1
May

Başta çok komik bir sorun gibi gözüküyor. Kulaklıkları takıyorsunuz. Herşey güzel dinliyorsunuz müziğinizi vs. Fakat aynı anda hoparlörde ses veriyor. Bu sorunla belki 2-3 senedir karşı karşıyayım. Fedora ve Pardus hariç diğer tüm dağıtımlarda karşılaştım bu sorunla. Ubuntu’nun tüm sürümleri ( KDE masaüstü ortamı yüklü olanlar hariç) ve ubuntu dağıtımını baz alan JoliOS vb. dağıtımlarda daha çok karşılaştım.

İnternet üzerinde çok fazla bu sorun ile ilgili yazılmış çizilmiş edilmiş. Fakat bir çözüme ulaşılmamış. En son bir blogda Gnome Alsa Mixer kurarak bu sorunu çözebileceğimizi yazmışlar. Gerçekten de anlatılan onca karmaşık dosya editleme ve kod girme yöntemlerinden sonra ilaç gibi geldi.

Tek yapmanız gereken terminalde

sudo apt-get install gnome-alsa-mixer 

komutunu vermeniz. Konsol kullan(a)mayanlar ise Synaptic ile kurabilirler.

Şimdi gelelim kurulum sonrasında yapacaklarımıza. Gnome alsa mixer’i kurduk. Çalıştırdığımızda karşımıza aşağıdaki gibi bir arayüz açılacak.

gnome alsa mixer

gnome alsa mixer

 

 

 

 

 

 

 

 

Daha sonrasında Headphone Jack Sense yanındaki kutucuğa bir tik işareti koyarak sesin kulaklık taktığımızda sadece kulaklıktan gelmesini sağlamış olduk.

headphone jack sense

headphone jack sense

 

 

 

 

 

 

 

 

Elimde bulunan 4 bilgisayarda da (ikisi laptop ve ikisi netbook) sorunu böyle çözmüş oldum. Bu sorunla karşılaşıp farklı şekillerde çözebilen varsa yorumlarını bekliyorum.


30
Nis

Bundan  bir ay önce ozgurlukicin yöneticiliğinden ayrıldığımı açıklamıştım*. Ancak benden sonra bu görevi devam ettirecek kişinin hemen ortaya çıkmaması nedeniyle fiilen bu görevimi yerine getirmeye devam ettim. Forumdaki bazı iletilere müdahale etmek zorunda kaldım hatta yazılan bu iletilerden forum’u eskiye göre daha az takip ettiğimden özelden yazılan e-posta ya da telefonla haber verildiğinde haberim olabildi.

Bir kaç gün önce ozgurlukicin yöneticilerimizden Mutlu Can Yılmaz ile konuşarak yönetici yetkilerini verdim. An itibariyle de kendi yetkilerimi aldım. Artık özgürlükiçin’in sade bir üyesiyim. Elbette bundan sonrada Pardus için çalışmaya devam edeceğim. Elimden geldiğince katkıda bulunacağım. Hâlâ  umudum var ve hâlâ kullanıcı topluluğu temsilciliğine adayım :)  Arz ederim.

http://sezaiyeniay.wordpress.com/2012/03/26/bana-musade/


19
Nis
23-24 Mart tarihlerinde gerçekleştirilen Pardus'un Yarını Çalıştay'ının üzerinden neredeyse bir ay geçti. Çalıştay'ın ardından konuluşanlar detaylı olarak yazmıştım [1], [2], [3].  Geçtiğimiz haftasonu Türkiye'deki bütün üniversiteleri internete bağlayan kurum olan ULAKBİM'in bu yıl 6.sını düzenlediği bir çalıştay düzenlendi. Aynı zamanda ULAKBİM'in de başkanı olan Ahmet Kaplan ile danışma kurulu başta olmak üzere Pardus genelinde konuları konuşma fırsatım oldu. Pardus'la ilgili gelişmeleri proje yöneticisinin kendi blogunda yazmasının en doğrusu olduğunu düşünüyorum ama ben yine kendi gördüklerimi yazayım.
  • Pardus projesinin ULAKBİM'e geçişinin evrak işleri ancak geçen hafta tamamlanabilmiş. Ahmet hoca bahsi geçen danışma kurulunun resmiyet kazanabilmesi için yazışmaları başlattığını ve bu ayın sonuna yetiştirilmesini hedeflediğini söyledi.
  • Pardus kullanan en büyük kurum olarak her yerde söylenen MSB bir süredir destek alamadığı TÜBİTAK ile sözleşme yenilemek istiyormuş. F@tih projesinde etkileşimli tahtalarda Pardus kullanılacağı zaten konuşuluyordu, MEB de bir protokolle bu birlikteliği başlatmak istiyormuş. Ahmet hoca başka kamu kurumlarının da göç planları yaptığını, görüşmelerin sürdüğünü söyledi. 
  • Bu hareketlilik Pardus'un rafa kaldırılmayacağını göstermesi açısından ümit verici ama projenin geliştiricisinin bulunmadığı gerçeği de aklımızın bir köşesinde duruyor. Ankara'da çalışacak yeni geliştiricilerin işe alınacağını söyledi Ahmet hoca ama zamanla ilgili bir konu konuşulmadı.
  • Beni çok şaşırtan konulardan biri çalıştayda tahmin edemeyeceğim kadar fazla kişinin Pardus'a göç hakkında soru sorması oldu. Üniversitelerin önemli bir kısmı olan bitenden haberdar değil ve hala şaşırtıcı bir heyecan var Pardus konusunda. Mevzuyu takip edenlerin hemen hepsi bu projenin ülke yararına devam etmesini temenni ediyor.
  • Danışma kurulu temsilcilerinin seçimleri konusu kimse için net değil işin doğrusu. STK'ların ve iş ortaklarının seçimleri işini Doruk Fişek organize edeceğini söylemişti. Bu kurul için bir üniversite temsilcisi seçilmesi gerektiği çalıştayda bir toplatı öncesi duyuruldu. Ben de bu sürecin içinde yeralmak istediğimi söyledim. İtiraz eden olmadığı gibi başka aday da çıkmadı. Tübitak çalışanı geliştirici kaldı mı bilemiyorum ama o kadronun seçimi işin en kolay tarafıdır herhalde. Maaşlı çalışmayan geliştiriclerden (var mı hala böyle birileri bilemiyorum ama) bir temsilci nasıl seçilecek bilemiyorum doğrusu. Kamu temsilcisi için de görüşmelerin sürdüğünü duyduk. TÜBİTAK danışma kurulunun resmileştiğini duyurduğunda bu temsilcilerin seçilmiş olmasının işleri hızlandıracağı hepimizin malumudur.
Camia (ben de dahil) Pardus'un devam edeceğine innamak için birşeyler duymak değil görmek istiyor. Geçirdiğimiz bu bulanık dönem sona erecek mi, nasıl erecek birlikte göreceğiz.
Pardus'u kaldırmak isterken sistemi açılmaz hale gelen veya bu durumdan korktuğu için kaldırmayı göze alamayan kullanıcıları okudum forumlarda, maalesef verilen bazı yanlış bilgiler de bu duruma yol açabiliyor. Aslında sorunsuz bir kaldırma için küçük bir püf noktası var işin;

Disk bölümlerini biçimlendirmeyi en sona bırakın. Önce sistemde kalmasını istediğiniz işletim sisteminin önyükleme yazılımını onarma işlemini yapın.

Windows kullanıcıları bu işlemi Windows kurulum DVD'sindeki başlangıç onarma seçeneği ile yapmalıdır. Diğer Linux dağıtımı kullanıcıları dağıtımın wiki veya forum sayfalarına bakmalıdır.

Bilgisayarı başlattığınızda Pardus'un resimdeki önyükleme menüsü ile karşılaşmıyorsanız işlem başarılı olmuş demektir, artık açtığınız diğer sistemden Pardus bölümünü biçimlendirebilirsiniz.


Eğer Pardus yerine başka bir Linux dağıtımı veya Windows kurulumu yapacaksanız zaten böyle bir işleme gerek olmayacaktır. Herhangi bir dağıtımın Live CD'si ile Pardus böümündeki dosyalara ulaşabileceğinizi de unutmayın.
10
Nis

Pardus projesi 2011 yılının son aylarında, kağıt üzerinde olmasa da fiilen sona erdirildi. Aslında olayların gelişimine bakınca buna sona erdirmek yerine  infaz etmek demek daha doğru olacak, infazdan sonra Pardus'un başarısızlığından ötürü suçlu bulunmuş olduğunu öğrendik. Ancak bu konuda hiçbir doyurucu açıklama ve objektif bir değerlendirme sunulmadı. 

