27
Ara

Araya bir sürü gelişme girdi, yazamadım.

Artistanbul’da epey hareketli günler yaşadığımızı söylemiştim. Bu hareketliliğin nedenlerinden biri, Artistanbul’un değişen ortaklık yapısı. Geçmişte Capitol Ogilvy Public Relations’ın müşteri direktörlüğünü yapmış olan sevgili Deniz Hazar, Artistanbul’un yeni ortağı oldu.

Deniz’in gelmesiyle şirket içinde pek çok değişikliği hayata geçirmeye başladık. Sözleşme metinlerimize kadar her şey yavaş yavaş değişiyor, ama asıl güzel gelişme, Artistanbul’un esaslı bir sermaye artırımına gitmesi oldu.

Artistanbul ailesine katılan bir diğer isimse Serkan Zihli. Aramıza katıldığı andan itibaren, Serkan iş yapma biçimimizi değiştirdi diyebilirim. Serkan sayesinde sıfırdan proje oluşturma ve sunum yapma yeteneklerimiz büyük ölçüde artmış durumda.

Geçen ay Özlem, Deniz, Serkan ve İrem ofise kapanarak, çok önemli bir konkurda bizi başarıya taşıdılar. Türkiye’nin en prestijli ajansları arasından sıyrılarak paydaşı olduğumuz bu projenin detaylarını, bir son dakika aksiliği olmazsa yakında paylaşıyor olacağım :).

Ve elbette en büyük haber…

Artistanbul’a bir kardeş firma geliyor! Yakında ayrıntılarını duyuracağımız bu firma için ofis yeri bakmaya başladık. Bu yeni şirkette Python, mobil uygulama geliştiricileri ve sistem yöneticilerine ihtiyacımız olacak.

Hatta fırsattan istifade, ilk iş ilanımızı yayınlayayım:

  • PHP ve WordPress üzerine deneyimli,
  • Linux ortamını tanıyan,
  • Cihangir’de cici bir ofiste tam zamanlı olarak  çalışabilecek,

bir takım arkadaşı arıyoruz.

Aramıza katılmak isteyenler, gizem@artistanbulpr.com ile iletişime geçebilir :).

15
Kas

Artistanbul’da bu aralar çok yoğunuz.

Bildiğiniz gibi değil, aramıza yeni isimler katılıyor, ofise masalar/dolaplar geliyor, büyük konkurlara çağrılıyor, kurumsallaşma yönünde güzel adımlar atıyoruz :). Her şey yolunda giderse, bir süre sonra Cihangir’deki çok sevdiğimiz ofisimiz artık yetmeyebilir, daha büyüğüne çıkmak zorunda kalabiliriz. Hatta belki de 2012′de yurtdışında bir ofis açarız, kimbilir?

İyisi mi, büyük haberlerin ayrıntılarını “bir süre sonrası”na saklayalım :).

(…)

Bu arada bizleri çok heyecanlandıran bazı yeni projelere de girmiş durumdayız. Bu projelerden yavaş yavaş bahsetmenin zamanı geldi sanırım.

Muhtemelen biliyorsunuzdur, Artistanbul ana faaliyet alanı “iletişim danışmanlığı” olan bir firma. Öte yandan bünyesinde yazılım geliştiricileri barındıran ve çeşitli yazılım projeleri geliştiren bir firma olarak, bir kurum kültürü olarak “özgür yazılımdan yana” bir tavır benimsiyoruz.

Son zamanlarda yolumuz, Türkiye’ye yatırım yapmaya hazırlanan bazı dünya devleriyle kesişmeye başlamıştı ve çeşitli işbirliği görüşmeleri yapıyorduk.

Bu markaların ilkini artık açıklayabiliriz: BlackBerry :)

Belki takip etmişsinizdir, BlackBerry’nin üreticisi Research In Motion firması, 1,5  yıl kadar önce QNX Software’i satın almıştı. QNX, BlackBerry’nin yeni nesil cep telefonları ve tabletlerinde kullanılmaya başlanacak olan BBX platformunun da çekirdeğini oluşturuyor.

Muhtemelen 2012′nin ilk çeyreğinden itibaren piyasaya çıkacak olan tüm BlackBerry telefon ve tabletlerde karşımıza BBX platformu çıkacak. Research In Motion firması, BBX’e yönelik geliştirme araçlarını özgür lisanslarla yayınlarken, pek çok özgür yazılım projesine desteğini de açıklamış durumda.

