12
Oca

Geliştirdiğiniz bir yazılımı insanların daha fazla faydalanabilmesi için kodları ile birlikte dağıtmak fikri. İlk duyduğumda biraz garip gelmişti, geçmesi 1-2 dakika sürdü.

Ardından işe koyuldum; önce paylaşımdan faydalanan tarafta yer aldım. Özgür yazılım geliştiren insanların paylaştığı kodları incelendim, bazı değişiklikler yaptım, işime yaramayan kısımları attım, paketledim ve sattım. Para kazanınca, kendimi kodlarından yararlandığım insana borçlu hissettim. Para teklif ettim, istemedi. Onun yerine onun bana yaptığı gibi benim de ona katkı vermemi istedi. Yazılım ile ilgili yanlış olduğunu düşündüğüm kısımları söyledim, birkaç hatayı düzelttim, bazı değişiklikler ile ilgili tartıştım ve bir şekilde yazılımı geliştirdim. Yeri geldi birbirimizi ikna edemedik, bir önceki sürümden sonra yollarımızı ayırdık. Yeri geldi işi gücü bırakıp bira içmeye gittik.

Özgür yazılımı yukarıda anlattığım gibi ele alıyorum ben. Ne üzerinde çalıştığım platformun özgürlüğü, ne de şu anda bu satırları yazdığım yazılım ile ilgili özgürlük detayları ilgilendirmiyor beni. Bugüne kadar yazdığım satır kod şu anda İnternet üzerinden erişilebiliyor, özgürce başkaları tarafından kullanılabiliyor ve yine bir şekilde birilerinin işine yarıyorsa bu benim için yeterli. Biraz daha açıklamak gerekirse; Windows üzerinde dahi uygulama geliştirebilirim (tercih etmem ama zorunda kalırsam geliştiririm) ve o uygulamayı özgür bir şekilde kullanılmak üzere insanlara dağıtabilirim. Bu benim için özgürlük dışı bir davranış olarak gözükmüyor. Hatta eski tartışmalara da taş atmak gerekirse; ben yazılım geliştirirken Jira dahi kullanabilirim; bu Pardus için doğru olmayabilir, projenin gereksinimleri, hedefleri vs. ile ilgili başka durumlar söz konusu olabilir ve özgür olmayan bir yazılım kullanarak özgür yazılım geliştirmek konusu tartışmaya açılabilir. Fakat kişisel olarak geliştirdiğim/geliştireceğim uygulamaları geliştirirken kullanacağım yazılımların özgür olup olmaması beni zerre ilgilendirmiyor.

Bunları buraya geçmişten bir not kalsın diye, 10 yıl aradan sonra kapalı kodlu yazılım geliştirmek zorunda olduğum için yazıyorum. Hiçbir zaman Richard M. Stallman gibi bir bakış açısına sahip olamadım, doğru olduğunu ya da yanlış olduğunu tartışmıyorum, fakat benim özgürlük bakış açımda sadece benim neyi nasıl yaptığım önemli. Ben herhangi bir insanın işine yarayacak bir uygulama geliştirdiysem, bunu özgürce kullanmasını, değiştirmesini ve hatta tekrar dağıtabilmesini garantilediysem bu bana yeterli geliyor.

Yani ben Windows üzerinde özgür bir yazılım geliştirebilir, kullandığım görselleri Photoshop ile hazırlayabilirim. Yine eklemek gerek; tercih etmem ama yapabilirim ve bu yazılımların özgürlüğü konusunda da herhangi bir endişe duymam.

3
Nis

Geçtiğimiz cuma günü, matematik dersinin sonlarına doğru hocamız bakın matrisler aynı zamanda şu işe de yarıyormuş diye “Matrisler ve Kriptoloji” adlı matematik kitabında bir bölüm okudu. Okan’a baktım, o da bana baktı. Beyinde kıvılcımlar, düşünmeler … bir anda EVET! dedim.(tabi içimden) Hemen koşuldu kitabın o bölümü ele geçirildi.

Neyse meğerse soruları çok kolay olan matrislerin ciddi işe yaradığı bir nokta varmış o da kriptoloji. Çok köklü bir araştırma yapmadan okuduğuma ve anladığıma göre şu an anlatacaklarım kriptoloji teknolojisinin belki de ilk adımlarıdır. Hatta kesin kırma yolları da vardır. Ama sizin de eğleneceğinizi düşünüyorum. (Oturup bundan esinlenmek gerek, kendinizi tekrar etmek yerine)

Mantık aslında çok basit. Her karakter için bir integer belirliyorsunuz. Aynen şöyle:

A B C D …
0  1  2 3 …   gibi

Sonra göndereceğiniz yazıyı belirliyorsunuz:

Y -> 27
O -> 17
K -> 13
U -> 24
Ş  -> 22

betiğimiz bu sayı dizisini oluşturuyor otomatik, sonra bunu bir matris yapıyor. Şöyle:

[ 27 13  22 ]
[ 17 24  34 ] (satırın 2 gelmesi için 34 otomatik eklenmeli.)

Sonra bir anahtar matrisi ile bunu çarpıyorsunuz:

[1  2]
[3  5] gibi

Matris çarpımı için 11. sınıf Matematik kitabınız duruyorsa bakabilirsiniz. :) Ya da vikiye:

Her birimi toplam karakter sayısının bir fazlasının moduna alırsanız (örneğin 35), elinize şifrelenmiş bir matris kalacaktır. Bunu geri sayı dizisine çevirebilirsiniz.

Gelelim şifreyi çözmeye!

Bildiğiniz gibi matrisleri çarptıktan sonra tersi ile çarparsanız eski haline döner. Biz de aynısı yapıp anahtar matrisin tersi ile şifrelenmiş matrisi çarpacağız bir daha moddaki değerini bulursak elimize ilk girdiğimiz sayı dizi kalır. Artık geri çevirebilirsiniz.

Oynaması çok eğlenceliydi. Derseniz ki nasıl yapılır Python ile şurada benim yaptığım, şurada ise Okan’ın bir sürü karakter destekli sürümüne(benim betiği modifiye etti. :) ) ulaşabilirsiniz. (Bu arada kodlar tamamen 1 saatlik uğraşmanın ürünüdür, saçma berbat kodlama olabilir.)

Bu peki nasıl geliştirilir ? Oturup düşünmek gerek(anahtar matrisi büyütmek, karmaşıklaştırmak), bunun üzerine hayatını adayan uğraşan bir sürü profesyonel insanlar olduğunu unutmayın!

 

 

22
Mar

(Pardus, özgür yazılım hakkında fikirlerimi ve düşüncelerimi içeren uzunca bir yazıdır. Aşağıdaki tüm düşündüklerimi çevremdeki insanlarla konuşuyordum. Fakat yazacak cesareti bulamamıştım. Artistanbul ekibinin Öİ’ye elvedasından sonra bunları yazmak istedim.)

