Beyin benim Özgürlükİçin'de en çok hoşuma giden kısımlardan birisi, yeni ve uygulanabilir pek çok fikir burada ortaya çıkabiliyor. Beyin tam Pardus ile kullanıcılar arasında bir köprü kurma görevini üstlenmiş Özgürlükİçin'in hedefine yönelik bir uygulama. Bazen kullanıcılar için son derecede önemli ve uygulanması oldukça basit fikirler çıkabiliyor. Uygulanabilirlik derecesi düşük fikirleri dahi okuyup gülüp geçmek yerine bir şekilde ciddiye almak, hem kullanıcıların neler düşündüğünü anlamak hem de ileride düşünülebilecek fikirlere bir kıvılcım oluşturabilme ihtimali olması açısında çok faydalı bana göre.
Beyin benim Özgürlükİçin'de en çok hoşuma giden kısımlardan birisi, yeni ve uygulanabilir pek çok fikir burada ortaya çıkabiliyor. Beyin tam Pardus ile kullanıcılar arasında bir köprü kurma görevini üstlenmiş Özgürlükİçin'in hedefine yönelik bir uygulama. Bazen kullanıcılar için son derecede önemli ve uygulanması oldukça basit fikirler çıkabiliyor. Uygulanabilirlik derecesi düşük fikirleri dahi okuyup gülüp geçmek yerine bir şekilde ciddiye almak, hem kullanıcıların neler düşündüğünü anlamak hem de ileride düşünülebilecek fikirlere bir kıvılcım oluşturabilme ihtimali olması açısında çok faydalı bana göre.
Yıllar yılı bilgisayar kullandığımızı sandık. Bir işletim sisteminin bizi kullandığını bilmeden…Güç düğmesine basıp da makinemizi açtığımızda gördüğümüz şeyin bilgisayar olduğunu düşündük. Oysa yanıldık. Yıllar yılı yanıldık son kullanıcılar olarak. Bir bilgisayar satın aldığımızda içinde yüklü olarak gelen işletim sisteminin, hegemonyasını dikte ettirici baskınlığı sebebiyle ilk bilgisayarımızdan bugüne, at gözlüğümüzle, bilişimin kıyısına gittik gittik geldik. Ta ki Pardus doğuncaya kadar…Bu ülkenin topraklarından dünyaya yayılan o güzellikle tanışıncaya kadar. Peki ama nedir bu Pardus?
Tabi ki açık kaynağın, özgür yazılımın doğuşu Pardus’la olmadı. 1991 yılında Linus Torvalds isimli Finli bir üniversite öğrencisinin, kendi deyimiyle “eğlence için” yazdığı bir çekirdekten bugünlere geldik. Linux dediğimiz olgu, bizim bildiğimiz işletim sisteminden farklı olarak, kaynağı açık, herkesin kurcalamasına, geliştirmesine imkan veren, defalarca yeniden türetilebilen, kendinize göre şekillendirebileceğiniz bir tohumcuk aslında. Biz son kullanıcıların “işletim sistemi” olarak gördüğümüz dağıtımlar da işte bu tohumcuğun üzerine inşa edilen sistemler.
Pardus da Linux çekirdeği üzerine inşa edilen yüzlerce farklı dağıtımdan yalnızca biri. Ama onu diğerlerinden ayıran özellikleri var. Tüm diğer Linux dağıtımları gibi ücretsiz ve açık kaynaklı olmasının yanı sıra tam bir Türkçe desteği verme, rakip diğer işletim sistemlerinden daha kolay kurulabilen ve kullanılabilen bir sistem olma gibi hedefleri var. Pardus yazılımda ulusal bağımsızlık ve güvenlik ihtiyacımızı giderebilecek bir işletim sistemi. Ülke içinde değerlendirilebilecekken, boş yere, lisans için harcadığımız milyonlarca TL tutarındaki zenginliğimizi koruyabilecek bir değer.
Şimdiye kadar pek çok sürümünü para ödeyerek kullandığımız ve kapalı kodlu olması sebebiyle içinde neyin nasıl çalıştığını asla bilemediğimiz işletim sistemlerimizde yapabildiğimiz her işi daha iyi yapmamıza olanak sağlayan ve bunun için de cebimizden tek kuruş çıkmasına sebep olmayan Pardus’u, son dönemlerde artan kullanıcı kitlesinin etkinlikleri ve bilgisayar dergilerinin nispeten artan duyarlılıkları sayesinde daha sık duyar olduk.
