18
Şub

Bu inceleme için hayli geç kaldım aslında. Zira 20 Ocak’ta 2011 sürümü yayınlanan, Linux dünyasının en keskin tırnaklı, en sivri dişli, en yırtıcı dağıtımını geç de olsa bir süredir aktif olarak kullanıyorum. Aslında bir açıdan bakınca bu gecikmiş incelemem iyi. Çünkü aceleci ve dolayısıyla ön yargılı bir değerlendirme yapmaktan da sakınmış oldum. 2007.3′ten 2008′e geçtiğimizde çok fazla sarsılmamıştık. Ekran kartlarımızın sürücülerini kolayca yüklememizi sağlayan görüntü yöneticisi bizleri epey sevindirmişti ama Kde3 serisi ile devam edildiğinden, en azından gözümüzün gördüğü çok değişiklik yoktu. 2008.2′den 2009′a geçiş ise hayli sarsıcı olmuştu. Kde dördüncü sürümüne yükselmişti ve bizi bambaşka bir masaüstü deneyimi bekliyordu.

2009.2′den 2011′e geçiş ise tam anlamıyla salladı bizi. Pardus biraz daha farklı göründü gözüme. Kde 4.4′ten 4.5′e geçilmesiyle sistemin genelinde görünen görsel hoşluk ve performans iyileşmesi bir yana, artık Pardus’un kişiliğini sergileyen unsurlar da daha bir dikkat çekiyor. Bu hızlı girişle filmin son sahnesini gördük. Gelin, şimdi en baştan başlayalım ve neler olmuş görelim.

Yeni Yalı…Pek yakışıklı…
Kalıp dosyamız artık 700MB’lik bir CD’ye sığmıyor. Kendisi artık 1.1GB büyüklüğünde bir DVD kalıbı. DVD’den başlayan sistemimizde ilk önce yakışıklı yırtıcının suretiyle karşılaşıyoruz. Durun!..Sisteminizin ayarlarıyla oynamayın. 2009 serisindeki Lal rengi 2011′de yerini gri/füme kombinasyonuna bıraktı. İşte bu yeni Yalı…Ya da benim taktığım ismiyle YAlışıkLI…

Yeni Yalı, ekran tasarımıyla, kullanılan renklerle öncekinden epey farklı, daha şık ve ağır görünümlü. Disk bölümlendirme ekranı hariç diğer ekranlar, önceki sürümden çok farklı değil ama disk bölümlendirme bambaşka bir hale bürünmüş. Ubuntu’dakine benzer, ağaç görünümlü bir disk yapısı var artık karşımızda. İlk defa kullanan, benim gibi orta halli bir kullanıcı için biraz şaşırtıcı bir deneyimdi. Birazcık duraksadım ama Ubuntu’nun kurulum ekranına aşina olduğumdan başardım. Ne varki Linux’a yeni başlayacak bir kullanıcı için yeni disk bölümleme ekranı biraz zor ve ürkütücü. Ne yapmalı nasıl etmeli bilmiyorum. Henüz önerebileceğim olgun bir şeyler yok kafamda. Eğer Lvm ve Raid gibi fonksiyonların da eklenmesi sebebiyle ağaç görünümünden vazgeçilemiyorsa belki de disk bölümlendirme ekranında sağlam bir kılavuz metin düşünülebilir hızlı bir çözüm olarak (Bu cümlemle taşı sevgili geliştiricilerimize değil biz gönüllülere atıyorum. Talep beklemeden, olası tasarım/içerik çalışmalarımızı hazırlayıp sunmamızda hiçbir sakınca yok, büyük faydalar var).

