5
Eki

Özgürlük nedir? Bu sorunun esasında çok kolay bir cevabı olduğu söylense de, her düşünceye göre sanırım farklı bir tanımı var. Ama bana göre bir özgürlük tanımı var ki esasında tüm yazı boyunca anlatmak istediklerimi özetler nitelikte. Bu anlatım Montaigne’e ait;

Özgürlüğe öyle düşkündüm ki, koca Hindistan’ın bir köşesini bana yasak etseler dünyanın tadı kaçar neredeyse. Hiçbir yerde saklı, eli kolu bağlı yaşamak da istemem, orada pineklemektense alır başımı havası, toprağı bana açık bir yere giderim. Hey Allahım! Çekilir şey midir memleketinin bir bucağına çivilenip kalmak? Niceleri, kanunlarımıza aykırılık ettiler diye şehirlere, meydanlara, herkesin gidip geldiği yollara uğramadan yaşayabiliyorlar. Benim hizmet ettiğim kanunlar küçük parmağımı bile köle etmeye kalksalar, nereye olsa gider başka kanunlar arardım.

KİTAP III, BÖLÜM XIII

Cimrilik bütün insan deliliklerinin en gülüncüdür.

KİTAP I, BÖLÜM XIV

DENEMELER

Bilim insanları her zaman çağdaşlarından farkı düşünürler. Çağdaşlarından farklı noktalara dikkat ederek, tüm insanlık yararına çalışmalarını sürdürürler. Çünkü yeterli bilim ahlakını edinmiş her bilim insanı şahsi çıkarlarını değil, çalışmalarıyla tüm insanlığın refahını ve bekasını gözetmek durumundadır. Vikipedia’da bilim şu şekilde tarif edilmiş;

Bilim veya ilim; neden,merak ve amaç besleyen bir olgu olarak günümüze kadar birçok alt dala bölünmüş, insanların daha iyi yaşam koşullarına kavuşmasına, var olmayan olguları bulmasına ve yeni şeyler öğrenmesine ön ayak olan genellemedir. Bilim sanat tarafından temelleri atılmış olup her aşamada sanat ve yaratıcılıkla beslenerek insanların hayat koşullarını iyileştirmek için yapılan çalışmaların bütünüdür.1

Birer bilim insanı olan gökbilimciler de bu temel esasları benimseyerek yollarına devam etmek durumundadırlar. Çünkü bilgi, bilişim ve bilim ancak paylaşarak ve açık olarak daha ileriye gidebilir.

Bir gökbilimci için “GNU/Linux nedir?” bu ulvi sorunun cevabını size aktarabilmem için, bir gökbilimci olarak benim GNU/Linux’la nasıl tanıştığımı anlatmam daha yararlı olacaktır sanırım. Bundan yaklaşık dört sene önce AÜG‘deki ilk gözlem günümde, gözlem başkanı olan hocamızın bilgisayarına dalıp harıl harıl neler yaptığını gördüğümde çok şaşırmıştım. Çalıştığı kesinlikle MS Windows değildi. Çünkü yanına gidip baktığımda, yaptığı şeyleri gördüğümde, anlam veremeyerek hayran kalmıştım. Çünkü mükemmel bir grafik ekran olmasına rağmen O, komut satırında delirmişçesine bilgisayarı ile konuşuyordu. Dayanamayarak, “Hocam bu nedir?” diye sorduğumda aldığım yanıt beni fazlasıyla şaşırtmıştı: “GNU/Linux (Fedora dağıtımı.)” . Bu ismi daha önce elbette duymuştum ama, o ana kadar beni hiç bu kadar kendine çekmemişti. Sorularıma devam ettim…

-Hocam bunu nerden edinebiliriz?

-İnternetten ücretsiz edinebilirsin. Hatta eğer istersen evine kadar da CD ya da DVD yollayabilirler.

-Nasıl yani? Bunun içinde mi ücret almıyorlar?

