(Pardus, özgür yazılım hakkında fikirlerimi ve düşüncelerimi içeren uzunca bir yazıdır. Aşağıdaki tüm düşündüklerimi çevremdeki insanlarla konuşuyordum. Fakat yazacak cesareti bulamamıştım. Artistanbul ekibinin Öİ’ye elvedasından sonra bunları yazmak istedim.)
“Bir hayal, bir merak”
Bilgisayar ile uğraştığım süreç olarak, başından beri felsefem buydu. İlk önce uygulama(programlama dili) hakkında hayal kurar.(Şunu şunu yapabilirim.) Sonra tüm o merakınız ile devam edersiniz. Programlamaya girişmem de böyle olmuştu.
Pardus 1.0′dan başlayan Pardus 2011′e geldiğimiz şu dönemde, Pardus’un ne kadar değiştiğini, geliştiğini görmek çok sevindirici. Pardus için söylenen o sloganlar üzerinde hayaller kurdum ve düşündüm. “Virüslere geçit yok.”, “Hızlıdır.”, “Güvenlidir” gibi. Sonra oturup merakımı gidermek istedim. Bu aynısı en son Mac OS X’de oldu.
Pardus, bilgisayar sektöründeki maceramda yeri çok büyük. Beni saçma sapan programlama dillerinden kurtardı. Python’ı gösterdi. Linux’u öğretti. Terminal komutları öğretti.(Yeri geldi hem ana oldu hem baba oldu
) Ben Pardus’u büyük çapta programlama için kullandım. Çok eğlenceli vakit geçirdiğim zamanların yanında, çok sinirlendiğim, bu nasıl olmaz, dediğim zamanlar oldu. Güzel bir yolculuktu. Hala bu yolculuğa yeni katılanları görmek çok güzel. Yeni bilgiler öğrenen, katkı vermek isteyen insanları görmek beni hep şaşırtmıştır.
Tabi tüm bunların yanında, bazı şeylerin mükemmel olmasını istemek benim doğamda var. Kesinlikle bir şeyin tamamı ile mükemmel olması imkansız olsa da ben Pardus’u öyle istedim. Bazen sırf bu yüzden ciddi tartışmalara girdiğim oldu. Haksız olduğum, kendimce haklı olduğum zamanlar oldu. Mükemmeliyet kavramını açarsam, sadece hatasız ve hızlı bir sistem istemedim. Yenilikçi olmasını istedim.
Sıkıntı burada başlıyor, bir Linux dağıtımı nasıl yenilikçi olabilir ? Nasıl fark yaratabilir ? Örneğin Pardus KDE masaüstü ortamını kullandığını biliyoruz. Peki Kubuntu’da KDE kullandığını biliyoruz. Şimdi araya iki sistem arasındaki farkları düşündüğünüzde son kullanıcı olarak görsel olarak, işlev olarak çok büyük bir değişiklik olmadığını göreceksiniz. (Tabi ki ayrıntı da farklılıklar var.) KDE’de bir yenilik olduğunda tüm dağıtımlar bunu alıyor, bu da tüm KDE kullanan dağıtımlarda ortaya çıkmasına sebep oluyor. (Zamanlama olarak fark edebiliyor.)
Biraz daha düşündüğümde, Linux dağıtımlarının çıkışını bir araba modifiyesine benzettim. Elinizde bir altyapı var. Kim ? Linux çekirdeği. Her Linux dağıtımı kesinlikle bu çekirdeği kullanıyor.(Zaten kullanmazsa Linux dağıtımı olamaz.) Siz bir geliştirici ekibisiniz(bir amacınız var o amaç doğrultusunda), üzerine ne eklesek diye düşünüyorsunuz. Gelin GNOME koyalım, Debian paket yapısını alalım. Açılış yöneticisi olarak şunu seçelim. Kurulum aracı olarak şunu seçelim diye. Yenilik olarak baktığınızda hiçbir Linux dağıtımı oturup, son kullanıcı için bir masaüstü ortamı yazmamış. Son kullanıcının hayatını değiştirecek şeylere dağıtımdaki geliştiriciler dokunmuyor. Geliştiricilerin tek işi, arabanın en iyi şekilde çalışmasıdır.(Uygulama desteği aynı zaman da)
(Not: Zemeberek’i unutmamalı. Aklıma gelen bir istisna.)
