10
Nis

Pardus projesi 2011 yılının son aylarında, kağıt üzerinde olmasa da fiilen sona erdirildi. Aslında olayların gelişimine bakınca buna sona erdirmek yerine  infaz etmek demek daha doğru olacak, infazdan sonra Pardus'un başarısızlığından ötürü suçlu bulunmuş olduğunu öğrendik. Ancak bu konuda hiçbir doyurucu açıklama ve objektif bir değerlendirme sunulmadı. 

Şimdi kimse "ama Proje devam ediyormuş...." falan demesin lütfen, Pardus'a ait herşey artık birer tarihi eserdir, yarın bir dağıtım daha çıksa bile o başka bir şey olacak.

Ben de başarısızlıklar neler olabilir diye düşünerek aslında epeydir yazmak istediğim bazı tahminleri ancak yazma fırsatı bulabildim.

Belki kötü bir ürün olduğu için başarısız görüldü. Pardus'un Türkçe hata bildirimi kabul etmesi ve Türkçe belgelendirme ve gönüllü desteği nedeniyle ülkemizde hızlıca yaygınlaşması zaten normaldi. Tarafsızca değerlendirmek için uluslararası sitelerde Pardus hakkında yapılan incelemelere ve yurt dışındaki Pardus kullanıcılarının açtıkları sitelerdeki değerlendirmelere ve desteğe bakmak gerekiyor. Ben bakınca Pardus'un  kötü bir ürün olmadığını açıkça görüyorum.

Belki de kamu kurumları kullanmadığı için başarısızdı. Demek ki pek çok kamu kurumu Pardus'a göç çalışması başlatmış ancak Pardus yetersiz-başarısız olduğu için göç yürümemiş olmalı. Böyle bir şey duyan, gören, bilen var mı? Böyle bir şey olmadı, dahası Pardus'a kısmen veya tamamen göç eden birkaç kurumun halen Pardus kullandığını biliyoruz. Hatta bugün kağıt üzerinde bir Pardus kaldıysa belki varlığını bu kurumlara borçludur. Bence Pardus kamu kurumları için de oldukça yeterli bir ürün sundu.

Zaten Pardus'un kamu kurumlarında yaygın kullanılmamış olmasının nedenini kime sorsanız size anlatır;

  1. Kamu idaresi 5 yıl boyunca kanun, yönetmelik, genelge bağlamında kamu kurumlarını Pardus göçüne hazırlayıcı, teşvik edici veya bağlayıcı hiçbir çalışma yapmadı. 
  2. Yapmadığı gibi ihalelerde MS (Microsoft) teknolojilerine bağımlılığı arttıran yatırımlara da izin verildi. Hatta daha da kötüsünü yaparak kamu hizmeti almak isteyen vatandaşların MS ürünleri satın almasını zorunlu kılan hizmetler bile sundu.
  3. Kamu'da bilgi işlem kadrolarında görevli personellerin pek çoğu kamu yararını düşünüp MSCE ve eşdeğer belgelerini duvardan indirip çekmeceye koymak istemedi. Pardus ile karşılaştıklarında Pardus'un MS teknolojileri ile olan uyumsuzluklarını ve farklılıklarını bahane ederek çamur atıp, tepeden bir bakışla ahkam kestiler. (Ama yine de memurları suçlamayıp amirlere bakın, onlara bu fırsatı veren yine kamu idaresinin iradesizliğiydi)

Kısacası kamu idaresi 5 yıl boyunca Pardus'u yok saydı, MS ürünleri kadar sahiplenmedi. Tüm bunların sorumlusu olarak Pardus infaz edilmiş olmamalı.

O zaman  Pardus yönetimi başarısızdı. Bu önerme zaten (geçtiğimiz haftalarda) Pardus'un gıyabında yapılan yargılamada en çok oyu almış görünüyor, hatta diğer maddelerin pek çoğu da kendi içerisinde yönetim başarısızlığını taşıyor. (bkz: http://nyucel.blogspot.com/2012/03/pardusun-yarn-calstaynn-ardndan-2.html)



Pardus'u infaz edenler çalıştay katılımcıları gibi sadece yöneticileri sorumlu göstermiş olsaydı yöneticileri değiştirmeleri ve yeni politikalar belirlemeleri yeterli olacaktı, ama aşırı bir tepkiyle mühendislerle birlikte projeyi tamamen dağıtmak yoluna gidildi.

Ayrıca son zamanlarda infaz nedenlerinin sadece bunlardan ibaret olmayabileceğini de düşündüm, kağıt üzerinde bir isim olarak kalan projenin BİLGEM'den ULAKBİM'e bağlanmış olması projenin çalışma şeklinin de değiştirilmek istendiğini gösterdi. Ancak bu da mühendislerle birlikte projeyi dağıtmayı gerektirecek bir sebep olmasa gerek.

Sonuçta kamu kurumlarında yaygın kullanılmaması, kötü bir ürün olması ve kötü bir yapılanma ile geliştirilmesi gibi gerekçeler yukarıda yazdıklarımı çürütecek şekilde nesnel olarak ispatlanmış olsaydı bile, bunların hiç birinin çözümü projeyi yok etmeyi gerektirmiyordu. Tabii gerçekten amaç Pardus'u devam ettirmek idiyse.

Şimdi tüm bu yazdıklarımı bir kenara koyup bir de şuna bakıyorum; Önce sorunları tespit edip çözüm arayalım, gerekiyorsa ondan sonra yok ederiz demek yerine aceleyle infaz ettikten sonra gelin bakalım neymiş bu Pardus'un başarısızlığı demenin profesyonel bir yeniden yapılanma çalışması ile ilgisi yok.

Tüm bunların ışığında projenin ipinin geçen yıl ortalarında çoktan çekilmiş olduğu, ipi çekenlerin başarı ve başarısızlık gibi bir hassasiyetlerinin olmadığı, bunların sadece bahaneler olduğu, nesnel değerlendirmeler yapılmadığı, yeniden yapılanmadan anlaşılanın yok et ve yeniden inşa et olduğu sonucuna vardım. 
 
