9
Nis
Bir süredir üzerinde konuştuğumuz Topluluk Dağıtımı için Debian'ın sosyal sözleşmesinin bir uyarlamasını wiki'ye yerleştirdik. Bu taslak metni okuyarak görüşlerinizi liste'ye yazarak siz de katkı verebilirsiniz.

Sonradan 'ben demiştim' demek için iyi bir fırsat ;)
5
Nis
Topluluk Dağıtımı hakkındaki tartışmaları sürdürebileceğimiz bir e-posta listemiz var artık. Konuşacaklarımızı burada yazmamız derli toplu olması açısından iyi olacaktır.
4
Nis
2 Nisan'da Özgür Yazılım ve Linux Günlerinde yaptığımız toplantının ardından, durumu özetlemek istiyorum. Cumartesi son oturum olmasına 50-60 kadar katılımcı vardı. Pardus temelli bir dağıtım projesi için en çok dillendirilen yöntem Pardus depolarında bulunmayan paketlerin bulundurulacağı bir katkı deposu oluşturulması ve bu deponun kendi belirleyeceği şekilde yönetilmesi oldu. Benim de aklımda olan mümkün olabildiğince Pardus depolarını da kullanarak yola devam edebilmek. Halihazırda Pardus geliştiricileri tarafından bakımı sürdürülen paketleri, bir gerekçemiz olmadan, yeniden yapmaya çalışmak sadece iş gücü kaybı olacağından enerjimizi yeniliklere yöneltmek iyi olacaktır.

Topluluk Dağıtımı fikri çok anlamlı destekler de aldı toplantıda. Pardus proje yöneticisi Erkan Tekman; teknik danışmanlık, marka için uygun izinler, %10'a varan geliştirici katkısı ve gerekirse altyapı desteğinde bulunacaklarını söyledi. Artistanbul'un sahibi Ali Işıngör ekip olarak ellerinden gelen bütün desteği vereceklerini söyledi. LKD yönetim kurulu başkanı Hakan Uygun dernek olarak bütün özgür yazılım projelerine olduğu gibi bize de destek olmak istediklerini iletti. Toplantıya katılamamış olsa da Ali Erdinç Köroğlu da, daha önceki konuşmalarımızda bir grup çalışma arkadaşıyla birlikte bu projenin içinde yeralmak istediğini söylemişti.

Bu projenin başarıya ulaşması halinde daha çok insanı özgür yazılıma geliştirici ve kullanıcı olarak kazandırması, ortaya ürünler çıkarması, bilgi birikiminin ve belgelendirmenin arttırılması gibi yararları olacaktır. Peki ya başarısız olursa: bir süre sonra yeterince geliştirici bulamaz ve sürdürülemezse, ortaya yeterince kaliteli ürünler çıkaramazsa ne olur? Yine çokça bilgi biriktirmiş ve birilerin ellerini bu işe bulaştırmış oluruz, kimsenin bir şeyi eksilmez. Hayatta başarıya ulaştıramadığımız ilk şey de bu olmaz.

Neden Pardus'a destek olmak yerine yeni bir mecrada çalışmayı tercih ediyoruz? Zamanında Pardus neden Debian'a destek olmayı seçmemiş ve kendi dağıtımını çıkarmayı seçmişse o nedenden. Türkiyede özgür yazılım adına yapılacak herşeyi Pardus bünyesinde yapmayı planlamak mümkün olmadığı gibi verimli de olmadığından.

Sonuç olarak Topluluk Dağıtımı projesine başlıyoruz. İlk yapacağımız iş Pardus'la ilgili bütün platformlara ulaşıp onların görüşlerini alarak proje için bir sosyal sözleşme ortaya koymak ve projenin çerçevesini çizmek olacaktır.
7
Mar
Günümüzde herhangi bir alanda geliştirici olabilmek için mutlaka İngilizce bilmek gerekmesi hoşumuza gitse de gitmese de bir gerçek. Hem dünyada ne yapılıyor anlayabilmek için, hem de yaptığınız şeylerin Türkçe konuşmayan insanlara tarafından da anlaşılabilmesi hatta katkı verilebilmesi için İngilizce okuyabilmek ve yazabilmek gerekiyor. Buraya kadar üzerinde tartışılacak bir şey yok aslında.

