6
May
Bir yazılıma Türkçe desteği vermek meslekten bilişimci olmayanların da kolaylıkla yapabilecekleri bir şey. Bu konu hakkında yazmak en azından çeviri üzerindeki ilginin azalmamasını sağlamaya yarıyor. Eski yazılarıma [1], [2] ve [3] adreslerinden bakabilirsiniz.

Bugün biraz daha ayrıntılı inceleyelim durumumuzu:

KDE: Arayüz çeviri oranı %77.78, belgelendirme çevirileri ise sadece %3.
GNOME: Arayüz çeviri oranı %88, belgelendirme çevirilerinde oran %0.
LXDE: Arayüz ve belgelendirme ayrımı yok. Çeviri oranı %100.
Enlightenment: Arayüz ve belgelendirme ayrımı yok. Çeviri oranı %100.
Fluxbox: Arayüz ve belgelendirme ayrımı yok. Çeviri oranı %100.
XFCE: Arayüz ve belgelendirme ayrımı yok. Çeviri oranı %100.

Büyük masaüstü ortamları aslında iyi durumda değiller. KDE ve GNOME sürekli geliştirilen ve bu yüzden çevirilerinin güncel tutulması için düzenli çaba gerektiren projeler. XFCE ve LXDE için sadece yeni sürümlerden önce sıkı bir çalışma yeterli oluyor. Enlightenment ve Fluxbox uzun süredir yeni sürümü çıkmayan projeler.

Belgelendirmelerin çevirileri konusunda ne kadar kötü durumda olduğumuzu söylemeye gerek yok aslında. KDE ve GNOME için belgelendirme çevirisi neredeyse hiç yapılmamış duruyor. Arayüz kadar önemli olan belgelendirmelerin çevirileri olmayınca yabancı dil bilmeyen insanlara bu masaüstlerini kullandırmanın ne kadar zor olduğu ortada.

LibreOffice'deki durumumuz da şöyle: Arayüzün %100'ü, belgelendirmelerin ise %46'sı Türkçeye çevirilmiş durumda. Kullanıcının ilk karşılaştığı şey arayüz olsa da belgelendirmenin tamamen Türkçe olması her işletim sisteminde çalışabilen bir özgür ofis paketi olan LibreOffice'in yaygınlığını mutlaka arttıracaktır. Zeki Bildirici'nin bu konuda neredeyse tek başına yürüttüğü çalışmalara nasıl destek verebileceğinizi buradan okuyabilirsiniz.

Yapacağınız küçük katkıları küçümsemeyin. Bir kişi fark yaratır.
1
May

Başta çok komik bir sorun gibi gözüküyor. Kulaklıkları takıyorsunuz. Herşey güzel dinliyorsunuz müziğinizi vs. Fakat aynı anda hoparlörde ses veriyor. Bu sorunla belki 2-3 senedir karşı karşıyayım. Fedora ve Pardus hariç diğer tüm dağıtımlarda karşılaştım bu sorunla. Ubuntu’nun tüm sürümleri ( KDE masaüstü ortamı yüklü olanlar hariç) ve ubuntu dağıtımını baz alan JoliOS vb. dağıtımlarda daha çok karşılaştım.

İnternet üzerinde çok fazla bu sorun ile ilgili yazılmış çizilmiş edilmiş. Fakat bir çözüme ulaşılmamış. En son bir blogda Gnome Alsa Mixer kurarak bu sorunu çözebileceğimizi yazmışlar. Gerçekten de anlatılan onca karmaşık dosya editleme ve kod girme yöntemlerinden sonra ilaç gibi geldi.

Tek yapmanız gereken terminalde

sudo apt-get install gnome-alsa-mixer 

komutunu vermeniz. Konsol kullan(a)mayanlar ise Synaptic ile kurabilirler.

Şimdi gelelim kurulum sonrasında yapacaklarımıza. Gnome alsa mixer’i kurduk. Çalıştırdığımızda karşımıza aşağıdaki gibi bir arayüz açılacak.

gnome alsa mixer

gnome alsa mixer

 

 

 

 

 

 

 

 

Daha sonrasında Headphone Jack Sense yanındaki kutucuğa bir tik işareti koyarak sesin kulaklık taktığımızda sadece kulaklıktan gelmesini sağlamış olduk.

headphone jack sense

headphone jack sense

 

 

 

 

 

 

 

 

Elimde bulunan 4 bilgisayarda da (ikisi laptop ve ikisi netbook) sorunu böyle çözmüş oldum. Bu sorunla karşılaşıp farklı şekillerde çözebilen varsa yorumlarını bekliyorum.


10
Oca
Geçen yıl Mart ve Mayıs aylarında masaüstü ortamlarının Türkçeleştirilme oranları hakkında yazılar yazmıştım. Bu yazılımların gelişimi sürdüğünden çevirilerinde sürekli güncellenmesi gerekiyor. Bir masaüstü ortamı bir sefer %100 yerelleştirildiğinde iş bitmiş olmuyor yani ;)

Bakalım şimdi ne durumdayız:

KDE: İki büyükten biri olan KDE'nin Türkçeleştirilme oranı %82.28. Büyük ve hızlı güncellenen bir proje olduğundan yerelleştirilme oranının geçen yıl olduğu seviyede kalması bile üzerinde çalışıldığının bir göstergesi. Yapılacak çok iş var.

LXDE: Geçen yıl tamamı yerelleştirilmiş olmasına rağmen aradan geçen sürede fazla ilgilenilmeyince bu oran %90'a düştü. Hızlıca eski seviyesine getirilebilir ama çalışmak lazım.

Enlightenment: Neredeyse bir yıldır güncellenmemiş olmasına rağmen çeviri oranı hala %100.

Fluxbox: Henüz yeni bir sürüm çıkmadığından çeviri oranı hala %100.

XFCE: Geçen yıl çıkan 4.8 sürümünün Türkçe çeviri oranı %100. Üzerinde çalışılan 4.10 sürümünün ise %92'si çevrilmiş durumda. 11 Mart'ta duyurulacak 4.10 için %100'lük çeviri hedefi yakalanır diye tahmin ediyorum.

Gnome: Hem kararlı hem de geliştirme sürümlerinin çeviri oranları birbirine çok yakın; hepsi %90 civarında. Bu kadar büyük proje için oldukça başarılı bir durum olsa da çok hızlı güncellendiğinden sürekli çalışma istiyor Gnome da.

Çeviri ekiplerine nasıl katılabilirim diyenler bu serinin eski yazılarına bakabilirler.
14
May


Şimdiye kadar üzerinde çalıştığımız tüm ÇOMAK masaüstlerinin koleksiyonu olan [kozdincer] hazır. Bu koleksiyonda tüm masaüstlerinin (Fluxbox, Enlightenment, GNOME2, LXDE, Xfce) bilinen hataları giderildi ve güncellemeleri yapıldı. Pardus teknolojileri tüm masaüstlerine entegre edildi. Daha önceki sürümlerde her masaüstü ortamı için ayrı iso varken artık tüm masaüstü ortamları (GNOME3 hariç) Yalı'nın koleksiyon özelliği sayesinde tek bir iso ile kurulabilecek. Bu isoda da diğerlerinde olduğu gibi 32 bit ve 64 bit olarak bulunuyor. [1] adresinden indirebilirsiniz.


GNOME3 için çalışmalarımız tam gaz devam ediyor. En kısa sürede sizlere GNOME3'ün bulunduğu ÇOMAK' ı sunmak için çalışıyoruz. GNOME3 ile ilgili haberler için bu blogu ve ÇOMAK listesini takip edebilirsiniz.



Bu sürüm adını yakın zamanda Pardus 'ta çalışmaya başlayan, ÇOMAK projesine çokça katkı vermiş olan arkadaşımız Kaan Özdinçer'den alıyor. Tüm ÇOMAK ekibi olarak geç de olsa kendisine yeni işinde başarılar diliyoruz.






