28
Şub
  • 3 gün çok uzun zaman. Her sene aynı konuları konuşturmak yerine üniversitelerin daha fazla işin içinde olacağı oturumlar düzenlerdim. Şöyle harika bir şey yaptım diyen her üniversitenin konuşmasına imkan sağlamaya çalışırdım. Yeni bir sözü olmayan hiç bir üniversite hocasını çağırmazdım.
  • Herkesin çıkıp sunum yapmasına imkan olmadığına göre yaptıkları işleri gösterebilecekleri poster alanı düzenlerdim. Her üniversitenin 1-2 kontenjanı olsa dünya dolu çalışma sergilenebilir orada. Diğer okullarda neler yapılıyor görmüş olur diğer öğrenciler.
  • Son 3-5 yılda mezun olmuş ve acayip işler yapan bilgisayar mühendislerini çağırı konuştururdum.
  • Bütün konuşmacıları sakın ha 'teknik ayrıntılara girmek istemiyorum' deme diye uyarırdım. Teknik ne konuşacaksın arkadaşım? anlarız, biz de bilgisayar mühendisi olacağız anlamasak da birazcık teknik bizi öldürmez derdim.
  • Oturumları kesinlikle zamanında başlatırdım. Bu, hem katılımcılar hem konuşmacılar hem de internetten izleyenler için çok önemli.
  • Konya'daki bilmök'de olduğu gibi konuşmacının slaytlarının yanına twitter'da #bilmok ile işaretlenmiş iletilerin gösterildiği bir projeksiyon daha kullanılırdım.
  • Mutlaka netten yayınlardım bütün etkinliği.
  • Sonuçta oraya gelen her bilgisayar mühendisliği öğrencisinin 'bir şekilde' konuşmasını sağlamaya çalışırdım. Artık panelde mi konuşur, poster başında soru mu sorar nasıl olursa olsun konuşmalı.
27
Şub

İşin doğrusu geçen yıl 3M konuşmaya gitmeden önce BİLMÖK hakkında pek bilgim yoktu. Sadece bilgisayar mühendisliği öğrencilerinin biraraya gelip kendi sorunları hakkında konuştukları bir etkinlik olarak düşünüyordum BİLMÖK'ü. Bu yıl pirimiz Stallman gelecek diye yanımıza oğlumu da alıp Oğuz'la birlikte İstanbul'a gittik.

İlk gün cuma olduğundan oturumları Zeitin'nin yayınından seyretmiştim. Mavi salonda yapılan Özgürlükiçin oturumundan ve başkanımız Hakan'ın son konuşmasından başka kayda değer bir şey yoktu. Tamamı bilgisayar mühendisliği öğrencilerinden oluşan bir topluluğa bilgisayar mühendisliği nedir diye anlatanlar mı ararsınız, kim bilir nerede konuşmak için hazırladığı sunumu burada sunup slaytları okuyanlar mı? hepsinden örnekler vardı. Bilgisayar mühendisleri odası ve müfredat gibi kaç yıldır konuşulan ve sadece öğrencilerin aralarında konuşarak halledemeyecekleri konularla BİLMÖK'lerde havanda su dövülülüyor maalesef.

İkinci gün ilk oturum zamanından çok geç başladığı için Pardus paneline vakit kalmadı. Düzenleme komitesinin geç başlamalarla ilgili mazeretinin daha çok kişinin katılmasını beklemek olması da maalesef organizasyon konusuda çok tecrübesiz olmalarından kaynaklanıyordu. Stallman konuşmasını geciktiremeyeceklerinden Pardus paneline gerçekten çok az zaman kaldı.

Bir iki cümle de Pardus Paneli hakkında yazayım. Bence geliştiricilerin bu panelde olduğu gibi topluca sahnede yeralmaları dinleyiciler için iyi bir şey. Eğer planladıkları gibi zaman yetseydi eminim çok daha başarılı bir oturum olacaktı. Renan zamanla çok daha iyi bir oturum yöneticisi olabilir ama dinleyiciyi dövme fikrinden vazgeçerse. Elinde mikrofon ortada gezen adam her ne olursa olsun soru soran birine kızıp onu fırçalamamalı. Bence orada soru soranlar öyle değildi ama diyelim ki soru soran kötü niyeli biri olsa ve Pardus'a çamur atmaya çalışsa bile onu fırçalamak kesinlikle olumsuz bir etki bırakıyor dinleyiciler üzerinde. Renan da henüz çok genç, zamanla edineceği tecrübelerle bu işleri daha iyi kotaracaktır.

