilirsiniz:

http://distrowatch.com/table.php?distribution=pardus

Ayrıca Pardus’un yurt dışında da Almanya, Hollanda, Fransa, Rusya, İsveç vb bir çok ülkede kendiliğinden oluşan topluluğu bulunmakta. Bu da ürünün başarısının bir ispatıdır.

Bugüne kadar Pardus’a yeteri kadar özen ve kamu desteği gösterilmedi. Kamu ve şirketler için “Kurumsal” sürümler çıkarıldı. Bu sürümleri uygulanması konusunda yeterli talep alınmadı. Bir şekilde özgür yazılım iş modelinde, Microsoft’un yabancı sermayeli çözüm ortakları değil, bu ülkenin genç jenerasyonunun kurduğu Pardus Çözüm ortakları etkinleştirilemedi.

Bugün gelinen noktada, Pardus’un çok kaliteli ekibi dağıtılmış durumda. Personelin özlük hakları zayıflatılmış. Öerneğin ikramiyeler kaldırılmış ve “bilim” yapan insanların teşvik edilmesi gerekirken, bu kişilerin yüksek lisnans ve doktora izinleri kaldırılmıştır.

Konuyla ilgili,
http://www.teknokedi.com/tubitaktan-haberler-iyi-degil/ Bu köşe yazısı durumun çerçevesini çizmekte. Buradaki yazılanlar ise detayları vermekte: http://forum.teknokedi.com/discussion/1241/tuebitaktan-haberler-iyi-degil

Bu hususlar doğrultusunda, bugün gelinen noktada, 24 Bin üyeye sahip ozgurlukicin.com toplulugu ve 20 Bin üyeye sahip pardus-linux.org topluluğu ve tüm özgür yazılım kullanıcıları olarak yoğun kaygı duymaktayız.

Bir çok üyemiz, Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde bireysel başvurularla Pardus Projesinin akıbetini sormaktadırlar.

Henüz tatmin edici bir yanıt alabilmiş değiliz.

Size, bu önemli konuyu Meclis Kürsüsünden dile getirdiğiniz için çok teşekkür ederim.

Çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Pardus’un tarihçesi, kullanıldığı kurumlar, topluluklar ve diğer bilgiler için:

http://tr.pardus-wiki.org/Pardus

Saygılarımla,
Zeki Bildirici

***

Umarım Pardus daha fazla gündeme gelir. Bunun için sizin de -görüşünüz ne olursa olsun- eğer ulaşabileceğiniz vekilleriniz veya siyaset ile uğraşan yakınlarınız varsa, bu konuda onlara ulaşmanız çok iyi olacaktır.

NOT: Bu yazı, blog.bluzz.net adresindeki günlüğümdeki yazıların Özgürlükİçin.com gezegenine düşmemesi nedeniyle, buraya kopyalanmıştır.
Yazı hakkında yorumlarınızı orijinal girdiye yapabilirsiniz.
http://blog.bluzz.net/meclis-kursusunde-pardus/


7
Oca

Giriş

Pardus projesinin ortaya çıkışından itibaren projenin vizyonunu ortaya koyan gelişmelerden en önemlisi kuşkusuz ki “Kurumsal” sürümün çıkması, daha doğrusu Kurumsal olarak ayrı bir ürünün türemesiydi.

Bilindiği üzere, ilk başta ASAL ve diğer uygulamalarda Kurumsal 1(sanıyorum ki bu adı daha sonradan aldı), EPDK ve diğer projelerde ise Kurumsal 2 kullanılmıştı.

Pardus projesinin hedefleri -ilk hali sanırım eski sitede kaldı- Erkan Tekman’ın paylaştığı Pardus Ana Sözleşme Taslağı 2.0′ile kurumsal alana kaymış görünüyor.

Açık söylemek gerekirse bence olması gereken bir değişiklikti. Türkiye’de bireysel olarak Linux kullanımının artırılması, bunun da bir şekilde Kamu aracılığıyla yapılması ancak bir yere kadar sürdürülebilir bir çalışmaydı. Bir yere kadar sürdürülebilirden kastım, toplumda bu farkındalığın yaratılması ve olabileceğinin gösterilmesi yeterli bir gelişmeydi.

Bugün, Pardus projesi bunu yeteri kadar yerine getirmiş görünmekte, en azından benim için. Şöyle ki, baktığımızda Pardus’un bireysel sürümü devam ettiği süreçte, bazıları dalga geçse de Türkiye’de Linux kullanımı ile ilgili ciddi bir atılım oldu. En azından böyle bir şeyden haberi olan insan sayısı ciddi ölçüde arttı. Hep örnek verdiğim Özgürlükİçin.com ve Pardus-Linux.org kayıtlı kullanıcı sayısı buna ciddi bir örnek. Bunun yanında da bugüne kadar hiç öğrenemediğimiz Pardus indirme sayısı vb gibi veriler için de tahminim -ki eğer sürüm günü sunucu yakılıyorsa ve Türkiye’de internet şebekeleri zorlanıyorsa- bu rakamın sürüm başı 200.000 üzeri olduğunu düşünüyorum. Ayrıca asla unutmamak gerekir ki Pardus ile tanışıp, diğer Linux dağıtımlarına göz eden kişi sayısı da bir hayli fazla.

Elbette gönül ister ki, Tübitak vizyonu daha farklı olsaydı, Ubuntu’daki gibi 1 Numaralı bir hata kaydımız olsaydı ve o kayıttakine benzer  “Microsoft Windows Hala Pazarın Büyük hakimi” denilseydi…

Pardus bugüne kadar Türkiye’de bireysel kullanıcılar tarafından Linux kullanımı konusunda görevini yerine getirdi mi diye sorarsanız, cevabım “Hayır” olacaktır. Ama şunun da farkında olmak gerekir ki bugün gelinen noktadan sonra Pardus’un bireysel alanda devam etmesi pek mümkün görünmüyor. Görevi yerine getirmedi, ama bundan sonraki görevi -ki bunu zaruri olarak görüyorum- bu alanda bireysel kullanımı artırmak için teşvik edici, bir şekilde politika üretilmesinde dayanak noktası olmasıdır.

Hepimiz biliyoruz ki, Türkiye’de açık kaynak yazılım/veya özgür yazılım konusunda politika üreten bir kurum yok. Ki bu kurum asla Tübitak/Bilgem olamaz. Fakat bu politikaların oluşturulabilmesi için bir zemin görevini görebilir.