NOT: Eğer sanal makinada 64bit isoda ilk açılış sırasında problem yaşarsanız;VirtualBox'da Ayarlar->Sistem->Gelişmiş sekmesinden "Enable Nested Paging" özelliğini kapatın.
12
May
Şimdiye kadar üzerinde çalıştığımız tüm ÇOMAK masaüstlerinin koleksiyonu olan [kozdincer] hazır. Bu koleksiyonda tüm masaüstlerinin (Fluxbox, Enlightenment, GNOME2, LXDE, Xfce) bilinen hataları giderildi ve güncellemeleri yapıldı. Pardus teknolojileri tüm masaüstlerine entegre edildi. Daha önceki sürümlerde her masaüstü ortamı için ayrı iso varken artık tüm masaüstü ortamları (GNOME3 hariç) Yalı'nın koleksiyon özelliği sayesinde tek bir iso ile kurulabilecek. Bu isoda da diğerlerinde olduğu gibi 32 bit ve 64 bit olarak bulunuyor. [1] adresinden indirebilirsiniz.

GNOME3 için çalışmalarımız tam gaz devam ediyor. En kısa sürede sizlere GNOME3'ün bulunduğu ÇOMAK' ı sunmak için çalışıyoruz. GNOME3 ile ilgili haberler için bu blogu ve ÇOMAK listesini takip edebilirsiniz.

Bu sürüm adını yakın zamanda Pardus 'ta çalışmaya başlayan, ÇOMAK projesine çokça katkı vermiş olan arkadaşımız Kaan Özdinçer'den alıyor. Tüm ÇOMAK ekibi olarak geç de olsa kendisine yeni işinde başarılar diliyoruz.

[1] http://comak.comu.edu.tr/kozdincer/

NOT: Eğer sanal makinada 64bit isoda ilk açılış sırasında problem yaşarsanız;
VirtualBox'da Ayarlar->;Sistem->;Gelişmiş sekmesinden "Enable Nested Paging" özelliğini kapatın.
9
May
1 Nisan'da Fluxbox, Lxde, Xfce ve Gnome2 masaüstlerini içeren birer (aslında hem 32bit hem de 64bit için ayrı iso'lar olduğundan ikişer) kurulabilen sürüm duyurduğumuzdan beri yeni bir duyuru yapmayınca sanki işler yavaşladı gibi görünüyor olabilir. Bu projede çalışanların hepsi (bir Kaan mezun olmuştu, o da artık Pardus'ta çalışıyor) öğrenci olduklarından Nisan ayı neredeyse tamamen sınavlar ve derslerin projeleriyle geçti. Bunun yanında hazırlanmamış masaüstü olarak sadece Gnome 3 kaldığından ve diğerlerine yaptıkları iyileştirme ve eklemelerle yeni iso yayınlamanın heyecan verici bir tarafı olmadığından ortaya yeni bir iso çıkmadı ama svn deposundaki hareketlilik de durmadı.

Gnome 3'ün 2 serisinden oldukça farklı olmasından, araya sınavlar filan da girince, hazırlanması uzun sürdü. Yaklaşık 2 hafta önce Gnome-shell hariç neredeyse herşey hazırdı. Bugün itibariyle o da hazır. Kurulan dvd'yi bu hafta bitmeden duyurabiliriz diye tahmin ediyorum.

Daha önce denememiş olanları değişik bir masaüstü tecrübesi bekliyor: Pardus teknolojileri ve Gnome 3.
30
Nis

Yıl 2005.. Pardus 1.0 çıkmış. Bir dönüm noktası sayılır. (Tabii ben 2008 sürümüyle tanıştım Pardus’la. Bilim Teknik Dergisi sayesinde..) Baştan sadece KDE ile yoluna devam etti Pardus. Bu süreçte bir çok kullanıcı diğer masaüstü ortamlarının da Pardus’a gelmesi gerektiği konusunda yazılar yazdılar, istekte bulundular. O zamanlar bana bu istekler çok ütopik geliyordu. Evet Pardus gerçekten hızlı gelişiyor, 3 senelik bir sistem olmasına rağmen bir kullanıcının isteklerini fazlasıyla yerine getiriyordu.
Yıl 2011.. Pardus 2011 sürümü var ve Necdet Yücel hocamız ve öğrencileri sayesinde Pardus diğer masaüstü ortamlarına da kavuşuyor. Projenin (ki adı ÇOMAK) blog sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Ya diğer linux sürümlerinde durum ne?

En çok bilinen Ubuntu’ya gelirsek 28 Nisan’da yeni sürümü 11.04 Natty‘i çıkardı. Bu sürümün bir özelliği ise kendi kullanıcı arayüzü olan Unity‘i bu sürümle duyurması. Gnome3 çıkmasına rağmen Ubuntu Unity arayüzünü kullanacağını açıkladı. Gnome gezegeninde bu yüzden Ubuntu kullanmayı bırakıp Fedora 15‘e geçmeyi planladıklarını yazdılar. Fedora 15′le birlikte Gnome3 kullanılacağı açıklandı.

Buradan bakınca Linux üzerinde en önemli bileşenlerden birinin masaüstü ortamları olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. Kullanıcı hangi sürüm kullanacağı konusunda fikrini o sürümün masaüstü ortamlarına göre belirliyor. ÇOMAK projesi sona ulaştığında Pardus’da diğer masaüstü ortamlarına kavuşmuş olacak. Dil desteği zaten mevcut. Ne dersiniz? Pardus dünya üzerinde yayılır mı?


31
Mar
Siz bu satırları okuduğunuzda biz çoktan İstanbul'a Özgür Yazılım ve Linux Günlerine doğru yola çıkmış olacağız;) Bu adreste daha önce kurulabilir hallerini duyurduğumuz lxde, fluxbox ve xfce'nin hataları düzeltilmiş, yeni paketleri eklenmiş ve son Türkçe çevirileri dahil edilmiş halleri var. Enlightenment bir kaç gün içinde hazır olacak. Her zamanki gibi hem 32 bit hem de 64bit için ayrı iso'lar bulabileceksiniz.

Buraya kadar olan kısmını yapacağımızı zaten daha önce duyurmuştuk ama madem 1 Nisan özel bir gün diyerek bir de Gnome'lu sürüm hazırladık sizler için. Gnome Nisan 1 sürümünde tüm yönetici ailesi ve Kaptan'ın yanında bir büyük değişiklik daha var.

Buradan size Pardus'a rpm ve deb paketlerinin desteğinin de kazandırıldığını, hatta exe dosyaların da sorunsuz kurulabildiğini müjdeleyebildiğimiz için çok mutluyuz.


Bu sürümlerin hepsinin birer deneme sürümü olduğunu hesaba katıp öyle kullanmanızı hatırlatır, iyi Nisan 1'ler dileriz.
27
Mar

Biliyorsunuz LXDE ve Enlightenment çevirileri kısa sürede %100'e ulaştı. Xfce ise %95'te. Çeviri çalışmalarına katılmak isteyenler için fırsat kaçmış değil; sırada ilgi bekleyen Gnome var. Gnome3'ün kullanıcının karşısına çıkan bölümü %78, Gnome2'nin ise %86 oranında çevrilmiş Türkçeye. Belgelendirmelerin hali ise içler acısı: %0.

Gnome çeviriler için biraz farklı bir yöntem izlediğinden diğer masaüstlerinde yaptığımız gibi bir web sayfasından her mesajı ayrı ayrı çeviremiyoruz. Sistemin nasıl işlediğini detaylarıyla anlatan bir sayfa var.

Ah keşke Pardus'ta Gnome olsa diyenler, çevirilere destek olsanız da tüm dağıtımlar Gnome'u daha fazla Türkçe kullanabilseler harika olmaz mı?
17
Mar
ÇoMaK için çalışırken masaüstü ortamlarının istediğimiz kadar Türkçeleştirilmediklerini gördük. Bütün özgür yazılım projeleri gibi masaüstü ortamları da gönüllüler tarafından çevirildiğinden bu durum için şikayet edebileceğimiz, sızlanabileceğimiz kimse yoktu elbette. Diğer dillere nasıl çevrilmişlerse Türkçeye de aynı yolla çevirilmeleri gerekitiğinden mevcut durumun bir görüntüsünü almak bir yol haritası çıkarmak açısından yararlı olur diyerek her bir masaüstüne teker teker bakalım. Aşağıda verilen oranlar Pardus'a özel oranlar değildir; herhangi bir Linux dağıtımı bu masaüstü ortamını alıp paketlediğinde karşılaşacağı oranlardır. Yani projelerin kendi resmi çeviri oranlarıdır.

