8
Tem

Linkedin profilimi takip edenleriniz fark etmiştir: 1 Temmuz itibarı ile Uygun Teknoloji‘deki görevimden ayrıldım. Bugün, yaklaşık 10 aydır çalıştığım Uygun Teknoloji‘nin Beşiktaş’taki ofisine istifa dilekçemi vermek için gittim. Artık resmi olarak Uygun Teknoloji’den ayrılmış bulunmaktayım.

Ayrılma sebebim; Ağustos’ta askere gidecek olmam. Evet, askere gidiyorum. En başlarda [...]

4
Tem

Sonunda dergimiz yayınlandı. Güzelde oldu :) Bir sonraki sayı Pardus 2009 özel sayısı olacak. Editör kim olacaksa şimdiden kolay gelsin diyelim. Bu sayıda bir hatamız olduysa affola, destek veren herkese teşekkürler. Eminim attığımız bu adımların devamı gelecektir. Türkiye de özgür yazılımın tanıtılmasında emeği geçen arkadaşlar insanların ön yargılarıyla çarpışırken Özgürlükiçin gibi toplulukların arkalarında olduklarını bildikleri zaman daha şevkle çalışacaklardır. İyi ki varsınız. İşte bu sayının içeriği ve adresleri:


Özgürlükİçin e-dergi Temmuz 2009 - Sayı: 15
Editör: Ceyhun ALYEŞİL

İndir:
300 dpi (24.1 MB) 96 dpi (5.0 MB)

Haberler
Özgür Pençe (Aydın GÜNDÜZ)
İş Modelleri Açısından Özgür Yazılım Lisansları (Erkan TEKMAN)
Deluge ile İnternet'i Keşfedin (Ceyhun ALYEŞİL)
Mount Manager ile Sabit Disklerinizi Bağlayın (Serkan SEÇKİN)
Stopmotion (Şaban KUŞ)
Ağınızı denetim altında tutun: WireShark (Utku ULUŞAHİN)
Geleceğin Parlak Standardı: SVG (Anıl ÖZBEK)
Inkscape Dersleri - 2 (Ali Erkan İMREK)
Komut Sistemi - Temel Programlar ve Komutlar (Muratcan ŞİMŞEK)
Algoritma ve Akış Diyagramları (Mehmet PEKGENÇ)
OpenOffice.org Veritabanı: Hesaplanabilir Alan Oluşturmak (Mehmet PEKGENÇ)
OpenOffice.org ile Üç Boyutlu Çizimler (Mehmet PEKGENÇ)
Basit ve Kullanışlı Gimp Bilgileri (Şaban KUŞ)
Üç Boyutlu Silah Oyunu: Nexuiz (Fahri DÖNMEZ)
TeeWorlds ile Eğlenceye Zıplayın (Taha Doğan GÜNEŞ)
Tarayıcı Oyunları (Ceyhun ALYEŞİL)
Bir Simge Setinin Hazırlanışı (Işıl POYRAZ)
Röportaj: "Pardus'un bir kültürü ve iddiası var." (Banu ÖNAL)
Özgür Bir Adamın Hikâyesi (Ceren ÇALICI)
Son Sayfa
23
Haz
Bu sabah kardeşime bir tane netbook aldık. Bir kaç yıldır onda olan benim eski eski notebook'um böylelikle geri dönmüş oldu. Sunucu üzerinde Ubuntu kullanacağım için üzerine Ubuntu kuruyorum. Yerel ağ kurup bu bilgisayara bağlayacağım biraz güncelleme, biraz düzenleme ve kurcalama ile temel kullanımına alışmayı amaçlıyorum. Eski bilgisayar fazla işime yaramaz herhalde ama en azından torrent indirme ve bazı uygulamaları test etmek için kullanabilirim. Sunucuda kullanacağım paketleri indirip kurcalayacağım tabi tatilde fırsat bulursam. :) Yarın Allah'ın izniyle yola çıkmış olacağız. Memlekete gidiyoruz tabi ki. Çok özledim köyü falan. Havası bir başka ya! Ben sevmezdim böyle köyü falanda orada ki evin inşaatına yardım etmek için inip çıkarken alıştım. Havası serin, sessiz sakin bir mekan. Dere akıyor, bahçeden taze meyveler alıyorsunuz. Ormanda kuş sesleri, mükemmel bir manzara. Canın isteyince in çarşıya sahilde gez, toz. Festivale git ondan sonra denize git yüz. Ohhhh :D Bizim tarafın fotoğrafları yok ama Şavşat maceramızın resimleri şurada mevcut. Bizim orada fotoğraf çekmek yerine kameraya kayıt ediyoruz. Onları CD'ye çektirmedik çektirsek de internette yayımlamak için üzerinde biraz düzenleme yapmam gerekir. Ama şöyle diyeyim silah, aksiyon, heyecan, korku her şey oluyor :D

Geçen sene kısa bir film çekmeye niyetlenmiştim. Bu sene neyle dönerim bilmiyorum. Büyük ihtimal hikayemi bitireceğim. Bu yüzden sunucu nasıl kurulur, ayarlanır falan geldikten sonra denerim. E-Dergi için çalışmalar sürüyor onun için çoğu tatilden daha fazla internet'e gireceğim. Çok güzel bir sayı oluyor. Milky'nin yaratıcısı sevgili Banu Önal ile harika bir röpörtaj yapıldı. Çok fazla bilgi vermek istemiyorum ama son zamanlarda okuduğum en keyifli en doyurucu röportajlardan birisi olduğunu söylemeliyim. Normalde dergi tasarımlarından çok içerikle ilgilenirim bu sayıda editör olduğum için diğer unsurlara da dikkat ediyorum. Sağ olsunlar Artistanbul ekibi yine harika bir iş çıkartıyor. Böyle iyi bir ekiple çalışınca bir şey söylemenize gerek yok. Her şeyi hallediyorlar :)

Sıcaklar yedi bitirdi beni. Özgür yazılım dünyası şu küresel ısınmaya da el atsa ya? Bugün bir sitede haber gördüm iki tane İngiliz küresel ısınma yok, doğal gıdalar sağlıklı değil, kutup ayıları da ölmüyor konu başlıklarını içeren bir kitap çıkarmışlar. Eyyy gidi bicepe! Hani sadece küresel ısınma hakkında yazsalar neyse de gıdalara falan da laf atınca pek inanasım gelmiyor. Fikir savaşlarında bazı kalemler kullanılabiliyor. Çevrecilerle büyük şirketlerin kapışmasında bazen böyle garip eserler toplumu doğru yoldan çekmeye çalışıyor. Herkesi ikna edemeseler bile ellerinde ki medya gücüyle ufak ufak insanların aklını çeliyorlar. Özgür yazılım severlerin de bu tarz politikalara karşı uyanık olmasından fayda var. İnsanlık için yeterince mücadele edebilirsek uzaylıları da Linux ile tanıştırabiliriz! (başlık böyle bağlanır)
20
Haz

