20
Eyl

Bir süredir hem bulut bilişim hem de mobil sistemler üstünde ilgimi çeken makaleleri takip etmeye çalışıyorum. Son bir kaç senenin havalı sözcüğü bulut – cloud özellikle akıllı cep telefonlarının ve tabletlerin verdiği rüzgarla birlikte bir süre daha bizi oyalamaya devam edecek gibi gözüküyor.

Geçtiğimiz hafta geliştirici sürümü yayınlanan Windows 8 ve ondan önce yayınlanan OsX Lion bildiğimiz anlamda olan masaüstü kavramını değiştirecek gibi gözüküyor. Özellikle Windows 8 arayüzü bugüne kadar Ms’den görmeye alışık olmadığımız kadar radikal bir değişiklik getirirken benim aklıma şu soruyu getirdi:

“Bildiğimiz anlamda olan masaüstü ölüyor mu?

Masaüstü kavramı aslında kişisel bilgisayarın algısını ve kullanımını değiştiren ve şu an için kullanıcıya istediğini yapma özgürlüğünü veren bir kavram. Bilgisayarınızın sadece üreticisi tarafından belirlenen şekilde değil sizin istediğiniz şekilde kullanılmasını sağlamak için vazgeçilmez bir kavram bütünü sunuyor masaüstü.

Son zamanlarda ise insanlar hem tabletlerde hem akıllı telefonlarda masaüstü kavramı yerine uygulama kavramını benimseyerek ve onlara üretici  / geliştirici tarafından sunulan yeteneklerle yetinmeye başladılar gibi gözüküyor. Biraz ayrıntıya indiğiniz zaman durumu daha farklı okumak da mümkün. Ben uygulamaların temeli olan mobil işletim sistemlerinin -Android ve ios vd.- birer masaüstü görevi görmeye başladığını düşünüyorum. Ergonomi ve görünüm farklı olsa bile -özellikle ios için- bu platformlar işlevsel anlamda birer masaüstü ortamı sunacak kadar esnek olmaya başladılar. Bir kaç yıl önce smartphone olarak adlandırığımız cihazlar bu gün yukarıda adı geçen mobil işletim sistemleri sayesinde hızla feature phone olarak adlandırılmaya başladılar. Hatta belki nokia’nın oyunu kaybetmesinin temel nedenlerinden biri de bu esnekliğe zamanında adapte olamaması oldu.

Tabi bu işletim sistemlerinin birer masaüstü haline gelecek kadar esnek olmasının nedeni üreticilerin çok yetenekli ve evladiyelik telefon yapma isteğinden çok internet’in hayatamızda yerinin artması oldu. Bir araştırma bulamadım ama benim gözlem ve öngörüm masaüstünde artık en çok kullandığımız şeyin tarayıcı olduğu yönünde. Yani işlerimizi bilgisayarımızın kendisinde değil ama bir masaüstü uygulaması olan tarayıcı üstünde yapıyoruz. Bu yüzden ben tarayıcıyı tek bir uygulama değil ama sunulan / alınan her bir hizmet için farklı bir masaüstü uygulaması olarak görüyorum.

İşte tam bu noktada aslında bilgisayarınızda yer alan masaüstü ile telefon ve tabletlerinizde yer alan masaüstü birden örtüşüyorlar. Çünkü iki masaüstünde de uygulamalarınızın tek amacı sizi internet üstünden aldığınız hizmete ulaştırmak. Nielsen’in 2011 2. çeyrek uygulama indirme sayılarına bakacak olursanız insanlar cep telefonlarına oyunlardan sonra -ki bunların pek çoğu da aslında sizi online oyun sunucusuna bağlamak istiyor – en çok internet hizmetlerine ulaşım sağlayan uygulamaları yüklüyorlar.

Bu yazı kapsamında ben bu uygulamaları sadece çok iyi özelleştirilmiş birer tarayıcı olarak yorumluyorum ve bu sebeple post-pc cihazlarla pc üstünde yer alan masaüstü kavrmaının birbirinden çok farklı olmadığını düşünüyorum.

Masaüstü ölmüyorsa kim ölüyor?

Peki eğer klasik anlamda PC üstünde yer alan masaüstü ile post-pc cihazların üstünde yer alan masaüstü fikir olarak aynıysa neden PC’nin klasikleşmiş hatta tabulaşmış kuralları ile oynamaya başladığımızı merak ediyor olabilirsiniz. Bence bunun cevabı son derece basit. İnsanlar artık her an yanlarında PC taşıyamayacak hale gelmeye başlamış durumdalar. Ofislerinde bir PC, evlerinde bir PC ve evleri ile ofisleri arasında post-pc cihazlar kullanırken her bir PC’nin kendi hafızasında kalan bilgilere ulaşamamak insanları her an yanlarında taşıyacakları post-pc cihazlara yöneltiyor.