KDE: Pardus'un öntanımlı masaüstü olan KDE'nin Türkçe çeviri oranı %84.49. Bu oldukça iyi bir oran sayılabilir ama hala her altı mesajdan birinin çevrilmemiş olması yapılacak çok iş olduğunu gösteriyor. KDE'de çevirilecek kelime sayısı 100 binin üzerinde.

LXDE: İlk üzerinde çalıştığımız masaüstü ortamı olan lxde sayesinde Türkçe çeviri eksikliğinin farkına vardık. Gönüllülere yaptığımız ilk duyuruda %79 olan LXDE Türkçe çeviri oranı bir günden kısa bir sürede %100'e ulaştı. Elbette LXDE ile KDE boyut olarak çok farklı projeler. LXDE'de 4500'ün biraz üzerinde kelime bulunuyor.

Enlightenment: Enlightenment da Türkçe çeviri konusunda yaklaşık olarak KDE ile aynı yerdeydi biz kendisiyle uğraşmaya başladığımızda. LXDE çevirilerine olan yoğun ilgiden cesaret alarak bir duyuru daha yaptık ve bugün itibariyle Enlightenment Türkçe çeviri oranı %98'e ulaştı. Çevrilmemiş sadece 68 mesaj kaldığından çok kısa bir sürede o da %100'e ulaşır diye düşünüyoruz.

Fluxbox: En sade ve hızlı masaüstlerinden biri olan Fluxbox'ın dil dosyaları diğerlerinden farklı olarak bir düz metin dosyasında bulunuyor ve internet üzerinden ortaklaşa çevirilmeye uygun değil. Mevcut çeviri yıllar öncesinde yapılmış ve oldukça eksik olduğundan bu dosyanın formatını değiştirip birlikte çalışabileceğimiz bir hale dönüştürüp çalışma sonuçlanınca tekrar fluxbox'ın kullanabileceği bir duruma getirmeyi planlıyoruz.

XFCE: XFCE çok kısa bir süre önce 4.8 sürümünü çıkardı ve bu yeni kararlı sürümün çeviri oranları yaklaşık %70 civarındaydı. XFCE çevirisi yapmak için önce sistemde bir kullanıcı oluşturmak, ardından çeviri listesine bunu haber vermek, en son olarak da Türkçe ekip koordinatöründen ekibe katılmak için yetki almak gerekiyor. Yapılacak çok iş varmış gibi görünebilir ama tüm bu işlemler yarım saat sürmüyor. Yeter ki siz katkı vermek isteyin, herkes kolaylaştırmaya çalışıyor işlemleri. Şu anki XFCE Türkçe çeviri oranı %74'e ulaştı.

GNOME: Gnome'un 2.32 serisi için Türkçe çeviri oranı %86 iken, merakla beklenen 3 serisinin %78'i Türkçeye çevrilmiş durumda. Çevresiyle birlikte düşünüldüğünde KDE kadar büyük bir proje olan GNOME tarafında yapılacak çok iş var. Örneğin GIMP ve ailesinin çevirileri henüz %17 seviyesinde. Nisan ayından sonra GNOME ile ilgili çokça yazacağımızdan şimdilik bu konuyu biraz öteleyebiliriz sanırım.

Kendi dilimize çeviri yapabilmek özgür yazılım dünyasından aldıklarımızın birazını olsun geri verebilmenin bir yoludur aslında. Sanki kendimiz yazmışız gibi bize verilen, büyük emeklerin karşılığı olan özgür yazılımlara çoğumuzun verebileceği tek karşılık onları Türkçeleştirmek. Kod desteği vermek, hata takip sistemlerine kayıt girmek, belgelendirme yapmak çoğumuzun ilgi alanı dışında ama kullandığımız bir programın menülerinde gördüğümüz İngilizce ifadeleri çevirmek kolayca yapabileceğimiz bir iş.

Özgür yazılım topluluğundan hep alıyorum, benim katkım hiç olmuyor diyenler; ben şu masaüstünü değil başkasını beğeniyorum diyenler; yukarıdaki masaüstlerini Türkçe kullanmamız sizlerin elinde. Yaklaşık bir buçuk ay sonra; 1 Mayıs'ta yeniden bir durum değerlendirmesi yazacağım bu konuda ve ne kadar yol katettiğimizi göreceğiz. Çok büyük bir ilerleme gerçekleştireceğimize inanıyorum.
18
Şub

Bu inceleme için hayli geç kaldım aslında. Zira 20 Ocak’ta 2011 sürümü yayınlanan, Linux dünyasının en keskin tırnaklı, en sivri dişli, en yırtıcı dağıtımını geç de olsa bir süredir aktif olarak kullanıyorum. Aslında bir açıdan bakınca bu gecikmiş incelemem iyi. Çünkü aceleci ve dolayısıyla ön yargılı bir değerlendirme yapmaktan da sakınmış oldum. 2007.3′ten 2008′e geçtiğimizde çok fazla sarsılmamıştık. Ekran kartlarımızın sürücülerini kolayca yüklememizi sağlayan görüntü yöneticisi bizleri epey sevindirmişti ama Kde3 serisi ile devam edildiğinden, en azından gözümüzün gördüğü çok değişiklik yoktu. 2008.2′den 2009′a geçiş ise hayli sarsıcı olmuştu. Kde dördüncü sürümüne yükselmişti ve bizi bambaşka bir masaüstü deneyimi bekliyordu.

2009.2′den 2011′e geçiş ise tam anlamıyla salladı bizi. Pardus biraz daha farklı göründü gözüme. Kde 4.4′ten 4.5′e geçilmesiyle sistemin genelinde görünen görsel hoşluk ve performans iyileşmesi bir yana, artık Pardus’un kişiliğini sergileyen unsurlar da daha bir dikkat çekiyor. Bu hızlı girişle filmin son sahnesini gördük. Gelin, şimdi en baştan başlayalım ve neler olmuş görelim.

Yeni Yalı…Pek yakışıklı…
Kalıp dosyamız artık 700MB’lik bir CD’ye sığmıyor. Kendisi artık 1.1GB büyüklüğünde bir DVD kalıbı. DVD’den başlayan sistemimizde ilk önce yakışıklı yırtıcının suretiyle karşılaşıyoruz. Durun!..Sisteminizin ayarlarıyla oynamayın. 2009 serisindeki Lal rengi 2011′de yerini gri/füme kombinasyonuna bıraktı. İşte bu yeni Yalı…Ya da benim taktığım ismiyle YAlışıkLI…

Yeni Yalı, ekran tasarımıyla, kullanılan renklerle öncekinden epey farklı, daha şık ve ağır görünümlü. Disk bölümlendirme ekranı hariç diğer ekranlar, önceki sürümden çok farklı değil ama disk bölümlendirme bambaşka bir hale bürünmüş. Ubuntu’dakine benzer, ağaç görünümlü bir disk yapısı var artık karşımızda. İlk defa kullanan, benim gibi orta halli bir kullanıcı için biraz şaşırtıcı bir deneyimdi. Birazcık duraksadım ama Ubuntu’nun kurulum ekranına aşina olduğumdan başardım. Ne varki Linux’a yeni başlayacak bir kullanıcı için yeni disk bölümleme ekranı biraz zor ve ürkütücü. Ne yapmalı nasıl etmeli bilmiyorum. Henüz önerebileceğim olgun bir şeyler yok kafamda. Eğer Lvm ve Raid gibi fonksiyonların da eklenmesi sebebiyle ağaç görünümünden vazgeçilemiyorsa belki de disk bölümlendirme ekranında sağlam bir kılavuz metin düşünülebilir hızlı bir çözüm olarak (Bu cümlemle taşı sevgili geliştiricilerimize değil biz gönüllülere atıyorum. Talep beklemeden, olası tasarım/içerik çalışmalarımızı hazırlayıp sunmamızda hiçbir sakınca yok, büyük faydalar var).

