2
Tem
Evet gerçektende baya uzun zaman oldu ben yazmayalı. Sınav var, o var,bu var derken; artık bitti. Hemen konuma geleyim. Bana göre ilk sınav hayli zordu. Mat ve fen sınavlarıda güzeldi yani. Güzel ve istediğim bir yer gelsin diye umut ediyorum. İnşallah istediğim yer gelir. Bu bahanelerlede lise yıllarımıza nokta koymuş bulunuyorum. Üniversitem artık neresi olursa [...]
7
May

Yaklaşık 3 yıl önce Pardus’la, çoğumuzun ortak olan sebebi olan diğer işletim sistemimizden bıkmam sonucu tanışmıştım. Aylar süren inceleme sonrası da kullanmaya başlamıştım(dergilerden birinden çıkan sarımsı renkli ve hala evimin baş köşesinde duran Pardus 2008.2 CD’si sağ olsun). Ben bu dönemi “part-time Pardus” olarak tanımlıyorum çünkü gerek oyun için, gerek o sırada canım istediği için diğer işletim sistemini kullanmaya devam ediyordum.

Araştırma sürecinde Özgürlükİçin ile tanışmıştım. Sonra da kader ağlarını örüp bir şekilde beni Özgürlükİçin’in tam içine savurdu. 1 yıl önce sahnede izleyip hayranlıkla baktığım, fotoğraflarını çektiğim insanlarla beraber çalışıyor olmak o kadar güzel bir duyguydu ki :) . Zaten hiçbir zaman bu yaptıklarımızı bir “iş” olarak görmedim. Zaten 8-5 gibi mesaimiz de yoktu. Bütün gün ofiste bir şeyler yapmak için çabalıyordum, sonra eve gidip forumu okuyor, yazılar yazıyor ve yeni gelişmeler için araştırma yapıyordum. Hatta bu tempo yüzünden ailemle bile ters düştüğüm olmuştu :) .

Hepinizin de bildiği gibi 1 Nisan 2011 itibariyle maalesef Tübitak ile olan sözleşmemiz sona erdi. Resmi olarak görevimiz bitmesine rağmen gönüllü olarak hala bir şeyleri düzeltmeye, ya da ihtiyacı olanlara yardım etmeye devam etmeye çalışıyordum. Çalışıyordum diyorum çünkü beni tatmin eden bir performans sağlayamıyordum. Beni yüz yüze tanıyanlar ne kadar mükemmeliyetçi olduğumu bilirler(daha çok bunun için yaptığım kavgaları bilirler ya, neyse :) ). Son 1 aydır yeni bir proje üzerinde çalışıyoruz. Bir açıdan bakınca Özgürlükİçin için verdiğim emekten daha fazlasını şu anda vermem gerekiyor. Çünkü Özgürlükİçin’de muhteşem bir sistem vardı ve benim tek yapmam gereken bu sürecin sorunsuz devam edebilmesini sağlamaktı. Ancak şimdi yepyeni bir şey ortaya çıkarmaya çalıştığım için neredeyse 7/24 bu proje ile ilgilenmem gerekiyor. En az 3 ay daha böyle devam edeceği ortada üstelik. Bu sebeplerden Özgürlükİçin’e istediğim zamanı ayıramıyorum :(

Hem artık hak etmediğimi düşündüğüm bu ûnvanı üzerimde taşımamam gerektiğini düşündüğümden, hem de ihtiyacı olan kişilerin direk doğru kişiye gidip zamandan tasarruf etmesinin pratik olarak doğru olduğunu düşündüğümden Özgürlükİçin ve Pardus.org.tr üzerindeki tüm hak, yetki ve görevlerimi bırakmaya karar verdim. Bunu da yönetici listesinde bildirdim.

Bu süreç boyunca beraber çalıştığım herkese çok teşekkür ediyorum. Bu güzel insanlarla beraber çalışmak, beraber yemek yemek, hatta beraber eğlenmek gerçekten çok güzeldi :) . Uzaklara gitmiyorum, yine buralardayım, yine Linux’tan başkasını kullanmamaya devam ediyorum, yine elimden geldiği kadar yayılmasına destek olacağım, elimden geldiği kadar çevirilere destek olacağım. Ama bundan sonra “Topluluk Yöneticisi” sıfatıyla değil, Gizem B olarak yapacağım tüm bunları. Yani yine benden kurtulamıyorsunuz… ;)

* “So long, and Thanks for all the fish!

