20
Eyl

Bir süredir hem bulut bilişim hem de mobil sistemler üstünde ilgimi çeken makaleleri takip etmeye çalışıyorum. Son bir kaç senenin havalı sözcüğü bulut – cloud özellikle akıllı cep telefonlarının ve tabletlerin verdiği rüzgarla birlikte bir süre daha bizi oyalamaya devam edecek gibi gözüküyor.

Geçtiğimiz hafta geliştirici sürümü yayınlanan Windows 8 ve ondan önce yayınlanan OsX Lion bildiğimiz anlamda olan masaüstü kavramını değiştirecek gibi gözüküyor. Özellikle Windows 8 arayüzü bugüne kadar Ms’den görmeye alışık olmadığımız kadar radikal bir değişiklik getirirken benim aklıma şu soruyu getirdi:

“Bildiğimiz anlamda olan masaüstü ölüyor mu?

Masaüstü kavramı aslında kişisel bilgisayarın algısını ve kullanımını değiştiren ve şu an için kullanıcıya istediğini yapma özgürlüğünü veren bir kavram. Bilgisayarınızın sadece üreticisi tarafından belirlenen şekilde değil sizin istediğiniz şekilde kullanılmasını sağlamak için vazgeçilmez bir kavram bütünü sunuyor masaüstü.

Son zamanlarda ise insanlar hem tabletlerde hem akıllı telefonlarda masaüstü kavramı yerine uygulama kavramını benimseyerek ve onlara üretici  / geliştirici tarafından sunulan yeteneklerle yetinmeye başladılar gibi gözüküyor. Biraz ayrıntıya indiğiniz zaman durumu daha farklı okumak da mümkün. Ben uygulamaların temeli olan mobil işletim sistemlerinin -Android ve ios vd.- birer masaüstü görevi görmeye başladığını düşünüyorum. Ergonomi ve görünüm farklı olsa bile -özellikle ios için- bu platformlar işlevsel anlamda birer masaüstü ortamı sunacak kadar esnek olmaya başladılar. Bir kaç yıl önce smartphone olarak adlandırığımız cihazlar bu gün yukarıda adı geçen mobil işletim sistemleri sayesinde hızla feature phone olarak adlandırılmaya başladılar. Hatta belki nokia’nın oyunu kaybetmesinin temel nedenlerinden biri de bu esnekliğe zamanında adapte olamaması oldu.

Tabi bu işletim sistemlerinin birer masaüstü haline gelecek kadar esnek olmasının nedeni üreticilerin çok yetenekli ve evladiyelik telefon yapma isteğinden çok internet’in hayatamızda yerinin artması oldu. Bir araştırma bulamadım ama benim gözlem ve öngörüm masaüstünde artık en çok kullandığımız şeyin tarayıcı olduğu yönünde. Yani işlerimizi bilgisayarımızın kendisinde değil ama bir masaüstü uygulaması olan tarayıcı üstünde yapıyoruz. Bu yüzden ben tarayıcıyı tek bir uygulama değil ama sunulan / alınan her bir hizmet için farklı bir masaüstü uygulaması olarak görüyorum.

İşte tam bu noktada aslında bilgisayarınızda yer alan masaüstü ile telefon ve tabletlerinizde yer alan masaüstü birden örtüşüyorlar. Çünkü iki masaüstünde de uygulamalarınızın tek amacı sizi internet üstünden aldığınız hizmete ulaştırmak. Nielsen’in 2011 2. çeyrek uygulama indirme sayılarına bakacak olursanız insanlar cep telefonlarına oyunlardan sonra -ki bunların pek çoğu da aslında sizi online oyun sunucusuna bağlamak istiyor – en çok internet hizmetlerine ulaşım sağlayan uygulamaları yüklüyorlar.

Bu yazı kapsamında ben bu uygulamaları sadece çok iyi özelleştirilmiş birer tarayıcı olarak yorumluyorum ve bu sebeple post-pc cihazlarla pc üstünde yer alan masaüstü kavrmaının birbirinden çok farklı olmadığını düşünüyorum.

Masaüstü ölmüyorsa kim ölüyor?