Burada üzerinde tartışmak istediğim konu ise biraz başka: Bir topluluk dağıtımı belgelendirmesini öntanımlı olarak hangi dilde yapmalı?

Belgeleri önce İngilizce yazıp, ardından Türkçeye bazılarını çevirmenin arkasındaki nedenleri düşündüğümde şunları görebiliyorum (Bunlar bir yerde böyle yazmıyor. Ben düşünüyorum.):
  • Sonuçta yapılan iş evrensel, bu yüzden herkesin okuyup anlayabileceği, katkı verebileceği bir dilde belgelendirme yapılmalı deniyor olabilir.
  • Geliştiricinin mutlaka İngilizce bilmesi gerekmiyor mu? Buradan alışmaya başlasın deniyor olabilir.
  • Geliştiriciler kendilerini İngilizce daha iyi ifade ediyor olabilirler.
  • Projenin katkı verenlerinin hatırı sayılır bir kısmı Türkçe okuyamıyordur, hatta bu belgeleri yazanlar sadece İngilizce biliyor olabilir.
Madem kendi kendime konuşuyorum, bunlara madde madde değil ama bütüncül bir cevap verebilirim sanırım. Bence Pardus'un ülkemize en önemli katkısı etrafında oluşan özgür yazılım topluluğudur. Elbette bir çok başka katkısı da var ama en önemlisi insanların özgür yazılım konusuna ilgi duymalarını, geliştirme yapmalarını sağlamasıdır bence. Bu açıdan bakınca ikinci ve üçüncü maddeler şaka gibi duruyor farkındayım. Birinci ve dördüncü maddelerin haklılık payı var diye düşünülebilir ama rakamlara bakalım bu konuda isterseniz:

Ohloh.net özgür yazılım projelerinin ve yazılım geliştiricilerin geçmeişlerini görebilmek için süper bir kaynak. Ohloh'ta Pardus sayfasına baktığımızda başlangıcından bu yana 181 kişinin svn depolarına yazdığını görebiliyoruz. Yeni geliştirici adayları filan da bunun içinde ama sayıları biraz yuvarlak almakta bir sorun olmadığını hepimiz birazdan göreceğiz. Ohloh'taki geliştirici adlarını gerçek isimlere dönüştürmek için de Pardus svn'indeki accounts dosyasını kullanabiliriz. Bu dosyaya ve ohloh'a bugün bakınca toplam 27 kişinin anadilinin Türkçe olmayabileceğini tahmin edebiliyorum. Geliştirici sayısı olarak %15 az değil gibi görünüyor. Şimdi de yapılan commit'lere bakalım. Hatta bu commit'leri bir pasta grafikte gösterelim zamanında Gökmen'in yaptığı gibi. 27 kişi az değil ama kişilerin katkısını sayısal olarak görebileceğimiz tek şey ohloh üzerinde yapılan commit sayısı. Bugün itibariyle 117455 kayıt görünüyor (rakamlar öyle çarpıcı ki üç aşağı beş yukarı farketmiyor göreceksiniz). Bu kayıtların sadece 1878 tanesi yukarıda bahsettiğim 27 kişiden geliyor. Oran 0.016 yani her 100 katkıdan sadece 1'i Türkçe konuşmayan birilerinden gelmiş bu güne kadar. Demek ki bütün belgeleri sanki geliştiricilerin hepsinin İngilizce belgeye ihtiyacı varmış gibi yazmanın kayda değer bir getirisi olmamış Pardus'a. Madem şekil önemli bu da grafiği:

Önemli olan kişi sayısı ve commit sayısı değil onların toplum üzerindeki olumlu etkisi denebilir. Ben de büyük oranda bu fikre katılırım ama bu fikri grafiklendirmek mümkün olmadığı gibi grafiği çüzülebilseydi bile çok daha acımasız bir oranın Türkçe konuşanlar lehine olduğunu görürdük.