3
Nis

Geçtiğimiz cuma günü, matematik dersinin sonlarına doğru hocamız bakın matrisler aynı zamanda şu işe de yarıyormuş diye “Matrisler ve Kriptoloji” adlı matematik kitabında bir bölüm okudu. Okan’a baktım, o da bana baktı. Beyinde kıvılcımlar, düşünmeler … bir anda EVET! dedim.(tabi içimden) Hemen koşuldu kitabın o bölümü ele geçirildi.

Neyse meğerse soruları çok kolay olan matrislerin ciddi işe yaradığı bir nokta varmış o da kriptoloji. Çok köklü bir araştırma yapmadan okuduğuma ve anladığıma göre şu an anlatacaklarım kriptoloji teknolojisinin belki de ilk adımlarıdır. Hatta kesin kırma yolları da vardır. Ama sizin de eğleneceğinizi düşünüyorum. (Oturup bundan esinlenmek gerek, kendinizi tekrar etmek yerine)

Mantık aslında çok basit. Her karakter için bir integer belirliyorsunuz. Aynen şöyle:

A B C D …
0  1  2 3 …   gibi

Sonra göndereceğiniz yazıyı belirliyorsunuz:

Y -> 27
O -> 17
K -> 13
U -> 24
Ş  -> 22

betiğimiz bu sayı dizisini oluşturuyor otomatik, sonra bunu bir matris yapıyor. Şöyle:

[ 27 13  22 ]
[ 17 24  34 ] (satırın 2 gelmesi için 34 otomatik eklenmeli.)

Sonra bir anahtar matrisi ile bunu çarpıyorsunuz:

[1  2]
[3  5] gibi

Matris çarpımı için 11. sınıf Matematik kitabınız duruyorsa bakabilirsiniz. :) Ya da vikiye:

Her birimi toplam karakter sayısının bir fazlasının moduna alırsanız (örneğin 35), elinize şifrelenmiş bir matris kalacaktır. Bunu geri sayı dizisine çevirebilirsiniz.

Gelelim şifreyi çözmeye!

Bildiğiniz gibi matrisleri çarptıktan sonra tersi ile çarparsanız eski haline döner. Biz de aynısı yapıp anahtar matrisin tersi ile şifrelenmiş matrisi çarpacağız bir daha moddaki değerini bulursak elimize ilk girdiğimiz sayı dizi kalır. Artık geri çevirebilirsiniz.

Oynaması çok eğlenceliydi. Derseniz ki nasıl yapılır Python ile şurada benim yaptığım, şurada ise Okan’ın bir sürü karakter destekli sürümüne(benim betiği modifiye etti. :) ) ulaşabilirsiniz. (Bu arada kodlar tamamen 1 saatlik uğraşmanın ürünüdür, saçma berbat kodlama olabilir.)

Bu peki nasıl geliştirilir ? Oturup düşünmek gerek(anahtar matrisi büyütmek, karmaşıklaştırmak), bunun üzerine hayatını adayan uğraşan bir sürü profesyonel insanlar olduğunu unutmayın!

 

 

14
Oca
“YGS-LYS var.” diye başladığım bir dönemin içinden el uzatarak sesleniyorum:”Çalışmaktan, yeni bir şeyler öğrenmekten iyisi var mı?” Bu sorunun cevabı görecelik kavramından dolaya farklılık gösterebilir. Benim için sorun yok diyorum. Biz kendi halimize bakalım derken Pardus yerinde durup öylece beklemedi tabi ki. 2011 sürümü için yola çıkmıştı zaten. Bıraktığım yerde olmadığını bende görüyorum. İlerlemeler kaydetmiş, [...]
4
Ara

Çok ilginç, 4 aydır oturup bir yazı bile yazmadığım blogumu en son İngilizce ve Türkçe olarak ayırmışım.  Onun dışında yaklaşık 1 hafta blogum internette yer almıyordu. Domain reklamlarından biriyle karşılaşıyordunuz.  Beni internette yakalayan bir iki kişi “neredesin, ne yapıyorsun, çok uzaklaştın” diyorlardı. Evet, neler yapıyordum ?

Öncellikle Temmuz ayında Bahadır Kandemir(danışmanım)’den aldığım bazı Pardus Geliştirici adayı görevlerini yaptım. PyQt ile çok fazla python ağırlıklı olmayan bir metin düzenleyici yazdım. Sonra benden fstab düzenleyici küçük bir betik yazılması istenildi.