-Evet çoğu popüler dağıtım kargo ücreti dahi almıyor.

İşte burada hayranlığımın daha fazla artmasına rağmen, içimden, arkasında kesinlikle bir şeyler olduğuna dair kuşkular geçmeye başlamıştı. Hiç kimse babasının hayrına bir iş yapmaz diye düşünüyordum bu sektörde. Çünkü o zamana kadar hep “özel mülk işletim sistemi olan MS Windows” kullanmıştım. O ve onun yanında gelen sürekli kullanma süremin, şu kadar süre içerisinde biteceğini söyleyen kaynak kodu kapalı (özel mülk) yazılımlar bana bu işin hep kendi yaptığı gibi işlemesi gerektiğinden başka bir şey öğretmemişti. Sorularıma devam ettim…

-Peki hocam sanki GNU/Linux’un gelişmemiş bir izlenimi var, gerçekten öyle mi?

Esasında şunu demek istemiştim. Özel mülk yazılımlar kullanırken başıma gelenlerden çok ağızım yanmıştı. Çünkü en basit işi yapan yazılımların dahi ücretsiz olanları, kendini sürekli premium sürümlerine yükseltme ısrarı ile elli çeşit takla attırırken, bu işin içinde bir iş olmalı diye düşündüm. O yüzden bu da esasında aynı katakulliyi yapıyordur diye düşündüm. Ya da öyle değilse, o halde çok az gelişmiştir. Sadece bir grup “geek” tarafından sabırla kullanılıyordur diye tahmin ettim ama öyle olmadı…

-O halde gel sana göstereyim, ekrana bak…

Dedi ve ben şok oldum. Bana göre mükemmel olan Gnome arayüzünde Compiz’i aktifleştirdi.2 Pencereler, simgeler, imleç alev alarak oradan oraya uçuyorlardı. Resmen on dakika doyumsuz bir compiz gösterisi izledim. Daha sonra kullandığı yazılımları gösterdi: Office, çoklu ortam oynatıcıları, bilimsel yazılımlar, internet tarayıcıları ve aklınıza daha ne geliyorsa hepsinin aynı kalitede GNU/Linux’ta da farklı bir felsefesyle olduğunu görsel olarak bana ispatladı.

Düşünmeye başladım… O halde bunu ben neden kullanmıyorum diye sordum kendime… Ertesi gün ben de Linux’u bilgisayarıma kurmaya kararlıydım. Yaptığım ilk iş, bir GNU/Linux dağıtımı olan Fedora’nın DVD (Fedora 9) iso dosyasını indirmek oldu. O zamanlar ülkemizde internet bu kadar hızlı olmadığından indirmem üç gün üç gece sürdü. Okuldan da indirememiştim çünkü o imaj dosyasını taşıyabilecek kapasitede tanışabilir belleğim yoktu .:) Bu indirme süresi zarfında ben çoktan Wiki’de GNU/Linux nedir? Linus Torvalds nasıl bir heriftir.3 Bu Richard Stallman4 neyin nesidir? GNU nedir? Dağıtım nedir? Slackware, Fedora, Ubuntu, Pardus, Mandriva, Arch Linux, Damn Small Linux nedir diye bayağı bir wiki de kaybolmuştum. Hatta hatta, AstroLinux diye bir dağıtımın dahi olduğunu öğrendim. Dünya üzerinde altıyüzden daha fazla olduğu tahmin edilen GNU/Linux dağıtımı olduğunu öğrendiğimde ise dudağım uçuklamıştı. Nedense hepsinin adını öğrenmek geliyordu içimden… Acaba ben de bir gün bir dağıtım yapabilir miyim diye soruyordum kendi kendime….