Pardus panelinden sonra Stallman için salona girince konuşmadan önce bir halk oyunları ekibini seyredeceğimizi bilmediğimden pek şaşırdım doğrusu. Salon neredeyse tamamen doluydu. Halk oyunlarından sonra Stallman sahneye çıktı ve yazılım patentleriyle ilgili uzun bir konuşma yaptı. Bence bu konu en fazla 15 dakikada anlatılabilecek bir konuydu ama Stallman bir sürü örnekle anlattı da anlattı. Sahneye çıkınca ayakkabılarını çıkarması, sorular sırasında gelen istek üzerine free software song'u söylemesi seminerin dikkat çeken taraflarındandı. Konuşma bittikten sonra gelen sorular ise içler acısıydı. Hala 'parasız yazılım geliştirilir mi?', 'yazılım patentleri büyük yazılımlar için iyi olmaz mı?' gibi sığ soruların yanı sıra Stallman elli kere uyardığı halde özgür yazılım yerine açık kaynak kullananlar da vardı. Stallman 'sizi sahneden iyi duyamıyorum, anlamıyorum' dediği ve Türkçe sorarsa konuşmacının kulaklığından tercümesini duyacağını bilmesine rağmen İngilizce konuşup hava yapmaya çalışanlara çok fena ayar verdi. Ama bunu deneyenlerin sayısı o kadar fazla oldu ki inanamadım buna. Her seferinde biri rezil oluyor ve bayrağı diğeri alıyordu. Efendi gibi Türkçe konuşanların da soruları acayip olduğundan onlar da dalga konusu oldular işin doğrusu. Konuşurken kullandığı argümanlar keşke şunlar olsaydı filan demek mümkün ama Stallman gibi dünyayı değiştirmiş birini görmek, dinlemek harikaydı.

Bu yazı çok uzun olduğundan seneye Ege Üniversitesinde yapılacak olan Bilmök için önerilerimi bir sonraki yazıya bırakıyorum.
26
Şub

Şikayetler müdüriyete, tebrikler ahaliye demişler; ben de öyle yapayım.

BİLMÖK 2011′in ilk iki gününe katılma fırsatı buldum. Bu kadar ilgili insanla Pardus ve özgür yazılım konuşmak, eski arkadaşları görmek ve yenileriyle tanışmak keyif verdi. Organizasyon ekibini, birçok sıkıntı ile karşılaşılmasına rağmen bu kadar çok insanı bir araya getirdiği için kutlarım. Ana sponsorlardan biri olarak BİLMÖK’ün (yine) parçası olmaktan mutluluk duyuyorum.

Emeği geçen herkese teşekkürler, yakında yine görüşeceğiz.

28
Şub

Bilgisayar Mühendisliği Öğrencileri Kongresi'nin altıncısı Konya Selçuk Üniversitesi'nde yapıldı. Mühendis adaylarının, bir işletim sisteminin pazarlamacılarıyla değil, geliştiricileriyle buluşmaları gerektiğini düşündüğümüzden hem sponsor olduk, hem de geliştiriciler olarak aralarında yer aldık.

"Mühendislik ve geliştirmeyi bize bırakın, siz bizim araçları kullanarak web sayfası ve muhasebe uygulaması falan yapın" mesajı veren, mühendislikle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir pazarlamacının peşinde "Hocam, hocam" diye koşturan birkaç bilgisayar mühendis adayına fena halde kızsak ve üzülsek de, geleceği şekillendirmeye aday öğrencilerle tanışmak, konuşmak ve atölyede çalışmaktan büyük mutluluk duyduk.

Staj döneminde, fotokopi çekmekten öte işler de yapılabileceğini, bunun için "dayı" torpili gerekmediğini anlattık, elbette bunun nasıl hak edileceği ile birlikte. Biz seminerlerde, atölyelerde, standda ve çay sohbetlerinde defalarca (asla sıkılmadan) söylesek de, sanırım mühendis adaylarının kafalarındaki "ben de yapabilirim" düşüncesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğrencilerinin 64bit Pardus sunumu sonrasında oluştu. Birkaç öğrencinin, Pardus geliştiricisi olma hikayesi, ÇOMÜ ve TÜBİTAK arasında imzalanan protokol ve ortaya çıkan ürünün kenara konup unutulacak sıradan bir okul projesi olmadığı gerçeği, zıplayan çaydanlık animasyonunun ne kadar kolay yapılabildiğinden çok daha etkileyiciydi.

Artık herkes farkında. Özgür yazılım, ücretsiz yazılım demek değil. Kod, satır satır satılan bir mal olmadığı gibi, özgür yazılım geliştiricileri fotosentez yapan organizmalar değil. "Bu işte para kazanamazsınız" yalanını, yalanı uyduranlar bile söylemiyor artık, bir kralcılar kaldı bunu devam ettiren. İki tıkla web sayfası, üç tıkla muhasebe uygulaması [1] yazmayı bırakın. Arayüzlere [2] değil, kaynağa hükmedin. Sizin görev yeriniz orası, aldanmayın.

[1] Bir grup mühendis adayına "Bakın birkaç tıklama ile, ne kadar kolay" mesajı veren pazarlamacılara ithafen söyledim bu sözleri. "Üç tıkla muhasebe uygulaması yazılmaz" türündeki mesajlarınızı "ben saydım, 1000 tıkla yazılır" cümlesi ile bir tutup eşe dosta anlatırım, uyarmadı demeyin.

[2] "Mühendis arayüz tasarımı yapmaz" anlamı çıkarmayın, demedim. Çıkaranlar oldu, üzüldüm, cevap vermeye çalıştım, birkaç yorum sonra XKCD'deki bir karikatür geldi aklıma, pes ettim.