Her zaman her yerde…En büyük Kaptan!
Kurulumdan sonra sistemi ilk başlattığımızda daimi ev sahibimiz Kaptan karşılıyor bizi. Aslında Kaptan’ı eskiden beri gereksiz bulmuşumdur ama bu kez sanki (belki de yenilenen tasarımından dolayı) Pardus’u diğer dağıtımlardan farklılaştıran önemli bir özellik olarak gördüm ve sevdim. Kullanıcı ile Pardus arasında kullanıcı-kullanılan ilişkisi dışında farklı bir bağın da kurulmasına yardımcı olan Kaptan, Oxygen ile Milky 2 simge setleri arasında seçim yapmamıza da olanak sağlayarak, resmi ve gönüllü Pardus forumları ile e-posta listelerindeki “Milky güzel/değil” tartışmalarına da ebediyyen son vermiş. Bravo Kaptan!

Sütlü sütlü…Ohhh…Misss…
Biraz sönük kaldığını düşündüğüm Milky 1′den sonra Milky 2 son derece sıcak göründü gözüme. Simgeler artık daha hacimli görünüyor. Belki varsayılan klasör renginin sarı yerine mavi tonlarından biri olarak belirlenmesi daha iyi olabilirdi. Ama belki de klasörlerin Oxygen’e benzememesi, setin geneline sıcak renklerin hakim olması gibi kaygılar gözetilmiştir düşüncesiyle buna pek takılmıyorum. Tüm klasörlerin rengini aynı anda değiştirebilmenin yolunu bulmaya çalışacağım artık.

Milky 2 için bir öneri geliştirmek isteseydim, araç çubuğu simgelerinin daha da sadeleşmesini isterdim. Bespin temasının (depomuzda Bespin simge seti yok) simge setinde, pencerelerin araç çubuklarındaki düğmeler tek renk (siyah). Yine Ubuntu’da tecrübe ettiğim Faenza simge setinde de pencerelerin araç çubuklarındaki düğmeler tek renk (siyah). Bu tek renklilik, pencerenin görünümün sadeleşmesinde oldukça etkili ve son derece güzel bir görünüm yaratıyor.

Milky 2′nin kişiliği tamamen kendine özgü. Biraz daha ışıltılı bir simge seti kullanmak isteyenler ise Pardus 2011′le yüklü gelen Oxygen’i kullanabilirler.

Daha zengin ve yepyeni görünümlü bir Paket Yöneticisi
Pardus 2011′in paket deposu, yeni yayınlandığını göz önünde bulundurursak içerik açısından fena değil. Henüz Xfce masaüstü paketleri depoda değil. Onlar da katıldığında hatta Çomak Projesi tamamlanıp da Gnome paketleri de eklendiğinde gayet ele avuca gelir bir içeriğe kavuşacak.

Yeni paket yöneticimiz gayet gösterişli. Efektler, animasyonlar ve farklı pop-up pencereler kendisine oldukça hoş bir hava katmış. Paketleri, tüm paketler, kurulu paketler, kurulabilir paketler ve güncelleme paketleri şeklinde ayrı ayrı sekmelerde görebiliyoruz. Sistemin geneliyle görsel uyumluluğun sağlanması açısından, sekme kullanımı yerine standart araç çubuğu ve düğmelerin kullanılması belki daha hoş olabilir. Böylece, pencerenin sağ alt köşesine konumlandırılmış “Paketleri Kur/Kaldır” düğmeleri araç çubuğuna taşınabilir.

Kde 4.5 ve Oxygen pencere teması
Kde’nin 4.5.4 sürümü 2011′in performansına son derece olumlu etki etmiş. Masaüstü efektleri gayet akıcı çalışıyor ama daha iyi olabilir/olmalı. Bunda X sunucusu ve ekran kartı sürücülerinin de (ekran kartım Amd Radeon HD3850) muhakkak etkisi var. Umuyorum ki X ve ekran kartı sürücüleri kendilerini daha geliştirirler. Şimdilik Amd’nin sunduğu sahipli sürücü yerine açık kaynaklı sürücüyü kullanıyorum. Özellikle yüksek çözünürlüklü (1920x1080x25fps) video dosyalarının oynatılmasında daha performanslı gördüm.