Temmuz ayında deniz kenarında geçirdiğim için çok bilgisayarı kurcalayamadım desem de C++ ile bilgisayar ile oynayabileceğiniz tictactoe yazmıştım. Hatta CPU vs CPU bile yapılıyordu. Babamın isteği üzerine hasta yönetim, takip vs. işlerini yapabilecek ciddi SQL(bağlantılı tablo) bilgisi gerektirecek openpts adlı projeme başladım. Baya ilerledim ama sonra başlarken hissettiğim yeni şeyler öğrenme duygusunu kaybedince(biraz da beni aştığını düşünüp, aslında yapabilirdim, cidden bak.) onu google code sayfasında bıraktım.

Geldik Ağustos ayına, Emre Pınarbaşı ile konuştuğumuz ScoreArchiver projesini hatırladığım kadarıyla SQL alt yapısıyla bıraktığım projeyi bitirmeye çalıştım. Türk Sanat Müziği arşivinin görüntülenmesi, yazıcıdan çıkarılması, arama yapılması vs. özellikleri olan ve piyasadaki karşılıkları paralı olan bu çeşit programların özgür karşılığı oldu. Sonu çok da güzel oldu. Tüm platformlarda dil desteği(İngilizce ve Türkçe hazır.) ile (bu cidden Mac için dünya da ilk cidden. Kodları dikkat ile inceleyen ne dediğimi çok iyi anlayacaktır.  ) bence profesyonel bir proje oldu. Fakat SQL yüzünden bazı saçma sapan sorunlarla da karşılaştım. (Windows’un yarattığı sorunlar bir yana) Aramalarda Türkçe karakter içeren şarkıların en altta yer alması gibi, neyse ki veritabanında yeni bir sütun ile(Bahadır Kandemir’e bir defa teşekkürler.) sorun çözüldü. Projenin veritabanı + dosyaları toplam 8 GB’tın üstünde olacağı için dağıtımı konusunda Emre Pınarbaşı çalışmalarını sürdürüyordu en son.(Veritabanının hazırlanması daha bitmemiş.) (Programı bıraktığınız yerde, bıraktığınız şekilde açılması gibi yeni öğrendiğim şeyleri de eklemiştim.)

Sonra kalan fstab düzenleyici görevimi de bitirdim.

Geldik Eylül ayına, bir defa deniz kenarında, ikinci tatil heyecanı ile gitmemiz üzerine, çok boşta kaldım. Sonra kendimi çok farklı bir sektörde buldum. (Tatile gitemeden önce aslında bir iki deney yapıyordum.) Bir tane Objective-C ve iPhone kitabı ile çalışmalara başladım. iPhone Developer Program’a katıldıktan sonra da, uygulamı ilk defa gerçek olarak iPhone’da görmüş oldum. Sonra App Store’a gönderdiği(miz) uygulamayı bu aralar satışlarını takip ediyoruz.

Evet, özgür bir sektörden, çok çok kapalı bir sektöre geçiş yaptım. Bir uygulama yaptıktan sonra 100$ vermeden deneyip, gerçekte ne olduğunu göremiyorsunuz. Ayrıca illa bir Apple bilgisayarınızın olması gerekiyor.(:D)  Ödemeyi yapmak büyük bir çile, Amerika’ya faks çekiyorsunuz. Bekliyorsunuz. Beklerken çok heyecan içindesiniz. Değişik bir deneyim oldu.(Bir sürü sertifika indiriyorsunuz, telefona atıyorsunuz, telefonunuzu jailbreak yapmayın diye yapılmış bir sürü gereksiz işler) Bu arada yanlış bir kanı oluşmasın, açık kaynağı bırakmadım, bırakmam da.

Objective-C’ye geldiğinizde kaç defa – Ah şimdi Python olsaydı, şöyle yapardım, böyle yapardım. demişimdir.(Python bir başka) Bir  UIView(pencere gibi, görüntü)’dan diğerine geçiş bile yapamadım. Oradan geleni işlemek, halletmek çok zor işti. Bir de oturup oyun yazıyorlar, cidden helal olsun. Bu arada uygulamamız da şu.

Bu tüm deneyimlerim sürerken bir ara telefonumu ünlü jailbreak sitesinden jailbreak yaptım. Geri döneyim dediğimde iTunes donup kalıyordu. Mucizevi bir şekilde geri döndürdüm. O dakikaları hatırlamak istemiyorum.

iPhone + SSH

Şu aralar ise, tüm boş zamanımı bilgisayar yerine elektro gitara yönlendirdim. Uğraştığım projeler bitemediği sürece cidden beynimin bir köşesinde geliştiriliyor. Geçen sene okulda yaşadığım sorunlar belki de sırf bu yüzden olabileceğini düşünüp, gitarı çalıp bir kenara koymak gibi bir çözüm düşündüm. 2 sene sonra kesin dönüşüm gerçekleşecek.

