4
Tem

NOT: Bu yazıyı eğlence olsun diye yazdım. Can sıkıntısına birebir :D . Ayrıca sadece kişisel görüş içerir. Hiç bir değeri yoktur :D

Aslında başlık kendini belli ediyor biraz. Linux, işletim sistemleri arasında en arsız olanı. Aslında bunun altında oldukça güzel sebepler var. Bu arsızlık Linux’un avantajına bir durum.

Peki bu arsızlık ne?

Çoğu özgür yazılımda olduğu gibi Linux’ta da biraz rahat bir ortam vardır. Her türlü şeyle dalga geçmeye müsait bir topluluğa sahip olur. Bu da projenin kendisini arsız yapar. Ama bu kötü bir şey değildir. Çünkü bunun olması, o projenin özgür olduğunun başka bir kanıtıdır. Siz hiç Windows için olan reklamlarda Windows logosunun dil çıkardığını gördünüz mü? Bu kadarını bile yapmıyor insanlar. Çünkü ortam fazla resmi, fazla kapalı, fazla muhafazakâr…

Peki nereden geliyor bu arsızlık?

En temel olarak Linux’un özgürlük yanlılığından geliyor. Bu sayede topluluk davranışları da bir serbestlik içerisine ilerliyor. Bu da insanların daha eğlenceli şeyler yapabilmesini sağlıyor. Örneğin, hangi işletim sisteminin maskotunun başka bir işletim sisteminin logosuna işediğini görebilirsiniz? Ama biz Linux kullanıcıları bunu gördük. Aynısını Mac OS yapabilir miydi? Yada Windows…

Başka bir sebep ise işletim sistemine gönül vermişlik. Dolayısı ile de diğerleri ile dalga geçmek zevk vermektedir.

Linux’un arsız olması aslında topluluktan gelen bir durum. Ama sonuç olarak bu arsızlık, insanların özgürlükten ne kadar zevk aldığının da bir kanıtı değil midir?

Linux dünyasında kimi tanırsanız tanıyın, mutlaka her haltı bekleyebileceğiniz tipte biri olur. Çünkü Linux’a gönül verenler, bilgisayardaki rahatlığı yavaş yavaş kendinde de hissediyor. Dolayısı ile de öyle olmasa bile öyle olmaya başlıyor. İşte bu da Linux’un diğer bir arsızlığı. Kullanıcısını da arsızlaştırıyor.

Arsızlık iyidir be aga…

Fazla emperyalist bir Windows, fazla diplomatik bir Mac OS kullanmaktansa bizim gibi özgür beyinli insanlar sanırım fazla özgür ve fazla arsız bir Linux kullanmaktan zevk duyuyoruz.

Son söz olarak:


Filed under: Özgürlükİçin Gezegenine Tagged: Arsızlık, Özgür Yazılım, Özgürlükİçin Gezegenine, Eğlence..., Fintows, Linux, Mac OS X, İşletim Sistemi
27
Nis

Windows tekelciliğine güzel bir darbe… Devamının gelmesi dileği ile…


Filed under: Özgürlükİçin Gezegenine Tagged: Özgürlükİçin Gezegenine, Fintows, haber, hayırlı olsun, I Love You Bağımsız Türk Yargısı, yeeehuuuuu!!!, İşletim Sistemi
24
Oca
Pardus 2007 ile tanıştım sanırım Linux ile. Ağ bağlantı sorunum vardı, düzeltememiştim bir türlü, Ubuntu kurmuştum ben de. Ya 7.04 sürümü ya da 7.10 sürümü olsa gerek. O sıralar Windows'tan kopamıyordum pek, ben de Ubuntu 8.04 ile Windows'a elveda dedim, bir daha da kurmadım bilgisayarıma. Gerçi bu kullanmadım demek değil, el mecbur, çıkıyor bazı yerlerde insanın karşısına.

O zamandan bu yana çok şey değişti Linux için. Çok şey gelişti, topluluklar büyüdü, kullanıcı sayısı arttı, kullanım rahatlığı arttı, hatta hayatında hiç Linux görmemiş adamları oturttum, kendi başlarına müzik dinlediler, Msn'e girdiler, internette fink attılar.