Peki eğer klasik anlamda PC üstünde yer alan masaüstü ile post-pc cihazların üstünde yer alan masaüstü fikir olarak aynıysa neden PC’nin klasikleşmiş hatta tabulaşmış kuralları ile oynamaya başladığımızı merak ediyor olabilirsiniz. Bence bunun cevabı son derece basit. İnsanlar artık her an yanlarında PC taşıyamayacak hale gelmeye başlamış durumdalar. Ofislerinde bir PC, evlerinde bir PC ve evleri ile ofisleri arasında post-pc cihazlar kullanırken her bir PC’nin kendi hafızasında kalan bilgilere ulaşamamak insanları her an yanlarında taşıyacakları post-pc cihazlara yöneltiyor.

Bana kalırsa insanların sorunu masaüstünden çok mobil olamamaktan kaynaklanıyor ve dikkat ederseniz hem Ms hem Apple son güncel sürümlerinde bilginin görünmeden göze batmadan PCler ile post-pcler arasında taşınması ve internet hizmetlerinden kopmamayı öne çıkarmış durumda. Apple bunu icloud ile çözerken Ms daha farklı bir çözümle benzer arayüzler ve aynı SDK’yı kullanan yazılımlarla çözmeye çalışıyor. Her iki firma da klasik anlamda masaüstü görünümünden ve işlevlerinden ne vazgeçmiş ne de vazgeçebilecek durumda.

Eh bu kadar özet bilgiden sonra o halde başlıkta sorduğumuz soruyu tekrar sormanın vakti geldi. Masaüstü nereye gidiyor?

PC için masaüstü kavramı bana kalırsa olduğu yerde sağlam bir şekilde durmaya devam ediyor ve yaşıyor. Bununla birlikte biraz kabuk değiştirerek artık çalışma ortamı olarak kendi üstünde çalıştığın bilgisayarın hafızası ve belleği yerine sizi mobil hizmetleri aldığınız dünyada çalışmaya devam ediyor. Bu arada post-pc olarak adlandırdığımız cihazlarda ise masaüstü, ergonomi nedeniyle farklı bir izdüşüm halinde olmaya devam ediyor.

Peki kim kaybediyor sorusunun yanıtı basit. Sadece olduğu bilgisayarda çalışmaya programlanmış masaüstü işletim sistemi kaybedecekler listesine giriyor ne yazık. İşletm sisteminin artık sadece üstünde çalıştığı bilgisayarda değil kullanıcısının olduğu her yerde olma zorunluluğu büyük bir hızla geliyor. Çalışılan belgelerin, dinlenen şarkıların, bakılan resimlerin sadece çalışan PC’nin hafızasından çok aynı anda başka bir PC’nin ya da hemen yanında duran tabletin de hafızasında olması gerekiyor.

Bu sebeple yapılması gereken artık işletim sistemini tek bir bilgisayarda çalışacak şekilde düşünmekten çok post-pc ve diğer PC’ler ile çalışmaya hazır bir şekilde uyarlamak özellikle mobil olan kullanıcıya her noktada hizmet vermeyi sağlayacak bir temel haline getirmek kalıyor. Bunu yapamayan işletim sistemlerinin bireysel pazarda yavaş yavaş pazar paylarını kaybedeceğine inanıyorum.

1
Mar

İşte Kde4 Sistem Ayarları’nın en neşeli kısmı. Tüm sisteminize hareket katmak sizin elinizde. Ateşli, kıpır kıpır bir çalışma ortamı için yapmanız gereken tek şey masaüstü efektlerini etkinleştirmek. Efektler sistemin işlem gücünü epeyce kullandığından kimi kullanıcılar tarafından pek tercih edilmese de gölgeli pencerelerin yarattığı derinlik etkisi, komut verilen pencerelerin işlemleri türlü sevimli hareketlerle gerçekleştirmesi ve masaüstleri arasında uçarcasına yapılan geçişler genel olarak kullanıcıların çok hoşuna gidiyor.