Ama bilgisayar sektörünü çok yakından takip ediyorum. Pardus 2011 dört gözle bekliyorum.

(5 ay da olabilir.)

24
Nis

Şimdi şu Japonca başlığı okuyabilen ve okuyamayan kişiler vardır. Ama ben bu başlığı sadece okuyabilenler okuyabilsin diye yazdım :D

Neyse, Özgürlükİçin ve değişik ortamlarda benim kullanıcı değiştirmeye başladığımı görenler olmuştur. Benim şu ana kadar iki kullanıcı adım vardı. Bunlar “Hacker1″ ve “Üstat Lin”. Fakat artık “Hacker1″ kullanıcı adını artık kullanmamaya kararı aldım. Sebebine gelecek olursak eğer, yeterince açık değil mi. Hacker sözcüğü günümüzde tüm esprisini kaybetti. Bunun yanı sıra pek ciddiye alınan bir isim değil “Hacker1″. Dolayısı ile de “Hacker1″ isminin miladı doğmuştu.

Kimdir bu “Ryuk”?

Ryuk ismi, aslında çok alışık olduğum bir şeyden geliyor. Uzun zamandır aslında avatarım (kullanıcı resmim) olarak kullanıyordum. Yani Ryuk, yabancılık çekmeyeceğim bir kullanıcı adıydı.

Peki bu Ryuk nedir? Ryuk, “Death Note serisinin en sevimli(!) karakteri olan, ölüm tanrısı Ryuk’tur. Ryuk’un en belirgin özelliği, çok ilginç eğlenme yöntemleri var, elma bağımlısı, dolaylı konuşmayı sever, genelde tarafsızdır, ciddi olmasına karşın hareketleri komiktir…


Filed under: Özgürlükİçin Gezegenine, Haberler Tagged: Özgür Dünyanın Yolu, Özgürlükİçin Gezegenine, Blog, Death Npte, haber, hayırlı olsun, Ryuk, Yeni, Yeni Kullanıcı Adı
1
Şub
Son iki-üç günümü kitaplara adamış gibiyim. Önceden fazla kitap okumazdım. Yılda iki-üç kitap falan anca okurdum. Artık ayda iki kitap bitiriyorum. Geçen cumartesi bir arkadaşın dersten çıkmasını bekliyordum. Dershane binasının zemin kısmında kiralık boş bir dükkanı kitap reyonuyla dolu bir saray gibi gördüm. İlk başta içeri girmek aklımın ucundan bile geçmiyordu. Bir ara gözüm içeri [...]
28
Oca

Sitelerde dolaşırken doğum günüm olan 26 Ocak’la ilgili bir yer okudum ve paylaşmak istedim. Baya bir şey denk gelmiş doğum günüme. :D

26.01.1905 -Güney Afrika Pretoria’da 3,106 karat değerindeki dünyanın en büyük elması bulundu. Elmasa “Cullinan” adı verildi. 9 parçaya bölünen elmastan elde edilen “Afrika’nın Büyük Yıldızı” adındaki 530.2 karatlık 74 yüzlü dünyanın en büyük pırlantası Britanya tacına yerleştirildi

26.01.1918 – 1989′da darbeyle devrilerek idam edilen eski Romanya lideri Nicolae Causescu doğdu

26.01.1921 – İstanbul Tramvay işçileri greve çıktı.

26.01.1924 – Vladimir İlyiç Lenin’in onuruna Petrograd’ın adı Leningrad olarak değiştirildi.

26.01.1925 – Amerikalı sinema oyuncusu ve yönetmeni Paul Newman doğdu.

26.01.1931 – Hindistan’da Mahatma Gandhi serbest bırakıldı.

26.01.1948 – Milli Korunma Mahkemeleri kaldırıldı.

26.01.1948 – Kurtuluş Savaşı komutanlarından Orgeneral Kazım Karabekir yaşamını yitirdi.

26.01.1950 – Hindistan anayasası kabul edildi. Dünyanın en kalabalık demokrasisi kuruldu

26.01.1966 – İstanbul’un çeşitli semtlerinde “köylü pazarları” kurulması çalışmalarına başladı. Amaç, halkın daha ucuz sebze ve meyve yiyebilmesi idi.