Girdik bir kere uğraşıp duracağız. Yarım saat önce tasarladığım sistemi test edeyim dedim, patladı. Bundan böyle kendime not edeyim Web sitesi falan programlarken aşama aşama uygulamaları test edeceğim sonra vallahi bulunmuyor neyin hataya sebep olduğu. Neyse yarım saat modelleri falan oluşturduktan sonra halletim gibi. Şimdilik uygulamamızın haberler kısmı, anketi ve statik sayfaları mevcut ve bunları ekleyebileceğimiz bir admin panelimiz var(onu ben yapmadım kendisi oluşturdu). Uygulamayı denerken bir şey dikkatimi çekti. Ben modelleri falan hep İngilizce hazırlıyorum ama admin panelinin geri kalan kısmı Türkçe'ydi. :D settings.py dosyasında ayarlar ülkemize göre olduğu için Türkçe çıkıyordur, unutmuşum onu ama kalsın öyle. Şimdi bir yerden tema araklamam lazım. O temanın üzerine monte edeceğim ne olacak çok merak ediyorum. Memlekete gitmeden bitirmeye çalışacağım, kitaba orada devam ederimde şunu bitireyim bari. Zor bir şey yok mantığını kaptıktan sonra şakır şakır yapılıyor. Buradan belki anlatırım, ya da başka bir platform üzerinden...(Özgürlükiçin)

Django ile çalışınca bu uygulamayı barındıracak sunucu konusunda sıkıntı çekebiliyorsunuz. Ülkemizde maşallah hosting işlemleri çok uygun. Süper hizmet veriyorlar, her şey sınırsız! Ahh pardon o burada değildi! Bir kaç arkadaşı kafalayıp yurt dışından sunucu kiralamayı düşünüyorum. Şimdilik üç kişiyiz bir kişi daha bulduk mu tamamdır. Sürekli sunucuları denemekten bahsediyordum böylelikte tecrübede kazanmış olacağız. Evde kullandığım bilgisayarı sunucuya dönüştürüp denemeye çalışabilirdim ama yer yok! Yer olsa da diğer sistemlerde İnternet'e nasıl bağlanırım bilmiyorum Pardus ile USB modemler için gerekli paketler hazır geliyor. Diğerlerinde geliyor mu bilmiyorum... En azından Ubuntu da yoktu. Sunucuyu kiralayınca üstünde Ubuntu kuracağım. Dokümanları iyi ve az da olsa tecrübem var.

Pardus 2009 Beta çıktı. Kitap okurken uyuya kalmışım, kalktığım gibi haberi gördüm çok sevindim. Daha deneme imkanım yok kararlı sürüm çıktığında tüm bilgisayarı ona ayıracağım o zamana kadar Pınar Yanardağ ve Gazanya gibi başka kullanıcıların blogları üzerinden takip edeceğim. Lâl teması çok hoş! Zaten 2008'in rengini hiç sevmemiştim :P Ben daha çok böyle mavi, yeşil, mor(ve tabi ki siyah!) gibi renkleri severim. Kaptan'ın yeni görüntüsünden çok etkilendim tüm sistem böyle olacaksa sonunda beni tatmin edecek bir sisteme sahip olabilirim. "Never, Not Ever!" demiş cadının birisi en güzeli o söz üzerinden asla daha iyisini aramaktan vazgeçmeyelim.

Aranızda tagged kullanıcısı olan var mı bilmiyorum. Aslında o isimde bir başlık açıp duyura da bilirim de madem günlük yazıyoruz burada belirteyim. Cinsiyet bölümünü hangi tür istiyorsunuz anlayıp bayan işaretleyen ne kadar çok Türk erkeği var! İstanbul da ki bilmem ne isimli kızları aratıyorsunuz karşınızda sakallı adamlar ahahahaha Kocaeli de şu ilçede olan kızlara bakıyorsunuz karşınızda başka başka erkekler! :D Zaten takip etmiyorum siteyi de bazen arkadaşlara falan bakıyorum var mıdır tanıdık diye ama böyle tipleri görünce soğuyorum. Bildiğiniz sapık dolu site. Tagged'ı da bundan böyle ziyaret etmeyeceğim.

Kardeşimin okulu bitti. Bugün gelecekler inşallah bir aksilik olmazsa. Annem de geliyor :) Canım annem benim, çok özledim. Sonunda yine birlikte olacağız. Şimdi sabaha kadar evi temizlerim yoksa ne hale getirdin böyle diye kızıyorlar, komşulara falan da anlatıyorlar evi batırmış ayy bu oğlan ama hallettik gibisinden. :D Nefret ediyorum şu ev işlerinden. İnsan yalnız kalınca uğraşası gelmiyor hiç. Bulaşık mı? Koy makinaya beklesin. Çamaşır mı? Koy makinaya beklesin! Ya iki tane düğmeyi çevireceğim kalkıp ta halletmiyorum. Koşuya başladıktan sonra şart oldu çamaşır falan kalmıyor başka türlü. Evet, kirli çamaşırlarımız dökelim ortaya ahahah gece dörtte günlük yazarsan böyle olur. Yanda da metal müzik çalıyor psikolojimi tahmin edebilirsiniz. Neyse bu girdi burada bitsin ben de eğlenceye(temizlik) devam edeyim!
12
Haz
Özgürlükiçin E-Dergi'nin Temmuz sayısı için çalışmalar sürerken acıyı hissediyorum. Gerçekten canım acıyor bu aralar ama dergi yüzünden değil...(dergi sanal bir tarafımıza batacak değil ya?) öğrendiğim başka derin mevzulardan. Üzülsem mi sevinsem mi bilmiyorum. Hatırlamadığım şeyler için üzülmeli miyim? Hatırlamıyorsam bu acı niye? Anlayamıyorum... hiç sahip olmadığım bir şey bana nasıl acı veriyor. Benim olmayan nasıl elimden alınsın? Var olmayan, nasıl kaybolsun? Garip haller bunlar, kendine gel! Duygusalım ama en büyük avantajım mantığımın sesini dinlemekteki başarımdı. Artık dinlenecek bir şey kalmadı olan oldu. Kendimizden nefret edip "Dark side of the Force" yoluna kaymaya gerek yok. Kaybettiğimi kabul etmem gerek, başarısız oldum ve bunun bedelini üzülerek ödüyorum. Belki de bu başarısızlığın bir tek ben farkındayım ama bu yükümü hafifletmiyor.