Oxygen pencere temasını bir türlü sevemedim. Bana çok donuk geliyor. Temadaki tek ışıltı başlık çubuğundaki ışık efekti. Orta ya da Bespin temalarında olduğu gibi tüm pencereyi kaplayan bir gradyan Oxygen’e çok yakışırdı oysa…Ben Pardus’umda Bespin kullanıyorum. Hem Oxygen’e göre daha hacimli bir görüntü arzediyor hem Xbar’la uyumlu hem de kendi gölge motorunu değil masasüstü efektlerindeki gölge motorunu kullandığı için çok daha güzel bir gölge efekti sunuyor.

Ortaya karışık…Zengin uygulama menüsü…Clementine faciası…
Kde4′ün kullanışlı uygulamaları ve eksiksiz ofis seti Libre Office, Pardus 2011′le kurulumda geliyor. Dolayısıyla sistemi kurduktan sonra, müzik dinlemek, film izlemek, ofis dosyalarıyla çalışmak, Twitter hesabınıza masaüstünden erişmek, hatta internet günlüğünüze erişmek için uygulama kurmak zahmetine girmenize hiç gerek yok. Kurulumdan sonra hepsi elinizin altında. Ya e-postalarınız, takip edeceğiniz rss adresleri, kontak listeniz, notlarınız? Onlar için de Kontact hizmetinizde. Tek uygulama ile tüm bu iletişim ihtiyaçlarınızı son dere basit ve hızlı bir şekilde karşılayabiliyorsunuz.

Durun bitmedi. Adalar vapurundaki cevval satıcılar gibi…”Bunlarla birlikte”…Video düzenleme için Kdenlive, fotoğraf arşivinizi yönetmek ve resim dosyalarındaki basit düzenlemeler için Gwenview, profesyonel imaj düzenleme ihtiyaçlarınız için Gimp ve bilgisayar kullanma deneyiminize bambaşka tatlar katacak pek çok uygulama da Keskin Diş’in 2011 sürümünde…

Uygulama yelpazesinde beni hayal kırıklığına uğratan tek nokta Amarok yerine Clementine’in gelmesi oldu. Bunun sebebini bilmiyorum. Belki teknik açıdan geliştiricilerimizin işini kolaylaştıran avantajları vardır Clementine’in. Ama ne olursa olsun Clementine geçmişin izlerini taşıyor. Arayüzü Kde3 döneminden Amarok 1 serisi ile aynı. Görüntü itibariyle sistemin geri kalanı ile uyumsuz. Ayrıca podcast desteği yok. Gerçi Amarok 2 depoda var. İsteyen kurup kullanabilir. Ama depodan kurulan Amarok’u bir türlü Türkçe’leştiremedim. Temennim Türkçe Amarok 2′nin 2011.1′de aramıza geri dönmesi yönünde…Sistemin hep göz önünde olan lokomotif uygulamalarında yapılan değişiklikleri pek doğru bulmuyorum.

Görünen o ki çevik güzellik, 2011 sürümüyle dişlerini bilemiş. Çomak projesi ile de avına atılmak üzere iyice gerilmiş bir yırtıcı görünümünde…Koşmaya başladığında ne kimse kaçabilecek ne de birşey kurtulabilecek.

Son sözler…
Pardus’u kullanmalı mısınız? Maalesef buna ben cevap veremem. Pardus, kullanmadan asla tadamayacağınız bir deneyim vaadediyor. Şu ana dek Pardus kullanıcısı yaptığım arkadaşlarımın hiç birine Pardus’u tavsiye etmedim. Sadece yarım saat kullandırdım. Şimdi ise gayet mutlular. 2011 içinse bu süre 1 dakika. Yani bildiğiniz anlamda ilk görüşte aşk…

Aşık olmaya hazır mısınız? Buyurun o zaman. Pardus burada


3
Nis

Şu an Linux camiasının iki parçaya ayrıldığını söylesek yalan olmaz. KDE sevenler ve sevmeyenler. Bu iki taraf da fanatik sayılır. Hele hele KDE  4 ailesi çıktıktan sonra diğer masaüstü yöneticilerinden baya farklılaştıklarını hesaba katarsak…

Ben koyu bir KDE fanatiğiyim ve bunu çoğu kişi de bilir. Neden KDE fanatiği olduğuma gelecek olursak, bunu yazının ilerleyen kısımlarında söyleyeceğim.

