16
May

Söyleyeceklerimin bir süre daha çalışanı olacağım TÜBİTAK/BİLGEM G215′i (Pardus geliştiricilerinin bağlı olduğu birim) bağlayacağı ya da “içerideki” geliştiricilerin düşüncelerini yansıtacağı yanılgısına sebep olmamak için bundan sonra Pardus ile ilgili yazılarımı Siyah Defter adlı günlüğümde yayınlayacağım.

Bilginize.

7
May

Önümüzdeki ay, beş seneden uzun süredir çalıştığım TÜBİTAK/UEKAE‘in G215 projesinden ayrılacağım. Bu, yola “UEKAE personeli olmayan Pardus geliştiricisi” olarak devam edeceğim anlamına geliyor. Bir veda mektubu havasında, “her şey altı sene önce başladı…” diyerek duygu yüklü bir hikaye anlatacak değilim; hikayem bitmedi, ve daha yapacak çok şey var.

Bir takım çok gizli UEKAE projeleri sebebiyle uzun süredir vakit ayıramadığım dağıtım işleriyle bundan sonra da benzer sebeplerle ilgilenmeyeceğim; ancak ÇOMAR, PiSi ve Ahenk gibi Pardus teknolojilerinden elimi çekmeyi düşünmüyorum. Listelerde yine karşılaşacağız, her zamanki gibi seyrek de olsa günlüğümde Pardus yazıları görmeye devam edeceksiniz.

UEKAE’den maaş almayacağımdan, bundan sonra sadece yapmak istediğim işlerle ilgileneceğim için mutlu ve heyecanlıyım. Hayalini kurduğum ancak bir türlü koda dökemediğim projeleri, bir süre boyunca aşağıdaki manzaraya sahip ofisimde geliştireceğim. Daha sonra ne yapacağım ve nereye gideceğim, başka bir yazının konusu olsun…

Pardus’la sınırlı olmayan özgür yazılım çalışmalarımı GitHub sayfamda yayınlayacağım, @PardusNG isimli Twitter hesabımda da projeyle ilgili düşünce balonlarımı görebilirsiniz.

Görüşmek üzere.

3
May

Bir şekilde Pardus’la ilgilendiyseniz, önümüzdeki birkaç ay içinde kapınızı çalmam muhtemel. Geliştirici ya da kullanıcı olmanız farketmiyor, bir şekilde görüş menzilime girmiş olmanız yeterli. Kayıt cihazım ve defterim hazır, randevu listesi oluşturmaya başladım bile.

Server Acim’in Pardus Podcast’inden, sürüm isimlerinin nereden geldiğine; işe alma (ya da bürokrasi yüzünden alamama) hikayelerinden, ürün/proje yetiştirme maratonlarına; bir grup insan tarafından sıkça yapılan esprilerin kaynağından, camia tartışmalarının bilinmeyenlerine kadar pek çok konuya gireceğim gibi görünüyor. UEKAE çatısı altına girerken imzaladığım gizlilik sözleşmesi ve kişilere özel hikayelerdeki “kişilerin” izinlerine bağlı kalarak elbette.

Başlık Harry Potter serisinde adı geçen “Hogwarts, A History” kitabına bir gönderme, gerçek anlamda tarih kitabı yazmak gibi bir niyetim yok, yazamam da. Duyuruları @PardusNG isimli Twitter hesabımdan ve açacağım yeni bir günlükten yapacağım, alanadına henüz karar vermedim.

Kim bilir, belki sizinle de görüşürüz.

9
Nis

Necdet Yücel ve öğrencileri, LKD‘nin çalışkanlarıyla beraber bu işi yürütür. TÜBİTAK/Pardus bu işin içinde olsa da, olmasa da. Erkan Tekman’ın dediği gibi, Pardus geliştiricileri resmen bu projenin içinde olacak. Ama ben, pek çok geliştiricinin (eski/yeni) Pardus geliştiricisi olarak (ya da proje yönetimi böyle bir karar aldığından) değil, özgür yazılım geliştiricisi ve LKD gönüllüsü kimliğiyle projeye katkı (sadece kod katkısı değil) vereceğini zannediyorum.