Her zaman her yerde…En büyük Kaptan!
Kurulumdan sonra sistemi ilk başlattığımızda daimi ev sahibimiz Kaptan karşılıyor bizi. Aslında Kaptan’ı eskiden beri gereksiz bulmuşumdur ama bu kez sanki (belki de yenilenen tasarımından dolayı) Pardus’u diğer dağıtımlardan farklılaştıran önemli bir özellik olarak gördüm ve sevdim. Kullanıcı ile Pardus arasında kullanıcı-kullanılan ilişkisi dışında farklı bir bağın da kurulmasına yardımcı olan Kaptan, Oxygen ile Milky 2 simge setleri arasında seçim yapmamıza da olanak sağlayarak, resmi ve gönüllü Pardus forumları ile e-posta listelerindeki “Milky güzel/değil” tartışmalarına da ebediyyen son vermiş. Bravo Kaptan!

Sütlü sütlü…Ohhh…Misss…
Biraz sönük kaldığını düşündüğüm Milky 1′den sonra Milky 2 son derece sıcak göründü gözüme. Simgeler artık daha hacimli görünüyor. Belki varsayılan klasör renginin sarı yerine mavi tonlarından biri olarak belirlenmesi daha iyi olabilirdi. Ama belki de klasörlerin Oxygen’e benzememesi, setin geneline sıcak renklerin hakim olması gibi kaygılar gözetilmiştir düşüncesiyle buna pek takılmıyorum. Tüm klasörlerin rengini aynı anda değiştirebilmenin yolunu bulmaya çalışacağım artık.

Milky 2 için bir öneri geliştirmek isteseydim, araç çubuğu simgelerinin daha da sadeleşmesini isterdim. Bespin temasının (depomuzda Bespin simge seti yok) simge setinde, pencerelerin araç çubuklarındaki düğmeler tek renk (siyah). Yine Ubuntu’da tecrübe ettiğim Faenza simge setinde de pencerelerin araç çubuklarındaki düğmeler tek renk (siyah). Bu tek renklilik, pencerenin görünümün sadeleşmesinde oldukça etkili ve son derece güzel bir görünüm yaratıyor.

Milky 2′nin kişiliği tamamen kendine özgü. Biraz daha ışıltılı bir simge seti kullanmak isteyenler ise Pardus 2011′le yüklü gelen Oxygen’i kullanabilirler.

Daha zengin ve yepyeni görünümlü bir Paket Yöneticisi
Pardus 2011′in paket deposu, yeni yayınlandığını göz önünde bulundurursak içerik açısından fena değil. Henüz Xfce masaüstü paketleri depoda değil. Onlar da katıldığında hatta Çomak Projesi tamamlanıp da Gnome paketleri de eklendiğinde gayet ele avuca gelir bir içeriğe kavuşacak.

Yeni paket yöneticimiz gayet gösterişli. Efektler, animasyonlar ve farklı pop-up pencereler kendisine oldukça hoş bir hava katmış. Paketleri, tüm paketler, kurulu paketler, kurulabilir paketler ve güncelleme paketleri şeklinde ayrı ayrı sekmelerde görebiliyoruz. Sistemin geneliyle görsel uyumluluğun sağlanması açısından, sekme kullanımı yerine standart araç çubuğu ve düğmelerin kullanılması belki daha hoş olabilir. Böylece, pencerenin sağ alt köşesine konumlandırılmış “Paketleri Kur/Kaldır” düğmeleri araç çubuğuna taşınabilir.

Kde 4.5 ve Oxygen pencere teması
Kde’nin 4.5.4 sürümü 2011′in performansına son derece olumlu etki etmiş. Masaüstü efektleri gayet akıcı çalışıyor ama daha iyi olabilir/olmalı. Bunda X sunucusu ve ekran kartı sürücülerinin de (ekran kartım Amd Radeon HD3850) muhakkak etkisi var. Umuyorum ki X ve ekran kartı sürücüleri kendilerini daha geliştirirler. Şimdilik Amd’nin sunduğu sahipli sürücü yerine açık kaynaklı sürücüyü kullanıyorum. Özellikle yüksek çözünürlüklü (1920x1080x25fps) video dosyalarının oynatılmasında daha performanslı gördüm.

Oxygen pencere temasını bir türlü sevemedim. Bana çok donuk geliyor. Temadaki tek ışıltı başlık çubuğundaki ışık efekti. Orta ya da Bespin temalarında olduğu gibi tüm pencereyi kaplayan bir gradyan Oxygen’e çok yakışırdı oysa…Ben Pardus’umda Bespin kullanıyorum. Hem Oxygen’e göre daha hacimli bir görüntü arzediyor hem Xbar’la uyumlu hem de kendi gölge motorunu değil masasüstü efektlerindeki gölge motorunu kullandığı için çok daha güzel bir gölge efekti sunuyor.

Ortaya karışık…Zengin uygulama menüsü…Clementine faciası…
Kde4′ün kullanışlı uygulamaları ve eksiksiz ofis seti Libre Office, Pardus 2011′le kurulumda geliyor. Dolayısıyla sistemi kurduktan sonra, müzik dinlemek, film izlemek, ofis dosyalarıyla çalışmak, Twitter hesabınıza masaüstünden erişmek, hatta internet günlüğünüze erişmek için uygulama kurmak zahmetine girmenize hiç gerek yok. Kurulumdan sonra hepsi elinizin altında. Ya e-postalarınız, takip edeceğiniz rss adresleri, kontak listeniz, notlarınız? Onlar için de Kontact hizmetinizde. Tek uygulama ile tüm bu iletişim ihtiyaçlarınızı son dere basit ve hızlı bir şekilde karşılayabiliyorsunuz.

Durun bitmedi. Adalar vapurundaki cevval satıcılar gibi…”Bunlarla birlikte”…Video düzenleme için Kdenlive, fotoğraf arşivinizi yönetmek ve resim dosyalarındaki basit düzenlemeler için Gwenview, profesyonel imaj düzenleme ihtiyaçlarınız için Gimp ve bilgisayar kullanma deneyiminize bambaşka tatlar katacak pek çok uygulama da Keskin Diş’in 2011 sürümünde…

Uygulama yelpazesinde beni hayal kırıklığına uğratan tek nokta Amarok yerine Clementine’in gelmesi oldu. Bunun sebebini bilmiyorum. Belki teknik açıdan geliştiricilerimizin işini kolaylaştıran avantajları vardır Clementine’in. Ama ne olursa olsun Clementine geçmişin izlerini taşıyor. Arayüzü Kde3 döneminden Amarok 1 serisi ile aynı. Görüntü itibariyle sistemin geri kalanı ile uyumsuz. Ayrıca podcast desteği yok. Gerçi Amarok 2 depoda var. İsteyen kurup kullanabilir. Ama depodan kurulan Amarok’u bir türlü Türkçe’leştiremedim. Temennim Türkçe Amarok 2′nin 2011.1′de aramıza geri dönmesi yönünde…Sistemin hep göz önünde olan lokomotif uygulamalarında yapılan değişiklikleri pek doğru bulmuyorum.

Görünen o ki çevik güzellik, 2011 sürümüyle dişlerini bilemiş. Çomak projesi ile de avına atılmak üzere iyice gerilmiş bir yırtıcı görünümünde…Koşmaya başladığında ne kimse kaçabilecek ne de birşey kurtulabilecek.