Öncelikle KDE hakkındaki en önemli detayı atlamayalım. Kararsız. Ama çoğu kişi bu kararsızlığın nedenini sormadan direkt kararsız diyor. Öncelikle diğer masaüstü projelerinin sadece masaüstü olduğunu unutmayın. KDE ise sadece masaüstü olmaktan çıkalı yıllar oldu. KDE kendi bünyesinde masaüstü dışında, ofis, geliştirme araçları, çokluortam programları, İnternet araçları ve pek çok şey geliştiriyor. Dolayısı ile de KDE bir masaüstü yöneticisi değil, bir yazılım topluluğudur. Zaten KDE firması bir süre önce adını KDE Software Compilation olarak değiştirdi. Yani KDE projesi bir programlar bütünü projesi.

KDE’nin gelişmişliğini anlatmanın en rahat yolu KDE içeriğinin ne olduğudur. Size kısaca kanıtlayabileceğimizi söyleyeyim:

KDE kurulu bir sistemde her içerik mevcuttur. Bu bahsettiğim şey normal yapı değil. Sadece KDE uygulamaları kurulu bir sistem ile her şey yapılabilinir. Örneğin, basit ofis ihtiyaçları için KOffice, web ihtiyaçları için kdenetwork gibi bileşenler’i dikkatlice incelerseniz ne kadar geniş bir proje olduğunu anlarsınız. Hatta ve hatta KDE üzerinde iken ayriyetten bir grafik arayüzlü paket yöneticisine gerek yoktur. Kubuntu gibi pek çok KDE dağıtımının kullandığı paket yöneticisi KDE’nin kendi paket yöneticisidir.

Bunu en iyi biçimde anlamak için, sistemde KDE uygulamalarının dışında bir şey kurulu olmayan bir sistem deneyin. Örneğin, Arch Linux’a KDE kurup KOffice gibi bazı harici KDE bileşenlerini kurun ve bilgisayarı kullanmayı deneyin. Günlük kullanıcının tüm işlerinin görülebileceğini göreceksiniz. Müzik için Amarok, browser için Konqueror, anında mesajlaşma için Lopete ya da kmess… Bu liste uzar da uzar. Ama sanırım demek istediğimi anladınız.

Bu tarz bir yapıyı KDE projesi dışında hangi masaüstü projesi size böyle bir şey sunuyor?

Şimdi diyeceksiniz ki “Ama KDE kararsız!”. Doğru, KDE kararsız. Ama sebebini hiç düşündünüz mü? KDE, diğer projelerin yapmadığı bir şeyi yapıyor, pek çok projeyi tek çatı altında tutuyor. Gnome olsun, XFCE olsun, LXDE olsun, size sadece masaüstü ortamı sunuyor. Diğer yazılımlarımı kendiniz ayriyetten kurmak zorunda kalıyorsunuz.

KDE projesinin gidişatına bakacak olursanız da, hey yeni sürümde kararlılığı bir derece daha artıyor. Dolayısı ile de kısa zamanda XFCE stabilliği ile aynı olacağı kesindir. Hem de tüm yapılar birbiri ile bütünleşik…

Sanırsam KDE’nin neden diğer projelerden üstün olduğunun en önemli etkenini açıkladım. Geri kalanı sonraki yazılara…


Filed under: Özgürlükİçin Gezegenine Tagged: Amarok, Özgür Yazılım, Özgürlükİçin Gezegenine, Big Bang, Eleştiri, Eski Mısır, Gözlem, KDE, KOffice, Linux
30
Mar

Amarok programı pardusa geçtiğimden beri benim için vazgeçilmez oldu.Birçok özelliği var mesela ayarlar bölümünden last.fm hesap bilgilerinizi girdiğinizde dinlediğiniz şarkıları last.fme gönderiyor..