Araştırmalarım neticesinde pek çok dağıtımı kurup deneme isteği gelmişti birden. Ama, Fedora’yı zaten bin bir zahmetle indirmiştim. Direk bir DVD ye yazıp kuruluma başladım… Aman Yarabbi… O da ne en az on kez bütün verilerimi kaybetmişimdir. Çünkü Linux’ta kurulum ilk defa yapıyordum ama nedense hiç üzülmedim. Çünkü kurulumu yaptığımda inanılmaz bir işletim sistemi ve maceralar beni bekliyordu… 5

Öyle de oldu. Daha kullanmamın 10. gününde artık kopamayacağımı anladım. MS Windows’a hiç gereksinim duymadım. Çünkü bir kez kolaya kaçmamın cezasını bir daha normal ihtiyaçlarım için GNU/Lixnux’un yüzüne bakmayacağım anlamına geliyordu. Çünkü GNU/Linux’u hiç bilmediğimden karşıma çıkan problemlere karşı çözüm geliştiremiyordum.. Tek yapmam gereken “Google” amcaya sormak oluyordu. Ama gördüm ki GNU/Linux’un sadece teknik boyutu yok… Neredeyse kullanan herkes bilgilerini birbirleriyle paylaşmak için can atıyor. Tıpkı bilim etiğinde olması gerektiği gibi. Daha da bağlanmıştım… “Paylaşmak”… Bu kelime beni çok etkilemişti… IBM Linux 6 reklamında şu söz geçer;

Collecting data is only the first step toward wisdom but sharing data is the first step toward community”. (Linux 2006 33-40)

Veri toplamak sadece bilgeliğe giden yoldaki ilk adımdır, fakat veri paylaşımı topluluğa -birlikteliğe- giden yolda ilk adımdır.”

Burada sanırım GNU Genel Kamu Lisansı’nın temel maddelerinden bahsetmeliyiz kesinlikle1.2

  • Özgürlük 0: Programı sınırsız kullanma özgürlüğü.

  • Özgürlük 1: Programın nasıl çalıştığını inceleme ve amaçlara uygun değiştirme özgürlüğü.

  • Özgürlük 2: Programın kopyalarını sınırsız dağıtma özgürlüğü.

  • Özgürlük 3: Programın değiştirilmiş halini dağıtma özgürlüğü.

Görüldüğü üzere bir bilim insanı olarak GNU/Linux’a destek vermemiz insanlık ve gelecek nesillerin hakiki manada özgürlükleri açısından çok önemli bir adım olacaktır.

Bir gökbilimci olarak hangi dağıtımı kullanmanız gerektiği, tamamen sizin tercihinize kalmış bir durumdur. Çünkü her dağıtım esasında farklı grubun zevklerine ve amaçlarına hitap etmektedir. Fakat bu kesinlikle sizin kendinize göre o dağıtımı özelleştiremeyeceğiniz manasına gelmez. Çoğu gökbilimci çalışmalarını Linux üzerinde yapar. Çünkü hem Linux’un gücünden hem de bilim etiği gereği onlardan özgür yazılımlar kullanmaları beklenir. Yoksa yaptığı çalışmalarda ki sonuçlara güvenilmez. İşte bu noktada, kullandıkları dağıtımların ne olduğu ve neden belirli dağıtımları seçtikleri ise benim ilgilendiğim bir meseledir.

Çoğu gökbilimci PHOEBE, IRAF, Nightfall, gnuplot, gnu octave, Xephem vb… yazılımları RedHat veya Debian tabanlı dağıtımlar üzerinde koşarlar nedeni ise gayet basit. İnternet’te onlar için yardım dökümanlarını hemen bulabiliyor olmalarıdır. Ve onlarında, öğrencilerine ve çevrelerine yayacağı dağıtım da doğal olarak kullandığı dağıtımlar olacaktır. İşte bu noktada birazcık düşünmemiz gerekiyor. Bir bilim adamı işine odaklanır, her iş yapan insanda olduğu gibi… Dolayısıyla çalışacağı dağıtım üzerinde pek fazla sorun çıksın istemez. Sorun çıkmasından daha da öte, her türlü ihtiyaç duyacağı gelecekteki yazılımları da, sorunsuz şekilde kurmayı ve çalıştırmayı ister… Ülkemizde de çoğu gökbilimci RedHat veya Debian tabanlı dağıtımlar kullanmaktadır. Bunlardan en bilindik olanları ise Ubuntu, Fedora ve OpenSUSE’dir. Kendi ulusal dağıtımımız olan Pardus’a ise bilim adamlarımız hala çekinerek bakmaktadır. 345