“Bir hayal, bir merak”

Bilgisayar ile uğraştığım süreç olarak, başından beri felsefem buydu. İlk önce uygulama(programlama dili) hakkında hayal kurar.(Şunu şunu yapabilirim.) Sonra tüm o merakınız ile devam edersiniz. Programlamaya girişmem de böyle olmuştu.

Pardus 1.0′dan başlayan Pardus 2011′e geldiğimiz şu dönemde, Pardus’un ne kadar değiştiğini, geliştiğini görmek çok sevindirici. Pardus için söylenen o sloganlar üzerinde hayaller kurdum ve düşündüm. “Virüslere geçit yok.”, “Hızlıdır.”, “Güvenlidir” gibi. Sonra oturup merakımı gidermek istedim. Bu aynısı en son Mac OS X’de oldu.

Pardus, bilgisayar sektöründeki maceramda yeri çok büyük. Beni saçma sapan programlama dillerinden kurtardı. Python’ı gösterdi. Linux’u öğretti. Terminal komutları öğretti.(Yeri geldi hem ana oldu hem baba oldu :) ) Ben Pardus’u büyük çapta programlama için kullandım. Çok eğlenceli vakit geçirdiğim zamanların yanında, çok sinirlendiğim, bu nasıl olmaz, dediğim zamanlar oldu. Güzel bir yolculuktu. Hala bu yolculuğa yeni katılanları görmek çok güzel. Yeni bilgiler öğrenen, katkı vermek isteyen insanları görmek beni hep şaşırtmıştır.

Tabi tüm bunların yanında, bazı şeylerin mükemmel olmasını istemek benim doğamda var. Kesinlikle bir şeyin tamamı ile mükemmel olması imkansız olsa da ben Pardus’u öyle istedim. Bazen sırf bu yüzden ciddi tartışmalara girdiğim oldu. Haksız olduğum, kendimce haklı olduğum zamanlar oldu. Mükemmeliyet kavramını açarsam, sadece hatasız ve hızlı bir sistem istemedim. Yenilikçi olmasını istedim.

Sıkıntı burada başlıyor, bir Linux dağıtımı nasıl yenilikçi olabilir ? Nasıl fark yaratabilir ? Örneğin Pardus KDE masaüstü ortamını kullandığını biliyoruz. Peki Kubuntu’da KDE kullandığını biliyoruz. Şimdi araya iki sistem arasındaki farkları düşündüğünüzde son kullanıcı olarak görsel olarak, işlev olarak çok büyük bir değişiklik olmadığını göreceksiniz. (Tabi ki ayrıntı da farklılıklar var.) KDE’de bir yenilik olduğunda tüm dağıtımlar bunu alıyor, bu da tüm KDE kullanan dağıtımlarda ortaya çıkmasına sebep oluyor. (Zamanlama olarak fark edebiliyor.)

Biraz daha düşündüğümde, Linux dağıtımlarının çıkışını bir araba modifiyesine benzettim. Elinizde bir altyapı var. Kim ? Linux çekirdeği. Her Linux dağıtımı kesinlikle bu çekirdeği kullanıyor.(Zaten kullanmazsa Linux dağıtımı olamaz.) Siz bir geliştirici ekibisiniz(bir amacınız var o amaç doğrultusunda), üzerine ne eklesek diye düşünüyorsunuz. Gelin GNOME koyalım, Debian paket yapısını alalım. Açılış yöneticisi olarak şunu seçelim. Kurulum aracı olarak şunu seçelim diye. Yenilik olarak baktığınızda hiçbir Linux dağıtımı oturup, son kullanıcı için bir masaüstü ortamı yazmamış. Son kullanıcının hayatını değiştirecek şeylere dağıtımdaki geliştiriciler dokunmuyor. Geliştiricilerin tek işi, arabanın en iyi şekilde çalışmasıdır.(Uygulama desteği aynı zaman da)

(Not: Zemeberek’i unutmamalı. Aklıma gelen bir istisna.)

Yenilik arayan biri olan ben, Pardus için masaüstü ortamı yazılsa yapılsa ? dediğimde benim yüzüme direk söylenecek laf şu(biliyorum). “Bir defa Amerika’yı niye keşfedelim ?” Şimdi bu cümle, öyle bir cümle ki yeni kullancılarımız çok kez bu lafı duymuş olabilir. (Genellikle Neden Pardus baştan yazılmadı ? sorusu sormularsa duymuşlardır.) Bana sorarsanız bunu söylememeli her zaman. Tabi sistem en başından oturulup kendi işletim sistemimiz yazılmasın. Ama Pardus bir fark yaratmalı, o fark “En iyi KDE uyumu” olmamalı. Düşünsenize Pardus son kullanıcının bilgisayar alışkanlıklarını değiştiren daha kolaylaştıran, daha sevimli bir masaüstü ortamı yaptığını.

Şimdi daha derin düşündüğümde Pardus kendi masaüstü ortamını yazdığında, eminim insanlar merak edip deneyeceklerdir. 1 haftaya kalmaz, bu masaüstü ortamı ile çıkan bir Ubuntu sürümü çıkarsa, işte o zaman ben bir Pardus geliştiricisi olsam, bunu Pardus için yaptığımdan pek hoşuma gitmezdi. Özgür yazılım işte bu yeniliği bence durduruyor. Onun yerine Pardus geliştiricileri KDE’nin gelişimi için çaba harcıyorlar, o daha iyi olsun diye düşünüyorlar, uğraşıyorlar. (Bu felsefe ile o zaman herkes bir mükemmel Linux dağıtımını için uğraşıp, bitirdiğinde en son amaçları doğrultusunda değiştirmeli.)

Ben Pardus 2011 çıkmadan önce inanılmaz şeyler geleceğini tahmin ediyordum. Malum 2009′dan 2011′e uzanmış uzun bir süreç. Buyrun yeniliklere bakın. Sizi heyecanlandırdı mı ? Ben açıkcası pek heyecanlanmadım.Pardus 2009′un hemen hemen aynısıydı. Ana sürüm için çok köklü değişiklik görmedim. Burada geliştiricilerin bir suçu yok. (Yanlış anlaşılmasın, geliştiriciler hiçbir iş yapmıyor demiyorum, ana sürüm için ortaya atılanların son kullanıcı için ortaya koyduklarını söylüyorum.) Benim beklediğim masaüstü ortamında inanılmaz değişikler. KDE 3.5′den 4.0 geçildiğinde ben şoke olmuştum, getirdiği yeniliklerle. Pardus 2008′e durmadan yüklüyordum merak ediyordum.

Ben bir son kullanıcıyım, az buçuk geliştiriciyim. Son kullanıcıların çoğu kesinlikle böyle düşünecektir. (Tabi ki çekirdekte değişikler oluyor, daha hızlanıyor, stabil oluyor vs.) Ama son kullanıcı hala aynı şekilde hayata devam ediyor.