Pardus, ülkemizde yazılım alanında yeni bir dönemin başlamasına yol açtı. İşletim sistemlerinin kendilerine sağladığı esneklikten daha da fazla yararlanmak isteyen pek çok son kullanıcı yazılımcılığa merak sardı. Sıklıkla şikayet ettiğimiz, bize “burası Türkiye, Türk işte ne olacak” dedirten, şikayetçi olduğumuz özelliklerimizin aksine elimizdekiyle en iyisini nasıl yapacağımızı merak eder, kurcalar bir hale büründük.
Ve nihayet, kamu kurumlarında da yaygınlaşmasıyla devletimizin de harcama kalemlerinde büyük iyileştirmeler sağlayacak olan Pardus’un 2009.2 versiyonu da yolda. Kullanıcılarının merakla beklediği sürüm pek çok radikal yeniliği içinde barındırıyor. Yine ücretsiz, açık kaynaklı sahip olacağız ve özgürce kullanacağız. Windows 95 kullanırken 98′i denedik, kullandık. 98 kullanırken XP’yi denedik, kullandık. XP kullanırken Vista’yı denedik, kullandık. Şimdi bir adım daha atın. Bu da öncekiler gibi sadece bir adım.T ek risk aşık olabilme ihtimaliniz. Pardus’u kullanın. Özgürlük için…
Özgür dünyada, kişisel seçimlerimizle yaşayan bizler, kullandığımız ya da etkileşime girdiğimiz her kavramda seçme inisiyatifine sahibiz. Bilgisayarlarımızda kullandığımız işletim sistemleri de bu seçimlerimize konu olan yüzlerce unsurdan sadece biri. Ama önemli olanlardan biri. İşletim sistemi seçimlerinde pek çok temel kriterin göz önünde bulundurulması gerekirken, genellikle son kullanıcılar üzerindeki etkili kriterin baskın pazarlama politikaları olduğunu görüyoruz. Bu sebepledir ki alternatif sistemlere göre daha fazla esnekliği ve verimi sıfır maliyetle sunan Linux, ancak belirli bir bilinç seviyesinden sonra son kullanıcıların masaüstlerinde yerini alabiliyor. Peki Linux gerçekten benzerlerinden daha mı iyi? Cevabı, son kullanıcılar için geçerli olan birkaç platformda Linux’un özelliklerini değerlendirerek bulmak en iyisi. Linux’un neden yüzbinlerce insanı peşinden sürüklediğini keşfetmeye hazırsanız başlıyoruz.
Kolay Ulaşılabilirlik
Linux için ücret ödemek zorunda değilsiniz. Hatta sahip olmak için bir mağazaya gitmeniz ya da yeni bir bilgisayar almanız da gerekmez. Bir internet bağlantınızın olması yeterlidir ya da bir arkadaşınızın sizin için Linux cd’sini kopyalaması…Evet evet…Yanlış duymadınız. Kopyalamak. Özgür yazılım felsefesi gereğince GPL lisanslı tüm yazılımlar kopyalanabilir, çoğaltılabilir, dağıtılabilir, içeriği değiştirilebilir ve ihtiyaçlara göre modifiye edilebilir. Üstelik bunlar için hiç kimse sizden en ufak bir ücret talep etmez. Diğer işletim sistemleri için harcayacağınız tutarlar (en az 150 YTL) göz önünde tutulduğunda Linux’a sahip olmanın ne kadar kolay olduğu rahatlıkla görülebilir.
Açık Kaynak ve Ulusal Güvenlik
Linux dağıtımları açık kaynak kodlu üretildiklerinden sisteminizin nasıl çalıştığını bilirsiniz. Arka planda sizden habersiz işlemler yapılamaz. Bu bağlamda Linux, güvenlik gerektiren kritik görevlerde (askeri, istihbarat, kamusal) kullanılabilecek ideal bir sistemdir. İçinde neler olduğu bilinmeyen, kapalı kaynak kodlu bir sistemin stratejik projelerde görev almasının risk yaratacağı çok açıktır.