Genel
Bu sekmede masaüstü efektlerini açıp kapatabilirsiniz. Her şey sadece sizin kontrolünüzde. İşlemcisi ya da ekran kartı zayıf bir bilgisayar kullanıyorsanız masaüstü efektlerini kapatmanız, diğer uygulamalarınıza daha fazla güç sağlamak açısından faydalı olacaktır. Diğer yandan şunu da söylemek gerekir ki 1.8Ghz Amd Sempron işlemcili, 2GB 333Mhz bellekli ve 128MB Radeon X200 ekran kartlı bir dizüstü bilgisayarda Kde masaüstünü kullanan Pardus, masaüstü efektleri açıkken  rahatlıkla çalışıyor.

Genel sekmesinde pencere ve masaüstü değiştirme efektlerini de hızlıca seçmek mümkün. Ayrıca efektlerin hangi hızda çalışacağını da bu ekranda belirleyebilirsiniz.

Tüm Efektler
Sistemin tüm artistik hareketleri burada. Bu ekranda etkinleştireceğiniz Sihirli Lamba ile uygulama pencereleriniz görev çubuğuna su gibi aksın. Kaydırma efekti ile uygulamalar şık efektlerle açılıp kapansın. Çalışmalarınız arasında bir sunumun slaytları gibi dolaşın. Hatta siz çalışırken arka planda tatlı bir kar yağışı size eşlik etsin. Sisteminiz size sıkıcılıktan uzak, kullanımı kolay, performanslı ve neşeli bir çalışma ortamı vaadediyor.

İşlerinizi dans eder gibi, ayaklarınız yerden kesilerek yapacaksınız. Pardus’la çalışmalarınızın bitmesini hiç istemeyeceksiniz.


18
Şub

Bu inceleme için hayli geç kaldım aslında. Zira 20 Ocak’ta 2011 sürümü yayınlanan, Linux dünyasının en keskin tırnaklı, en sivri dişli, en yırtıcı dağıtımını geç de olsa bir süredir aktif olarak kullanıyorum. Aslında bir açıdan bakınca bu gecikmiş incelemem iyi. Çünkü aceleci ve dolayısıyla ön yargılı bir değerlendirme yapmaktan da sakınmış oldum. 2007.3′ten 2008′e geçtiğimizde çok fazla sarsılmamıştık. Ekran kartlarımızın sürücülerini kolayca yüklememizi sağlayan görüntü yöneticisi bizleri epey sevindirmişti ama Kde3 serisi ile devam edildiğinden, en azından gözümüzün gördüğü çok değişiklik yoktu. 2008.2′den 2009′a geçiş ise hayli sarsıcı olmuştu. Kde dördüncü sürümüne yükselmişti ve bizi bambaşka bir masaüstü deneyimi bekliyordu.

2009.2′den 2011′e geçiş ise tam anlamıyla salladı bizi. Pardus biraz daha farklı göründü gözüme. Kde 4.4′ten 4.5′e geçilmesiyle sistemin genelinde görünen görsel hoşluk ve performans iyileşmesi bir yana, artık Pardus’un kişiliğini sergileyen unsurlar da daha bir dikkat çekiyor. Bu hızlı girişle filmin son sahnesini gördük. Gelin, şimdi en baştan başlayalım ve neler olmuş görelim.

Yeni Yalı…Pek yakışıklı…
Kalıp dosyamız artık 700MB’lik bir CD’ye sığmıyor. Kendisi artık 1.1GB büyüklüğünde bir DVD kalıbı. DVD’den başlayan sistemimizde ilk önce yakışıklı yırtıcının suretiyle karşılaşıyoruz. Durun!..Sisteminizin ayarlarıyla oynamayın. 2009 serisindeki Lal rengi 2011′de yerini gri/füme kombinasyonuna bıraktı. İşte bu yeni Yalı…Ya da benim taktığım ismiyle YAlışıkLI…