Gelelim geliştiriciliğime. Bildiğiniz üzere Kontrolcu diye bir projemiz vardı. Pardus paket deposuna yerleşmesi konusunda geliştirici olarak en ufak fikrim yoktu, Kontrolcu’yu bitirdiğimizde. Ali Işıngör geliştirici olabilirsin diyince, (bu yazışmadan bir iki ay önce tüm gönüllü geliştirici katılımı tamamen değişti.) oturup bugzilla’ya istek açıp, geliştirici olmak istiyorum dedim.

Bana 10 soru (yanlış hatırlamıyorsam) soruldu. Eğer iyi yanıtlarsam 2. aşama olarak danışmanıma verilecektim. Danışmanım Bahadır Kandemir, kod yazımımı görmek için benden PyQt kullanılarak yapılmış bir metin editörü istedi. Bu metin editörü aynı zamanda kurulum dosyası(setup.py)na sahip olacaktı. Bu görevimi bitirdikten sonra, fstab düzenleyici görevi verildi. “Review süresini uzun tutarız.” diyen danışmanımın üzerine ben de zaman bulana kadar, elimdeki işleri bitirene kadar uğraşmadım. Sonra çok ilginçtir, 2009 Ağustos’unda (günü hatırlamıyorum.)” Seni Junior geliştiriciliğinden alıyoruz. İyi akşamlar” diyen danışmanımdan sonra düşünün halimi. :) Cevap yazamadan çevrimdışı olunca danışmanım etrafıma bakmaya başladım. Duvarımdaki Pardus posterine, üzerimdeki Pardus tişörtüne, çerçeveli Önder Yetiş’ten aldığım teşekkür belgesine baktım…

Neyse bu yanlış anlaşılmayı düzeltikten sonra verilen görevi yaptım.

Dikkat ederseniz tüm bu hikaye Kontrolcu’yü depoya atmak istememdeydi. Ali Işıngör haklıydı. Ali Işıngör’le konuşmadan önce Osman Karagöz ile yaptığımız tüm istekler yersiz kalmıştı. Doğru dürüst bir geliştirici ile konuşamamıştık.

Ben katkı vermek isteyen birisiyim. Tabi ki böyle şeyler insanı küstürmemeli ama bu kadar emek sonunda yazdığınız uygulamanın depoda olmasını görmek isterdim. Biri dese ki ya Kontrolcu depo politikasına uymuyor. Siz daha yolun başındasınız. Yolun sonuna gitmeyi denerdik.

Tüm bu geliştiricilik serüvenim sürerken geliştirici listesini çok yakından takip ettim. Bu arada yapılan bazı tartışmalarda gönüllü geliştiriciler ile konuşulmadan Tübitak geliştiricileri toplantılarında kararlar alıp, uygulamışlar.(Konunun detayını tam olarak bilmiyorum.) Ama Öİ gezegeninde geliştiriciliği bırakan bazı kişileri görünce sorgulamaya başladım bazı şeyleri.

Bazı dağıtımlar bilindiği üzere tamamen gönüllü geliştiriciler(bunlar bir şirket ya da kurum tarafından maaş almayan kişilerdir.) tarafından oluşturuluyor. Pardus ise bundan farklı olarak işin TÜBİTAK tarafı ve gönüllü tarafı var. Topluluk ile TÜBİTAK arasında sanki çok büyük bir dağ var. Tüm Pardus geliştiricilerinin hepsi toplulukta yer almıyor, forumlarda insanlarla konuşmuyor. Eğer halk yani son kullanıcı bir şey isterse şu an “Beyin’e” yazılıp, eğer tutarsa istek olarak geliştiricilere iletiliyor.

Ben şunu hayal ettim. Geliştirici ve kullanıcılar el ele forumlarda konuşuyor, fikir alış verişi yapıyor. Şöyle de bir algı vardı, geliştiriciler çok çalışıyor o yüzden topluluğa bakmıyor. Eğer Pardus ekibi Pardus yaygınlaşsın istiyorsa SON KULLANICISINI DİNLEMELİ!

Son kullancıyı dinlemezseniz, küsüp gider. En basit örnek babam. Babam, iş yerinde cups ile ilgili bir sorunu oldu. Son kullanıcı bir geliştirici kadar bilgili olmadığından, son kullanıcı olarak bazı yardımsever kullancılar yardım etmeye çalıştı. Ama babam oturupta yazıcılarla hata kaydı giremez, uğraşamaz. (Ben foruma yazmasını da beklemiyordum.) En son olan oldu. Gitti Macbook Pro aldı. :) (Pardus’un gelişimi takip ediyor, ama günlük hayatında kullanmak istemiyor.)

Verdiğim örnek bir kişi olabilir, ama eğer geliştiricinin zamanı yoksa son kullanıcının da her zaman zamanı olmayabilir. Bir kişiyi bile düşünmek gerekir diyorum. (Tabi ki herkesi düşünmek kolay iş değil ama düşünmeye çalışmak bile yeter.)

Açıkcası bu konu hakkında daha söylecek çok şeyim var. Belki devam ederim.

4
Ara

Çok ilginç, 4 aydır oturup bir yazı bile yazmadığım blogumu en son İngilizce ve Türkçe olarak ayırmışım.  Onun dışında yaklaşık 1 hafta blogum internette yer almıyordu. Domain reklamlarından biriyle karşılaşıyordunuz.  Beni internette yakalayan bir iki kişi “neredesin, ne yapıyorsun, çok uzaklaştın” diyorlardı. Evet, neler yapıyordum ?

Öncellikle Temmuz ayında Bahadır Kandemir(danışmanım)’den aldığım bazı Pardus Geliştirici adayı görevlerini yaptım. PyQt ile çok fazla python ağırlıklı olmayan bir metin düzenleyici yazdım. Sonra benden fstab düzenleyici küçük bir betik yazılması istenildi.

Temmuz ayında deniz kenarında geçirdiğim için çok bilgisayarı kurcalayamadım desem de C++ ile bilgisayar ile oynayabileceğiniz tictactoe yazmıştım. Hatta CPU vs CPU bile yapılıyordu. Babamın isteği üzerine hasta yönetim, takip vs. işlerini yapabilecek ciddi SQL(bağlantılı tablo) bilgisi gerektirecek openpts adlı projeme başladım. Baya ilerledim ama sonra başlarken hissettiğim yeni şeyler öğrenme duygusunu kaybedince(biraz da beni aştığını düşünüp, aslında yapabilirdim, cidden bak.) onu google code sayfasında bıraktım.