Bu özellikleri, Linux’u masaüstü kullanımından da alıkoymaz elbette. Masaüstü kullanıcılarının da yazılımları özgürce kullanma, bilgisayarlarının içinde neler döndüğünü bilme ve kullandıkları ürünü kişiselleştirip geliştime hakları vardır.
Linux’un Ekonomik Etkileri ve Toplam Maliyetler
Linux GPL lisansıyla dağıtılan özgür bir yazılım olduğundan ücretsiz olarak edinilebilir ve kullanılabilir. Bu sebeple toplam bilgisayar maliyetleri içinde yer almaz. 600 TL’lik bir bilgisayar satın aldığınızda eğer içinde ön yüklü olarak Windows işletim sistemi varsa yaptığınız sadece “450-500 TL’lik bir sisteme 600 TL” ödemek olmuştur. Bilgisayarınız için ödediğiniz paranın yaklaşık %20-25’i aslında Windows için üreticisine ödediğiniz tutardır.
Bir başka örnek, ülkemiz gibi teknoloji üretemeyen ama başarılı bir ziraatçi de olamayan ülkeler için hayli çarpıcıdır. Dünya genelindeki ürün fiyatlarından hazırlanan istatistiklere göre 1 birim teknoloji ürünü satın alabilmeniz için 567 birim tarım ürünü satmanız gerekir. En azından satın aldığımız bilgisayarlarda (ülkemizde en çok satılan teknoloji ürünü) Linux kullanarak bu orantıyı %20-25 oranında lehimize çevirmemiz mümkündür.
Bahsettiğimiz bu oranın sadece işletim sistemi kaynaklı olduğunu gözden kaçırmayalım. Üzerine işlevsel programlar kurulmamış bir işletim sistemi hiçbir işe yaramaz. En çok ihtiyaç duyulan programların başında ise hem kurumsal hem de bireysel kullanıcıların ihtiyacı ofis bileşenleri gelir. Özgür yazılım alternatiflerini tercih etmemeniz halinde minimum 300 TL’ye rahatlıkla (!) bir ofis setine sahip olabilirsiniz. Tabi epeyce kırpılmış olarak. Seçiminiz ücretli muadilleri yerine Open Office olursa çok daha gelişmiş bir ofis pakedine ücretsiz sahip olabilirsiniz.
Donanımlar da işletim sisteminin sağlıklı işleyişi için çok önemli. Sürüm numarası değiştikçe daha da aç bir şekilde karşımıza çıkan işletim sistemleri için daha hızlı işlemcilere, daha büyük kapasiteli bellek modüllerine ihtiyaç duyarken, Linux’un her sürümünde daha verimli çalıştığına şahit oluruz. Linux, 512MB bellekli bir bilgisayarda, ancak 2GB bellekle birşeyler yapabilen Vista’dan çok daha fazla görsellik, işlevsellik ve performans sunabilir. Daha az bellek elbette daha az maliyet demektir.
Virüs Korkusu Kontrol Altında
Windows için yazılmış 100.000 civarında virüs Linux üzerinden tamamen hareketsizdir. Hiçbir etkileri yoktur. Elbette Linux için de virüs yazılabilmesinin önünde bir engel yok. Ne varki harika tasarlanmış, yetki ve kullanım mimarisi sayesinde Linux, virüslerin hareket kabiliyetini kısıtlar. Bilgisayarınızdan çıkış yapmadıkça adeta karantina altında gibi olurlar.
Daha Kararlı ve Sağlam Bir Sistem
Linux sistemler hiç kapatılmadan yıllarca çalışabilirler. Çekirdeği de ilgilendiren türden olmadıkça güncellemelerde yeniden başlatılmaya ihtiyaç duymazlar. Çalışmalarınıza kesintiye uğramadan, güvenle devam edebilirsiniz.
Görsellik / Çeşitlilik
Yaşamımızdaki herşey gibi bilgisayarlarımızda kullandığımız sistemlerin de göze hoş gelen, heyecan verici, yormayan, kullanımı zevkli ürünler olmasını isteriz. Linux bu isteğimizi de esnek tasarımı, farklı masaüstü yöneticileri, hayal gücünüzle sınırlı kişiselleştirilebilme seçenekleriyle harikulade bir şekilde yerine getirir. Üstelik diğer işletim sistemleri gibi pahalı işlemcilere ve gigabyte’lar dolusu belleğe ihtiyaç duymadan.
