16
May

Hepimiz bir halüsinasyon gördük sanırım.. Aslında geçtiğimiz Pazar gününü hepimiz evlerimizde, parklarda, sinemalarda, cafelerde geçirdik.. Hiçbirimiz 25 kişiden kalabalık bir ortama girmedik. Nedense akşam eve döndüğümde ben böyle hissediyordum en azından..

Oysa bana göre dün hepimiz Taksim Meydanı’nda, Sakarya Meydanı’nda, Adalar’da, Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ndeydik.. Yurt dışındaki iller de dahil olarak onlarca ilde yürüyüşler yapıldı. Hepimiz İnternet’imize gelen sansüre karşı omuz omuza yürüyüp bağırdık. Bayraklarımız, pankartlarımız ellerimizde, sloganlar dillerimizde tek bir amaç uğruna sıcak güneşin altında saatlerce yürüdük.

Biz bize, İnternet üzerinde zaten sesimizi duyuruyorduk. Ama kimilerine göre “bir avuç çapulcu”yduk sadece, kimdik ki. Biz de kendimizi gösterdik, on binleri Taksim’e topladık. Ama ne oldu, görsel ve basılı yayın kuruluşları nasıl yaptılarsa bizi yine “bir avuç” gördüler. “200 kişi sadece” dediler. Ya da bazıları zaten hepten yok saydılar, ne haber bültenlerinde yer verdiler, ne gazetelerinde yayınladılar, ne de sitelerinde küçük de olsa haberimize yer verdiler.. Siz yok saysanız da dünyada yankı buldu bu eylemimiz! (mashable, CNN,  ve diğer kaynaklar)

Biz oradaydık, biz gerekirse yine orada olacağız, her türlü sansüre karşı omuz omuza savaşıcaz. Ha bu arada, kaç kişi olduğumuzu saymak isterseniz işte ufak bir foto albüm size:

12
May

Özgür yazılıma gönül vermiş kişiler olarak, BTK’nın yeni düzenlemelerini duymamış olamazsınız değil mi? Sözde güvenli İnternet denilerek dayatılmak istenen kısıtlamaları ve sansürü protesto etmek için, sesimizi herkese duyurabilmek için, “İnternet üzerinde varlığını gösterebilen bir avuç çapulcu” olmadığımızı gösterebilmek için 15 Mayıs 2011 tarihinde hep beraber sokaklarda olacağız!

15 Mayıs 2011 Pazar saat 14.00‘da İstanbul’da, Taksim Meydanı‘nda buluşuyoruz. 22 Ağustos’ta haklarınızın ve özgürlüğünüzün elinizden alınmasını istemiyorsanız meydanlarda bizimle buluşun!

Takip etmek ve ayrıntılı bilgi almak isteyenler için:

http://www.facebook.com/event.php?eid=152334771499561

http://www.facebook.com/event.php?eid=199125650123247

http://sansuresansur.org/

http://www.sansursuzinternet.org.tr/

http://www.sansurekarsi.com/

Google gerçek zamanlı arama: http://www.google.com.tr/search?tbm=mbl&hl=tr&source=hp&biw=1366&bih=648&q=15+may%C4%B1s+2011&aq=f&aqi=&aql=&oq=

Tüm şehirlerimizdeki toplanma noktaları ve saatleri: http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=23336301

 

 

Identi.ca Delicious Email PrintFriendly Bookmark/Favorites FriendFeed Digg Google Reader Reddit StumbleUpon Hotmail Share

10
May

01 – Pisuvar



02 – Market

03 – Otopark

04 – Manav

05 – Kitapçı

SANSÜRESANSÜR! // Manifesto

Sansür: Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin hükümetçe önceden denetlenmesi işi, sıkı denetim. (tdk)

Sansür; bizler için neyin doğru, neyin yanlış olduğuna bizim irademiz dışında, başkalarının, kendi değer yargıları doğrultusunda karar vermesidir. Çocuk istismarı, tecavüz, uyuşturucu temini gibi cezai yaptırımı olan, insan hayatına zarar veren, evrensel suçların engellenmesi ise sansür değildir.

Ülkemizde 5651 sayılı kanundaki “internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanun” adı altında sunulan ve erişimin engellenmesini gerektiren kusurlu hareketler bahanesiyle, özellikle sanal ortamda sansür, çeşitli yanlış uygulamalar ile giderek artan bir biçimde baş göstermektedir.