Görüldüğü üzere, GNU/Linux tamamen insanlığın ve bilimin etik sınırları içerisinde ilerlemekte olan, insanlığın paylaşmak ve işbirliği yönü ile herkesin sahiplenebileceği bir oluşumdur. Gelecek nesillere bilimin herkesin malı olduğunu anlatmak adına, yapabileceğimiz en önemli adımlardan birisi de özgür yazılım projelerine destek vermek olacaktır. Bunun içindir ki GNU/Linux kullanmak her bilinçli gökbilimci ve de bireyin atması gereken önemli bir adımdır. O zaman ne duruyoruz? Haydi, GNU/Linux kurmaya…:)

3Bu durum benim açımdan garipsenecek bir tutumdur.

5Bu linkte bir gökbilimci için temel GNU/Linux bilgilerine erişebilirsiniz: http://derman.science.ankara.edu.tr/astrowiki/index.php/Linux_%C4%B0%C5%9Fletim_Sistemi_Dersi

3Daha üniversite öğrencisi iken Minix işletim sistemini yetersiz bulup, Linux çekirdeğini Minix’den ilham alarak yazan, Finlandiyalı bilgisayar mühendisi. Hala Linux çekirdeğini geliştiren ekibin başındadır.

4GNU Projesi ve Özgür Yazılım Vakfı’nı kuran hala da onursal başkanı olan özgür yazılım aktivisti.

5 Neyse ki günümüzde çıkan dağıtımların kurulumu Windows 7′den de basit :) O yüzden yeni başlayacaklar asla çekinerek bakmasın… :)

1
Oca

Ön yargılar… Bizi fikri olarak hapis hayatı yaşatıp, beynimize prangalar vuran menhus birer illettir… GNU/Linux dünyasına bile bulaşmış maalesef… Kullandıkları çekirdeğin felsefesini unutup bencil yollarına düşmüştür bazı dağıtımların bekçileri. Özgürlük nedir? Sorusuna karşı herkes kendi dağıtımının adını sayıklarken, bazı penguenler sorar: «Dağıtım nedir ve neden birbirleri ile kıyaslanır?» Esasında bu mana da “Özgürlük” demek Linux çekirdeğinin üzerine kurulmuş, her bir GNU/Linux dağıtımıdır. Kısacası özgürlük demek “İstediğin dağıtımı” GNU/Linux diye kullanmak demektir. Microsoft ürünlerini geçtim… Penguenler kendi aralarında daha fazla ihtilafa düşüyorlar. Her forumda iğrendiğim tartışmalardan en büyüğü: “Hangi dağıtım daha iyi?”. Hatta isim verecek olursam. “Pardus mu Ubuntu mu?”… İnsanlara öncelikle «GNU/Linux nedir?» bunun bilinci verilmelidir diye düşünüyorum. Daha sonra dağıtım bilinci zaten oluşur. Böylelikle dağıtım kıyasları olmaz. Üstat Cemil Meriç der ki: “Kıyaslamak küçültür.” Bizler de dağıtımları karşılaştırmaktansa, amacımızın ne olduğunu iyice sorgulamalı ve ona göre dağıtım belirlemeliyiz. Bazı penguenler, sadece dağıtımları değil, düşüncesizce bazı özgür yazılımlarını da kendi kullandıkları özgür yazılımın yanında aşağılama yoluna gidiyorlar. Gerçekten içler acısı bir durum… Hatta son derece feci olan bu duruma bazı “özgür yazlım topluluk yöneticileridahi düşebiliyor. İsim vermeden(E-dergileri okuyanlar bilir.) bir topluluk yöneticisi: KDE mi GNOME mu?” sorusuna bakın nasıl cevap vermiş (Bence soru da bir garip ve anlamsız, sanki başka birşeyler amaçlanıyor gibi. Bu amacı şahsi olarak çok açabilirim ama konu değil, geçelim…);