Farklı sebeplerle Pardus geliştiricilerine ya da projeye küsmüş ancak özgür yazılım adına bireysel çalışmaların ötesinde bir şey yapmak isteyen herkes adı henüz konmamış bu “topluluk dağıtımı”na destek vermeli. Burnu havada Pardus geliştiricilerinin “kolektif tutumu”, TÜBİTAK bürokrasisi, para alan/almayan ayrımı bu projede yok. Engelleri kaldırdık, bekliyoruz.

* Neden bahsettiğimi bilmeyenler Necdet Yücel‘in Topluluk Dağıtımı duyurusunu okuyabilir.

26
Şub

Şikayetler müdüriyete, tebrikler ahaliye demişler; ben de öyle yapayım.

BİLMÖK 2011′in ilk iki gününe katılma fırsatı buldum. Bu kadar ilgili insanla Pardus ve özgür yazılım konuşmak, eski arkadaşları görmek ve yenileriyle tanışmak keyif verdi. Organizasyon ekibini, birçok sıkıntı ile karşılaşılmasına rağmen bu kadar çok insanı bir araya getirdiği için kutlarım. Ana sponsorlardan biri olarak BİLMÖK’ün (yine) parçası olmaktan mutluluk duyuyorum.

Emeği geçen herkese teşekkürler, yakında yine görüşeceğiz.

21
Şub

SVN (veya GIT) benzeri bir kaynak kodu yönetim sistemi kullanıyorsanız, birden fazla geliştirici ile aynı kod üzerinde rahat bir şekilde çalışabilirsiniz. Ancak, beraber çalışma şekli kesinlikle aşağıdaki gibi olmamalı:

  $ svn rm proje/
  $ svn mkdir proje/
  $ svn commit --message "Enkaz devraldık"

O zaman birlikte çalışmanın anlamı kalmıyor…

1
Şub

Topluluk rahatsız. İstekler yapılmıyor, öneriler dikkate alınmıyor. 100 istekte bulunmuşlar Pardus 2011 için, 10 tanesi gerçekleştirilmiş. Pardus geliştiricileri topluluğu ne zaman dikkate almaya başlayacak?

Her zamanki “zaman ve kaynaklar sınırlı olduğu sürece” cevabını vermeyeceğim bu sefer. Topluluk tüketici olmaktan, kullanıcı olarak kalmaktan çıkıp katkı vermeye başlamadıkça, İstek ve Öneriler ve Yeni Fikirler bölümüne yazıp beklediğiniz özellikleri, daha çok beklersiniz. 20000′den fazla mesaj atılmış. Haber yorumlarını saymazsak, forumun en sık kullanılan bölümü “istemekle” ilgili.

Sadece kullanıcı olduğunuz sürece, ekosistemin bir parçası olursunuz ancak “topluluktan” olmasınız. İstemek ve beklemek, zamanınız bolsa işe yarar. Ormanda yeterince beklerseniz şirinleri bile görebilirsiniz. Çok beklediğiniz halde göremediyseniz, yeterince beklememişsinizdir.

“Katkıda bulunmak istiyorum” demeden, hatta kendini tanıtmadan önce elindeki çözümü gösteren; “yapın” anlamına gelen “yapalım” cümleleri kurup beklemek yerine, “yaptım” diyen insanlarla yürür bu iş. Şimdiye kadar hep öyle oldu, bundan sonra da öyle olacak.

Uyuyan geliştiriciler değil, topluluk. Kullanıcı grubuna döndü, kimse farkında değil.

3
Oca

Canımız sıkılınca pinpon oynuyoruz, stres atıyoruz.

(11:25:27) Bahadır: ping
(11:25:48) Ibrahim Güngör: pong
(11:25:54) Bahadır: ping
(11:26:01) Ibrahim Güngör: pong
(11:26:07) Bahadır: çizgide
(11:26:15) Ibrahim Güngör: haddii beeee :(
(11:26:28) Ibrahim Güngör: set sayısı
(11:26:29) Ibrahim Güngör: hadi
(11:26:37) Bahadır: ping
(11:26:40) Ibrahim Güngör: pong
(11:26:46) Bahadır: ping
(11:26:51) Ibrahim Güngör: gelişine pongggggggggggg
(11:26:53) Ibrahim Güngör: off fena çaktım
(11:26:58) Bahadır: abanmak yok
(11:27:00) Bahadır: atan alır
(11:27:04) Ibrahim Güngör: top çatladı
(11:27:06) Ibrahim Güngör:  hadi mola verek
(11:27:09) Bahadır: tamam

15
Kas

Pardus’u geliştirirken karşılaştığımız, sevdiğimiz, kullandığımız kod parçalarını bundan sonra Kod Bloğu sitesinde paylaşacağım.