Gel gelelim Linux'ün eksikleri hâlâ tam olarak kapanamadı. Windows'tan iyi yanları her tarafta yazıyor zaten, ben de Windows'tan Linux'e geçmek isteyenler için Linux'ün eksik yanlarına bakalım dedim biraz.

1- Windows için yazılmış programların yeterince verimli çalışmaması:
İlk bakışta çok saçma ve komik bir sorun gibi gözükse de gerçekten de saçma ve komik bir sorun. Ama ne yapalım, hayat böyle. İnsan yıllarca Windows kullandıktan sonra Windows'taki özellikleri arıyor duruyor. Sanırım genç kitle için en önemli özellik de bilgisayar oyunları.

Elbette ki Wine sağ olsun, Windows programlarının çoğunu Linux kurulu bilgisayarlarımızda çalıştırabiliyoruz. Yalnız kimisi yavaş çalışıyor, kimisin çalıştırmak için bin bir çeşit ayar gerekiyor, kimisi hiç çalışmıyor. Bu durumda Windows'tan Linux'e geçecek çocuk "Aman yeaa!" demekten alamıyor kendini.

2- Video aktarımlı konuşma sorunları:
Webcam'im olmadığı için zaten deneyemedim ama sağdan soldan duyduğum kadarıyla çoğu programda çalışmıyormuş. Çalışanlarda da sorunlu oluyormuş. Mesela bir arkadaşın bilgisayarında görüntü baş aşağı gözüküyor. İlginç.

3- Flash ile ilgili problemler:
Flash ile yapılmış internet uygulamalarında genelde sorun oluyor. Yavaşlık, donma, Türkçe karakter sorunları, ses problemleri vesaire. Bilgisayardan bilgisayara değişiyor zaten bu. Mesela ev arkadaşım kullandığı Ubuntu yüklü sisteminde sorunu olmadığını iddia ediyor. Şimdi Türkçe karakter sorununu kontrol edecek. Etti, Türkçe karakter problemi var. Başka problem de yok. Mis. Bende var ama. :'(

4- Video oynatma programları ile ilgili eksikler:
Doğru düzgün tek bir program var; o da SMPlayer. Diğer programların kimisinde altyazı problemleri, kimisinde görüntü problemleri var. VLC'ye de uyuz oluyorum. SMPlayer da sorun çıkardı mı tamamdır. Gel gör ki SMPlayer ya da bir başkası Windows'taki KMPlayer kadar iyi çalışamıyor. Böyle de bir uyuzluk var.

Açıkçası başka da gelmiyor aklıma. Kullanım desen Windows'tan kolay, hız desen apayrı bir olay. Zaten virüs derdi de yok, en güzel yanı da o belki de. Linux kullanan birisi şu yazdığım dört eksiği görünce abarttığımı düşünecektir. Böyle düşünecek olmasının nedeni abartıyor olmam tabii ki. Youtube'da şöyle bir gezdikten sonra bilgisayarımda haftalık indirdiğim 720p animeleri izleyebiliyorum. Canım sıkıldığında bir oyun açıp etrafta koşturarak ateş edebiliyorum falan. Rahat yani.

Ancak eminim ki aklıma gelmeyen ya da bana eksiklik gibi gelmeyen daha başka şeyler de vardır. Özellikle bu konuda ekleme yapmak için çekinmeyin lütfen.
15
Oca

Anthropoides virgo kod adlı yeni ara sürüm Pardus 2009.1 Anthropoides virgo, artık Pardus sunucularında…

Peki bu yeni sürümde ilk göze çarpanlar neler?

Öncelikle yeni Kernel (2.6.31.11)ve KDE 4.3.4 ile gelmesi. Bunun dışında benim çok sevdiğim bir özellik de barındırıyor. Acemi kullanıcıların kernel güncellemesinden sonra Grub ekranında birden fazla Pardus açılışı görüp korkması, her hâlde kazara paneli silenlerden sonra en çok sorulan soru oldu forumda. Ama artık bu sorun ortadan kalktı. Grub, otomatik olarak eski çekirdekleri ikinci bir menüye atıyor. Ayrıca Müdür‘ün yeni bir özelliği olarak, eğer yeni çekirdekte bir hata çıkarsa otomatik olarak eski çekirdeği öntanımlı yapıyor. Bu özelliğin gelmesine ne kadar sevindiğimi bilemezsiniz.