Eh, pek çok kurumun, sevimli görünmesi için adına yeniden yapılanma denilen bu çarktan geçtiğini biliyoruz, ancak işin bu pis kısmını değerlendirecek değilim.
23
Kas
Sayın Bakan bazı eleştirileri yanıtlamış;


Okurken aklıma gelenleri yazayım dedim.

"Yasak söz konusu değildir. Tamamen isteğe bağlıdır."

Yıllardır mahkeme kararlarıyla genel sansür uygulanıyor, bunun adı yasak değil mi? Değil, çünkü ortada özgür bir internet olmayınca yasak kelimesinin anlamı kalmıyor. Üstelik "Bedelli askerlik" aslında "Bedelli tezkere", yani askerlik=tezkere olabildiğine göre yasak=özgürlük de olabilir, tabi tabi neden olmasın?

"...biz mahkeme kararını tanımıyoruz, internete yasak gelir mi?' diye duyarsız kalıp, mahkeme kararını uygulamayacak mıydık? Biraz insaf lazım."

Bu mahkemeler keyfi değil ilgili kanuna göre karar veriyor, bu kanunları da leylekler getirmedi ki? Kanunları çıkartıp sonra "ne yapalım mahkeme kararı" demek... biraz insaf.

''Biz ne yapacaktık; 'ey Youtube, sen istediğin gibi Atatürk'e hakaret et,... ama sonunda biz Youtube'u dize getirdik."

Malum ülkelerden birinde 17 yaşındaki bir çocuk lise arkadaşlarına hava atmak için bir video hazırlayıp paylaşıyor ve paylaştığı sitenin 70 milyona yasaklandığını öğreniyor. Bu eğlenceyi görenler acaba Türkiye'de şu siteyi de yasaklatabilir miyim diye yarışa girmeye başlıyor. X Ülkesindeki birisi suç işliyor, cezası 70 milyon insana kesiliyor, pardon dize getiriliyor.

"'Milyonlar kazanıyorsunuz, beş kuruş vermiyorsunuz, bunu yapmaya hakkınız yok, temsilciliğiniz yok' dedim"
 
Dedi ve masum vatandaşlarına zincir vurdu, kendimi rehine gibi hissetmiştim. Hadi rehine olmayı kabul ettik diyelim, Youtube, kendisi gibi yüzlerce site ile birlikte uzun yıllardır aynı şekilde çalışıyordu, beş kuruş vermedikleri hakaret videoları yayınlanınca mı akıllara geldi, bu zaafiyetin vergi kaybının hesabı kime sorulacak? Ve neden sadece Yutub'un 5 kuruşu hesap ediliyor? Ayrıca TC'de iş yapan şirket ve şahısların yurt dışındaki hosting firmalarına ödedikleri kuruşlar nasıl vergileniyor?  Youtube hakaret dolu yorumlarla dolu, onlar ne olacak?  Bu işte başka hesaplar mı var? 

Neyse, fazla kafa yorarsam sıyıracağım. Görünüşe göre TC Devleti birilerini dize getirmek için vatandaşlarını rehine olarak kullanmaya devam edecek.


Ayrıca bir zamanlar güvenli bilgisayar ve internet kullanımı için Pardus kullanılabileceği de yazılan http://guvenliinternet.org/ sitesi artık Microsoft'a emanet edilmiş durumda, reklamlar gırla gidiyor.
12
Eyl
Spor Genel Müdürlüğü 81 vilayette bulunan il müdürlüklerini de içerisine alan yeni bir yapılanma amacıyla tüm bilgisayar sistemlerini tek bir etki alanına (domain) dahil etme çalışmaları yürütüyor. Bu çalışma özel bir firmaya ihale yoluyla verilmiş durumda.

Ancak yapılan çalışmalar tamamen Microsoft teknolojileri kullanılarak yürütülüyor ve firma tarafından il müdürlüklerinde bulunan Pardus sistemler yerine Windows kurulması isteniyor. 81 İlde toplam 1600 civarında bilgisayar kullanılmakta.

Böylece ülke çapında teşkilatlanmış olan bir kamu kurumu adeta Pardus'a kapılarını kapatmış, gücün karanlık tarafına geçmiş oldu.
31
Tem
John Carmack, 2005 yılındaki QuakeCon'da Call of Duty, Quake III Arena, Star Wars Jedi Academy gibi oyunların yapımında kullanılan id Tech 3 oyun motorunu GPLv2 ile dağıtacağını duyurmuş, kısa süre sonra da yayınlanan GPL kodlar ile Urban Terror, Smokin' Guns gibi özgür oyunlar yapılmıştı.

Bu yılki QuakeCon (4-7 Ağustos 2011) ise geldi çattı. Her ne kadar id Tech 4'ün wiki sayfasındaki lisans bölümünde 2011 için GPL olacağına dair doğrulanmamış bir not bulunsa da, henüz yeni yayınlanmış Brink gibi oyunlarda geliştirilmiş bir sürümü kullanılamaya devam edilen bu oyun motoru için bu notun muzip bir şaka olma olasılığı bence yüksek.

Yine de bir umut oluyor insanda, ne de olsa sözü alnmış. :)
26
Haz
Bilgisayar aracılığıyla görsel ve sesli iletişim benim için şimdiye kadar önemli bir ihtiyaç olmadı. Bir ara aceleyle kullanmak zorunda kaldığımda kısa bir süre Skype kullanmıştım ve sonra kaldırdım.

Bu konu üzerine çok düşünmemiş olsam da Linux tavsiye ettiğim bazı arkadaşlarımın MS Live ağındaki bağlantıları ile görsel iletişim kuramamaktan şikayet ederek Linux kullanmadıklarını hatırlıyorum. ( Gerçi MS'un politikalarından dolayı bunun için umutlanmamak ve özgür alternatiflere bakmak gerekiyor. Bir ihtimal artık Skype ve Live ağı arasında bir köprü yaparlar. )

Bu nedenlerle bir ara kısa bir araştırma yapıp Sip Communicator adlı bir Java yazılımına ulaşmıştım. Henüz erken geliştirme aşamasında olan yazılımın yol haritası masaüstü paylaşımı, görsel ve sesli konferans, konferans kayıdı, dosya paylaşımı gibi özelliklerle doluydu.