Bana kalırsa insanların sorunu masaüstünden çok mobil olamamaktan kaynaklanıyor ve dikkat ederseniz hem Ms hem Apple son güncel sürümlerinde bilginin görünmeden göze batmadan PCler ile post-pcler arasında taşınması ve internet hizmetlerinden kopmamayı öne çıkarmış durumda. Apple bunu icloud ile çözerken Ms daha farklı bir çözümle benzer arayüzler ve aynı SDK’yı kullanan yazılımlarla çözmeye çalışıyor. Her iki firma da klasik anlamda masaüstü görünümünden ve işlevlerinden ne vazgeçmiş ne de vazgeçebilecek durumda.

Eh bu kadar özet bilgiden sonra o halde başlıkta sorduğumuz soruyu tekrar sormanın vakti geldi. Masaüstü nereye gidiyor?

PC için masaüstü kavramı bana kalırsa olduğu yerde sağlam bir şekilde durmaya devam ediyor ve yaşıyor. Bununla birlikte biraz kabuk değiştirerek artık çalışma ortamı olarak kendi üstünde çalıştığın bilgisayarın hafızası ve belleği yerine sizi mobil hizmetleri aldığınız dünyada çalışmaya devam ediyor. Bu arada post-pc olarak adlandırdığımız cihazlarda ise masaüstü, ergonomi nedeniyle farklı bir izdüşüm halinde olmaya devam ediyor.

Peki kim kaybediyor sorusunun yanıtı basit. Sadece olduğu bilgisayarda çalışmaya programlanmış masaüstü işletim sistemi kaybedecekler listesine giriyor ne yazık. İşletm sisteminin artık sadece üstünde çalıştığı bilgisayarda değil kullanıcısının olduğu her yerde olma zorunluluğu büyük bir hızla geliyor. Çalışılan belgelerin, dinlenen şarkıların, bakılan resimlerin sadece çalışan PC’nin hafızasından çok aynı anda başka bir PC’nin ya da hemen yanında duran tabletin de hafızasında olması gerekiyor.

Bu sebeple yapılması gereken artık işletim sistemini tek bir bilgisayarda çalışacak şekilde düşünmekten çok post-pc ve diğer PC’ler ile çalışmaya hazır bir şekilde uyarlamak özellikle mobil olan kullanıcıya her noktada hizmet vermeyi sağlayacak bir temel haline getirmek kalıyor. Bunu yapamayan işletim sistemlerinin bireysel pazarda yavaş yavaş pazar paylarını kaybedeceğine inanıyorum.

28
Ağu
TeknoKedi yeni keditörler arıyor!
25
Tem

Bir süredir sessizliğimi koruyordum. Çünkü baya yoğun bir çalışma temposu arasında değil blog yazmak, oturup kahve içecek vaktim yoktu. Ama ortaya çıkan, tüm yorgunlukları unutturacak cinsten oldu. Ve işte karşınızda yeni kedimiz:

TeknoKedi

TeknoKedi, hepimizin hayaliydi diyebiliriz. Türkiye’de istediğimiz kalitede haber yapan bir teknoloji portalının olmaması, olanların haber kaynağının güvenirliğine ya da görsellerinin lisanslarına dikkat etmemesi bizi üzen şeylerdi. Her tartışmamızın sonu “Keşke kaliteli haber yapan, ve haber yaparken kimseden korkmayan bir teknoloji portalı Türkiye’de de olsa” diyorduk ve sonunda yaptık, oldu :)

TeknoKedi‘de haberlerin kaynağı önemlidir dedikodu ya da asılsız haber yoktur. Basın bülteni olduğu gibi kopyalanmaz. Kimsede korkumuz yoktur, “Aman ne derler” diye lafımızı esirgemeyiz. Haber görsellerinin lisanslarına dikkat ederiz, kaçak görsel kullanmayız. “En iyi 10 oyun” haberine çıplak kadın görseli koymayız!