Bunun yanı sıra artık Paket Yöneticisi‘nin şu meşhur ötesi D-bus hatasını şu ana kadar göremedim. Hatta son güncellemeleri Grafik arayüzü ile kurdum.

Kurulumda RAM kullanma özelliği de muhteşem bir şey. Çalışan ve Kurulan CDler ile, açılış parametrelerinde değişiklik yaparak çalışma dosyalarını RAM’e atabiliyor, bu sayede de kurulum esnasında ya da çalışan CD ile kullanma esnasında oldukça büyük bir hız avantajı kazanıyorsunuz. Çünkü CDden okumaktansa RAMden okumak çok daha hızlı bir yöntemdir.

Çalışan CD, Hoş Geldin, Sefâlar Getirdin…

Evet, uzun bir aradan sonra Çalışan CD’ye de kavuştuk millet. Ayrıca bu yeni Çalışan CD ile Kurtarma Araçları da mevcutmuş (Duyuruda söylendiği kadarı ile).

Peki Ya Pardus DVD?

Evet, ben ve Ali Erkan Beyin son hız devam ettiği bu DVD seçkisi yakında sizlerle olacaktır. Gelişmeleri aşağıdaki linklerden takip edebilirsiniz:

http://tr.pardus-wiki.org/Pardus_Toplulu%C4%9Funun_DVD_Kurulum_Ortam%C4%B1_%C3%87al%C4%B1%C5%9Fmalar%C4%B1_ve_Paket_Listesi

http://www.ozgurlukicin.com/forum/gonullu-calismalar/12817/?page=1

Resmi Duyuru:

Özgürlük İçin duyurusu…

veyeAnthropakoides virgo

Posted in Özgür Dünyanın Yolu, Özgürlükİçin Gezegenine, Pardus Topluluk Seçkisi Tagged: Özgür Dünyanın Yolu, Özgür Yazılım, Özgürlükİçin, Özgürlükİçin Gezegenine, haber, hayırlı olsun, KDE 4.3.4, Linux, Pardus 2009.1, yeeehuuuuu!!!, Yeni, İşletim Sistemi
29
Eki

Not: Bu benim Linux ile tanışma hikâyemi anlatan, bilgisayarı gerçek hayata benzeten bir yazıdır. Buradakiler yalnızca benzetmedir. Hayatımda bu kadar kişi ile beraber olsa idim….. :D :D :D Yaklaşık 5 yıl kadar önce idi. Microsotf ailesinin bana göre en saygın üyesi olan Windows 2000 ile bir dostluğum vardı. Ama farkında olmadığım hâlde arkamdan ne işler çeviriyordu… Hem benden izinsiz evime (bilgisayarıma) her kesi sokuyor, hem de en özel sırlarımı anlatıyordu. Bir gün beni ekmesi sonucu artık ona olan tüm güvenim ortadan kalkmıştı. Artık o benim dostum değildi. Zaten hiç dost olmadığımızı anladım. Beni hem kandırmış ve kullanmış biri nasıl dostum olabilirdi? Aslında onun tek düşündüğü Bill Amcasının banka hesap(lar)ı idi. Bir süre yalnızlık içinde dolaşmaya karar verdi. Hiç bir dostum yoktu. Yalnız başıma o bardan o bara (İnternet Kafe) dolaşıp durdum.