Yeni Yalı, ekran tasarımıyla, kullanılan renklerle öncekinden epey farklı, daha şık ve ağır görünümlü. Disk bölümlendirme ekranı hariç diğer ekranlar, önceki sürümden çok farklı değil ama disk bölümlendirme bambaşka bir hale bürünmüş. Ubuntu’dakine benzer, ağaç görünümlü bir disk yapısı var artık karşımızda. İlk defa kullanan, benim gibi orta halli bir kullanıcı için biraz şaşırtıcı bir deneyimdi. Birazcık duraksadım ama Ubuntu’nun kurulum ekranına aşina olduğumdan başardım. Ne varki Linux’a yeni başlayacak bir kullanıcı için yeni disk bölümleme ekranı biraz zor ve ürkütücü. Ne yapmalı nasıl etmeli bilmiyorum. Henüz önerebileceğim olgun bir şeyler yok kafamda. Eğer Lvm ve Raid gibi fonksiyonların da eklenmesi sebebiyle ağaç görünümünden vazgeçilemiyorsa belki de disk bölümlendirme ekranında sağlam bir kılavuz metin düşünülebilir hızlı bir çözüm olarak (Bu cümlemle taşı sevgili geliştiricilerimize değil biz gönüllülere atıyorum. Talep beklemeden, olası tasarım/içerik çalışmalarımızı hazırlayıp sunmamızda hiçbir sakınca yok, büyük faydalar var).

Her zaman her yerde…En büyük Kaptan!
Kurulumdan sonra sistemi ilk başlattığımızda daimi ev sahibimiz Kaptan karşılıyor bizi. Aslında Kaptan’ı eskiden beri gereksiz bulmuşumdur ama bu kez sanki (belki de yenilenen tasarımından dolayı) Pardus’u diğer dağıtımlardan farklılaştıran önemli bir özellik olarak gördüm ve sevdim. Kullanıcı ile Pardus arasında kullanıcı-kullanılan ilişkisi dışında farklı bir bağın da kurulmasına yardımcı olan Kaptan, Oxygen ile Milky 2 simge setleri arasında seçim yapmamıza da olanak sağlayarak, resmi ve gönüllü Pardus forumları ile e-posta listelerindeki “Milky güzel/değil” tartışmalarına da ebediyyen son vermiş. Bravo Kaptan!

Sütlü sütlü…Ohhh…Misss…
Biraz sönük kaldığını düşündüğüm Milky 1′den sonra Milky 2 son derece sıcak göründü gözüme. Simgeler artık daha hacimli görünüyor. Belki varsayılan klasör renginin sarı yerine mavi tonlarından biri olarak belirlenmesi daha iyi olabilirdi. Ama belki de klasörlerin Oxygen’e benzememesi, setin geneline sıcak renklerin hakim olması gibi kaygılar gözetilmiştir düşüncesiyle buna pek takılmıyorum. Tüm klasörlerin rengini aynı anda değiştirebilmenin yolunu bulmaya çalışacağım artık.

Milky 2 için bir öneri geliştirmek isteseydim, araç çubuğu simgelerinin daha da sadeleşmesini isterdim. Bespin temasının (depomuzda Bespin simge seti yok) simge setinde, pencerelerin araç çubuklarındaki düğmeler tek renk (siyah). Yine Ubuntu’da tecrübe ettiğim Faenza simge setinde de pencerelerin araç çubuklarındaki düğmeler tek renk (siyah). Bu tek renklilik, pencerenin görünümün sadeleşmesinde oldukça etkili ve son derece güzel bir görünüm yaratıyor.

Milky 2′nin kişiliği tamamen kendine özgü. Biraz daha ışıltılı bir simge seti kullanmak isteyenler ise Pardus 2011′le yüklü gelen Oxygen’i kullanabilirler.

Daha zengin ve yepyeni görünümlü bir Paket Yöneticisi
Pardus 2011′in paket deposu, yeni yayınlandığını göz önünde bulundurursak içerik açısından fena değil. Henüz Xfce masaüstü paketleri depoda değil. Onlar da katıldığında hatta Çomak Projesi tamamlanıp da Gnome paketleri de eklendiğinde gayet ele avuca gelir bir içeriğe kavuşacak.

Yeni paket yöneticimiz gayet gösterişli. Efektler, animasyonlar ve farklı pop-up pencereler kendisine oldukça hoş bir hava katmış. Paketleri, tüm paketler, kurulu paketler, kurulabilir paketler ve güncelleme paketleri şeklinde ayrı ayrı sekmelerde görebiliyoruz. Sistemin geneliyle görsel uyumluluğun sağlanması açısından, sekme kullanımı yerine standart araç çubuğu ve düğmelerin kullanılması belki daha hoş olabilir. Böylece, pencerenin sağ alt köşesine konumlandırılmış “Paketleri Kur/Kaldır” düğmeleri araç çubuğuna taşınabilir.