Neyse geçelim duyguları. Dergi hakkında yazacaktık be! Yazıyoruz, tamam devam... Dergi iyi gidiyor! Önce şunu söylemiş olalım. O kadar güzel çiziliyor ki hayran kaldım. Favorim Muratcan Şimşek'in yazısının tasarımı. Dergiyi çizime hazırlayan ekip ne güzel bir sanat eseri çıkardıklarının "umarım" farkındadırlar. İçerik konusu beni korkutmuştu. Yazılar gelmeye başladıktan sonra hafif rahatladım. Sağ olsun yazar arkadaşlar yine güzel işlere imza atıyorlar. Daha fazla ayrıntı yok! Dergi çıkınca editör sayfasından anlarsınız neler hissettiğimi. (geçelim duyguları dedik ve hislerimizle paragrafa son verdik, kendimi seviyorum; yine duygu!!!!)

Zaman kısmına geçelim. Editörlükle uğraşıyoruz pek zaman gerektirmiyor ama özen göstermeye çalışıyorum. Bunun yanında kitap yazıyorum! Yazamıyorum mu desem? Karşı tarafta Qt ile Django ikide bir bana göz kırpıyorlar. Bir GUI oluşturmaya çalışıyorum bir de Django ile site yapmaya. Qt'yi hafif söktüm bıraktım ne programı yazacağım, ne işime yarayacak lan bunlar? gibi sorular kafamı içeriden ele geçirdiği için daha çok ilgili olduğum web alemine yöneldim. Django ile tecrübem vardı. Pek söylemem ama zaten farketmişsinizdir bir çok şeyle ilgileniyorum. Hani zamanında bakmadığım şey yok gibi. Başlarda kafa karışıklığına sebep olsa da ne yapacağınıza karar verdikten sonrası kolay oluyor. Django ile bir blog uygulaması yazdım. En azından öyle gözüküyor :P Teması falan yok. Sadece admin paneli var, işte girdi yazıyorum ve ana sayfada hepsini gösteriyorum. Ufak ufak geliştirerek tecrübe edinirim. Python sunucumuz yok kendi bilgisayarımızda test ediyoruz.(kibir yapmıyor çoğul konuşuyoruz, ya da şizoya bağladık) Geliştikçe kodları buradan paylaşırım. Bir iki günüm buna gitti. Bir sürü video izleyip döküman okuduktan sonra Django konusu hatırlar gibi oldum :P

Artık Windows tarafına geçmiyorum bile. İşim kalmadı pek, deneyeceğim şeyleri denedikten sonra kullanmaya hiç gerek duymadım. Linux daha şekil... Konsol falan alıştık iyice. GUI ile uğraşırken sıkıntı veriyor kabul ama Django ile web programlamada hiç sorun yaşamadım. Temayı oluştururken ne halt yaparım onu bilmiyorum, herhalde İnternet'te dağıtılan temalardan birisini alır bir güzel düzenlerim, ne de olsa sadece hayallerimle sınırlıyım.
9
Haz
Özgürlükiçin de haberlerde görürüz ya, işte bilmem ne kurumu Pardus kullanıyor, Avrupa da çeşitli merkezler açık kaynaklı yazılımlara geçiyor diye; işte alın size öyle bir haber. Amca oğlum Pardus'u seçti. Henüz sezonun kapanmasına iki hafta vardı(futboldan bahsediyorum) bende derbi maçı için amca oğlunun evine gitmiştim. Sıkıcı bir maç sırasında derdini anlattı. Notebook'unu bir arkadaşına ödünç vermiş oda İnternet aleminden malum bir sisteme virüs bulaştırmıştı. Bilgisayarla fazla haşır neşir olmayan amca oğlu ne yapacağını bilemiyordu. Haliyle daha tecrübeli bir kullanıcı olan bana durumdan bahsetti ve "şuna format atsana" dedi.

CD'leri getir hallederiz dedikten sonra bir kaç gün geçti ve karşımda virüslü bir bilgisayar vardı. Aklıma kardeşimle yaşadığım virüs macerası geldi. Senin bilgisayara Linux kuralım dedim ve biraz Pardus'u anlattım. Telaffuz konusunda ki sıkıntılarımızı birbirimize Pardus diyerek giderdikten sonra bilgisayarına Pardus yükledim. Benim aksime o USB modem kullanmıyordu bu yüzden İnternet'e girmesi daha kolay olacaktı ama test edememiştim. Neyse aradan bir hafta falan geçti kuzen aramadı dedim demek ki sorun yok. Sonra babamla birlikte ziyaretlerine gittiğimiz sırada sordum: Pardus nasıl?

Cevabını "süper, harika, bomba" gibi bolca sıfatla süsleyerek verdi. İnternet üzerinde güvenli seyahat ediyor, bilgisayarından daha iyi performans alıyormuş. Video açarken bile bilgisayar kasardı ama şimdi hiçbir sorunum yok dedi. Keşke daha önce geçseydik malum sistem ne bela bir şeymiş diyede not düştü. Sevindim... bilgisayar ile pek alakası olmayan amca oğlum rahatça Linux'a geçiş yapmıştı ve en önemlisi mutluydu. Bu bir şeyin göstergesi: artık Linux kullanabilmek için ileri derecede bilgisayar bilgisine gerek yok. Çevremdekileri Pardus Linux'a geçirmeye devam edeceğim. Huzur, güven ve mutluluğu tatmak herkesin hakkı.
22
May
Neler neler Olmuş - 5 ile karşınızdayız! Öncelikle İzmit'e döndükten sonra uzun süre ağrı çektim. Gece uyku tutmadığından düzenim alt üst oldu. Doktora gittiğimde fıtık başlangıcı olabilir, zorlama demişti. Konserde zorladıktan sonra çok sıkıntı çektim. Bende madem öyle artık zayıflayıp, spora başlamanın zamanı geldi dedim ve önce sabah yürüyüşlerine ardından esme-germe hareketlerine başladım. Günde bir ekmek(bazen 2) yiyen ben yarım kepek ekmeğini çok bulmaya başladım! Öyle makarna, pizza, döner falan yok. Hazır yemek yemiyorum... aslında yemek yediğimde söylenemez. Domates, krem peyniri, yoğurt, meyve suyu yemekten sayılırsa bunları yiyorum işte. Allah'a şükür ağrılarım dindi. Hala tam geçmediğinin farkındayım, hissediyorum bu yüzden yürüyüşlere devam edicem. Bir ayda 20 kilo vermek gibi bir delilik yapmayacağım ama belli olmaz nerdeyse 10 kilo verdim. 20 daha veririz de bu işin sonunda bana ne olacak bilmiyorum birden çok kilo vermekte sakat iş hastalanabilirim, bu yüzden bol bol meyva suyu euehue

Geçelim diğer haberlere. Linux.Com sitesinde kurduğumuz Pardus Users Group Özgürlükiçin.Com da yayımlanan haberden sonra coştu. Üye sayımızı üçe katladık. Bu grup ileride çok faydalı olacak eminim(yaşasın devrik cümle, yaşasın master yoda!). Bu arada Pardus 2009 sürüm takvimi açıklandı. 17 Temmuzda kararlı sürüm yayımlanacak. Bizde bu haberi Linux.Com aracılığı ile tüm linux camiasına ulaştırmaya çalışıyoruz. Haberi görür görmez site üzerinde bir blog girdisi yayımlayarak yabancı kullanıcılara duyurmaya çalıştım. Uzun zamandır beklediğim bir sürümdü. KDE4'u ilk kez denemiş olacağım. Ram sıkıntısı çekebilirim(512MB) o zamana kadar arttırabilirsem kafam daha rahat olacak.