Tam bu boşluk esnasında iken Mac OS X adında genç, alımlı bir bayan ile tanışmıştım. Görünüşü ile beni büyülemişti. Onunla tanışayım dedim. Bir süre beraber takıldıktan sonra bir birliktelik ortaya çıktı. Ama maalesef birbirimize uymadığımız için kısa sürede ayrıldık. Bu boşluk içerisinde dolaşırken birden kendimi bir köprüde buldum. Hayatıma (Bilişim hayatıma) elveda diyecektim. Ama bir şey bana engel oldu. Arkamı döndüm. Bu şeyin ne olduğuna baktım. Sevimli bir penguendi. Elimden tuttu ve beni çekiştirerek bir yere doğru götürmeye başladı. Bana bu yerde özgürlüğü bulabileceğimi söyledi. Bu şehrin adı GNU/Linux idi. Bir süre sonra Debra ve Ian adlı bir çift (Debian) ile tanıştım. yalnızdım. Ama beni aralarına kabul ettiler. Hoş bir aile yaşamı idi onlarınki. Ancak sorun şurada idi ki; ben fazla yetersizdim. Çok fazla kültürlü bir çift idi. Onlarla yaşamanın zorluğu işte burada idi. Pek çok konuda deneyimsiz ve bilgisiz kalıyordum. Ama yılmadım, usanmadım, çalıştım, çabaladım. Onlara ayak uydurmak için elimden geleni yaptım. Bir süre sonra daha da rahat etmeye başladım. Ama bir süre sonra bu aile ile arama giren bir kız çıkageldi. Adı Fedora idi. Oldukça sade ve alımlı biri… Open SuseAma bu da tıpkı Mac OS X ile olan ilişkim gibi yürümedi. İstekleri bir türlü bitmiyordu. O dönemde bir süre dostum olan biri ile tanıştım. Open Suse. Hayatıma “Özgürlük Vaadi ile girdi. Aslında bu özgürlüğü sundu da. Ama sorun şurada idi ki, onu anlamakta güçlük çekiyordum. Fazla ilginçti. Gerçi bunu benden duymak biraz saçma gelebilir ama evet, Open Suse bana çok ilginç geliyordu. Ama gerçekten de onunla olduğum süre zarfında ayrı bir özgürlük tattım. İyi bir dosttu. Ancak onunla ayrı yerlere gitmemiz gerekti. O olduğu yerde kalacaktı. Ama ben… ben daha da derin bir özgürlük hissi arıyordum. Aradığımı bulmak için başka ufuklara yelken açmayı denedim. Bu süre zarfında pek çok kişi ile tanıştım. Ama hepsi gelip geçici tiplerdendi. Uzun bir boşluğun arından bir hemşerimi buldum. O da benim gibi bir Türk idi. Adı Pardus’tu. Oldukça esprili (Uygulamaların adı bile Pardus / Özgürlükİçinesprili), ve özgür biri idi. Ama bir sorun vardı. Hiç olgun değildi. 2007 yılının ortalarında, olgunlaştıktan sonra geri dönme sözü ile gitti. Bu süre zarfında Ubuntu, kardeşi Kubuntu, Mandriva ve bir kaç isimle daha tanıştım. Hatta ve hatta Open Suse ve Fedora hayatıma yeniden girmeye çalıştılar. Bir de PcLinuxOs adlı biri ile de tanıştım. Ama hiç biri bana tam olarak aradığım bir özgürlük sunmadı nedense. Bu yüzden Debra ve Ian çiftinin yanına geri döndüm. Kısa bir süre sonra, 2008′in ortalarına yakın, Pardus geri döndü. Bana bas bas bağırarak “Artık daha olgunum!” diyordu. Biraz sohbetin ardından anladım ki gerçekten de daha olgundu. Onunla bir süre, Debra ve Ian’ın evinde kaldık. Ama bu da yetmedi. Bir zaman sonra kendimize Sony marka bir araba (Dizüstü) aldık. Artık yollarda dolaşmaya başladık. Ama 2009′un ortasında bir şey fark ettik. Pardus’un yakışıklılığı artmıştı ve bu yüzden pek çok kız arabamıza otostop çekiyordu (Bilgisayarımı merakla kurcalayanlar). Ama artık Neşeli ve eğlenceli bir hayatımız vardı. Daha da önemlisi: TAMAMEN ÖZGÜRDÜK!!! Pardus 2009 Masaüstüm İşte Masaüstüm


Posted in Özgürlükİçin Gezegenine Tagged: Özgür Dünyanın Yolu, Özgür Yazılım, Özgürlükİçin, Özgürlükİçin Gezegen, Bill Amca'nın banka hesap(lar)ı, Debian, Eleştiri, Fedora, Fintows, GPL, Kısa Hikaye, Linux, Mac OS X, Open Suse, İşletim Sistemi
10
Tem

bildirgeç.org ‘da yayınlanan Pardus 64 Bit adlı yazım.

Yazı için buradan.

Buradan Necdet Yücel ve ekibini şimdiden başarılar…