Son sözler…
Pardus’u kullanmalı mısınız? Maalesef buna ben cevap veremem. Pardus, kullanmadan asla tadamayacağınız bir deneyim vaadediyor. Şu ana dek Pardus kullanıcısı yaptığım arkadaşlarımın hiç birine Pardus’u tavsiye etmedim. Sadece yarım saat kullandırdım. Şimdi ise gayet mutlular. 2011 içinse bu süre 1 dakika. Yani bildiğiniz anlamda ilk görüşte aşk…

Aşık olmaya hazır mısınız? Buyurun o zaman. Pardus burada


7
Şub

Takıntı…Benimkisi gerçekten takıntı. Masasında kağıt olmayan bankacı gördünüz mü siz hiç? Var işte…Masası monitör, klavye, fare, telefon ve içinde firmalardan gelmiş evrakların bulunduğu bir havuzdan ibaret olan, iki telefonu masanın hep aynı yerinde (monitörün hemen altında) mutlaka birbirine paralel olarak duran, saplantılı bir bankacı. O benim… Bendeki bu düzen hastalığı sürekli olarak kullandığım Linux dağıtımlarını da kurcalamama sebep oluyor. Kullandığım uygulamaların arayüzlerinin basit ve sade olmasını tercih ediyorum. Eciş bücüş, onlarca simge, sağda solda, orada burada yazılar göz zevkimi feci halde bozuyor. Elimde olsa kullandığım bilumum uygulamaların üzerinde tek düğme bırakmayacağım ama o da biraz saçma olur be…

Bilgisayarımda hem Pardus 2011 hem de Ubuntu 10.10 kullanıyorum. İkisinin de tadını çıkarıyorum. Pardus üzerinde masaüstü ortamı Kde4 olduğundan ek uygulamalar kullanmadan pencerelerin her yerini kesip biçip kuşa çeviriyorum. Bespin temasıyla birlikte Xbar’ı da kurdum mu tamam oluyor (Xbar pencerelerin menü çubuklarını panele taşıyan ve MacOS X’teki gibi görünmelerini sağlayan küçük bir uygulama). Ne varki bir süredir Ubuntu kullanıyorum. Kız kardeşimin dizüstü bilgisayarına kuracağım Linux olarak onu seçmemle, kendi masaüstümde de kullanma isteği belirdi içimde. Kurdum gitti…

Ubuntu’da varsayılan masaüstü ortamı Gnome. Gnome Kde4 gibi kişiselleştirilebilirlik imkanları sunmuyor. Ancak bazı eklenti ve uygulamalarla ne kadar güzel kıvama gelebileceğini gözlerimle gördüm, bizzat tecrübe ettim. İstediğim özelleştirme için temel ihtiyaçlarım aşağıdaki gibiydi. Bakınız Ubuntu’ya neler yaptım.

Pencerelerdeki Menü Çubuklarını Panele Taşımak
11.04′le kurulu olarak gelecek olan Global Menu bu iş için biçilmiş kaftan. Kurup eklentiyi panele yerleştirdiğimiz andan itibaren tüm Gtk arayüzlü uygulamaların araç çubukları panele taşınıyor. Yalnız en yaygın Gtk arayüzlü uygulama (Firefox’tur kendisi) maalesef menü çubuğunu Global Menü’ye göndermiyor. Bu sorunun 11.04′te giderileceğine dair bir haber okudum. Umarım işe yarar. O zamana dek menü çubuğundan kurtulmak için Firefox’un Hide Menubar eklentisi harikulade bir çözüm. Eklentiyi kurduğunuz anda menü çubuğu arazi olacaktır. Görmek isterseniz klavyenizin tab tuşuna basmanız yeterli. Darısı Libre Office’in başına. O da Global Menü’ye direnenlerden…

Pencerelerin Araç Çubuklarını Sadeleştirmek
Menü çubuğundan kurtulduk ama araç çubuklarımız da hala kalabalık. Gnome’da maalesef Kde’deki gibi araç çubuklarını doğrudan sadeleştirme, istediğimiz düğmeleri ekleyip çıkarma imkanımız yok. Nautilus bu yüzden özelleştirilemez durumda. Bunu aşmanın ve Nautilus’a sade ve şık bir görünüme büründürmenin yolu nautilus-elementary temasını kurmaktan geçiyor. Aşağıdaki komutları terminalde sırasıyla verirsek nautilus-elementary’yi kuracağız.

sudo add-apt-repository ppa:am-monkeyd/nautilus-elementary-ppa
sudo apt-get update
sudo apt-get dist-upgrade
nautilus -q

Bu kodlardan sonra Nautilus daha şık. Ayrıca bazı sürprizleri var. Resimlerinizin olduğu bir klasördeyken F4′e bir basın bakalım, karşınıza ne çıkacak.

Parlak Bir Pencere Teması Kurmak
Ubuntu’nun maalesef bir türlü tutturamadığı bir şey bu. Hep kahverengi, turuncu renkli pencere temaları geliyor sistemle. Oysa açık renkler sistemi daha bir başka gösteriyor sanki. Açık renkler pencere gölgesiyle kontrast oluşturduğundan, pencereleri gerçekten havadaymış gibi gösteriyor. Derinlik hissini arttırıyor. Ayrıca beyaza yakın renkler, sadeliği destekleyen bir etki yaratıyor. Tüm bu özellikleri taşıyan harika bir pencere teması keşfettim: Orta. Haydi kuralım Orta’yı. Buyurun terminale.

sudo add-apt-repository ppa:nikount/orta-desktop
sudo apt-get update
sudo apt-get install orta-theme
sudo apt-get install orta-emerald-decorators
sudo apt-get install orta-xfwm4-decorators

Şimdi Ubuntu’nun iki renkli temasından kurtulduk. Orta temasının da kendine has özelleştirme ayarları var. Bu ayarlara, Panel>Sistem>Tercihler menüsünden ulaşabilirsiniz. Temanın kendi yapılandırma uygulaması oraya yerleşecektir.

Güzel Bir Simge Seti
Söz konusu Ubuntu ise favorim Faenza. Harikulade bir set. Ubuntu ile de son derece uyumlu. İçinde de son derece güzel simgeler var. Setin tamamını sisteminizde kurulu diğer simge setleri ile birlikte /usr/share/icons dizini altında inceleyebilirsiniz. Faenza’yı terminalde aşağıdaki kodları girerek sisteminize kurabilirsiniz.

sudo add-apt-repository ppa:tiheum/equinox
sudo apt-get update && sudo apt-get install faenza-icon-theme

Kıpır Kıpır Bir Rıhtım
Pencerelerin listelenmesi için standart paneldeki pencere listesini kullanmayı pek tercih etmiyorum. Compiz-Fusion’la birlikte çalışan Cairo-Dock benim için daha cazip. Özelleştirilebilme yetenekleri gerçekten harika. Üzerindeki simgelerin efektleri çok güzel. Oynayıp duruyorsunuz. Faenza simge seti de Cairo-Dock üzerinde etkinleştirildiğinde sistemin geri kalanıyla son derece uyumlu bir rıhtımınız oluyor. Üstelik uygulamalarınızın yeri hiç değişmediği için zaman içinde rıhtım kullanımı, standart panel kullanımından daha kolay gelmeye başlıyor.

Sonucu resimleri büyüterek daha net görebilirsiniz. Gerçekten güzel oldu.


16
Oca

Soğuk bir Ocak akşamında (dün) Beşiktaş’taki Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Pardus’un arkasından konuştuk, tüm konuştuklarımızın ve yaptıklarımızın kaydedildiğini umursamadan…Pardus’un, kullanıcıları gözündeki yerinin ve kullanıcı beklentilerinin tespit edilmesi açısından son derece faydalı ve pek keyifli bir oturum oldu. Toplantıda, Pardus’a başlama ve kullanma sebeplerimizden, yapısı, sağladıkları, sağlayamadıkları ve yaygınlaştırılmasına kadar pek çok konuda konuştuk. Öyle hissettim ki biz Pardus gönüllüleri 17.878.962 toplantıya daha katılıp Pardus’u sonsuza dek anlatma eğilimine sahibiz. Bu güzel…

Oturumda sorulan sorular, verilen cevaplar, o cevaplardan bir veri yığınının oluşturulması ve bir sonuca varılması, değerli hocamız Sn.İlker Berkman ve ekibinin uzmanlık alanı olduğundan, içerikle ve kişisel değerlendirmelerimle ilgili herhangi bir paylaşımda bulunmayı doğru bulmuyorum. Şunu söyleyebilirim ki bu oturum belki de İlker Bey’den ziyade bana faydalı oldu.