Umarım bir gün gerçekleşir diye unuttuğum bu yazılıma yakında tekrar baktığımda, çok sevindim. Yol haritasındaki özellikleri özgürce sağlamış, güzel bir siteye sahip olmuş ve ismini Jitsi olarak değiştirmiş. Her ne kadar Beta aşamasında olsa da 1.0'a çok yakın, mutlaka deneyin ve takip edin derim. Buradan en güncel gecelik sürümü indirip dosyayı çalıştırmanız ve ev dizini altına kurmanız yeterli. Kurulum için arayüz sağlanmış.
15
May
2011 Nisan ayı ile birlikte Özgürlükiçin.com'da yeni bir dönem başladı biliyorsunuz, bunu önce Ali Işıngör'ün günlük yazısından ve sonrasında Pardus proje yöneticisi Erkan TEKMAN'ın 24 Mart tarihli günlük yazısından öğrenmiştik. Nisan ayı ile başlayan bu süreçte neler olup bittiği ile ilgili bir not düşülmesi için kısa bir özet geçmek istedim bugün.

Yukarıda bağlantısını verdiğim günlük yazılarını okumayanlar için özetlemek gerekirse Özgürlükiçin.com, Pardus'un topluluk ilişkilerini yönetmek amacıyla ve hizmet alımı yoluyla görevlendirdiği özel bir firma tarafından destekleniyordu. Bu firma e-derginin yayına hazırlanması, Ajans Pardus'un hazırlanması, CD Gönder hizmeti, sitedeki beyin ve tema aracının geliştirilmesi, tanıtım amaçlı seminer ve etkinliklerin düzenlenmesi gibi çeşitli faaliyetler yanında sitenin bakımı ve işletilmesiyle ilgileniyordu. Pardus, Nisan ayı itibariyle tüm bu faaliyetleri artık bir firma eliyle değil kendisi yapmaya karar verdi.

Ancak burada benim gözüme çarpan şey proje yöneticisinin "camia ilişkileri işini 2011 yılı Nisan ayından itibaren kendimiz yapmaya karar verdik." diyerek yukarıda saydığım faaliyetleri "camia ilişkileri" olarak tanımlaması veya "camia ilişkileri" içerisinde yukarıdaki faaliyetlerin kast edilmiyor olmasıydı. Hangisinin doğru olduğunu bilmiyorum ama camia ilişkileri ile topluluk faaliyetleri farklı şeylerdir.

Ancak bir şekilde bu ikisinin Nisan ayı öncesinde aynı kabul edildiği ve Nisan ayı sonrasında topluluk faaliyetlerinin camia ilişkileri içerisinde düşünülmediğini gördük.

Her neyse, proje yöneticisinin yazısından Pardus'un camia ilişkileri için "Camia Koordinatörü" (CK) ünvanlı iki kişiyi görevlendirdiğini de öğrendik. CK'lardan Koray LÖKER 25 Mart tarihli günlük yazısında üstlendiği sorumluluğu "Pardus’a yer ve önem veren, bir biçimde katkıda bulunan gönüllüler ve proje arasında bağlantı noktası oluşturmak." olarak özetledi.

Yani çalışma kapsamı sadece Öİ değildi, ancak "Bu deneyimin bir bölümü de, yıllardır projenin desteğiyle yürüyen Özgürlük İçin topluluğunun sürdürülebilirliğini sağlamak olacak." diyerek Öİ topluluk faaliyetlerinin sürdürülmesine de katkı vereceklerini belirtti. Bunun bir gereği olarak Öİ'deki Ajans Pardus'un 57.sayısı CK'lar tarafından hazırlandı ve belki de pek çok kullanıcı Öİ'de bir şeylerin değiştiğini ancak bu şekilde fark etti.

Ancak sadece kullanıcılar değil Öİ yöneticilerinin pek çoğu da yaşanan değişimi anlamakta zorlanıyordu, çünkü uzun yıllardır Öİ'nin nasıl işlediği konusu gündeme gelen bir konu olmamıştı, kısa bir dönem hariç. 2009 Sonunda Öİ için yapılan ihale sürecindeki aksama Öİ faaliyetlerini durma noktasına getirmişti, o günlerde yazdığım bir günlük yazısında bu durumu anlatmıştım ve sanki bu günlerin bir provası gibiydi. Hatta forumlarda Pardus projesinin sona erdiğine dair yorumlar bile okuduk o günlerde. Bu yorumların nedeni de Öİ ve Pardus arasındaki organik bağ ve Öİ'nin resmi destek sitesi olma ünvanıydı. Her neyse, o günler kısa sürede unutuldu ve Öİ pek tartışılmadı.

12 Nisan'da CK'lardan Koray LÖKER Öİ yöneticileri posta listesine gönderdiği bir mesaj ile yöneticileri bir IRC toplantısına çağırdı. Ancak neler olup bittiğini anlamakta zorlanan yöneticilerin sorularıyla tartışma uzadı gitti ve toplantı yapılamadı. Tartışmalara bakınca Öİ katkıcıları ile CK'ların birbirlerini anlama, anlatma ve ortadaki durumu çözümleme konusunda farklı bakış açılarını ve oluşan kaosu görebilirsiniz. CK'lar açısından herşeyin çok net göründüğü yöneticiler açısından ise öyle olmadığı ortaya çıktı.

Bunun nedeni Öİ'nin yıllar içerisinde oturttuğu yönetim organizasyonunun bel kemiği olan firmanın artık olmaması ve bu firmanın yerine geçeceği beklenen CK'ların gerçekte görevlerinin bu olmamasıydı. Yani Öİ'de ayakta duran bir yönetim organizasyonu yerine geriye bağımsız gönüllü yöneticiler kalabalığı (veya tenhalığı) kalmıştı. Öİ Adına insiyatif alacak kimse yoktu. CK'lar süreçleri destekliyordu ama görevleri Öİ adına insiyatif almak değildi.