Başka ne oldu? Ahh Moblin V2.0 Beta yayımlandı. Deli gibi Clutter kullanmışlar. netbook olsa da denesem. :) OpenGL kullanan gui tam benlik eheheh. Pardus 2009'a Clutter'ı kurmaya çalışacağım. Moblin Beta'nın çıkmasıyla birlikte mail listeleri şenlendi. Hepsini okuyamıyorum... Okuyabildiğim kadarıyla çok güzel olmuş. Flash Player ile ilgili bazı sıkıntılar yaşanmış ama düzeltirler. Intel sağlam iş yapıyor, son zamanlarda açık kaynak projelere verdiği destekle gözüme girdi^^

Ufak ufak sınavlara çalışıyorum bu ay sonunda inşallah başarılı bir şekilde geçerim sınıfı. Bütünlemelere kalmak istemiyorum tatilim bana kalsın. Şu rahatsızlığım biraz yıprattı beni bir hafta kala artık iyice çalışacağım. Benim için dua edin. ^-^
13
May
Topluluk arası iletişimi güçlendirecek bir çok yeni özellikle site yenilendi. Benim beğendiğim değişiklerden birisi kullanıcıların grup açabiliyor olması. Eksik kalmayalım dedim ve Pardus kullanıcıları için bir grup açtım. Eğer Linux.Com sitesine üyeyseniz bu gruba beklerim. Gruplar yeni yeni kurulduğu için başlangıçta fazla üye çektiğimiz takdirde Pardus'un tanıtımına katkı sağlayabiliriz. Bu arada eskiden var mıydı bilmiyorum ama artık site üzerinden kişisel blog oluşturup yayın da yapabiliyoruz. Yeri geldikçe Pardus hakkında birşeyler yazmaya çalışacağım, ingilizce bilen diğer kullanıcılarında bu tarz yayınlar yapmasıyla yine olumlu bir katkının sağlanacağını düşünüyorum.