Pardus’la ilgili hem objektif diyebileceğim hem de ön yargı görünümündeki fikirlerimi muhakeme etme şansını buldum. Kendimi İlker Bey’e anlatmak isterken kendime de anlattım galiba. Bundan sonraki çalışmalarımda (taciz ve eylemlerim de diyebiliriz) izleyeceğim yordamlar konusunda enerji tasarruflu bir ampul (malum, maksimum parlaklığa biraz geç ulaşıyor) kafamda yandı gibi.

Evet…Gerçekten keyifliydi. Bu arada, eşimin ısrarlı hatırlatmaları sebebiyle, fotoğrafa dikkatli dikkatli bakması muhtemel okuyucularım için küçük bir not düşmek istiyorum. Sevgili eşimin karnı fazla kilo değil 4 ay sonra dünyaya gelecek minik oğlumuz Erdem sebebiyledir :) .

Unutmadan, altını çizmek istediğim bir noktaya da dikkat çekmeden edemeyeceğim. “Özgür yazılım para kazandırır mı?” diye soranlara verecek cevabımız da hazır artık:

Parayı dert etmeyin. Kullanın yeter :) .


15
Oca

Pardus’ta açıp kullandığım yazılımların ara yüzlerinin sade olmasını tercih ediyorum. Sık kullanmadığım düğmelerin sürekli gözümün önünde durması beni rahatsız ediyor. Açık olan yazılım penceresini gereğinden fazla kalabalık ve dağınık gösterirken, aslında o pencerede ulaşmak istediğim unsurların (Dophin’deki klasörler veya Firefox’taki internet sayfaları) geri planda kalmasına sebep oluyor. Qt tabanlı yazılımlarda bu sorunu, KDE’nin muhteşem özelleştirilebilirlik imkanları ve Bespin pencere temasıyla birlikte kullandığım Xbar plasma programcığı ile aşıyorum ama Firefox gibi Gtk tabanlı uygulamalar ne yazık ki Bespin tarafından giydirilemiyor ve Xbar da işlevsiz kalıyor.

Bu durumu çözüp, Firefox’u sistemin genel görünümüne biraz olsun uydurabilmek, benzetebilmek için binbir farklı şey denedikten sonra nihayet aşağıdaki iki Firefox eklentisinde karar kıldım.

*Strata Reloaded teması ve
*Compact Menu 2 eklentisi.

Bu iki eklentiyi kurup sistem ayarlarından pencere kenarlığı rengini de Strata Reloaded temasının rengine çevirdiniz mi bütünleşik görünümlü, şık sekmeli, araç menüsünden arınmış (tüm menü küçük bir dünya simgesine dönüşecek) sade bir Firefox’unuz olacak.

Firefox 4′ü kullanmaya başladığımızda bunlara gerek kalmayacak ama herhangi bir sebeple Firefox 3.5 serisini kullanmaya devam edecek kullanıcılar için bu minik paylaşım da elimizin altında bulunsun istedim.


13
Oca

Değerli arkadaşlarım, hatırlayacaksınız burada, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Tasarımı Bölümü öğretim görevlisi Sn. İlker Berkman’ın davetini sizlerle paylaşmıştım. İlker Bey’in Pardus Kullanıcıları e-posta listesine duyuru yaptığı esnada tarihi belli olmayan toplantının zamanı netleşti. Bu hafta sonu,15 Ocak Cumartesi saat 17:00′de Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü’ndeyiz…”Bu toplantı neyin nesidir? Neyi amaçlar? Ne yapacağız?” gibi sorularınızın yanıtları için burayı okuyabilir, hem bilgi almak hem de katılım organizasyonu için iberkman[at]bahcesehir.edu.tr e-posta adresi ile İlker Bey’le temasa geçebilirsiniz.

Deneyimlerimizi paylaşıp, daha gelişmiş bir Pardus’a katkıda bulunmak için orada olacağız. Bekliyoruz.


1
Kas

ÇoMaK hakkında ilk duyuruyu yaptıktan sonra masaüstü ortamlarının Pardus'taki mevcut durumlarını çıkarmakta fayda var diye düşünüyorum. Aşağıda her birine ayrı ayrı bakıldığında tümünün bir şekilde Pardus'ta kullanılabildiği görülecek. Zaten bu proje ile hedeflenen masaüstü ortamlarının paketlenmesinden çok (elbette gerektiği durumlarda o da yapılacak ama) Pardus teknolojilerinin KDE dışındaki masaüstü ortamlarında da verimli bir şekilde kullanılabilmesi. Şimdi bakalım hangi masaüstü ortamında neredeyiz.

Pardus ilk sürümünden itibaren bir KDE dağıtımı olduğundan KDE'nin Pardus üzerinde oldukça başarılı çalıştığı söylenebilir. En iyi KDE4 dağıtımı olduğu yönündeki yazıları siz de okumuşsunuzdur. KDE paketleri son sürümde tutuluyor, sıkça güncelleniyor. Pardus teknolojileri sıkça KDE araç ve kitaplıklarını kullanıyor. Geliştiricilerden Gökçen Eraslan ve Gökmen Göksel aynı zamanda KDE geliştiricisi. Tam zamanlı Pardus geliştiricisi olarak çalışanlar arasında neredeyse her dönem KDE geliştiricisi olanlar bulunması Pardus'un çok başarılı bir KDE dağıtımı olmasında önemli bir etken.

En fazla tercih edilen iki büyük masaüstünden biri olan Gnome için Pardus paketleri depolarda bulunmuyor olmasına rağmen özgür yazılımın güzel taraflarından biri olarak gönüllüler tarafından bağımsız olarak paketleniyor ve kullanılıyor. Dönem dönem farklı kişi ve gruplar tarafından başlatılan Pardus üzerinde Gnome çalıştırma projelerinden en uzun soluklu olanlı bir Pardus geliştiricisi olan Burak Çalışkan'ın tek başına sürdürdüğü projedir. Gnome masaüstü ortamı depolarda bulunmasa bile bir çok Gnome/GTK kitaplığı ve aracı depolarda mevcut.

Enlightenment Pardus'un KDE'den sonra kararlı depolarına aldığı ikinci masaüstü ortamıdır. H. İbrahim Güngör tarafından paketlenen Enlightenment çok hızlı ve hafif olduğu için cep telefonu gibi mobil cihazlarda dahi kullanılabilmektedir. Bir çok büyük Linux dağıtımında paketleri bulunuyor.

Son derece sadece ve hızlı bir masaüstü ortamı olan XFCE Pardus Katkı deposunda bulunuyor. Paketlerin önemli bir kısmı Gökmen Görgen, kalanı ise Mete Bilgin tarafından sürdürülüyor. Kurulup kullanılabilmesi için katkı deposunu paket yöneticisine eklenmesi yeterli.

LXDE de pek çok seveni bulunan masaüstü ortamlarından biri. Cihan Okyay tarafından katkı deposuna kısıtlı sayıda paketi alınmış olan LXDE'nin diğer bileşenleri review sürecini bekliyorlar. LXDE bileşeninin bakıcılığını ben yapıyorum. Kurulup kullanılabilmesi için katkı deposunu paket yöneticisine eklenmesi yeterli.