Kde 4.5 ve Oxygen pencere teması
Kde’nin 4.5.4 sürümü 2011′in performansına son derece olumlu etki etmiş. Masaüstü efektleri gayet akıcı çalışıyor ama daha iyi olabilir/olmalı. Bunda X sunucusu ve ekran kartı sürücülerinin de (ekran kartım Amd Radeon HD3850) muhakkak etkisi var. Umuyorum ki X ve ekran kartı sürücüleri kendilerini daha geliştirirler. Şimdilik Amd’nin sunduğu sahipli sürücü yerine açık kaynaklı sürücüyü kullanıyorum. Özellikle yüksek çözünürlüklü (1920x1080x25fps) video dosyalarının oynatılmasında daha performanslı gördüm.

Oxygen pencere temasını bir türlü sevemedim. Bana çok donuk geliyor. Temadaki tek ışıltı başlık çubuğundaki ışık efekti. Orta ya da Bespin temalarında olduğu gibi tüm pencereyi kaplayan bir gradyan Oxygen’e çok yakışırdı oysa…Ben Pardus’umda Bespin kullanıyorum. Hem Oxygen’e göre daha hacimli bir görüntü arzediyor hem Xbar’la uyumlu hem de kendi gölge motorunu değil masasüstü efektlerindeki gölge motorunu kullandığı için çok daha güzel bir gölge efekti sunuyor.

Ortaya karışık…Zengin uygulama menüsü…Clementine faciası…
Kde4′ün kullanışlı uygulamaları ve eksiksiz ofis seti Libre Office, Pardus 2011′le kurulumda geliyor. Dolayısıyla sistemi kurduktan sonra, müzik dinlemek, film izlemek, ofis dosyalarıyla çalışmak, Twitter hesabınıza masaüstünden erişmek, hatta internet günlüğünüze erişmek için uygulama kurmak zahmetine girmenize hiç gerek yok. Kurulumdan sonra hepsi elinizin altında. Ya e-postalarınız, takip edeceğiniz rss adresleri, kontak listeniz, notlarınız? Onlar için de Kontact hizmetinizde. Tek uygulama ile tüm bu iletişim ihtiyaçlarınızı son dere basit ve hızlı bir şekilde karşılayabiliyorsunuz.

Durun bitmedi. Adalar vapurundaki cevval satıcılar gibi…”Bunlarla birlikte”…Video düzenleme için Kdenlive, fotoğraf arşivinizi yönetmek ve resim dosyalarındaki basit düzenlemeler için Gwenview, profesyonel imaj düzenleme ihtiyaçlarınız için Gimp ve bilgisayar kullanma deneyiminize bambaşka tatlar katacak pek çok uygulama da Keskin Diş’in 2011 sürümünde…

Uygulama yelpazesinde beni hayal kırıklığına uğratan tek nokta Amarok yerine Clementine’in gelmesi oldu. Bunun sebebini bilmiyorum. Belki teknik açıdan geliştiricilerimizin işini kolaylaştıran avantajları vardır Clementine’in. Ama ne olursa olsun Clementine geçmişin izlerini taşıyor. Arayüzü Kde3 döneminden Amarok 1 serisi ile aynı. Görüntü itibariyle sistemin geri kalanı ile uyumsuz. Ayrıca podcast desteği yok. Gerçi Amarok 2 depoda var. İsteyen kurup kullanabilir. Ama depodan kurulan Amarok’u bir türlü Türkçe’leştiremedim. Temennim Türkçe Amarok 2′nin 2011.1′de aramıza geri dönmesi yönünde…Sistemin hep göz önünde olan lokomotif uygulamalarında yapılan değişiklikleri pek doğru bulmuyorum.

Görünen o ki çevik güzellik, 2011 sürümüyle dişlerini bilemiş. Çomak projesi ile de avına atılmak üzere iyice gerilmiş bir yırtıcı görünümünde…Koşmaya başladığında ne kimse kaçabilecek ne de birşey kurtulabilecek.