Grafiker arkadaşlardan ya da okuyuculardan bir ricam var. 60*60 boyutunda bir avatar lazım Pardus Grubu için şimdilik bulduğum bir logoyu geçici olarak koydum. Bu konuda yardımcı olabilirseniz lütfen bana ulaşın, değiştirelim avatarı^^
18
Nis
İkincü gün geldi çattı. Dün eve döndükten sonra saat dokuz gibi uyumuştum, yatış o yatış sabaha kadar bir güzel uyudum. Uykunun verdiği rahatlıkla hızlıca kampüse ulaştım. Bu sefer servise binmedim dün yukarı çıktığım yoldan aşağı indim. Neyse efendim ilk konuşmacı Google'dan Jonathan Conradt'tı. Oldukça güzel bir sunum yaptı. Chrome'dan açık kaynağa, google'ın tarihçesine farklı farklı konuları ince ince işledi. Salon dünkinden kalabalıktı. Güzel notlar tuttum.
Katıldığım ikinci oturum Sebastian Kügel'in KDE4 ve Teknolojileri üzerine gerçekleştirdiğiydi. Kendisi bize oldukça faydalı bilgiler verdi KDE4'ü iyice tanıttı. Özgür yazılımdan özgür kültüre yöneldiklerini belirtti. Arada KDE hata verdi ama alıştık artık olacak o kadar. Gerçekten güzel özellikler varmış Pardus 2009 ile deneme fırsatı bulacağım.
Diğer oturumlara katılasım gelmedi hava güzel dışarısı cıvıl cıvıl... Yemişim Linux'u geliyorum İstanbul! şeklinde bir gazla gezdim durdum :) Sahile gittim pazarları dolaştım. Sonra teyzemlere geri döndüm ve bu girdiyi yazdım. Şimdi İzmit'e dönmek için hazırlanıyorum.
17
Nis
Oyyy oyyy! Dün sabah İzmit'e saat beşte indim. O saatte tek bir sefer vardı oda bizim ilçenin merkezine gidiyordu. Oradan bizim mahalleye yürüyerek çıktım. Köprü altlarından köpeklerle didişerek. Elimde valiz, omzumda çanta! Mahallede dağın tepesinde yani öyle düz yürüyüş değil...
Eve geldiğimde biraz dinlendim. Sonra bilgisayarı açtım gazeteleri okumaya niyetlendim. Karşımda Windows XP... Garip geldi, çirkin buldum diyebilirim. Önce bir şok oldum sonra farkettim; Xfce kurulu Pardus beni terminalde uğraştırsada kendine alıştırmış. Windows gözüme o kadar çirkin geldiki gördüğüm ilk linux cdsine uzandım. Daha önce Wubi üzerinden denemiş olduğum Ubuntu bu sefer bilgisayardaki ana dağıtım oldu ama oda ne?!??! Gnome... :D O da gözüme çirkin geldi evet KDE gibi Pardus'u ilk açtığımda göçmedi ama canım feci Xfce istiyordu. Evde Pardus Cd'si yoktu, indirmem gerekecekti ama usb modem sağolsun internete giremedim. Windows'ta konuyu araştırmış ubuntu-tr de gördüğüm 5-6 tane paketi indirmiştim. Da da da! İçlerinden birisinin bağımlılığı çıktı. Python ile ilgili bir bağımlılık, internet cafeye gittim o paketi indirdim.(bu arada arkadaşlar yeni kurulan bilgisayarda sizlerin çalıştığı paketler olmayabiliyor dikkat! :P) Diğer bir yöntem Sudo dergisinde anlatılmış onun için gerekli paketleride indirdim. İlk önce sitede gördüğüm programın bağımlıklarından birisinin bağımlılığını kurmaya çalıştım(bunun için internet cafeye gidip paketi indirdiğimi ve 300kb için Cd yaktığımı söylemiyorum :P). Ta ta ta oda bağımlılık dedi! Şükür diğer yol için gerekli paketleri indirmiştim Pardus ta kullandığımız yöntem br2684ctl (bu derdi çeken bilir). Gereken ayarları yaptım ama modemin link ışığı yanmadı :( Ayarlarla ilgili çektiğim bir kaç sıkıntıyı da düşününce bildiğim dağıtımla uğraşayalım dedim. İyi kötü Pardus tecrübemiz oldu, make yapmayı da öğrendik(Gökmen'e selam olsun) ama vakit kalmamıştı bende İstanbul'a teyzemlere gittim. Bir fırsat bulunca Pardus'un 2008.2 versiyonu çekecektim faket şenlik zamanı geldi çattı. Önce maltapeden kadıköye dolmuşla sonra oradan vapurla karşıya oradan otobüsle taksime oradan servisle dolapdereye gittim! Kayıt yaptırdık, kart basmışlar onun için gerekliymiş sonradan öğrendim. İçeri girdim işte tanıdık kimse yok :D Özgür Kuru Arc Linux tayfasıyla Cd dağıtıyordu Alper Kanat yanındaydı ama bize 32 bit'lik sürüm kalmamış kapış kapış gitmiş. Öteki tarafta elime Magma Linux geçti. İlk kez adını duyuyordum şenliğe katılım sağlamışlar o kadar emek vermişler bana da Cd verdiler bir ara mutlaka deneyeceğim.
Başka bir tarafta(karşıda lan işte artizlik yapma) özgürlükiçin tayfasından olduklarından şüphelendiğim ama ne hikmetse hiç birini tanımadığım bir grupta Pardus Cd'si dağıtıyormuş, şu güzel insanlara bakın! Aman Allah'ım! tam aradığım şeyi gözümün önüne koydular. Çokta şık bir kabın içinde Pardus Cd'si hediyem oldu. Neyse efendim geçelim konuşmacılara;
Önce açılış konuşması yapıldı, sağolsunlar iyi konuk ettiler bizi. Özel teşekkürde Sprite içeceklerine! İçmedim yolda sıkıştırır diye ama yarın inşallah(trafik sakat bu şehirde). Diğer bir teşekkür Kartaca firmasına. Ne firması olduğu konusunda hiç bir fikrim yok(yazılım firmasıymış) ama kalemleri çok işime yaradı^^ Kalemi unuttum neyle not alıcam dediğimde salonun her yanına çoktan dağıtılmış olduğunu gördüm ufak bir kalem ve yanında not defteri nasılda mutlu etti beni.
İlk konuşmacı Javascript'çi hocamız Douglas Crockford du. Javascript'in güzel yanlarından bahsetti. Arada Ms'un kulağını çınlattı, esprileri ile gülümsetti. Microsoft mu alacaktı Yahoo'yu yoksa başka bir firmamı? Bak unuttum o haberi...
İkinci konuşmacı Boğaziçin Üniversitesinden Stefan Koch'tu. O da özgür yazılımların verimliliği konusunda bir sunum yaptı. İyi not aldım onun konuşması sırasında. Aksanından dolayı arada tercüman hanıma dönmek zorunda kaldım. Kendisine verimlilik konusunda bir soru soracaktım ki sormadan cevap verdi. Çalışma saatleri üzerinede bir araştırma yapılıyormuş. Özgür yazılım gruplarının genelde bu işi hobi ya da ikinci iş olarak ele aldıkları düşünülürse bu kişilerin verimliliği hesaplanırken tüm gün çalışmadıklarını not etmeliyiz. Zira bir kişinin bir sorunu çözmek için kaç saat uğraştığını belirleyemiyoruz. İş yerinde bile ödemeler saat ile yapılıyor ;)
Son olarak katıldığım oturum Ümit Öztosun'un Python&Qt sunumuydu. Yan salonda ışıklar maşallah gözümü oldukça yordu. Şükür süre bittide erken çıkmak zorunda kalmadım. Güzel bir sunumdu Python'a heveslendim azcık hehehe Windows'u da sildiğimize göre Visual Studio'ya da elveda demiş olduk. Diğer oturumlara katılamadım uykum geldi çok. Kardeşimi sınava kalkması için sabah beşte aradım. Bitik haldeydim. Sonra bir yol arkadaşı buldum ve taksime yürüdük. Ayrıldıktan sonra ben istatiklal caddesinden karaköy tarafına doğru yürümeye başladım. Yakın zamanda sağ bacağımda iki problemle uğraşmış olmama rağmen maşallah iyi dayandım. Vapura geldiğimde bacaklarımda güç kalmamıştı ama kötü bir şey olmadı hele şükür!
Yarın yine güzel oturumlar gerçekleşecek. Katılacağım ilk oturum saat 10.30'da Google'dan Jonathan Conradt'ın "How Embracing Open Source Built Google" isimli oturum. Eve dönünce ondan da bahsederim, görüşmek dileğiyle.
8
Nis
Linux'a geçiş konusunda ortaya konular güvenlik sebeplerini yersiz bulurdum. Bence iyi bir bilgisayar kullanıcısı kolay kolay bilgisayarına virüs bulaştırmaz. Evde önemsiz bilgilerini saklayan insanların güvenlik için endişelenmelerine gerek yoktur diye düşünüyordum. Afyon'a geldiğimde kız kardeşimin bilgisayarı biraz yıpratmış olacağını tahmin etmiştim ama beni bu kadar zorlayacak sorunlarla karşılaşacağımı tahmin edememiştim.
Eski, eski olduğu kadar da iyi bir Windows kullanıcısıyım, neler neler geldi başıma :) İşletim sistemini çok göçertmişimdir ama bunlar hep benim yüzümden olmuştur. Sistemin olabildiğince ayrıntılarına inerek maksimum performans almaya çalışırım. Bu amaçla hizmetler yazımda bahsettiğim gibi hizmetlerin bir kısmını kapatır olabildiğince az uygulama kullanırım. Tarayıcım FireFox'tur. No-Script gibi eklentilerle web siteler üzerinden gelecek tehditleri minimuma indiririm. Zaten girdiğim siteler sayılıdır ve basit trojan numaralarına aldanmam ama her halükarda SpyBot gibi bir yazılımla birlikte Kaspersky Anti Virüs programına sahip olurum. Bu ikili beni büyük tehditlerden kurtarmıştır. Özellikle Kaspersky için ayrı bir yazı kaleme almak gerekir. Elbette bilgisayarımın sahip olduğu Windows Güvenlik Duvarı aşılmaz değil ama profesyonel saldıralara hedef olacak bir şeylere sahip olmadığımdan şimdilik kendimi güvende hissediyorum. Gelelim zurnanın zırt dediği yere.
Evet, bunları ben yapabiliyorum ama başlangıç seviyesindeki kullanıcıların benim kadar kontrollü davranmaları beklenemez. Misal kardeşim bilgisayar kullanıcısıdır ama benim kadar içli dışlı değildir bu bilgisayarla. İnsanlar biliçli kullanıcı olmamakla eleştirilebilir ama unutmamak gerek herkes bilgisayarı bizim kadar umursamak zorunda değil. Oturup televizyon seyredebilecek zamanı olmayan kişiler bilgisayarda işlerini görüp giderler. Ama bazen bu işler sırasında flash disk gibi taşınabilir aygıtlardan(eskiden korsan oyun cdlerinden gelirdi, ya da arkadaşların verdikleri disketlerden hehe) veya internet sitelerinden sisteme ulaşan zararlılar, can sıkmaya başlayabilir. Böyle durumlarda klasik çözüm format atmaktır. Benim gibi uyuz insanlarsa sorunla uğraşmaya ve bilgisayara format atmadan sistemi temizlemeye çalışırlar. Bilgisayarı ele aldığımda durum şöyleydi:

-svvcnnhost gibi bir isimli bir dosya bulunamadı hatası alıyoruz,
-Anti virüs programları çalışmıyor,
-bilgisayar durduk yerde kapanıyor,
-sistemde aşırı yavaşlama,
-internette yavaşlama,
-güvenlik duvarının kapanması,
-ve benzeri hatalar.

Öncelikle bilgisayarda kayıtlı tüm çevrimdışı verileri, cookileri falan tarayıcı üzerinden sildim. Anti virüs programında hata olabilir düşüncesiyle bir kaç defa silip yeniden kurdum, farklı yazılımları denedim. İçlerinde çalışmayı başaran sadece combofix oldu. Görev yöneticisinden çalışan hizmetlere baktım. Oldukça kalabalıktı zira bu bilgisayara format atmış olan arkadaş win xp pro. kurmuştu. XP hizmetlerinin yanına bir sürü zararlı hizmet çalışmaktaydı. Msconfig üzerinden hizmetleri ve başlangıçta çalışan uygulamaları olabildiğince azalttım. Hizmetler konusunda güzel bir kaynak buldum. Gereksiz olanların hepsini kaldırdım. Sistemde ağır yazılımlar vardı. Bunları kaldırıp yerlerine hafif ama aynı işi yapan programları kurdum. Windows'un ana dizinini ve içersindeki System32 klasörünü olabildiğince temizledim. Bir kısım zararlı elle müdehalemle temizlendi. Regedit üzerinde bir temizleme yaptım. Oldukça fazla eski, lüzumsuz kayıt vardı. Bir kısım zararlının ulaşabildiğim kayıtlarını yine buradan temizledim. Combofix yazılımı sayesinde elliye yakın zararlı dosyayı temizledim. Sonuç:
-sistem rahatladı,
-yavaşlama sorunu ortadan kalktı,
-bir grup zararlı ortadan kaldırıldı,
-anti virüs ve güvenlik duvarı sorunları devam etmekte.
Şimdi burada Linux kurmaya karar verdim. Güvenli kiple sistemi başlatamadım. Antivirüs programı çalışmadığı için esas soruna sebep olan virüsü temizleyemiyorum. Ne virüsü olduğunu bilsem elle temizlemeye çalışacağım ama buda şimdilik mümkün gözükmüyor. Kardeşim Linux'u evde gördüğünde sevmemişti ama güvenlik ve performans konusunda yaşadığı sıkıntıları giderme vaatiyle onu Pardus'a geçireceğim ama "kısmen" :) Windows yine bir köşede kurulu kalacak gerekli olan programları kullanabilmesi için. Bunları yaşadıktan sonra ilk yaptığım Pardus 2008.2'yi indirmek oldu. Tabi bu saatte(06.00) boş cd olmadığı için Pardus'u daha kuramadım ama bir kaç saat sonra bu işi halletmiş olacağım. Pardus'u kurduktan sonra şu içersinde virüs olan flash disk ve taşınabilir bellekleri teker teker temizleyeceğim. Sonra flash diski tekrardan Windows'a takıp birşeylerin bulaşıp bulaşmadığını kontrol edeceğim. Eğer temiz belleğe bir dosya bulaşırsa onun üzerinden virüse ulaşacak ve onuda etkisiz hale getireceğim. Öğrenciler arasında bu sorun oldukça yaygınmış. Dilerim kardeşimde görüp, beğenirler Pardus'u ve onlarda Linux camiasına katılırlar.
Son olarak silinen dosyalardan bir kaçı "bat" uzantılıydı. Şöyle bir MUHAUAHUHAU yapıyorum. 97 yılında gittiğim Ms-Dos kursu aklıma geldi. Valla unuttum bat dosyası nasıl yapılır. Demek o zamandan beri aynı şekilde virüsler yapılmaya devam ediliyor. Bende programlamayla uğraşıyorum ama hiç aklıma böyle zararlılar üretmek gelmedi. Nasıl insanlar bunlar başkalarına sıkıntı yaşatıp eğleniyorlar? Rezillik... Yok autorun dosyasıyla yok ufak bat dosyalarıyla sistemin ayarlarıyla uğraşacaklarına gidip adam gibi insanlığa faydalı bir yazılım geliştirsinler. Yoksa daha çok lanet işitecekler^^
Pardus kurduktan sonra XFCE kurmayı da düşünüyorum. Biraz daha rahatlasın laptop. Özgürlükiçinin sayısından sonra merak ettim. 2009 versiyonu ile birlikte geçmeyi düşünüyordum ama belli olmaz bu bilgisayarada kurabilirim.
14
Mar
Ülkece gerilmeyi ne kadar çok seviyoruz. Kavga etmeye bu kadar ihtiyacımız var mı gerçekten? Ulusalcı takılanlar, milletini sevdiğini iddia edenler gerçekten göründükleri gibiler mi? Biraz bu noktaya değinmek istiyorum. Yazıya giriş kısmında not düşelim: hiç bir partiyi desteklemiyorum, yerel seçimlerde de oy sandığım İstanbul da kaldığı için oy kullanmayacağım çünkü oranın adayları hakkında bilgim yok. Bunları yazdıktan sonra birileri bana sıfat yakıştırmazsa sevinirim.