Vakti zamanında Brezilya Hükumeti ile Apache/OpenOffice.org ve LibreOffice temsilcileri arasında imzalanan niyet mektubu haberini girerken varlığını öğrendiğim bir kurum olan “Brezilya Hükumeti’nin Özgür Yazılım Uygulama Komitesi(CISL)” adı ile bile bu modeli anlatmakta.

Elbette, bu işte çalışan ülkemiz için bir model düşünen insanlar da bu konulara eğilmiş ve yurt dışındaki “iyi uygulamaları” araştırmıştır.

Benim kısıtlı bilgim ve görüm doğrultusunda da ülkemizde de buna benzer bir kurumum olması gerekmektedir. “Kamu Özür Yazılım Uygulama Komitesi” diye hayal ettiğim kurum, Kamuda özgür yazılım ihtiyaçlarını belirleyecek, planlama ve çözümlerini yapacak ve özgür yazılım üretilmesi ve bunun uygulanması konusunda koordinasyon görevini sağlayacak bir yapı. Yine yakın zamanda rastladığım ve unutmamak için tumblr’da not aldığım Osor.eu ve Semic.eu Joinup(bunu es geçmeyin)’ta birleşmesi de bu vizyona paralel bir örnek. Bu iki organizasyon Avrupa Birliği’nde kamu ve yerel yönetimlerin özgür yazılım ihtiyaçlarını karşılamak için oluşturulmuş iki çatı yapı. Zaman bulamadığım için detayını inceleyip haberleştirmedim. İlerleyen zamanlarda birileri değinir umarım.

Bu örnek yapı içerisinde Pardus’un rolü, bir platform sağlayıcı olmalı. Bu hayali Kamu Özgür Yazılım Ajansı’nın tespitleri ve planları doğrultusunda Pardus Projesi bir tedarikçi olmalı. Tıpkı Pardus gibi, Üniversiteler ve Özgür Yazılım Şirketleri de bu Ajansın tedarikçileri olmalı.

Kendi adıma bunun doğru bir model olduğunu düşünüyorum. Her şeyi Pardus projesi vizyonunda hedeflemek, bugüne kadar ispatlandığı gibi ortaya çok fazla bir dönüşüm koyan bir model olmadı. Ki bundan sonra da Pardus bu modelde ısrar etmemeli. Pardus Projesi, bugüne kadar yaptığı başarılı uygulamalarla, kamuda özgür yazılım politikalarının uygulama aracı olarak yer almalı. Şunu göz ardı etmemek gerekir, Türkiye’de Pardus=Özgür Yazılım anlayışı yanlış ve eksik bir bakış açısı elbette. Pardus sadece bunun bir parçası, ama en büyük parçası, amiral gemisi oldu. Ki bundan sonra da bu rolü muhafaza ederek ve güçlenerek devam etmeli. Etkin özgür yazılım dönüşüm politikaları için bir dayanak olmalı. Bu politikaları üretmek ve hayata geçirecek planlamaları yapmak, Pardus’un boyunu aşan bir mesele. Bu nedenle bu ülkede “Kamu Özgür Yazılım Ajansı” gibi bir yapı bir ihtiyaç

Buraya kadar yine, kıt bilgimle konu hakkında atıp tutmuş gibi görünebilirim. Ama bunlar benim fikirlerim, fikirlerimizi dile getirdikçe olgunlaşmıyor muyuz?

Başlığa dönmek gerekirse yazıyı bölümlere ayırmak  daha iyi olacaktır. Başlığa da giriş diyelim madem.

1- Bireysel Sürümün Çatallanması mı yoksa devri mi?

Giriş bölümünde dile getirmeye çalıştığım gibi, bu saatten sonra Bireysel sürümün devam etmesi çok zor. Yaklaşık 25 kişilik bir geliştirici ekip eriyerek -yanlış bilgi olabilir- 8 kişiye kadar düşmüş durumda.

Diyebilirsiniz ki; -bu 25 kişiyle ne yapıldı, -ah neler yapılmazdı, yapamadılar, -dışlarıdan destek almazlarsa olmazdı, -yönetim kafası yanlıştı, -bu sayı yetmezdi vb… Bunlar çok daha derin tartışmalar, ki son günlerde etrafta gerek temiz gerekse mide kaldırmayacak şekilde tartışamalara konu olmakta.

Bugüne kadar kendi görüşümde yapılan yanlışları yazdım. Bugün de yazabilirim, hatta bugün ki zor zamanda kendini meydana atıp yıllardır bu anı bekleyen kişilerden de çok eleştirebilirim. Ama herkesin gördüğü yanlışı defalarca tartışmak, ki bunu en yanlış zamanda yapmak bence hem ahlaklı bir yaklaşım değil hem de ileriye dönük şu anda getirisi olmayacak bir girdap. Bu tartışamlardan uzak durup, hataları kişiselleştirmeden yola devam etmek, bu dersi çıkarıp hesaplaşmayı ileri bir tarihe ertelemek, özgür yazılım adına bugün bence üzerimize düşen sağduyu.

Dediğim gibi, bugün kalan kadro sayı olarak yetersiz. Ki ben 25 kişinin de yetersiz olduğunu düşünmekteyim. Gönül ister ki Red Hat, Cannonical, Novel gibi yüzlerce profesyonel geliştiriciler istihdam edilsin. Ama bu ülkemiz şartlarında ve zihinsel karanlığımızda mümkün değil.

***

Pardus’un gidişatı, proje yönetimin kararları, özgür yazılım duruşu, geliştiricilerin polemikleri, kişiselleştirilen sorunlar vb bugüne kadar çokça tartışma ortaya çıkardı. Bu fosilleşen sorunlardan çıkış yolu olarak bir çatallanma fikri ortaya çıktı ve iki girişlimle vücuda bürünmeye çalışıldı.

Hem Topluluk dağtımı, hem de Turkuaz Linux girişiminde, konunun ciddiyeti ve gerçekten bilgisine saygı duyduğum insanların inisiyatif alması, yine bilgisine çok saygı duyduğum bir çok kişinin konu hakkındaki görüşlerini belirtmesi üzerine bir izleyici olarak kalmanın boyumun ölçüsü olduğu kararıyla sessiz kaldım. Tartışmaları takip ettim. konu ile ilgili attığım tek mesaj ise, konuyu sulandırmak isteyen “trolleme” yapanlara karşı, rahatsızlık duyduğum üzerineydi.

İzlemem ve gözlemim, ne yazık ki kişiselleşmiş sorunların aşılmadığı ve karar verme zeminini oluşturmak için bile doğru bir karar süreci tasarlayacak bir özveriden uzak olunmasıydı. Diğer taraftan da yine kişiselleştirilmiş, bazı “hani neredeydiniz” hani yüzlerce saat katkı verecek adamınız vardı gibi yorumları halen görmek “neden bu zeminde olmadı” sorusunun belki de bir cevabı.