Tabii ki KDE, hiç üç harfli bir masaüstü ortamıyla beş harfli bir masaüstü ortamı bir olur mu? Bu durum özellikle bu masaüstü ortamlarının kareleri alındığında kendini daha açık olarak ortaya koyuyor. Birisininki dokuz, yani tek haneli, diğerininkiyse iki haneli, bence bu her şeyi açıklıyor. Konuya semantik yaklaştığımızda KDE, bir içindelik anlamı taşıyor, neredesin sorusuna verilen EVDE ve KDE arasındaki benzerliği herkes kabul edecektir. GNOME’a bakarsak: G NO ME (G BANA UYMAZ), yani iyi güzel ama bana gitmiyor, yakışmıyor alt metniyle karşılaşıyoruz.

Birilerine sanırım bir siyasi parti liderinin ebced hesabı yaparken ki vaziyetini anımsatmış olabilir bu pagraf ama, hakikaten verilen yanıt hiç bilimsel değil, bilimsellikten öte ise etik değil. Eğer burada sayın penguen “Bana göre KDE daha iyi. Ben onu daha çok seviyorum, o yüzden daha güzel.” gibi bir cevap verse idi elbette kimse bir şey diyemez ama, verilen bu yanıt birini yüceltirken, diğerini yermektedir. Bu ise bence “GNU/Linux” ve “Özgür Yazılım” felsefesine hiç uymamaktadır. Ayrıca burada penguen tarafından yerilen “Gnome” u oluşturan GTK+(GIMP Toolkit) araç takımının, aslında GIMP için yazıldığından habersiz olacak ki bir başka soruya şöyle cevap veriyor;

Grafik uygulamalarıyla iç içe olduğunuzu biliyoruz. Günlük işlerinizde, hangi grafik uygulamalarını kullanıyorsunuz?

Çizim konusunda yeteneğim yok ama grafikle hobi olarak uğraşıyorum yine de. Uzun zamandır pek fazla uğraşamadım çizimle ama zamanım oldukça bir şeyler yapmak isterim yine. Pardus depolarındaki GIMP, UFRaw, Gwenview ve KolourPaint günlük ihtiyaçlarım için sıkça kullandığım uygulamalar. Bunun dışında yine depolarda bulunan Inkscape ile MyPaint’i ve oyun alanımdaki birkaç grafik aracını daha kullanıyorum zaman zaman.

G NO ME (G BANA UYMAZ)” evet uyup uymaması saygı duyulur ama; bazı şeyler de ise bir vicdan muhasebesi yapıp ona göre konuşmak gerekir diye düşünüyorum.