Şimdi kimse "ama Proje devam ediyormuş...." falan demesin lütfen, Pardus'a ait herşey artık birer tarihi eserdir, yarın bir dağıtım daha çıksa bile o başka bir şey olacak.

Ben de başarısızlıklar neler olabilir diye düşünerek aslında epeydir yazmak istediğim bazı tahminleri ancak yazma fırsatı bulabildim.

Belki kötü bir ürün olduğu için başarısız görüldü. Pardus'un Türkçe hata bildirimi kabul etmesi ve Türkçe belgelendirme ve gönüllü desteği nedeniyle ülkemizde hızlıca yaygınlaşması zaten normaldi. Tarafsızca değerlendirmek için uluslararası sitelerde Pardus hakkında yapılan incelemelere ve yurt dışındaki Pardus kullanıcılarının açtıkları sitelerdeki değerlendirmelere ve desteğe bakmak gerekiyor. Ben bakınca Pardus'un  kötü bir ürün olmadığını açıkça görüyorum.

Belki de kamu kurumları kullanmadığı için başarısızdı. Demek ki pek çok kamu kurumu Pardus'a göç çalışması başlatmış ancak Pardus yetersiz-başarısız olduğu için göç yürümemiş olmalı. Böyle bir şey duyan, gören, bilen var mı? Böyle bir şey olmadı, dahası Pardus'a kısmen veya tamamen göç eden birkaç kurumun halen Pardus kullandığını biliyoruz. Hatta bugün kağıt üzerinde bir Pardus kaldıysa belki varlığını bu kurumlara borçludur. Bence Pardus kamu kurumları için de oldukça yeterli bir ürün sundu.

Zaten Pardus'un kamu kurumlarında yaygın kullanılmamış olmasının nedenini kime sorsanız size anlatır;

  1. Kamu idaresi 5 yıl boyunca kanun, yönetmelik, genelge bağlamında kamu kurumlarını Pardus göçüne hazırlayıcı, teşvik edici veya bağlayıcı hiçbir çalışma yapmadı. 
  2. Yapmadığı gibi ihalelerde MS (Microsoft) teknolojilerine bağımlılığı arttıran yatırımlara da izin verildi. Hatta daha da kötüsünü yaparak kamu hizmeti almak isteyen vatandaşların MS ürünleri satın almasını zorunlu kılan hizmetler bile sundu.
  3. Kamu'da bilgi işlem kadrolarında görevli personellerin pek çoğu kamu yararını düşünüp MSCE ve eşdeğer belgelerini duvardan indirip çekmeceye koymak istemedi. Pardus ile karşılaştıklarında Pardus'un MS teknolojileri ile olan uyumsuzluklarını ve farklılıklarını bahane ederek çamur atıp, tepeden bir bakışla ahkam kestiler. (Ama yine de memurları suçlamayıp amirlere bakın, onlara bu fırsatı veren yine kamu idaresinin iradesizliğiydi)

Kısacası kamu idaresi 5 yıl boyunca Pardus'u yok saydı, MS ürünleri kadar sahiplenmedi. Tüm bunların sorumlusu olarak Pardus infaz edilmiş olmamalı.

O zaman  Pardus yönetimi başarısızdı. Bu önerme zaten (geçtiğimiz haftalarda) Pardus'un gıyabında yapılan yargılamada en çok oyu almış görünüyor, hatta diğer maddelerin pek çoğu da kendi içerisinde yönetim başarısızlığını taşıyor. (bkz: http://nyucel.blogspot.com/2012/03/pardusun-yarn-calstaynn-ardndan-2.html)



Pardus'u infaz edenler çalıştay katılımcıları gibi sadece yöneticileri sorumlu göstermiş olsaydı yöneticileri değiştirmeleri ve yeni politikalar belirlemeleri yeterli olacaktı, ama aşırı bir tepkiyle mühendislerle birlikte projeyi tamamen dağıtmak yoluna gidildi.

Ayrıca son zamanlarda infaz nedenlerinin sadece bunlardan ibaret olmayabileceğini de düşündüm, kağıt üzerinde bir isim olarak kalan projenin BİLGEM'den ULAKBİM'e bağlanmış olması projenin çalışma şeklinin de değiştirilmek istendiğini gösterdi. Ancak bu da mühendislerle birlikte projeyi dağıtmayı gerektirecek bir sebep olmasa gerek.

Sonuçta kamu kurumlarında yaygın kullanılmaması, kötü bir ürün olması ve kötü bir yapılanma ile geliştirilmesi gibi gerekçeler yukarıda yazdıklarımı çürütecek şekilde nesnel olarak ispatlanmış olsaydı bile, bunların hiç birinin çözümü projeyi yok etmeyi gerektirmiyordu. Tabii gerçekten amaç Pardus'u devam ettirmek idiyse.

Şimdi tüm bu yazdıklarımı bir kenara koyup bir de şuna bakıyorum; Önce sorunları tespit edip çözüm arayalım, gerekiyorsa ondan sonra yok ederiz demek yerine aceleyle infaz ettikten sonra gelin bakalım neymiş bu Pardus'un başarısızlığı demenin profesyonel bir yeniden yapılanma çalışması ile ilgisi yok.

Tüm bunların ışığında projenin ipinin geçen yıl ortalarında çoktan çekilmiş olduğu, ipi çekenlerin başarı ve başarısızlık gibi bir hassasiyetlerinin olmadığı, bunların sadece bahaneler olduğu, nesnel değerlendirmeler yapılmadığı, yeniden yapılanmadan anlaşılanın yok et ve yeniden inşa et olduğu sonucuna vardım. 
 
Eh, pek çok kurumun, sevimli görünmesi için adına yeniden yapılanma denilen bu çarktan geçtiğini biliyoruz, ancak işin bu pis kısmını değerlendirecek değilim.
27
Mar
Pardus kullanıcılarının önemli bir kısmının hatırlamadığı bu davadan bahsedeyim önce. 26 Haziran 2008'de (yani neredeyse 4 yıl önce) Pardus Kullanıcıları Derneği kuruldu. O dönemde TÜBİTAK resmi topluluk sayfası olarak özgürlükiçin.com'u destekliyordu. Kullanıcıların kendi insiyatifleriyle kurdukları bu derneğin logosu yanda da gördüğünüz gibi Pardus'un logosunun ve bir penguenin birleşiminden oluşuyordu. Ben de derneği ilk duyduğumda konu hakkında blog'da yazmıştım.

Konu tahmin ettiğimiz gibi gelişmedi. Proje yöneticisi günlüğünde aşağıdaki ifadeleri TÜBİTAK Hukuk Müşavirliği'nin duyurusu olarak yazmıştı.
Pardus Kullanıcıları Derneği adı altında faaliyet gösteren kişi ve kuruluşların Pardus sisteminin yaratıcısı olan TÜBİTAK-UEKAE ve TÜBİTAK-UEKAE çalışanları ile hiçbir fiili veya hukuki ilişkisi veya işbirliği bulunmamaktadır.  556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve meri mevzuat hükümleri çerçevesinde doğabilecek olası hukuki ihtilaflara mahal vermemek adına bu tür oluşumlar ve bu oluşumlar altında Pardus markası kullanılmak suretiyle yürütülecek faaliyetler öncesinde TÜBITAK-UEKAE'den izin alınması gerekmektedir.  Aksi durumda ilgili kişiler hakkında cezai ve hukuki süreçlerin başlatılması yoluna gidilecektir.
TÜBİTAK-UEKAE'nın izni dışında kurulan oluşumlardan ve bu oluşumların yürütmüş olduğu hiçbir faaliyetten TÜBİTAK-UEKAE sorumlu tutulamaz.

Kamunun bilgisine saygı ile arz olunur.
Beklenmedik bu çıkış karşısında PKD başkanı Av. Nihat Karslı bir röportajda "Suçum Pardus’u sevmekse cezamı idam isterim!" demişti. TÜBİTAK derneğin logosunun yarısında bulunan Pardus logosunun kaldırılması ve Pardus isminin kullanılmaması için dava açtı. Mahkeme logodaki pardus logosunun kaldırılmasına hükmederken pardus isminin kullanılması konusunda derneği haklı buldu. Her iki taraf da kendi adına temyize başvurdu. Dava hala Yargıtay'da incelenmeyi bekliyor.