Kapatılan sitelerin, engellenme sebepleri kamuoyuna açıklanmamakta, siteler sadece bir kişinin mahkemeye gitmesi nedeniyle dahi tedbir olarak kapatılabilmektedir.

06.Mayıs.2009 tarihli erişimi engelli site istatistiklerinde toplam 1874 adet site kapalı görünmektedir.

Bu engellemelerin sebeplerine baktığımızda en büyük pay, % 38 ile tüm dünyanın seferberlik içinde savaş açtığı “Çocuk istismarı”na aittir. Bu tabii ki son derece HAKLI bir nedendir zira çocuk istismarı ASLA müsamaha gösterilecek bir şey değildir.

Kapamaların ikinci büyük nedeni ise %35 ile “müstehcenlik” olarak göze çarpmaktadır. Ardından ise %10 ile “Diğer” kategorisi gelmektedir.

Kalan %10 ise kumar, fuhuş, uyuşturucu, Atatürk’e hakaret, intihara yönlendirme ve sağlık için tehlikeli madde temini nedenlerinin toplamına aittir.
Bu oranlardan açıkça görüldüğü üzere, uygulamalar suç ile savaştan çok keyfi bir kapamalar silsilesine dönüşmüştür.

Zira dünyanın en ağır suçlarından biri olan “çocuk istismarı” ile neye göre, kime göre olduğu belli olmayan “müstehcenlik” kavramının neredeyse başa baş gitmesi başka türlü izah edilemez. Ne olduğu anlaşılmayan “diğer” kategorisinin, kalan 6 nedenin toplamıyla aynı oranda olması, suçla savaştan başka bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu açıkça ortaya koymaktadır.

Ve bu zihniyetin adı, sansürdür.

Sanal ortamdaki bu keyfiyetin, gerçek hayata ulaşması kaçınılmazdır. Bugün “müstehcen” bulunarak kapatılan bir site, yarın bir heykele, bir filme, bir kitaba dönüşecektir. Sanal ortamdaki yasaklamaların, eninde sonunda sokakta izdüşümleri olacaktır.

Dolayısıyla, çok geç olmadan SansüreSansür demenin zamanıdır.

Unutulmamalıdır ki, kapatılan sitelere bir takım ayarlar yapıp, girebilmek özgürlük değildir, sansüre karşı durmak hiç değildir. Bu, sansürü kabullenmek, sansürle yaşamaya alışmak ve yanlış giden bir şeyin parçası olmaktır.
Oysa ülke olarak, sansür ayıbına alışmak yerine bir an önce bundan kurtulmamız gerekmektedir.

Bu nedenle, “Bana dokunmayan yılan” zihniyetinden bir an önce çıkmamız elzemdir.

Hukukçularımızın internet konusunda eğitilmesi, medeni ülkelerdeki “ikaz et/kaldır” sistemine geçilmesi, yasada net şekilde tanımlanmayan gerekçelerin tanımlanması ve kişisel yorumlara mahal verilmemesi birincil önem taşımaktadır.
İkincil olarak, halihazırdaki durumda, illa bir kapatma gerçekleşecekse kapatılan sitelerin önce uyarılması, kamuoyunun sitelerin ne sebeplere kapatıldığı konusunda bilgilendirilmesi ve sitelerin toptan server üzerinden kapatılması yerine sadece sakıncalı içeriğin kaldırılması yönünde gerekli düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.

Ülkemizin acilen interneti bilen hukukçulara ve bilirkişilere ihtiyaç duyduğu aşikardır.

Bu nedenle, biz SansüreSansür olarak konunun uzmanlarını ve medyayı göreve çağırırken, kamuoyunu da bu konuda bilinçlenmeye ve “SansüreSansür!” demeye davet ediyoruz.

Bugün internetine sansür, yarın hayatına sansür. Sessiz kalma.

Web siteniz varsa SansüreSansür yay hareketine siz de katılın!

24
Eki
Evet şu an kendi bloguma proxy ile erişiyorum :S
Yakında google 'da sansür yerse şaşmamak lazım !

Bu ne rezillik !

Hoşçakalın...