Son sözler…
Pardus’u kullanmalı mısınız? Maalesef buna ben cevap veremem. Pardus, kullanmadan asla tadamayacağınız bir deneyim vaadediyor. Şu ana dek Pardus kullanıcısı yaptığım arkadaşlarımın hiç birine Pardus’u tavsiye etmedim. Sadece yarım saat kullandırdım. Şimdi ise gayet mutlular. 2011 içinse bu süre 1 dakika. Yani bildiğiniz anlamda ilk görüşte aşk…

Aşık olmaya hazır mısınız? Buyurun o zaman. Pardus burada


20
Ağu

Sistem Ayarları altındaki ikinci modül, sistemimizin genel görüntü ayarlarını yaptığımız Görünüm modülüdür. Pencerelerimizin, kenarlık ve gövde ayarlarından, yazı tiplerine, renklerden simge setlerine pek çok görsel kişiselleştirmeyi bu ekrandan yaparız. Hatta anlık mesajlaşma uygulamasında kullandığımız gülücük simgelerinin ayarlarını bile yapabiliriz. Görünüm altında 8 alt bölüm bulunur. Gelin bu bölümleri tek tek inceleyelim.

Biçim
Genel olarak sistem görünümüne en çok etki eden ayarlar buradadır. Uygulamalar sekmesinde, pencerelerimizin nasıl görüneceğini belirleriz. Tek yapmamız gereken, Parçacık Biçimi menüsünden, o anda sistemde yüklü olan alternatif temalardan birini seçmek. Pardus ilk kurulduğunda Oxygen teması ile gelir. Gayet güzel bir temadır. Ben sonradan depodan Bespin isimli temayı kurdum. Bespin, Oxygen’e göre biraz daha “janjanlı” diye tabir edebileceğimiz tarzda bir tema. Renk geçişleri ve air temasına has halka desenleri sebebiyle göze çok hoş görünüyor. Bu ekranda, temayı etkinleştirmeden önce alttaki ön izlemeyi inceleyebilirsiniz. Uygula düğmesine basarsanız tema etkinleşir. Sonrasında her temanın kendine has ayarlarını “Yapılandır” düğmesine basarak açılan ekranda yapabilirsiniz. Her temanın kendine has ayrıntılı ayarları olduğundan onları farklı yazılarda ayrı ayrı anlatacağım.

Biçim bölümündeki Çalışma Alanı sekmesi Plasma çalışma ortamının temasını belirlediğimiz yerdir. Plasma kavramı hayatımıza Pardus 2009′la girdi ve uzun süre de çıkmayacak gibi görünüyor. Bu kavrama göre, masaüstümüzde dizinleri gösteren uygulamacık, işlemci yükünü ya da disk doluluk durumunu gösteren uygulamacık hatta panelimiz birer plasmoid. İşte bu ekranda yapacağımız bir seçim, tüm bunların görünümünü değiştiriyor. Pardus, ön tanımlı olarak Air teması ile kuruluyor. Oxygen ve Heron da denemenizi tavsiye edebileceğim güzel temalardan. Yetmedi mi? O zaman basın bakalım “Yeni Temalar Al” düğmesine. İşte karşınızda “Sistem Ayarları Eklenti Yükleyici” ve Kde-look.org sitesinde yayınlanan birbirinden güzel plasma temaları. Beğendiğinizi seçip Yükle düğmesine basmanız yeterli. Tema sizindir. Masaüstünüze yeni bir renk vermeye hazırsınız.

Son olarak İnce Ayarlar sekmesi. Burası görsel efektlerin sistemimize yaratacağı yükü dengelememize yarayan ayarı yaptığımız ve pencerelerimizdeki araç çubuklarında yer alan düğmelerin yapısını belirlediğimiz ekran. Grafiksel efektler menüsü, sahip olduğumuz ekran çözünürlüğü ve işlemci gücüne bağlı olarak, sistemimizin grafik efektleri en verimli çalışacak şekilde ayarlamasını sağlıyor. Örneğin 1680×1050  gibi yüksek kabul edebileceğimiz çözünürlüğe sahip bir monitörümüz ve 800Mhz hızında çalışan bir işlemcimiz varsa “Yüksek Ekran Çözünürlüğü ve Düşük İşlemci” seçeneğini seçmemiz mantıklı olur. Sistemimiz görsel efektlerin etkinliğini (çözünürlüğünü, akıcılığını, görülebilirliğini vb.) bu seçime göre ayarlayacaktır.