Umarım işinize yarar.

5
Eki

Bu sene de CeBIT’teyiz. UEKAE ofisinde son hazırlıklar yapılıyor, öğleden sonra donanımları kargoya vermeyi planlıyoruz.

Muhtemelen her iki günün birinde standda olacağım 7. Salon’da C27 alanında görüşmek üzere.

15
Ağu

Birkaç saat evvel, Freenode sunucularındaki #ozgurlukicin kanalında; önceki staj döneminde yapılan fikir arayüzü hakkında bilgi vermek, yeni staj döneminde geliştiricilecek tema bölümü için fikir toplamak, Pardus 2011′e Öİ’den gelecek katkılar ve Öİ 3.0 olarak tabir edilen yeni site altyapısı ile ilgili beyin fırtınası yapmak (toplantı sırasında bu madde atlandı) gibi dört ana gündem maddesine sahip bir IRC toplantısı yapıldı. Merak edenler, sohbet kayıtlarıPardus-Wiki‘den okuyabilir.

3 saate yakın süren bu yazılı toplantı sonrası nüksetti yazma isteği. Onca konuşma arasında sesimin duyulmamasından, herşeyi söyleyemediğimden, biraz da Pazar gecesinin son saatlerini yanlış geçirdiğim düşüncesinden.

6 adam*haftalık çalışma sonrası yenilenen yeni fikirler arayüzü “Beyin 2″ ile başladı tartışma, programa uygun olarak. Uygulamanın işleyişinden ve Pardus 2011 özellik seçimindeki rolünden bahsedildikten sonra, arayüzün en sağlıklı nasıl kullanılacağı/yönetileceği konusu tartışmaya açıldı. 10 dakika süren kısa ve öz konuşmaların ardından kanaldaki moderasyon kaldırıldı ve yarım saatten biraz daha uzun bir süre, fikir arayüzünde oyların gizli olup olmaması, yorum yazma zorunluluğu, yorum uzunluğu gibi; keşke 6 adam*haftalık çalışma öncesinde forumda karara bağlansaydı dediğim tartışmalarla israf edildi.

İlk yarım saatin ardından başlayan “neler fikirdir, neler değildir”, “tekrarlar nasıl engellenir” tartışması sahalarda görmek istediğimiz hareketlerden olsa da; fikirlerin geliştiricilere nasıl iletileceği tartışması, SCT (Sürüm Camia Temsilcisi) kavramını ve camiayı ciddiye aldığımızı, Öİ’nin en aktif katkıcılarına dahi iyi anlatamadığımızın göstergesi gibiydi. 1 saat geçtiğinde, Pardus 2011 için kullanıcıların daha fazla fikir girmeleri için bir “seferberlik” başlatılması, haberler yazılması, banner’lar hazırlanması kararlarıyla, ilk toplantı maddesinin yanına büyük bir “tik” konmuş oldu.

Bir söylentiye göre açık 220′den fazla “fikir” vardı ortada. “15 gün sürecek bir seferberlik, mevcut fikirlerin tekrarlanmasından öteye geçebilecek mi?” ve “seferberlik olmasa da, insanlar fikirlerini beyan etmeye devam etmeyecek mi?” gibi sorular hala aklımda. Belki, o an farkında olmasam da, ana sürümler arası camiadan uzaklaşan kullanıcıları hareketlendirmek, heyecanı artırmak için bir taktikti bu aslında…

Konu temalara geldi sonra, henüz kodlanmaya başlanmamış yeni arayüz için iyi-kötü fikirler atıldı ortaya, 2011 için tema ve duvarkağıdı yarışması ve Öİ tarafından hazırlanacağını öğrendiğim 2011 Pardus Turu uygulaması konuşuldu. Moderasyonun kaldırılmış olmasından belki, önemli fikirler aradan cımbızla seçildi bu tartışmada. Ne yazık ki yine, 1 saatin çok az kısmından verim alınabildi zannımca.

