1
Haz
Başlık insanı nasılda kandırıyor. Şimdi böyle bir başlığın üstüne Linux ile Edebiyat arasındaki ilişkiyi anlatan uzun ve ciddi bir şey bekliyorsunuz. İlk paragraftan yola çıkarak sizi kandırdığımı düşüneceksiniz ama ilerledikçe bu adam ciddi olabilir mi sorusu aklınızı kurcalamaya başlayacak ve dayanamayıp yazının sonuna kadar devam edeceksiniz, etmelisinizde!
Bugün bilgisayarı ilk açtığımda karşıma Google'ın güzel hizmeti igoogle geldi. Bu sayfada çeşitli eklentiler mevcut. Gmail, haberler, bloxoo, bazı arkadaşlarımın rssleri... bloxoo da puanım birden artmış merak ettim biraz ayrıntılara baktım pagerank 4 olmuş. Şaşırmadım da bu kadar erken artmasını beklemiyordum. Yazılarım genelde alıntı olmadığı için(1-2 tane karışmış olabilir 200 üzerinde yazı var tek tek baktırmayın bana) blog'un değeri biliniyor. Gerek ziyaretçiler gerekse google beni sevindirmeye inşallah devam ederler.
Özgün olmak, her zaman dikkat ettiğim bir husus olmuştur. Yanlış hatırlamıyorsam İstanbul Üniversitesinde kurduğumuz Bilim Kurgu ve Fantazi Kulübü'nün ilk etkinliğinde konu başlığımız özgün olmaktı. Çeşitli misafirlerimiz özgünlüğün öneminden bahsetmişlerdi. İşte bende gerek blog girdilerimde gerekse gün itibariyle başlamak üzere olduğum ilk kitap denememde özgün olmaya çalışıyorum. İyiler ve kötüler arasında her zaman bir mücadele olur ama ben iyileri kötü, kötüleri iyi yapabilirim(daha güzeli benim gibi kararsızlar). Duygusallığı, yalnızlığıyla çaresiz bir karakterin nasıl bir kahramana dönüşeceği sorusu aklımı kurcalayıp durdu. Üçlemenin ilk adımı olan "Özgürce İlk Adım" aslında ne kadar özgür olduğumuzu bulmaya çalışacak. Özgürlük için güç gerekli mi? Sevdiklerimiz bizi sınırlandırıyor mu? Özgürlük için illa yalnız mı olmak zorundayız? sorularına cevap vermeyi planlıyorum.(yuh)
Gelelim Linux ile alakalı kısmına. Buraya kadar okuyanları hayal kırıklığına uğratmak istemem. Windows üzerinde yazı yazarken kullandığım çeşitli editör programları vardır. Office türevlerinden ziyade yazarlara özel hazırlanmış ufak programları tercih ederim. Karmaşık sistemlerin çökmesi basit ve hafif sistemlere göre daha büyük bir risk. Geçmişte başıma çok geldi. Kaptırmış yazıyorsunuz, oda ne? Programa bir şey olmuş kaydetmediğiniz için tüm yazdıklarınızdan veda edemeden ayrılmışsınız. Ya da kaydettiğiniz dosya çalışmaz olmuş, sürpriz bilgisayara virüs bulaşmış! Bunlar çekilir mi be?!?