Geldik Ağustos ayına, Emre Pınarbaşı ile konuştuğumuz ScoreArchiver projesini hatırladığım kadarıyla SQL alt yapısıyla bıraktığım projeyi bitirmeye çalıştım. Türk Sanat Müziği arşivinin görüntülenmesi, yazıcıdan çıkarılması, arama yapılması vs. özellikleri olan ve piyasadaki karşılıkları paralı olan bu çeşit programların özgür karşılığı oldu. Sonu çok da güzel oldu. Tüm platformlarda dil desteği(İngilizce ve Türkçe hazır.) ile (bu cidden Mac için dünya da ilk cidden. Kodları dikkat ile inceleyen ne dediğimi çok iyi anlayacaktır.  ) bence profesyonel bir proje oldu. Fakat SQL yüzünden bazı saçma sapan sorunlarla da karşılaştım. (Windows’un yarattığı sorunlar bir yana) Aramalarda Türkçe karakter içeren şarkıların en altta yer alması gibi, neyse ki veritabanında yeni bir sütun ile(Bahadır Kandemir’e bir defa teşekkürler.) sorun çözüldü. Projenin veritabanı + dosyaları toplam 8 GB’tın üstünde olacağı için dağıtımı konusunda Emre Pınarbaşı çalışmalarını sürdürüyordu en son.(Veritabanının hazırlanması daha bitmemiş.) (Programı bıraktığınız yerde, bıraktığınız şekilde açılması gibi yeni öğrendiğim şeyleri de eklemiştim.)

Sonra kalan fstab düzenleyici görevimi de bitirdim.

Geldik Eylül ayına, bir defa deniz kenarında, ikinci tatil heyecanı ile gitmemiz üzerine, çok boşta kaldım. Sonra kendimi çok farklı bir sektörde buldum. (Tatile gitemeden önce aslında bir iki deney yapıyordum.) Bir tane Objective-C ve iPhone kitabı ile çalışmalara başladım. iPhone Developer Program’a katıldıktan sonra da, uygulamı ilk defa gerçek olarak iPhone’da görmüş oldum. Sonra App Store’a gönderdiği(miz) uygulamayı bu aralar satışlarını takip ediyoruz.

Evet, özgür bir sektörden, çok çok kapalı bir sektöre geçiş yaptım. Bir uygulama yaptıktan sonra 100$ vermeden deneyip, gerçekte ne olduğunu göremiyorsunuz. Ayrıca illa bir Apple bilgisayarınızın olması gerekiyor.(:D)  Ödemeyi yapmak büyük bir çile, Amerika’ya faks çekiyorsunuz. Bekliyorsunuz. Beklerken çok heyecan içindesiniz. Değişik bir deneyim oldu.(Bir sürü sertifika indiriyorsunuz, telefona atıyorsunuz, telefonunuzu jailbreak yapmayın diye yapılmış bir sürü gereksiz işler) Bu arada yanlış bir kanı oluşmasın, açık kaynağı bırakmadım, bırakmam da.

Objective-C’ye geldiğinizde kaç defa – Ah şimdi Python olsaydı, şöyle yapardım, böyle yapardım. demişimdir.(Python bir başka) Bir  UIView(pencere gibi, görüntü)’dan diğerine geçiş bile yapamadım. Oradan geleni işlemek, halletmek çok zor işti. Bir de oturup oyun yazıyorlar, cidden helal olsun. Bu arada uygulamamız da şu.

Bu tüm deneyimlerim sürerken bir ara telefonumu ünlü jailbreak sitesinden jailbreak yaptım. Geri döneyim dediğimde iTunes donup kalıyordu. Mucizevi bir şekilde geri döndürdüm. O dakikaları hatırlamak istemiyorum.

iPhone + SSH

Şu aralar ise, tüm boş zamanımı bilgisayar yerine elektro gitara yönlendirdim. Uğraştığım projeler bitemediği sürece cidden beynimin bir köşesinde geliştiriliyor. Geçen sene okulda yaşadığım sorunlar belki de sırf bu yüzden olabileceğini düşünüp, gitarı çalıp bir kenara koymak gibi bir çözüm düşündüm. 2 sene sonra kesin dönüşüm gerçekleşecek.

Ama bilgisayar sektörünü çok yakından takip ediyorum. Pardus 2011 dört gözle bekliyorum.

(5 ay da olabilir.)

14
Eki

Herkese merhaba ;

Bu yazı itibari ile ; “Özgürlük İçin Gezegeni” ‘ne inmiş bulunmaktayım. :)

Vatana millete hayırlı olsun. :)

Ayrıca nick’imin gezegenci olması da biraz garip ve komik geliyor sanki :)

Not: Gerçek ismim “Umut Albayrak” garipsemeyin, alışın efem :)

10
Eki

Merhaba herkese ;

En sonunda kafama koyduğumu yaptım ve “Cebit 2010″ fuarına gittim. ve tabi ki o fuarda “Pardus” ‘ın Standı olan “C27″ ‘de idim , Pardus’a ve topluluğa bir parça olsun  yardım etmeye :)

Fuarın tek kötü yanı çook uzak olması. Zira neredeyse Tekirdağ’da :) . Gidiş ve geri dönüşüm toplam (yaklaşık olarak) 4 saat sürdü.

Pardus’un standına geldiğimde yüüznden tanıdığım kişi sayısı azdı. Zira forumda ya da interenette bir çok kişi -benim gibi- avatar kullanıyordu. Gizem Abla ve Göktuğ sayesinde tüm standla tanıştım. Siyah pardus tişörtümü giydikten sonra oradaki ziyaretçilere Pardus’u elimden geldiğince tanıtmaya çalıştım.

Pardus’un poster ve kitapçıklarını dağıttık , ama 2009.2 CD’miz ve Pardus Şekerlerimiz bitmişlerdi. Dev ekranımızda oyun oynadık , Twitter’a yazdık ve Pardus 2009′un hünerlerini gösterdik.

Genelde toplantıların yapıldığı üst kat’a ise fuarın sonlarına doğru çıktık (Manzara güzeldi) . Pardus’umuzun ve topluluğumuzun böyle geliştiğini görmek , Uluslarası çapta da çok önemli böylesi bir organizasyonda görev almak ve internetten tanıştığım bir çok kişi ile gerçekte tanışmak çok güzeldi.

Stand’a uğrayan insanların söylediği bazı sözler ise şöyleydi ;

“Pardus’un demo CD’si var mı ?”

“Ben x Anti-Virüs programını satın almıştım bunu Pardus’ta da çalıştırabilirim değil mi ?”

“MS illetinden bıktık , kurumca Pardus’a geçmek istiyoruz.”

“2011 sadece dik ekranda mı çalışıyor ?”

“Pardus Anti-Virüs programı mı?”

Bunlar aklımda kalanlar sadece , Bir çok insanın Pardus’u bilmemesi yada doğru bilmeyip yanlış yorum yapması gerçekten çok üzücü. Umarım seneye tekrar giderim ve insanlar “Pardus ile Özgür Yazılım” konusunda daha bilinçli olurlar :) .