26.01.1972 – Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam dosyası Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderildi.

26.01.1974 – Türk Hava Yolları’nın Van adlı yolcu uçağı İzmir Cumaovası Havaalanı’nda pistin 100 metre uzağında yere çakıldı; 63 kişi öldü.

26.01.1974 – Bülent Ecevit başkanlığında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)- Milli Selamet Partisi (MSP) koalisyonu hükümeti göreve başladı.

26.01.1979 – Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı Pol-Der, Pol-Bir, Pol-Ens ve Tem-Der’in çalışmalarını durdurdu.

26.01.1984 – Türkiye İşçi Partisi davası sonuçlandı;102 kişi çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı

26.01.1992 – 12 Eylül’den sonra ilk kez memur eylemi düzenlendi. İstanbul’daki eyleme 5 bin memur katıldı.

26.01.1993 – Ömer Said Erdoğan dünya semalarına ayakbastı.:D

26.01.2000 – İstanbul Devlet Konservatuvarının kurucusu Fuat Türkay İstanbul’da 93 yaşında öldü.


Filed under: Ömer Said, Özgürlük İçin, Blog, Diğer
22
Oca

Okuldaki felsefe öğretmenimiz bilimin gerekliliğiyle ilgili bir yazı yazmamızı istemişti, bende yazmıştım bunu sizinle de paylaşmak istedim. Okuyun bakalım. Nasıl yazmışım? Yorumlarınızı bekliyorum.Bliim gerekli mi?

“Bilimin kelime anlamı genişletilebilir. Bana göre bilim bir bilgiyle ilgilenen insanın bir yol veya etkinlikle sonuca kadar izlediği yoldur. Ben etkinlik olarak bilimi savunup, Kuhn’u desteklerim.

Kuhn’a göre bilimi etkileyen şeyler bütünü paradigmadır. Bu bütün içerisindeki kültürün, teknolojinin, toplumsal inancın vb. etkisi paradigmayı yani bakış açımızı sınırlandıran çerçevelerdir.

Bilim gereklidir. Çünkü bilimin gelişmesinde farklı paradigmaların etkisi vardır. Farklı paradigmaların olması farklı insanların olduğunun göstergesidir. Farklı insanlar yaşadıkları dönem itibariyle düşündüklerinde, onları etkileyen paradigmadan dışarı çıkamazlar. Eğer bir insan yaşıyorsa, yaşama eylemini düşünerek yapar demektir. Eğer ortalıkta düşünen bir insan varsa bu o insanın paradigmasının olduğunun bir kanıtıdır. Farklı paradigmalar bilimin gelişmesinde etkiliyse “Bilim gereksizdir.” denilse bile; var olup ilerleyeceğinden bilim gereklidir.

Zaten insan tarihe dönüp baktığında; tarihteki insanların düşündüklerini bildiğinden şimdi kendisinin bu bilim seviyesine nasıl geldiğini bilir. Eğer tarihteki insanlar düşünmeseydiler ot gibi gelip ot gibi giderlerdi. Bundan dolayı tarihte düşünen insanlara baktığımızda; çoğu bir şeyler bulmuş, farklı paradigmalardan, farklı bilgilere ulaşmışsa, bu insanların düşündüğünü paradigmalarının olduğunu, dönemlerindeki bilimi paradigmalarıyla genişlettikleri ortada ise “Bilim vardır, gereklidir, gelişir, paradigmalardan etkilenir.” demek doğrudur.

Dikkat ettim de sürekli aynı yönde, dairemsi yoldan geçerek, tekrarlanmış adımlarda aynı şeylerden bahsediyorum. Sanırım kutupta dolaşıyorum. Yeter bence bu kadar daha yazardım ama bildiğiniz gibi kutuptayım ellerim dondu. :D Bilim Özgürlük İçin gereklidir.”

Evet aynen bu şekilde yazdım. Biraz değil baya bir hatam var ama olsun yoksa nasıl öğreneceğim. :D


Posted in Ömer Said, Özgürlük İçin, Blog, Diğer
31
Ara

İlk önce hepinizin yeni yılı kutlu olsun.

Yeni yıla girdik derken kendimizi ve kurallarımızı gözden geçirmemiz lazım. Bu yıl içinde neler oldu?, yeni neler vardı?, hayatımda neler değişti? Bu sorulara herkez normal şekilde cevap verebilir. Herkezin kendine göre yeni bir anısı veya olayı vardır.