Bu davayı açanlar Linux Kullanıcıları Derneği kurulurken Linus Torvarlds'tan izin mi alındı ki şimdi bizden izin alınmasını istiyoruz diye düşünseler bu konuyu hiç açmazlardı sanırım. Ayrıca Pardus Nakliyat gibi firmalar konusunda hiç birşey yapılmazken bu dava proje yönetimiyle topluluğun bir bölümü arasında ciddi problemlere yol açtı. TÜBİTAK'ın desteklediği özgürlükiçin.com ile TÜBİTAK'ın dava ettiği pardus-linux.org arasında yıllarca süren düşman kardeşler durumu TÜBİTAK'ın özgürlükiçin tayfasından da desteğini çekmesiyle değişmeye başladı. Topluluklar kendi başlarına kalınca aslında düşman olunacak birşey olmadığını görerek hızlıca birlikte hareket etmeye başladılar. Birlikte edergiler çıkardılar, haberler yaptılar. Ama bu birliktelik tam da ortada bir Pardus kalmadığı zamana denk geldi. Şimdi topluluklar birlikte çalışabiliyor ama Pardus yok ortada. Tam; yağ olsa un olmaz, un olsa yağ olmaz durumu :(

Pardus yönetiminin değiştiği bu dönemde topluluğa güven verilmek isteniyorsa PKD ile karşılıklı anlaşılarak bu davanın düşürülmesinin sağlanması yerinde bir adım olacaktır. Dava hangi taraf lehine sonuçlanırsa sonuçlansın kazananın olmayacağı bir konuma gelinmiş durumda. Pardus'un Geleceği Çalıştayı'nda konuşulan konulardan biri de bu konuydu ve proje yöneticisi Ahmet Kaplan bu konuya çok sıcak yaklaştı. Umarım ivedilikle hareket edilerek Pardus bu acayip durumdan kurtarılır.

26
Mar

Mayıs 2011 den buyana ozgurlukicin.com (daha sonra ozgurlukicin.org) Pardus topluluk portalının genel yöneticiliğini yapıyorum. Yeterli bilgi ve donanıma sahip olmadığımı düşünsemde ozgurlukicin gibi bir yapının sahipsiz! Kalıp bir süre sonrada yok olup gitmesine gönlüm razı olmadığı için bu görevi yapmaya gönüllü oldum. İlk günler oldukça sorunluydu dahi anlamındaki de yi dahi ayrı yazamayan ancak topluluk için emek vermekten geri durmayan birisi olarak haberleri girmeli forumdaki sorulara cevap vermeli, özelden iletilen taleplere cevap vermeli bunlardan dahada önemlisi giderek azalan katkıcı sayısını yeniden eski durumuna getirmeliydim.

Kendim için olsa yapmayacağım bir şekilde ,herkese mail gönderdim yardım istedim hatta ısrar ettim. Şahsıma yapılan bazen açık bazen üstü kapalı sataşmalara cevap vermedim. Hem topluluk ile hemde proje tarafında yeralan camia koordinatörleriyle hemde pardus dışında olan kişilerle (örn. İçinde pardus geçen domain sahipleri) kavga etmeden , kalp kırmadan iletişim kurdum. O güne kadar iletişim kurulmamış ya da tartışmalar yaşanmış kişilerle konuştum. Ortak çalışma yapabilmek için çalıştım. Pek beceremesemde blog yazmaya çalıştım mümkün olduğunca gönderilen mailleri cevapsız bırakmadım.

Geçen 10 ayda Topluluk üyelerimiz sayesinde ,sekteye uğrayan haber yayınlarına yeniden başladık, e-dergiyi devam ettirdik, PLO ile ortak kampanya düzenledik, yine PLO ile Pardus e-dergiyi çıkarmaya başladık.Pardus Wiki nin tek belgeleme merkezi olması için çalıştık Wiki de yaşanan kırgınlıkları aşmaya çalıştık. Bir abimiz sayesinde sponsor bularak ozgurlukicin’in TÜBİTAKdan bağımsızlaşmasını sağladık ve ayrı bir sunucudan yayına başladık. Kurduğumuz diyalog ortamı sayesinde ozgurlukicin.org alan adından yayın yapmaya başladık.

Pardus’un geleceğinin belirsizleştiği bir dönemde Topluluk olarak ne yapabilirizin cevabını aradık çeşitli platformlarda biraraya geldik , Yurtdışı Pardus topluluklarıyla iletişim kurduk.

Kişisel olarak elimden gelen çabayı bilgim ve imkanlarım ölçüsünde topluluk için kullanmaya çalıştım. Son olarak Pardus’un Yarını Çalıştayına katılıp topluluğun beklentilerini dile getirmeye çalıştım.

Bu gün Pardus topluluk çalışmalarına Yönetici sıfatıyla yapabileceklerimin sınırına geldiğime inanıyorum artık bir kan değişiminin zamanı geldi. Bizden sonra gelen kuşakların katkılarının önünü açmak adına Ozgurlukicindeki yöneticilik görevimden ayrılmaya karar verdim. Elbette Bir yere gitmiyorum, pek çoklarının aksine küskünde değilim, yine Pardus kullanmaya devam edeceğim ve becerebildiğim kadarıyla pisi paket yaparak Pardus’a katkı vermeye çalışacağım,yapmayı planladığım başka uğraşlara yöneleceğim.

Geçen 10 ayda kusurum olmuşsa affola…


Pardus’un geleceğinin şekilleneceği Pardus’un yarını çalıştığı duyurulduğu gibi 23-24 Mart 2012 tarihlerinde yapıldı.

Çalıştay’a davet edilen yaklaşık 45 kişiden 39′ukatıldı. Katılımcılar sivil toplum kuruluşlarından , akademisyenlerden , kullanıcı topluluğu temsilcilerinden ve özel sektörden oluşan geniş bir yelpazeden oluşuyordu. Sadece ev ya da işyerinde pardus kullananlar olduğu gibi ülkemizde pardus ve linux denildiğinde otorite kabul edilen kişilerin dışında Linux dünyasında Maddog olarak bilinen Jon Hall da vardı. Proje tarafından ise ULAKBİM’in başkanı aynı zamanda da Pardus projesinin şimdiki yöneticisi Ahmet KAPLAN Geliştiricilerden Semen Cirit , Fatih Arslan , Gökhan Özbulak, Bertan Gündoğdu yeraldılar.

  1. GÜN

Çalıştayın ilk günü benim ve pekçok katılımcının merak ettiği yeni yönetimin duruşunun ne olacağıydı. Bu sorumuza cevap olabilecek davranışıda ancak Ahmet Kaplan’ın sözlerinden ve daha çok sözlerin satıraralarından öğrenebilirdik. Ahmet Kaplan’ın kafasında belirli fikirlerin olduğu açıktı ancak bu fikirlerini doğrudan söylemek yerine daha çok her fikre açık olduklarını göstermek amacıyla tüm önerileri dinleyeceklerini katılımcıların görüşlerine değer verildiğini yaptığı sunumda A. Murat Eren’in çalışmasından bölümlere yer vererek gösterdi. Ayrıca pardus projesinin tübitak tarafından sahiplenilmeye devam edeceğini projenin ölmediğini geliştirileceğini söyledi.

Ardından Semen cirit tarafından olması düşünülen organizasyon şemasını anlatarak geliştirmenin nasıl yapılabileceğini anlattı. Kaynak ve mutfak depo kavramlarından bahsetti , bireysel ve kurumsal sürüm etkileşimini açıklamaya çalıştı.

Sunumun ardından sorunların belirlenmesine yönelik olarak dört masaya ayrılmış olan katılımcılardan iki masanın Pardus’un olumlu yönlerinin , diğer iki masadan da olumsuz yönlerinin postitlere yazılmasını daha sonra yazılanların analiz edilerek bir sonuca varılacağı söylendi. Bu yönteme katılımcıların çoğunluğu tarafından “zaten herkes sorunların ne olduğunu biliyor bununla zaman harcamayalım” denilerek itiraz edildi. Bir süre yöntem tartışması yapıldıktan sonra katılımcıların önerisi kabul edilerek “serbest” denilebilecek bir tartışma ortamına geçildi. Tartışmada başta Necdet Yücel olmak üzere Doruk Fişek , Hakan Uygun sorunları dile getirdiler. Yine Ahmet Kaplan tarafından yazılan 17 maddelik sorun listesi 1′den 5′e kadar puanlanarak değerlendirildi değerlendirme sonucunda en önemli sorunun Başarısız proje yönetimi olduğu ortaya çıktı.