CeBIT’e ilk defa katılımcı yani görevli olarak bu yıl katıldım.Fuarın ilk günü staj dolayısı ile çalıştığımdan Pardus standında olamadım.Toplamda üç gün standda görevliydim.Standda olanları gün gün bölerek anlatmamın daha iyi olacağını düşünüyorum.Benim ilk, fuarın ikinci gününden başlayayım;


7 Ekim 2010 – 1.Gün

Sabah 11:00 civarında standdaydık.Tabi ilk günün şaşkınlığı ve merakı vardı biraz.İlk gün daha önce Özgürlükİçin’den tanıdığım e-posta veya forum üzerinden konuştuğum Ali Işıngör, Gizem Belen, Anıl Özbek, Mete Bilgin ile yüz yüze tanışma imkanım oldu.Ve adını sayamadığım daha birçok Özgür Yazılım destekçisi ile ..

Standa gelen meraklı gözlere Pardus’u ve Özgür Yazılım felsefesini anlatmaya çalıştık diğer gönüllüler ile.Bunun yanında gelenlere Pardus kurulum cdleri, Pardus posterleri, broşürleri ve çıkartmaları dağıttık.Pardus şekerlerinden de dağıttık tabi. :) Ayrıca Ajans Pardus için gönüllüler ile birer küçük söyleşi de yapıldı.

8 Ekim 2010 – 2.Gün

İkinci gün standda Pardus geliştiricilerinden Gökmen Göksel vardı.Birkaç internet sitesi için röportajlar verdi ve standa gelen ziyaretçilere Pardus konusunda teknik bilgiler verdi.Dünya TV tarafından yapılan röportaja buradan ulaşabilirsiniz.Yine bol bol Pardus şekerleri, cdleri ve Pardus – Özgürlükİçin çantalarından dağıttık.Cuma günü standımızı ziyaret eden kullanıcılar ağırlıklı olarak öğrenci gruplarıydı.Pardus’u ya daha önce duymuş yada okullarında derslerini gören öğrencilerdi.Onlara genel kullanım yerine Pardus 2011 ile ne gibi yeniliklerin geleceğini anlattık.Anıl Özbek ile paket yapımı ve depoya alınma süreçleri konusunda sohbet etme imkanı da buldum gün içinde.

9 Ekim 2010 – 3.Gün

Cumartesi günü yoğunluk hafta Perşembe ve Cuma günlerinde göre çok daha fazlaydı.Cd, şeker ve broşür yetiştirmekte zorlandık.Standda Pardus geliştiricilerinden Gökmen Görgen ve Eren Türkay, OpenOffice Türkiye ekibinden Hakan Hamurcu ve topluluk yöneticilerinden Deniz Ege Tunçay ile tanıştım.Beyin2′nin geliştiricilerinden Engin Manap ve Pardus yaz stajyerlerinden Caner Başaran ile programlama konusunda meraklı olan birkaç kişi ile beraber sohbet etme imkanı bulduk.

En Fazla Sorulanlar
Standa gelen ziyaretçilerin en fazla sordukları, merak ettikleri konuları sıralayacak olursak;

  • Pardus nedir?
  • Her yıl yeni bir sürüm mü çıkıyor?
  • Diğer işletim sistemleri ile birlikte kullanabilir miyiz?
  • Sistem gereksinimleri nedir?
  • Farklı platformların uygulamalarını çalıştırabilir miyiz?
  • Herhangi bir ücreti var mı?
  • O küpü nasıl çevirdiniz?, Şekerlerinizden kaldı mı? :)
  • Pardus standında görevliydik ama izin alıp, yerimize başka bir gönüllüyü koyarak sıra ile diğer standları da gezme imkanımız oldu.Bir Pardus gönüllüsü olarak değil normal bir ziyaretçi olarak da söyleyebilirim ki en kalabalık ve keyifli standlardan birisiydi Pardus standı.Gelen ziyaretçiler merak ettikleri konularda sadece gönüllüler ile değil geliştiriciler ile birebir sohbet edebildiler.Sanırım ziyaretçilerin en fazla ilgisini çeken konulardan birisi de buydu.Geliştirilen sistemin kimler tarafından yapıldığını bilmek, ve merak ettikleri konularda direk birinci ağızdan bilgi alabilmek..

    Fuar boyunca Twitter üzerinden ziyaretçiler ve katılımcıla stand ve Pardus hakkında görüşlerini #pardus ve #cebit etiketlerini kullanarak yazdılar.Onlara buradan ve şuradan ulaşabilirsiniz.

    Fuar boyunca standda fotoğraflar çekildi.Cumartesi günü Hakan Hamurcu’nun çektiği fotoğraflara buradan bakabilirsiniz.Yeni kaynaklar bulduğumda buraya eklemeye çalışacağım.

    Şimdilik benden bu kadar seneye yine CeBIT’de gönüllüler ve ziyaretçiler ile görüşme dileğiyle.. :)

    Share

6
Eyl

Herkese Merhaba ;

Sosyal Ağ ve Paylaşım sitelerinin hayatımızda önemli bir yeri var. Dolayısı ile farklı farklı sosyal ağları var her gün yeni birini keşfediyoruz.

Bende bu karmaşa içinde bugün sosyal ağlarımı gözden geçirip bazı değşiklikler yaptım;

FriendFeed hesabımı kapattım.

Buzz hesabımıda kapattım.

Yepyeni bir de hesap açtım ; http://gezegenci.mp

Bu açtığım hesap, Tam istediğim gibi bir hesap. İnternete yazdığım herşeyi burada bulabilirsiniz. Hem RSS ile takip edebilir hem de normal olarak girip ziyaret edebilirsiniz. Şuan bunu yazdığım blog bile mp’ye bağlanmış halde. Bu ağı “Pardus geliştiricilerinden Gökmen beyin twitter’ında gördüm (https://twitter.com/gokmen/status/23132244162) ”

Hayırlısı olsun artık, bilginiz olsun istedim.  (http://gezegenci.mp)

8
May
Staj sonuçlarını 3 Mayıs saat 23.00'a kadar bekledim. Stres ve başımda "acabalar"... Neyse 4'ünde açıklandı, "acabalarım" artık "daha fazla çalışmalıyım" a döndü. Kollarımı sıvadım :) final sınavlarına mı? yoksa daha çok Pardus Stajı'na layık olmak için okulda aldığım eğitimin(yüksek siyah duvarlı microsoft bahçesindeki çimlerde zıplayan gençler) tam tersi olan konularda daha da çok bilgi sahibi olmak.

Zorluyorum kendimi.

Bir ben- "Caner, finallere çalış."
Diğer ben- "Aldırma sen onu, sevmediğin birşeyi yapmakta mecbur değilsin. Özgür ve uçsuz bucaksız çimlerde dilediğin gibi koşabilirsin."