Sonuç Öİ'nin yönetimsiz kalması ve süreçlerin aksaması oldu. Ben Pardus projesinin plansız hareket etmiş olmasının tüm bunlara neden olduğunu düşünüyorum. Yeni bir organizasyon kurulup süreçleri üzerine almasına zaman tanınmadan eski organizasyonu ortadan kaldırmak bir planlama olamaz.

Bu tartışma içerisinde Öİ'nin teknik altyapısı da gündeme geldi ve Pardus'un bu konuda bir görevlendirme yapmadığını şu mesaj'ın son paragrafı ile anladık. Yani Öİ sitesinin geliştirilmesi ve hata çözümleri şimdilik yapılmayacak demekti bu, kısaca kaderine terk edilmişti veya bu konu hiç düşünülmemişti bile. Bence bu çok önemli bir sorundu ve tekrar gündeme getirerek çözüm arayışını sürdürmek istedim, ancak çok üzerine düşülmediğini anladım.

Nasıl bir organizasyon kurarız nereden başlarız diye düşünmeye, tartışmaya devam ettiğimiz bir dönemde, 6 Mayıs'ta, Pardus'un Öİ için daha büyük bir değişiklik yaptığını listeye düşen yeni bir mesajla öğrendik. Koray bey "Öİ'yi Pardus'un sponsor olduğu bir portal olarak tanımlayıp, sponsorluk sürecini yapılandıracağız. 'Resmi forum/portal' ifadesi hiçbir yerde kullanılmayacak." diyerek Öİ'nin resmi Pardus destek sitesi ünvanının sona erdiğini duyurdu.

Yani artık bir X sitesi ile Öİ arasındaki tek fark Pardus'un Öİ'ye sponsor olması ancak bunun gerekçesi belli değil, yani Pardus neden X sitesine değil de Öİ'ye sponsor oluyor bilmiyoruz.

Yıllar önce bana Öİ'de forum yöneticiliği teklifi geldiğinde kabul etmemeyi görevden kaçmak olarak algılamıştım, bunun nedeni Öİ'nin resmi destek kanalı olmasıydı. Bu nedenim ortadan kalkınca 2 yıldan fazladır sürdürdüğüm forum yöneticiliği görevini de sürdürmeyeceğimi bildirdim.

Aynı mesajdaki "Öİ süreçlerine aktif olarak katılmayıp, sponsor olarak durmaya karar verdik" ifadesiyle artık Öİ süreçlerinin de tamamen gönüllülere devredildiğini öğrendik, tabii başka bir değişiklik yapılmazsa.

Evet gelişmeler böyle ve Öİ'nin bugünkü durumu şu; süreçleri işletecek bir yönetim organizasyonu bulunmayan bir topluluk ve teknik olarak bakımı ve geliştirilmesi yapılmayan Pardus sponsorluğundaki gayrı-resmi bir site.


21
Eyl
Yarın 27.Ulusal Bilişim Kurultayı Ankara'da toplanıyor, programda çok güzel tartışma konuları var, bunlardan birisi de "Twitter ne alem?" başlığını taşıyor, 6 konuşmacıya 1,5 saat ayrılmış, ama Ulusal Bilişim Kurultayında Ulusal Dağıtım Projesinin adı bile geçmiyor.

Benim bilmediğim ama herkesin bildği bir şey var mış gibi hissediyorum.
13
Ağu
Seçkiyi 1 ay önce Özgürlükiçin.com forum sayfasından duyurmuştum, günlük yazmayı unutunca forumu takip etmeyenlerin gözünden kaçmıştır muhtemelen. Ancak bu çalışmanın farklı bir Pardus sürümü veya farklı bir dağıtım olmadığının altını çizeyim. Sadece Pardus 2009.2 kurulumunda bulunan paketler seçkinin amacına göre değiştirilerek resmi Pardus depolarından tekrar oluşturulmuştur.

İndirme bağlantıları ve diğer açıklamalar forumda mevcut. Kurulumdan sonra Xfce masaüstü açılmaktadır, istenirse KDE masaüstüne de geçilebilir. Seçki 14 Temmuz'a kadar olan güncellemeleri de barındırıyor, vakit buldukça güncellemeyi düşünüyorum.
19
Ara
Geçenlerde Pardus kullanıcıları e-posta listesinde gergin bir kullanıcıdan paparayı yedim :) Bu aralar sinirler bayağı gergin, Pardus topluluğu Pardus dışındaki konularda daha çok tartışır oldu. Hem tarihe bir not düşülsün hem de hala duymayanlar vardır diyerek, biraz gevezelik edeyim.

Bildiğiniz gibi UEKAE'nin Pardus topluluk işlerini yürütmesi için özgürlükiçin.com sitesini kuran ve işleten şirket ile yaptığı sözleşmenin süresi 15 Ekim'de dolmasına rağmen, UEKAE'den kaynaklanan bütçe yetersizliği ve bazı diğer nedenlerle yeni ihale/sözleşme süreci gecikmeye uğramış. Halen bu sürecin devam ettiğini biliyoruz. Tüm bunları biraz gecikmeli olarak Proje yöneticisinin topluluk e-posta listesine gönderdiği bir mesajdan öğrendik. [1]

Bu gecikmenin, sözleşmesi biten şirketin topluluk adına işlettiği özgürlükiçin.com'a daha az personel ve zaman ayırmasına neden olduğunu gördük, sonuçta sitede haberler yayınlanamadı, hata düzeltmeleri ve geliştirme yapılmadı, e-dergi sekteye uğradı. Tabii topluluk işleri sadece özgürlükiçin.com ile sınırlı değil, geçtiğimiz yıllarda çeşitli illerde yapılan seminerler ve bazı diğer çalışmalar da bu kapsamda ve yükleniciye ekonomik olarak bayağı bir külfet getiriyor olsa gerek. Bu süreç halen devam ediyor ve neyse ki özgürlükiçin.com, gönüllülerin katkılarıyla Pardus tanıtım ve destek işlevini sürdürmeye devam ediyor.