Hükümet, muhalefet o kadar saçmalıyor ki inanamıyorum. Aslında saçmalamalarına alışığım siyasilerimizin ama halkın belli kesimide bunlara kendini kaptırınca ortalık allak bullak oluyor. Şu kötü bir şey, herkes kısmen doğru konuşuyor ama işin kendilerine uymayan taraflarını gizliyor. Evet bazı belediyelerin borçları var ama bu borçların vadelerinden bahsetmiyor mesela bir siyasimiz. 50 yıl vadeli borcu sanki üç ay içersinde ödeyeceğiz ve batacağız gibi yorumlar yapıyorlar. Bu arada kimisi kendi millettinden utanıyor, kimisi tarihine küfrediyor, çoğuda savundukları kavramların ne olduğunu bilmeden atıp tutuyor. Tv'de bir üniversiteli "çocuk" gördüm. Kardeş katlini kabul etmiş osmanlının ahlakını mı alalım gibisinden bir cümle kurdu tam anlayamadım o sırada uykuluydum. Kendisi üniversiteli olmuş belki okulunuda bitirecek ama gerçekten üniversiteli bir kafaya kavuşabilecek mi? Bence şüpheli... Hala bu ülkeyi, bu milleti 20. yüz yılın başlarında kurulmuş hiç geçmişi olmamış gibi düşünenler var, ne yazık! Selçuklu da Osmanlı da bizim devletimizdi. Bizde onların devamı olan bir devletiz.(bugünkü koşullarla geçmişi yargılama konusuna hiç değinmiyorum) İstediğiniz kadar tarihinizi inkar edin, dedelerinize küfredin ama ne olduğunuzu değiştiremezsiniz!

Bu topraklar öyle bir birikime sahipki bizim ne avrupadan ne de asyadan geri kalır bir tarafımız yok. Garip bir şey söyleyecem belki kızacaksınız ama Bizans bile bizim kültürümüzün bir parçasıdır. Türkler anadoluya geldikten sonra tüm bizanslılar bir yerlere kayboldu mu? İstanbul alındığın da orada yaşayanları katletmediğimize göre bu insanlarda artık bizim bir parçamız olmuştur diyemezmiyiz? Gelin görün ki bu tarihi mirasımızı korumaya pek hevesli değiliz. Sadece tarihi eserlerden, anıtlardan, belgelerden bahsetmiyorum bir "idea" dan bahsediyorum, "Ülkü" den.

O kadar ufak şeylerle uğraşıyor ve zaman kaybediyoruz ki. Bu mudur yani? Bilim-teknik dergisinin Darwin kapağı engellenmiş... vah vah bu mu bizim meselemiz? Burada sadece kapak engellendi diye ülkede bilim kalmadı, bilimsel düşünce öldü diyen sapkınlardan bahsetmiyorum. Eğer haber doğruysa Bilim-Teknik dergisinin kapağındaki Darwin'i sansürlemeyle uğraşacak yetkililerden de bahsediyorum. O kapak yayınlansa din elden mi gidecek? Bu kadar basit mi bizim inancımız? Bir grup insan neye inanmak istiyorsa inanıyor diye hepimiz dinden mi çıkacaz? Ya da tam tersi bu kapak yayınlanmadı diye türkiye artık çağ dışı bir ülke mi olacak? Bilimsel düşünce sadece bir grup bilim adamının dayatmalarından mı ibarettir? Bu teoriyi reddedenler bilimsel olamaz mı? Bu mu sizin bilimsel düşünceniz?

Kızmamak elde değil. Şu insanları tarafsız bir gözle seyredince kendimden utanıyorum. Utancımdan çok bir kızgınlık duyuyorum, belki biraz hayal kırıklığı yaşardım ama bu ilk değil ki! Daha önce kırdılar zaten kıracakları kadar hayallerimi. Koca bir kültürün mirasçılarının haline bakın! Bir şeyler üretsenize bir birinizi tırmıklayacağınıza. Sen şucusun ben bucuyum. Nip/Turc(Tuck olcak) dizisinde bayan çok güzel bir laf etti. Keşke bizim aydınlarımız etse bu lafı "insan mal değilki etiketi basıp gidesin".

O kadar para harcanıyor, alt yapı yenileniyor. Birileri seçim kampanyaları düzenliyor. Birisi çıkıp bu ülke şu dönemde neler üretti, neler üretecek demiyor! Nasıl daha iyi oluruz diye soran yok. Ne yapabiliriz diye soran yok. Ha bire birbirimizi yiyelim ortada bir şey kalmayınca da dışarda yiyecek bir şeyler ararız. Bir kaç yıl önceydi sanırım Tübitak'a ayrılan pay arttırılmıştı. Avrupa birliğinde ki standartlara yaklaşabilmek için. Ondan fazla önce olmasa gerek "Uludağ Projesi" ile alakalı birşeyler okumuştum bilim teknikte. Pardus tan o zamanlar haberdar olmuştum. Şimdi boş boş işlerle uğraşılırken o zaman aldığım bu haberle o kadar heyecanlanmıştım ki hemen bir internet kafeye koşup sitesine girmiş ne durumda olduğunu anlamaya çalışmıştım. Çoğu kişi boş iş olarak görüyordu bunu. Belki hala öyle düşünenler var ama sonuçta bir şey üretmiş olduk. Ülkemizden kedi çıktı :) Bizler boş yere zaman kaybedeceğimize bu tarz projelerle uğraşsak daha iyi olmaz mı?

Ne zaman siyasiler kavgayı bırakıp Pardus bizim zamanımızda çıktı derse, karşılarına da biz daha da geliştirecez bize oy verin diyen birileri çıkarsa işte o zaman bu ülkede hayallerimizi gerçekleştirebileceğimizi düşünebiliriz. Sorunumuz nasıl daha iyi olacağımız olmalıdır. Gelelim bu konuya;

Özgürlükiçin topluluğunda bir konu açmıştım. Cevap gelmedi... Aynı sorunu irc üzerinde de dile getirmiştim ama yine ilgilenen olmadı. Belki yazıyı buraya kadar okuyan birileri ilgililere ulaşırda cevap bekleyen yabancı arkadaşlara ulaşmış oluruz. Facebook'ta bir Pardus sayfası var ve buradaki yazılar türkçe. Gelin görün ki bu sayfayı ziyaret edenler sadece bizler değiliz ve yabancılar bu konuda şikayette bulunuyor. Yazıları ingilizce yapın bizde anlarız türkçe öğrenmek isteriz ama imkanımız yok şeklinde kibar bir dille yapıyorlar bunu. Şimdi forumda konu açtım. 68 kere okunmuş bu başlık. Sonuç:konuya cevap yok, ilgili sayfa hala türkçe ve yabancılar faydalanamıyor.