Önümüzdeki dönemde, BlackBerry cephesinden özgür yazılım dünyasına yönelik pek çok güzel haber gelmeye devam edecek :). Bu haberlerin Türkiye’yi ilgilendiren kısmının başlangıcını ben duyurayım:

BlackBerry ile birlikte Türkiye’nin aynı anda 6 ila 8 üniversitesindeki öğrenci gruplarıyla birlikte mobil projeler geliştireceğiz. Bir başka deyişle, 6 ila 8 üniversitede Unix tabanlı proje grupları oluşacak!

Yakında, daha güzel haberlerle karşınızda olacağız :).

28
Ağu
20. gün de tamamlandı ve Pardus staj maceramız sona erdi. Daha öğrenilecek çok fazla şey, gidilecek çok fazla yol olduğu için ayrılmak istemesem de pılımı pırtımı toplayıp eve dönme zamanı geldi. Çok güzel insanlarla tanışma fırsatı buldum ve hepsine staj dönemi boyunca bilgilerini ve tecrübelerini benimle paylaştıkları için buradan teşekkür ederim.

Staja başladığımda Artistanbul'da çalışacağım için biraz tedirgindim. Sonuçta nasıl bir yerde çalışacağımı bilmiyordum ve Gebze'de çalışmak istememe rağmen Artistanbul tarafına seçilmiştim. Fakat gelecek senelerde de Artistanbul'da staj yapabilecek arkadaşlara belirtmek isterim ki burası oldukça keyifli ve teknik anlamda çok şey öğrenebileceğiniz bir yer, bazı açılardan daha avantajlı.

Teknik açıdan daha çok web (Django) üzerine çalışılıyor ve bu alanda gelişmek istiyorsanız ofiste size yol gösterebilecek Pardus ve Django konusunda çok bilgili iki kişi (Gökmen Görgen ve Ahmet Aygün) var .Özgürlük İçin, Pardus kullanıcılarına yönelik amaçları olan bir platform olduğu için burası daha çok Pardus'un toplumla ve çevresi ile olan ilişkileri hakkında kafa yorulan bir yer.

Stajımın son 2 gününü Ali Işıngör'ün de tavsiyesi ile Gebze'de Tubitak kampüsünde geçirdim. Geliştiricilerle tanışma  ve UEKAE'deki çalışma ortamını da görme şansı bulum. Bünyem sabah 9:30'da kalkmaya, işe 12 gibi başlamaya alışkın olduğundan 5:45'de uyanıp günde 4 saat yol gitmenin vücudumda 'Noluyor lan!' isimli hormonu salgılatması dışında UEKAE'de bulunmak harikaydı. Burası bir Ütapya. Sosyal yaşamın iğrenç çelişiklikleri içerisinden buraya geldiğiniz zaman önce çok şaşırıyorsunuz. Bilim ahlakına sahip, özgür düşünen insanların bir arada bulunduğu, iki insan arasında ayrım hissedilmeyen, sakin bir toplum. Zaten böyle olması gerektiğini düşününce kendinizi hep olmak istediğiniz yerdeymiş gibi hissediyorsunuz , şaşkınlık yerini keyif ve mutluluğa bırakıyor.

Staj projem olan tema2'yi henüz tamamlayamadım. Önümüzdeki hafta evden çalışarak commit yapmaya devam edeceğim.
23
Ağu

Artistanbul’da tekrar çalışmaya başladığım dönemlerde bir müşterimizin sitesi hazırlanıyordu. Süre olarak çalışmanın ortalarına denk geldiğim için pek müdahale şansım olmadı ve altyapıda Symfony kullanıldı. O gün bugündür, sunucu tarafında herhangi bir yerine müdahale etmek istediğimizde karşımıza her seferinde birbirinden farklı ve izlenemez hatalar çıkıyor.

Neyse ki bugünkü izlenebilir bir hataydı ve benden önce birileri çözmüştü :) Birazcık aramayla öğrendim ki Fatal error: Class ‘sfInflector’ not found – Symfony $VER diye ağlamasının sebebi strtolower işlevinin Türkçe yerelinde doğru çalışmaması.