Özgür yazılımdan olan tarafımızda bir değişiklik yok. Ama Apple, Windows ya da diğer teknolojilerin haberlerini de bulabileceğiniz bir portal olarak ortaya çıktık ve bu “özgür yazılım taraflı” duruşumuzu da değiştirmeye niyetimiz yok :)

Hem isim annesi olarak, hem de projelendirmesinden ortaya çıkmasına kadar her adımında eli olan biri olarak diyorum ki kedimizi sevin, sevdirin :)

http://twitter.com/TeknoKedi

http://facebook.com/TeknoKediClub

 

20
Haz
Yazar olmak isteyenlere harika fırsat!
18
Ağu

Sevgili Pardus dostları ve kullanıcıları,

Pardus 2011 Sürüm Camia Temsilcisi (SaCiT) (1) ve Sürüm yöneticileri (2) olarak sizlerle birlikte daha kullanıcı dostu bir sürüm yaratmak niyetindeyiz.

Bu sürümde, Sürüm yöneticilerinin belirlediği özellikler yanında, Pardus Camiası (Pardus kullanıcı ve gönüllüleri) tarafından önerilen bazı yeni özelliklerin de sürüme dahil edilmesi istenmektedir.

Pardus SVN depo adresinde bulunan belgeden de (3) anlayacağınız üzere bu sürecin sağlıklı işlemesi için bazı yöntemler belirlendi. Yeni özellik isteğinde bulunma yöntemlerimizi kısaca anlatacak olursak;

1- Pardus hata takip sistemi ile: Bu yöntemde kullanıcı hata.pardus.org.tr üyeliği ile "Yeni bir hata raporla" butonuna basarak, Yeni özellik isteğinde bulunacak.

2- Özgürlükiçin sitesi Beyin arayüzü ile: Bu yöntemde kullanıcı Özgürlükiçin Beyin arayüzüne (4)girerek, özgürlükiçin sitesi üyeliği ile "Yeni Fikir Ekle" butonuna basarak, Yeni özellik isteğinde bulunacak.

Her iki yöntemle girilen Yeni Özellik istekleri, SCT + Sürüm Yöneticileri tarafından incelendikten sonra 30 Ağustos 2010 tarihinde Pardus 2011 sürümüne ait özelliklerin belirlenmesini tamamlanacaktır.

Siz kullanıcılarımızdan beklediğimiz; Yeni Özellik İstekleri belgesini ve Beyin kurallarını inceledikten sonra, uygun şekilde isteklerini iletmeleridir.

Bu kısa süreçte fikir ve isteklerinizin boşa gitmemesi için;

1. Mevcut "Yeni özellik istekleri" ve "Yeni fikirleri" incelemeden giriş yapmayalım,

2. Yeni özellik isteği ile Yeni paket isteğini birbirine karıştırmayalım,

3. İsteklerimizi iletirken sürüm takviminde beyan edilen tarihler olduğunu ve bu takvime uymaya azami özen gösterdiğimizi unutmayalım,

4. Mevcut fikir ve özellik isteklerine, açıklama/yorumlar ile destek olalım, unutmayalım iyi bir açıklama/yorum fikirlerin alacağı onlarca oydan daha etkili olacaktır.

Destek/yorum/eleştirilerinizi beklediğimizi, bu süreçte yapacak işlerimizin çok, zamanımızın kısıtlı olduğunu bir defa daha hatırlatırım.

Sevgi ve saygılarımla,

Kubilay KOCABALKAN

Pardus 2011 Sürüm Camia Temsilcisi

(1) http://tr.pardus-wiki.org/Pardus_Sürüm_Camia_Temsilcisi

(2) http://developer.pardus.org.tr/people/tekman/blog/?p=164

(3) http://svn.pardus.org.tr/uludag/trunk/doc/tr/feature_policy/feature_policy.html

(4) http://www.ozgurlukicin.com/beyin2/


Filed under: özgürlükiçin, pardus, teknoloji
26
Tem
Gizmodo, 1979'un en ünlü teknolojik aletlerini, ve o dönemin yaşam tarzını konu alan bir yazı dizisi yayınladı. Tüm geeklerin (ve/veya nostalji hastalarının) buradakileri bilmesi lazım :)
29
Eyl

Biz halen YouTube‘un Türk Telekom’un DNS’leri üzerinden erişime engellendiğinden yakınalım, Ekşi Sözlük ve DivXPlanet de erişimi engellenenler arasında yerlerini aldılar. Kimi kullanıcılar, farklı DNS adresleri kullandığından erişimi engellenmiş web sitelerine erişebiliyorlar ama memleketim kullanıcılarının büyük bir çoğunluğu da erişim engellemesine çakılı kalıyorlar.