Biraz ayıya dayı diyelim şimdilik. 28 Mayıs'da bütün sınavlarım bitecek ve 21 Haziran'a kadar tam gaz "PARDUS"...
9
Şub

Merhabalar!

Özgürlük İçin, geçtiğimiz Çarşamba akşamı yeni arayüzüne kavuştu! Henüz deneme sürecinde olan forumuyla ve katkıcılarıyla beraber özgür yazılım meraklılarına daha iyi bir sayfa sunmak amacıyla yoluna hızla devam ediyor. Takipçilerinin bildiği üzere; Özgürlük İçin, geçtiğimiz yılın Temmuz ayının ilk haftasında kullanıcılarla buluşmuştu. O günden bu güne içeriği git gide zenginleşen Özgürlük İçin, artık göze daha hoş görünen bir temaya kavuştu.

Henüz deneme sürecinde olan Özgürlük İçin Forumu ile ilgili olarak bazı düşüncelerimi tüm takipçilerimizle paylaşmak istiyorum.

Şu an yeni tasarımıyla deneme sürecinde olan Özgürlük İçin ve forum sayfasında bir takım hatalarla ve eksiklerle karşılaşmak mümkün. Karşılaşılan hatalar hızla gideriliyor, eksiklerin ne olduğu biliniyor ve bunlar da yapılacaklar listesine alınmış durumda. Peki, şu an için bu kadar hatanın ve eksiğin olmasında yatan sebepler nedir?

Aslında sebepleri, Özgürlük İçin Listesi‘ni [1] takip edenlerce biliniyor ama, burada yer alan bilgileri foruma taşımakta da fayda görüyorum. Forumumuz için, Phpbb, SMF veya türevi başka bir yapı kullanmak yerine Ahmet Aygün, Akın Ömeroğlu, Denis Kürov, Eren Türkay ve Uğur Çetin tarafından Django için yazılmış, çalışan (ilk olmasa bile) tek forum bileşenini kullanmaktayız. Haliyle, eksikleri ve hataları da olacaktır. Bu deneme sürecinde de bu hatalar sizin de bildirimlerinizle gideriliyor, hem de eksikler zaman içerisinde tamamlanıyor.

Özgürlük İçin Listesi‘nde [1], forumdaki eksiklerin neler olduğu ve deneme sürecinden çıktığımızda ne gibi özelliklere kavuşmuş olacağımızı Ali Işıngör çok güzel bir şekilde dile getirmişti [2]. Tabii, herkes listeyi takip etmiyor, ben de buradan faydalanarak size durumu kısaca izah edebilirim.

Forum bileşenimizin beni en çok sevindiren özelliği, konu başlıklarının etiketlendirilebilmesi. Bu güzellik, ilerleyen dönemlerde, sorununa forumumuzda çözüm arayan bir kullanıcı için oldukça faydalı bir durum. Örneğin, Compiz Fusion ile ilgili bir sorun bildirecek olan kullanıcı, öncelikle “Compiz” etiketli mesajlarda arama yaparak sorununa daha çabuk erişebilir. Bu özelliğin, basit bir aramada sadece “Compiz” yazarak aratmaktan çok daha faydalı olacağına inanıyorum.

Bir diğer güzellik ise, Özgürlük İçin Haber, Paket, Oyun veya İlk Adımlar gibi bölümler altında yer alan yazılara yazılan yorumların doğrudan forumda açılan ilgili konu başlığının altına ikinci ileti olarak düşmesi. Böylelikle, yazılan yorum ayrıca forumda da yazılan bir yazı oluyor ve her iki tarafta da aynı görüşleri ikişer defa yazmak derdinden kurtarıyor. Forum başlıklarını ve etiketlerini RSS ile takip etmenin keyifli olabileceğini de söylemeden geçemeyeceğim.

Forum içerisinde Avatar desteği de elbet ki olacak, ancak bu özellik deneme süreci aşıldıktan sonra kullanılabilir olacak. Kesin olmamakla beraber, ilerleyen dönemlerde kullanıcının tercihine göre seçilebilir temaların da eklenilmesi düşünülüyor. Deneme sürecinde bir çok teknik sorun giderildi ve kalanları da hızla gideriliyor. Bir takım görsel hatalar ise önümüzdeki günlerde giderilmiş olacak ve deneme sürecinden çıktığımızda gerçekten uğraşlara değecek bir Özgürlük İçin.Com sayfasıyla karşılaşacağız…

Hedeflenenler ve şu an kullanılabilir olanları da yazdıktan sonra, kişisel düşüncelerimi de aktarmak isterim. Forum deneme süreciyle açıldığından bu yana, etiketlendirme konusunda beni endişelendiren bazı durumlar oldu. Etiketlendirme için “çözüm arayan bir kullanıcı için oldukça faydalı” dedim ancak, etiketlendirmenin yanlış kullanımı oldukça sorun yaratabilir. Burada söylemek istediğim, forum üyelerimizin etiketlendirme konusunda dikkatli davranmaları gerektiğidir. Örneğin, Tremulous ile ilgili açılan bir konu başlığında, yazıda bahsedilmemesine karşın last.fm, ktorrent veya sağlık etiketlerini seçmek gerçekten de içeriğe yardımcı olacağına içeriği baltalayacaktır. Forumun içeriğinin gelişmesini baltalayacak bir başka sorun ise, konu başlıkları içerisinde çözüm yolunun anlatılması yerine, doğrudan bir bağlantı verilmesidir. Başlık içerisinde verilen bu bağlantıdaki bilgilere, bir başka tarihte de erişilebileceğinin bir garantisinin olmayacağını düşünüyorum. Bu sebeple, kaynakta yer alan bilgilerin temiz bir biçimde forum içeriğine katılması, Özgürlük İçin Forumu adına daha da faydalı olacaktır. Tabii, alıntı yapılan bu bilgilerin altına kesinlikle geçerli bir kaynak adresi verilmesini de tercih ederim. Hangi bilgi nereden alınmış, bunu bilmek de güzeldir…

Henüz deneme sürecinde olan Özgürlük İçin Forumu yöneticilerinden biri olarak, hem daha önceden yapılan duyuruları bir şekilde tüm forum üyelerine aktardım, hem de kişisel görüşlerimi de dile getirdim. Kişisel görüşlerimin pek de yanlış anlaşılabilecek tarafı olmadığını düşünüyor olsam da, umarım ki yanlış anlaşılmalara sebep olmaz.

Daha iyi hedeflere ulaşmak için,
Özgürlük İçin,
Yolculuğumuz daha yeni başlıyor…

Saygılarımla.

