Şimdi yazacaklarımda belki haklıyım, belki haksızım, kimse bunu bilemez. Ama bunlar biraz bilgi sahibi olan bir kullanıcının gözünde canlananlar olduğu için dikkate alınmalı diye düşünüyorum. Son iki blog yazım oldukça eğlenceli ve geyik yazılardı. Aklımda canlanan bir kaç eğlenceli şeydiler. Ama şimdi yazacağım şey biraz ciddi.
Geliştiriciler gözünde “Topluluk” ve “Kullanıcı” kavramlarının neye benzediğini merak etmeye başladım son zamanlarda. Ne kadar düşünürsem düşüneyim, geliştiricilerin biz topluluk üyelerine ve kullanıcılara biraz tepeden baktığı izlenimine kapılıyorum. Belki yanlıştır, belki öyle bakmıyorlardır ama maalesef pek çok kullanıcının gözünde böyle bir görüntü mevcut. Bunların çoğunun birer yanlış anlaşılma olmasını umuyorum. Ama sanırım bunlar yanlış anlaşılmadan çıkıp gerçeğe dönüşüyor gibi gelmeye başladı. Aslında her şeyin temelinde iki neden yatıyor bence. İlki iletişimsizlik. Geliştiriciler ile kullanıcılar arasında pek fazla iletişim yok. Cebit gibi etkinliklere de geliştiriciden çok topluluk katkıcısı, gönüllü katılıyor. Bunun yanlış olduğunu düşünüyorum. Daha fazla geliştirici gelmesi demek, geliştiricilerin kullanıcılarla yüz yüze konuşabilmesini sağlamak, onları daha iyi anlamasını sağlamak demektir. Ayrıca Özgürlükİçin forumlarında pek fazla geliştirici ile karşılaşamıyorum. Eğer bir geliştirici ile konuşabildiğim bir an varsa o ya Bugzilla üzerinden oluyor, ya da eposta listeleri üzerinden oluyor. Böyle durumlarda da geliştiriciler ya karşıdaki her şeyi biliyormuş gibi davranıyor, ya da hiç bir şey bilmiyormuş gibi davranıyor. İkinci sebep ise geliştiricilerin kullanıcı gibi davranmayı tamamen unutmuş olması. Bir abimiz ile yaptığım sohbetten ufak bir alıntı yaparak bunu özetleyebilirim sanırsam. “Bazı geliştiriciler müziği bile konsol üzerinden dinliyor” cümlesi sanırım yeterli bir özet. Dolayısıyla kullanıcının çektiklerini tam bilmiyorlar ve kullanıcıyı biraz ihmal ediyorlar.
Tamam bu noktada kullanıcıların da hataları var. Çok az şey bilen kullanıcılar çok şey bildiğini sanarak geliştiricilere kafa tutuyor bazen. Dolayısı ile de geliştiricilerin kullanıcıya olan bakışı kötüye gidiyor. Sürekli “Pardus Exe çalıştırsın”, “Kendi web tarayıcımızı geliştirelim”, “PİSİ’yi bırakıp DEB’e geçelim, daha fazla paket var” gibi isteklerde bulunan kullanıcılar mevcut. Ama geliştiriciler de bu kullanıcılardan dolayı yavaş yavaş her kullanıcı istekleri geldiğinde bu şekilde yorumlayıp tersleyebiliyor. Bu tip isteklere de pek iyi yanıtlar verilmediği oluyor. Dolayısı ile de bu noktada “Temsilci Ekip” tarzında bir şeylerin gerekliliği ortaya çıkıyor. Bu tarz bir şey için savaş veren kişiler var. Başta Ali abi ve Kubilay abi geliyor. Bu iki insan ve bir kaç kişi daha kullanıcıların geliştiriciler ile olan kopuk iletişimini düzeltmek için canla başla çalışıyor. Ama bazı yönlerden iyi olan bir özellik olan, UEKAE çalışanı geliştiricilerin birbiri ile olan bağlılığı burada ters teperek bir dışa kapalılığa dönüşüyor.
Eposta listelerinde dile getirebileceğim bu durumu şu ana kadar hiç bir eposta listesinde konuşmadım. Bunun sebebi ise özel bir durumumdan ötürü tartışmaya dönüşebilecek şeylerden kaçmam. Öyle gözükmeyebilirim ama şiddete eğilimli bir insanımdır. Dolayısı ile de kendimi kaybederek birilerini kırmaktan nefret ederim. Şimdi yazdıklarım da kırıcı ögeler içeriyor olabilir. Ama bunları yazmama neden olan şey, 15 Ağustos’ta yapılan Özgürlükİçin Irc toplantısında dediğim bir şeyin, daha ben açıklamamı bitirmeden alay konusu hâline getirilmesi idi. Ama bu kişilerden hiç biri farkında değil ki orada dediğim şey geliştiricilerin en büyük açıklarından birini su üstüne çıkartıyor. Geliştiriciler kullanıcıları hiç bir gecikmeden haberdar etmiyor. Dolayısıyla da kullanıcılar meraklanıyor. Bilgilendirilseler de aynı sürede, bilgilendirilmese de aynı sürede işler olacak demeyin. Pek çok kişi bilir ki bir gecikme hakkında bir şey öğrenince insan rahatlar. Ama hiç bir şey bilmeyince lanet okur. Siz hiç ana durakta otobüs beklerken otobüsün yarım saat geciktiği, ve sizin bu durum hakkında hiç bir şey bilmediğiniz durumlarda olmadınız mı? Hatırlayın o zaman İETT ya da yaşadığınız şehrin ulaşım hizmetinin adı her neyse ona ettiğiniz küfürleri. Bu durum da bunun aynısıdır. İnsan beklediği bir şey hakkında bilgi alırsa rahatlar. Ama benim dediğim şeyi ismini vermek istemediğim geliştiricilerimiz “KDE güncel olsun”, “Kernel en güncel sürüm olsun” gibi yaygaralardan biri sandılar. Ki ben daha sadece girişi yapmıştım ve onlar yargıya vardılar. Aslında bu noktada bende de hata var. Irc gibi, aynı anda her kafadan bir sesin çıktığı bir ortamda bunu dile getirmek ve konuya yanlış yerden girmekti benim hatalarım.
Neyse, konuyu fazla uzattım. Aslın demek istediğimi belki anlatmışımdır, belki anlatamamışımdır. Ama bu yazdıklarım, Linux konusunda az buçuk da olsa bir deneyimi olan, Pardus’a gönülden bağlı, Özgürlükİçin.com’da canla başla katkı sağlayan, tek kuruş almamasına karşın hayatının önemli bir kısmını bunlara ayıran bir kullanıcının gördükleridir. Belki yanlış, belki doğru. Ama bunu “işin çoğunu biz yapıyoruz, canı çıkan biziz, gönüllüler de neymiş” mantığına karşı bir feryat olarak görün.
Birilerini kırdıysam şimdiden özür dilerim. Amacım kırmak değil, sevdiğim bir şey için kendi gücüm yettiğince eleştiri yapmak ve düzelmesinde ufak da olsa katkı sağlamaktı. Okuduğunuz için teşekkürler…
Filed under: Özgürlükİçin Gezegenine, Kendime Göre
