Çalıştayın üzerinde en çok durulan konularından biriside Pardus’un kendi paket yönetim sistemi olan Pisi üzerineydi. Bazı katılımcılar ve anladığım kadarıyla Maddog’da Pisi gibi paket havuzunda az görece az sayıda paket bulunan ve yaygın bir kullanımı olmayan paket sisteminde diretmenin anlamsız olduğu deb gibi daha yaygın bir paket sistemine geçilmesi gerektiği savunuldu. Bunun üzerine Onur Küçük tarafından pisi’ye neden ihtiyaç duyulduğu açıklandı Kendi adıma ben açıklamadan ikna oldum teknik yönleri konusunda bir söz söyleyemeyeceğim ancak kişisel isteğim pisi ile devam etmek çünkü ben onu seviyorum :) . Paket sayısının azlığı konusunda da Ahmet Kaplan “ne yapalım 10 lira verip topluluğa paket mi yaptıralım “dedi bunun üzerine bende topluluk sizden para değil cevap bekliyor, topluluğu önemseyin, sorularına cevap verin onları geliştirici adayı olarak aylarca bekletmeyin çocuk azarlar gibi azarlamayın yeter dedim. Eğer böyle olursa paket sayısının kısa sürede artacağını zaten plo ve Pardususer.de depolarından pekçok paketin olduğunu söyledim.

    1. GÜN

İlk gün konuşulanların daha çok sorun belirleme olduğunu kabul edersek ikinci günüde yapılacakların ortaya konduğu bir gün olduğunu söyleyebilirim. Katılımcıların ve proje yönetimin ortaya koyduğu fikirleri özetlemek gerekirse;

  •  Pardus Türkçe desteğini en iyi sağlayan dağıtım haline gelmeli
  • Donanım sürücü problemlerinin en aza indirilmesi için ülkeye giren donanımların linux sürücüsü olma zorunluluğu olmalı
  • Pardus sadece masaüstü kullanıcılara değil sunucu , mobil ve diğer alanlara da yönelmeli.
  • Dağıtım yaratıcı olmalı kendini tekrar etmemeli
  • Yapılan çalışmalar uluslararası topluluğa aktarılmalı ve kabul ettirilmeli

TÜBİTAK

  • Koordinasyonu yapsın
  • Ar-ge çalışmalarını yapsın ya da yaptırsın
  • STK’lar da yönetime katılsın*
  • TÜBİTAK STK’lara devretsin projeyi, STK’ları fonlasın
  • Kamu projelerini KİK’e bağlı olmadan üstlensin
  • Fon ayırsın
  • Üniversitelere / okullara yönelik eğitim-pazarlama faaliyetleri yapsın
  • Google Summer of Code’un Türkiye’ye uygulanmısını yapsın
  • Linux dağıtımı yapmak ile kendini kısıtlamasın, genel olarak özgür yazılımı desteklesin sadece Pardus’a değil özgür yazılımlara olan desteğini arttırarak devam ettirsin
  • Sadece temel paketleri yapsın, gerisini topluluk halletsin
  • Arkasında durarak Pardus’un marka değerini yaratsın/yükseltsin
  • Kurum olarak projeyi sahiplensin
  • Toplulukla daha iyi ilişkiler kursun topluluk ihtiyaçları konusunda yardımcı olsun Bireysel sürüm topluluğun yoğun katılımıyla sürdürülmeli.
  • Şeffaflık ve saydamlık sağlasın
  • Şirketlere/kişilere iş dağıtarak iş yaptırsın
  • Standartlar konusunda takipçi olup, söz geçirmeye çalışmalı
  • Basınla ilişkilerin sürekli olmalı, sağlıklı olmalı, yanlış bilgilendirme yapılmamalı
  • PKD davasının çözümlenmeli
  • Sunucu sürümü yapmalı

* Proje yönetimin katılımcı bir şekilde yapılabilmesi amacıyla bir Kurul oluşturulmasına karar verildi. Kurulun yapısı şöyle olacak

  • Pardus çözüm ortaklarından temsilcisi
  • Kullanıcı topluluğu temsilcisi
  • STK temsilcisi
  • Üniversite (akademik) temsilci
  • Kamu kurumlarından temsilci
  • TÜBİTAK temsilcisi
  • Geliştirici topluluğu temsilci
  • TÜBİTAK geliştirici temsilcisi

Eşitlik durumunda TÜBİTAK temsilcisi karar verecek.

Kurulun özellikleri:

  • Şeffaf olacak
  • Belgelendirme yapılacak (hem Türkçe, hem İngilizce)
  • Projeyle ilgili her türlü kararı alacak en yetkili merci olacak
  • Kurul üyeleri atama ile değil kendi temsil ettikleri topluluk topluluk tarafından seçilecek

 

SONUÇ

Yapılan tartışmaların ardından ortaya atılan fikirlerin sonucunda çalıştayında sonucu olarak yazabileceğimiz aşağıda iki başlıkta yazdığım konular üzerinde uzlaşı sağlandı

YOL HARİTASI

  • Danışma kurulunun belirlenmesi ve kurulması
  • Organizasyon yapısının belirlenmesi
  • Kurumsal sürüm – uzun ömürlü, en az sayıda paketten oluşması

    Bireysel sürüm – kısa ömürlü, çok sayıda paketten oluşan, son teknolojiyi takip eden bir yapıda olması

  • Kurumsal sürümün tamamının TÜBİTAK tarafından desteklenmesi
  • Bireysel sürümün temelinin TÜBİTAK tarafından desteklenmesi
  • Tanımlanabilir, hızlı çözülmesi gereken ya da uzun süredir çözülmeyen bir ihtiyacın TÜBİTAK tarafından özel sektöre yaptırılması
  • Uzun soluklu, yakın zamanda çözümüne gereksinim duyulmayan çalışmaların üniversitelere araştırma projesi olarak verilmesi

Ayrıca ;

  • Pardus sertifikasyonu (eğitmen, teknik destek elemanı, kullanıcı), denk sertifikalarının belirlenmesine
  • Yerelleştirme, Türkçe belgelendirme ve çevirilerin TÜBİTAK tarafından fonlanmasına
  • Üniversitelerde verilen Linux eğitimlerinin koordine edilmesine
  • Bir dağıtım özgür yazılım politikası belgesi hazırlanmasına
  • Ankara’da kamunun, İstanbul özel sektörün toplanacağı birer etkinliğin düzenlenmesine
  • CD, çıkartma ve benzeri promosyon malzemelerinin TÜBİTAK tarafından basılarak hem özgür yazılım hem de bilimsel etkinliklerde dağıtılmasına
  • Geliştiricilere yönelik atölye çalışmalarının düzenlenmesi ve fonlanmasına

kararı verildi.

 

Çalıştaya ilişkin Necdet Yücel ‘in blog yazılarınıda (1-2-3) okumanızı öneririm. Benim çalıştaydan anladıklarım bunlardı eksikler, hatalar, yanlış anlamalar ya da yorumlamalar olabilir. Sadece benim yazımı değil diğer yazılarıda okuyarak çalıştay hakkında genel bir fikir edinebilirsiniz.

Kullanıcı topluluğunun temsilcilerinden biri olarak katıldığım çalıştayım benim açımdan en önemli iki kararı daha doğrusu TÜBİTAK adına Ahmet Kaplanın söylediği Pardus kesinlikle öldürülmediği, Bireysel sürüm’ün devam ettirileceği ve Pardus projesinin stratejik kararlarını alacak bir kurul’un kurulacağı sözleriydi. Şimdi bize düşen temsilcimizi belirlemek , bireysel sürümün gelişmesi için çalışmalar yapmak ve TÜBİTAK’ın taahhütlerini yerine getirmesini beklemek bundan da önemlisi Pardus kullanmaya devam etmek.

DAHİ ANLAMINDAKİ DE AYRI YAZILIR.