Biraz sağduyu sahibi bir insan, doğru amaçta birleşip uzlaşamadıktan sonra, yüzlerce saat emek vermenin bir anlamı olmayacağının farkında olur diye düşünüyorum.

O günlerde kendimi bilgisiz gördüğüm için sustum. Sadece üzerime bir görev düşerse yapmaktan çekinmeyeceğimi belirttim. Ki öyle, ben eylem adamıyım. Lafa değil işe dönük hareket etmek isterim.

Bugün geldiğimiz nokta benim konuşmam açısından biraz daha rahat, o nedenle cahil cesareti ile bu satırları yazmaktayım. Ortada artık yanlış bir laf ederek zarar vermek istemediğim bir topluluk girişimi ne yazık ki kalmadı. Sorumsuz tartışmalar ve özgür yazılımın ortak fayda zemininden uzak kişiselleştirilmiş argümanlar bulunmamakta. Bu şu an aslında yeni bir girişim için çok güzel bir zemin.

***

Özgür yazılımda, darboğazlar, krizler veya uzlaşamama, gelecek kaygısı vb gibi durumlarda dile getirilen ve bugüne kadar bir çok örneğini gördüğümüz bir çözüm “çatallanma”. Son dönemdeki en başarılı örneği LibreOffice. Bir diğer örnek ise Megiea, Mandirva bugün yok olma tehlikesi ile karşı karşıyayken; “En azından en kötü durumda bile Magiea burada diyebiliyorlar. Pardus’un bu zamana kadar çatallanamaması üzücü.” demiş Anıl Özbek Google+’da.

Çatallanma konusunda, yukarıdaki iki örnekte gördüğümüz üzere Pardus camiası sınıfta kaldı. Ne yazık ki bu böyle oldu. Fakat bu bugün bir çatallanma yapılmasına bir engel teşkil etmiyor. Benim haiz olmadığım, fakat eminim ki camia içerisinde yeterli özelliklere  ve bilgiye haiz birçok insan bunu yapabilecek durumda.

Ben an itibarıyla çatallanma konusunda biraz daha farklı düşünüyorum. Çatallanmadan ziyade, Pardus’un bireysel sürümünün devri ve Kurumsal ile doğru biçimde etkileşebilecek bir model bence daha doğru olacak. Fedora-Red-Had(Murat Karaevli’ye sevgilerimi göndereyim-o sildiğiniz yorumları da bir ara yayınlayacağım unutmadım, kaçarınız yok!) OpenSUSE-SUSE gibi bir yapı neden olmasın?

Bir çatal yerine, bu ilişkiyi maddeleştirecek bir ikililik hem bireysel kullanıcılar ve *bugüne kadar istediklerini alamamış geliştirici/katkıcılar için, hem de Kurumsal sürümün besleneceği üretim ortamı için daha yararlı olacaktır.

Daha basitinden şöyle anlatmak gerekirse, doğru çizilmiş bir çerçevede adam akıllı imkan teknik altyapı sunan bir Tübitak sponsorluğu ve kritik bileşenlerde de sürdürülebilir bir temel bir çatalda daha sağlıklı olacaktır.

Elbette bu ilişki bir çatal ile de sağlanır, neticede kodlar açıksa, bu kodları çatal da kullanabilir, temel de çataldan alıp kullanabilir. Fakat bir şekilde bu çatalı ikidir yapamadık.

Pardus’un en güncel bireysel sürümü olan 2011.2′nin tahminimce 1 yıllık bir iyi kullanılabilir ömrü bulunmakta. Bireysel sürümün ortadan kalktığını düşünürsek, Pardus’un bireysel sürümünü sahiplenip devam ettirmek için önümüzde 1 yıl gibi bir süre var. Çok olmadığı gibi az da bir süre değil.

Bugün farz-ı misal, Tübitak çıkıp dese ki bireyse sürüm devam etmeyecek. Bu durumda bu sürümü devralabilecek bir oluşum-yapı mevcut mudur? Bu sorunun cevabı zor, baktığımızda aklımıza ilk gelen LKD, fakat LKD’nin gücü buna ne kadar yetecek. Bir diğer aklımıza gelen ise sevgili Necdet Hoca ve öğrencileri. Ki onlar da yaşanan gelişmeler ve tartışmalardan sonra bir şevk kırıklığı içerisinde. Düşünce olarak da geleceği tehlikedeki bir yapının ileriye dönük getirisi/götürüsü ile ilgili olumsuz yönde düşünmekteler. Neticede anlayabileceğimiz şeyler bunlar. Ama olmasını istediğimiz şeyler ile mantığın ayrıldığı noktada özveri ve kararlılık ve emeğin bu açığı kapatabileceği de unutmamamız gereken bir şey.

Diğer taraftan, ikili ilişkiler ve kişiselleştirilmiş sorunları ciddi biçimde ele alırsak, bugün kimsenin elini taşın altına koymaması, koyanlara karşı da yersiz söylemler ile yıldırıcı çabalarda bulunması gerçekten üzücü.

Pardus ve özgür yazılım camiasında bu sorunları kişiselleştirmeyi bir kenara bırakırsak, birçok şeyi yeniden ve daha sağlıklı konuşabileceğimizi düşünüyorum.

Bugün geldiğimiz noktada;

  • Bir çok kişi için en büyük engel olarak tanımlanan, proje yönetiminde değişiklikler oldu,
  • Bir çok kez hedef gösterilen Özgürlükİçin.com sitesi ile ilgili fiktif argümanlar ortadan kalktı,
  • Bir çok kişinin hedef gösterdiği geliştiricilerin birçoğu projeden ayrıldı,
  • Pardus’un özgür yazılım duruşu ile ilgili iyileşmeler oldu,

Bu yukarıda saydıklarım, gözlemlediğim -dile getirilen engellerdi. Ama dediğim gibi kişiselleştirilmiş sorunlardı bunlar. Hadi söyleyenler haklıydı ve Pardus’u çok seviyorlardı, peki bugün nerede bu kişiler?

Yukarıdaki maddelerin tartışması uzar gider. Ama şöyle geriye temiz bir sünger çekip ileriye bakmak uzaması daha güzel konular açacaktır elbette.