Yenilik arayan biri olan ben, Pardus için masaüstü ortamı yazılsa yapılsa ? dediğimde benim yüzüme direk söylenecek laf şu(biliyorum). “Bir defa Amerika’yı niye keşfedelim ?” Şimdi bu cümle, öyle bir cümle ki yeni kullancılarımız çok kez bu lafı duymuş olabilir. (Genellikle Neden Pardus baştan yazılmadı ? sorusu sormularsa duymuşlardır.) Bana sorarsanız bunu söylememeli her zaman. Tabi sistem en başından oturulup kendi işletim sistemimiz yazılmasın. Ama Pardus bir fark yaratmalı, o fark “En iyi KDE uyumu” olmamalı. Düşünsenize Pardus son kullanıcının bilgisayar alışkanlıklarını değiştiren daha kolaylaştıran, daha sevimli bir masaüstü ortamı yaptığını.
Şimdi daha derin düşündüğümde Pardus kendi masaüstü ortamını yazdığında, eminim insanlar merak edip deneyeceklerdir. 1 haftaya kalmaz, bu masaüstü ortamı ile çıkan bir Ubuntu sürümü çıkarsa, işte o zaman ben bir Pardus geliştiricisi olsam, bunu Pardus için yaptığımdan pek hoşuma gitmezdi. Özgür yazılım işte bu yeniliği bence durduruyor. Onun yerine Pardus geliştiricileri KDE’nin gelişimi için çaba harcıyorlar, o daha iyi olsun diye düşünüyorlar, uğraşıyorlar. (Bu felsefe ile o zaman herkes bir mükemmel Linux dağıtımını için uğraşıp, bitirdiğinde en son amaçları doğrultusunda değiştirmeli.)
Ben Pardus 2011 çıkmadan önce inanılmaz şeyler geleceğini tahmin ediyordum. Malum 2009′dan 2011′e uzanmış uzun bir süreç. Buyrun yeniliklere bakın. Sizi heyecanlandırdı mı ? Ben açıkcası pek heyecanlanmadım.Pardus 2009′un hemen hemen aynısıydı. Ana sürüm için çok köklü değişiklik görmedim. Burada geliştiricilerin bir suçu yok. (Yanlış anlaşılmasın, geliştiriciler hiçbir iş yapmıyor demiyorum, ana sürüm için ortaya atılanların son kullanıcı için ortaya koyduklarını söylüyorum.) Benim beklediğim masaüstü ortamında inanılmaz değişikler. KDE 3.5′den 4.0 geçildiğinde ben şoke olmuştum, getirdiği yeniliklerle. Pardus 2008′e durmadan yüklüyordum merak ediyordum.
Ben bir son kullanıcıyım, az buçuk geliştiriciyim. Son kullanıcıların çoğu kesinlikle böyle düşünecektir. (Tabi ki çekirdekte değişikler oluyor, daha hızlanıyor, stabil oluyor vs.) Ama son kullanıcı hala aynı şekilde hayata devam ediyor.
Gelelim geliştiriciliğime. Bildiğiniz üzere Kontrolcu diye bir projemiz vardı. Pardus paket deposuna yerleşmesi konusunda geliştirici olarak en ufak fikrim yoktu, Kontrolcu’yu bitirdiğimizde. Ali Işıngör geliştirici olabilirsin diyince, (bu yazışmadan bir iki ay önce tüm gönüllü geliştirici katılımı tamamen değişti.) oturup bugzilla’ya istek açıp, geliştirici olmak istiyorum dedim.
