6
Şub
Hepimiz Pardus'un yarını hakkında bir çalıştay yapılacağını bir şekilde duyduk. Bu çalıştaya bütün Pardus kullanıcılarının çağırılmayacağı çok açık. Tahmin ediyorum eski/yeni geliştiricilerin de önemli bir kısmı bu çalıştayda bulunmayacak. Emin olmamakla birlikte ben bu toplantıya çağrılacağım yönünde şeyler duydum.

Bu toplantıda dile getirilmesini istediğiniz görüşleriniz varsa buraya yazarsanız toplantıda dile getirmeye çalışacağımı henüz vakit varken yazmamın iyi olacağını düşünüyorum. Hakarete varmayan her görüşü imkanlar ölçüsünde toplantıya taşıyacağım.

İşin doğrusu toplantıdan ümitli değilim ama son bir sözümüz varsa onu söyleyip öyle ayrılalım diyorum.
5
Şub
Pardus İçin Susma!

Pardus İçin Susma!

http://lists.pardus.org.tr/pardus-camia/2012-February/000743.html

———

Görselin tam boyutu için üzerine veya buraya tıklayın.

Görselin XCF kaynak dosyası: http://dl.dropbox.com/u/38862200/pardus-susma-TASLAK-2.xcf – Dileyen alıp değiştirip kullansın diye…


1
Şub

Herkese merhaba ;

Pardus’un başına gelen son gelişmeleri kısa bir şekilde buraya yazmak istedim.

Uzun süredir ara verdiğim blog yazılarına böylesine üzücü bir haberle devam etmek istemezdim.

Üzücü haber ise Pardus’da ki son durumun pek iç açıcı olmaması, olay kısaca Pardus’a verilen önemde bariz bir değişim olması.

Öyle ki zaten fiili olarak sonu gelen “Pardus 2011″ sürümü resmi olarak sonlandırıldı. [1]

Böylece desteği devam eden bir bireysel sürüm kalmadı. Şuan desteği devam eden tek Pardus sürümü “Kurumsal 2″…

Sadece bu da değil Pardus’un başına gelenler. Aynı zamanda devletin desteğini azalttığını da söyleyebiliriz. Zaten ekip de yazdan beri sürekli bir küçülme var. Önce topluluk da ardından geliştirici kadrosunda gördük bu olayı.

Neden bilmiyorum ama galiba birileri istemiyor bu projeyi. Bir çok insan da böyle düşünüyor. Zira durum apaçık ortada.

Her neyse, önemli olan Pardus’a ne olduğu değil ne olacağı.

Bence bundan sonra önemli olan kullanıcıların tepki göstermesi ve örgütlenmesi. Zira projede bu kadar yol katedildikten sonra, bu kadar kullanıcı kitlesi oluştuktan sonra bırakmak olmaz.

Gelişmeler için Pardus e-posta listelerini takip etmenizi öneriyorum. [2]

Bir kullanıcının konuyla ilgili harika görüşünü aktarıyorum.

“Kimya öğretmeniyim. Laboratuvarımda bilgisayarda Pardus yüklü ve bir dönem boyunca tüm derslerde animasyonları sunuları hep Pardus’la gösterdim. Pardus kullanmalarını önerdim, dersin son bir iki dakikasını tanıtıma ayırdım. Şimdi o kadar ısrarımın, tanıtımın ardından bir öğrencim gelip de Pardus projesi bitmiş hocam derse, ben ne diyeceğim o çocuklara ? ”

Konuyla ilgili söylenecek son şeyi de arkadaşım Hüseyin Özkan söyledi ; “Yazık oldu !”

Ps: Bir de konuyla ilgili bir çalıştay olacakmış ama hala ayrıntıları belli değil.


Görsel : http://oluharfler.blogspot.com

[1] http://lists.pardus.org.tr/gelistirici/2012-January/057195.html
[2] http://liste.pardus.org.tr/mailman/listinfo/pardus-camia

31
Oca

Sanal makine işlerim için genelde Virtualbox kullanıyorum. Geçenlerde üzerinde çalıştığım makinelerin birinde disk alanı yetmemeye başladı. Kısa bir araştırmadan sonra ufak bir iki işlem ile disk boyutunu artırabileceğimi buldum. Öncelikle sanal makinenin ayarlarından Depolama bölümüne gelerek, ilgili kontrolleyici üzerinde yeni bir hard disk ekliyoruz.

Burada “Create new disk” seçeneği ile devam ederek yeni oluşturacğımız disk boyutunu istediğimiz gibi vererek yeni sanal diskimizi oluşturuyoruz.

Ardından kullanıcının ev dizinindeki “VirtualBox VMs” klasöründeki ilgili sanal makinenin dizinine giriyoruz. Burada yeni oluşturduğumuz sanal diski görebiliriz.

Yapacağımız son işlem eski sanal diski yenisininin üzerine klonlamak. Bunu yaparak eski sanal disk üzerindeki tüm verilerimizin, boyutunu artırdığımız yeni sanal disk üzerine kopyalanmasını sağlıyoruz. Bunun için aşağıdaki komutu veriyoruz:

$ vboxmanage clonehd pardus2011.vdi pardus2011_new.vdi –existing

Bu komuttan sonra aşağıdaki çıktıyı almamız gerekiyor.

0%…10%…20%…30%…40%…50%…60%…70%…80%…90%…100%
Clone hard disk created in format ‘VDI’. UUID: 466f5ad3-daf5-4974-8c85-2323357bf446

Artık VirtualBox üzerinde eski sanal diski kaldırıpi yenisini göstererek sanal makinemizi başlatabiliriz. Sanal makine tekrar açıldığında yeni disk üzerindeki ilave alan biçimlendirilmemiş görünecektir. Örneğin eski sanal disk 10 GB ise ve biz 15 GB’lik bir yeni sanal disk oluşturmuş isek, bu 5 GB lik alan biçimlendirilmemiş olacaktır. Kullanılan işletim sistemine göre bu ilave alanı eskisinin üzerine eklemek gerecektir.

Share

21
Oca

Kafamız biraz karışmış sanki bu dönem. Ekonomik sıkıntılar ya da bir yılın daha ne kadar çabuk geçtiğine olan şaşkınlığımızdan kaynaklanmıyor bu kafa karışıklığı elbette.

Evet bir yıl daha geçti ve 2012′ye girdik önceden yılların geçmesi bu kadar etkilemiyordu beni bir de 2007′den bu yana her yeni yılı yeni bir Pardus sürümünün gelmesinin habercisi olarak görmem senelerin geçip gidiyor olmasının acısını hafifletiyordu bir nebze de olsa. Şimdiyse 30′lu yaşlarda hızla ilerliyor olmam ve 2007′den bu yana ilk kez yeni bir sürüm beklentisinin olmaması artık gelişmeleri nasıl yorumlamam ne gibi sonuçlar çıkarmam gerektiği konusunda bir çıkmaza sokuyor beni.

İşte bu yazı da tam bu nedenle sadece bu yazıyı okuyan sizlere değil kendime de bir açıklama niyetiyle yazılıyor.

“Kendisi gibi olanlar uzun ömürlü olurlar , kendimiz gibi olursak bu dünyada kadim oluruz”

Hepimizin uzun zamandır yakından ilgilendiği Pardus projesi pek çoğumuz için sadece bir GNU/Linux dağıtımı olmanın çok ötesinden anlamlar ifade ediyor kimimiz güvenlik , kimimiz milli manevi kimimiz de sadece bir yakınımız kullandığı için kullanmaya başladık Pardus’u yine pek çoğumuz Windows’dan Pardus’a geçişi bu gün gibi hatırlıyor ,yaptığı acemilikleri , “bilgisayardan iyi anlıyorum” derken aslında anladığının windows olduğunun farkına vardığındaki çaresizliği ve eksikliği. Bilgisyarın karşısında oyun oynamak ya da haber sitelerinde dolaşarak geçirdiğimiz saatlerin Pardus ile tanışmamızla beraber Pardus’u öğrenmeye bir süre sonrada pardus’u geliştirmeye evrilmesini hepimiz yaşadık. Bu dönüşüm bir süre sonra bizleri birer özgür yazılım ve Pardus savunucusu ve bu fikrin birer neferi haline getirdi . İşte bizlere bu dönüşümü yaşatan marka olan Pardus’a birşeyler oluyor!

Ne söyleyebiliriz ki ? Aslında söyleneceklerin çoğunu daha önce söyledim. Şimdi söyleyeceklerim Pardus’dan ziyade Pardus Topluluğu üzerine; Öncelikle Topluluk olarak kendimizi tanımlamalıyız. Bizler kimiz ? Neyi hedefliyoruz ? Özgür yazılım dünyasında nerede duruyoruz?

