Kubuntu 11.04 üzerinde bulunan Gwenview’de plugin bölümü boş. Halbuki Pardus kullandığım zamanlar pluginler sayesinde facebook, flickr ve daha bir çok siteye fotoğraf gönderebiliyordum. Kubuntu üzerinde KIPI plugins paketi kurulu değil. Onu kurarak Gwenview üzerinden fotoğraflarımızı gönderebiliriz.
![]() |
| From Face-Kopete |
![]() |
| From Face-Kopete |
![]() |
| From Face-Kopete |
![]() |
| From Face-Kopete |
Ben, kendime Facebook'un tema rengine yakın bir renk seçmeyi tercih ediyorum.
![]() |
| From Face-Kopete |
Ve ardından da tüm aşamaları başarıyla tamamladığım için, Kopete beni tebrik ediyor.
![]() |
| From Face-Kopete |
![]() |
| From Face-Kopete |
Bol mesajlaşmalar.
Özgür Yazılım Sohbetleri'nin ilki, 26 Aralık 2009 Cumartesi 13:30'da Beşiktaş Çıtır Cafe'de yapılacak. Çıtır Cafe, Barbaros Bulvarı ve Hasfırın Caddesi'nin kesiştiği yerde.
Ayda bir toplanalım, özgür yazılım konuşalım. Var mısınız?
Ek: Konuları önceden planlanmamış, belki içeriği diğer şehirlerden kalkıp gelmenize değmeyecek, sıradan arkadaş toplantıları tadında olacak bu ÖY sohbetleri.
Sürekli aynı şehirde, aynı mekanda da olmayacak bu sohbetler. İstanbul/Ankara'da her ay düzenli yapılacak muhtemelen bu sohbetler, ama ara sıra otobüse atlayıp Çanakkale'ye, İzmir'e, Burdur'a (Gökçen, bu senin için) gidelim diyeceğiz. Belki de başkaları organize edecek bu tür sohbetleri, kendimizi bir hafta sonu farklı diyarlarda bulacağız.
Ek 2: Ankara Öİ ekibi yapıyordu bu tür etkinlikler, katılamadığım için üzülüyordum. Fikir sizden çıktı, herkese selamlar.
Etkinlik içeriğinin gizlilik seviyesi hakkında bilgi sahibi olmadığımdan, önceki yazımda Bosna-Hersek'te ne amaçla bulunduğumu yazmamış, sadece katıldığım etkinliğin adını vermekle yetinmiştim. Sıkı durun açıklıyorum: katılan ülkelerin ordularının, kullandıkları iletişim sistemlerin birlikte çalışma testlerini yaptığı Combined Endeavor 2009 tatbikatındayım, bir diğer Pardus geliştiricisi Ekin Meroğlu, farklı kurumlardan mühendisler ve TSK personeli ile.
CE 2009'a kendi sertifika otoritesi (kök SM dışında, elbette) ve tüm sunucu ve istemcilerinde Windows harici bir
işletim sistemi kullanan tek ikinci (ABD'nin bazı sunucularında RedHat kullandığını sonradan öğrendik, teste katılan sunucularda hâlâ tekiz) ülke olarak hem havamızı atıyor, hem de sistemlerimizi farklı
senaryo ve ortamlarda test ederek tecrübe kazanıyoruz. Bosna-Hersek'in ev sahipliği yaptığı,
ABD Avrupa Komutanlığı'nın organize ettiği bu organizasyonda en farklı ülke olmak gurur verici olsa da, farklılıktan
kaynaklanan problemler can sıkıcı bir hal alabiliyor. Internet Explorer için yazılmış bir JavaScript, ya
da Outlook düşünülerek hazırlanmış bir test maddesi, test öncesi 30º sıcakta ülke ülke dolaşıp sorumluları
ikna etmenizi gerektiriyor. Bana sorarsanız, bu da diğer testler gibi, yeşil renkli kocaman bir "GEÇTİ"
işaretini hakediyor.