Daha üç gün önce NTVMSNBC’de “Aradığınız 1112 siteye erişilemedi!” başlıklı bir haber yayınlanmıştı.

15
Mar
12
Oca
17
Eyl

Vista, 13 yıllık virüse teslim olmuş.

Stoned Angelina isimli virüsün tek etkisi, boot ayarlarını ters düz etmesi. Medion isimli bir dizüstü bilgisayar üreticisinin onbinlerce bilgisayarına bulaşan bu acımasız zararlı, Microsoft’un en son ürünü Windows Vista’nın, artık tarih olmuş bu zararlıya karşı nasıl zayıf kaldığını gösteriyor.

Haberin Türkçe kaynağı için http://www.techno-labs.com/content_screen.asp?YID=1960 adresine, İngilizce kaynağı için de http://www.virusbtn.com/news/2007/09_14.xml adresine göz atabilirsiniz…

6
Eyl

iPod’un ve iPhone’un tüm çoklu ortam uygulamalarına Bluetooth ile hükmeden bilen bir yüzük…

Dokunmatik ve parlak OLED ekranlı, iki gün soluksuzca iPod’a ve iPhone’a hükmedebilecek pil süresi…

Ama, ne yazık ki, henüz bir fikir…

28
Ağu

Önce haberi olmayanlar için açıklayayım, "Sipru" Doğuş Medya kuruluşunun geliştirdiği bir masaüstü TV-Radyo-Haber-Chat programı. Yani program ile hem tv izleyip, ya da radyo dinleyip hem de güncel haberleri takip edebilir üstelik bu arada da diğer kullanıcılar ile de mesajlaşabilirsiniz.

Buraya kadar her şey çok hoş, çok güzel. Gerek Doğuş Medya'nın dünyada daha yeni olan bir teknoloji ile işe girişmiş ve beta sürümünü çıkartmış olması, hem de bunun kullanıcıya sağlayacağı kolaylık. Ama gel gelelim ki bir sorun var. Bu program Pardus ile çalışmıyor, sadece Windows uyumlu, en azından beta sürümü öyle. Peki neden? Buradan cidden sormak istiyorum, neden? Bir ülke düşünün, o ülkenin bilim kuruluşu bir işletim sistemi geliştiriyor, üstelik artık azımsanamayacak bir kullanıcı kitlesi var. Bu durumda o ülkedeki bilgisayar alanındaki gelişmelerin de bu işletim sistemini ve kullanıcılarını da dikkate alması gerekmez mi? Gerçekten bu tür kıyaslamaları hiç sevmem ama aynı durum Fransa'da ya da Çin'de bu şekilde mi olurdu?
Kaldı ki Doğuş Medya kurumu bu konuda UEKAE'den yardım istese yardım edilmemesi söz konusu olmaz sanırım. işin özü Türkiye'de Pardus isimli bir sistem var (burada duymayanlara bir kez daha duyurmuş olalım) ve Doğuş Medya yaptığı bu güzel çalışmayı Pardus ile uyumlu hale getirirse çalışma daha da güzel olmuş ve daha da anlamlı hale gelmiş olacak. Umarım en kısa sürede Sipru Pardus ile de çalışır hale getirilir.

Bu arada merak edenler, tabi Pardus ile kullanılamasa da, Sipru'nun Beta sürümünü buradan indirebilirler.
23
Ağu


Evet artık google sky sayesinde Google earth programı içinde sadece dünyamızı değil, uzayın engin derinliklerini de inceleyebileceğiz. Aslında nicedir böyle bir şeyin yapılmasını bekliyordum, sonunda Hubbel uzay teleskopundan alınan görüntüler ile uzayı da keşfetmemiz mümkün olacak. Ayrıca Sky sayesinde 100 milyon yıldız ve 200 milyon galaksiye bakabilecekmişiz. Bunun için yapmamız gereken tek şey ise Google Earth programının son sürümünü indirmek olacak.  Pardus kullanıcıları da bu adresteki yönergeleri takip ile 
yeni sky eklentili googl earth'ü kurabilirler.

22
Ağu

Microsoft, yeni arama arayüzü Tafiti‘yi en sonunda kullanıma açtı, ya da kullanıma açıldığından haberim oluyor. Live.com destekli olan Tafiti‘nin ilgi çekebilecek en önemli yanı; Microsoft‘un, Adobe Flash yerine kullanmayı tasarladığı Silverlight teknolojisini kullanıyor olması.