2. saatin sonlarına doğru başlayan ve en çok merak ettiğim “Pardus 2011′e Özgürlükİçin tarafında verilebilecek katkılar” bölümü ise, tahmin ettiğim gibi, yeni fikirler arayüzünde konuşulması gereken konuların ve -daha kötüsü- yeni fikirler arayüzünde bile yeri olmayan “KDE güncel olsun”, “kernel son sürüm olsun”, “Müdür (Pardus’un açılış sistemi) ölsün” türü temennilerin ortaya atıldığı bir serbest atışa dönüştü. Bir arkadaşın dediği gibi, “Çözünürlük değiştirirken oturumu kapatmak gerekmesin” türü bir fikir gelseydi, içim cız etmeyecekti. Hem yeni fikirler arayüzü, hem de SCT; sanki bu tartışmada çiğnendi.

Saat gece yarısına yaklaşınca toplantı bitti, katılımcıların yarısından çoğu kanalda durmaya devam edince; öğrenci temsilciliği, Pardus Kurumsal 2 sürüm takvimi haberler, Ajans Pardus içeriği gibi konulara geçildi. Ben ve Akın (Ömeroğlu) dışında kimse atlanan haberler konusunda fikir beyan etmese de; 2011′in geliştiriciler için hazırlanan ön sürüm haberinin Pardus-Linux.Org tarafından “taze taze” servis edilirken, Öİ’de “kullanıcılar bu sürümü kurarsa sorun yaşarlar” düşüncesiyle yer verilmemesi; Oracle’ın Google’a Android işletim sistemindeki patent ihlalleri hakkında dava açması haberinin “çevirilecekler” listesinde sahipsiz beklemesi ve en büyük Linux konferanslarından LinuxCon 2010′un çeviri listesinde bile kendine yer bulamaması önemli konular arasındaydı. Muhalif olmamdan belki, toplantının en faydalı bulduğum kısmı burasıydı.

Yakın zamanda Pardus 2011 geliştirici toplantısı yapacağız IRC’de, aynı adresteki #pardus kanalında. Umarım zamanımızı iyi yönetebilir, gereksiz ayrıntılardan kaçabilir ve mümkün olduğunca az insanın “zaman kaybettim” düşüncesiyle bilgisayarını kapatmasını sağlayabiliriz. İyi geceler.

27
Tem

2500‘den fazla özgür yazılımı bir araya getirerek oluşturuyoruz Pardus’u. Bu, binlerce geliştirici demek. Binlerce insan, hepsi birbirinden farklı. Kullandıkları programlama dilleri, yöntemler, kütüphaneler, stiller de öyle. Bu farklı parçaları düzgün ve çalışır bir şekilde bir araya getirmekten sorumlu biz geliştiriciler için zorlu engeller bunlar. Bir şekilde aşıyoruz bu engelleri; bazen kendi çözümlerimizle geliyoruz, bazen yazılımın geliştiricisine havale ediyoruz.

Bütün bu işleri yaparken onlarca parçaya bölünüyoruz; birkaç satır kod yazarak çözülecek bir iş için hata takip sisteminde, e-posta listelerinde, (bazen aşina olmadığımız dillerde yazılmış) kaynak kodlarda cirit atıyoruz; kendi çalışma ortamımızda ve test sistemlerimizde tekrarlayamadığımız ancak var olduğundan emin olduğumuz hataları üretmek için saatlerimizi harcıyoruz (tekrarladıktan sonra çocuklar gibi seviniyoruz); istikrarlı ve başarılı bir şekilde olmasa da yaptıklarımızı yazıyor, anlatıyor, o da olmazsa “twitliyoruz”. Soran olursa “her işi yapıyoruz”.

Geliştirici dünyası dönmeye/duraklamaya devam ederken, fark ettiğiniz üzere, hata yapıyor ya da başkalarının yaptığı hataları çözmekte problem yaşıyoruz. Kendi yaptığımız hataları azaltmaya, başkalarının yaptığı hataları çabuk düzeltmeye çalışsak da; her zaman başarılı olamıyoruz. Bu yazıyı yazmaya başlarken açık olan 1419 hata gibi, hiçbir zaman sıfıra düşmeyeceğini bildiğimiz bir kusur listesini kısaltmak ya da en kötü ihtimalle uzamasını engellemek için çaba harcıyoruz.

Birbirimize ara sıra Superman, Pardusman, aslan, kaplan diyoruz ama aslında yazılım geliştirme ve işletim sistemi dağıtımı oluşturma konusunda tecrübe sahibi ve bu işi yapacak zamana/enerjiye/kaynağa sahip GNU/Linux kullanıcıları olarak sizinle aynı yerde duruyoruz. Bu yüzden (farkında olmadan) sizin de bizimle aynı dili konuşmanızı istiyor, “dmes ve lspci çıktısını ver” dediğimizde anlamanızı bekliyoruz, “/proc dedim, /sys demedim” diye azarlıyoruz. Biliyoruz, arada yazılımsal olmayan hatalar da yapıyoruz.