Bu soruların cevaplarını verecek değilim çünkü Tüm topluluk adına konuşamam ancak kendi adıma şunu söyleyebilirim; Benim Özgür yazılım ve Linux ile tanışmamı sağlayan Pardustur ve benim için kıymetlidir. Proje TÜBİTAK bünyesinde ya da değil devam ettiği sürece Pardus’a destek olmaya devam edeceğim , gelişmesi için elimden geleni yapacağım. Benim gibi düşünen Pardus kullanıcıları olduğu sürece de bu proje kolay kolay bitmez değil mi?


19
Oca
Tüm Linux kullanan oyunseverlere bir kez daha merhaba.

PlayOnLinux'un 3.8.8 numaralı son sürümü şu an Pardus 2009 için katkı deposundaki yerini aldı, Pardus 2011 için henüz şu an depolarda yer almıyor. Ancak Pardus 2011 32bit kullanıyorsanız SVN'den kendiniz derleyebilir veya derlenmiş olan paketi bilgisayarınıza indirebilir ve kurabilirsiniz. Pardus 2011 64bit kullanıcıları ise kısa bir süre daha beklemek zorundalar, çünkü Wine henüz 64bit depolarındaki yerini almadı (az sabır!).

Pardus 2011 i686 depolarında şu an için Wine'ın 1.3.11 sürümü bulunuyor ve kısa bir süre içerisinde 1.3.12 sürümü de depodaki yerini alacaktır. Yeni sürüm ile birlikte gelen hata düzeltmelerine bakıldığında bir çok sorunun giderildiğini görüyoruz. Aynı şekilde, PlayOnLinux'a son zamanlar oldukça fazla yenilik geldi ve içeriği de güncelleşti. Call of Duty: Black OpsDragon Age: OriginsLara Croft and the Guardian of LightMafia IIStar Wars: The Force Unleashed gibi oyunlar PlayOnLinux'un desteklediği oyunlar listesine girerken, listedeki daha bir çok oyunun kurulum betiği ise elden geçirildi. Böylelikle, doğrudan Linux için geliştirilen bilgisayar oyunlarının sayısı diğer platformlara göre az olsa da, PlayOnLinux sayesinde oyun zevkimizden mahrum kalmıyoruz.

Pardus 2011'in duyurulduğu ve yeni sürüm heyecanını yaşadığımız şu günlerde, herkese iyi oyunlar diliyorum :)
Bugün, Ozan ÇAĞLAYAN'ın Pardus Geliştiriciler Listesi'nde yaptığı duyuru ile Pardus Kurumsal 2 - Beta 2 sürümü duyuruldu!

Pardus Kurumsal 2'nin Beta 2 sürümünü indirmek için aşağıdaki bağlantıları kullanabilirsiniz:

İndireceğiniz ISO dosyasını DVD'ye yazabilmek için veya USB belleğe aktarmak için buradaki bilgilerden faydalanabilirsiniz.
Tüm Linux kullanan oyunseverlere merhaba.

Bildiğiniz üzere Pardus paket depolarında da yer alan PlayOnLinux; Windows işletim sistemi için hazırlanmış olan bilgisayar oyunlarını Linux'ta, haliyle de bir Linux dağıtımı olan Pardus'ta da oynamamızı sağlayabilen bir arayüz. Arayüz diyorum, çünkü aslında tüm yükü Wine sırtlanırken; PlayOnLinux ise Wine'ın tüm yeteneklerini bize daha anlaşılır bir arayüz ile sunan bir araç. Sizlere PlayOnLinux ile ilgili iki haberim var!

İlki, PlayOnLinux'un yeni sürümü 3.8 geçtiğimiz günlerde duyuruldu ve  PiSi paketini hazırlandım bile. Bu güncellemenin size yansıması için gereken tek şey, Katkı (contrib-2009) deposunun da güncellenmesi olacak. Eli kulağında yani...

PlayOnLinux için hazırlanmış eklentiler, bu yeni sürümle beraber artık öntanımlı olarak geliyorlar. Capture eklentisi, oyun içinden hareketli görüntüler kaydetmemizi sağlıyor ve buna güzel bir örneği buradan ya da aşağıdak video'dan izleyebilmek mümkün.


Capture 2.0 Test Video


Bahsedeceğim ikinci eklenti ise Wine Import. Wine ile sisteme kurduğunuz uygulamaları ("~/.wine" dizini altında yer alandan bahsediyorum) PlayOnLinux uygulaması altına aktarabilmesi ve düzenlemelerin yapılabilmesini sağlıyor. Advanced Wine Configuration ile seçtiğiniz uygulama için Wine'a ince ayar vermenizi sağlıyor. Eğer ne yaptığınızı bilmiyorsanız, yaptığınız değişiklikleri unutmayın; değişiklikleri geri almanız gerekebilir. Offline PlayOnLinux sayesinde de PlayOnLinux betik deposunda ne var ne yok hepsini bilgisayara indiriyor ve bir sonraki kullanışınızda internete ihtiyaç duymadan size bu betikleri sunuyor. Ancak, bu betiklerin ihtiyaç duyacağı farklı Wine sürümlerini ya da kuracağınız oyunlar için gerekli yamaları indirmek için hâlâ internete ihtiyaç duyacaktır, bunu unutmayın.

İkinci haber ise PlayOnLinux'un henüz resmi olarak desteklemediği diller için bir çalışma başlatmış olması. Bugüne kadar Türkçe de resmi olarak desteklenmeyen diller arasındaydı ve PiSi paketini hazırlarken kendi hazırladığım Türkçe yamayı da pakete dahil ediyordum. Ne zaman ki yeni sürümlerle uyumsuzluğa sebep oluyordu; o zamandan itibaren yamayı paketten çıkartmıtım ve üzerinde uğraşacak zamanı da henüz bulamamıştım. Neyse ki PlayOnLinux'un geliştirici ekibi başlattıkları bir çalışmayla bizi mutlu edecekler ancak kullanıcıların da katkısını bekliyorlar.

Geçtiğimiz günlerde yaptıkları bir duyuruyla yeni dil destekleyeceklerini açıklamışlar ve bunun için de https://translations.launchpad.net/playonlinux adresini yayına sokmuşlardı. Fransızca, Almanca ve İtalyanca gibi dillerin çeviri tamamlanmışken ne yazık ki Türkçe henüz yolun başında. Eğer çevirilere katkıda bulunmak isterseniz buraya tıklayarak hemen sisteme üye olup katkı sağlayabilirsiniz. Yapılan çeviriler sizin de kabul edeceğiniz bir şartla BSD lisansı altına alınıyor, bunu da es geçmeyelim.

Son olarak; önümüzdeki günlerde Özgürlükİçin.com E-Dergi'nin Eylül 2010 sayısı duyurulacak ve  bu sayının kapak konusu da "Emülatörler". Hem diğer emülatörler ile ilgili yazıları okuyabilirsiniz, hem de Recep Şerit'in gözünden ikinci kez PlayOnLinux'u tanıyacaksınız.

Ha bir de Pardus 2011'in Alpha sürümü duyurulmuş, gözümüz aydın :)
Bir süredir hem iMac (Mid 2007) hem de MacBookPro (2009) üzerinde Pardus koşturuyorum (çok da başarılı koşuyorlar, benden söylemesi). rEFIt ile Mac'lere Pardus'u kurduk ama ses kartınızı da tanıtmanın bir yolu yordamı olmalı, öyle değil mi?

Yapacağımız şey aslında basit. Aşağıdaki adımları izleyerek bunu çözümleyebiliyoruz. Ancak baştan uyarıyorum; eğer ne yaptığınızı bilmiyorsanız ya da dağıttığınızı toplayacak kabiliyete sahip değilseniz şimdilik hiç yapmasanız daha iyi olur. Kısa bir süre içerisinde Mac'lere Pardus kurulumu üzerine bir yazı yazmayı düşünüyorum.

  1. Konsol'dan sudo nano /etc/modules.d/alsa komutunu verin.

  2. Parolanızı girin.

  3. Eğer iMac kullanıyorsanız options snd-hda-intel model=imac24 komutunu ekleyin.

  4. Eğer MacBookPro kullanıyorsanız options snd-hda-intel model=mbp3 satırını ekleyin.

  5. CTRL ve X tuşlarına aynı anda basarak yaptığınız değişiklikleri kayıt edin ve sistemi baştan başlatın.


Tabii unutmadan hatırlatmakta fayda var. Pardus Wiki'de MacBookPro'ya Pardus kurulumu üzerine İngilizce bir belge halihazırda bulunmakta.

Kolay gelsin :)
Pardus 2009'ın sürüm takvimi duyuruldu! KDE 4 ile gelecek olan yeni Pardus sürümü için Gökmen'in en kısa sürede Xfce paketlerini hazırlanmasını da dört gözle bekleyeceğim! Pardus Test Takımı'nın da yardımıyla Alpha ve Beta sürümlerinin en kısa sürede sınanıp, sürüm takviminden pek de şaşmadan Pardus 2009'a kavuşabilmek umuduyla!

