15
Tem
Sıcaklar mıdır bilmiyorum yazmamı bu kadar zorlaştıran ama bu aralar çok az şey yazabiliyorum hem günlüklere hem de hayata. Bugün de açıkçası Penguenler de Oynar'a gireyim de bir şeyler yazayım gibi bir hevesim, isteğim yoktu. Ta ki telefonum çalana dek. Ne telefonu ya, bu devirde telefon mu kaldı. Choqok'u açana dek.

Choqok'u açtığımda on bin beş yüzüncü kez şu hatayla karşılaştım ve yine bu sorundan ne zaman kurtulacağımı düşündüm. O güzel günleri biraz daha bekleyebileceğim kararımda bir değişiklik yapmadan, hem identi.ca hem de Twitter üzerinden gelen yeni girdilere bakmaya başladım.

Ülgen Sarıkavak'tan gelen şu Twitter girdisi hemen dikkatimi çekti. Ülgen sağolsun, PCnet'in bu ay çıkan sayısındaki Piri Reis köşesinde Penguenler de Oynar'dan bahsedildiğini haber vermiş yazısında. Kendisi ayrıca istemem üzerine sayfanın güzel bir fotoğrafını da gönderdi bana :)
PCnet'te Penguenler de Oynar'dan bahsedilmesi, yabancı filmlerde Türkiye ismi geçince çoğumuzun hissettiği duyguya benzer bir duygu oluşturdu bende sevincin dışında.

PCnet ekibine ve okurlarına merhaba ve teşekkürler (teşekkürler kısmında Penguenler de Oynar yazarları da var, araya ekleyemedim ama parantezler ne güne duruyor). Sanırım bu işte Merve Gülbiçim'in payı da var, ona da ayrıca teşekkürlerimi iletirim :)

Çok daha güzel bir yazı olmalıydı bu ama eriyorum anlasana.
1
Haz

Özgürlükİçin topluluğunun yayınladığı e-derginin 22. sayısı "Pardus 64 Bit" temasıyla yayınlandı.
27
Eyl

Ben, bir bilgisayar oyuncusuyum (hatta oyungezer diyebilir miyiz buna?). Öte yandan, bir Linux kullanıcısıyım, Pardus katkıcısıyım, özgür yazılım destekçisiyim. Peki, ben bir oyuncuysam ve bir çok oyun Windows işletim sistemleri için çıkıyorsa, ben “oyun oynama” ihtiyacımı nasıl karşılıyorum?

TransGaming’s Cedega, bu soru için belki de en sağlam yanıt olabilirdi, bir zamanlar. Ancak lisansı gereği ücretsiz dağıtılamıyordu. Bir zamanlar oyunlar için yetersiz kalan Wine, oyunlar konusunda oldukça başarılı; dünya genelinde 10 milyondan fazla oyuncunun oynadığı MMORPG’ler arasından Word of Warcraft ve benim zaman buldukça oynadığım Guild Wars, Hack’n Slash ve RPG denince akla gelen ilk oyunlardan ve dünya klasiklerinden Diablo 2, FPS oyuncularının gönüllerinde taht kuran Call of Duty 4 ve benim de çılgınlar gibi oynadığım Team Fortress 2, herkesin bildiği ve en azından bir kere “neyin nesidir bu?” diye oynadığı Counter-Strike ve çıktığı andan itibaren gerçekten olumlu eleştiriler alan Spore. Evet, bunlar Linux üzerinde oynanabilen ve Wine’ın oldukça başarılı bir şekilde çalıştırabildiği oyunlar.

Tabii, bu oyunları kurabileceğiniz, listeleyebileceğiniz ve sizi konsolla olabildiğince az yüz-göz edebilecek ücretsiz ve GPL (Genel kamu Lisansı) altında lisanslanmış bir uygulama, hiç de fena olmaz, öyle değil mi? İşte bu noktada PlayOnLinux‘tan bahsedebiliriz. Wine temelli çalışan bu küçük ama marifetli uygulama, her oyun için kendi içinde ayrı bir Wine dizini oluşturarak her oyun için farklı Wine kombinasyonları oluşturabilmenize izin veriyor ve bunları çok kolay bir görsel arayüz ile sizlere sunuyor.

Pardus’ta Türkçe’ye çevrilerek Katkı 2008 deposuna alınan PlayOnLinux’a erişmek için, Paket Yöneticisi’ni açmak ve -katkı deposunun eklenmiş olduğu var sayarsak- “playonlinux” ismiyle aratmak.

Daha detaylı bilgi edinmek için, Özgürlükİçin E-Dergi‘mizin altıncı sayısında 53′üncü sayfaya bir göz atabilirsiniz.

Herkese bol keyifli oyunlar…