Çözüm olarak symfonylibfolder/autoload/sfCoreAutoload.class.php dosyasının 440. satırındaki
'sfinflector' => 'util/sfInflector.class.php',
satırını şununla değiştirin:
'sfInflector' => 'util/sfInflector.class.php',

strtolower’ın nasıl çalışmadığını görmek isteyenler şunu çalıştırabilirler:
<?php echo strtolower('sfInflector'); // sonuç: sfInflector ?>

Evet, yıl 2010 oldu hala Türkçe için yerel sorunlarından bahsediyoruz…

15
Ağu

Pardus’un 2010 yılı staj programının 2. dönemi 2 Ağustos’ta başladı. Pardus Gezegeni staj dönemlerinde pek bir sessiz oluyor ama svn deposundaki hareketlerden UEKAE’deki ofiste stajını sürdüren arkadaşların çalıştığını görebiliyoruz. 2. dönem stajını ArtistanbulPR’da yapacak talihliler de Orçun ve benim.

Görevimiz Özgürlükİçin’in Tema bölümünü yenilemek ve büyük pay da Orçun’a ait. Kendisi 2 haftadır üzerinde çalışıyor ve oldukça güzel bir iş çıkarıyor. Onun işi tamamlamasıyla beraber Tema bölümüne RESTful bir API ekleyeceğiz. Aslında bu API’i Özgürlükİçin 3.0′ın yapılacak listesine eklemiştim fakat yeni Tema uygulamamızın Pardus’un masaüstü hizmetleri ile iletişimini sağlayan KNewStuff (eski adıyla GHNS) özelliği için yazmamız gerekiyor.

Orçun benden daha sık blog yazdığı için kendisini şuradan takip edebilirsiniz. Blog yazma konusunda darısı stajını UEKAE’deki ofiste yapan arkadaşların başına diyerek danışmanlarına ve kendilerine taş atarak bitireyim..

13
Ağu
Stajda 2. haftamı tamamlamış bulunmaktayım. Zaman hızlı geçti. Şu ana kadar Özgürlük İçin için yaptığım değişikliklerin hiçbirisi görünür durumda değil fakat yavaş yavaş bazı kısımları tamamlamaya başladım. Merak edenler için tema'dan bir ekran görüntüsünü de burada paylaşayım. Teknik bir detay içermese de umarım merak uyandırır.

Bu arada Ali Işıngör ofise geldiğimde beni eşek şakaları konusunda uyarmıştı fakat pek ciddiye almamıştım. Bugün ilk eşek şakasına uğradım. Yemeğe gittiğim sırada 2-3 kişilik organize bir eylem olarak düzenlendiğini tahmin ediyorum. Yemekten sonra konsol ekranımda Python'u çalıştırmayı denediğimde şok edici bir hata mesajı ile karşılaşmıştım. Gökmen Görgen'e (yemeğe birlikte gitmiştik) durumu anlatınca ilk başta o da şok oldu :) Hemen ekran görüntülerini filan aldık. Fakat Gökmen'in şaşkınlığı benden kısa sürdü ve "Biri seni kekliyor oğlum" diyerek numaranın kaynağını buldu. Çok ucuz bir .bashrc şakasına kurban gitmiştim. Fakat oldukça iyi bir espriydi. Hatayı Python listelerine raporlamadan önce ortaya çıktığı için yine de şanslıydım. Bundan sonra oturumumu açık bırakıp gitmemeyi öğrenmiş oldum.


6
Ağu
Artistanbul gerçekten çok keyifli bir yer. Bir haftadır burada staj yapmanın bana verdiği keyfin neler olduğunu düşünüyorum. Pek çok nedeni var ve en güzel yanı şu demek diğerlerine haksızlık olur. Buradaki herkes özgür yazılımı gerçekten seven insanlar ve yaptıkları işe bu yüzden çok fazla önem veriyorlar. Bunun heyecanını görmek ve benimle paylaşmaları sayesinde ben de yaptığım işten, burada bulunmaktan çok fazla keyif alıyorum. Bu mutluluk ve çalışma heyecanını anlatmak zor. Bu gerçekten burada bulunarak anlaşılabilir. 'Dahil olmak' dedikleri böyle bir şey ve kendinizi yapılan güzel işlerin bir parçası olarak görmek öğrendiklerinizi daha anlamlı kılıyor. Zaten bu da özgür yazılımın neden daha zevkli olduğunun bir nedeni. Burada işin teknik yanı, diğer yanlarından daha az önemli. Herkes konuşmak sosyal anlamda bir şeyler paylaşmak istiyor, bu sayede bir robot gibi değil değerleri olan insanlar olarak bilgisayarın başında herkes. Ali Işıngör ile özgür yazılım ya da herhangi bir başka konuda bir şeyler konuşabilmek kod yazmaktan değerli benim için. Zaten sadece bilgisayar değil ofiste insanların o an aklının ucundan köşesinden geçen herhangi bir saçma şey ile ilgili muhabbetler başlayabiliyor her an. Kızlar gittikten sonra bizimkiler ile erkek erkeğe muhabbet etmek de apayrı bir keyif.