Öi'deki yönetici görevim nedeniyle zaman zaman ilgili şirket yöneticisi Ali bey ile jabber'den konuşuyoruz, bundan 2-3 ay kadar önceki konuşmalarımızda sonraki ihaleyi alırlarsa 2010 yılı için düşündüğü projelerden bahsetmişti, o zamanlarda benim de bir kaç önerim olmuştu ve Pardus adına çok heyecanlamıştım. Bu günlerin yaşanacağını herhalde kimse beklemiyordu ve ha bugün düzelir ha yarın düzelir diye beklenen günler haftalara, haftalar aylara dönüştü. Demek ki neymiş? resmi kurum ile iş yapıyorsan asla kesin konuşma :D

Tüm bunlar ticari yaşamın her gün karşılaştığımız konuları ancak özellikle öi'deki belirgin durgunluk "bilginin olmadığı yerde meydan dedikoduya kalır" sözünü doğrular şekilde e-posta listelerinde ve forumlarda Pardus projesine mal edilmeye başlandı. Geliştiricilerin 2009.1 çalışmasından dolayı öi ile ilgilenmediğinden tutun Pardus projesinin geliştirmesinin durduğuna varana kadar neler neler yazıldı. Neredeyse her gün bir yerlerde bu düşüncelere cevap yazar olmuştum.

Bu düşüncelerin bir kısmı bilgisizlikten ama genelde korkudan yazılıyordu. Pardus kullanıcılarının büyük kısmı Pardus geliştirme süreçleri ile topluluk süreçlerinin işleyişi konusunda pek bilgi sahibi olmadığından (bilgilendirilmediklerinden de diyerek çuvaldızı batırabiliriz) yanlış olarak öi'deki durumu doğrudan Pardus'un geliştirilmesi ile ilişkilendirdi. Eh, Pardus'u seven ve gönül bağı kurmuş olan insanlar korkularını doğal olarak dile getirdi. Zaten proje yöneticisi de mesajında bilgilendirmeyi geç yapmakla hata ettiğini itiraf etti, herhalde o da böyle bir tepki beklemiyordu.

Her neyse, tüm bu toz dumanın geride kalmasına seviniyorum, Pardus projesi hedefleri doğrultusunda ilerlemeye ağır adımlarla devam ediyor, bu yavaşlıktan topluluk tarafı da nasibini almış oldu sonunda :D Yeni ihale sürecinin sonuçlanmasını ve yeni topluluk projelerini heyecanla bekliyorum...

Tam bu toz dumanın dağıldığı günlerde ilginç bir haber düştü listelere, PKD Başkanı Nihad bey geçen yıl satın aldığı bilgisayardaki kullanmayacağı Windows'u iade etmek için tüketici mahkemesine başvurmuş ve davayı kazanmış.

Bu haber haklı olarak herkesin sevinç naraları atmasına neden oldu, bende bu zorla Windows satışının bir nevi zulüm olduğunu düşündüğümden bir ohh çektim, çok şukür bu zulüm bitiyor galiba dedim. Ama hukuk ile ilgisi olan kullanıcılardan kararın emsal gösterilip gösterilemeyeceği veya temyiz süreci işleyip işlemeyeceği gibi konulardaki şüphelerinin gereksiz bir gerginliğe neden olduğunu gördüm.

Yine bilginin olmadığı yerde varsayımlar bilgi yerine geçmeye başlamıştı, çünkü açıklama mahkeme kararıyla birlikte yapılmadığından benim gibiler sevinçten dans ederken hukukçular ister istemez şüpheli yaklaşıyor, bunu da anlayışla karşılamak gerekir. Neyse ki karar yakında PLO e-dergi'de açıklanıyor, yeni bilgisayar alacaklar için iade prosedürü de yazılacakmış, bakalım yeni bilgisayar alan Linux kullanıcılarının tecrübeleri nasıl olacak. Üretici firmalar ne yapacak şimdi onu merak ediyorum. Eh biraz da onlar kara kara düşünsün değil mi? :D

Tüm bunlar yaşanırken geliştirici listesine düşen mesajlardan 2009.1'in sürüm takvimini okuduk, 15 Ocak'ta yeni KDE sürümü, yeni ekran kartı sürücüleri gibi yenilikler ve pek çok hata düzeltmesi ile pek çok kullanıcıyı hayal kırıklığına uğratmış olan 2009'un başka bir yüzle gönülleri çalacağını umuyorum. Pardus 64bit derleme çalışmaları ile ilgili ÇOMÜ'de yapılan çalışmaların da Pardus Wiki'sindeki güncellemelerini görüyorum.

Yani tüm bu toz duman, sinir stres içinde bir yerlerde birileri laf değil iş üretiyor demek ki. Yıllar sonra hatırlanacak olan da bu toz duman değil, 2009.1 olacaktır.

[1] http://liste.pardus.org.tr/pardus-kullanicilari/2009-December/058219.html

30
Kas
Pek çoğumuz OpenDNS'i bazı sansürlü siteleri açmak için kullanılan basit bir DNS servisi olarak biliyor, gerçekte ise üyelerine dns sunucusu üzerinden ücretsiz içerik filtreleme hizmeti veren bir servis. Eğer Pardus'ta internet içerik filtreleme kullanmak istiyorsanız bugün için en basit çözüm OpenDNS servisini kullanmak. (Tabii bu sözüm squid+dansguardian gibi paketleri yönetebilecek seviyedeki kullanıcılar için geçerli değil.)

Pardus'ta OpenDNS servisini filtreleme amaçlı kullanabilmek için OpenDNS'in ağınızın WAN ip adresini bilmesi gerekiyor. Bu iş aslında çok basit, kuracağınız küçük bir betik bu adresi belirli aralıklarla OpenDNS'e bildiriyor, bunun nasıl yapıldığını anlatan bir yazı zaten uzun zamandır özgürlükiçin'de var.

Ancak gördükleri $ işareti her şeyi GUI aracılığı ile yapmaya alışkın kullanıcıları koşarak uzaklaştırmaya yetiyor. Bende bir süredir bu küçük işlemleri nasıl bir GUI'ye yerleştiririm diye düşünüyordum. Bayram tatili fırsat oldu.

Konuyu araştırırken OpenDNS'in aslında çok basit bir API kullandığını ve bir https çağrısı ile adresin güncellenebildiğini öğrendim. Bununla ilgili python örneklerini de bulunca kendi güncelleme istemcimi yazarım dedim ve işe koyuldum.