Bana 10 soru (yanlış hatırlamıyorsam) soruldu. Eğer iyi yanıtlarsam 2. aşama olarak danışmanıma verilecektim. Danışmanım Bahadır Kandemir, kod yazımımı görmek için benden PyQt kullanılarak yapılmış bir metin editörü istedi. Bu metin editörü aynı zamanda kurulum dosyası(setup.py)na sahip olacaktı. Bu görevimi bitirdikten sonra, fstab düzenleyici görevi verildi. “Review süresini uzun tutarız.” diyen danışmanımın üzerine ben de zaman bulana kadar, elimdeki işleri bitirene kadar uğraşmadım. Sonra çok ilginçtir, 2009 Ağustos’unda (günü hatırlamıyorum.)” Seni Junior geliştiriciliğinden alıyoruz. İyi akşamlar” diyen danışmanımdan sonra düşünün halimi.
Cevap yazamadan çevrimdışı olunca danışmanım etrafıma bakmaya başladım. Duvarımdaki Pardus posterine, üzerimdeki Pardus tişörtüne, çerçeveli Önder Yetiş’ten aldığım teşekkür belgesine baktım…
Neyse bu yanlış anlaşılmayı düzeltikten sonra verilen görevi yaptım.
Dikkat ederseniz tüm bu hikaye Kontrolcu’yü depoya atmak istememdeydi. Ali Işıngör haklıydı. Ali Işıngör’le konuşmadan önce Osman Karagöz ile yaptığımız tüm istekler yersiz kalmıştı. Doğru dürüst bir geliştirici ile konuşamamıştık.
Ben katkı vermek isteyen birisiyim. Tabi ki böyle şeyler insanı küstürmemeli ama bu kadar emek sonunda yazdığınız uygulamanın depoda olmasını görmek isterdim. Biri dese ki ya Kontrolcu depo politikasına uymuyor. Siz daha yolun başındasınız. Yolun sonuna gitmeyi denerdik.
Tüm bu geliştiricilik serüvenim sürerken geliştirici listesini çok yakından takip ettim. Bu arada yapılan bazı tartışmalarda gönüllü geliştiriciler ile konuşulmadan Tübitak geliştiricileri toplantılarında kararlar alıp, uygulamışlar.(Konunun detayını tam olarak bilmiyorum.) Ama Öİ gezegeninde geliştiriciliği bırakan bazı kişileri görünce sorgulamaya başladım bazı şeyleri.
Bazı dağıtımlar bilindiği üzere tamamen gönüllü geliştiriciler(bunlar bir şirket ya da kurum tarafından maaş almayan kişilerdir.) tarafından oluşturuluyor. Pardus ise bundan farklı olarak işin TÜBİTAK tarafı ve gönüllü tarafı var. Topluluk ile TÜBİTAK arasında sanki çok büyük bir dağ var. Tüm Pardus geliştiricilerinin hepsi toplulukta yer almıyor, forumlarda insanlarla konuşmuyor. Eğer halk yani son kullanıcı bir şey isterse şu an “Beyin’e” yazılıp, eğer tutarsa istek olarak geliştiricilere iletiliyor.
Ben şunu hayal ettim. Geliştirici ve kullanıcılar el ele forumlarda konuşuyor, fikir alış verişi yapıyor. Şöyle de bir algı vardı, geliştiriciler çok çalışıyor o yüzden topluluğa bakmıyor. Eğer Pardus ekibi Pardus yaygınlaşsın istiyorsa SON KULLANICISINI DİNLEMELİ!
Son kullancıyı dinlemezseniz, küsüp gider. En basit örnek babam. Babam, iş yerinde cups ile ilgili bir sorunu oldu. Son kullanıcı bir geliştirici kadar bilgili olmadığından, son kullanıcı olarak bazı yardımsever kullancılar yardım etmeye çalıştı. Ama babam oturupta yazıcılarla hata kaydı giremez, uğraşamaz. (Ben foruma yazmasını da beklemiyordum.) En son olan oldu. Gitti Macbook Pro aldı.
(Pardus’un gelişimi takip ediyor, ama günlük hayatında kullanmak istemiyor.)
Verdiğim örnek bir kişi olabilir, ama eğer geliştiricinin zamanı yoksa son kullanıcının da her zaman zamanı olmayabilir. Bir kişiyi bile düşünmek gerekir diyorum. (Tabi ki herkesi düşünmek kolay iş değil ama düşünmeye çalışmak bile yeter.)
Açıkcası bu konu hakkında daha söylecek çok şeyim var. Belki devam ederim.