Bu bir gerçek, yakın zamanda hata sayısını dörtte üçüne bile indiremeyeceğiz, ancak hata düzeltme süreci hep birlikte daha az acılı hale getirebiliriz. Önerileri dikkatli takip ederek, sorulanları mümkün olduğunca detaylı şekilde cevaplayarak, bir şeyler anlaşılmadığında soru sormaktan çekinmeyerek (“lspci de ne kardeşim?” gibi), her zaman (karşılıklı) sakin olarak ve -en önemlisi- sabırla bekleyerek, bazen sadece bekleyerek bunu sağlayabiliriz. Farklı bir iş yapıyoruz; siz diye birşey yok aslında, biz varız, ve biz kendimiz için çalışıyoruz. En sık karşılaştığımız mekan olan http://hata.pardus.org.tr‘de daha uygun şartlarda bir araya gelmek istiyoruz.

25
Tem

Özgürlükİçin Tema bölümüne girip bakıyorum ara sıra, KDE’nin ne kadar fazla özelleştirilebilir olduğunu bilsem de, beni şaşırtan masaüstü tercihleri ile karşılaşabiliyorum. Bazılarının tamamını, bazılarının parçalarını kendi bilgisayarlarıma uygulamak istiyorum; ancak bunu yaparken sistem ayarları uygulamasındaki onlarca seçenek arasında kaybolmak, sağdan soldan duvarkağıdı, yazıtipi, simge seti indirmek istemiyorum.

Tembel adam yaratıcı olurmuş derler ya, benimki de aynı durum. Daha ismini koyamadım (önerilere açığım), yeni projem çok az arkadaşıma bahsettiğim ancak fırsat bulup yazmaya başlayamadığım masaüstü ayarları paylaşım uygulaması. Birkaç tıklama ile, kendi masaüstü ayarlarınızı tek bir paket haline getirip istediğiniz kişilerle paylaşabilmeniz için. Aktarılacak masaüstü ayarlarının listesi şimdilik kısa, yorumlarınızla şekilleneceğini umuyorum. Sıralama, kolaydan zora doğru:

  • Yazıtipleri
  • Simgeler
  • Duvarkağıdı
  • Renk temaları
  • Masaüstü tipi (plasma taşıyıcı, dizin görünümü, ara&çalıştır, …)
  • Plasma temaları ve plasmoid ayarları

Pardus 2011 için verilmiş bir söz değil bu, sadece uygulanması zor olmayacağını düşündüğüm bir fikir. İsim, özellik, uygulamanın arayüz tasarımı ve davranışı konularında önerilere açığım. Bileşenler belirgin hale gelip ihtiyaçlar ortaya çıktığında, bu bileşenleri kodlayacak geliştiricileri (ya da geliştirici adaylarını) yardıma beklerim.

Not 1: Yukarıdaki enfes duvarkağıdı, masaüstü sihirbazı dediğim Kerim Aydın‘dan. Projeyi tamamlamak ve onun gibi masaüstü sihirbazlarının temalarını zahmetsizce bilgisayarımda kullanmak için sabırsızlanıyorum.

Not 2: Ahenk yazılarımdan sıkılanlar için teknik mambo-jambo içermeyen bir yazı yazdığım için de pek menunum :)

24
Tem

Yüzlerce sunucunun bağlı olduğu bir ağ var elimizde, her biri merkezi bir sunucuya bağlanarak kendilerine ait politikaları alıyor ve uyguluyor. Adını duymaktan sıkıldığınız uzaktan yönetim sistemi Ahenk ile, elbette. 10′ar dakika ara basit bir sorgulama, uzun olmayan bir cevap. Tek noktadan nadir değiştirilen, yüzlerce noktadan sıkça okunan politikalar. Tam LDAP‘lık bir senaryo: Yazma nadir, okuma sık.

Politikaların daha çabuk uygulanması gerekiyor bazen, 10 dakika beklememek. Elbette bunu, sorgulama aralığını 30 saniyeye çekmeden, düzgün bir şekilde yapmak. Bir şekilde, “anında uygulama” sağlanması, çoğu zaman da yapılan işlemin sonucunun anlık olarak öğrenilmesi gerekiyor. Problem, işte burada başlıyor.