Pog adını verdiğim (belki adını değiştiririm, böyle garip isimleri nereden buluyorsun demeyin kısaltma işte) küçük program tamamlandığında çok sevdiğimiz GUI aracılığı ile girdiğiniz OpenDNS kullanıcı adı ve şifresi ile cron zamanlayıcısını kullanarak belirli aralıklarla güncellemeyi yapacak. Çalışır hale geldiğinde http://github.com/alierkanimrek/ adresindeki deposundan indirilebilecek. GUI Meraklıları için bir de ekran görüntüsü;


26
Kas
Bir arkadaş Inkscape'te yaptığı bir belgede hangi efektleri kullandığını unutmuş ve belgeyi bana gönderdi. Görünüme bakıp efektleri tahmin etmek benim için de zor ama çok şükür SVG biçimi açık bir standart :)

Shift+Ctrl+X İle Inkscape'in XML düzenleyicisini açıp bakınca hangi nesnede hangi efektlerin kullanıldığını görmek çok kolay, resimdeki örnekte "text3892" adlı nesnenin özelliklerinde 2974 numaralı filtrenin kullanıldığını yazıyor, XML ağacında üstte yer alan 2974 numaralı filtreyi açınca da filtrenin hangi efektlerden oluştuğunu görmek ve efektlerin değerlerine ulaşmak mümkün.


Arkadaş text2970 numaralı nesnedeki efektleri merak ediyordu, deneme yapmak için beleye yeni bir metin yazdım (3892) ve 2970'in "style" özelliğindeki "filter:url(#filter2974);" bölümünü 3892'ye ekledim, sonuçta aynı efektlerin uygulandığı ikinci bir metin elde ettim.
8
Kas
Pardus seçkileri oluşturmak için yazmaya başladığım Paso'yu sonunda yayınladım, http://github.com/alierkanimrek/paso adresinden indirip hemen kullanılabilir, Qt4 arayüzlü bir Python betiği sonuçta.

Pisi paketi ve çevirisi için henüz erken olduğunu düşünüyorum, temel işlevleri yerine getirse de henüz pek çok eksiği ve eminim bilmediğim pek çok hatası var. Nasıl kullanıldığına dair bir örnek yapıp ekran kaydı aldım, örnekte Gnome'lu Pardus kurulum ortamı hazırladım. (Tam ekran izleyin)





Paso ile istediğiniz paketlerden oluşan size özel bir Pardus kurulum imajı oluşturabilirsiniz. Daha önemlisi bu imajları oluşturmak için kullandığınız .paso dosyasını paylaşarak herkesin kendi sisteminde sizin hazırladığınız imajları oluşturmasını da sağlayabilirsiniz. Ama unutmayın ancak kurulmuş bir Pardus sistemindeki paketlerden oluşan bir kurulum seçkisi hazırlayabilirsiniz.

Paso dosyaları sadece paketlerin hangi depolarda olduğu bilgisini içeren küçük dosyalardır,, paylaşması kolaydır, isterseniz internetteki depolarda olmayan kendi hazırladığınız paketleri de paso dosyası ile paylaşıp oluşturulacak imaja dahil edebilirsiniz. Kurulum bildiğiniz Pardus kurulumu olacak.

Yakaladığınız hataları ve önerileri github'dan iletebilirsiniz, ama yazılım ile hobi olarak ilgilenen bir amatörüm ve bu işlere kısıtlı zaman ayırabiliyorum, geri dönüş için acele etmeyin :) Ayrıca İngilizcem çok iyi olmadığından bu konudaki düzeltme önerilerini de memnuniyetle karşılarım.
20
Tem

Bir disk bölümünü istediğim gibi bağlamayı beceremeyince gogıllamaya başladım, sırasıyla çeşitli siteleri açıyordum ve bir dağıtımın e-posta listesinde birden harika bir bağlantı gördüm, önce bağlantının harika olmasının nedeni üzerindeki "You are lucky, your solution is here..." yazısıydı ama sonra yaşadığım dumur daha harikaydı, size de yaşatmak isterim;


Bunu forumlarda sık sık kullanacağım sanırım :)
9
Tem
Şu sıralarda pek bilgisayarla ilgilenemesem de Pardus 2009 RC'yi denemek için sabırsızlanıyordum, ne de olsa artık son kullanıcıyı hedefleyen bir sürüm adayı kendileri. Aslında 2009 yorumlarımı kararlı sürüm ile yazmayı düşünüyordum ama (uzun süre test edemesem de) bu ilk RC sürümü yeterli düzeyde kararlı görünüyor, en azından Pardus projeleri olarak.

Öncelikle YALI'nın müthiş hızı beni çok şaşırttı. iE6550 işlemci, 2GB RAM ve 7200Rpm sabit disk ile kurulumu 8 dakikadan az bir sürede tamamladım, bu süre size de harika göründüyse CD-ROM'suz, sabit diskten ve Windows üzerinden nasıl kurulum yaptığıma şuradan bir bakın.

Gökmen Göksel'in çıkıp bunu nasıl başardıklarını bir blog girdisiyle anlatması iyi olur, çünkü özgürlükiçin.com "yenifikir" bölümündeki en çok fikirlerden bazıları herhalde YALI hakkındaydı, hatta ben RAM'dan kurulum gibi absürd görünen bir öneri bile yazmıştım.

Dikkatimi çeken diğer konu KDE4'ün beklediğimden daha iyi çıkan performansı oldu. Pardus araçlarının KDE4 ile bütünleşmesi ile Pardus 2009 iyi bir KDE dağıtımı olmuş, bu konuda yurt dışından olumlu incelemeler de geleceğinden eminim.