Bugün yeryüzünde 500’den fazla değişik Linux dağıtımı vardır. Bu da aynı işi yapmanın 500’den fazla değişik ve eğlenceli yolu olduğu anlamına gelir. Bu dağıtımlarda da farklı masaüstü yöneticileriyle (Gnome, KDE, Xfce vb.) tarzınıza en uygun çalışma ortamında işlerinizi yürütürsünüz.
Performans
Linux, doğası gereği hızlıdır. Diğer işletim sistemleri gibi zaman geçtikçe hantallaşmaz. Donanımların yeteneklerini son derece verimli kullanır. Çalışmak için yüksek konfigürasyonlar gerektirmez. 800 Mhz işlemcili ve 512 MB bellekli bir sistemde dahi rahatlıkla çalışır. Dosya sistemi, tasarımı sebebiyle kırılmaya (fragmantasyon) uğramaz. Bu sebeple sabit diskinize erişim hızınız asla düşmez. Diğer işletim sistemlerindeki gibi ardı ardına kurup sildiğiniz programlar sisteminizin performansını etkilemez. Sisteminizin kontrolü sizdedir, sizin kontrolünüz sisteminizde değil…
Pratik Kurulum
Bir Windows’u kurmuş olmak, yapılacak işlere yeni başlamak demektir. Sadece kurmanız yetmez. Ses duyabilmeniz için ses kartını, görsel fonksiyonlar için ekran kartını, internete bağlanmak için kablosuz ağ ya da ethernet kartını, entegre kart okuyucunuzun denetleyecisini tanıtmanız gerekir. Her biri için ayrı ayrı CD’lerden sürücüler kurarsınız. İhtiyacınız olan herşey Linux dağıtımınızın CD’sinin içinde vardır ve sadece salt kurulumu 40 dakika süren Windows’un aksine 20-25 dakika içinde tüm sisteminiz, donanımları da tanınmış bir halde karşınızdadır. Durmayalım, devam edelim. Windows’ta kullanacağımız pek çok programı da kurmamız ve güncellemelerini de yapmamız gerekir. O da ne? Linux 25 dakikada kurulurken, ofis programları da dahil, çoklu ortam, sohbet vb. pek çok programı kurmuş bile.
Kolay Güncelleme
Update modülüyle Windows da kolayca güncelleme yapabilir. Ama sadece kendisini. Linux dağıtımınızda ise Paket Yöneticinizi kullanarak hem işletim sisteminizi hem de üzerinde kurulu olan tüm programlarınızı tek bir tıklama ile güncelleyebilirsiniz.
Program Bulma ve Kurma
Diğer işletim sistemlerinde olduğunun aksine Linux’ta bir program için internette araştırma yapmanız, ücret ödeyip indirmeniz ya da cd satın almanız, programı kurduktan sonra sistemi yeniden başlatmanız gerekmez. Programı doğrudan kullandığınız dağıtımın program deposundan bulur ve bir tıklama ile bilgisayarınıza kurabilirsiniz. Yazılım ihtiyacınızı diğer platformlar gibi kontrolsüz (internet) ortamlar yerine, test edilmiş ve sürekli kontrol altında tutulan depolardan giderdiğiniz için de güvenli bir yazılım kullandığınızdan emin olursunuz.
Beyin Gücünün Gelişimi
Linux, açık kaynak kodlu bir işletim sistemi olduğundan öğrenmeyi ve keşfetme isteğini tetikler. Bu sayede ülkelerde sadece kapalı kaynak kodlu işletim sistemlerinin ayarlarını yapmayı öğrenip sertifika alan operatörler yerine programlamada ileri seviyede, hızlı gelişen, yaratıcı, özgür zihinlerin doğmasına yardımcı olur. Bu sayede ülkenin yazılım ihtiyacı iç kaynaklardan sağlanabilir ve teknolojide kullanıcı olma halinden üreten durumuna dönüşüm sağlanabilir. Linux’un açıklığından yararlanıp, kullandığı programları daha fazla kurcalamak, modifiye etmek için programlama öğrenmeye meyil eden kullanıcıların sayısı azımsanamayacak kadar çoktur.