Ben kendimden bahsederek başlayayım işe; bu sene değişenlerim arasında en önemlisi son 3 aydır bilgisayarla neredeyse hiç ilgilenmemem. Nasıl olduysa oldu. Ailem beni bilgisayarın başından kaldırmayı başardılar. Kitap okumaya ve ders çalışmaya başladım. Ayrıca ileriyi de düşünmeye başladım. Bunlar gibi daha çok var tabi. Ama benim kısa kesmem gerekti.

Eğer bunların yani hayatımızdaki değişimlerin farkına varırsak bir sonraki yılımızı daha güzel ve daha mutlu geçirebiliriz.

Ayrıca okumanızı istediğim bir yazı daha var. Seval Ünver’in yazdığı yeni yılla ilgili kurallarımız. Buradan ulaşabilirsiniz.Gerçekten de sıkı kurallar :)


Posted in Ömer Said, Özgürlük İçin, Blog, Diğer
27
Kas
Posted in Ömer Said, Özgürlük İçin, Blog Tagged: Bayram
17
Kas
Tozlanmış bir masayı sahibinden başkası sevmez. Bu kesin bir yargıdır. Masanın sahibi masayla çok anısı olduğu için onu sever, onu temizler, sandalyesini altına çeker ve tekrar onu kullanmaya başlar. Aynen bunun gibi bende tekrar tozlanmış blogumu biraz temizledim ve tekrar kullanmaya başlıyacağım. Ben yazı yazmayalı bayağı olmuş. Neredeyse bir buçuk ay olmuş. Ben yazmayalı neler [...]
30
Eyl
Gravatar, bu sistemi destekleyen sitelerde adınızın yanında görünen ve sizi tanımlayan küçük bir resimdir. Gravatar’lar çeşitli web sitelerinde, blog’larda ve forumlarda kullanılabilirler. Gravatar servisi 2007 yılında WordPress’in de sahibi olan Auttomatic firması tarafından satın alınmış ve gravatar desteği WordPress’in içine gömülmüştür, bu nedenle gravatar.com’a bir kez kaydolup avatar’ınızı oluşturduktan sonra hemen hemen tüm WordPress tabanlı [...]
28
May
Blog da ufak bir değişiklik oldu. Bilmem farkettiniz mi? Farketmeyen arkadaşlar sağ tarafa profilin alt kısmına baksın. Korkmayın tıklayın üstüne. Linux eskisi gibi değil. Benim gibi yıllar önce ufak bir Red Hat macerasından sonra uzak durmuş olabilirsiniz. Linux o eski Linux değil. Pardus gibi harika bir dağıtım varken özgür yazılıma geçmeye korkmayın. Büyüyen bir camianın parçası olun. Bu yazılımları kullanırken "crack, cd-key" arama ihtiyacı hissetmeyeceksiniz. Kimse sizi nerede benim lisans bedelim diyerek sıkıştıramayacak. İnternetten ya da arkadaşlarınızın Flash belleklerinden bilgisayarınıza virüs bulaşmayacak ve en önemlisi "özgür" olacaksınız.

Pardus 2009 geliyor... özgürlüğe bir tık uzaktasınız, hadi durmayın!

Yeni bannerlar şu adreste!
26
Mar

MİM : Seval Ünver ‘e teşekür ederim benide MİM’e davet ettiği için. İlk MİM yazım olduğunu şimdiden ben söyleyeyim.

Pardussaid Blog

Pardussaid Blog


Soru : Neden blogluyorum?

Herkez gibi ilk başta insanların google giripte, isminizi yazıp, size istediği gibi ulaşmasıdır. Bu olay beni çok mutlu eder. İkinci olarakta tabiki Pardus’un tanıtımı. Bu benim blogumu açmamda önemli etkenlerden biridir.

Asıl sonuçlardan biride ; insanlar beni arıyacak, bulacak, yazılarımı okuyacak, zaten her yazımda Pardus’tan her seferinde bahsetmeye çalışıyorum behsediyorum da, tanıtımıda bu şekilde olur zaten. Böylece beni arayan 10 kişi ise Pardus’u tanıyan 10 kişi demektir. 10 kişiden biri arkadaşına anlatsa, oda gidip başka arkadaşlarına anlatsa iş tamam. Çember genişler böylece. Sanırım başkada yazacak nedenim yok :-)

Benim nette tanıdığım insanları yazmak istesem; yazamam çünkü şu anda sadece bir kişi var oda Seval Ünver. Zaten o yazıp bana gönderen kişi. :-)

Posted in Özgürlük İçin, Haber, Pardus