Microsoft Silverlight henüz tam olarak standartlaşamamış bir ürün olduğunu düşündüğüm gibi, bu arayüzün Live.com kadar kullanılacağını da sanmıyorum. Google rakibi olan bu hizmete, Linux kullanıcıları hiç şaşırmayacağımız üzere erişemiyor, çünkü henü** …

Bir saniye yahu. Google varken, niye bu kadar konuşuyorum ki? :P

30
Tem

Bir süre önce üzerindeki çalışmalara son verilen Turanid Linux‘un [1] yolundan devam eden Everest Linux [2] duyuruldu. Umalım da Turanid Linux‘un bıraktığı yerden başarıyla yoluna devam edebilsin.

[1] http://www.turanid.info/
[2] http://everestlinux.wordpress.com/

29
Tem

Ne yapıyor bu Microsoft?

http://www.microsoft.com/opensource/default.mspx 

Öff, buradan garip bir koku geliyor!

24
Tem

Zamanında “Nokia N-Gage’imden memnunum, ama cep telefonumu değiştirmem gerektiğinde, Apple iPhone almaya niyetliyim…” demiştim [1] ama, sanırsam bu sözü söylemek için erken davranmışım. Zira, iPhone’un oldukça eksikleri [2] ve açıkları [3] var. Ama bu sabah, Fatih Arslan‘ın yazısını [4] okuyunca, OpenMoko [5] için umutlanmaya başladım. Bakalım, memleketimizde de kullanılabilecek mi?

[1] http://egetun.wordpress.com/2007/06/30/sonunda-iphone/
[2] http://www.macdunyasi.com/2007/06/30/son-kez-iphone-gercekleri/
[3] http://www.chip.com.tr/feeds.asp?bolum=konu&id=4070
[4] http://blog.arsln.org/openmokonun-bize-getirdigi-oglanustu-avantajlar/
[5] http://www.openmoko.com/

13
Tem

Okuduğum bir habere [1] göre, e-posta’ ları korumak için çözümler geliştiren ve bu konuda araştırmalar yapan Postini’yi atın alan Google, bununla beraber politikasında da değişikliğe gidecekmiş. Kaynağını belirttiğim haberi okumaya üşenenler için buraya yazacak olursak;

Tamamen ücretsiz olacak olan standart uygulamaların yanında, Google’a yıllık 50$ ödeyerek edinebileceğimiz “Premium” uygulamalar olacak. Misal, Gmail hesabım 10GB gibi bir kapasiteye sahip olacak.

Belki bu güne kadar bir çok hizmeti Google’dan ücretsiz edinen kullanıcıların büyük bir çoğunluğu bunu gereksiz bulacak ve iyimser bakmayacaklar. Ben ise kararsızım. Ancak, şu güne kadar kullandığım halinden hiç de şikayetçi değilim…

[1] http://www.techno-labs.com/content_screen.asp?YID=1475

8
Tem

Dün, bir arkadaşımın bilgisayarının çökmesi üzerine, Windows’u baştan kurmaya karar verdik. Kendisi, daha önce ısrarlarım neticesinde Pardus’u denemiş, Amarok sağ olsun bayağı sevmiş, ama müzik kayıtları yaptığı için ihtiyaç duyduğu ve alıştığı uygulamalara Linux ortamında ulaşamadığı için Windows’a geri dönmüştü.

Dün Windows XP’yi kurduktan sonra, masaüstüne ilk girişinde “Windows kritik bir hatadan kurtarıldı” ve “explorer hata raporu gönderimi” hatalarıyla karşılaştık. Şaşırmamıştım, çünkü benzerlerini daha önce bir kez daha yaşamıştım. Ama asıl sorulması gereken, bu noktaya nasıl geldi?

Arkadaşımın bilgisayarı, internete henüz geçtiğimiz gün bağlanabildi. Çok de önemli olmayan bir sebepten ötürü Emniyet Genel Müdürlüğü internet sitesine girilmesiyle başladı. Ekranda komut satırı (Ms-dos penceresi) açıldı, bir şeyler kurdu ve o an bilgisayar kapandı. Bir daha açılması zahmetli oldu. Artık o bilgisayar zararlıların işgali altındaydı. Arkadaşım sebebini bilmiyordu.