 Evet biliyorum böyle ancak ben dilbilgisi iyi olan biri değilim yazımda yazım hataları olabilir aksini iddia etmiyorum. Yazdıklarımın özünün eleştirileceğini umuyorum. Ancak kişisel husumetleri nedeniyle içlerinde barındırdıkları kinleri benim dilbilgisi hatalarım üzerinden kusmak isteyenlerin yorumlarını cevap vermeyecek olsam da yayınlayacağımı bilmenizi isterim.



İkinci gün sadece öğleye kadar süren çalıştayda iki oturum yapıldı. Bunlardan ilkinde daha önce üzerinde konuşulan sorunlar için katılımcıların önerileri alındı. Herkesin üzerinde anlaştığı bir şey varsa o da Pardus'un marka değeri düşünülerek TÜBİTAK'ın Pardus'un arkasında durması gerektiği ama yönetim konusunda ne kadar uzaklaşabilirse o kadar iyi olacağı idi.

Projenin tamamen TÜBİTAK tarafından yürütüldüğü dönemde bile ne kadar kullandırılabildiği ortada iken sadece topluluk tarafından geliştirilen bir dağıtımın nasıl bir kitleye kullandırılabileceği tahmin etmek zor değil. TÜBİTAK'ın yönetimine karışmaması ama finansman sağlaması da hem hizmet alımı yoluyla, hem topluluğa katılımcılık sağlamakla, hem de projelere destek sağlanması yoluyla yapılabilir. Yeni yönetim bu üç yolu da destekler yönde açıklamalar yaptı.

Yetkiler TÜBİTAK tarafından kullanılmayacaksa kimler tarafından kullanılacak sorusu üzerinde tartışıldı uzunca bir süre. Bunun için bir kurul oluşturulması ve kararları bu kurulun alması fikrine herkes sıcak baktı. Aşağıda bu kurula kimlerin katılması kararlaştırıldığı bilgisi var. Üzerinde tartışma yaşanan tek konu kurulda yer alacak geliştirici sayısı oldu. Benim teklifim üzerine biri TÜBİTAK çalışanı olmayan geliştiricinin bu kurula girmesi konusunda anlaşıldı. Hakan Uygun kurulda hiç geliştirici yer almamasını önerdiyse de çoğunluk kararıyla biri kurum çalışanı olmak üzere iki geliştiricinin bulunması, karar alma aşamasında oylarda eşitlik olması halinde proje yöneticisinin oyunun çift oy sayılması benimsendi. Kurul üyelerinin nereyi temsil ediliyorlarsa orası tarafından seçilmesi üzerinde de anlaşıldı.
Ben bu kurulun kurulmasını ve karar alma mevkiinde Pardus proje yöneticisinin amiri olmadığı birilerinin bulunmasını ve onların çoğunluk oluşturmasını çok önemsiyorum. Bir önceki blog girdisinde bu konuda yazdığım yazıya sayın Tekman'ın yaptığı yorumları okumak isteyebilirsiniz. Oluşturulacak bu kurulun şeffaf olması ve ilk görev olarak kurulun çalışma esaslarını ve yapısını belirlemesi kararlaştırıldı.

Son oturumda ise bütün katılımcılar bir aradayken bir ortak bildiri yazmaya çalıştık. En iyi bilgisayar kullananımız olarak Doruk Fişek klavye başına geçti. Hazırlanacak bildirinin basına da verilebileceği hesaba katılarak mümkün olan en kısa halde yazmaya çalıştık. Üzerinde çoğunluğun anlaşamadığı konuları 'bu konu tartışıldı ama mutabakat sağlanamadı' şeklinde yazmadık. Biz hazırladığımız metnin üzerinden tekrar geçilir ve öyle yayınlanır diyorduk ama gördüğünüz gibi aynen yayınlandı. Elbette daha iyi bir metin hazırlanabilirdi ama bir buçuk günde böyle kapsamlı bir konuyu, endişeli ve daha önce bir araya gelmemiş taraflar olarak ancak bu kadar toparlayabildik.

Özet olarak: TÜBİTAK Pardus'un kurumsal sürümünü kendi sürdürecek, bireysel sürüm için ise topluluk, firmalar ve projelere destek olacak.

Yazdığım bu üç yazıdan sonra hakkımda 'bir toplantıya gitti, anlatılan herşeye inandı' diye düşünenler olacaktır. Ben ilk yazıda da belirttiğim gibi Pardus anasayfasında yarım sayfalık bildiriyi okuyanlara orada neler olduğunu olabildiğinde ayrıntılı yazmak istedim. Vaat edilen herşeyin olacağına inanmak için gelişmeleri görmek ve ona göre karar vermek gerekecek. Yıllarca bir mail adresini vermeyen bir projeden inandırıcılık için sağlam şeyler görmek gerekiyor.

Belki de en önemli soru olan eski yönetimin küstürdüğü geliştiriciler ve yeni yönetim döneminde ayrılan geliştiricilerden sonra bu projenin devam etmesi için yeterli insan gücü ve motivasyon kaldı mı sorusunun cevabını zamanla hep birlikte göreceğiz.
25
Mar
Öğleden sonra oturumu tamamen 'sorun belirleme çalışması'na ayrılmıştı. TÜSSİDE'de her yapılan etkinlik için uygulanan; herkesin post-it'lere başlıklar yazması ve sonra bunların değerlendirilmesi yöntemini uygulamayı denediler. İki yıl önce yapılan Pardus Zirvesinde de aynı acayip şey denenmişti. Sorunları daha önce forumlarda, bloglarda, bugzilla'da o kadar çok yazmış, o kadar farklı yerde konuşmuştuk ki bu öneriye büyük direnç gösterdik. Yaklaşık bir saat süren bir inatlaşmanın sonunda Ahmet hocanın müdahalesiyle bu badireyi atlattık. Bunun ardından Pardus hakkında sorun olarak dile getirilen konuları 1 ile 5 arasında değerlendirmemiz istendi. Aşağıda salonda yapılan değerlendirme sonuçlarının bir görüntüsü var.
Projenin en önemli sorununun 'başarısız proje yönetimi' olarak çıkmasına şaşırmadım ben. Nasıl takım kazandığında teknik direktör omuzlarda taşınıyorsa, kaybedince onun başarısız sayılması işin doğası zaten.

PiSi paket yönetim sistemi projenin en çok eleştiri aldığı konulardan bir diğeri oldu. Diğer dağıtımların çoktan çözdükleri sorunları yeniden çözmeye çalışmak elimizdeki sınırlı kaynağın gereksiz yere harcanması oluyor yönünde uzunca konuşuldu. İşin doğrusu deb ve rpm'nin yapamadığı neyi pisi yapıyor (veya daha iyi yapıyor) ve bunun için harcanan emeğe değiyor mu soruları tatmin edici cevaplar da verilemedi. Özellikle Pardus ve Ubuntu depoları arasında muazzam büyüklük farkı ne zaman kapanır, kapanmamasına karşılık önde olduğumuz hangi konu var en çok dile getirilen konulardı. Maddog her söz alışında emeği boşa harcamayın uyarısında bulundu. Pardus'u sürdürmek yerine bir başka dağıtıma destek olmak, onu daha iyi hale getirip kendimiz de kullanmak önerisi getirilmesine rağmen yandaş bulamadı.

Sorunlarla ilgili konuşmaların arasında Ahmet hocaya Kurumsal ve Bireysel sürümlerin akibetinin ne olacağı da soruldu. TÜBİTAK'ın yaptığı sözleşmeler gereği Kurumsal sürümün mutlaka devam edeceğini hepimiz zaten tahmin ediyorduk. Ahmet hoca bireysel sürümü de devam ettirmek istediklerini ama bunu önceden devam eden yöntemle yapmak istemediklerini söyledi. Yapılacak işlerin bir kısmını topluluğa, bir kısmını da özgür yazılım şirketlerine yaptırabileceklerini söyledi. Zamanında Erkan Tekman'la da konuştuğumuz TÜBİTAK'ın özgür yazılım projelerine destek olması konusunu Ahmet Kaplan'a da sordum ve bu konu üzerine çalıştığını hatta işlemlerin imza aşamasına geldiğini söyledi. Bu konu hakkında daha uzun yazacağım.