Şimdi gelelim kafamdaki yapıya;

  • Tübitak, Bireysel sürümü Pardus Camia’sına devreder, teknik ve maddi konularda sponsorluğunu ilan eder
  • Camia ile adam akıllı ve katkıcıların ihtiyaçlarını karşılayacak bir Camia Sözleşmesi imzalar,
  • Kurumsal sürüm ve Bireysel sürümün paralel hareket edebilmesi ortak için iki komite kurulur; Kurumsal Teknik Komite ve Camia’nın seçeceği Bireysel Teknik Komite. Bu kişiler hepimizin ortak noktada buluşacağı akl-ı selim kişiler olacak elbette.
  • Bu komitelerden bireysel olanı sadece proje ile makro ölçüde planlamayı ve ihtiyaçları konuşacak sözcüler, bunu sakın yanlış anlamayın, elbette ki katkıcılar arasında doğru ve hakça bir yapılanma olacak. Bunun çerçevesini de meritokrasi
  • Bireysel sürüm ile ilgilenecek geliştirici/katkıcı(ki bu da ne kadar tartışmaya neden olmuştu) temel ilkeleri benimseyecek, ve bu ilkelerin çerçevesini çizen sosyal sözleşmeyi imzalayacak(ıslak imza anlamayın, açık bir beyan kastım).
  • Bu sosyal sözleşme dışında camia içerisinde yaşanan sorunlarda sağduyulu olacağı konusunda söz verecek.(Söz vermek, söz tutmamak komik gelebilir ama neticede erdemli kişileri verdiği sözler bağlar) Bu çerçevede Açık Saygı Bildirisi
  • En büyük sorun olan karar süreçleri konusunda, yine meritokrasi

    u yapmak istiyorum atlanıyor; Bunca kod yazan, yazılımları geliştiren insanların ilk ve temel kuralların geliştirilmeyeceğini, öyle sonsuza kadar aynı kalacağını düşünmeleri çok garip. Tıpkı yazdığınız yazılımlar gibi kurallar ve yöntemler de geliştirilebilir, iyi uygulama örnekleri ile zenginleştirilip iyileştirilebilir. yeter ki doğru zeminde tartışılsın

Peki bunları yapmak için neye ihtiyaç var;

  • Hem Tübitak hem de camia tarafındaki  cesur ve özverili insanlara

***

Bu yukarıda yazdığım benim fantazim. Gerçeğe dönersek. Ve en yapılabilir şey olan bir çatallanmaya gelirsek. Bugün bunu yapmak isteyen kaç kişi var? Peki yapabilecek kaç kişi var? Altyapı ve ihtiyaçları karşılayacak bir yapı var mı?

Bu soruları ve cevaplarını 2 kez tecrübe ettik. Bu tecrübeye bir kez daha bakmanın kimseye bir zararı dokunmayacaktır. Yanlışları görüp düzeltip devam edebilirsek ne mutlu!

Benim bu çatallanma konusunda gördüğüm en büyük engeller şunlar;

  • İnsanların süreçleri ve tartışmaları kişiselleştirmesi,
  • Teknik olarak Pardus’u devam ettirebilecek iş gücü (geliştirme, paketleme) Diğer katkı alanlarında hiç kuşkum yok çünkü bir şekilde çekirdek bir kadromuz var, ve ölmesek de sürünüyoruz, idare ediyoruz :)

Engellerin çözümü olarak önerilerim de şunlar;

  • Sağduyu, saygı, ortak amaçlarda birleşebilme ve eğlence
  • Teknik bilgisi yüksek kişilere ulaşıp bu kişileri aktive etme. Bu konuda yurt dışındaki Pardus topluluklarından çok ümitliyim. Alman ve İspanyol Pardus topluluklarının çok güzel iki deposu var. Bu kişilerin yaptıklarını görünce, neden olmasın ki diyorum. Hatta biz yapamazsak belki onlar bit çatal yapar… diye aklımdan geçirmiyor değilim.

Yurt dışındaki Pardus camia’sı demişken, şunu düşünüyorum, ne güzel Pardus kullanıyorlar, gelişimine katkı veriyorlar. Bizdeki gibi kısır tartışmalarda kendilerini paralamıyorlar, adamlar iş ortaya koyuyor. Sahip çıkıyorlar.

Bundan bir kaç ay önce bir şekilde dünya çapındaki Pardus kullanıcılarıyla bütünleşebilmek için bir alan adı almıştım; Pardusworld.com. Bu site dünya çapındaki bütün portallerin kesiştiği bir kavşak ve adam gibi bir İngilizce forum sunabilmek amacıyla ortaya atılan bir fikirdi. Ki yıllardır dememize rağmen projenin yapmadığı bir işti, baktık olmayacak dedik biz yapalım. Ki işler de tecrübemiz üzerine böyle yürüyor. Olmuyorsa sen yap!

Geçtiğimiz günlerde Pardus’un geleceği ile ilgili tartışmalar iyice hararetlenince, yurt dışındaki Pardus kullanıcıları da durumdan haberdar olmuşlardı. Birçoğu Google Translate aracılığıyla neler olup bittiğini birbirleriyle paylaşmaya çalışıyordu. Tabi kendimize Pardussever olduğumuzun farkına varıp, bu kişilere de bir şekilde dilimiz döndüğünce bu durumu izah etmeye çalıştık Özgürlükİçin.com sitesinde yayınladığımız “Pardus’un durumu hakkında” başlıklı yazımızı İngilizceye çevirdik ve haberin altına ekledik. Bunun yanında PardusWorld.com‘a WordPress kurup buradan da duyuruyu yaptık, bir de twitter hesabı açtık. herhangi bir gelişme olursa yurt dışındaki dostlarımıza da gerekli bilgi akışını sağlayacağız. PardusWorld’ün bu şekilde bir iletişim kanalı olması yurt dışındaki arkadaşlar tarafından çok olumlu karşılandı ve memnuniyet duyduklarını belirttiler.

Artık resmi olmayan bir iletişim kanalımız var diyebiliriz. Kafamda yurt dışındaki Pardus kullanıcılarına/katkıcılarına potansiyel çatallanma durumuna nasıl baktıkları, eğer bir çatallanmayı destekliyorlarsa nasıl katkı verebilecekleri gibi soruları sormak kafamdaki  bir iş.

Tabi bir taraftan da size; “Pardus’u çatallayıp devam ettirmeyi bir kez daha düşünür müsünüz, bunu yapabilir miyiz?”

***

Pardus projesi tarafında değişim devam ediyor. Süreçleri dikkatli şekilde izliyoruz. Bakalım nereye varacak, ama önce bir de kendimize bakalım, yapar mıyız? Her şeye temiz bir başlangıç, gönül kırıklıklarını bir kenara bırakıp, kavgalardan sıyrılıp, sizi yıldıracak şeylere kulak tıkamaya, karalamalara aldırmamaya, sadece güzel bir iş yapmaya, bu işi yaparken eğlenmeye, yardımlaşmaya, arkadaş kazanmaya ve paylaşmaya ne dersiniz?