İstemcilerin belirli aralıklarla “çekme” yapması yerine, sunucunun bir değişiklik varsa “itme” yapması gerektiği durumlarda, LDAP’ın yanında çalışacak bir protokol ihtiyacı ortaya çıkıyor. Yerine değil, yanında; çünkü politikaların tutulması için “hafif” bir veritabanı çözümü gerekiyor ve LDAP bunu başarılı bir şekilde sağlıyor. Mevcut LDAP sunucularının yedekleme ve çoğaltma konusunda hazır çözümlerle gelmesi de ayrı bir avantaj, vazgeçilecek özellikler değil bunlar.

“İtme” kısmına geri dönersek, bu konuda aklıma ilk gelen çözüm, XMPP (Jabber) kullanmak ve “anında mesajlaşma” işini zahmetsizce halletmek oluyor. “Hata ayıklama işini Kopete ile yaparım” düşünceleri beliriyor tabi ister istemez, sonra çevreden “slm, asl?” yazınca işlemci bilgilerini versin esprileri yapılıyor :)

XMPP, LDAP kadar olmasa da eski bir standart. Açık, ücretsiz; kullanımı, geliştirmesi, genişletilmesi kolay. Birden fazla sunucu/istemci/kütüphane mevcut, kararlılığı kanıtlanmış. Alternatif arama gereği hissettirmiyor. Özgür, çalışıyor, işimi görüyor, daha ne isterim? Düzgün bir XMPP kütüphanesi, saç-baş yoldurmayacak bir sunucu; hepsi var, hatta hepsi (Twisted ve EJabberd) Pardus depolarında var. Noktaları birleştirmek kalıyor geriye, eğlenceli kısım burası işte.

Dökümanın yetmediği yerlerde kaynak kodları açılıyor, “döküman kötü ama kodlar tertemiz” deniyor, birkaç deneme sonrasında Jabber sohbet botu geliştiriliyor, sonra da aynı mesajlaşma tekniği Ahenk prototipine ekleniyor, sonra Kopete ile sistem yönetimi oyunu oynanıyor: “selam, nerden?”

Hemen hemen herkes tatilde demiştim. TÜBİTAK’ın toplu izin döneminin ilk haftası geride kaldı, havalandırma ve klima sistemlerini bakıma alınması yüzünden içerde mi kalsak, dışarı mı çıksak bilemediğimiz bunaltıcı bir haftada, ilk dönem stajına geç başlayan iki stajyer aramızdan ayrıldı, iki geliştirici de kalan işlerinin tamamlayarak tatile çıktı.

Geliştirici sayısının azlığından, depolara (tahminen) pek fazla commit yapılmayacak bu hafta. Ancak her toplu izin döneminde olduğu gibi, güvenlik açıkları ve kritik hatalar için hazırda bekleniyor olacak. Ofisteki sessizlikten istifade eden geliştiriciler sürpriz projelerle ortaya çıkabilir, bazı geliştiricilerin de gizli ajandasındaki önemli tarihler, tam da bu toplu iznin ortasına denk gelebilir…

Benim proje artık sürpriz değil [1] [2], Ahenk ile ilgili kod ve belgeler bu hafta depoya girmeye başlayacak. Ardından da proje ajandası şekillenecek. Ara verip farklı projelerle uğraşmam gereken zamanlarda Pardus 2011′deki yapılandırma altyapısı (COMAR) değişiklikleri ve danışmanı olduğum GSoC projesi ile iligileneceğim. Çok az arkadaşıma bahsettiğim ve Özgürlükİçin – Temalar bölümünde “reyting patlaması” yaratacağını düşündüğüm çok gizli proje ile ilgili de bir şeyler karalarım belki :)

Gidenlere iyi tatiller, kalanların acılarını paylaşıyorum, selamlar…

23
Tem

Milli Savunma Bakanlığı’ndaki bir ihtiyaç için geliştirilen Ahenk 1.0‘da (Pardus’un uzaktan yönetim sistemi), politikaların LDAP üzerinde tutulduğu ve istemcilerin belirli aralıklarla bu politikaları aldığı ve uyguladığı bir yapı mevcut. Olabildiğince basit ve sade. Büyük resme bakıldığında, yapılan iş aşağıdaki metnin veritabanına yazılması, okunması ve bu bilgiler ile işlem yapılması:

  dn: cn=server1, dc=pardus, dc=org, dc=tr
  pisiRepository: http://192.168.1.1/packages/2009/pisi-index.xml.bz2
  pisiUpdateInterval: 3600
  pisiUpdateType: security
  comarUserSource: ldap
  comarUserURL: ldap://192.168.1.1/dc=pardus,dc=org,dc=tr
  ...