Neyse, bu örneği insanların çokça bu tarz konularda sürekli bir kıyas yapıp, konuya bir topluluk yöneticisinin bile sübjektif bakabileceğini göstermek için yazdım. Ben evinde Pardus (KDE ön tanımlı), Fedora (Gnome ön tanımlı), taşınabilir bilgisayarında Xubuntu (XFCE ön tanımlı) ve Backtrack (KDE ön tanımlı) kullanan birisi olarak dağıtımların ve bunların üzerinde gelen veya sonradan kurulan, resmi depolarda olsun olmasın her türlü “Özgür Yazılımın” birbiri ile kıyaslanmasını son derece yanlış buluyorum. Çünkü her biri farklı zevklerde ve farklı amaçlar güden kullanıcılar için geliştirilmektedir. Hal böyle iken Özgür yazılımları kıyaslamanın çok mantıksız bir tutum olduğunu düşünüyorum. Evet, şu olur. Bir dağıtım veya yazılım kalabalık ve destekçisi bol bir grup tarafından kullanılabilir ve sevilebilir. Hatta avantajları da bol olabilir ama bir grup insana yine de hitap etmeyebilir. İşte bu yüzden iyilik ve kalite de tartışılabilir. Örneğin MS Windows’u kullanan ve seven milyonlarca insan var. Onun çok kişi tarafından kullanılması ve desteğinin çok olması, iyi olduğunun bir göstergesi de kesinlikle değildir. Mesele hitap ettiği kitledir. Bu olaya böyle bakmak gerekir. Şimdi diyeceksiniz ki o paralı. Bu sözü çevrenizde ki insanların kaçının bilgisayarına ücret vererek Windows nevi işletim sistemi kurduğunu tekrar düşünerek söyleyin…

Neyse bunu da geçelim. Pardus’a IRAF kurulumunu anlatacaktık fazla uzadı. Asıl konuya gelelim;

IRAF(Image Reduction and Analysis Facility) National Optical Astronomy Observatories (NOAO) tarafından geliştirilmekte olan, Görüntü İşleme ve Analiz programı olarak Gökbilimciler tarafında sıklıkla kullanılan bir yazılımdır. Gökbilimciler dünya da belki de Bilgisayar Müh. ve Bilgisayar Programcılardan sonra en fazla Linux kullanan kişilerdir. Çünkü yazılımlarının çoğunu GNU/Linux altında yazarlar. Ve yazılan bu yazılımların çoğu da doğal olarak özgür yazılımlardır.

Çoğu Gökbilimci çalışmalarını Linux üzerinde yapar dedik fakat, kullandıkları dağıtımların ne olduğu ve neden belirli dağıtımları seçtikleri ise benim ilgilendiğim bir meseledir. Çoğu gökbilimci PHOEBE, IRAF, Nightfall vb… yazılımları RedHat veya Debian tabanlı dağıtımlar üzerinde koşarlar nedeni ise gayet basit. İnternet’te onlar için dokumanı hemen bulabiliyor olmalarıdır. Ve onlarında, öğrencilerine ve çevrelerine yayacağı dağıtım da doğal olarak kullandığı dağıtımlar olacaktır. İşte bu noktada birazcık düşünmemiz gerekiyor. Bir bilim adamı işine odaklanır, her iş yapan insanda olduğu gibi… Dolayısıyla çalışacağı dağıtım üzerinde pek fazla sorun çıksın istemez. Sorun çıkmasından daha da öte, her türlü ihtiyaç duyacağı gelecekteki yazılımları da, sorunsuz şekilde kurmayı ve çalıştırmayı ister… Ülkemizde de çoğu gökbilimci hala RedHat veya Debian tabanlı dağıtımlar kullanmaktadır. Bunlardan en bilindik olanı ise Ubuntu ve Fedora’dır. Bu yüzden de Türk bilim adamları hala Pardus’a çekinerek bakmaktadır.

Biz bu kanıyı yıkarak IRAF’ı Pardus 2009.2 üzerine kurup sorunsuzca çalıştığını tüm insanlara anlatmaya çalışacağız. Şimdi siz de şunu diyor olabilirsiniz. “Eee hani kıyaslama kötü idi.” Şu yanlış anlaşılmasın. Burada Pardus’un diğer dağıtımlardan üstünlüğü değil. Pardus’un da diğer dağıtımlar kadar güçlü olduğunu göstermeye çalışacağız.