Erkan Tekman’ın “Benzin Bitti Paşam” başlıklı yazısına, Onur isimli bir yorumcu şunu yazmış;

“Devrim durduğunda en azından halk onu sırtlar demiştim.” repliği aslında Pardus’un hikayesine daha uygun.

Bu yorum üzerine bolca düşündüm. Pardus henüz durmadı, sırtlamak için durmasını beklemeye gerek yok. Devrim o gün giderken de halk onu sırtlayabilirdi, zaten sorun da oydu halk sadece izlemişti. Oysa giderken bir el, bir el iteklemeliydi halk Devrim’i. Devrim’in menzili, ona destek verenler kadarmış… Ne acı ki, o gün Devrim’in peşinden onu iteklemeyen halkın çocukları, 10-20 yıl sonra varoşlarda mahalleye gelen Amerikan arabasını itekleye itekleye eğlendi.

Biz ne yapacağız?

Mutlu günler.

NOT: Bu yazı, blog.bluzz.net adresindeki günlüğümdeki yazıların Özgürlükİçin.com gezegenine düşmemesi nedeniyle, buraya kopyalanmıştır.

Yazı hakkında yorumlarınızı orijinal girdiye yapabilirsiniz.

http://blog.bluzz.net/catal-mi-devir-mi/


11
Kas

MacBook Pro kendisinden hiç beklenmeyecek bir başarı gösterip bir süredir sorun çıkartıyor bana. Bunlardan bir tanesi adeta insanı çileden çıkarıyor. Durduk yerde (hiçbir işlem ile bağlantısı olmaksızın, evet) ekran kararıyor ve cihaz çalışmaya devam etmesine karşın hiçbir şekilde görüntü alamıyorsunuz. Geriye tek çare bilgisayarı kapatıp tekrar açmak kalıyor ve yeniden başlattığınızda şöyle bir hata raporu sizi karşılıyor.

Bazen tekrar başlatmanıza rağmen siyah bir mesaj kutucuğunda ‘lütfen beni yeniden başlat’ mesajı gösteriyor.

Bir şeyler yazarken, ‘kodu yazdım bir çalıştırması kaldı’ derken ya da bir dosya indirirken başınıza gelebilecek bu hadisenin yaklaşık bir ay öncesine kadar bir çözümü yoktu. Bir çok insan Apple forumlarında tartıştı durdu. Hatta bu sorun için Facebook sayfası dahi oluşturuldu.

Önceleri gfxCardStatus ile sadece Intel ekran kartını kullanarak çözdüğümüz bu soruna Apple bir çözüm getirdi ve güncelleme olarak yayınladı. Bu sorundan muzdarip iseniz ve hala güncellemeyi kurmadıysanız sizi şöyle alalım. Basitçe Software Update aracını çalıştırarak aşağıda gördüğünüz güncellemeyi de kurabilirsiniz.

Ayrıca belirtelim ki bu sorun (görünen o ki) sadece 2010 ortası üretim tarihli 15″ cihazlarda mevcut.

11
Eki

Uzun bir aradan sonra herkese merhaba ;

Ne zamandır -her zamanki gibi- bloga yazı yazamıyordum. Lakin cici CeBIT fuarı vesile oldu bu işe.

Geçen sene de olduğu gibi bu sene de CeBIT’te Pardus standındaydım.

Uzun ve bitmek bilmeyen bir yoldan sonra fuara vardık. Geçen seneki yazımda da dediğim gibi neredeyse Tekirdağ’a gidecektik. Ki, benim gibi uzun yolu sevmeyenler için berbat bir şey bu. Ancak fuara ulaştığımız da unuttum gitti tüm yolu :) . Fuar geçen senekinden -Pardus açısından- daha iyi, genel açıdan daha sönüktü. Gerek standın görünümü, gerek akıllı tahta ya da oyun oynadığımız dev ekran standı daha da güzel hale getirdi. Standa çok fazla ziyaretçi çekmemiz de bunun da etkisi var galiba :) .

Standda bol bol Pardus 2011.2 DVD’si dağıttık. Neyse ki geçen seneki gibi DVD sıkıntısı çekmedik. Geçen seneye göre Pardus konusunda daha bilgili ve daha ilgiliydim hal böyle olunca herşey daha kolay oldu. Benle beraber standda insanları bilinçlendirmeye çalışan 20 kadar gönüllü ve diğer geliştiriciler de sabahtan akşama kadar sürekli yoğun olan standımızda yardımcı oldular.

Standa gelen insanlardan Pardus kullananlar geçen seneki gibi tek-tük değil hatırı sayılır kadardı. Ayrıca çok fazla kişi de denemek için can atıyordu. Bu konuda insanlara çok fazla yardımcı olduğumuzu ve onları çok büyük dertlerden kurtardığımızı düşünüyorum.

Kısacası : Çok güzel bir fuar geçirdik. Keşke daha uzun kalabilseydim :) .

8
Eyl

Bugünkü eğlencemiz bir öncekine çok benziyor. Ancak bu sefer label ya da button gibi sık kullanılan öğelerle değil hep gözümüzün önünde olsa da pek dikkatimizi çekmeyen navigasyon çubuğuyla (UINavigationBar) oynayacağız.

UINavigationItem’ın ayarları native uygulama görünümü istemediğimiz bir çok uygulama için yetersiz kalıyor. Bu noktada NavigationItem’ın title property’sini bir kenara bırakıp ilgimizi titleView property’si üzerine yoğunlaştırıyoruz. titleView property’sine değer olarak herhangi bir UIView nesnesi verebiliyorsunuz, bu örnekte UILabel kullanacağım ancak biraz egzersizle farklı fontlar kullanarak yazı yazabilirsiniz ;)

Değişik renkli başlıkları farklı view controller’larda kullanabileceğimizi düşünerek verdiğimiz metni bir label’ın içine yazıp bize o label’ı döndüren bir fonksiyon yazarak başlıyoruz.