# service list
Traceback (most recent call last):
File “/bin/service”, line 330, in <module>
main(sys.argv[1:])
File “/bin/service”, line 302, in main
list_services(use_color)
File “/bin/service”, line 180, in list_services
services.append((service, getServiceInfo(service, bus), ))
File “/bin/service”, line 170, in getServiceInfo
return obj.info(dbus_interface=”tr.org.pardus.comar.System.Service”)
File “/usr/lib/python2.5/site-packages/dbus/proxies.py”, line 140, in __call__
**keywords)
File “/usr/lib/python2.5/site-packages/dbus/connection.py”, line 607, in call_blocking
message, timeout)
dbus.exceptions.DBusException: tr.org.pardus.comar.dbus.unknownmodel: Application interface doesn’t exist.


Eğer bir Pardus kullanıcısı iseniz ve yukarıdaki hata size bir yerden tanıdık gelmiyorsa, konsoldan yönetici haklarıyla service list komutunu verdiğinizde bu hatayla karşılaşıyorsanız veya aynı şekilde Tasma'dan Sistem Seçenekleri » Servis Yöneticisi'ne erişmek istediğinizde Tasma kendinden geçiyor, donuyor [http://imaj.at/45480] ise, çözümü burada.

Sorunun sebebi, sanırsam kdebase paketinin kaldırılması veya güncellenmesi sonucu ÇOMAR veritabanında bozulan bir satır. Çözümü ise, Bahadır Kandemir'in hazırladığı bir Python betiği. Python betiği konsoldan yönetici haklarıyla çalıştırdığımızda gerekli işlemler yapılıyor ve sorun çözülüyor.


Pardus 2008'in haftalık yayınlanan deneme sürümlerinin ardından, geçtiğimiz günlerde duyurulan ara sürümlerin çıkış tarihlerine göre bugün Pardus 2008 Beta 1 sürümünün duyurulması bekleniyordu ve duyuruldu da! Ben bu satırları yazdığım dakikalarda henüz bir ISO dosyası duyurulmamıştı, ancak Pardus 2008 Alpha 1 kullananlar, internet üzerinden güncelleme yaparak Beta 1 sürümüne geçiş yapabildiler. Sürüm takvimlerine bakıldığında, 23 Haziran'da, yani 20 gün sonra Pardus 2008'in kararlı sürümü duyurulmuş olacak!

Pardus 2008'e geçmeyi düşünen kullanıcıları ise buradan uyarmak istiyorum. Eğer deneyimli bir bilgisayar kullanıcısı değilseniz ve konsol üzerinden işlem yapmak konusunda pek bir tecrübeniz yoksa, kararlı sürümün çıkmasını bekleyin. Çünkü, karşılaşabileceğiniz bir takım hatalar için konsolla yüz göz olmak gerekecek!

Pardus 2008'e geçmiş olan kullanıcılardan ise, şu yönde bir şey istiyorum. Pardus 2008'de sizin için ne iyi, ne kötü, bunlardan bize bahsedin! Ama dikkat edin, gerek forumuzda, gerek Pardus Kullanıcı Listesi'nde daha önce pek bahsedilmemiş, ısıtılıp ısıtılıp tekrardan bahsedilmeyenlerden bahsedelim!

Pardus Geliştirici Ekibi'ne bir kez daha teşekkür ediyorum, çünkü bir kez daha ortaya güzel bir çalışma çıkmış! Sıra gönüllülerde; test ekibi ve bizim gibi tecrübeli kullanıcılarda; hata avlamada ve raporlamada!

04 Haziran 2008, sabah saat 10:20 ek bilgi düzenlemesi:
Az önce okduğum kadarıyla, Pardus 2008 Beta 1 sürümünün CD ISO'su da duyurulmuş! İnatla CD ISO'sunu bekleyenlerin gözü aydın!
Müzikle uğraşan, özellikle Guitar Pro [1] kullanan Windows kullanıcıları, Pardus'a geçtiklerinde bu uygulamanın eksikliğini hissediyorlardı, neyse ki kısa sürede akıllara "Wine" [2] geldi.

Ancak Guitar Pro ile aynı amaca yönelik bir yazılım da Linux camiasında yer almalıydı. İşte vaktiyle ben de böyle düşünmüş ve interneti biraz kurcalamış, KGuitar'ı [3] bulmuştum. KGuitar'ı PiSi paketine çevirme denemelerim [4] başarısız olmuştu. Üstelik, KGuitar kimi ihtiyaçlarıma yanıt vermiyordu. Örneğin klavye çalan (benim gibi çalmaya çalışan da diyebiliriz) biri olarak KGuitar mecvut sürümüyle ihtiyaçlarımı karşılayamıyordu. Ben de alternatiflere yönelmiş ve Tux Guitar'ı [5] keşfetmiştim.

Tux Guitar, gerçek anlamda ihtiyaçlarıma karşılık veriyordu, öte yandan KGuitar gibi Guitar Pro'dan da işlevsellik açısından pek bir eksiği de bulunmuyordu. Hemen PiSi paketini [6] hazırlayayım dedim ve bunu yaptım da. Bu süreçte KGuitar'ın da sorunsuz kurulan ve çalışan bir PiSi paketi [7] yapılmıştı bile.

Tux Guitar ile ilgili tek sorun, uygulama Türkçe değil ve Türkçe dil dosyası için de çevirilere başlamış değilim. Öte yandan, paketin depolarda yer alıp almaması konusunda hiç bir girişimde de bulunmadım. Önümüzdeki bir kaç gün içinde Türkçe dil desteği için kendi çapımda çeviri çalışmalarına başlayacağım. Depolardan birinde kendine yer bulabilir mi acaba?

Güle güle kullanın, Tux Guitar ile ilgili sorularınızı da bu başlık altında yorumlara [8] yazarak sorun.

[1] http://www.guitar-pro.com/
[2] http://www.winehq.com/
[3] http://kguitar.sourceforge.net/
[4] http://forum.pardus-linux.org/viewtopic.php?p=50640#50640
[5] http://www.tuxguitar.com.ar/
[6] http://sudrap.org/repository/users/egetun/applications/multimedia/tuxguitar/
[7] http://paketler.pardus.org.tr/contrib/source/kguitar.html
[8] http://egetun.wordpress.com/2007/07/03/tux-guitar/#comments
15
Oca

Merhaba,

Çok fazla yazılacak günlük yazısı birikti. Tek tek yazmak, ya da atlamak gerek.

12 OCak 2011 tarihinde İzmir Milletvekili Erdal Aksünger’in TBMM’de Pardus hakkında bir konuşma gerçekleştirdi.

Kısa bir zaman diliminde de olsa Pardus’un durumunun meclis kürsüsünden dile getirilmesi mutluluk verici.

Meclis’in sitesindeki tutanakları aynen buraya aktarıyorum.

***

12 Ocak 2012 Perşembe
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 13.04
BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU
KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)
—–0—–
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 51′inci Birleşimini açıyorum.
YOKLAMA
BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.
Üç dakika süre veriyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.
Gündem dışı ilk söz, Türkiye’de bilişim sektörünün yaşadığı sorunlar hakkında söz isteyen İzmir Milletvekili Erdal Aksünger’e aittir.

Buyurunuz Sayın Aksünger. (CHP sıralarından alkışlar)

ERDAL AKSÜNGER (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de bilişim sektörünün sorunlarıyla ilgili gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Bilişimle ilgili, değerli arkadaşlar, çok önemli bir konuyu dile getirmek istiyorum. Türkiye’de 1999′da başlayan ve 2001′de adı değişen Pardus Projesi’yle ilgili size bir iki tane konuda çok ciddi bilgiler vereceğim, tehditleriyle ilgili konuları size anlatmaya çalışacağım.

Dünyada “özgür yazılım” diye çok önemli bir konu vardır ki bu, ülkelerin millî işletim sistemlerini filan ortaya çıkaran bir konudur. Bu 1999 yılında da ülkemizde çok ciddi olarak ele alınmıştır, 2001′de de “millî işletim sistemi Pardus” diye bir sistem ortaya getirilmek üzere TÜBİTAK’ta ciddi bir çalışma başlatılmıştır. Ama bu arada neler olmuştur, bu Pardus TÜBİTAK’ta ne hâle gelmiştir onları anlatacağım size.

TÜBİTAK 2001 yılında bununla ilgili, özel sektörde 20-25 tane arkadaşı devlet bünyesine alarak millî işletim sistemimizle ilgili konuda bir adım atmıştır. 2009′a gelindiğinde bu konu çok ciddi bir şekilde dünyadaki tehditlerle birlikte bizim de yapmamız gereken konuları ortaya döktüğü hâlde mevcut iktidar tarafından millî bir politikaya dökülememiş bir hâlde şu anda rafa kaldırılmak üzere bir kenara itilmiştir. Bu yapı, 2001′de başladığında dünyada gelişen en büyük, en ciddi yükselen on işletim sisteminden birisiydi, gerçekten çok değerli bir konuydu. Belki de dünyada indirilen işletim siteleri arasında ilk ona girmişti ama 2005′e geldiğimizde bu iş unutulmaya başlandı ve konu şu anda rafa kaldırılma aşamasında duruyor. TÜBİTAK’ta da bu arkadaşların çoğu tasfiye edilmiş durumdadır.