Ancak benim asıl merak ettiğim ise Beta ile denediğim kör topal durumdaki Xfce idi. Kör topal olmasının nedeni o zaman henüz hiçbir ayar dosyasının depoda bulunmamasıydı, ancak RC ile Gökmen Görgen ve saz arkadaşlarının iyi bir iş çıkardığını görünce rahatladım. Sonuçta, "bilgisayarım eski, 256MB RAM ile Pardus kullanamam" diye bir bahane yok. Yapmanız gereken Paket yöneticisinden Xfce paketlerini kurmak ve kullanıcı girişi ekranında masaüstü olarak Xfce seçmek, hepsi bu. Kurulum için şu komutu da kullanabilirsiniz;

sudo pisi it -c desktop.xfce.base

Pardus 2009'daki paketlerin bağımlılıkları yeniden düzenlendiğinden artık sadece Xfce kullanmak isteyenler KDE'yi sisteminden kaldırabiliyor. Bu her ne kadar gereksiz KDE güncellemelerinden kurtulmak olarak görünse de Pardus araçlarının (x-yöneticileri) KDE kütüphanelerine bağımlılığı nedeniyle ancak uzman kullanıcılara önerilebilecek bir seçenek, bu açıdan sevindirici bir haber de artık giriş yöneticisi olarak gdm'de kullanabiliyoruz.

2009'un Bir diğer bombası da Delta paket desteği. Önceden örneğin OOorg paketi küçük bir güncelleme aldığında kullanıcı 70MB'lık paketi tamamen indirmek zorunda kalıyordu, artık paketlerdeki küçük güncellemeler de küçük delta paketleri olarak güncellemeyi sağlayacak.

Pardus'un alıştığımız ara sürümler konusundaki politikasına göre en son yayınlanan sürümün üzerine gelen güncellemelerin boyutu yaklaşık 300MB'ı bulduğunda yeni bir ara sürüm çıkartılıyordu. Bu delta desteği güncelleme boyutlarını küçülttüğünden ara sürüm politikasında değişiklik görebiliriz diye düşündüm, belki 2009'un sadece bir ara sürümü olacak, kim bilir? Ayrıca altıncı hissim bana Pardus 2009'un ömrü en kısa Pardus sürümü olacağını söylüyor.

Alpha sürümden bugüne 7 hata girmişim, bunlardan en çok canımı sıkanı F klavyeyi konsolda kullanamamam. Kullanamamak tam olarak doğru değil aslında ama İngilizce harfler ve tüm işaretlerin farklı bir yerde olması ve (evdeki klavyenin ayrı sayısal bölümünün olmamasından dolayı) yıldız (*) işaretini kullanamamak elim ayağım olan konsolu benden aldı. X Ortamından açtığım terminalde böyle bir sorun olmaması ise şimdilik tek tesellim ve bir an önce düzeltilmesi için gözüm bugzilla'da.
16
Haz
Yıllar önce en çok kullandığım müzik programlarından birsi "Band in a Box" idi ancak Linux'ta alternatifini bulamadığım ve Wine ile bir türlü sağlıklı çalıştıramadığım için eksikliğini bayağı hissettim. Bir süredir de müzikten gittikçe uzaklaştığım için çok da üzerine düşmedim.

Aradan yıllar geçtikten sonra yine bir umutla BIAB'un özgür alternatifi var mı diye gogıllama yaparken harika bir siteye rastladım. www.jamstudio.com




Jamstudio Flash tabanlı bir uygulama ve online olarak akorları düzenleyerek 8 enstruman kullanan bir altyapı oluşturmanızı sağlıyor, enstrumanlar için öntanımlı olan audio tabanlı bir ses kütüphanesinden seçimler yapıyorsunuz.

Enstrumanların ses kalitesi benim gibi bir amatör için oldukça yeterli ayrıca seçtiğiniz üsluba göre aranje edilmiş halde. Temel akorları ve çeşitli ton dışı varyasyonları da kullanabiliyorsunuz, ancak akor düzenlemede pek rahat değilsiniz, ince ayarlar için midi ve nota kullanamadığınızdan profesyonellere hitap etmiyor.

Benim gibi Linux kullanan bir amatörün yapacağı gibi eğer 8 kişilik orkestranıza hadi şu akorları çalın dedikten sonra enstrumanınızı elinize alıp doğaçlama yapmaktan hoşlanıyorsanız gerçekten yer imlerinize yerleşecek bir site. Zaten benim BIAB'da yaptığım da bundan daha fazlası değildi, üstelik Soundfont vs.ile uğraşıp duruyordum. Profesyonel programlardaki ayrıntılar da zaten az olan zamanımı yiyip bitiriyordu, stres atmak isterken strese giriyordum. Jamstudio ile herşey çok basit.

Siteye üye olduktan sonra parçanızı kayıt edebiliyorsunuz ancak mp3 olarak download etmek ve diğer bazı özellikleri kullanabilmek için aylık 4,95$ ödemeniz gerekiyor.

Jamstudio sayfasında müzik yapmanız için 4 pencere sizi karşılıyor.

SCORE: Parçanın akorlarını buraya yazıyoruz, her parçada en fazla 5 bölüme (sayfaya) izin verilmiş. Hangi bölümlerin hangi sırada çalınacağını da bu pencerenin altındaki Page Order'de aralarına tire koyarak tespit edebilirsiniz.

CHORDS: Akorları yazmak için kullanacağımız pencere, önce parçanın tonunu (Key) tespit ettikten sonra altındaki akorları kullanabilirsiniz. Eğer hiç müzik teorisi bilginiz yoksa sadece bu akorları kullanmanızı ve parça boyunca hep aynı tonu kullanmanızı tavsiye ederim. Ancak müzik teori bilginize güveniyorsanız pencerenin sağında varyasyonlar ve ton dışı akorlar da mevcut.

MIXER: Orkestramızdaki 8 enstrumandan (kanal) hangilerinin açık/kapalı olacağını ve ses seviyelerini ayarlayacağımız penceredir. Ayrıca eserin temposu da buradan ayarlanıyor.

SOUNDS: Orkestrada kullanılacak enstrumanları ve çalınma üsluplarını buradan seçiyoruz, şimdilik Rock, Alt Rock, Techno ve Country mevcut. 8 Kanalın her birisine istediğimiz enstrumanı atamak mümkün.

Sayfanın altındaki videolardan kimler neler yapmış izlemek de eğlenceli.