+ (UILabel *) labelForNavigationItem:(NSString*) text
{
UILabel *titleView = [[[UILabel alloc] initWithFrame:CGRectMake(0, 0, 120, 30)] autorelease];
[titleView setFont:[UIFont boldSystemFontOfSize:16.0]];
titleView.backgroundColor = [UIColor clearColor];
titleView.textAlignment = UITextAlignmentCenter;
titleView.textColor  = [UIColor colorWithRed:.80784314 green:.77647079 blue:.50980392 alpha:1.0];
titleView.textColor = [UIColor whiteColor];
titleView.text = text;

return titleView;
}

İlgili view controller’ın viewDidLoad methodu içinde navigationItem’ın titleView property’sine değer atayarak işimizi bitiriyoruz.

self.navigationItem.titleView = labelForNavigationItem:@"Menu";

labelForNavigationItem fonksiyonunu zenginleştirmek ve yazınıza görsellik katmak size kalmış.

UILabel kullandığım bir örnek:

Custom NavigationItem title

Başka bir uygulamada UILabel yerine UIImageView kullandım, demem o ki diğer UIView nesnelerine ihtiyacınız olduğunda hiç çekinmeyin bu kodlarda birkaç değişiklik yaparak sorunsuzca kullanılabiliyor.

Bu yazının puanları da Sergio Morales‘e gidiyor.

4
Eyl

iOS platformu için uygulama geliştiriyorsunuz diyelim, tasarımınız gereği sistemdeki fontlardan başka bir font kullanmanız gerekiyor ya da sadece değişiklik olsun diye bunu yapmak istiyorsunuz belki de. Benim gibi platformun teknik detaylarını bilmeyen bir tasarımcı başınıza iş açmış bile olabilir :)

Öncelikle bu çözümün sadece iOS SDK 4 ve üzeri sürümlerde çalışacağını belirtelim. Eğer bu bir sorun değilse aşağıdaki adımları takip ederek sonuca ulaşabilirsiniz.

  1. Kullanmak istediğiniz font dosyasını (TTF/OTF) XCode’da projenize ekleyin.
  2. Projenizin info.plist (projeadı-info.plist de olabilir) dosyasına ”Fonts provided by application” isimli bir anahtar ekleyin.
    • Eğer birden fazla font kullanacaksanız bu anahtarın tipini Array yapmayı unutmayın.
    • Anahtarın değeri olarak eklediğiniz font dosyasının adını (uzantısıyla birlikte) yazın ve dosyayı kaydedin.
  3. Kodun içinde [UIFont fontWithName:@"YeniFontunAdı" size:16] şeklinde kullanabilirsiniz.
  4. Buradaki “YeniFontunAdı” eklediğiniz dosyanın adı değil bilgisayarınızdaki görünen adıdır. Örnek vermek gerekirse ”bauhaus_med.ttf” dosyasını kullanmak istediğinizde ”YeniFontunAdı” yerine ”Bauhaus Medium” yazmalısınız. Dikkat edilecek bir husus da bazı fontların birden fazla ismi olmasıdır. Hata yapmamak için fontu bilgisayarınızda açıp kontrol edin.

UILabel, UITextView ve UIButton gibi setFont metodu olan her türden nesne için kullanabilirsiniz.
UIButton ile yapılmışı:

Custom Font in UIButton

İlk üç madde için puanlar BeefyApps‘e giderken son madde için birkaç puan da Shang Liang‘a gidiyor.

28
Ağu


Xerox Phaser 3117′niz var ve Mac OS için sürücüsü olmadığını mı fark ettiniz?
Zaten Xerox’un uyumluluk belgesi de Mac OS X 10.6 ile desteklenmediğini söylüyor.

“Ee şimdi ne yapacağız?” diye düşünürken biraz araştırma ile bir çözüm buldum. Yazıcısına uygun sürücüleri ilk bakışta bulamayan herkesin yolu muhakkak Linux Foundation’ın Open Printing çalışma grubunun sitesine düşmüştür, nitekim Mac kullanmama rağmen benimki hala düşüyor :)

Bu sayfadaki şu paketleri sırasıyla indiriyoruz ve kuruyoruz: samsung-gdi foomatic-rip ghostscript

Kurulum işlemleri bittikten sonra Sistem Seçenekleri > Yazıcı & Fax > Yazıcı Ekle yolunu takip ederek karşımıza gelen pencerede arama kutusuna GDI yazıyoruz ve listenin en üstündeki Generic GDI Printer Foomatic/gdi sürücüsünü seçiyoruz.

Voila! Yazıcınız kullanıma hazır.

Kaynak: Vadim Khukhryansky

23
Nis

Bir MacBook’unuz var ve fark ettiniz ki USB portlarından biri veya birkaçı çalışmayı bırakmış. iPad’inizi iPhone’unuzu ya da başka bir cihazınızı taksanız da hiçbir eylem gerçekleşmiyorsa, cihazınızı şarj edemiyorsanız hemen bozulduğunu düşünmeyin :)

Zira çok kolay bir çözümü var. EFI ve SMC’yi sıfırlamanız gerekiyor. Bunun için bütün açık uygulamaları kapatın çünkü bilgisayarımızı kapatacağız.

Shift+Control+Option+Power düğmelerine eşzamanlı basın ve MacBook’unuzun prize takılı olduğundan emin olun.

Bilgisayarınız kapandıktan sonra Power düğmesine tekrar basın ve gri ekran görüntülenmeden önce MacBook reboot edene kadar Command+Option+R+P düğmelerine basın.

Voila!

18
Ara

Welcome to WordPress. This is your first post. Edit or delete it, then start blogging!

25
Eki

Okuldaki son seneme biraz hızlı başladım, 8 ders alıyorum. Bunlardan “Olasılık ve İstatistik Teorilerine Giriş” ve “Çokluortam Sıkıştırma ve İşleme” isimli iki derse birbirleriyle iç içe olmaları sebebiyle diğerlerinden fazla ilgi gösteriyorum.

Çokluortam Sıkıştırma ve İşleme dersini Sıla Ekmekçi Flierl isimli hocamız veriyor. Kendisi bu konudaki çalışmalarıyla tanınan oldukça donanımlı ve tecrübeli biri. Bazen anlattıklarını algılamakta sorunlar yaşasak da araştırıp altyapımızı geliştirdikçe daha rahat anlaşabildiğimizi görüyorum.

Gelelim konumuza; haftaya sınav var ve çalışmak için kaynağa ihtiyacım var. Hocamızın ders materyali olarak kullandığı Bernd Girod’un sunum dosyalarını bulmam gerekiyordu ve hepimizin yapacağı gibi Google’a sorayım dedim, pek ümitli değildim aslında. Google’da bulamazsam p2p ağlara bakacaktım ancak birkaç sayfa taradıktan sonra fark ettim ki Stanford’da Bernd amcanın verdiği aynı isimli dersin bütün sunum dosyaları erişime açıkmış. Tabii ki hemen sömürdüm :)

Okulda 5. yılıma girdim ve henüz ders notlarını kolayca paylaşan bir hoca ile karşılaşmadım. Kimisinin çok ahlaki sebepleri varken (korsan materyal paylaşımı yapmak istememek gibi) kimisinin sadece “benim emeğim var, kendi araştırmam ve notlarım, neden sizinle paylaşayım” demesi sonucu eski öğrencilerin birikimlerine yöneldik hep.