Nedir Pardus? Bugün, ülkemiz Amerikan, İngiliz ve İrlanda, İsrail yazılımlarının elinde şu anda tehdit hâlinde durmaktadır. Pardus o gün devreye sokulduğunda ülkenin kamu kurumlarında, askerî kurumlarında, maliyesinde, millî eğitiminde kullanılmak üzere devreye sokulmuştu. Ama neden başarısız olduğunu hiç kimse “Ya bu niye başarısız oldu?” diye gündeme getirmedi.

Çok basit bir şey anlatacağım size. Millî Eğitim Bakanlığının dört yıl önce bütün okullarda uygulanmak üzere çıkardığı bir proje vardı. Bütün okulları dijital platforma taşımak istiyordu. İhale sürecinden hemen önce, çok yakından tanıdığınız Microsoft’un dünya Başkanı Bill Gates apar topar Türkiye’ye geldi ve çok acil bir şekilde başbakanımızla görüştü. Bu görüşmeden sonra millî eğitim projesinde yine Amerikan yazılımları kullanılmaya başlanıldı. İşte o günden sonra Pardus tamamen rafa kaldırılmak zorunda kalındı.

Peki, neden başarısız oldu bu hikâye? Neden bu uluslararası yazılımlar ülkemizde böyle ciddi bir şekilde yer bulabiliyor?
Bunun iki tane nedeni var: Ya ciddi bir baskı altında birilerine dayatılıyor ya da birileri bu işten nemalanıyor.
Bir Microsoft programıyla ilgili üniversitelere geldiğinde, bir bireysel kullanıcıya, ev kullanıcısına 100 dolara bir programı satıyorsa, üniversite ve okullarımıza ya bedava veriyor ya da 3 dolardan satmaya çalışıyor bunları. Nedir bunun nedeni? Çocukları hangi programa alıştırırsanız, ondan sonraki gerçek hayata bununla birlikte devam etme modunu yaratmaya çalışıyorlar. Bu ciddi bir tehdittir. Ülkenin güvenliği tamamen bu yazılımlarla birlikte Amerikan şirketlerine teslim edilmiş durumdadır.

Değerli arkadaşlar, çok önemli bir konu. Bizim ulusal güvenliğimizden bahsediyoruz. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz özgün yazılımları kullanmaya çalışıyor ama bu, devlet politikası olmadığı sürece bu işi başarmamız mümkün değildir. Birinci gündem maddemiz yapmak zorundayız. Bunu lütfen hepiniz ciddiye alın, bu çok önemli bir konudur. Türkiye’de bugün kullandığınız bütün bilgisayarların, kullandığınız bütün dijital her türlü veriyi bir yere gönderen cihazların hepsi Amerikan yazılımları veya İsrail yazılımlarıyla birlikte bir yerlerde kopya edilir vaziyettedir, bunu unutmayın.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Aksünger.
ERDAL AKSÜNGER (Devamla) – Sayın Başkan, hepinize çok teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/Tutanak_B_SD.birlesim_baslangic?P4=21101&P5=H&page1=1&page2=1
http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/Tutanak_B_SD.birlesim_baslangic?P4=21101&P5=H&page1=2&page2=2

***

Konuşmada tarih vb bir kaç hata olsa da, bu konuşmayı çok önemli görüyorum. Araştırdığım kadarıyla, Erdal Aksünger meslek ve ticaret olarak teknoloji dünyasına yabancı bir insan değil.

Kendisine internet sitesi üzerinden teşekkürlerimi ilettim.

Şöyle bir yanıt yazdım:

***

Erdal Bey merhaba,

Meclis kürsüsünden yapmış olduğunuz konuşma için, şahsım ve Pardus kullanıcıları adına teşekkür ederim.

Pardus, ülkemiz için çok önemli bir proje. Devamı, gerek ülkemiz gerekse Dünyada özgür yazılımın itibarı için çok önemli. Eğer başarısız şekilde rafa kaldırılırsa, hem ülkemizin itibarı hem de birey ve kurumlarımızın bağımsızlığı zarar görecektir.

Bugün, yurtdışında bir çok eleştirmen Pardus’un çok iyi bir GNU/Linux dağıtımı olduğunu yazdı. Neredeyse olumsuz bir eleştiri olmadı.

Şu adreste mevcut incelemelerden bir kısmını görebilirsiniz:

http://distrowatch.com/table.php?distribution=pardus

Ayrıca Pardus’un yurt dışında da Almanya, Hollanda, Fransa, Rusya, İsveç vb bir çok ülkede kendiliğinden oluşan topluluğu bulunmakta. Bu da ürünün başarısının bir ispatıdır.

Bugüne kadar Pardus’a yeteri kadar özen ve kamu desteği gösterilmedi. Kamu ve şirketler için “Kurumsal” sürümler çıkarıldı. Bu sürümleri uygulanması konusunda yeterli talep alınmadı. Bir şekilde özgür yazılım iş modelinde, Microsoft’un yabancı sermayeli çözüm ortakları değil, bu ülkenin genç jenerasyonunun kurduğu Pardus Çözüm ortakları etkinleştirilemedi.

Bugün gelinen noktada, Pardus’un çok kaliteli ekibi dağıtılmış durumda. Personelin özlük hakları zayıflatılmış. Öerneğin ikramiyeler kaldırılmış ve “bilim” yapan insanların teşvik edilmesi gerekirken, bu kişilerin yüksek lisnans ve doktora izinleri kaldırılmıştır.

Konuyla ilgili,
http://www.teknokedi.com/tubitaktan-haberler-iyi-degil/ Bu köşe yazısı durumun çerçevesini çizmekte. Buradaki yazılanlar ise detayları vermekte: http://forum.teknokedi.com/discussion/1241/tuebitaktan-haberler-iyi-degil

Bu hususlar doğrultusunda, bugün gelinen noktada, 24 Bin üyeye sahip ozgurlukicin.com toplulugu ve 20 Bin üyeye sahip pardus-linux.org topluluğu ve tüm özgür yazılım kullanıcıları olarak yoğun kaygı duymaktayız.

Bir çok üyemiz, Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde bireysel başvurularla Pardus Projesinin akıbetini sormaktadırlar.

Henüz tatmin edici bir yanıt alabilmiş değiliz.

Size, bu önemli konuyu Meclis Kürsüsünden dile getirdiğiniz için çok teşekkür ederim.

Çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Pardus’un tarihçesi, kullanıldığı kurumlar, topluluklar ve diğer bilgiler için:

http://tr.pardus-wiki.org/Pardus

Saygılarımla,
Zeki Bildirici

***

Umarım Pardus daha fazla gündeme gelir. Bunun için sizin de -görüşünüz ne olursa olsun- eğer ulaşabileceğiniz vekilleriniz veya siyaset ile uğraşan yakınlarınız varsa, bu konuda onlara ulaşmanız çok iyi olacaktır.

NOT: Bu yazı, blog.bluzz.net adresindeki günlüğümdeki yazıların Özgürlükİçin.com gezegenine düşmemesi nedeniyle, buraya kopyalanmıştır.
Yazı hakkında yorumlarınızı orijinal girdiye yapabilirsiniz.
http://blog.bluzz.net/meclis-kursusunde-pardus/


7
Oca

Giriş

Pardus projesinin ortaya çıkışından itibaren projenin vizyonunu ortaya koyan gelişmelerden en önemlisi kuşkusuz ki “Kurumsal” sürümün çıkması, daha doğrusu Kurumsal olarak ayrı bir ürünün türemesiydi.

Bilindiği üzere, ilk başta ASAL ve diğer uygulamalarda Kurumsal 1(sanıyorum ki bu adı daha sonradan aldı), EPDK ve diğer projelerde ise Kurumsal 2 kullanılmıştı.

Pardus projesinin hedefleri -ilk hali sanırım eski sitede kaldı- Erkan Tekman’ın paylaştığı Pardus Ana Sözleşme Taslağı 2.0′ile kurumsal alana kaymış görünüyor.

Açık söylemek gerekirse bence olması gereken bir değişiklikti. Türkiye’de bireysel olarak Linux kullanımının artırılması, bunun da bir şekilde Kamu aracılığıyla yapılması ancak bir yere kadar sürdürülebilir bir çalışmaydı. Bir yere kadar sürdürülebilirden kastım, toplumda bu farkındalığın yaratılması ve olabileceğinin gösterilmesi yeterli bir gelişmeydi.