Tüm bu muhabbetler, şakalaşmalar, şamata, kaos ve dövüş müsabakalarının dışında buradakiler geri kalan zamanlarını sıkı bir biçimde çalışarak geçiriyorlar. Benim de staj döneminde yapacağım şey Özgürlük İçin' in tema kısmında iyileştirmeler yapmak olacak. Ayrıca geriye kalan vaktimde KDE'nin eski Get Hot New Stuff çatısının yerini alan KNewStuff ile Pardus üzerinden Özgürlük İçin'in REST API' sine erişerek yeni masaüstü bileşenleri indirilebilen ve uygulanabilen bir entegrasyon yapmayı hedefliyorum.
23
Tem

Pardus’un 2010 yılı ilk dönem stajyerlerinden stajını ofisimizde yapan arkadaşlarımız Engin Manap ve Ufuk Uzun stajlarını başarı ile tamamladılar. Başarı ile tamamlamak ne demek bilmiyorum ama klasik bir giriş yapmak adetini bozmak istemedim.

4 hafta boyunca ofisimizde bizlerle birlikte çalıştılar, yeni bir programlama dili öğrendiler ve o dil ile yazılmış bir framework kullanarak Özgürlükİçin kullanıcılarının fikirlerini Pardus projesine ulaştırmakla yükümlü Beyin uygulamasını yenilediler.

Aslında sadece yenilemediler, bir çok eksiğini düzeltip yeni özellikler eklediler. Bu esnada bol bol eğlenip Pardus ve özgür yazılım üzerine sohbetler ettik. Ne yalan söyleyeyim benim bir stajyerden beklentilerimi karşılamakla kalmayıp fazlasını yaparak staj ve stajyerler hakkındaki önyargılarımı fazlasıyla kırdılar.

Geçtiğimiz günlerde beyin2 adını verdikleri django uygulaması Özgürlükİçin’deki selefi ile değiştirildi ve kullanıcılara sunuldu. Kullanıcılardan gelen tepkilere bakılırsa ortaya çıkan uygulamayı tek beğenen bizler değiliz :)

Kendi ağızlarından stajlarını UEKAE yerine Artistanbul ofisinde yaptıkları için kendilerini şanslı hissettiklerini de duyduğumuza göre yazımızın dilekler kısmına geçebiliriz ;)

UEKAE’deki Pardus ofisinde ve Artistanbul ofisinde stajını tamamlayan arkadaşlarımıza kariyerlerinde başarılar diliyor, Pardus ve özgür yazılım dolu geçirdikleri bu kısa süreli yakınlaşmanın uzun sürmesini istiyoruz.

Önümüzdeki haftalarda Artistanbul ofisinde çalışacak ikinci dönem stajyerlerinin hangi konu üzerinde çalışacaklarını ve neler yapacaklarını da yazarım :)