Aslında her pencerede ayrı ayrı yapabileceğimiz bir ayar olan araç çubuklarındaki düğmelerin metin/simge ayarlarını da bu ekranda, tüm pencereleri etkileyecek şekilde yapabiliyoruz. Simgelerin büyüklüklerini buradan ayarlayamıyoruz ama simgelerde metin olacak mı, olacaksa simgenin altında mı yanında mı olacak gibi seçimleri burada yapabilmemiz mümkün.

Renkler
Adı üzerinde, sistemimizdeki bileşenlerin renkleriyle oynadığımız, değiştirdiğimiz ekrandır burası. Şema sekmesinde ön tanımlı ayarları yapılmış renk paketlerinden seçim yapabileceğimiz gibi, “Renkler” sekmesinde, pencere arka planı, seçim rengi gibi ayrıntılara girerek renk şemamızı kişiselleştirebilmemiz de mümkün. Seçenekler sekmesindeki “Karşıtlık” ayarı ile de mutlaka oynayın. Renklerin görünürlüğündeki değişim hoşunuza gidecektir. “Ben bu şemaları beğenmedim. Şemayı özelleştirmekle de uğraşamam” diyorsanız “Şema” sekmesinde iken sağ tarafta bulunan “Yeni Şemalar Yükle” düğmesine basıyorsunuz. İşte! Yine karşımızda kim var? Sistem Ayarları Eklenti Yükleyici ve bir sürü hazır renk şeması…Gözünüze kestirdiğiniz şemanın sağında bulunan “Yükle” düğmesine basıyorsunuz, hepsi bu.

Simgeler
Sistemimizdeki simgelerin görünümlerini değiştirdiğimiz ekran burası. Simgeler temelde paketler halinde sunulur. Bu paketlere “simge seti” deriz. Pardus, ilk kurulumda KDE4′ün ön tanımlı simge seti Oxygen ve kendine özel üretilmiş olan Milky simge setleri ile birlikte gelir. İstediğiniz simge setini kullanmak için tek yapmanız gereken; onu seçip “Uygula” düğmesine basmaktır. Kısa bir güncelleme işleminden sonra tüm sistemdeki simgelerin değiştiğini göreceksiniz.

Sisteme yeni simge seti eklemenin ise iki farklı yolu var. İlkinde, internet üzerindeki herhangi bir kaynaktan masaüstüne indirdiğiniz bir simge setini (uzantısı .tar.gz olmalıdır) “Tema Dosyası Kur” düğmesine basarak göstermekten ibarettir. İkincisi ise daha da kolay…”Yeni Temalar Al” düğmesine basıyorsunuz. Kde-Look.Org’daki binlerce simge seti karşınızda…Beğendiğinizin yanındaki “Yükle” düğmesine basın, tamam. Keyfini sürün yeni simgelerinizin…

Yazı Tipleri
Sistemde, farklı bölgelere farklı yazı tiplerini atayabilmek mümkün. Bunu tek tek yapabildiğimiz gibi bir anda tüm sistemin yazı tipini ve font büyüklüğünü de ayarlayabiliyoruz. Windows’ta clear type denilen yazı tipi yumuşatma ayarını bu ekranda yapıyoruz. Ben sistem ayarları seçeneği ile kullanıyorum.

Pencereler
Biçim sekmesinde pencerelerimizin gövdelerini etkileyen ayarlar yaparken bu sekmede pencerelerimizin kenarlıklarını ayarlıyoruz. Açılır menüden istediğimiz pencere dekorasyonunu seçerek işe başlıyoruz. Seçim yaptığımızda o dekorasyona ait ayarlar pencerenin altında görünecektir. Her dekorasyonun kendisine özel ayarları var. Burada seçtiğiniz ayarlar tek başlarına pek bir anlam ifade etmiyor ama pencere biçimi ile bütünleştiklerinde çok etkili oluyorlar. Farklı biçim-pencere dekorasyonu kombinasyonlarını deneyebilirsiniz.