IRAF Kurulumu

Adım 1:

su -

parola: parola_gir

pisi it tcsh

pisi it libc5

(Bu paketleri konsol yerine paket yöneticisinden kurmanızı öneririm.)

wget http://yucelkilic.com/yamcinin_gucu/ldso_1.9.11-15_i386.deb

Burada uzantının .DEB olduğuna dikkat ediniz. Merak etmeyiniz bu durumu esasında mükemmel bir düşünce olan fakat maalesef şu an geliştilmesi durdurulmuş bir proje olan “HEMEN KUR” yazılımı ile aşacağız. “Hemen Kur” projesi ile de en yakın zaman da ilgilenmeyi düşünüyorum. Hemen Kur’u buradan indirebilirsiniz. İndirdiğiniz arşivi;

 tar -xvf hemenkur-pre-alpha-0.0.3.tar.gz 

komutunu vererek açın.

 cd  hemenkur-pre-alpha-0.0.3 

komutunu vererek “hemenkur-pre-alpha-0.0.3” dizinin içerisine girin ve “BENI_OKU “ dosyasını dikkatli bir şekilde okuyunuz. Orada kurulum talimatı çok iyi bir şekilde anlatılmış.

Okunanlar dikkate alınarak;

 ./hemen_kur 

komutu verilerek “hemen_kur” kurulur.

Şimdi istediğimiz .DEB paketini kurabiliriz demektir. İlk indirdiğimiz deb paketini kuralım. İndirdiğimiz paketin olduğu dizine gidelim ve şu komutu verelim;

 hemenkur debian ldso_1.9.11-15_i386.deb 

Not: Hemen kur hakkında yardım için konsolda “hemenkur –yardim” komutunu da verebilirsinz. Yanız dikkat edilmesi gereken şudur. Hemen kurulum kurulum yaparken yüklenilen paketin bağımlılık listesinin kurulumunu kullanıcıya bırakır bu yüzden ilk önce kurulan paketin bağımlılıkları araştırılıp kurulmalıdır. Sizden bu esnada bağımlılık istenirse(libc6 gibi) “e” tuşuna basarak devam ediniz. Bu aşamada hiçbir sorun çıkmayacaktır.


Hemen Kur bağımlılık sorgusu

Şekil 1. “Hemen Kur” bağımlılık sorgusu

wget http://yucelkilic.com/yamcinin_gucu/termcap-compat_1.2.3_i386.deb

hemenkur debian termcap-compat_1.2.3_i386.deb

Ve bu paketin kurulumu tamam. Diğer .DEB paketleri de bu şekilde kurulmalıdır.

"Hemen Kur" ile paket kurulumu

Şekil 2. “Hemen Kur” ile paket kurulumu

Yine aynı şekilde bağımlılık sorulduğunda “e” tuşuna basıp devam ediyoruz. Sorunsuzca kurulacaktır.

IRAF için gerekli olan ön paketler kuruldu.

Adım 2:

IRAF kullanıcısı oluşturma;

Pardus > Sistem > Kullanıcı Yöneticisi‘nden şekilde ki gibi “iraf” kullanıcısını ekleyiniz. Ev dizinini “/iraf/iraf/local” şekline ayarlayınız. Kullanıcı kabuğunu “/bin/tcsh” olarak ayarlayınız. Çünkü IRAF programı bu kabukta çalışır. “Yönetici Hakları” kutucuğunu
işaretlemeyi unutmayınız. Kullanıcı grupları sekmesine de girip “adm” ve “sys” gibi yönetim gruplarına dahil etmeyi unutmayınız.