Etkinliğin ikinci haftasında PKI testleri yapılacak ve imzalama/şifreleme işlemleri Pardus üzerinde MA3 (Milli Açık Anahtar Altyapısı) kullanan akıllı kart AKIS ile yapılacak. Yerel ağda akıllı kart ile yapılan SSL testleri başarıyla geçiyor, resmi testlerden de başarıyla geçmeyi umuyoruz.
Ek: VPN testleri son güne ertelendi, kimlik denetimsiz ve PKI'lı tüm testler geçildi. Bundan sonra aynı testler farklı bölgelerdeki ülkelerle yapılacak. Hayat da yarısından sonra hep tekrar değil mi zaten?
Eylül'ün 18'ine kadar Banja_Luka'daki Combined Endeavor 2009 etkinliğindeyim. Uzun bir aradan sonra yine business casual (arada bir informal attire, ya da başka bir deyişle Suit Up!) giyinecek olmak zor gelse de (tamam, kabul ediyorum, takım elbiseleri seviyorum) keyfim yerinde.
Üzerinde çalıştığım projeler hakkında haftada birkaç kez bir şeyler karalamaya çalışıyorum ama uzun süredir ekipteki herkes gibi aynı anda bir çok proje üzerinde çalıştığım ve her birine yaptığım katkı, hakkında blog yazamayacak kadar ufak olduğundan her "bloglama" çabam başarısızlıkla sonuçlanıyor. Kabul ediyorum, normal blog girdilerim birkaç kısa paragraftan oluşuyor; ancak ~20 cümlelik bir liste verip "bugün bunları yaptım" yazmak garip geliyor. Hastalıklar ve yazmaya çalışırken yaşanan diğer dış etkenler de bloglamayı baltalıyor, ortaya böyle kısa yazılarla dolu, seyrek yazılan bir "günlük" çıkıyor.
Geçtiğimiz haftanın yarısını hasta, önceki haftanın yarısını da şehir dışında görevde geçirince ortaya tek maddelik bir iş listesi çıktı. O da 2009 ilk dönem stajyeri Mete Bilgin ile NOAN'ı yayına hazır hale getirmemiz. NOAN, geliştiricilerin paket süreçlerini takip ve gerektiğinde sürece müdahale etmesini, kullanıcıların ise paketler hakkında bilgi almasını sağlayan bir web uygulaması. Arayüz cilalanıp parlatıldıktan sonra yayına alacağız.
Bir kez daha "umarım bu blog girdisi bir dönüm noktası olur da her gün yazmaya başlarım" diyeyim de tam olsun...
Ev ve iş arkadaşım Gökmen'in askere gitmesi, yaklaşık bir senedir oturduğum evden ve evin bulunduğu ortamdan kurtulmak için iyi bir fırsat olmuştu ve iki senedir ara sıra uğrayabildiğim İzmit'teki evime dönmüştüm. Pencereden baktığımda gördüğüm şu manzaraya rağmen, İzmit'e "Tatillerde görüşürüz" dedim ve İstanbul'da ev aramaya başladım. Öyle görünüyor ki, önümüzdeki ay sonu yeni evime yerleşmiş olacağım, iki Pardus geliştiricisi ile beraber...
Başlık, Pinhani'nin enfes şarkısından.
2 haftalık idari izin sonrası, daha (2 gün ayrı kaldığımda özlediğim) ofisimle hasret gideremeden, Ankara'nın yolunu tuttum; her zamanki gibi Deniz Kokusu'nu mırıldanarak. İstanbul'a İzmit'e dönüş kısmı hala seyahatin en güzel kısmı olsa da, seviyorum bu şehri garip bir şekilde. Akşam 8'e kadar, daha önce gitmediğim bir kurumda, en az ofisteki kadar yoğun çalışıp Atatürk Bulvarı'ndaki uzun bir yürüyüşün ardından Tübitak misafirhanesine gidiyorum. Yol üstünde biryerlerde yemek yiyor, kitap ya da müzik marketlere uğruyor, ya da farklı bir deyişle "hiçbir şey yapmadan" ertesi güne hazırlanıyorum. Sanırım buraya her geldiğimde, farkına varmadan bir "uslu kentli" oluyorum.