Bugün, Pardus projesi bunu yeteri kadar yerine getirmiş görünmekte, en azından benim için. Şöyle ki, baktığımızda Pardus’un bireysel sürümü devam ettiği süreçte, bazıları dalga geçse de Türkiye’de Linux kullanımı ile ilgili ciddi bir atılım oldu. En azından böyle bir şeyden haberi olan insan sayısı ciddi ölçüde arttı. Hep örnek verdiğim Özgürlükİçin.com ve Pardus-Linux.org kayıtlı kullanıcı sayısı buna ciddi bir örnek. Bunun yanında da bugüne kadar hiç öğrenemediğimiz Pardus indirme sayısı vb gibi veriler için de tahminim -ki eğer sürüm günü sunucu yakılıyorsa ve Türkiye’de internet şebekeleri zorlanıyorsa- bu rakamın sürüm başı 200.000 üzeri olduğunu düşünüyorum. Ayrıca asla unutmamak gerekir ki Pardus ile tanışıp, diğer Linux dağıtımlarına göz eden kişi sayısı da bir hayli fazla.

Elbette gönül ister ki, Tübitak vizyonu daha farklı olsaydı, Ubuntu’daki gibi 1 Numaralı bir hata kaydımız olsaydı ve o kayıttakine benzer  “Microsoft Windows Hala Pazarın Büyük hakimi” denilseydi…

Pardus bugüne kadar Türkiye’de bireysel kullanıcılar tarafından Linux kullanımı konusunda görevini yerine getirdi mi diye sorarsanız, cevabım “Hayır” olacaktır. Ama şunun da farkında olmak gerekir ki bugün gelinen noktadan sonra Pardus’un bireysel alanda devam etmesi pek mümkün görünmüyor. Görevi yerine getirmedi, ama bundan sonraki görevi -ki bunu zaruri olarak görüyorum- bu alanda bireysel kullanımı artırmak için teşvik edici, bir şekilde politika üretilmesinde dayanak noktası olmasıdır.

Hepimiz biliyoruz ki, Türkiye’de açık kaynak yazılım/veya özgür yazılım konusunda politika üreten bir kurum yok. Ki bu kurum asla Tübitak/Bilgem olamaz. Fakat bu politikaların oluşturulabilmesi için bir zemin görevini görebilir.

Vakti zamanında Brezilya Hükumeti ile Apache/OpenOffice.org ve LibreOffice temsilcileri arasında imzalanan niyet mektubu haberini girerken varlığını öğrendiğim bir kurum olan “Brezilya Hükumeti’nin Özgür Yazılım Uygulama Komitesi(CISL)” adı ile bile bu modeli anlatmakta.

Elbette, bu işte çalışan ülkemiz için bir model düşünen insanlar da bu konulara eğilmiş ve yurt dışındaki “iyi uygulamaları” araştırmıştır.

Benim kısıtlı bilgim ve görüm doğrultusunda da ülkemizde de buna benzer bir kurumum olması gerekmektedir. “Kamu Özür Yazılım Uygulama Komitesi” diye hayal ettiğim kurum, Kamuda özgür yazılım ihtiyaçlarını belirleyecek, planlama ve çözümlerini yapacak ve özgür yazılım üretilmesi ve bunun uygulanması konusunda koordinasyon görevini sağlayacak bir yapı. Yine yakın zamanda rastladığım ve unutmamak için tumblr’da not aldığım Osor.eu ve Semic.eu Joinup(bunu es geçmeyin)’ta birleşmesi de bu vizyona paralel bir örnek. Bu iki organizasyon Avrupa Birliği’nde kamu ve yerel yönetimlerin özgür yazılım ihtiyaçlarını karşılamak için oluşturulmuş iki çatı yapı. Zaman bulamadığım için detayını inceleyip haberleştirmedim. İlerleyen zamanlarda birileri değinir umarım.

Bu örnek yapı içerisinde Pardus’un rolü, bir platform sağlayıcı olmalı. Bu hayali Kamu Özgür Yazılım Ajansı’nın tespitleri ve planları doğrultusunda Pardus Projesi bir tedarikçi olmalı. Tıpkı Pardus gibi, Üniversiteler ve Özgür Yazılım Şirketleri de bu Ajansın tedarikçileri olmalı.

Kendi adıma bunun doğru bir model olduğunu düşünüyorum. Her şeyi Pardus projesi vizyonunda hedeflemek, bugüne kadar ispatlandığı gibi ortaya çok fazla bir dönüşüm koyan bir model olmadı. Ki bundan sonra da Pardus bu modelde ısrar etmemeli. Pardus Projesi, bugüne kadar yaptığı başarılı uygulamalarla, kamuda özgür yazılım politikalarının uygulama aracı olarak yer almalı. Şunu göz ardı etmemek gerekir, Türkiye’de Pardus=Özgür Yazılım anlayışı yanlış ve eksik bir bakış açısı elbette. Pardus sadece bunun bir parçası, ama en büyük parçası, amiral gemisi oldu. Ki bundan sonra da bu rolü muhafaza ederek ve güçlenerek devam etmeli. Etkin özgür yazılım dönüşüm politikaları için bir dayanak olmalı. Bu politikaları üretmek ve hayata geçirecek planlamaları yapmak, Pardus’un boyunu aşan bir mesele. Bu nedenle bu ülkede “Kamu Özgür Yazılım Ajansı” gibi bir yapı bir ihtiyaç

Buraya kadar yine, kıt bilgimle konu hakkında atıp tutmuş gibi görünebilirim. Ama bunlar benim fikirlerim, fikirlerimizi dile getirdikçe olgunlaşmıyor muyuz?

Başlığa dönmek gerekirse yazıyı bölümlere ayırmak  daha iyi olacaktır. Başlığa da giriş diyelim madem.

1- Bireysel Sürümün Çatallanması mı yoksa devri mi?

Giriş bölümünde dile getirmeye çalıştığım gibi, bu saatten sonra Bireysel sürümün devam etmesi çok zor. Yaklaşık 25 kişilik bir geliştirici ekip eriyerek -yanlış bilgi olabilir- 8 kişiye kadar düşmüş durumda.

Diyebilirsiniz ki; -bu 25 kişiyle ne yapıldı, -ah neler yapılmazdı, yapamadılar, -dışlarıdan destek almazlarsa olmazdı, -yönetim kafası yanlıştı, -bu sayı yetmezdi vb… Bunlar çok daha derin tartışmalar, ki son günlerde etrafta gerek temiz gerekse mide kaldırmayacak şekilde tartışamalara konu olmakta.

Bugüne kadar kendi görüşümde yapılan yanlışları yazdım. Bugün de yazabilirim, hatta bugün ki zor zamanda kendini meydana atıp yıllardır bu anı bekleyen kişilerden de çok eleştirebilirim. Ama herkesin gördüğü yanlışı defalarca tartışmak, ki bunu en yanlış zamanda yapmak bence hem ahlaklı bir yaklaşım değil hem de ileriye dönük şu anda getirisi olmayacak bir girdap. Bu tartışamlardan uzak durup, hataları kişiselleştirmeden yola devam etmek, bu dersi çıkarıp hesaplaşmayı ileri bir tarihe ertelemek, özgür yazılım adına bugün bence üzerimize düşen sağduyu.

Dediğim gibi, bugün kalan kadro sayı olarak yetersiz. Ki ben 25 kişinin de yetersiz olduğunu düşünmekteyim. Gönül ister ki Red Hat, Cannonical, Novel gibi yüzlerce profesyonel geliştiriciler istihdam edilsin. Ama bu ülkemiz şartlarında ve zihinsel karanlığımızda mümkün değil.

***

Pardus’un gidişatı, proje yönetimin kararları, özgür yazılım duruşu, geliştiricilerin polemikleri, kişiselleştirilen sorunlar vb bugüne kadar çokça tartışma ortaya çıkardı. Bu fosilleşen sorunlardan çıkış yolu olarak bir çatallanma fikri ortaya çıktı ve iki girişlimle vücuda bürünmeye çalışıldı.

Hem Topluluk dağtımı, hem de Turkuaz Linux girişiminde, konunun ciddiyeti ve gerçekten bilgisine saygı duyduğum insanların inisiyatif alması, yine bilgisine çok saygı duyduğum bir çok kişinin konu hakkındaki görüşlerini belirtmesi üzerine bir izleyici olarak kalmanın boyumun ölçüsü olduğu kararıyla sessiz kaldım. Tartışmaları takip ettim. konu ile ilgili attığım tek mesaj ise, konuyu sulandırmak isteyen “trolleme” yapanlara karşı, rahatsızlık duyduğum üzerineydi.

İzlemem ve gözlemim, ne yazık ki kişiselleşmiş sorunların aşılmadığı ve karar verme zeminini oluşturmak için bile doğru bir karar süreci tasarlayacak bir özveriden uzak olunmasıydı. Diğer taraftan da yine kişiselleştirilmiş, bazı “hani neredeydiniz” hani yüzlerce saat katkı verecek adamınız vardı gibi yorumları halen görmek “neden bu zeminde olmadı” sorusunun belki de bir cevabı.