6
May
Dailymotion sansürden nasibini aldı. Bir arkadaşım ticari amaçlı videolarını Youtube'dan Google'ın video servisine aktarmıştı, orası da geçenlerde upload hizmetini durdurma kararı alınca dailymotion'a geçmişti, sanırım şu aralar terapiye ihtiyacı var :)

Aslında terapiye başkalarının ihtiyacı var ama...
21
Nis
Bu aralar, ülkemizdeki Linux kullanıcılarının belki de en büyük sorunlarından birisi olan, internet ile sunulan kamu hizmetlerindeki IE-Windows zorunluluğu konusuna takmış durumdayım.

Önceki günlük girdisinde böyle yaygın bir sorunun Linux Şenliğinde de gündeme gelmesi gerektiğini yazmıştım ve "Hadi mevcut siteleri boşverin en azından yeni açılan hizmetlerde özgürlüğün sağlanması Başbakanlıktan yayınlanacak iki satırlık bir genelge ile de halledilebilir." demiştim. Böyle bir genelge kısa süre önce yayınlanmış;

Evet Başbakanlıktan yayınlanan 2009/4 sayılı genelge ile e-devlet projesi kapsamında düzenlenen "Birlikte Çalışabilirlik Esasları Rehberi"'nin artık kamu kurumlarının internet üzerinden vereceği hizmetlerdeki standartları belirleyeceği, mevcut hizmetlerin de bu rehbere uyumlu hale getirilmesi isteniyor. (Belge sürekli güncelleneceğinden doğrudan bağlantı vermedim)

Şu anda ikinci sürümü yayınlanmış olan belgedeki bazı ifadeler şöyle;

"Merkezi ve yerel düzeydeki tüm kamu kurum ve kuruluşları, bu Rehber’de yer alan esaslara uymakla yükümlüdür."

"Bilgi ve hizmetlerin web sayfası ve diğer alternatif kanallardan, kullanıcılar için tespit edilen arayüzlerin toplumun tüm fertleri tarafından kolay kullanılabilecek ve kullanıcı tarafında gerekli olabilecek ek ticari yazılımları mümkün olan en alt seviyede tutacak şekilde sunumu hedeflenmektedir."

"3.2.2 Ana İletişim Mekanizması Olarak İnternet ve www’in Kullanımı
Hedef, küresel İnternet devriminde maliyeti ve riski düşürebilmek, İnternet’in tüm taraflarca aktif olarak kullanımını sağlamaktır. Bu amaçla geliştirilecek uygulamaların arayüz olarak W3C standartlarını sağlayan İnternet tarayıcılarını (browser) desteklemesi esastır. Kullanıcı tarafından herhangi bir lisans ücreti gerektirmeyecek şekilde tarayıcı vasıtasıyla indirilebilen eklenti ve aracı yazılımlardan yararlanılabilir. "

"3.2.6 Açık Standartların ve Uluslararası Standartların Kullanımı
Birlikte çalışabilirliği mümkün kılma ve rekabeti artırma hedefi kapsamında açık standartların kullanımı benimsenmiştir..... " (Sonrasında açık standardın tanımı yapılıyor)
"Standartlar belirlenirken dikkat edilen temel noktalar; sunulan bilgilerin kullanıcı tarafında asgari derecede ek yazılım gerektirmesi, kullanılacak araçların mümkün olduğunca açık standartlara dayalı olması ve bu bilgilere farklı platformlardan ulaşılabilmesidir."

"Üzerinde işlem yapılabilmesine olanak sağlayan kelime işlem, sunum ve elektronik çizelge belgelerinin paylaşımı için aşağıdaki tabloda belirtilen formatlardan en az birinin kullanımı zorunludur. Bunlardan hangisinin kullanılacağına ihtiyaca göre karar verilebilir....." (Listede Microsoft'a ait sadece Microsoft Office 97 biçimi bulunuyor, sonraki sürümleri yok, tabii ki OpenOffice belgeleri var)

Uzun lafın kısası artık hiçbir kamu kurumu "Bu site sadece IE ile düzgün görüntülenir", "Bu site sadece IE ile çalışır" veya "Belgeleri açmak için MS Office 200x sürümü gereklidir" diyemeyecek, artık bu genelge gerekçe gösterilerek sitelerin Firefox ile çalışması ve belgelerin OpenOffice biçiminde yayınlanması talebinde bulunabileceğiz.

Hadi durmayın, Microsoft ürünleri kullanmadığınız için alamadığınız kamu hizmetleri için kurumlara baskı yapma zamanı.
3
Nis
Bugüne kadar UEKAE'nin öz kaynaklarıyla finanse edilen Pardus projesine önümüzdeki üç yıl için milli bütçeden büyük kaynak ayrılması ile artık Pardus'a Milli İşletim Sistemi denilebilir. Bence bu durum kamu kurumlarında önümüzdeki yıllarda kapsamlı bir göç yaşanacağını da müjdeliyor. Çıkarılacak olan Pardus Kurumsal sürümleri de bu düşüncemi destekliyor.
27
Mar

Özgürlükiçin.com'un OOXML'e karşı yürüttüğü imza kampanyasında son 20 imza kalmış, haydi buyrun; http://www.ozgurlukicin.com/ooxml/

Bu konuda neler olup bitiyor diye uluslararası kampanya sitesine baktığımda da hiç şaşırmadığım şeyler okudum, mesela xlsx dosyalarındaki güvenlik açığı nedeniyle uzaktan kod çalıştırmak bile mümkünmüş.
11
Mar
Geçenlerde Inkscape öğrenmek için bir tux çizmeye çalışmıştım, ortaya yukarıdaki tombul sevimli şey çıkmıştı, bunu bir tişörte bastırıp giymek istedim ama öyle tek başına tux koyunca kim ne anlar diye düşünerek mesaj kaygısına düştüm, sonunda yukarıdaki tasarımı taşıyan bir tişörtü giyebileceğimi düşünerek siparişimi verdim. Aslında yazılı çizili şeyler giymekten hoşlanmam ama bu başka :) Ben siyahı tercih etmiyorum ama isteyen olur diyerek bir de siyah tişört üzerine uygun hazırladım.

http://www.tish-o.com.tr/shops.asp?id=1664