Kurulumdan kullanıma, geliştirmeden paylaşıma, performanstan görselliğe; Linux’un biz kullanıcılara sunduğu sınırsız dünyayı yaşayarak öğrenmek en iyisi…Binlerce insanın yanımızda yürümeye can attığı bu dünyaya girip onu tanımak, inandığımız ya da inandırıldığımız pek çok düşünceyi sorgulamamıza, bir adım öteye ilerlememize ve bazı soruların gitgide önemini yitirmesine sebep olacaktır. Bazı soruların cevapları hep aynı olacaktır.
Biz de şimdi, belki tek bir cümleyle yanıtlamalıydık “Neden Linux kullanmalıyız” sorusunu. Öğrenmek için, keşfetmek için, gelişmek için, yaratmak için, daha iyi olmak için, özgürlük için!
Bu aralar, buluttan nem kapar oldum. Bazen fark ediyorum, haksız yere çevreme de çattığım oluyor, ne yazık ki. Ama sakin sakin, bilgisayar başına geçtiğim vakit, bir şeyler illaki beni germek zorunda sanki…
***
Msn’de son günlerde bir zararlı salgını olduğunu yazmıştım [1]. Web günlüğüme hemen bir iki yorum düştü. Hem günlüğümdeki yazıyı yazarken, hem de gelen ilk yorumlara verdiğim yanıtta, böyle bir sorunla karşılaşmadığımı da dile getirmişim. Ancak, yazılan ilk yorum “Msn’i sistemden kaldırıp sisteme tekrardan kurulması sonucu düzeldiğini” belirtirken, bundan iki saat sonra yazılan yorumda ise “üç gündür bu sorunla karşı karşıya olduğunu ve nasıl kurtulabileceğini” soruyor. Peki, senden iki saat önce yazılmış yorumu neden okumuyorsun?
Sonrası daha da beter, akşamına girilen ve gereksiz olduğunu düşünüp sildiğim diğer yorumlar arasından bir tanesi “hey dostum, ben de aynı sorunu yaşıyorum bana hemen çözüm yolunu söylersen çözerim, ilgine teşkürler dostum” şeklindeydi. İşte o an, içimden “Hey dostum ben de bu sorunu hiç yaşamadım, biliyor musun dostum? Üstelik bir de önceden yazılanları bir okusaydın ya dostum” yanıtını verecektim ama zaman kaybı olurdu düşüncesiyle vazgeçtim.
***
Pardus-Linux.Org forumunda kaç kere soruldu, kaç kere yanıtlandı. Ama nedendir, halen soruluyor… Mesela, en sıcak örneklerden bir kaçı;
Bir kullanıcı, bir konu başlığı açıyor ve başlığı açarken yazdığı mesaj aynen şu; “merhaba çalışan cd beryl kurulumu oluyormu yani kurulan pardusta aynı oluyormu“. Bir kere, Beryl ile ilgili soru, forumda onbin kere sorulmuş ve bu konuda forumda bir araştırma yapsaymış, bulması hiç de zor olmayacakmış. İki, ne sorduğunu anlayamıyorum, çünkü her ne kadar bir çok Türkçe kelime ve ek doğru veya yanlış bir biçimde yan yana getirilmiş olsa da, bir arada sağlıklı bir cümle oluşturamıyor.
Bir diğer örnek, Knight Online‘ın, Silkroad Online‘ın, Pardüs’e üzerinde çalıştırılıp çalıştırılamaması ve bunun Türkiye’deki internet cafe’lerde Pardus’un yayılmasını nasıl etkileyeceği. Hayır efendim, tüm camia yanlış biliyor, Pardus değil, Pardüs! Bu konu da, en az onlarca kez forumda konuşuldu, tartışıldı… Ancak, hayır! Konunun tekrardan açılması, tekrardan tartışılması, aynı sebeplerin bir daha aynen gösterilmesi gerekir! On kere konuşuldu… Knight Online‘ın ve Silkroad Online‘ın Pardus üzerinde neden çalışamadığına o kadar çok değindik ki, burada bahsetmiyorum bile. Ancak, sadece bu iki oyunun çalışmasıyla, Pardus, Türkiye genelinde internet cafe’lerde yaygınlaşamaz. Neden mi? İşte sorulması mantıklı olabilecek ve seve seve yanıt verebileceğim kısım burasıdır.