Bir eğitmen, bir akademisyen, bir bilimadamı neden üretimini saklar, neden paylaşıma açık olmaz. Kaybedecek neleri olabilir ki? Ya da kazanacaklarının yanında daha değerli ne kaybedebilirler? Neden “özgür” kılmıyoruz bilgiyi? Akademisyen ne iş yapar?

Daha bir sürü soru sorulabilir ancak cevaplarını verebileceğimiz günün gelip gelmeyeceğini merak ediyorum ben. Ya da cevapları da boşverin, bütün akademisyenlerin ürettiği bir ülke istiyorum. Belki Murat Eren gibi Necdet Yücel gibi ya da adını bilmediğim, yazmayı unuttuğum diğer idealist akademisyenlerin artması lazım, kesinlikle bunu istiyorum.

Birileri “özgür” olmayı, “özgür” bırakmayı öğretsin. Bunu bazen zorunluluklar koyarak, bazen kendisi örnek olarak yapsın.

23
Ağu

Artistanbul’da tekrar çalışmaya başladığım dönemlerde bir müşterimizin sitesi hazırlanıyordu. Süre olarak çalışmanın ortalarına denk geldiğim için pek müdahale şansım olmadı ve altyapıda Symfony kullanıldı. O gün bugündür, sunucu tarafında herhangi bir yerine müdahale etmek istediğimizde karşımıza her seferinde birbirinden farklı ve izlenemez hatalar çıkıyor.

Neyse ki bugünkü izlenebilir bir hataydı ve benden önce birileri çözmüştü :) Birazcık aramayla öğrendim ki Fatal error: Class ‘sfInflector’ not found – Symfony $VER diye ağlamasının sebebi strtolower işlevinin Türkçe yerelinde doğru çalışmaması.

Çözüm olarak symfonylibfolder/autoload/sfCoreAutoload.class.php dosyasının 440. satırındaki
'sfinflector' => 'util/sfInflector.class.php',
satırını şununla değiştirin:
'sfInflector' => 'util/sfInflector.class.php',

strtolower’ın nasıl çalışmadığını görmek isteyenler şunu çalıştırabilirler:
<?php echo strtolower('sfInflector'); // sonuç: sfInflector ?>

Evet, yıl 2010 oldu hala Türkçe için yerel sorunlarından bahsediyoruz…

28
Tem

Sevgili Bahadır Kandemir, bir süredir gayet arsızca “blog yazın eyyy Linux taifesiii” şeklinde çemkirdiğinden, onu utandırmak için bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Sanırım bir sürü hayırlı gelişmenin ve güzel yazının da habercisi olacak bu yazı :)…

Yaklaşık iki yıldır soluksuz ve dinlenmesiz bir şekilde devam eden topluluk yöneticisi görevime bir-iki hafta ara vermeye ve tatile gitmeye karar verdim. Ama Pardus’tan uzak kalmanın mümkün var mı? Pazartesi günü üzerimdeki “İçinde Pardus Var” t-shirt’üm, Pardus’a hevesli iki genç kızın yanıma gelmesiyle sonuçlandı. Hanım da yok yanımda, allah kahretsin!

Neyse, “karda yürürüm izimi belli etmem” hesabı, eyleme giriştim. Kendimi kızlara “genç kızların sevgilisi” Erkan Tekman olarak tanıttım. “Erkan ve manitaları” şeklinde mutlu mesut yaşıyoruz burada.

Erkan’ın adı çıkmış dokuza, inmez sekize zaten… Yarın laf çıksa “Erkan Tekman bilgisayar mühendisi genç kızları kandırıyor, onların saf ve temiz duygularıyla oynuyor” diye, bunun inananı bol olacağından, benim burada karnım bile ağrımaz!

(…)

Bugün, Bozcaada’dan Çanakkale’ye geçtim ve sevgili Necdet Yücel ve Mete Bilgin ile gizli bir sabah kahvaltısı organize ettik.

Aslında bu toplantıların gizli bir ajandası var. “Derin Pardus“a alternatif bir yapılanma olarak kurulan ve toplantılarını tatil beldelerinde düzenlediğimiz “Serin Pardus, herkesi itinayla çekiştiriyor, masada olmayan herkesin arkasından sırayla bok atıyor. İşin tek kötü yanı, masada iki kişi kalıncaya kadar, sürekli don lastiği gibi uzayan bir gerilim yaşamanız.

“Ulan şimdi kalkarsam arkamdan konuşacaklar” gerilimi, gün boyunca sürüyor. Günün sonuna doğru allahtan Mete dayanamayıp da masadan kalktı da, Necdet Hoca ile onu çekiştirmeye başladık. Tek dersten çakmış sıpa! Hem de “mimari” dersinden! 64 bit mimari kimlere kalmış, yarabbi…

Necdet Hoca “Gözüm tutmamıştı zaten sıpayı, şimdiki aklım olsa kesin bırakırdım” diyor.

Bu arada nedensiz bir şekilde, Onur KÜÇÜK‘e, Renan ÇAKIRERK‘e ve İşbaran‘a da diş biliyoruz fena halde. Necdet Hoca bir hırsla “Kıstıralım oğlum şunları bir kuytuda ve eşek sudan gelinceye kadar dövelim…” diyor ama sonra cüsselerini aklımıza getirince bu projeden vazgeçiyoruz. Bizi fena harcayabileceklerini düşününce, “aslında o kadar da fena çocuklar” olmadıklarına kanaat getiriyoruz.

Sonrasında Mehmet Emre ATASEVER ve Eren TÜRKAY gibi “ekonomik boy” arkadaşları gözümüze kestirip, hain planlar yapmaya devam ediyoruz…

(…)

Son tartışmalardan sonra, dışarıya böyle bir görüntü verdiğimizin farkındayım.

Şaka bir yana, Pardus geliştiricileri kendi aralarında e-posta listesinde çok sert bir şekilde tartışsa da, birbirimizi ne kadar çok sevdiğimizi anlıyoruz.

“Hani” diyoruz, “Tekman da olsa masada…” diyoruz. Koray ve Doruk’un çok sağlam birer meze sever olduğu düşüyor aklıma. Gürer’in muhteşem bir rakı sofrası arkadaşı olduğunu; Meren’in eser miktarda alkolle sarhoş, Gökmen Göksel’in ise içmeden sarhoş olabilmesini anımsıyorum.