Fluxbox, Pardus Katkı deposunda bulunan son pencere yöneticisi. Kısıtlı donanım kaynağı olan bilgisayarlarda kullanılabilecek Fluxbox'ın yeni bakıcısı Mesutcan Kurt. Kurulup kullanılabilmesi için katkı deposunu paket yöneticisine eklenmesi yeterli.
16
Ağu

Eğer Windows ya da Mac OS’tan Linux’a yeni geçtiyseniz, alışmanız gereken yeni bir kavram var demektir. Bu kavram masaüstü ortamıdır. Masaüstü ortamı, herşeyin kodlarla da yapılabildiği Linux sistemlerde, işlerimizi grafik arabirim kullanarak yapabilmemizi sağlar. Bu kavramı öğrendiğinizde Linux’un ne kadar ucu bucağı olmayan, sınırsız gelişime açık bir yapı olduğunu anlamanız daha da kolaylaşacaktır. Şimdi adım adım,, masaüstü ortamının ne demek olduğunu ve türlerini öğrenelim. Kavramın adından yola çıkarak, eğlenceli bir benzetme ile açıklamaya çalışacağım.

Bir masa hayal edin. Tahta bir masa…Üzerinde beyaz üstüne kırmızı puantiyeli bir örtü olsun. Örtünün üzerinde daire şeklinde tabaklar, kısa kalın bardaklar, gümüş kaplı çatallar ve üzerinde ayıcık resimleri olan peçeteler olsun.

Şimdi bir masa daha hayal edin. Bu masa da tahta…Diğeriyle aynı ağaçtan yapılmış. Üzerinde beyaz üzerine mavi kareli bir örtü var. Örtünün üzerinde de kare şeklinde tabaklar, ince uzun bardaklar, krom çatallar ve düz beyaz peçeteler var. Ek olarak bir de ortada bir sürahi var.

Birbirinden farklı iki masa…Özleri aynı. İkisi de aynı ağaçtan yapılmış. Ama üst görüntüleri farklı. İkisinde de amaç aynı ama kullanılan araçlar ve görüntü farklı. İşte Linux masaüstü ortamları böyledir.

Tahta masa Linux çekirdeği ise üzerindeki her türlü aksesuar da masaüstü ortamıdır. Masa örtüsü, kullanılan masaüstünün teması, masadaki her türlü aksesuar da işlerimizi yaparken kullandığımız, o masaüstü ortamı bünyesinde geliştirilen yazılımlardır. Bu komik örnekle durumun temelini aktarmayı başarabildiğimi ümidederek şimdi konuyu biraz daha spesifik bir hale getirmeye çalışacağım.

Linux’ta belli başlı masaüstü ortamları Kde, Gnome, Xfce ve Lxde’dir. Aslında birbirinden farklı başka  masaüstü ortamları da var. Ben en yaygın olanları saydım. Bu ortamların her birinin farklı görüntüsü ve farklı ön tanımlı yazılımları var. Örneğin Gnome ortamında müzikçalar olarak kullanılan yazılım Rytymbox iken Kde altındaki Amarok…Bir diğer ayırdedici unsur, masaüstü ortamlarının görüntüleridir. Kde, daha süslü, efekt destekli bir çalışma ortamını tercih ederken, Gnome ve Xfce nisbi olarak daha sade bir görünüm sergilerler. Tabi masaüstlerinin varsayılan halleriyle kullanıldığı, Linux dünyasında pek ender görülür. Kullanıcılar, tercih ettikleri masaüstü ortamı ne olursa olsun, onu kişiselleştirmeye meyillidirler. Bu yüzden birbiri ile aynı görünen Linux masaüstü bulmak zordur.

Bu ortamların yazılım ve görünüm tercihleri, performanslarını da etkiler. Dördüncü sürümüyle Kde, en çok sistem kaynağına ihtiyaç duyan masaüstü ortamıdır. Ama tedirgin olmayın. Diğerlerine kıyasla daha fazla sistem kaynağına ihtiyaç duymasına rağmen, asla Windows Vista ya da Seven gibi donanım oburu değildir. Tüm görsel efektleri ve işlevsel fonksiyonları etkinleştirildiğinde dahi ortalama bir işlemci ve 2Gb bellekle rahatlıkla çalışır. Hatta referans almak isteyen okuyucularıma aşağıdaki sistemde Kde4′lü Pardus 2009.2′nin harikulade çalıştığını da söylemiş olayım.

İşlemci         : Amd Mobile Sempron 1.8Ghz 512Kb ön bellek
Bellek            : 2GB 333Mhz Ddr
Ekran Kartı : Ati Radeon X200 128MB
Sabit Disk    : 80GB 4500rpm 2MB ön bellek

Gnome, Kde4 gibi süslü püslü olmamakla birlikte oldukça sade, kullanımı ferah ve uzun süredir sürüm atlaması yaşamadığından son derece kararlı bir alternatiftir. Kendi bünyesinde görsel efektler içermez ama Compiz Fusion’la müthiş uyumludur. Halihazırda Compiz Fusion’un efektleri, kendisini örnek alan Kde4′ün efektlerinden çok daha canlı ve akıcıdır. Yukarıda konfigürasyonunu verdiğim bilgisayarı Gnome masaüstünde çalışan Ubuntu Linux ile de kullanıyorum. Sanki Kde4′lü Pardus’tan biraz daha rahat çalışıyor gibi görünüyor.

Xfce, sadeliği hedef almış bir masaüstü ortamıdır. Bu sebeple içerdiği öntanımlı yazılımlar ve görünüşü de sistem kaynaklarını çok fazla tüketmeyecek bir tarzdadır. Düşük konfigürasyonlu bilgisayarlara hayat vermek için iyi bir seçenektir. Bunun bir adım ötesi Lxde’dir. Bir kez Mandriva’yı Lxde ile kurarak denemiştim. Performans için biçilmiş kaftan. Ne varki görsel açıdan pek bana hitap etmedi. Xfce, Lxde’ye göre daha güzel. Üstelik varsayılan olarak pencere ve menü gölgesi gibi kompozite özelliklerini de destekliyor.

Tüm bu farklılıklarına rağmen saydığım tüm bu masaüstlerinde Compiz Fusion’un kullanılabildiğini de belirtelim. Yani hangisini seçerseniz seçin, görsel olarak bir handikap yaşamayacaksınız. Gördüğünüz üzere, Linux’ta seçenek bol, seçmek zor. Sürekli makyajlanan aynı Windows’u kullanmaktan sıkıldıysanız, Linux’ta masaüstü çeşitleri açık büfe…Denemeye bekleriz.


22
Tem

Nihayet Mandriva 2010.1 kurulumunu yaptım. Ama kurarken farkettim ki bu yapacağım kurulumların ilkiymiş. Hani hep deriz ya Linux dünyasında çeşitler sınırsızdır, istek ve ihtiyaçlarınıza göre yüzlerce alternatif bulabilirsiniz diye…Mandriva’yı kurmak da bunun gibi birşey. Çeşit çeşit. Bir kere Mandriva kurulumu için mutlaka Free DVD versiyonunu kullanmanızı önemle tavsiye ediyorum. One CD’ler aynı eğlenceyi vermeyecek size. Free DVD’yi indirin, sonra da çeşit çeşit kurun.

Bu çeşit çeşit kavramını biraz açarak durumu netleştirmeye çalışalım. Ülkemizde en bilindik dağıtımlardan alışageldiğimiz üzere; genellikle dağıtımımızı belli bir masaüstü ortamıyla oluşturulmuş bir kalıp olarak indiririz. Tabi 700MB’lik bir CD kalıbı indiriyorsanız bu biraz da zorunluluktur. Zira 1 CD içerisine hem birden fazla masaüstü ortamını hem de istenen yazılımları sığdırmak zordur.

Mandriva Free DVD ise, adı üstünde bir DVD kalıbı olduğundan (boyutu 4.3GB) içinde birden fazla masaüstü ortamına ve pek çok yazılıma yer verebiliyor. Tabi kurulum süreci de buna göre özelleştirilmiş durumda. Kurulum ekranında, KDE4, Gnome, Xfce veya Lxde masaüstü ortam seçimlerini sunuyor bize. İstediğimizi seçip onunla sistemimizi kurabiliyoruz. Bitmedi…Eğer istersek kurulacak paketleri elle tek tek seçebilmemiz de mümkün. Örneğin; Gnome masaüstünü kurarken, müzik çalıcı olarak Rythymbox’ın kurulmamasını sağlayabiliyoruz. Bu seçenek imkanı, sistemi kurduktan sonra, istemediğimiz yazılımları sistemden kaldırma zahmetinden kurtarıyor bizi.