Şekil 3. “iraf” kullanıcısını Pardus’a ekleme

Şimdi sırasıyla şu komutları veriniz.;

Root olun;(su – komutunu veriniz.)

chown -R iraf /iraf

su iraf

mkdir /iraf/irafbin

mkdir /iraf/irafbin/bin.linux

mkdir /iraf/irafbin/noao.bin.linux

mkdir /iraf/x11iraf

mkdir /iraf/extern

cd /iraf/iraf

wget http://iraf.noao.edu/iraf/ftp/iraf/v214/PCIX/as.pcix.gen.gz

tar -zxf as.pcix.gen.gz

rm as.pcix.gen.gz

cd /iraf/iraf/unix/bin.redhat/

mv * ../bin.linux/

cd /iraf/irafbin/bin.linux

wget http://iraf.noao.edu/iraf/ftp/iraf/v214/PCIX/ib.rhux.x86.gz

tar -zxpf ib.rhux.x86.gz

rm ib.rhux.x86.gz

cd /iraf/irafbin/noao.bin.linux

wget http://iraf.noao.edu/iraf/ftp/iraf/v214/PCIX/nb.rhux.x86.gz

tar -zxpf nb.rhux.x86.gz

rm nb.rhux.x86.gz

setenv iraf /iraf/iraf/

cd $iraf/unix/hlib

source irafuser.csh

[[Şimdi IRAF kurulumu tamamlanması için birkaç komut daha vereceğiz. Şimdi vereceğimiz komutun ardından size bir takım sorular sorulacak. Varsayılan ayarlar  için “Enter” tuşuna basarak geçiniz. Her şey yolunda gittiyse hiç bir “Failed” mesajı almadan kurulum tamamlanacak. ]]


su -c './install'

parola: “root parolanızı girin.”

Ayrı bir konsol açın((Alt+F2—> konsole) ve sırasıyla şu komutları verin ;

su -

parola: “root parolanızı girin.”

wget http://yucelkilic.com/yamcinin_gucu/libgpm2_1.20.4-3.1_i386.deb

hemenkur debian libgpm2_1.20.4-3.1_i386.deb

Bağımlılıklara “e” diyerek geçiyoruz.

wget http://yucelkilic.com/yamcinin_gucu/libncurses5_5.7+20081213-1_i386.deb

hemenkur debian libncurses5_5.7+20081213-1_i386.deb

Diğer açık konsola geçin(son olarak, “su -c ‘./install‘” komutunu verdiğiniz konsola.);

cd /iraf/x11iraf/

wget http://iraf.noao.edu/iraf/ftp/iraf/x11iraf/x11iraf-v2.0BETA-bin.redhat.tar.gz

tar -zxf x11iraf-v2.0BETA-bin.redhat.tar.gz

mv lib.redhat lib.linux

mv bin.redhat bin.linux

su -c “./install”

parola: “root parolanızı girin”

[[Yine size sorulacak sorulara “Enter” tuşuna basarak devam edin.]]

rm x11iraf-v2.0BETA-bin.redhat.tar.gz

Şimdi DS9 kuracağız.;


wget http://hea-www.harvard.edu/saord/ds9/archive/linux/ds9.linux.6.2.tar.gz

tar -zxf ds9.linux.6.2.tar.gz

rm ds9.linux.6.2.tar.gz

su -c 'mv ds9 /usr/local/bin/'

exit

cd

mkdir ~/IRAF

cd ~/IRAF

mkiraf

mkiraf” komutu ile IRAF’ın çalışmasını sağlayacak login.cl ve uparm dizinimiz oluştu.

Şimdi;


xgterm &

ds9 &

Bu komutlardan sonra açılan “xgterm” terminaline gidiyoruz. Ve “cl” komutunu veriyoruz.

(Not “cl” komutu mkiraf komutundan sonra oluşan login.cl ve uparm dizininin olduğu dizinde verilmelidir. “mkiraf” komutu kendi “home” dizininizin altında dilediğiniz yerde oluşturulabilir. Bu kurulum için ~/IRAF dizininin içinde anlatılmıştır.)

IRAF Pardus Üzerinde Koşarken...

Şekil 4. IRAF Pardus Üzerinde Koşarken…

Ve işte her şey hazır! IRAF’ınızı güle güle kullanın;)

Referanslar:

1) http://geco.phys.columbia.edu/~rubab/iraf/iraf_step_by_step_installation

2) http://iraf.net