Yönetim arabiriminde yapılan iş, bir arabirim kullanarak yukarıdaki politika metnini oluşturmak ve LDAP’a kayıt etmek. Nispeten kolay bir iş, ve bir sonraki Ahenk blogumun konusu :). Sisteme dahil köle bilgisayarlarda çalışacak Ajan uygulaması ise “sihrin” gerçekleştiği, ve benim en çok sevdiğim Ahenk bileşeni.

Ajan’ın yapısı aşağıdaki gibi. XMPP ile ilgili kısım 2.0 ile geldi:

LDAP istemcisi belirli aralıklarla, “bu bilgisayara ait politika var mı?” diye soruyor: Yaptığı şey “ldapsearch” komutu çalıştırmaktan çok farklı değil. Politika bulursa kuyruğa atıyor, ve kuyruktaki politikalar ilgili Ajan modüllerine gönderilerek işleniyor. Misal, PiSi ile ilgili politika metinleri -eğer kuruluysa- yazılım güncellemelerinden sorumlu modülde (bildiğiniz Python modülü) işleniyor.

XMPP istemcisi ise politikaların “anında” uygulanması ya da bilgisayarlara komut gönderilmesi gerektiğinde kullanılacak “opsiyonel” iletişim kanalı.

19
Tem

TÜBİTAK MAM Kampüsü bomboş, 5000+ çalışanın %90′ı 2 haftalık toplu (bazı işkoliklere göre “zorunlu”) izinde. Ben dahil birçok Pardus geliştiricisi ise, UEKAE binasındaki ofiste mesaide. Proje çalışanlarının, farklı zamanlarda izne çıkmasının çalışmaları olumsuz yönde etkilemesi sebebiyle böyle bir karar alınmış MAM kampüsünde. Tatile çıkanlar alınan bu karardan memnun, geride kalanlar ise ıssız koridorlarda vahşi batı kasabalarında yuvarlanan çalılar gibiler: Yalnız ve mutsuz.

Schindler’s List OST dinlerken okursanız halimizi biraz olsun anlayabilirsiniz :)

18
Tem

Adım adım neler yaptık anlatacağım demiştim, blog yazma konusunda istikrarsız olduğumu bildiğinizden inanmamışsınızdır tahminen. Yarı dönem değerlendirme formuna birkaç paragraf yazarken bile araya türlü türlü aktiviteler sokarak “yazma” işinden kaytaran ben, artık “macroblogger” olduğuma göre oturum adam gibi bir değerlendirme yazısı yazmak zorunda oluyorum değil mi? Evet, buyrun:

GSoC koordinatörü (yine) Renan hızlı, temiz ve sessiz bir iş çıkararak 3. kez yaz stajına kabul edilmemizi sağladı. Biz onu kod yazıyor ya da birileriyle yazışıyor sanıyorduk, meğer teklif metni yazıyormuş gizli gizli. Yaz döneminin büyük bir kısmında ofis dışında olmayı planlayan (ilk aylarda iş, sonraki aylarda tatil için) bir geliştirici olarak bu sene de GSoC danışmanlığı yapmayacağını düşünen ve yanılan bendeniz, 2. kez danışman olarak buldum kendimi. Danışman olduğum Jain Basil‘in ilgisi ve proje gözden geçirmenin en az kod yazmak kadar eğlenceli gelmeye başlaması, 2 aya yakın zamanı keyifli geçirmemi sağladı.

Proje, ev dizinindeki (şimdilik sadece KDE) ayar dosyalarındaki değişiklikleri takip etme, değişiklikleri yedekleyebilme, paylaşabilme ve geri alabilme için gerekli altyapının hazırlanmasını ve arayüzlerin yazılmasını kapsıyor. Detaylar için Jain Basil’in günlüğüne göz atabilirsiniz. “Bir ayar değiştirdim ama neredeydi unuttum, nereden geri alıyorduk bunu?” diyenler için kurtarıcı olacağından eminim.