5
Tem
biraz ofis hayatından bahsetmek istiyorum. Artistanbul ofisi pekte öyle ofis sayılacak bir yer değil, insanlar konuşmasın diye eklenmiş karton duvarları olan kübikler içinde değiliz( çok şükür ), insanlar konuşsun diye hazırlanmış salon gibi bir yerde oturuyoruz. insanlar alışkanlıkla belli masalara otursa da, sadece iki masanın sahibi belli, çünkü sadece 2. masaüstü bilgisayar var :D
işten kaytarmak serbest ofiste, işi olmayan canı sıkılan isterse çıkar gezer, isterse bilgisayar oynar, isterse mutfakta dedikodu yapar, hepsi serbest. Stajyer olmanın burada herhangi bir negatif etkisi yok, sadece bulaşık sırasında önlere atılma ihtimali var. Sırayla bulaşık yıkanıyor, ama burası bir yerde öğrenci evi gibi, biri bulaşık yıkarken diğeri çöp atıyor falan. Ben bulaşık yıkarken Ali abi( a.k.a. patron) çöp atmaya gitti. Asıl patron gizem ( belen ) bu civarda, Beyaz'ın pisikopatı gibi yaklaşıyoruz kendisine, bazen gözü dönebiliyor. Ahmet ( Aygün ) pek sık gelmiyor, geldiği zamanda sürekli bir geyik ortamı oluyor, rahat, enerjik, hoplamalı zıplamalı bir adam. Gökmen ( Görgen ) burada en geek kabul ediliyor, bize çok yardımcı oluyor, ama şu sıralar oda kayıplara karıştı, ofiste django işini 2 stajyere bıraktılar, hadi hayırlısı :D Anıl var burada bizimle işi olan, tatmin edilemez beyin yöneticimiz kendisi. kodla falan bir işi yok onun, o bizden bir şeyler istemekle görevli, ama sanırım zeus çarptı onu, şu sıralar podcast işleri falan hep onun üzerine kaldı. Genel hava görebileceğiniz gibi herkes kendi kafasına göre prensibiyle işliyor, güzel bir ortam var, pek iş yerine benzemiyor, Açıkçası iki haftada alıştım buraya, yıllardır burada çalışıyormuşum gibi, iş öğrenmeye değilde tatile gelmişim gibi rahat çalışıyorum, gelecek yıllarda staj yapacak arkadaşlara tavsiyem başvuru listelerine Artistanbul'u eklemeleri, pişman olmazsınız...
28
Haz
Artistanbul'da ilk hafta son derece eğlenceli bir şekilde sonisphere ile noktalandı. Biraz tecrübe kazanmak birazda buradaki ekibin işleyişini öğrenmek için bu haftayı bir blogger uygulaması geliştirmekle geçirdik. Burada kodlama mümkün olduğunca standart kütüphanelerden faydalanarak yapılıyor. Zaten yazılmış olanın tekrar yazmak yok. Buna karşılık kod konusunda pek seçici değiller, değişken isimleri, yorum satırları vs. öyle inanılmaz önemli değil, bunun sebebinin python da zaten okuyup anlamanın çok kolay olmasına bağlıyorum, yada Gökmen ve Uğur çok zeki koda bakınca hiçbir şey sormadan sorunlarımızı çözüyorlardı :D
Belki basit olabilir ama, Bir blogger yazarak neler öğrendim bir bakalım:
1. POST bilgilerini tek tek almaya çalışma, forms.py diye birşey var Django'da
2. Etiketleri de tags kütüphanelerine bakarak kolayca halledersin, elle yazma.
3. URL Name Dispatcher kullan, url değişikliklerine karşı programını koru.

gördüğünüz gibi bunların hepsi dokümanları inceleyerek öğrenilebilir, ama kim evde kod yazarken doküman okumak ister ki? Ayrıca öğrendiğim en önemli şey, Django hata ayıklama raporlarına inanmamaktı. Aldığım hataların yarısı bile yanlış olan yeri göstermiyordu, dünyanın en güvenilmez hata ayıklayıcısını yazmışlar bariz biçimde.


Ortamdan bahsedecek olursak, tek kelimeyle rahat. Geliş saati 10:30~ sabah trafiği vs. sorunu olmuyor (tabi bunu kartaldan gelen Ufuk'a sormak lazım asıl), çıkış buna göre 19:00 civarı seyrediyor, ama pek kesin değil. öğlen molası vs. yok, ama istersen kulaklıkları takıp film izlemek, oyun oynamak, kapının önüne inip çekirdek çitletmek serbest. Bu kulağa ne kadar süper gelse de bir haftada Ali abinin dehasını gördüm. 10 kişilik ofiste, öyle çekirdek serbest falan güzel olsa da, insan vicdan yapıyor bir nevi, öyle 2 saat mola veremiyor, 5 dk. sözlük okuyup direk işe devam ediyorum ben şahsen. Buzdolabımız var burada, çılgınca ice-tea tüketiliyor, öğlen yemeklerimiz anlaşmalı bir lokantadan geliyor. Asıl eğlence Ahmet'te, şu anda bile anlattıkça coşuyor, coştukça anlatıyor, bu adam ne zaman çalışıyor?