Bitirme tezine son kez göz atacak, ufak tefek hataları düzeltecek ve sunumda kullanmak üzere notlar çıkarmak üzere kendimi (kayak merkezi değil, ilçe olan) Kartepe'deki evime kapattım. "Şuraya biraz daha açıklama", "şuradaki kodda biraz düzeltme" derken tezin yarısından fazlasını yeniden yazarken buldum kendimi. Kod dışında bir şeyler yazmayı özlemişim açıkçası, eğlenceli bir deneyim oldu.
Yarın tezin son halini danışmanıma teslim edecek ve -nihayet- mezuniyet yolunda son düzlüğe gireceğim, mutluyum. Tez konusu, bir yıldan uzun süredir geliştiriciliğini üstlendiğim, Pardus'un yapılandırma yöneticisi ÇOMAR. Hakim olduğum bir konuda tez yazmak iyi bir fikirdi ve eğlenceliydi, umarım tez savunmam da yazma aşaması kadar rahat ve eğlenceli olur...
Saat 5 olmuş, mesai bitmiş, bugün yapılacaklar listesi bitmemiş. Cuma trafiğine takılıp işlere 2 saat ara vermek yerine (Cuma günü olsa da, yapılacak listesinde bir şeyler varsa yapılır) mesaiye kalmaya ve işleri bitirmeye karar verdik. İyi de ettik.
Katie Melua o harika sesi ile şarkılar söylemekte, bir yanda Qt/KDE paketleri elden geçirilirken, diğer yanda depodaki bir kod geliştiriciler tarafından incelenmekte, geliştiricisine geri besleme verilmekte, aynı anda geliştirici listesine mesajlar düşmekte, bize yalnız olmadığımızı göstermekte...
Öncelikle, OOXML'nin nasıl bir bela olduğu konusunda bilgi almak için Akın'ın eposta iletisini [3] bağlantısından mutlaka okuyun, yeteri kadar durumu açıklayan bir ileti olduğunu düşünüyorum. Neden OOXML'ye karşı çıktığımız konusunda ayrıntılı bilgi için [4] bağlantısına bakabilirsiniz; daha fazla bilgi için de küçük çapta bir Google araştırması yapmanız yeterlidir.
Evet, gereken yönlendirme yapıp yönlendirmemizi yaptık. Şimdi, eğer Feysbuk üyesi açık kaynak kod yanlısıysanız, Microsoft'un tekelleşme ve daha fazla sömürü felsefesiyle yürüttüğü ticari çabalarına dur demek istiyorsanız işte yapmanız gereken: "OOXML'e HAYIR" grubuna katılın veya Feysbuk üyesi değilseniz, insanlara bu sanal günlük gönderisini okutmanız yeterli.
Bu arada.. Feysbuk => facebook =)
[1]: http://gkmngrgn.blogspot.com/2007/12/oh-be-kurtuldum.html
[2]: http://liste.pardus.org.tr/ozgurlukicin/2007-December/001830.html
[3]: http://ftp.pardus.org.tr/ozgurlukicin/2007-December/001689.html
[4]: http://tinyurl.com/2nw73q
Aslında facebook'un veritabanının, yani üyelerin kişisel bilgilerinin çalınmaya müsait olduğu üzerine uyarılar önceden duyurulmuştu; fakat bir de meyvesini görelim dedik.. O da kendini gösterdi. İşte burada [1] ve burada [2]..
[1]: http://www.theregister.co.uk/2007/12/17/facebook_hack_attack_lawsuit/
[2]: http://www.bildirgec.org/yazi/facebook-profilleri-pornocularda




