Dün gece bilgisayara Pardus kurdum. Windows üzerinde deneyeceğim şeyleri denedim artık ihtiyacım kalmadı dedim ve tüm bölümleri sildiğimi düşünerek kuruluma geçtim. Bilgisayarı yeniden başlattığımda Grub ekranında Windows'u görünce biraz kızdım. Pardus kendisine ufacık bir yer ayırmıştı. Neyse, her zamanki usb modem ayarlarını yaptım internete bağlandım ama yok bağlandı demesine rağmen girmedi. 1,2,3 dene dene olmuyor. Haliyle Pardus'um internetsiz kalınca Windows tarafından blogluyorum. Bir yandan kötü oldu diye düşünürken sonradan bunun bir işaret olduğunu kabul etmenin sağlığım açısından daha yararlı olacağını farkettim. Anlaşılan o ki eserimi yazarken internete girmemem gerekiyor! Kimse dikkatimi dağıtmamalı! Yaaa Linux işte böyle bir sistem, edebiyata o kadar önem veriyor ki kendinize zarar vermeyin diye internete girmenizi engelliyor. ;)
Bugün bilgisayarı ilk açtığımda karşıma Google'ın güzel hizmeti igoogle geldi. Bu sayfada çeşitli eklentiler mevcut. Gmail, haberler, bloxoo, bazı arkadaşlarımın rssleri... bloxoo da puanım birden artmış merak ettim biraz ayrıntılara baktım pagerank 4 olmuş. Şaşırmadım da bu kadar erken artmasını beklemiyordum. Yazılarım genelde alıntı olmadığı için(1-2 tane karışmış olabilir 200 üzerinde yazı var tek tek baktırmayın bana) blog'un değeri biliniyor. Gerek ziyaretçiler gerekse google beni sevindirmeye inşallah devam ederler.
Özgün olmak, her zaman dikkat ettiğim bir husus olmuştur. Yanlış hatırlamıyorsam İstanbul Üniversitesinde kurduğumuz Bilim Kurgu ve Fantazi Kulübü'nün ilk etkinliğinde konu başlığımız özgün olmaktı. Çeşitli misafirlerimiz özgünlüğün öneminden bahsetmişlerdi. İşte bende gerek blog girdilerimde gerekse gün itibariyle başlamak üzere olduğum ilk kitap denememde özgün olmaya çalışıyorum. İyiler ve kötüler arasında her zaman bir mücadele olur ama ben iyileri kötü, kötüleri iyi yapabilirim(daha güzeli benim gibi kararsızlar). Duygusallığı, yalnızlığıyla çaresiz bir karakterin nasıl bir kahramana dönüşeceği sorusu aklımı kurcalayıp durdu. Üçlemenin ilk adımı olan "Özgürce İlk Adım" aslında ne kadar özgür olduğumuzu bulmaya çalışacak. Özgürlük için güç gerekli mi? Sevdiklerimiz bizi sınırlandırıyor mu? Özgürlük için illa yalnız mı olmak zorundayız? sorularına cevap vermeyi planlıyorum.(yuh)
Gelelim Linux ile alakalı kısmına. Buraya kadar okuyanları hayal kırıklığına uğratmak istemem. Windows üzerinde yazı yazarken kullandığım çeşitli editör programları vardır. Office türevlerinden ziyade yazarlara özel hazırlanmış ufak programları tercih ederim. Karmaşık sistemlerin çökmesi basit ve hafif sistemlere göre daha büyük bir risk. Geçmişte başıma çok geldi. Kaptırmış yazıyorsunuz, oda ne? Programa bir şey olmuş kaydetmediğiniz için tüm yazdıklarınızdan veda edemeden ayrılmışsınız. Ya da kaydettiğiniz dosya çalışmaz olmuş, sürpriz bilgisayara virüs bulaşmış! Bunlar çekilir mi be?!?
Dün gece bilgisayara Pardus kurdum. Windows üzerinde deneyeceğim şeyleri denedim artık ihtiyacım kalmadı dedim ve tüm bölümleri sildiğimi düşünerek kuruluma geçtim. Bilgisayarı yeniden başlattığımda Grub ekranında Windows'u görünce biraz kızdım. Pardus kendisine ufacık bir yer ayırmıştı. Neyse, her zamanki usb modem ayarlarını yaptım internete bağlandım ama yok bağlandı demesine rağmen girmedi. 1,2,3 dene dene olmuyor. Haliyle Pardus'um internetsiz kalınca Windows tarafından blogluyorum. Bir yandan kötü oldu diye düşünürken sonradan bunun bir işaret olduğunu kabul etmenin sağlığım açısından daha yararlı olacağını farkettim. Anlaşılan o ki eserimi yazarken internete girmemem gerekiyor! Kimse dikkatimi dağıtmamalı! Yaaa Linux işte böyle bir sistem, edebiyata o kadar önem veriyor ki kendinize zarar vermeyin diye internete girmenizi engelliyor. ;)