Bir internet cafe’ye gidildiği vakit, Kadıköy’de sıkça karşılaşabileceğimiz gibi ya bilgisayar oyunları oynanır veya daha ciddi, öemeli bir amaç için internet kullanılır. Ancak, ben, her iki amaçla da kullanan bir insan olarak, ne tür sıkıntılar olabileceğine değiniyorum. Evinde, iş yerinde, kısacası bilgisayar başında durabileceğim her türlü zaman diliminde Microsoft Windows XP kullanmış bir kullanıcı, Linux kurulu bir bilgisayarın başına geçti.. E-postasına ulaştı, Msn’ini açtı, USB Bellek veya disket, her ne ise, onu da taktı ve sistem bunları gördü, güzel… Ancak, hemen bir internet sayfası açtı. Örneğin… ILSIS [2]! Evet, ILSIS! Ama o da ne? “Tarayıcınız İlsisWeb tarafından şu an için desteklenmiyor. Tarayıcınızı IE 5.0 veya daha üstüne güncelleyiniz.” yazısıyla karşılaşıyor. Hemen, Microsoft Office ile hazırlanmış bir dokümanı Open Office ile açmaya çalışıyor. Nasıl yani? Tablolar, şablonlar kaymış, yazılar taşmış!.. Sonra *bu kadar sorundan sonra nasıl oluyorsa* işini güvenle bitirdiğine inanıyor ve hazır gelmişken biraz da bilgisayar oyunu oynamak istiyor…
Knight Online‘ın ve Silkroad Online‘ın Linux üzerinde neden çalışamadığı ile ilgili konuya da biraz yanıt olarak şunu söyleyebilirim ki; bir internet cafe sadece bu iki oyunla dönmemektedir. Size, çok çeşitli oyunlar sunan bir internet cafe’nin yaklaşık bir oyun listesini sunmak istiyorum:
Age of Empires, Age of Mythology, Battlefield, Bloodrayne, Call of Duty, Civilization, Command & Conquer, Company of Heroes, Diablo, Doom, Driver, Dungeon Siege, Dungeons & Dragons Online, Elder Scrolls IV - The Oblivion, Eve Online, Fable, Fifa, Flatout, Grand Theft Auto, Guild Wars, Half-Life, Heroes of Might & Magic, Lord of the Rings Online, Lord of The Rings: Battle for Middle-Earth, MotoGP, NBA, Need for Speed, Neverwinter Nights, Nox, Overlord, Prince of Persia, Pro Evolution Soccer, Quake, Ragnarok Online, Rune, Sacred, Star Wars Galaxies Online, Star Wars: Battlefront, Star Wars: Jedi Knight 2, Star Wars: Knights of the Old Republic, Starcraft, Ultima Online, Unreal Tournament, Warcraft, Warhammer 40K, World of Warcraft, Worms…
İşte yukarıdaki oyunlar, Kadıköy’de ismini verebileceğim üç tane internet cafe’de oynanabilen oyunların uzun bir listesi. Korkutucu değil mi? Bazıları oyunların ikincileri, üçüncüleri, bilmem kaçıncıları çıktı, o çıkanlara da ek paketler ve modifikasyonlar hazırlandı, yamaları yayınlandı. Bunları da hesaba katın, Linux’ta bunların kaçı performans, ağ bağlantısı ve diğer açılardan sorunsuz olarak çalışacaktır? On tanesini geçmez, açık konuşayım. İsterse hepsini Cedega [3] ile çalıştırmayı denesin, hiç birinin Windows’taki kadar kararlı bir biçimde Linux kurulu bir sistemde çalışabilmesi mümkün değildir.
Bu da işin oyun kısmıydı. Şimdi, kimi okuyucuların kafasında bir kaç soru oluşmuştur, onları da yanıtlayayım.