her neyse toparlamak gerekirse, çok çalıştık çok eğlendik. Sonisphere ile haftayı üzerimizden attık, Bu hafta artık papercut yazılacak, bu gün bir toplantı yapıp feature set çıkaracağız, hafta sonuna kadar temel işlevleri çalışan bir sistemimiz olacağı kanaatindeyim. tabi ki bir özgür yazılım portalının projesi olarak herkesin görebileceği şekilde geliştirilecektir, bizler başladığımızda, isteyenlerin kodu inceleyebilmeleri için svn adresini yine buradan paylaşacağım.
22
Haz

Artık ofisimizde 2 yeni arkadaşımız var, Engin Manap ve Ufuk Uzun. Kendileri 2010 yılının ilk dönem Pardus Stajerleri.

Benim danışmanlığımda Özgürlükİçin’e kağıt kesikleri arabirimi yazacaklar. Kağıt kesikleri en basit manasıyla dağıtımda bulunan fakat engelleyici özellikte olmayan küçük ve genellikle kozmetik hatalara deniyor. Kullanıcılarda kafa karışıklığı yaratan yazım hataları ya da hatalı, anlaşılabilir olmayan çevirilerden tutun da varlığıyla küçük işlemleri kolayca halletmeye yarayacak ve kolayca entegre edilebilecek özelliklere kadar her türlü hata bu sınıfa dahil.

İlk günümüzü Ubuntu’nun bu işi nasıl yaptığı ve Özgürlükİçin altyapısında kullandığımız Django çatısı üzerine sohbet ederek geçirdik. Planımızı ilk haftanın sonunda ellerimizi kirletip kod yazacak şekilde yaptık. Tahminlerimize göre 2. haftanın başında deneme yayını ve sonunda da nihai yayına geçebileceğiz.

Gözünüzü Özgürlükİçin’den ayırmayın ;)

21
Haz
Bugün Artistanbul ofisinde yapacağım yaz stajının ilk günüydü. Öncelikle şunu belirteyim, öyle resmi bir yer değil, herkes cana yakın, samimi.

Sabah ilk iş Ali Işıngör, Ufuk Uzun ve bana bizden istenen proje konusunda bilgi verdi, biraz çalışma şartlarını anlattı (ofiste Pardus kullanmak zorunlu, Ubuntu vs kabul edilmiyor son derece doğal olarak).

Staj projemiz Pardus için Ubuntu'nun hazırladığı papercut'a benzer bir yazılımın ozgurluk icin dahilinde geliştirilmesi.

Peki nedir bu papercut? papercut (kağıt kesiği) son kullanıcıların bilgisayarlarını kullanımlarını zorlaştıran yada zevksizleştiren, çözümü basit ama sık karşılaşıldığı için negatif etkisi büyük soruncuklar. Pardus 2009.2 sürümünde masaüstüne sağ tıklarsanız "dizin görünümü eylemi ayarları" diye bir seçenek göreceksiniz, Tıkladığınızda açılan pencerenin başlığına bakın, "Masaüstü Ayarları". Son kullanıcı masaüstü arkaplan resmini değiştirmek için "dizin görünümü eylemi ayarları" seçeneğini kullanması gerektiğini anlayamaz(geliştiriciler bile anlayamaz bence gerçi)oysa seçeneğin ismi "masaüstü Ayarları" olsaydı bu ufacık değişiklik Pardus kullanıcılarının %90 ının hayatını birazcık kolaylaştırırdı.Bu sorun bir papercut örneği, böyle sorunları kullanıcıların kolaylıkla rapor edebileceği, (belki önem için oylayabileceği) geliştiricilerin iş bölümlerini de sağlayan bir web arabirimi hazırlanmasıda bizim staj görevimiz.

Projemiz belli olunca Ahmet Aygün ile oturduk iki stajer, papercut ile ilgili dokümanları kurcaladık, sıkılınca muhabbet ettik, django'nun sitesindeti tutorialları denedik. İlk gün olduğundan projeden çok django-artistanbul-staj üçgenine alışmaya çalışmakla geçti, ancak ilerleyen günlerde daha hızlı bir çalışma temposu ortaya koyacağımızdan eminim.



Ubuntu'nun papercut projesi için
https://wiki.ubuntu.com/PaperCut