Hepimiz gibi Ahmet Kaplan da proje ile ilgili yapılması, değiştirilmesi gereken çok şey olduğunun farkında. Onun aklından geçenler bizimkilerle aynı mı, onu yakında göreceğiz elbette ama kendisinin söylediklerini maddeler halinde şöyle not aldım:

  • TÜBİTAK özgür yazılımlara desteğini arttırarak devam ettirmek istiyor.
  • Pardus projesinin çok daha yetkin hale getirilmesi ve paket sayısının arttırılması hedefleniyor.
  • Türkçe desteğini en iyi sağlayan işletim sisteminin Pardus olması hedefleniyor.
  • Donanım sürücüsü problemlerinin en aza indirgenmesi planlanıyor. Bunun için bir genelge ile kamunun donanım alımlarında linux sürücüsünün sağlanmasının zorunlu olması konuşuldu.
  • Pardus'un sadece masaüstü kullanıcıları hedefleyen bir ürün olması yerine, sunucu, sanallaştırma ve bulut teknolojisi gibi konulara da eğilmesinin önemli olduğu düşünülüyor.
Pardus ile ilgili eleştirilerin en öne çıkanı karar süreçlerine dışarıdan katkı alınmamasıydı. Yeni yönetim elindeki yetkleri sonuç bildirisinde de yazılan bir kurul ile paylaşmak ve bir ortak akılla hareket etmek istediğini beyan etti. Bu çabayı çok önemli buluyorum. Camia Zirvesinde de adı geçen ama uygulamaya geçmeyen PATİK tamamen TÜBİTAK çalışanlarından oluşuyor ve pratikte bir yetki devri içermiyordu. Bu konu hakkında bir sonraki yazımda daha fazla şey yazacağım.

Konuşulan bir diğer konu da Pardus bilgisinin yeterliliğini gösteren bir sertifika verilmesi ve Pardus eğitimi konusuydu. Bu konuda da yeni bir sertifika icat etmek yerine belki lpi sertifikasının kullanılabileceği konuşuldu ama paramız yurt dışına gidecekse olmasın diyenler de oldu. Yeni bir eğitim programı hazırlanması beraberinde eğitimcilerin eğitimi ve müfredat hazırlığı gibi ek konuları da getiriyor elbette.

Birinci gün bittiğinde hepimizin aklında Pardus'un bitmediği vardı ama nasıl devam edeceğini de tam anlayamamıştık. Bütün akşam farklı gruplar halinde n'olacak bu Pardus'un hali diye konuştuk.
Çoğumuzun merakla beklediği Pardus'un Yarını Çalıştayı yaklaşık 30 kişinin katılımıyla Gebze'de düzenlendi. Çalıştayın hemen ardından bir sonuç metni yayınlandı. Bu metin aylardır geliştirilmesi durmuş, yönetimi değişmiş, geliştiricilerinin büyük çoğunluğu ayrılmış olan Pardus'la ilgili merak edilen tüm sorulara cevap olmadı. Zaten bu kadar kısa bir metinden bunu da beklememek lazımdı bence. Toplantıya katılmayanlar için olan biteni aldığım notlardan özetleyeyim istiyorum. Daha sonra kendi yorumlarımı içeren bir yazı da yazacağım. Olanları hikayeleştirmekten çok aldığım notları paylaşacağım bu yazıda.

Öncelikle katılımdan başlayayım. Yakın zamanda ayrılmış TÜBİTAK çalışanlarından Onur Küçük ve Fatih Aşıcı, Özgür Yazılım A.Ş.'den Doruk Fişek ve Hakan Uygun, Ünivesitelerden Mustafa Akgül, Mustafa Karakaplan, Hüseyin Yüce ve ben, Özgürlükiçin'den Sezai Yeniay ve Zeki Bildirici, Endersys'den İsmail Yenigül ve Barış Şimşek, camiadan tanıdığımız Ali Vardar, Nihat Karslı ve Hakan Hamurcu, halen TÜBİTAK çalışanı olan Fatih Arslan, Bertan Gündoğdu, Gökhan Özbulak ve Semen Cirit toplantıda vardı. Bunun yanında Pardus kullanan kurumlardan temsilciler ve benim bu listeyi yazarken aklıma gelmeyen ama sonradan o da vardı elbette diyeceğim birkaç kişi daha katıldı toplantıya.

Toplantı aynı zamanda ULAKBİM'in de müdürü olan Ahmet Kaplan'ın konuşmasıyla başladı. Hepimiz tavrının nasıl olacağını merak ediyorduk. Benim tahminimin çok üzerinde bir sahiplenmeyle konuştu Ahmet hoca. İlk olarak 'Pardus ölmedi, daha büyük bir ortamda yaşayacak' mesajını verdi. Pardus projesinin yerinin BİLGEM'den ULAKBİM'e taşındığını söyledi. Bu çalışmaların artık Ankara'da devam edeceği anlamına geliyor. Ahmet hoca toplantıya gelmeden önce A.Murat Eren'in camia'dan topladığı eleştirileri okuyup üzerinde çalışmış; hem orada yazanların hem de Öİ ve PLO forumlarındaki eleştirilerin değerlendirildiğini görmek güzeldi. Konuşma sırasında aldığım notlar arasında 'Pardus'un sadece bir işletim sistemi olmasının ötesinde diğer özgür yazılım projelerine öncülük edecek bir proje olmasının hedeflenmesi' ve 'F@tih Projesindeki etkileşimli tahtalarda iki işletim sisteminin birden olduğu, bazı tahtaların deneme aşamasında sadece Pardus içerecek şekilde üretildiği, göstereceği performansa bağlı olarak diğer tahtaların da öntanımlı olarak Pardus ile açılmasının gündemde olduğu' bilgileri de var. Bir diğer üzerinde çok durulan konu ise Türkçe desteğinin arttırılması ve Pardus'un en başarılı Türkçe desteği veren işletim sistemi olmasıydı. Bunun için kaynak yaratmak ve motivasyon sağlamak için yöntemler deneneceğinden bahsedildi. Yaygın etkisi daha büyük olacak bir konu olarak kamunun donanım alımlarında linux sürücüsünü aramasının zorunlu tutulması konuşuldu. Bu konuşma daha çok yeni yönetimin Pardus'a nasıl baktığının anlatılması şeklinde geçti.

İkinci konuşma bir önceki Pardus Zirve'sinde olduğu gibi Semen Cirit tarafından yapıldı. Semen sanki tarihinin en sıkıntılı döneminde bir projeden bahsetmiyormuş gibi organizasyon şemaları falan gösterdi. Mutfak depo gibi benim hiç duymadığım terimleri kullanıp kimse için bir anlamı olmayan bir sunum yaptı. Proje hakkındaki 'düşündük, planladık, anlaştık' denilen şeylerin bazılarını ilk defa bu sunumda duydum. Çay arasında bunu söylediğimde aldığım cevaplar kesinlikle tatmin edici değildi. Karar alma süreçlerinin bu kadar kapalı olduğu, kararların bir kısmının diğer geliştiricilere tebliğ dahi edilmediği bir özgür yazılım projesinin sorun yaşaması kaçınılmazdı zaten. Bu kadar ayakları yere basmayan, projenin durumuyla ilgisi olmayan bir sunum keşke yapılmasaydı. Tamamen vakit kaybı oldu.

Üçüncü konuşmada Jon 'Maddog' Hall hepimizin bildiği şeylerle başladığı konuşmasının ilerleyen bölümlerinde diğer ülkelerdeki tecrübelerini paylaştı. İşbirliğinin ve birlikte çalışmanın öğretilebilir şeyler olduğundan ve bilgisayarların düzgün çalışmamasından dolayı oluşan kayıplardan bahsetti. Lisans bedellerine verilecek paralarla ne kadar mühendis çalıştırılabileceğine dikkat çekti. Bağışlanan yazılımların aslında bedava olmadıklarını, parasız verilen ilk uyuşturucu gibi olduklarını anlattı. Markaya bağımlı yapılan işlerin ne kadar kısa sürede temelsiz kalabileceğini dramatik örneklerle gösterdi. Pardus özelinde projenin hedefinin iyi belirlenmesi gerektiğini, başka dağıtımların daha önce çözdüğü şeyleri yeniden çözmek yerine ihtiyaç duyulan şeylerin yapılmasına yönenilmesini önerdi. Debian veya başka bir dağıtımın paket yönetim sistemini kullanıp kendi teknolojilerini geliştirmeye odaklanmanın da bir yöntem olduğunun çokça üzerinde durdu.