Her Windows kullanan arkadaşıma, eğer Windows kullanmaya devam edeceklerse tavsiye ettiğim üç yazılım AVG, AdAware ve Register Mechanics oluyor. Ancak, bilgisayarına el attığım tüm arkadaşlarım bilir ki, ben Windows kullanmam ve uzun süre Windows kullanmayınca da doğal olarak unutuyorum. Evimdeki bilgisayarda bir dakikada çözebildiğim sorunları, arkadaşımda bir kaç dakikada ancak çözebiliyordum.

Örneğin, bir uygulama kilitlendiğinde onu yok edemiyorum. “Windows Görev Yöneticisi” denen pencere kilitlendiğinde, onu sonlandıramıyorduk. Masaüstündeki simgeler kaybolunca, tekrardan “Windows Görev Yöneticisi“nden explorer.exe’yi yok edip, yeni görev olarak gene explorer.exe’yi seçiyorduk. Başlat çubuğuna tıklayamayınca, ALT+F2 tuş kombinasyonuyla Linux’ta olduğu “Komut Çalıştır” penceresi gelmiyor, CTRL+R tuş kombinasyonuyla Windows 98′de açılan “Çalıştır” penceresi nedendir Windows XP’de gelmiyordu. Windows oturumu her açıldığında kendiliğinden açılan Windows Live Messenger’ı kapatabilmek için Denetim Masası değil, “Çalıştır” penceresinden “msconfig” yazarak ilgili ayrı bir menüden ayarlayabiliyorduk. Yüklenen en ufak sürücünün sorunsuz çalışması için, her bir sürücünün kurulumu ardından bilgisayarı bir daha baştan başlatıyorduk. Daha donanım sürücülerinin kurulumunun ardından, keyfi amaçlı uygulamaları (mesela Winamp, Lastfm ve oyunları) sisteme kuramadan, bilgisayarın ağırlaştığını hissediyorduk.

Birkaç saat dahi olsa, Windows ile karşılaşmam benim için oldukça yorucu oldu. Evime dönüp, Pardus kurulu bilgisayarımı açınca, gerçekten rahatlamıştım.

Bu yaşadıklarımı aynen de yazma ihtiyacı hissettim. Beni, vaktiyle Linux ile tanıştıran Kaan ve Ayla’ya, “abi ya, sen Fedora kullanıyorsun, bak üç gün önce Pardus çıkmış, bir de onu dene” diyen Mertcan’a teşekkürlerimi sunarım.

Gerek çevremdeki Windows kullanan, bilgisayarla haşır-neşir olan arkadaşlarım benim Linux hayranlığımdan, gerekse yazımı Özgürlük İçin Gezegeni’nden okuyacak olan Linux camiası da konunun içeriğinden ve birazcık da başlıktan ötürü bana tepki gösterebilirler. Ama dün son bir kez daha bazı şeyleri rahatlıkla fark edebildim.

Dün bilgisayarına Windows kurduğumuz arkadaşım başta olmak üzere bir çok kullanıcı Linux’a başlarda soğuk bakabilir, biraz kurcaladığında sevinebilir ve arkadaşım gibi kimi sorunlar yaşadığında hemen Windows’a dönebilirler. Ancak, kimileri de benim gibi sorunun çözümlerini arayabilir ve Linux’a hakim olabilir. Kimisi Windows’u daha rahat bulabilir, kimisi de Linux’u.

Ancak, sık sık forumlarda ve kimi günlüklerin yorumlarında gördüğüm kadarıyla, çoğunluk nedendir bir fanatiklik içinde.

Bırakın, karşınızdaki hangi platformda rahatsa, orada yoluna devam etsin ve buna da saygı duymasını bilin. Sizin yapmanız gereken, *her ne kadar ben de vaktiyle sık sık yapmış olsam da* başta Windows olmak üzere Microsoft’un ürünlerini ve hizmetlerini kötülemek değil, onlara karşılık gelen alternatif çözümleri tanıtmak, göstermektir. Son tercih, her zaman kullanıcınındır ve tercihlere her zaman saygı gösterilmelidir.

Tahmin ediyorum ki çevremde Microsoft Windows XP kullanan bir çok arkadaşım lisans sorunuyla [1] karşı karşıya… Kendi adıma konuşayım, ben o uyarı penceresini gördüğümde, bir sonraki sefere bilgisayarımdaki verilere sağlıklı bir biçimde ulaşıp ulaşamayacağım konusunda endişelenirdim. En azından öyle bir korkum yok ;)

Son olarak, söz konusu ekran görüntüsü, benim Windows XP kurduğum bilgisayardan alınmamıştır!

Saygılarımla…

[1] http://egetun.googlepages.com/winxplisans.jpg