Jain başvuruda bulunmadan, kodlamaya başlamadan önce yapılması gereken herşeyi yapmış, bunu başvuru mektubunda göstermiş ve başvuruları değerlendiren geliştiricilerin “E sadece kod yazmak kalmış, seçelim bu arkadaşı” demesini sağlamıştı. Aktif geliştirme süreci boyunca Jain iyi bir geliştirici olduğunu gösterdi, takvime uydu ve ilk dönemde geçer notu aldı.

SVN kayıtlarını ve Jain’in İngilizce günlüğünü takip etmeyenler için yaptıkları hakkında bir özet şöyle:

  • ~/.kde dizinini kullarak bir yerel GIT deposu oluşturan bir servis yazdı.
  • Dizindeki her değişikliği KDirWatch ile takip etme ve değişiklikleri GIT deposuna gönderme desteği ekledi.
  • Değişiklikleri görme ve geri almak için gerekli kitaplık metodlarını yazdı.
  • 2. dönem geliştireceği arayüz için örnek bir tasarımı depoya gönderdi.

SVN kayıtlarına, kodlara, geliştirici günlüğüne ya da yukarıdaki özete bakarak “ne var bunda, ben de yaparım bunu” diyenlerdenseniz, sizi bir sonraki sene yapılacak olan yaz stajına bekleriz. Proje geliştirmek zor değil. Enerjiniz, hevesiniz, zamanınız ve bu işi yapmak için tutkunuz varsa bu ekipte size de yer var. Selamlar.

17
Tem

Microblogging benim için bitmiştir dedim, haftada birkaç gez blog yazmak, hatta uzun (uzun derken, duruma alışana kadar 140 karakterden uzun ) yazmak şart oldu. Haftalık yazılardan biri bıraktığım Twitter ile ilgili olsun da “dargın ayrılmamış” olalım, hem de biten bu ilişkinin ardından içimi dökeyim.

Twitter’ı düzgün kullanmayı beceremeyip her yediğim haltı yazmaya başlayınca, ve takip ettiğim (hemen hemen) herkes benzer davranışlarda bulununca soğudum kendisinden. “Her şeyi yazmayayım; arayıp bulsunlar, sorsunlar; ” diyerek; biraz da e-posta/XMPP/RSS gibi standart değil, bir ürün olmasının kendisini gönül rahatlığı ile gözden çıkarılabilir iletişim kanalları arasına sokması sebebiyle geçtiğimiz hafta hesabımı kullanmayı bıraktım. Bundan sonra Pardus ile alakalı bilgilendirme işini başka ortamlarda süreceğim, özellikle bu blogda.

16
Tem

UEKAE’deki 2010 stajının ilk dönemi bugün sona erdi. Barış Akkurt, Mehmet Burak Aktürk, Doruk Altan, Caner Başaran, Deniz Gürsel, Eda Okur, Neslihan Şirin Saygılı ve Gökhan Göktürk stajlarını yıldızlı pekiyi ile tamamladı. Özgürlükİçin’in yeni fikir arayüzünü -UEKAE’den çok uzaklarda- Cihangir’deki Artİstanbul ofisinde geliştiren Ufuk Uzun ve Engin Manap bizimle fazla vakit geçiremeseler ve fotoğrafta yer alamasalar da, UEKAE’yi ziyarete geldikleri 2 gün boyunca yaptığımız Django sohbetlerinde “yıldızlı pekiyi”yi hakettiklerini gösterdiler.

Ayrıntıları yazmak, staj koordinatörü Renan‘ın hakkı. Geçen sene stajyerdi, bu sene staj koordinatörü oldu; hallerinden en iyi anlayan geliştirici olduğundan belki, bu görevi en iyi şekilde yerine getirdi. Üşenmeden hazırladığı “Pardus Yaz Stajı” kitapçığı ve tanıtım sunumu bazı geliştiricileri “bizim zamanımızda neredeydin Renan” diye sitem ettirdi, o kadar iyi oldu.

Başlıktaki cümle bugün ofisten ayrılmadan evvel, tatile çıkanlara ve geliştirici adaylarımıza güle güle derken çıkıverdi ağzımdan. Pek sevdim, her staj dönemi (ve belki Pardus eğitimi) sonrası bol bol kullacağım bir laf olacak sanırım.

Görüşmek üzere.