Öğleden sonra yapılan sorun belirleme çalışmasıyla ilgili ikinci bir yazı yazacağım.
20
Mar
Biz pardus'un yarını ne olacak diye tartışaduralım, dünya bambaşka işlerle uğraşıyor. İnsan kafayı kaldırıp etrafa bakınca aslında nelerle uğraşılabileceğini yeniden anlıyor.

Örneğin Debian her yıl nisan ayında yaptığı Debian Proje Lideri seçimlerine hazırlanıyor. Debian'ı dışarıda temsil eden, içeride ise koordinasyon ve iletişimden sorumlu olan proje lideri seçimleri için 1-14 nisan arasında oy kullanılacak. Bu yıl seçimlerde 3 aday var: iki yıldır bu görevi sürdüren Stefano Zacchiroli, daha önce iki kere aday olmuş ama seçilememiş Wouter Verhelst ve Gergely Nagy. Hepsi daha önce debian için ne yapmışlar, şimdiki hedefleri neler ayrıntılarıyla yazmışlar. Elin oğlu dağıtım için neleri hedefliyor diye okumakta fayda var.

Binden fazla geliştiriciyle bu düzeni devam ettirebilen Debian'dan alınacak çok ders var.
15
Mar

GörselÖnümüzdeki hafta Pardus’un geleceğinin belirleneceği bir çalıştay düzenleniyor. Bende topluluk yöneticisi sıfatımdan dolayı çalıştaya davet edildim.

Çalıştayla ilgili yaptığımız haberlere yapılan yorumlar  çeşitli ; bazıları çalıştaydan umutsuz , bazıları bunun bir dayatma çabası olduğunu düşünüyor, bazıları herşeyin yoluna gireceğini umuyor. Bense bu konuda bir yorum yapmamaya çalışıyorum. Çünkü gelecek henüz yazılmadı. Duruşumuz sonucu etkileyecektir. Ben ve adlarını bildiğim diğer katılımcılar Necdet Yücel ve Zeki Bildirici de inandıklarımızı , olması gerekenleri yani doğruları söyleyeceğiz. Özgür yazılımın özelde de Pardus projesinin  bir paydaşı olarak görevimizi yerine getireceğiz. Karar verici olmayabiliriz ama verilecek kararı belirlemekte etkisi olacak kişiler olduğumuza inanıyorum/inanmalıyız.

Çalıştaya bu düşüncelerle katılacağım. Sonuç ne olursa olsun biz doğru durduk eğer eğriler varsa onları da çalıştay sonrası buradan okuyabilirsiniz.


4
Mar
Daha önce Pardus Camia Zirvesi'ne katılmış biri olarak yine sadece davetlilerin katılabileceği bir etkinlik olan Pardus'un Yarını Çalıştayı'na da katılacağım. 2010 Ağustos'unda yapılan etkinliğe Pardus'un gidişatından hoşnut olmayanların pek azı katılmıştı. Sonucundan umutlu olmadığın bir etkinliğe hiç katılmamak bir tercih meselesi. 'Nasılsa kendi bildiklerini yapacaklar, benim katılımımla da bunu meşrulaştıracaklar' diyerek veya başka gerekçelerle katılmayanlara elbette saygım var. Benim tercihim söyleyecek bir şeyim varsa sonradan bunu söyleseydim diye düşünmek yerine gidip orada bunu söylemek yönünde olacak.

Bir buçuk gün sürecek çalıştayın ilk gününde Jon Hall 'Özgür Yazılım: Dünya Perspektifi' konulu bir konuşma yapacak. Geri kalan zamanda ilk gün 6 saat, ikinci gün 3 saatlik toplantılar var.

Daha önce de söylediğim gibi bu çalıştaydan umutlu değilim. Yapılacakların önemli bir kısmına zaten karar verildiğini düşünüyorum. Benim ne yapılmasının uygun olacağını düşündüğümü de buraya yazayım, nasılsa bir sır olmadığı gibi ilk defa da ben söylemiyorum. Zamanında Redhat'in içinden Fedora'nın çıkartılması gibi bir yöntemin Pardus için de uygun olacağını düşünüyorum. Topluluğa devredilecek hakların bizdeki mevzuat yüzünden bir vakıf yerine bir derneğe verilmesi belki daha uygun olabilir. Bu mevcut bir dernek olabileceği gibi yeni kurulacak bir dernek de olabilir. Tübitak kurumsal olarak Pardus'u geliştirmeye devam edecek gibi duruyor (hatta söylentilere göre merkez Ankara'ya taşınacakmış). Topluluk dağıtımına yönetim olarak karışmadan geliştirilmesine destek vermesinin mümkün olacağına inanıyorum. Tübitak tek işi bu topluluk dağıtımının geliştirilmesi olan bir grup geliştirici çalıştırabilir. İş yükünün geri kalanını özgür yazılım camiası kendi üstlenirse bu yapı devam eder. Elbette Tübitak'ın Pardus'la ilgili haklarından bazılarını devrederken yeni dağıtıma vereceği desteği de iyi tarif etmesi ve kesin bir şekilde taahhüt etmesi gerekir.

Çalıştaydan sonra olanları ayrıntılı yazmayı planlıyorum. Sizin dile getirilmesini istediğiniz şeyler varsa yorum olarak ekleyebilirsiniz ama bunların 'paket yöneticisi şöyle değişsin', 'masaüstü şu olsun' şeklinde değil de 'bu mevzu şöyle devam etsin/etmesin' şeklinde olması daha yararlı olur diye düşünüyorum.
6
Şub
Hepimiz Pardus'un yarını hakkında bir çalıştay yapılacağını bir şekilde duyduk. Bu çalıştaya bütün Pardus kullanıcılarının çağırılmayacağı çok açık. Tahmin ediyorum eski/yeni geliştiricilerin de önemli bir kısmı bu çalıştayda bulunmayacak. Emin olmamakla birlikte ben bu toplantıya çağrılacağım yönünde şeyler duydum.

Bu toplantıda dile getirilmesini istediğiniz görüşleriniz varsa buraya yazarsanız toplantıda dile getirmeye çalışacağımı henüz vakit varken yazmamın iyi olacağını düşünüyorum. Hakarete varmayan her görüşü imkanlar ölçüsünde toplantıya taşıyacağım.

İşin doğrusu toplantıdan ümitli değilim ama son bir sözümüz varsa onu söyleyip öyle ayrılalım diyorum.
1
Şub

Herkese merhaba ;

Pardus’un başına gelen son gelişmeleri kısa bir şekilde buraya yazmak istedim.

Uzun süredir ara verdiğim blog yazılarına böylesine üzücü bir haberle devam etmek istemezdim.

Üzücü haber ise Pardus’da ki son durumun pek iç açıcı olmaması, olay kısaca Pardus’a verilen önemde bariz bir değişim olması.

Öyle ki zaten fiili olarak sonu gelen “Pardus 2011″ sürümü resmi olarak sonlandırıldı. [1]

Böylece desteği devam eden bir bireysel sürüm kalmadı. Şuan desteği devam eden tek Pardus sürümü “Kurumsal 2″…

Sadece bu da değil Pardus’un başına gelenler. Aynı zamanda devletin desteğini azalttığını da söyleyebiliriz. Zaten ekip de yazdan beri sürekli bir küçülme var. Önce topluluk da ardından geliştirici kadrosunda gördük bu olayı.

Neden bilmiyorum ama galiba birileri istemiyor bu projeyi. Bir çok insan da böyle düşünüyor. Zira durum apaçık ortada.

Her neyse, önemli olan Pardus’a ne olduğu değil ne olacağı.

Bence bundan sonra önemli olan kullanıcıların tepki göstermesi ve örgütlenmesi. Zira projede bu kadar yol katedildikten sonra, bu kadar kullanıcı kitlesi oluştuktan sonra bırakmak olmaz.

Gelişmeler için Pardus e-posta listelerini takip etmenizi öneriyorum. [2]

Bir kullanıcının konuyla ilgili harika görüşünü aktarıyorum.