Biraz sağduyu sahibi bir insan, doğru amaçta birleşip uzlaşamadıktan sonra, yüzlerce saat emek vermenin bir anlamı olmayacağının farkında olur diye düşünüyorum.

O günlerde kendimi bilgisiz gördüğüm için sustum. Sadece üzerime bir görev düşerse yapmaktan çekinmeyeceğimi belirttim. Ki öyle, ben eylem adamıyım. Lafa değil işe dönük hareket etmek isterim.

Bugün geldiğimiz nokta benim konuşmam açısından biraz daha rahat, o nedenle cahil cesareti ile bu satırları yazmaktayım. Ortada artık yanlış bir laf ederek zarar vermek istemediğim bir topluluk girişimi ne yazık ki kalmadı. Sorumsuz tartışmalar ve özgür yazılımın ortak fayda zemininden uzak kişiselleştirilmiş argümanlar bulunmamakta. Bu şu an aslında yeni bir girişim için çok güzel bir zemin.

***

Özgür yazılımda, darboğazlar, krizler veya uzlaşamama, gelecek kaygısı vb gibi durumlarda dile getirilen ve bugüne kadar bir çok örneğini gördüğümüz bir çözüm “çatallanma”. Son dönemdeki en başarılı örneği LibreOffice. Bir diğer örnek ise Megiea, Mandirva bugün yok olma tehlikesi ile karşı karşıyayken; “En azından en kötü durumda bile Magiea burada diyebiliyorlar. Pardus’un bu zamana kadar çatallanamaması üzücü.” demiş Anıl Özbek Google+’da.

Çatallanma konusunda, yukarıdaki iki örnekte gördüğümüz üzere Pardus camiası sınıfta kaldı. Ne yazık ki bu böyle oldu. Fakat bu bugün bir çatallanma yapılmasına bir engel teşkil etmiyor. Benim haiz olmadığım, fakat eminim ki camia içerisinde yeterli özelliklere  ve bilgiye haiz birçok insan bunu yapabilecek durumda.

Ben an itibarıyla çatallanma konusunda biraz daha farklı düşünüyorum. Çatallanmadan ziyade, Pardus’un bireysel sürümünün devri ve Kurumsal ile doğru biçimde etkileşebilecek bir model bence daha doğru olacak. Fedora-Red-Had(Murat Karaevli’ye sevgilerimi göndereyim-o sildiğiniz yorumları da bir ara yayınlayacağım unutmadım, kaçarınız yok!) OpenSUSE-SUSE gibi bir yapı neden olmasın?

Bir çatal yerine, bu ilişkiyi maddeleştirecek bir ikililik hem bireysel kullanıcılar ve *bugüne kadar istediklerini alamamış geliştirici/katkıcılar için, hem de Kurumsal sürümün besleneceği üretim ortamı için daha yararlı olacaktır.

Daha basitinden şöyle anlatmak gerekirse, doğru çizilmiş bir çerçevede adam akıllı imkan teknik altyapı sunan bir Tübitak sponsorluğu ve kritik bileşenlerde de sürdürülebilir bir temel bir çatalda daha sağlıklı olacaktır.

Elbette bu ilişki bir çatal ile de sağlanır, neticede kodlar açıksa, bu kodları çatal da kullanabilir, temel de çataldan alıp kullanabilir. Fakat bir şekilde bu çatalı ikidir yapamadık.

Pardus’un en güncel bireysel sürümü olan 2011.2′nin tahminimce 1 yıllık bir iyi kullanılabilir ömrü bulunmakta. Bireysel sürümün ortadan kalktığını düşünürsek, Pardus’un bireysel sürümünü sahiplenip devam ettirmek için önümüzde 1 yıl gibi bir süre var. Çok olmadığı gibi az da bir süre değil.

Bugün farz-ı misal, Tübitak çıkıp dese ki bireyse sürüm devam etmeyecek. Bu durumda bu sürümü devralabilecek bir oluşum-yapı mevcut mudur? Bu sorunun cevabı zor, baktığımızda aklımıza ilk gelen LKD, fakat LKD’nin gücü buna ne kadar yetecek. Bir diğer aklımıza gelen ise sevgili Necdet Hoca ve öğrencileri. Ki onlar da yaşanan gelişmeler ve tartışmalardan sonra bir şevk kırıklığı içerisinde. Düşünce olarak da geleceği tehlikedeki bir yapının ileriye dönük getirisi/götürüsü ile ilgili olumsuz yönde düşünmekteler. Neticede anlayabileceğimiz şeyler bunlar. Ama olmasını istediğimiz şeyler ile mantığın ayrıldığı noktada özveri ve kararlılık ve emeğin bu açığı kapatabileceği de unutmamamız gereken bir şey.

Diğer taraftan, ikili ilişkiler ve kişiselleştirilmiş sorunları ciddi biçimde ele alırsak, bugün kimsenin elini taşın altına koymaması, koyanlara karşı da yersiz söylemler ile yıldırıcı çabalarda bulunması gerçekten üzücü.

Pardus ve özgür yazılım camiasında bu sorunları kişiselleştirmeyi bir kenara bırakırsak, birçok şeyi yeniden ve daha sağlıklı konuşabileceğimizi düşünüyorum.

Bugün geldiğimiz noktada;

  • Bir çok kişi için en büyük engel olarak tanımlanan, proje yönetiminde değişiklikler oldu,
  • Bir çok kez hedef gösterilen Özgürlükİçin.com sitesi ile ilgili fiktif argümanlar ortadan kalktı,
  • Bir çok kişinin hedef gösterdiği geliştiricilerin birçoğu projeden ayrıldı,
  • Pardus’un özgür yazılım duruşu ile ilgili iyileşmeler oldu,

Bu yukarıda saydıklarım, gözlemlediğim -dile getirilen engellerdi. Ama dediğim gibi kişiselleştirilmiş sorunlardı bunlar. Hadi söyleyenler haklıydı ve Pardus’u çok seviyorlardı, peki bugün nerede bu kişiler?

Yukarıdaki maddelerin tartışması uzar gider. Ama şöyle geriye temiz bir sünger çekip ileriye bakmak uzaması daha güzel konular açacaktır elbette.

Şimdi gelelim kafamdaki yapıya;

  • Tübitak, Bireysel sürümü Pardus Camia’sına devreder, teknik ve maddi konularda sponsorluğunu ilan eder
  • Camia ile adam akıllı ve katkıcıların ihtiyaçlarını karşılayacak bir Camia Sözleşmesi imzalar,
  • Kurumsal sürüm ve Bireysel sürümün paralel hareket edebilmesi ortak için iki komite kurulur; Kurumsal Teknik Komite ve Camia’nın seçeceği Bireysel Teknik Komite. Bu kişiler hepimizin ortak noktada buluşacağı akl-ı selim kişiler olacak elbette.
  • Bu komitelerden bireysel olanı sadece proje ile makro ölçüde planlamayı ve ihtiyaçları konuşacak sözcüler, bunu sakın yanlış anlamayın, elbette ki katkıcılar arasında doğru ve hakça bir yapılanma olacak. Bunun çerçevesini de meritokrasi
  • Bireysel sürüm ile ilgilenecek geliştirici/katkıcı(ki bu da ne kadar tartışmaya neden olmuştu) temel ilkeleri benimseyecek, ve bu ilkelerin çerçevesini çizen sosyal sözleşmeyi imzalayacak(ıslak imza anlamayın, açık bir beyan kastım).
  • Bu sosyal sözleşme dışında camia içerisinde yaşanan sorunlarda sağduyulu olacağı konusunda söz verecek.(Söz vermek, söz tutmamak komik gelebilir ama neticede erdemli kişileri verdiği sözler bağlar) Bu çerçevede Açık Saygı Bildirisi
  • En büyük sorun olan karar süreçleri konusunda, yine meritokrasi

    u yapmak istiyorum atlanıyor; Bunca kod yazan, yazılımları geliştiren insanların ilk ve temel kuralların geliştirilmeyeceğini, öyle sonsuza kadar aynı kalacağını düşünmeleri çok garip. Tıpkı yazdığınız yazılımlar gibi kurallar ve yöntemler de geliştirilebilir, iyi uygulama örnekleri ile zenginleştirilip iyileştirilebilir. yeter ki doğru zeminde tartışılsın

Peki bunları yapmak için neye ihtiyaç var;

  • Hem Tübitak hem de camia tarafındaki  cesur ve özverili insanlara

***

Bu yukarıda yazdığım benim fantazim. Gerçeğe dönersek. Ve en yapılabilir şey olan bir çatallanmaya gelirsek. Bugün bunu yapmak isteyen kaç kişi var? Peki yapabilecek kaç kişi var? Altyapı ve ihtiyaçları karşılayacak bir yapı var mı?

