18
Ağu
Vakit yazma vaktidir.
Pardus kullanıcısı olarak biliyorum ki bir süredir Pardus camiasında bazı sorunlar söz konusu ve geçenlerde de bu konuyla ilgili bir toplantı yapıldı. Hatta toplantının yeterli görülmeyerek e-posta listesinde halen konu üzerine tartışmaların sürdüğünü biliyorum, yani en azından öyleydi.
Konunun içeriğini tam bilmeyen bir kullanıcı ve Pardus sever olarak sadece hafiften endişeli olduğumu belirtmek isterim. Umarım Pardus 2011 sürümünün takviminde bir aksaklık olmaz.
Şimdi gelelim asıl konumuza: Geçenlerde sistemime Ubuntu'nun son sürümü kurarak bir karşılaştırma yapmak istedi canım ve ben de canımın isteğini geri çevirmedim. Açıkçası şahsım adına güzel bir deneme süreciydi. Gnome hakkında daha fazla bilgi sahibi oldum. KDE tabanlı Pardus ile Gnome tabanlı Ubuntu'yu kıyasladım vs.
Sonuçta Linux'un arkaplanı hakkında bilgi sahibi olan biri değilim. Benim kriterlerim tam bir masaüstü kullanıcısı açısındandı ve deneme sürecinin sonucunda işte düşüncelerim:
Pardus'un öne çıkan yönlerinden biri kesinlikle kurulu gelen paketlerin çokluğu. Örneğin Pardus'u kurar kurmaz Gimp kullanabiliyorsunuz, çünkü kurulu geliyor, ancak Ubuntu'da daha sonradan Gimp kurmanız gerek. Aynı şekilde KDE sayesinde Okular isimli bir programa sahibiz ki, eli öpülesi cinsten. Basit bir örnek: Cbr uzantılı (çizgi roman arşivi) bir dosyayı indirip Pardus'ta Okular ile hemen incelemeniz mümkün, oysa Ubuntu'da bu uzantı desteklenmiyor. Tabi ki sonradan gerekli programı kurup kullanma şansınız var. Aynı şey videolar için de geçerli. Pardus'ta hemen her video türünü kurulumdan hemen sonra izlemeniz mümkün, oysa Ubuntu'da gerekli dosyaları kurmanız isteniyor. Amarok'un değerini daha iyi anladım, çünkü her ne kadar Ubuntu'ya da sonradan Amarok kurmak mümkün olsa da KDE'deki gibi değil, kurulu gelen Rhythmbox ise beni çok tatmin etmedi. Ayarlar konusunda da Pardus daha derli toplu görünüyor, özellikle de baştaki Kaptan'ın çıkışı işinizi kolaylaştıran bir unsur. Toplarsak Pardus'u kurduktan sonra kafanız daha rahat oluyor ve hemen işinizi görebiliyorsunuz, küçük ama gerekli detaylar sizi beklemiyor.
Ubuntu'da güncelleme konusunda bir artı var ki o da otomatik güncelleme taraması, Pisi'de de size başta güncelleme süresi soruluyor, ancak daha sonra Ubuntuda'ki gibi otomatik güncelle denetimi yapılıp kurulması istenen paketlerin yer aldığı bir uyarı karşınıza çıkmıyor. Ubuntu'nun belki de en büyük avantajı ise paketlerinde deb uzantısına sahip oluşu. Bu sayede bazı programların (Google Chrome gibi) kurulabilir paketlerini bulmanız kolay oluyor.
Bir de şuna dikkat çekmek istiyorum, her ne kadar geliştiricilerin işinin zor olduğunu ve bir sürü şeyle uğraştıklarını bilsem de tamamen bir kullanıcı düşüncesi ile, biz kullanıcılar bir programın güncellemesi olduğunda ya da yeni bir sürümü çıktığında, onu en kısa sürede kullanmak istiyoruz. Örneğin Firefox'un yeni sürümü gibi. Oysa Pardus'ta bazen programın yeni sürümünün Pisi paketinin çıkması haftalar alabiliyor veya programın bu yeni hali Pardus'un yeni sürüme bırakılabiliyor. Ancak Ubuntu'da durum böyle değil.
Tüm bu değerlendirmelerin ardından bir kez daha anladım ki Pardus ve KDE benim için en uygunu. Ancak Ubuntu da oldukça güzel bir dağıtım.
Ah ah aklıma Pardus 1.0'ı kurduğum ve hayran hayran ekrana baktığım o gün geldi yine.
Ah bu arada yazının başındaki Pardus yapışkanını merak edenler varsa şunu söyleyeyim: Çok yakında renk ve boyut seçenekleri ile birlikte paylaşıcam.
Eh artık gidip biraz çizgi roman okuyayım. :)
















