Bankalarla ayda ancak birkaç kez karşı karşıya gelsem de, her seferinde beni dumur etmeyi başarıyorlar - bence büyük bir başarı, kolay bir iş değil bu kadar tutarlı olmak :-)
Son maceralarımdan ilki nispeten bilindik bir durum : Bozuk bir ATM’ye denk gelinir, kart ATM’nin içinde kalır - olay yerinden X bankasının müşteri hizmetleri aranır, kartın ertesi gün şubeden teslim alınabileceği öğrenilir, hayat biraz aksasa da devam eder gider. Ama bu bozuk ATM X bankasının değil İş Bankasının ise buyurun komediye :
- İyi akşamlar hede hanım. Hödö şubenizin önündeki ATM kartıma el koydu..
- Hımm.. Güvenliğiniz için birkaç soru [vs vs..]
- Bıdı bıdı, vıdı vıdı..
- Ekin bey, kartınız kötü niyetli ellere geçebilir - biz kartınızı iptal edelim.
- Haklısınız ama benim kartım makinede kaldıktan sonra 3 kişi sorunsuz kullandı bu ATM’yi - pek dolandırıcılık gibi görünmüyor, iptal etmesek ?
- Ettim bile.. Yeni kartınız için şubenize şahsen başvurmalısınız.
- Size yeni kart isteğimi belirtsem yetmiyor mu - şubem bilmem kaç km ötede, hayatta gidemem..
- Hayır, şubenize başvuracaksınız, kartınız çıkınca da şubenizden alacaksınız. Yardımcı olabileceğim başka bir konu var mı ?
- Ha bu konuda yardımcı oldunuz yani - ilginç… Teşekkürler, size iyi günler..
Bu İş Bankası klasiğinden on gün sonra, banka hesaplarının son bir yıllık dökümleri gerekir, yine önce X bankasına uğranılır - on dakika içinde tüm belgeler imzalı kaşeli, resmi belge statüsüne haiz olarak elinizdedir. Ama şeytan azapta gerek, bir de İş Bankasında denenir aynı işlem :
- İyi günler, şu şu tarihler arasındaki hesap hareketlerimin dökümünü alacaktım.
- Tabii, fakat talimat gerekiyor.
- Hemen vereyim, nasıl veriyoruz ?
- Sizden değil - genel müdürlükten. Eğer belgeleri kaşeli istiyorsanız sayfa başı 3 YTL, bugüne de yetişmez zaten (henüz cuma sabahı, saat 10:15), pazartesi akşamüstü alabilirsiniz.
- Nasıl yani - hesap benim, hareketleri yapan benim, dökümünü 2 günde çıkarabiliyorsunuz, üstüne de parayla satıyorsunuz, ve bunun için bürokrasi mi işletiyorsunuz ? Offfff..
- Pazartesi öğleden sonraya yetişir diyelim….
İmdaaaattttt diye bağırmamak için kendimi zar zor sakinleştirdikten sonra geçen yıllarda rastgeldiğim bir röportajı hatırladım : İş Bankasının üst düzey yöneticilerinden birisi, İş Bankası’nın kuruluş şekli ve ortak yapısı nedeniyle halk arasına devlet bankası gibi algılandığını anlatıp bu algılamanın hem pozitif hem de negatif etkileri olduğundan dem vurmuştu. Ona göre devlet bankası algılaması bankaya olan güveni arttırıyor, ama aynı zamanda bankanın hantal ve bürokratik bir kurum olduğunu çağrıştırıyordu… İş Bankası ile çalıştıkça, hantal ve bürokratik kurum imajı için bankanın tarihçesine pek gerek kalmadığını farkediyorum : bankanın şu anki uygulamaları bu imajı elli sene daha aynı kararlılıkla sürdürmeye yeter bence.