“Kimya öğretmeniyim. Laboratuvarımda bilgisayarda Pardus yüklü ve bir dönem boyunca tüm derslerde animasyonları sunuları hep Pardus’la gösterdim. Pardus kullanmalarını önerdim, dersin son bir iki dakikasını tanıtıma ayırdım. Şimdi o kadar ısrarımın, tanıtımın ardından bir öğrencim gelip de Pardus projesi bitmiş hocam derse, ben ne diyeceğim o çocuklara ? ”

Konuyla ilgili söylenecek son şeyi de arkadaşım Hüseyin Özkan söyledi ; “Yazık oldu !”

Ps: Bir de konuyla ilgili bir çalıştay olacakmış ama hala ayrıntıları belli değil.


Görsel : http://oluharfler.blogspot.com

[1] http://lists.pardus.org.tr/gelistirici/2012-January/057195.html
[2] http://liste.pardus.org.tr/mailman/listinfo/pardus-camia

31
Oca

Sanal makine işlerim için genelde Virtualbox kullanıyorum. Geçenlerde üzerinde çalıştığım makinelerin birinde disk alanı yetmemeye başladı. Kısa bir araştırmadan sonra ufak bir iki işlem ile disk boyutunu artırabileceğimi buldum. Öncelikle sanal makinenin ayarlarından Depolama bölümüne gelerek, ilgili kontrolleyici üzerinde yeni bir hard disk ekliyoruz.

Burada “Create new disk” seçeneği ile devam ederek yeni oluşturacğımız disk boyutunu istediğimiz gibi vererek yeni sanal diskimizi oluşturuyoruz.

Ardından kullanıcının ev dizinindeki “VirtualBox VMs” klasöründeki ilgili sanal makinenin dizinine giriyoruz. Burada yeni oluşturduğumuz sanal diski görebiliriz.

Yapacağımız son işlem eski sanal diski yenisininin üzerine klonlamak. Bunu yaparak eski sanal disk üzerindeki tüm verilerimizin, boyutunu artırdığımız yeni sanal disk üzerine kopyalanmasını sağlıyoruz. Bunun için aşağıdaki komutu veriyoruz:

$ vboxmanage clonehd pardus2011.vdi pardus2011_new.vdi –existing

Bu komuttan sonra aşağıdaki çıktıyı almamız gerekiyor.

0%…10%…20%…30%…40%…50%…60%…70%…80%…90%…100%
Clone hard disk created in format ‘VDI’. UUID: 466f5ad3-daf5-4974-8c85-2323357bf446

Artık VirtualBox üzerinde eski sanal diski kaldırıpi yenisini göstererek sanal makinemizi başlatabiliriz. Sanal makine tekrar açıldığında yeni disk üzerindeki ilave alan biçimlendirilmemiş görünecektir. Örneğin eski sanal disk 10 GB ise ve biz 15 GB’lik bir yeni sanal disk oluşturmuş isek, bu 5 GB lik alan biçimlendirilmemiş olacaktır. Kullanılan işletim sistemine göre bu ilave alanı eskisinin üzerine eklemek gerecektir.

Share

21
Oca

Kafamız biraz karışmış sanki bu dönem. Ekonomik sıkıntılar ya da bir yılın daha ne kadar çabuk geçtiğine olan şaşkınlığımızdan kaynaklanmıyor bu kafa karışıklığı elbette.

Evet bir yıl daha geçti ve 2012′ye girdik önceden yılların geçmesi bu kadar etkilemiyordu beni bir de 2007′den bu yana her yeni yılı yeni bir Pardus sürümünün gelmesinin habercisi olarak görmem senelerin geçip gidiyor olmasının acısını hafifletiyordu bir nebze de olsa. Şimdiyse 30′lu yaşlarda hızla ilerliyor olmam ve 2007′den bu yana ilk kez yeni bir sürüm beklentisinin olmaması artık gelişmeleri nasıl yorumlamam ne gibi sonuçlar çıkarmam gerektiği konusunda bir çıkmaza sokuyor beni.

İşte bu yazı da tam bu nedenle sadece bu yazıyı okuyan sizlere değil kendime de bir açıklama niyetiyle yazılıyor.

“Kendisi gibi olanlar uzun ömürlü olurlar , kendimiz gibi olursak bu dünyada kadim oluruz”

Hepimizin uzun zamandır yakından ilgilendiği Pardus projesi pek çoğumuz için sadece bir GNU/Linux dağıtımı olmanın çok ötesinden anlamlar ifade ediyor kimimiz güvenlik , kimimiz milli manevi kimimiz de sadece bir yakınımız kullandığı için kullanmaya başladık Pardus’u yine pek çoğumuz Windows’dan Pardus’a geçişi bu gün gibi hatırlıyor ,yaptığı acemilikleri , “bilgisayardan iyi anlıyorum” derken aslında anladığının windows olduğunun farkına vardığındaki çaresizliği ve eksikliği. Bilgisyarın karşısında oyun oynamak ya da haber sitelerinde dolaşarak geçirdiğimiz saatlerin Pardus ile tanışmamızla beraber Pardus’u öğrenmeye bir süre sonrada pardus’u geliştirmeye evrilmesini hepimiz yaşadık. Bu dönüşüm bir süre sonra bizleri birer özgür yazılım ve Pardus savunucusu ve bu fikrin birer neferi haline getirdi . İşte bizlere bu dönüşümü yaşatan marka olan Pardus’a birşeyler oluyor!

Ne söyleyebiliriz ki ? Aslında söyleneceklerin çoğunu daha önce söyledim. Şimdi söyleyeceklerim Pardus’dan ziyade Pardus Topluluğu üzerine; Öncelikle Topluluk olarak kendimizi tanımlamalıyız. Bizler kimiz ? Neyi hedefliyoruz ? Özgür yazılım dünyasında nerede duruyoruz?

Bu soruların cevaplarını verecek değilim çünkü Tüm topluluk adına konuşamam ancak kendi adıma şunu söyleyebilirim; Benim Özgür yazılım ve Linux ile tanışmamı sağlayan Pardustur ve benim için kıymetlidir. Proje TÜBİTAK bünyesinde ya da değil devam ettiği sürece Pardus’a destek olmaya devam edeceğim , gelişmesi için elimden geleni yapacağım. Benim gibi düşünen Pardus kullanıcıları olduğu sürece de bu proje kolay kolay bitmez değil mi?


19
Oca
Tüm Linux kullanan oyunseverlere bir kez daha merhaba.

PlayOnLinux'un 3.8.8 numaralı son sürümü şu an Pardus 2009 için katkı deposundaki yerini aldı, Pardus 2011 için henüz şu an depolarda yer almıyor. Ancak Pardus 2011 32bit kullanıyorsanız SVN'den kendiniz derleyebilir veya derlenmiş olan paketi bilgisayarınıza indirebilir ve kurabilirsiniz. Pardus 2011 64bit kullanıcıları ise kısa bir süre daha beklemek zorundalar, çünkü Wine henüz 64bit depolarındaki yerini almadı (az sabır!).

Pardus 2011 i686 depolarında şu an için Wine'ın 1.3.11 sürümü bulunuyor ve kısa bir süre içerisinde 1.3.12 sürümü de depodaki yerini alacaktır. Yeni sürüm ile birlikte gelen hata düzeltmelerine bakıldığında bir çok sorunun giderildiğini görüyoruz. Aynı şekilde, PlayOnLinux'a son zamanlar oldukça fazla yenilik geldi ve içeriği de güncelleşti. Call of Duty: Black OpsDragon Age: OriginsLara Croft and the Guardian of LightMafia IIStar Wars: The Force Unleashed gibi oyunlar PlayOnLinux'un desteklediği oyunlar listesine girerken, listedeki daha bir çok oyunun kurulum betiği ise elden geçirildi. Böylelikle, doğrudan Linux için geliştirilen bilgisayar oyunlarının sayısı diğer platformlara göre az olsa da, PlayOnLinux sayesinde oyun zevkimizden mahrum kalmıyoruz.

Pardus 2011'in duyurulduğu ve yeni sürüm heyecanını yaşadığımız şu günlerde, herkese iyi oyunlar diliyorum :)
Bugün, Ozan ÇAĞLAYAN'ın Pardus Geliştiriciler Listesi'nde yaptığı duyuru ile Pardus Kurumsal 2 - Beta 2 sürümü duyuruldu!

Pardus Kurumsal 2'nin Beta 2 sürümünü indirmek için aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz:

İndireceğiniz ISO dosyasını DVD'ye yazabilmek için veya USB belleğe aktarmak için buradaki bilgilerden faydalanabilirsiniz.