Açılış Ekranı
Pardus açılırken, gördüğümüz, bize hangi bileşenlerin yüklendiğini sırayla gösteren açılış ekranını burada değiştirebiliyoruz. Kurulumda, Pardus’a özel tasarlanmış açılış ekranı ve KDE’nin ön tanımlı ekranı da dahil olmak üzere 4 farklı seçenek geliyor. Eğer isterseniz “Yeni Temalar Al” düğmesi ile Kde-Look. Org’un arşivine ulaşabilir ve beğendiğiniz bir temayı bir tıkla kurabilirsiniz.

Duygu Simgeleri
Son sekmemiz de kullandığımız anlık mesajlaşma yazılımında tercih edeceğimiz duygu simgelerini (emoticon) seçmemiz için. Kopete üzerinde sohbet ederken bir gülücük gönderdiğinizde, burada hangi duygu simgesi setini seçtiyseniz karşı tarafa gönderilen simge o set içindeki olacaktır.

Sistem Ayarları içinde yer alan Görünüm modülünü, içerikleriyle birlikte, biraz hızlı da olsa öğrenmiş olduk. Sorunla karşılaştığınızda daha hızlı geri dönebilmeniz için bu modül altındaki seçenekleri tüm ayrıntılarıyla kurcalamanızı, yeni öğeleri kurarak sisteminizi kişiselleştirmenizi tavsiye ederim.


25
Tem

Özgürlükİçin Tema bölümüne girip bakıyorum ara sıra, KDE’nin ne kadar fazla özelleştirilebilir olduğunu bilsem de, beni şaşırtan masaüstü tercihleri ile karşılaşabiliyorum. Bazılarının tamamını, bazılarının parçalarını kendi bilgisayarlarıma uygulamak istiyorum; ancak bunu yaparken sistem ayarları uygulamasındaki onlarca seçenek arasında kaybolmak, sağdan soldan duvarkağıdı, yazıtipi, simge seti indirmek istemiyorum.

Tembel adam yaratıcı olurmuş derler ya, benimki de aynı durum. Daha ismini koyamadım (önerilere açığım), yeni projem çok az arkadaşıma bahsettiğim ancak fırsat bulup yazmaya başlayamadığım masaüstü ayarları paylaşım uygulaması. Birkaç tıklama ile, kendi masaüstü ayarlarınızı tek bir paket haline getirip istediğiniz kişilerle paylaşabilmeniz için. Aktarılacak masaüstü ayarlarının listesi şimdilik kısa, yorumlarınızla şekilleneceğini umuyorum. Sıralama, kolaydan zora doğru:

  • Yazıtipleri
  • Simgeler
  • Duvarkağıdı
  • Renk temaları
  • Masaüstü tipi (plasma taşıyıcı, dizin görünümü, ara&çalıştır, …)
  • Plasma temaları ve plasmoid ayarları

Pardus 2011 için verilmiş bir söz değil bu, sadece uygulanması zor olmayacağını düşündüğüm bir fikir. İsim, özellik, uygulamanın arayüz tasarımı ve davranışı konularında önerilere açığım. Bileşenler belirgin hale gelip ihtiyaçlar ortaya çıktığında, bu bileşenleri kodlayacak geliştiricileri (ya da geliştirici adaylarını) yardıma beklerim.

Not 1: Yukarıdaki enfes duvarkağıdı, masaüstü sihirbazı dediğim Kerim Aydın‘dan. Projeyi tamamlamak ve onun gibi masaüstü sihirbazlarının temalarını zahmetsizce bilgisayarımda kullanmak için sabırsızlanıyorum.

Not 2: Ahenk yazılarımdan sıkılanlar için teknik mambo-jambo içermeyen bir yazı yazdığım için de pek menunum :)

19
Haz

Yeni bir simge seti daha. Bir süre önce başladığım Dikkat serisi kapsamında yaptığım bir Dikkat simge seti.

Sette hem Daisy plasmoidi ile kullanabileceğiniz program simgeleri, hem de iki farklı türde dosya simgeleri var.

Ayrıca Linux kullanmayanlar için de bir kaç teselli simgesi mevcut. :)

Simgelerin çoğunluğu 512x512 piksel, tamamı ise PNG türünde. Renk tonu ise Pardus sarısı.

Umarım beğenirsiniz.

Simge setini buradan indirebilirsiniz.