[1] http://liste.pardus.org.tr/ozgurlukicin/
[2] http://liste.pardus.org.tr/ozgurlukicin/2008-February/002114.html

16
Oca

Bu günlerde pisişik işlere sardırdım kendimi. Nası bulandın nasıl bulaştın diyecek olursanız şu stumble yüzünden. Birkaç ay önce stumble düğmesine bastığımda kendimi psişik güçler platformu adındaki bir forumda buldum. Bütün mistik muhabbetler var. Paranormal olaylar , telekinezi , telepati ne ararsan…Hatta biraz önce “kristal küreye nasıl bakılır” başlıkl bir yazı okudum. Açıkcası her “STV’de sır kapısı izlemiş Türk evladı” gibi benimde ilgimi çekti bu konular. İlginç hikayeler bulmayı umut ediyorken bir baktım belli bir disiplin içerisinde bu işlerle uğraşan insanlar var bildiğin cemiyet/sosyete/kominiti olmuşlar. Yaw biz bilimdi teknolojiydi bilmemneydi derken abiler bambaşka bir kanala akmış orada huşu ve bereket içerisinde yaşıyorlar. Sitede o kadar çok bilgi var ki nereden geliyor bu değirmenin suyu demeden edemiyorum. Ya internet gezginleriyle dalga geçmek için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan insanlar var şu dünyada, ya şizofreni hastaları biraraya gelmişler yada bunları okuyup eden araştıran ve anlattıklarına inanırsak başarılı olan insanlar var. Kafayı taktımmı takıyorum evde küçük telekinezi deneyleri yapmaya başladım bile. Sonum hayırlı değil haberiniz olsun :P

bu yazının sonuna birde video koyayım ki cilası olsun (video bana ait değil)

24
Kas

Taşındım.. Telekom grevde olduğundan dolayı yeni telefon abonelik işlemleri yapılmıyor, en azından tamamlanamıyor.. Dolayısı ile 1 aydır (yazıyla: bir ay) yeni evimizde telefonumuz ve dolayısı ile internetimiz yok..

Bu süre içinde bilgisayar başında geçen zamanım doğal olarak azaldı, ama daha çok ders çalıştım :) Pardus ile ilgili de sözlü tanıtım, iki kişiye kurulum ve birkaç CD dağıtımı dışında pek bir şey yapamadım.. Birde eskiden beri kurulum yaptığım kişilere verdiğim sorun olursa yardım ederim sözü var ki zaten Pardus’un her yeni sürümü ile bu yardım istekleri azalıyor. Ne de olsa her sürümle her şey daha sorunsuz oluyor,   daha az sorun çıkıyor, gerektiği zamanlarda yardım diğer yollardan çok daha hızlı bulunabiliyor vs..

Bunların dışında bir yandan KDE4′ü merak ediyorum, bir yandan Pardus 2008′in çıkışı ile (Anadolu Üni.de) yapılacak (yapılması olası) tanıtım ve etkinlikleri düşünüyorum..

Böyle işte, internetsiz kalmak kötü bir şey…

29
Eki

Cumhuriyetimizin 84. yıl dönümünde tüm ülkemizin Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum ve bir kez daha ülkem üzerinde oynanan oyunları ve terörü lanetliyorum… Hadi, bugün sokaklara; 84. kez sokakları inletelim, bayraklarımızı daha da yükseklerde taşıyalım…

23
Eki

Dün (yani 2 Ekim 2007, Pazartesi), bir çok kişiye gönderilen bir e-posta, elbet ki bir çok kez uğradı:

22 / 10 / 2007 ( Bu Gece ) - Şehitler anısına tüm Türkiye de eylem var. Saat 21: 30 da ışıklar yanıp söndürülecek.
23 / 10 / 2007 ( Yarın ) - Yurt içinde ve dışında siyahlar giyinip tüm dünyaya yasımızı ve tek yürek olduğumuzu gösterelim.

Bugün, şans eseri üniversitemizin internet sayfasına girdiğimde ise, “Duyurular” başlığı altında gördüğüm “Siyah Giyiniyoruz” başlığına tıkladım. Sanırım, bu tepki, basit bir e-posta zinciri olmaktan daha ileriye gidiyor…

“ŞEHİTLER ÖLMEZ,
VATAN BÖLÜNMEZ.
TÜM YEDİTEPE AİLESİ OLARAK,
24-25 VE 26 EKİM GÜNLERİ
SİYAH GİYİYORUZ.”

8
Eki

Az önce, internetteki bir kaç arkadaşımdan gelen bir yazının üzerine, anında bir yanıt verme ihtiyacı hissettim…

Şırnak’ta devam eden ve şu anda 15 şehit verdiğimiz operasyondan dolayı PKK belasını protesto etmek amacıyla Msn nickimize soluk gül koyalım bunu msn listemizdekilere atalım...”

Hayır, bunu listemizdeki hiç kimseye atmayalım.
Ve hayır, duyarlı biriyseniz, bu simgeyi eklemeniz de gereksiz…

Neden mi? Çünkü bu ileti zincirleri gereksiz. Zamanında “Bill Gates sizi zengin edecek…“, “Bunu on kişiye daha gönderirsen yeşil Msn simgesi mavi renge dönüşecek…” gibi gereksiz ileti zincirinin içine, şehitlerimizin haberini katıp, bu üzüntüyü, bu tepkiyi basitleştirmeyin…

Hangi Türk genci, verilen şehitler için göz yaşı dökmez? Hangi Türk genci teröre, şehitlere, dökülen kanlara üzülmez?

Sesinizi çıkarın, teröre hayır deyin! Tepkinizi sanal dünyada değil, gerçek dünyada çıkarın, sesinizi duyurun!

Ne şehitlerimizin acısı, ne de sizi üzecek herhangi bir olay, sanal dünyadaki basit, küçük bir simgeyle ifade edilemez…

Ne mi yapın? Çıkın pencerelere, balkonlara, Türk bayrağınızı asın. Türk bayrağımızı dalgalandırın…

23
Eyl

Bugün Eskişehir NEO Alışveriş Merkezi’ne gittim. Etrafta herkese el sallayarak dolaşan yeşil canavar maskotu kostümü giymiş biri bana yaklaşıp:
- sen AEGEE‘den Ayan değil misin? Hani şu Pardus‘çu Ayan?
dedi…

.

.

21
Eyl

Bir toplumu uyutmanın veya diriltmenin en büyük silahı, televizyondur, medyadır. Ülkemizdeki siyasi olayların hiç birine burada değinmek gibi bir niyetim olmasa da, görüşümüz ne olursa olsun, toplum olarak medyanın çizdiği çizgileri görebiliyoruz ancak, eğer başka basın - yayın organlarını da takip etmiyorsak…

Medya, belirli dönemlerde, hangi konuyu sömürüyor ise, biz bir önceki konuyu bir anda unutuyoruz ve medyanın kurcaladığı konuya oldukça duyarlı yaklaşıyoruz. Dün başka bir konuda duyarlıydık, bugün başka bir konuda duyarlıyız, yarın da başka bir konuda duyarlı olacağız. Ama -kim ne derse desin- çabuk unutan bir toplu olarak, bugünün gündemi neyse, bu gündem yarın toplumun büyük bir kesimi tarafından unutulmuş olacaktır, üstelik kafalarında herhangi bir sonuca ulaşmadan.