Birbirimize Pardus ekibinin komik hikayelerini, İsmail’e yaptığımız eşek şakalarını, “sözümona avukat olan” Akın’ın apartmanındaki asansörün programını değiştirerek hep yedinci katta durmasını sağlamasını falan anlatıp, saatlerce gülüyoruz. Bütün yemek boyunca, hep iyi şeylerden bahsediyoruz.

Ulan! Birbirimizi fena halde özlüyoruz galiba!

Sonra bir anda, birbirimize ne kadar benzediğimizi ve ne kadar az kişi olduğumuzu anlıyoruz…

Biz işte böyle bir ekibiz…

2
Oca

Welcome to WordPress. This is your first post. Edit or delete it, then start blogging!

19
Ara

Her başlangıcın zor olması gerçeğinin kaçınılmaz olduğu göz önüne alındığında daha pek de duyulmamış bir yerde blog yazmaya başlamak da benim için biraz zor. Bildiğiniz gibi bir süre Pardus Proje Yöneticisi Erkan Tekman (bundan sonra kendisine zaman zaman ET’de diyebilirim) tarafından resmi olmayan işe başlayışım duyurulmuştu. 1 Kasım’dan bu yana hem ortama alışmak hem de işlerin bir ucundan yavaş yavaş tutmaya başlamak için henüz resmi olmasa da Pardus ofisine gidip geliyorum. Pek çoğunu yakından tanıdığım yeni çalışma arkadaşlarımın gösterdiği ilgi ve bir takım ET uyarıları -fırça da denebilir- sayesinde  alışma süresini kısa sürede doldurdum ve yıl başında resmi olarak da işe başlamamla birlikte artık önümüzdeki aylar ve yıllarda neler yapacağımı kestiriyorum.

Geçtiğimiz iki yılda (2007 Eylül – 2009 Eylül arasında) Pardus’u yakından takip eden pek çok kişinin bildiği üzere resmi topluluk sitemiz olan Özgürlükiçin.com’un yürütülmesi,  yönetilmesi, geliştirilmesi işleriyle uğraştım. Bu günden sonra da umuyorum mesaimin çoğunu Pardus ve çevresindeki ekosistemin daha da büyümesini sağlamak için harcayacağım!

Yine yeniden selam Pardus…

31
Eki

oidergi18

Mükemmeli hedefleyen özgürlükiçin topluluğu enfes bir dergi ile tekrar karşımızda derginin içeriği aynen şöyle

  • Haberler
  • Özgür Pençe (Aydın GÜNDÜZ)
  • Röportaj: Önder YETİŞ (Özgürlükİçin Topluluğu)
  • Fikri Mülkiyet Mi? Fikri Mükemmeliyet mi? (Erkan TEKMAN)
  • Özgür Lisans ve EULA Farkı (Necmettin BEGİTER)
  • Çanlar Kimin İçin Çalıyor? (Göktuğ KORKMAZ)
  • Hesap Tablosunda Farklı Yönde Sayfalar (Hakan HAMURCU)
  • En İyi 25 Linux Oyunu (Hamit Giray NART)
  • Gimp – Katmanlar Dünyası (Hüseyin SARIGÜL)
  • Şeften OpenOffice.org Reçeteleri (Hakan HAMURCU)
  • Pidgin ile Bağlan Hayata (Abdurrahman OLĞAÇ)
  • Plasma – yaWP Hav Durumu (Kubilay KOCABALKAN)
  • Plasma – Drop to ImagesHack (Göktuğ KORKMAZ)
  • Yabancılara Pardus’u Tanıtmak (Ceyhun ALYEŞİL)
  • Röportaj: Ali IŞINGÖR (Özgürlükİçin Topluluğu)
  • Son Sayfa

Dergiyi indirmek için

http://www.ozgurlukicin.com/e-dergi/

Adresini ziyaret edebilirsiniz.

  • Haberler
  • Özgür Pençe (Aydın GÜNDÜZ)
  • Röportaj: Önder YETİŞ (Özgürlükİçin Topluluğu)
  • Fikri Mülkiyet Mi? Fikri Mükemmeliyet mi? (Erkan TEKMAN)
  • Özgür Lisans ve EULA Farkı (Necmettin BEGİTER)
  • Çanlar Kimin İçin Çalıyor? (Göktuğ KORKMAZ)
  • Hesap Tablosunda Farklı Yönde Sayfalar (Hakan HAMURCU)
  • En İyi 25 Linux Oyunu (Hamit Giray NART)
  • Gimp – Katmanlar Dünyası (Hüseyin SARIGÜL)
  • Şeften OpenOffice.org Reçeteleri (Hakan HAMURCU)
  • Pidgin ile Bağlan Hayata (Abdurrahman OLĞAÇ)
  • Plasma – yaWP Hav Durumu (Kubilay KOCABALKAN)
  • Plasma – Drop to ImagesHack (Göktuğ KORKMAZ)
  • Yabancılara Pardus’u Tanıtmak (Ceyhun ALYEŞİL)
  • Röportaj: Ali IŞINGÖR (Özgürlükİçin Topluluğu)
  • Son Sayfa

14
Eki

Firefox amblemli fabrikasyon işi tshirt’ler şapkalar çokça mevcut fakat.. Fakat… böylesine bir el emeği göz nuru daha önce görmemiştim :). Yasemin oturmuş deli gücüyle uğraşmış kanaviçe denen şeyden yapmış. Her pikselin kumaş üzerindeki gözeneklere elle çapraz olarak işlenmesi ile yapılıyor bu kanaviçe , akıllı işi değil yani :). Hanım kızımızdan geek dünyasına bir armağan.

ohanes

Daha yakından…

burger

Bu arada dikkati pür olanlar hatırlayacaktır kendisinin bir resmini Gimp ile ilgili bir yazımda kullanmıştım.

kaynak : http://ezberci.blogspot.com/

Posted in Uncategorized   Tagged: ilginç, oi   
24
Şub
Milkytracker pardus depolarında sessiz sessiz duran tracker tabanlı bir müzik programı. Daha doğrusu eski bir dos programı olan Fasttracker2‘nin multiplatform bir klonu (her yerde çalışıyor meret ) Burada milktracker ile yaptığım bir besteyi örnek olması açısından paylaşmak istedim. mp3 dosyasını buradan indirebilirsiniz. * xm dosyasını incelemek isteyenlerse buraya Mensubu olduğum Resident demoscene grubu dosyayı yayınlamamı [...]