Ben elimden geldiğince irc üzerinden ya da bu tarz sitelerde yardımcı olmaya çalışıyorum. Pardus 2009'un yol haritasından bahseden ingilizce bir haber yayınlanmıştım hala bir sürü kullanıcı googledan bu sayfaya geliyor. Bloguma hiç tahmin etmediğim ülkelerden insanlar sırf bu yazı için geliyor. Peki neden daha iyi ulaşamıyoruz bu kişilere? Çeviriler konusunda bazı şikayetler olmuştu ben o konuları bilmediğim için yorum yapmıyorum ama bu arkadaşlara daha iyi bir destek sunamazmıyız? Distrowatch sitesinde ilgili forumlarda şu link var: "http://worldforum.pardus-linux.nl/"
ulaşamadım o adrese. Yabancı kullanıcılar içinde tıpkı özgürlükiçin gibi bir topluluk sitesi açılamaz mı? Ufak ufak çeviriler yapılsa gönüllüler tarafından bir forum üzerinden de sorularına cevap versek bu insanların. Önümüzde koca dünya var ama biz kendi ülkemiz içinde uğraşıp duruyoruz. Daha fazla geliştirici sağlamak için bu tarz bir site lokum gibi yenmez mi? Yazı uzadıkça uzayacak sevgiler, saygılar burada keseyim :)
3
Şub
Haberleri takip edenler bilir. İran yerli malı bir haberleşme uydusunu uzaya fırlattı. Bunun akabinde fransız dış işleri sözcüsü bu olaydan rahatsız olduklarını gönderilen uydu ile balistik füzelerin benzerlik gösterdiğini söyledi. Bende bir tarafımla güldüm ^^

Meselenin balistik füzelerle alakasının olmadığını bilmek gerekiyor. Fransa dünyada uydu yapabilen bir kaç ülkeden birisi. Bizim uydularımız da bildiğim kadarıyla fransada geliştirildi(alcatel?) ve bu çalışmalara katılan mühendisler sayesinde ileride belki İran gibi kendi uydumuzu kendimiz yapabileceğiz. Avrupa devletlerinin iki yüzlülüğü o kadar belli ki birilerinin dönen işleri anlaması için kırk yıllık casus olmasına gerek kalmıyor. Fransa potansiyel bir müşteri kaybetmekle birlikte yeni bir rakibin ortaya çıkmasından rahatsız. Mesele bundan ibaret. Kendisi nükleer denemelerle dünyanın içine ederken ortaya çıkıp İran hade höde demesi bu insanların utanma gibi bir duyguya sahip olmadıklarının en büyük göstergesi.

Günümüz dünyasında siyasetin ekonomi etrafında geliştiği çok sık örneklerle gözümüze sokulmakta. Rusya doğalgaz aramalarımızdan rahatsızdır, almanya altın madeni işletmemizden. Hem müşterilerini kaybetmekten hem de yeni bir rakip çıkma ihtimalinden korkmaktalar. Bu yüzden yurt içinde çeşitli örgütlenmeler ile bazı gelişmeleri engellemeye çalışmaları muhtemel.

Yazılım dünyası da buna benzer. Yıllardır düzgün ürünler geliştirememizin, ekonomimizin bir türlü üreticiyi ama gerçek anlamda üretiyiciyi destekleyen bir ekonomi haline gelememesinin altında bu yatıyor. Pardus bu açıdan çok önemli bir proje. Belki büyük eksiklikleri vardır belki hiç bir zaman bazı dağıtımlar kadar popüler olamayacak ama başladığı noktada hepimize örnek olacak...
Herşeyi kendimiz üretelim demiyorum. Elbette başkalarının ürettiği ürünleri kullanabiliriz ama onlarla iş yaparken bizi memnun etmedikleri takdirde kendi başımıza hareket edebileceğimizi gösterebilmek, bir çok açıdan değerimizi arttıracaktır. Sesini çıkarmayan ve sadece tüketen bir toplum her konuda yönlendirmelere açık hale gelir. Üreten toplumlarsa dünyaya yön verir. Bu yüzden hep birlikte üretime geçmeliyiz.
31
Ara
Benim için sıradan bir gün, her zaman yaptığım şeyleri yapmaya devam edeceğim ama bu günü farklı bir gün olarak gören ve kendince ona bir önem atfetmiş kişilere mutlu yıllar diliyorum.
Benim için ay başı temizlenen kotanın "habercisi" demek. Yazacağım Dvd'ler, indireceğim paketler var efendim. Pardus kurmaya başlamadan önce bir usb modem kullanıcısı olarak indirmem gereken paketler : "rp-pppoe-3.8-7-3.pisi, br2684ctl-20040226-1-1.pisi, linux-atm-2.5.0-4-1.pisi" ilk kurulumdan sonra çektiğim çileleri hatırlayarak şimdiden indirdim. Kurulumu unutmuş olabilirim diye wiki'den gerekli kurulum belgesini kaydettim.

İkinci yapmam gereken Firefox'un yer imlerini yedekleyip, kopyalamak. Bunun için Firefox açıkken Ctrl+Shift+B tuşlarına basıp, yedekle düğmesini tıklayarak yer imlerimi yedekledim. Bu adresler benim için sahip olduğum dökümanlar kadar önemli, bu yüzden Pardus'u tekrar kurduğumda umarım bir süprizle karşılaşmayacağım. Karşılaşırsakta zaten iş işten geçmiş olacak.

Üçüncü olarak yapacağım sistemdeki arşivlerimi derleyip Cd'ye yazdırmak. Yazdığım betiklerde herhangi bir Windows fonksiyonu kullanmadığımdan onların transferi rahat bir şekilde halledilecek. Müzik arşivim sorunsuz şekilde açılacak zira Amarok onları yükler yüklemez bana hoş geldin diyecek. Pdf formatındaki dökümanlarımı okumak içinse işe bakın Adobe Acrobat Reader kurmama gerek kalmayacak! Tabi bunları yazarken kardeşimin yedeklediği resim dosyaları gözüme çarptı, benim galerimi de unutmamak gerek. Onları da sıkıştırıp Cd'ye çekeceğim ama oda ne? Cd yazdırma programı yok... Javacikız bir adres vermişti oraya girip gerekli programı indirdim. Böylece son aşamaya geçmeyede hazır oldum.

Evet, eski zamanlarda olduğu gibi oyun meraklısı olsam endişeye düşebilirdim ama işin güzel yanı şuan oynadığım tek oyun olan Urban Teror, Pardus üzerinde oynanabiliyor. Tabi ilerde Starcraft 2, Diablo 3 çıktığında durum ne olur bilmiyorum ama o oyunları bu bilgisayarın kaldırabileceği düşünmediğimden herhalde yeni bir bilgisayarla oynayacağım. Geldik veda konuşmasına:
Eyy Windows duy sesimi! Bir oyun yüzünden seni kurdum, başıma bela oldun! Cd-Rom gitti, bilgisayarım kastı, virüslerle uğraştım ve kotamı aştım^^ Sana "güle güle" diyorum.