Bunları Pardus'un yaptığı yanlış demek için yazmadığım anlaşılıyordur ama yine de söylemekte fayda var: Pardus'un kendi dinamikleri ve ona göre aldığı kararlar var. Bence onların bazılarını farklı yapmak daha iyi olabilir ama onları tartışmanın yeri bu blog değil. Bunları olur da bir topluluk dağıtımına başlarsak aklımızda olsun diye yazdım.

Son söz: Topluluk dağıtımında Türkçesi olmayan hiç bir belgelendirme olmamalı (belgeler İngilizce'ye çevrilmesin mi sorusuna okuyucuya hakaret sayılmasın diye değinmiyorum). Madem ülkemizde bir özgür yazılım ekosisteminin oluşmasını istiyoruz, bunu ancak kendi dilimizde yapabiliriz.
14
Tem

2007 yılında bir derginin (büyük ihtimalle Pc Net’ti) verdiği Pardus cd’sini bilgisayarıma kurarak Linux macerama başlamıştım. Pardus’un 2007.1 Felis Chaus sürümüydü. Ekran kartını tanıtmak için kodlar arasında boğulmak, sisteme kırk takla attırmak gerekiyordu. Ekran kartını kurmayı hiçbir zaman başaramadım :) Ama 2007 serisinden de hiç vazgeçmedim. Sonra Pardus 2008 geldi. Ekran kartınızı yapılandırmanıza yardımcı olan görüntü yöneticisi ile birlikte…Compiz Fusion’u keşfetmiştim ilk…Hatırlamıyordum. Windows en son ne zaman açılmıştı?

Sonra, Pardus’la yola çıkan pek çok kullancıya olan şey bana da oldu. Kabak çiçeği gibi açıldım. Farklı masaüstü ortamlarını ve onları kullanan, şekli şemali farklı bir sürü Linux dağıtımının olduğunu öğrendim. Bu çeşitlilik sepeti içinde ilk önce Ubuntu çarptı gözüme. Gnome’u tanıdım. Hem Pardus’u hem de Ubuntu’yu birlikte, kardeş kardeş kullanıyorken KDE4′ü kullanan en iyi dağıtım olduğu söylenen Mandriva ilişti gözüme. Okuduklarım bende Mandriva’nın sanki KDE4 ile uyumunun harika olduğu, Pardus’a kıyasla daha fazla performans alabileceğim izlenimi uyandırdı. Mandriva Türkiye’nin forumu ile wikisini baştan sona okuduktan sonra kararımı verdim. Ver elini Mandriva!

İnternet üzerindeki araştırmamda Mandriva’nın 1998 yılında Red Hat tabanlı olarak çıkan Mandrake adı Linux dağıtımının yeni adı olduğunu öğrendim. Bu isim değişikliği Conectiva şirketiyle olan bir evlilikten kaynaklanıyormuş. Nev-i şahsına münhasır yönetim araçları ve Türk ekibin gayretleriyle sağlanmış Türkçe’leştirme oranı dikkatimi çekti.

Dünya genelinde Ubuntu gibi tanınan ve yaygın olarak kullanılan bir dağıtım olmasına rağmen Mandirva’nın çok fazla Türk kullanıcısı yok gibi görünüyor. Forumlarda, bir kullananın bir daha vazgeçemeyeceği söyleniyor. Herhalde zaman içinde kullanıcı sayısı da artacaktır. Yaklaşık 2 yıldır faaliyet gösteren bir forumu ve wikisi mevcut. Belki foruma ek olarak Mandriva Türkiye’nin Özgürlükiçin.com benzeri bir siteye de sahip olması, göze görünürlüğünü arttırabilir. Sizin yerinize kendime “Boş lafa karnımız tok Bir ucundan tut da everelim şu işi.” diyorum.

Uzaktan bakınca, paket deposu henüz yeterince içeriğe sahip olmayan Pardus, KDE4′le hayli sorunlu olduğu söylenegelen Kubuntu, azıcık da olsa sabır ve yetkinlik isteyen Arch Linux ve diğer alternatiflere göre bana daha sıcak gelen Mandriva ile maceram bakalım nasıl olacak. Deneyimlerimi, bu sayfalardan ve mandrivaturkiye.com forumundan paylaşıyor olacağım.