4
Oca

Pardus eğitimlerinde kullanageldiğimiz -ya da bizden bağımsız böyle eğitimler düzenleyenlerde gözlemlediğim- bir durum var. Çok doğal olarak Linux eğitimleri biraz güncellenerek, uydurularak yola çıkılıyor. Kitaplar, hakeza…

Aslında bunun doğallığı tamam ama, projenin çıkış noktasına aykırı bir taraf var. Pardus 1.0 kabaca “kullanılır bir linux dağıtımı” olarak tasarlanmıştı. Linux dünyasında normal sayılan kimi zorlukların çözülmesine yönelik tasarımlarla uğraşılmıştı… Dert, insan odaklı bir işletim sistemini linux birikimiyle gerçekleştirmekti… Doğrusuyla, yanlışıyla bu konuda adımlar atılmaya devam ediliyor.

Eğitim olayında da aynı şeyi yapmalıyız, kitapların tasarımında da aynı yaklaşıma kavuşmalıyız diye düşünüyorum. Örneğin her Pardus eğitimi Pardus’un kurulumuyla başlar. Akla uygun geliyor, zira kuralım ve çalışmaya başlayalım, adım adım gidelim değil mi?

Atladığımız bir nokta, ne kadar kullanışlı bir Yalı yaptık dersek diyelim, kavramsal olarak kullanıcılara yeni gelecek bir sürü konuyu, terimi, kararı Yalı üzerinden anlatmak zorunda kalıyoruz ve Yalı kolay olabilir ama o kadar açıklayıcı olamaz. Zira sadece bir kurulum aracı. Pardus’un kendisine dair deneyimden yola çıkmak daha doğru. Yani aslında şunu diyorum: Pardus eğitimlerine başlarken, kurulu bir sistem sağlamak zorunluluk olsun (kafamızda) ve bilgisayarın başına geçen kişi, önce gündelik kullanımda yararlanacağı deneyimi biriktirmeye başlasın. Görevler vererek, keşiflerle, notlarla ona Pardus’la hergün yaşayacağı deneyimi anlatmaya, tanıtmaya başlayalım. Ev dizininin işleyişi, dosya sistemi hiyerarşisi gibi şeylerin neye karşılık geleceğini böylece gözlemlesin. Kullanıcı hesabının anlamını, nedenlerini, yetkili kullanıcının işe nerede karışacağını birebir yaşasın.

Sonra, “sıra geldi kuruluma” diyerek yeni bir disk bölümüne Pardus kurmasını sağlayalım. Böylece vereceği her kararın, neye karşılık geleceğini bilerek bir kurulum yapsın…

Eğitim müfredatlarını 2011 için güncellerken, bir yandan da bir şablon ve üslup olarak sabitlemeye çalışıyorum. Bu sırada aklıma ilk gelen fikir bu oldu. Bu tür fikirler aklıma geldikçe buraya yazayım, yorumlar herkese açık, lütfen katkıda bulunun…

17
Ağu

Linux temelli sistemleri kullananlar dahil pek çok kişinin kendini mahkum hissettiği bazı yazılımlar vardır; Photoshop ve Flash gibi. Bu kapalı kaynak kodlu ve ücretli yazılımların kullanım ve belgelendirmeleri düşünüldüğünde alanlarında bir numara oldukları aşikar. Windows kullanıcılarına pek lafım yok ama özgür yazılım düşkünü olduğunu söyleyen Linux kullanıcılarına sormadan edemiyorum: ” Örneğin, bizler GIMP‘i kullanmaz, kullandırmaz ve tavsiye etmezsek nasıl olacak da bu yazılım gelişecek ?. Biz hem destek vermez hem de – Photoshop muadili bir yazılım yok- hatalı düşüncesini gelişi güzel her yerde söylersek nerede kalır bizim açık kaynak kodlu özgür yazılım hayallerimiz ?”. Arkadaşlar eğer gayemiz özgür yazılımlar ise her alanda alternatif özgür yazılımları kullanmalıyız. Bu yazılımları kullanmak, forum ve bloglarda isimlerini teleffuz etmek bile güzel bir destektir.

Yaklaşık bir yıldır Linux temelli sistemler için geliştirilmekte olan animasyon yazılımlarını araştırıyorum. Karşıma GAP, Synfig Studio, Ktoon, Blender, Stopmotion, Pencil,  Creatoon, Ajax Animator, .. gibi pek çok alternatif çıktı. Bunlar ne yapmak istediğini bilenler için başarılı sonuçlar alınabilecek kaliteli yazılımlar. Ayrıca Flash yazılımının alternatifi olabilecek bir şeyler var mı acaba diye site  site dolaşırken karşıma, F4L,  Qflash ve bu projelerin birleşmesiyle oluşan UIRA çıktı. Maalesef bu yazılımların hiç biri şu an hayatta değil. Bireysel çabalarla sadece bir noktaya kadar gelinebileceğinden ve sürdürülebilir bir çalışmanın desteksiz tesis edilemeyeceğinden dolayı bitmiş durumdalar. Farklı bir şeyler denemeye çalışan tek kişilik Clash projesinin ( ki henüz görsel bir web sitesi bile yok) ise ömrü ne kadar olur göreceğiz.

GIMP çalışmalarım malum. GAP‘ı ise henüz Pardus 2009‘a kurabilmiş değilim. Paketleme görevini üstüne alan Anıl Özbekten güzel haberler beklemekteyim :) . Paket isteği ve gelişmeleri buradan takip edebilirsiniz. Bu arada boş durmayayım deyip çevirisini yaptığım Stopmotion yazılımının kullanıcı kitabı  e-dergi’nin 15. sayısında yayınlanmıştı. Uzun süredir aklıma takılan Pencil yazılımının da paketlenmesi için istekte bulundum ve sağ olsun sayın Mehmet Nur Olcay yardımıma koştu. Bu konudaki yazışmayı da buradan takip edebilirsiniz. Sorunsuz bir kurulumun ardından ısınma turları atmaya başladım. Bir de baktım yazılımın İngilizce kullanıcı kitabı varmış. Oturdum çevirmeye başladım. Çeviri bitmek üzere yakında burada yayınlarım.

Başlıkla yazı biraz uyumsuz oldu gibi ama siz idare edin. Bir de değinmemiz gereken  Özgürlükiçin e-derginin 17. sayısı var. Tema olarak “Topluluk Süreçleri ” seçilmiş. GimpTR adına bir yazı gönderdim. İçeriğe bakınca güzel bir sayının bizleri beklediğini söylemek yanlış olmaz.