Bu soruları ve cevaplarını 2 kez tecrübe ettik. Bu tecrübeye bir kez daha bakmanın kimseye bir zararı dokunmayacaktır. Yanlışları görüp düzeltip devam edebilirsek ne mutlu!

Benim bu çatallanma konusunda gördüğüm en büyük engeller şunlar;

  • İnsanların süreçleri ve tartışmaları kişiselleştirmesi,
  • Teknik olarak Pardus’u devam ettirebilecek iş gücü (geliştirme, paketleme) Diğer katkı alanlarında hiç kuşkum yok çünkü bir şekilde çekirdek bir kadromuz var, ve ölmesek de sürünüyoruz, idare ediyoruz :)

Engellerin çözümü olarak önerilerim de şunlar;

  • Sağduyu, saygı, ortak amaçlarda birleşebilme ve eğlence
  • Teknik bilgisi yüksek kişilere ulaşıp bu kişileri aktive etme. Bu konuda yurt dışındaki Pardus topluluklarından çok ümitliyim. Alman ve İspanyol Pardus topluluklarının çok güzel iki deposu var. Bu kişilerin yaptıklarını görünce, neden olmasın ki diyorum. Hatta biz yapamazsak belki onlar bit çatal yapar… diye aklımdan geçirmiyor değilim.

Yurt dışındaki Pardus camia’sı demişken, şunu düşünüyorum, ne güzel Pardus kullanıyorlar, gelişimine katkı veriyorlar. Bizdeki gibi kısır tartışmalarda kendilerini paralamıyorlar, adamlar iş ortaya koyuyor. Sahip çıkıyorlar.

Bundan bir kaç ay önce bir şekilde dünya çapındaki Pardus kullanıcılarıyla bütünleşebilmek için bir alan adı almıştım; Pardusworld.com. Bu site dünya çapındaki bütün portallerin kesiştiği bir kavşak ve adam gibi bir İngilizce forum sunabilmek amacıyla ortaya atılan bir fikirdi. Ki yıllardır dememize rağmen projenin yapmadığı bir işti, baktık olmayacak dedik biz yapalım. Ki işler de tecrübemiz üzerine böyle yürüyor. Olmuyorsa sen yap!

Geçtiğimiz günlerde Pardus’un geleceği ile ilgili tartışmalar iyice hararetlenince, yurt dışındaki Pardus kullanıcıları da durumdan haberdar olmuşlardı. Birçoğu Google Translate aracılığıyla neler olup bittiğini birbirleriyle paylaşmaya çalışıyordu. Tabi kendimize Pardussever olduğumuzun farkına varıp, bu kişilere de bir şekilde dilimiz döndüğünce bu durumu izah etmeye çalıştık Özgürlükİçin.com sitesinde yayınladığımız “Pardus’un durumu hakkında” başlıklı yazımızı İngilizceye çevirdik ve haberin altına ekledik. Bunun yanında PardusWorld.com‘a WordPress kurup buradan da duyuruyu yaptık, bir de twitter hesabı açtık. herhangi bir gelişme olursa yurt dışındaki dostlarımıza da gerekli bilgi akışını sağlayacağız. PardusWorld’ün bu şekilde bir iletişim kanalı olması yurt dışındaki arkadaşlar tarafından çok olumlu karşılandı ve memnuniyet duyduklarını belirttiler.

Artık resmi olmayan bir iletişim kanalımız var diyebiliriz. Kafamda yurt dışındaki Pardus kullanıcılarına/katkıcılarına potansiyel çatallanma durumuna nasıl baktıkları, eğer bir çatallanmayı destekliyorlarsa nasıl katkı verebilecekleri gibi soruları sormak kafamdaki  bir iş.

Tabi bir taraftan da size; “Pardus’u çatallayıp devam ettirmeyi bir kez daha düşünür müsünüz, bunu yapabilir miyiz?”

***

Pardus projesi tarafında değişim devam ediyor. Süreçleri dikkatli şekilde izliyoruz. Bakalım nereye varacak, ama önce bir de kendimize bakalım, yapar mıyız? Her şeye temiz bir başlangıç, gönül kırıklıklarını bir kenara bırakıp, kavgalardan sıyrılıp, sizi yıldıracak şeylere kulak tıkamaya, karalamalara aldırmamaya, sadece güzel bir iş yapmaya, bu işi yaparken eğlenmeye, yardımlaşmaya, arkadaş kazanmaya ve paylaşmaya ne dersiniz?

Erkan Tekman’ın “Benzin Bitti Paşam” başlıklı yazısına, Onur isimli bir yorumcu şunu yazmış;

“Devrim durduğunda en azından halk onu sırtlar demiştim.” repliği aslında Pardus’un hikayesine daha uygun.

Bu yorum üzerine bolca düşündüm. Pardus henüz durmadı, sırtlamak için durmasını beklemeye gerek yok. Devrim o gün giderken de halk onu sırtlayabilirdi, zaten sorun da oydu halk sadece izlemişti. Oysa giderken bir el, bir el iteklemeliydi halk Devrim’i. Devrim’in menzili, ona destek verenler kadarmış… Ne acı ki, o gün Devrim’in peşinden onu iteklemeyen halkın çocukları, 10-20 yıl sonra varoşlarda mahalleye gelen Amerikan arabasını itekleye itekleye eğlendi.

Biz ne yapacağız?

Mutlu günler.

NOT: Bu yazı, blog.bluzz.net adresindeki günlüğümdeki yazıların Özgürlükİçin.com gezegenine düşmemesi nedeniyle, buraya kopyalanmıştır.

Yazı hakkında yorumlarınızı orijinal girdiye yapabilirsiniz.

http://blog.bluzz.net/catal-mi-devir-mi/


6
Oca
Pardus'un kurulan ve çalışan iso kalıplarını bulundurduğumuz ftp yansısı ve paket depolarının comu yansıları bundan böyle hizmet vermeyecektir. Eğer bu sunucuları kullanıyorsanız paket yöneticinizde gerekli düzenlemeleri yapmanız güncellemeleri kaçırmamanız açısından faydalı olacaktır.

Paket yöneticisini öntanımlı ayarlarıyla kullanan Pardus kullanıcılarını etkileyen bir şey olmayacaktır.
5
Oca

Pardus projesi Tübitak/Uekae’de birtakım çalışanlar ve bu çalışanların yaptıkları/yapacakları işlere inanan ya da gönül veren gönüllüler tarafından geliştirilen bir özgür yazılım projesidir. Özgür bir şekilde kullanılabilir, dağıtılabilir ya da değiştirilebilir.  Kendi içinde birçok alt proje barındırır. Dünya üzerinde birçok kaynaktan erişebileceğiniz özgür yazılımların dışında yukarıda bahsedilen insanlar tarafından geliştirilmiş teknolojileri vardır; paket yönetim sistemi, yönetim altyapısı, yönetim arayüzleri vs. [1] adresinden geliştirilmiş teknolojilere, [2] adresinden üzerinde birçok değişiklik/düzenleme vs. gerçekleştirilmiş diğer özgür yazılımların bulunduğu paket deposuna erişilebilir.

Pardus bugüne dek Türkiye’de gerçekleştirilmiş en büyük Özgür Yazılım projesidir.

Özellikle Türkiye’de yaşayan birçok insan için Özgür Yazılım ile tanışmanın sebebidir. Birçok insanın hayatını değiştirmiştir. Birçok yeni iş sahası ortaya çıkartmıştır.

~ * ~

Bir Özgür Yazılım projesi olarak gerçekleştirilmesine rağmen aynı zamanda Devlet desteği ile varlığını ortaya koyabilmiş bir projedir ve bu iki ayrı kavramın birbiri ile çatışmasından dolayı ortaya çıkmış hassasiyetin cezasını çekmiştir. Özgür yazılımın gerekleri ile Devlet’in gerekleri her zaman kesişememiştir.

~ * ~

“Türkçeye çevirmişler, sonra da biz yaptık diyorlar!

“Pardus Linux üstüne kurulmuştur, sıkıyorsa onu da yapsınlar!”

“Yeni bir şeye ne gerek var Debian çok güzel onu geliştirselerdi!”

… gibi söyleyen kişiler için çok büyük manalara gelen, fakat işin içinde olan insanlar için çok da öyle olmayan binlerce kalıp cümle ile eleştirildi Pardus. Eleştirilmesinde bir problem yok, zira eleştiriler insanlara nedenlerini anlatma, kendini düzeltebilme imkanı sağlar. Fakat eleştirmek için bir bilgi, birikim ve bikini gerekir.

~ * ~

Özgür Yazılım geliştirenler bilirler, e-posta listelerinde ya da irc kanallarında her an azar işitebilirsiniz. Bu hiç de sıra dışı bir olay değildir hele Türklere özel hiç değildir. Dünya üzerindeki bütün Özgür Yazılım geliştirenler için geçerlidir. Bunu dahi bilmeden bu tip davranışların sorumlusu bırakılmıştır Pardus ve Pardus Geliştiricileri. Doğru mudur, değil midir, herkes öyle yapıyor diye yapmak zorunda mıyızdır. Bunlar tabi ki tartışılabilir fakat bir şekilde özgür yazılımın doğası gereği bu iş böyledir.