İşte bizim camiamız da son aylarda bu noktaya geldi. Önce, Pardus’un neden bazı uygulamalarının isimlerinin Türkçe kökenli olmadığı (Örn: PiSi‘nin açılımı Packages Installed Successfully as Intended şeklindedir.) onlarca kez tartışıldı, ardından Özgürlük İçin projesinin ismi tartışıldı, sonrasında özgür yazılım felsefesinin baltalanarak Cedega’nın PiSi paketinin bir takım gönüllü forumlarında duyurulması ve dağıtılması… Son olarak da, Pardus odaklı iki Wiki projesi ile ilgili gereksiz boyutlardaki tartışmalar.

Tüm bu tartışmalar, bir şekilde son buluyor ama, yanlış bilgiye sahip bir çok kullanıcı, tartışmalardan hiç bir şekilde kendisine faydalı bir bilgi edinemeden kapanıyor bu konular. Edinebildiği tek bir bilgi, bir başka kullanıcının ortaya attığı görüşler. Ama bu görüşlerin ne kadarı doğru, ne kadarı yanlış, bilinemez…

Ama, size forumlar haricinde alternatif bir haberleşme aracı da söyleyebilirim.

Listeler!

Eğer Pardus kullanımı ile ilgili bir sorununuz varsa, bu durumu Kullanıcı Listesi‘ne de yazabilirsiniz, başka yazıları da takip edebilirsiniz.

Kolay gele :)

17
Eyl

Bu sabah posta kutusunda bulduğum bir posta ile, artık yazma ihtiyacı duydum. Çünkü, işin suyu çıktı.

2006 - 2007 eğitim döneminde, ÖSS’ye girmiş insanlardan biriyim. Ancak, Özel Yetenek Sınavlarına girdiğimden ötürü, herhangi bir tercih yapma zorunluluğum yoktu ve hedefim belli olduğundan, “Özel yetenek Sınavı ilke bir yere giremezsem, en azından tercihlerden girerim” demedim ve de tercih yapmadım.

İstediğim bölümlerle ilgili, bir kaç üniversitenin değişik bölümleri için özel yetenek sınavlarına girdim ve bir çok arkadaşımın bulunduğu üniversitenin istediğim bir bölümünü kazandım.

Benim tercih yapmamamdan kelli, son üç haftadır bir çok özel dershaneden bana posta geliyor.

Değerli genç arkadaşımız, 2007 ÖSS geride kaldı, sınavda istediğiniz sonuca ulaşamadıysanız bunun nedenlerini en iyi siz değerlendirmişsinizdir…

Sevgili Deniz, bir ÖSS daha geride kaldı ve sizin de başarılı bir sonuç alamadığınıza sizin kadar biz de üzülüyoruz…

(…)

Hatta bir özel dershane, ben henüz uyanmamışkene, karga pisliğini eşelemiyorkene, yani sabahın kör (!) bir saatinde, telefonla evimizi arayarak beni uyandırdı. Yuh, dedim. Daha saat henüz 11:00 olmuş, ne uyandırıyorsun…

ÖSYM nasıl bir kurumdur ki, tercih yapmayanlara veya herhangi bir üniversiteye yerleşemeyen öğrencilerin bilgilerini başka kurumlarla paylaşabiliyor? Yorum yapamıyorum, kesin gözümden kaçan bir detay vardır.

Ancak, bu sabah gelen posta, bugüne kadar gelen sekizinde posta oldu. Yetti artık, gelmesin.

19
Ağu

Bu aralar, bana bir Java kodu gerekli. Bazı internet sayfalarına sorunsuz erişebilmek için, özellikle IExplorer kullanmak şart. Peki, ben bu internet sayfası tasarımcılarının tembelliği veya beceriksizliğinden ötürü, Konqueror, Mozilla Firefox, Opera veya başka bir internet tarayıcı ile bu internet sayfalarına erişememeyi mantıklı bulabilir miyim? Bulamam elbette.

Bir ara, Özgürlük İçin toplantılarının birinde, esprisine ortaya atılan bir söz vardı; “Bir kod yerleştirelim sayfaya, IExplorer ile erişimi engellesin…” Bu sözler kimindi, hatırlamıyorum…

Yazımın başında bu ihtiyaç duyduğum koda Java kodu demişim. Olsun, Java olmasın başka bir dilde olsun. Ama, şu an, üzerinde uğraştığım her internet sayfası için, IExplorer ile erişimi engellemek istiyorum.

Sebep? Sadece takıntı oldu bende.
Mantıklı mı? Olmayabilir.
Yani? İnternette bulamadım!
Sonuç? Biri hemen bu amaca yönelik bir kod yazsın :)

*Bu günlük girdisi eminim Gezegen‘den silinecektir… Çok mu sinirlenmişim acaba, nedir?

28
Haz

Eskişehir Yazılım Üssü Genç Girişimci Eğitim Merkezi‘nde (EYÜGGEM)) staja başladım. www.openoffice.org.tr de EYUGGEM yansımızdan indirin diyor ya işte orası.. Burada Suse Linux Enterprise Server ile tanıştım, web/mail server kurmak için çalışıyoruz. Yanına da Pardus kurdum, bildiğim kullandığım sistemde daha kolay çalışırım, hem Pardus’u server olarak da denemiş olurum dedim. Beklendiği üzere Pardus üzerinde her şey daha hızlı gitti, apache, php, mysql, kurdum sorunsuz çalıştı SuSe’ye karşı hız ve kullanım kolaylığı açısında 1-0 öndeyim :) sonra bind kurduk, alan adını server ile ilişkilendirme işine giriştik Google sağolsun bulduğumuz birkaç doküman sayesinde config dosyalarını kurcaladık, yazdık çizdik ama sürpriz.. iki sistemde bind çalışmadı :) EYÜGGEM’in firewallı ile ilgili bir sorunmuş. Ama bind ile uğraşırken SuSe’nin bu iş için hazırlanmış Yönetim Paneli ve arayüzlerinin avantajı ile durum 1-1 oldu sanırım..

Sonuç: Pardus’u Server olarak kullanma teşebbüsüm direkten döndü, Şu anda server odasında ssh ile bağlandığımız SuSe mevcut.. :( Pardus’u server olarak kullanan arkadaşların deneyimine ve bilgisine ihtiyacım var sanırım..

Bu arada http://www.musicovery.com/ diye bir web sitesi varmış, stajyer arkadaşlar sağolsun sıcaklar müzik ve muhabbet olmadan hiç çekilmiyor, paylaşıyoruz eğleniyoruz :)

Birde OpenOffice ile ilgili bir çalışma yapılacak sanırım, onun haberini daha sonraya bırakalım..