Bu özelliği yüzünden Mandriva’yı sanırım bu akşam tekrar tekrar kurup kafayı yiyeceğim. Korkarım yarın akşam da durumum pek farklı olmayacak. Bu gerçekten çok eğlenceli. İlk olarak Lxde masaüstü ortamı ile sistemi kurdum ama pek beğenmedim. Şimdiye kadar kullanmaya alıştığım süslü püslü KDE4 ve Compizli Gnome’dan sonra biraz sönük geldi. Ama sadece görsel açıdan…Performans açısından gerçekten de hızlı olduğunu söyleyebilirim.

Sahip olduğum bilgisayar konfigürasyonu, Amd Athlon X2 4600+ işlemci, 2GB 800Mhz veriyolu hızında bellek ve 512MB bellekli 256bit bir Ati Raden Hd 3580 içeriyor. Bu sebeple Kde4 veya Gnome dışındaki masaüstü ortamlarına pek ihtiyaç duymuyorum. Ama önümüzdeki günlerde, kayın biraderimin P4 işlemcili, 512MB bellekli bilgisayarında Lxde ve Xfce denemeleri yapıp ayrıntılı inceleme sonuçlarını paylaşıyor olacağım.

Ama asıl istediğim KDE4 ile Mandriva’yı tecrübe etmek. Onu en sona saklıyorum. Çünkü büyük olasılıkla kalıcı olacak. Özellikle Bespin pencere temasının Translucent Windows özelliğini denemek için sabırsızlanıyorum. “Bespin de ne?”, “Translucent Windows kimdir?” diye sorular geldiyse aklınıza, ayrı bir yazının konusu olabilecek kadar zengin içerikli bir pencere teması olan Bespin (kanımca KDE4′ün varsayılan pencere teması Oxygen’in en büyük rakibidir) için “azıcık sabır” diyorum.


6
Eki





Pardus'a geçtim geçeli sürekli arayış içindeyim. Pardus ile birlikte Kde4 ve Xfce kullandım.

Birde Gnome kullanayım dedim ve gnome 'yi kurdum. İlk başta biraz alışmak için zorluk çeksem 

de, ayar çekmekte zorlansam da sonunda yapmak istediğimi başardım. Ekran görüntüm:

Evet. Eğer Oxygen simge seti kullansaydım Pardus 2008 li Kde3.5' e benziyor olacaktı. 

Bu haliyle bile biraz benziyor. Sizde bu masaüstüne sahip olmak için şu adımlar ile 


Gnome 'yi kurun.

1- sudo pisi ar gnomeproject http://pardus-gnome.prj.be/pisi-index.xml.bz2 -y

 Yukarıdaki komut ile depoyu ekleyelim.







2- sudo pisi it -c gnomeproject.base -y


Yukarıdaki komut ile paketleri kuralım.


 


Paketler kurulduktan sonra bilgisayarımızı yeniden başlatalım. Sonra kdm ekranında (Giriş ekranında) sol altta yuvarlak ve içinde çizgiler olan düğmeye tıklayıp gnome 'yi seçiyoruz ve kullanıcı adınızı ve şifrenizi girip oturumumuzu açıyoruz. Gnome 'niz hayırlı olsun.








Oxygen simge seti ile Gnome
Yukarıdaki gibi masaüstüne sahip olmak için gerekli temel Gnome paketlerini kurduktan 

sonra ilk olarak yapmamız geren şeyler panelimizi ayarlamak. Bunun için ilk önce alttaki 

panelinizi silin. (sağ tıkla> bu paneli sil)
Sonra yukarıdaki panelinizde uygulamalar yerler masaüstü diye yazan yere sağ tıklayıp 

kaldır diyoruz. Sonra panelde sağ tıklayarak Panele ekle seçeneğini tıklıyoruz ve bir 

pencere geliyor. Bu pencereden Ana menü 'yü ekliyoruz. Tekrar bu pencereden görev yöneticisini

ekliyoruz fakat ismi görev yöneticisi diye geçmiyor. İsmi Pencere Listesi. 

Daha sonra pencere listesinid e panele ekliyoruz. Sonra Masaüstünü Gösteride panele ekliyoruz 

ve isterseniz yukarıya koyduğum resimdeki panel gibi yerleştiriyoruz.

 

 








Paneli Boyutlandırma ve Saydamlaştırmak
Paneli boyutlandırmak içinde panele sağ tıklayıp Özellikleri seçerek, seçtikten sonra 

çıkan pencereden boyut: yazan yerden boyutunu ayarlayarak boyutlandırmış oluruz. 

 








Saydamlaştırmak içinde yine aynı pencereden Arkaplan sekmesine tıklayarak Sabit rengi 

seçiyoruz ve Stil 'den matlığını ayarlıyoruz. 









 




 

 





Pencere, Simge ve imleç seçimi
İlk önce menüyü açıp Sistem > Tercihler Görünüm penceresini açıyoruz.





 




Buradan bir Özelleştir 'i seçiyoruz ve Simgeler sekmesine geliyoruz ve istediğimiz simgeyi 

seçiyoruz. Daha sonra Belirteç sekmesini açıp istediğimiz imleç temasını seçiyoruz. 

Ve kapatı seçip çıkıyoruz. 





 




 


Yararlı Bilgiler  






1-Menu simgesini değiştirmek






Bunun için konsulu açıp” su - “ (tırnaksız) komutundan sonra root parolasını giriyoruz ve ardından dolphin yazıyoruz. Dolphin açıldıktan sonra adres çubuğunda /usr/share/icons/ kullandığımız_simge_seti/ boyut_seçip/places/ adresine gidiyoruz. Burada şu isimdeki resmi buluyoruz. start-here-kde.png isimli resmi bulup start-here.png ismi ile değiştiriyoruz.  


NOT: İsmini değiştirdiğimiz resmin ismineden bir tane daha resim olduğunda birini değiştirmeden önce ismini hatırlamak için ismini değiştiriyoruz. Örnek: start-here-kde.png yi start-here.png ye çevirirken start-here.png resminin ismini şu şekilde değiştirerek start-here-1.png yaparak diğer resmin ismini değiştiriyoruz.Böylece resimleri bir birinin üzerine yazmamış oluyoruz.

İsimlerini değiştirdikten sonra yukarıda anlattığım gibi Simge seçimini 

açıp başka bir simge açıyoruz sonra tekrar değişiklik yaptığımız simgeyi açıyoruz 

ve böylece değiştirdiğimiz resmi aktif ettiriyoruz.


Umarım anlatabilmişimdir.:)




27
Oca
Linux camiasının önde gelen isimlerinden Linus Torvalds, ComputerWorld isimli Avusturalya dergisiyle yaptığı söyleşide eski bir KDE kullanıcısı olduğunu ama KDE 4.0 ile birlikte Gnome'a geçtiğini açıkladı. Linus amcamıza göre KDE istediği gibi bir ilerleme kaydetmemiş, yanlış yolsa sapmış bu yüzden bir süre Gnome kullanacakmış. Linus kararını şu şekilde açıklamış :

"I used to be a KDE user. I thought KDE 4.0 was such a disaster I switched to GNOME. I hate the fact that my right button doesn't do what I want it to do. But the whole "break everything" model is painful for users and they can choose to use something else.

I realise the reason for the 4.0 release, but I think they did it badly. They did so may changes it was a half-baked release. It may turn out to be the right decision in the end and I will re-try KDE, but I suspect I'm not the only person they lost."

Ben Pardus dışında bir dağıtımı denemediğim için Gnome nasıl birşey bilmiyorum. Daha çok kişinin kullandığını duydum. Tahminimce Gtk ile oldukça yaratıcı projeler geliştiriliyordur. Ubuntu Cd'si istemiştim, o elime ulaşınca sanırım Gnome nedir öğrenirim.