Ofis uygulamalarında sorun, Open Office ve diğer alternatifleriyle hiç bir şekilde uyumlu çalışamayan Microsoft Office ürünündedir. ILSIS’te sorun, sayfa tasarımcısının dünyada ve Türkiye’de sadece Microsoft Internet Explorer kullanıldığını düşünecek kadar dar görüşlü olmasıdır. Oyun piyasasındaki sorun, oyun geliştiricilerinin *belki de haklı olarak* Linux tarafından umdukları kârı elde edememeleridir.
Sanki, tüm suçu başka taraflara atarmışım gibi bir izlenim bıraktı, değil mi? Ama aslında Open Office ile hazırlanan ve doğru dosya türünde kaydedilen bir doküman, Microsoft Office ile sorunsuzca açılabilir. Aslında, bir internet sayfasının Microsoft Internet Explorer haricinde başka bir internet tarayıcıda çalışması için ayrıca bir iş gücü sarf edilmez. Doom, Unreal Tournament, Quake ve daha bir çok oyunun da Linux sürümü bulunmaktadır, demek ki Linux için oyun geliştirmek teknik açıdan zor değilmiş, geliştirilmiş kaliteli örnekleri varmış…
Demek ki neymiş? Yazılımların geliştirilmesi aşamasında belirlenen stratejileden dolayı, Linux’un internet cafe’lerde yaygınlaşması engelleyen en büyük sorun, açık kaynak olan alternatiflerini adamdan saymamasıymış.
Demek ki neymiş? Sadece Knight Online‘ın ve Silkroad Online‘ın Pardus üzerinde çalıştırılabilmesiyle, Pardus, internet cafe’lerde hemen yaygınlaşamazmış.
***
Gene forumlarda sıklıkla rastlanan bir konu, Pardus’un yazılışı. Linux’u belki telaffuz edilemiyor olabilir, hak veririm. Ama aynı durum Pardus için de aynen geçerli. Hem de sayfanın her tarafında Pardus yazıyorken, bu nasıl “Pardüs“, “Pardüş“, “Pardüs’e“, “Pardus’e” şeklinde evrim geçirebiliyor ve geçirdiği evrime göre ek alabiliyor? Hmm, bu konu da forumda bir çok kez konuşulmuştu, şimdi hatırladım…
***
Sonuç? Gereksiz yere onlarca kere tartışılan bir konuda çözme ulaşılamadığında, bunu internette başka kaynaklarda aramak çoğu kullanıcının aklına gelmiyor. Başka kaynakları da bir tarafa attım, ilk danıştığı sayfada da aratmıyor diyebilirim. Ancak, bir soru sorulduğu vakit anında cevaplanmasını istiyor.
Peki, cevaplayacak olanlar kim? Uzaylılar mı? Eru mu? Saylonlar mı? Değil, insan! Uzaylılar zaten foruma ihtiyaç duymaz, Eru’nun işi ne? Saylonlar aramızdaysa zaten geçmiş olsun :) Ama insan ise, öncelikle saygı, anlayış ve sabır gerekir. Yardımcı olacak kimsenin de sizi anlayabilmesi için olabildiğince doğru kullanılmış kelimeler ile anlaşılabilir Türkçe cümleler oluşturulması gerekir. İlgili sayfalarda gereksiz konu çöplüğünün oluşmaması için, ilgili sayfa içerisinde araştırmak gerekir. Ve bir kez daha üstüne basa basa söylüyorum, karşınızdakine karşı anlayışlı olmanız gerekmektedir. Çünkü, o bir gönüllüdür. Kimse onun kafasına tabaca dayayıp da size yardımcı olmasını istememektedir. Onu da uğraşından soğutmamak gerekir…
***
Yazdım ve biraz da rahatladım. Ve, okuyanların akıllarında oluşabilecek bir izlenime ters bir düşünceyle, gerek #pardus@freenode.net‘te, gerekse forumlarda, bir gönüllü olarak kullanıcılara yardım etmeye devam edeceğim ve elimden geldiğince onları araştırmaya yönelteceğim. Ancak, şu yazdıklarımı okuyanların da, neler demek istediğimi iyice anlamasını isterim.
Saygılar…
[1] http://egetun.wordpress.com/2007/07/23/msnde-zararli-salgini/
[2] http://ilsis.meb.gov.tr
[3] http://www.cedega.com


