~ * ~

Bunun dışında başka bir kesim daha vardır; tartışmak için gerekli altyapıya, bilgiye, birikime ve hatta bikiniye sahip olan fakat sadece tartışan. İşte bu tip insanlar genelde bizim ülkemize mensuptur. Bir ayrıntıyı da eklemek lazım; “sadece tartışan insanlar”. Dünya üzerinde tartışma kısmına kadar aynı olan fakat tartışma kısmını aştıktan sonra çokça övündükleri bilgi, birikim ve bikinileri ile gerçekten tartıştıkları noktada yeni bir akım yaratabilen insanlar. Biz özgür yazılımda buna çatallama (fork) diyoruz. Beğenmiyor musun? Dediğini yaptırmaya ikna edemiyor musun? O zaman çatallarsın! Bu dünyada bu şekilde çalışır, özgür olmanın dezavantajı ya da avantajı da budur.

~ * ~

Pardus projesinin içinde bulunmuş olmaktan çok mutluyum, kim ne derse desin artık pek umursamıyorum. İleride konuşmak için gerekli altyapıya sahip olsanız bile umursamıyorum. Biz çok güzel işler yaptık, çok yanlış işler de yaptık ama adım gibi eminim ki yaptığımız doğrular, yaptığımız yanlışlardan katbekat fazla.

~ * ~

Tübitak çalışanlarının açıklama yapmaması konusunda da bir not ekleyeyim; çalışanlar da ne olacağını, ne zaman neye karar verileceğini bilmiyor! Bu kararsızlığın sebebi maalesef projenin başarısızlığı ya da başarısı değil, Tübitak’ın kendi iç meselesi. Bu yüzden geriye iki seçenek kalıyor; ya çatallayacaksın Pardus’u ya da birilerinin keyfini bekleyeceksin. Her iki yolda da bekleyen birileri olacaktır, ben bundan eminim. Tabi her durumda yukarıdaki engeller karşınıza çıkacaktır.

~ * ~

Özgür Yazılımlar yok olmaz.

3
Oca
Pardus ülkemizdeki en geniş özgür yazılım topluluğunu bir araya getirmiş bir projedir. Kitlelerin linux ve özgür yazılımla tanışmalarına ve kullanmalarına önemli ölçüde katkısı olmuştur. Buna rağmen ne kamuda ne de özel sektörde yaygın şekilde kullanıldığını söylemek mümkün değildir.

Pardus kendi kullanıcı kitlesini kucaklayan bir özgür yazılım projesi olmamıştır. Gelinen noktada maaşlı çalıştırdığı geliştiricileri haricinde gönüllü geliştiricisi yok denecek kadar aza inmiştir.

İlk yıllarında (ne kadar gerekli olduğu tartışılabilir olmasına rağmen) ortaya konan inovatif teknolojilerin yerine/yanına yenilerinin eklenmediği açıkça görülmektedir. İki Pardus sürümünü birbirinden ayıran Pardus'un kendi yazılımlarından bahsetmek mümkün değildir.

Pardus iş yapış şekliyle de bir kamu kurumu olmanın bürokrasisinden sıyrılamamıştır. Kendi internet sayfasını yıllarca yenileyememesi, gönüllü geliştiricilere (ki proje ekosisteminin en önemli parçası olması gereken kısımdır) en kısıtlı şeyleri bile yıllarca sunmaması gibi konular herkesin bilgisi dahilindedir. Kurumun kendi sürdürmek zorunda olduğu işlerin yapılmasının getirdiği alışkanlıkla çalışanlarının kendi aralarında aldıkları kararların gönüllülere tebliğ edilmesi çokça yaşanan ve rahatsız edici konuların başında gelmektedir. Hatta bazı konular şifaen toplantılarda söylenmesine rağmen yazılı olarak (eposta, blog, twit vb.) hiç bir zaman geliştiricilere iletilmemiştir.

Benim başını çektiğim iki proje haricinde dışarıdan herhangi bir geliştirici grupla birlikte iş yapılmamış olmasının nedeni memlekette Pardus'la birlikte üretmek isteyen kimse olmaması değil; bu işe kalkışacak kişilerde evliya sabrı olmamasıdır. Geliştirici ekiple iletişim kurmak son derece kolayken idari taraftan cevap alabilmek bile ciddi sabır işidir.

Sene 2012 olmuşken Pardus teknolojisi dediğimiz şeylerin hiç biri başka bir dağıtımda bulunmayan şeyler değildir. Zaten özgür yazılımın doğası onun bir sadece bir dağıtımda varolmasına imkan vermez. Peki o zaman Pardus temelli bir dağıtım fikri nereden çıktı? Bu konu üzerinde konuştuğumuz arkadaşlarımı bağlamadan kendi fikirlerimi yazdığımı not düşerek cevap vereyim buna: Her ne kadar Pardus'un gönüllü aktif katılımcısı kalmamış olsa bile projeye veya ekibe küsmüş/küstürülmüş/küsmeden ayrılmış insan sayısı hiç de az değil. Geliştirici olma hevesiyle çalışan genç bir grup var. Tübitak ekibi Pardus dağıtımının sürdürülmesi işini hala yürütürken onu temel alıp üzerine bir şeyler koyan yeni bir dağıtımın sürdürülebilir ve verimli olduğunu düşündüm. Başlangıçta üzerine çok fazla yenilik koyamasak bile en azından iş yapış yöntemindeki beğenmediğimiz şeylerin yerine yenilerini koyabilirdik. Eğer yapabilseydik eminim önemli bir iş olurdu. Hala bu işe kalkışmak isteyen olursa onlara kolaylıklar diliyorum.

Tübitak/Pardus tarafıdaki belirsizlikler/belli olan şeyler nedeniyle artık Pardus temelli bir dağıtımın ne sürdürülebilir ne de verimli olacağını düşünmüyorum. Başka bir dağıtımı temel alan yeni bir dağıtım işine kalkışmanın da gerekli olduğunu düşünmüyorum. İlla bu işe girmek isteyenler için gerekenden fazla başlamış proje var, birine dahil olmak sıfırdan başlamaktan iyi olur bence. Tabi parlak bir fikir varsa baştan da başlanabilir elbette.

Geliştici olarak Pardus'la ilişkim 'müzikal ayrılıklar nedeniyle' bir süre önce bitmişti. Bu hafta içinde kullanıcı olarak da yollarımızı ayırıyorum (soran olursa: debian).

Hadi selametle...

not1: Küfür yoksa her yorumu yayınlıyorum.
not2: Yazdığım herşeyi detaylandırabilirim ama kime faydası olur bunun? Amacımın birşeylere suçlular bulmak olmadığı anlaşılmıştır diye umuyorum. Durum tespiti olarak yazdım bunları.
not3: 'Pardus tarafında hiç mi iyi şey yapılmadı?'diye soracak olanlara bundan önce yıllarca blogumda yazdığım yazılarımın, listelerdeki epostalarımın, seminer konuşmalarımın filan linklerini vermek isterim. Sadece eleştirilerimi yazmaya hakkım var.
30
Ara

2 Ocak 2012 tarihi itibarı ile TÜBİTAK UEKAE’deki görevimden ayrılacağım için 4 yılı aşkın süredir Pardus projesi ile ilgili resmi duyurular için kullanmakta olduğum pravda pardus web günlüğü yayınına son vermektedir.

28
Ara
Yaklaşık bir sene önce bitirme projesine başladığımız zamanlar , Necdet Hoca yaptığımız işin geliştiricisi olmamız konusunda bizleri cesaretlendirmişti. Biz de bu gazla Pardus geliştiricisi başvurusunda bulunmuştuk. Quiz sorularını cevaplayıp gönderdikten sonra junior job dönemi başladı . Mentor ataması konusunda 1 ay bir sorun yaşadıktan sonra Pardus geliştiricilerinden Serdar Dalgıç mentor olarak atandı ve bu yolda bize (Merve ve Ben :) destek oldu.


Zaten yabancısı olmadığımız pisi paketleme işiyle ilgilendik. Bitirme projemizin[Çomak] de başarıyla sonlanmasıyla beraber hızlanan geliştiricilik sürecimiz [1] mailiyle sonlandı ve ben de artık Pardus geliştiricisi oldum.

Bu süreçle ilgili ; ilk adımı atmamızı sağlayan ve her adımda destek veren Necdet Yücel'e , junior job sürecinde her türlü yardımı yapan , bilgilendiren Serdar Dalgıç'a ve tshirt konusunda benimle dalga geçse de Kaan Özdinçer'e teşekkür ederim.




[1]http://liste.pardus.org.tr/gelistirici/2011-October/056955.html