Asıl anlatmak istediğim şu..Peki bunu twitter içinde yapabilir miyiz?

İlk olarak Araçlar/Betik Yöneticisi yolunu takip edin.Ardından açılan pencerede daha çok betik indir düğmesine tıklayın.Ve en çok puanlananlar bölümünden “twitter-update” olanı seçip kurun.Durun daha bitmedi.Üstüne sağ tıklayıp düzenle dediğinizde açılan pencerede “your user name” ve “your password” yazan yerlere hesp bilgilerinizi girin.kaydet tuşuna basın.İşte bu kadar..Artık dinlediğinz şarkılar twitterda…

Ama bir de baktınız dinlediğiniz şarkıyı ingilizce olarak sunuyor. Örneğin; “Now listening to …..” gibi..

Onun da çözümü var. “twitter-update” yazan yere tekrar gelin sağ tıklayıp düzen deyin ve şu satırları bulun:

UPDATE=”Now listening to ${TITLE} by ${ARTIST}”;

ve şu satırla değiştirin:

UPDATE=”Şu an dinlediğim şarkı ${ARTIST} tarafından seslendirilen ${TITLE}”;

İşte bu özgürlüğün tadı…

5
Şub

Konsoldan play komutu ile müzik dinleyebileceğinizi biliyor muydunuz ? Artık biliyorsunuz :)

Örneğin bulunduğunuz klasörde abc.mp3 adında bir mp3 dosyasını çalmak için komut şu;

play abc.mp3

Peki niye konsoldan müzik dinlenir ? Çünkü Amarok gibi ek bir programın açılmasını beklemeden çok hızlı bir şekilde istediğiniz şarkıyı çalabiliyorsunuz. Fakat Amarok gibiside yok :)

Ek: Blogumu sık sık güncellemek istesemde yoğunluktan dolayı maalesef çok yazı yazamıyorum. Bilmeyenlere; yaklaşık 5 aydır Uygun Teknoloji’de çalışıyorum, bu yoğunluk onun yoğunluğu.

18
Ara
Müzik oynatıcı denince Windows kullanıcılarının aklına ya winamp gelir yada windows media player. Linux kullanıcıları içinse bir numara... Amarok! Bu yazılım o kadar güzelki windows kullanıcıları bile peşinde :)

Peki nedir bu güzellikler?

  • Eşsiz bir şarkı yönetimi: hani nerdeyse siz mp3'ü aklınıza getirdiğinizde listeye ekleyecek.
  • Last.Fm desteği: Ben pek kullanmıyorum ama binlerce hayranı var, onlar için bu özellik vazgeçilmez.
  • Wikipedia desteği: Dinlediğiniz şarkıcı hakkında bilgi edinmek için bir sürü arama yapmaya ne gerek var? Amarok sizin için albümlerini, hayatını, şarkıların hikayelerini tek tıklamayla önünüze getiriyor.
  • Özelleştirme ve Script desteği: Kuşkusuz açık kaynaklı yazılımların yeni özellikler kazanmaları daha kolay. Amarok size bu imkanı çoktan sunmuş durumda.
  • Albüm kapakları: Windows kullandığım zamanlarda hiç dikkatimi çekmemişti. Her biri birer sanat eseri, hepsinin bir hikayesi var, görmeden olmaz!
  • İstatistikler: Amarok bu işi öyle güzel hallediyorki bu yazılım yaygınlaştıkça bu özellik kullanıp sosyal analizler bile yapılabilir.
11
Ara

Linux kullanıcılarının oldukça yakından tanıdığı Amarok’un ikinci sürümü duyuruldu! Linux dağıtımları için şu an kullanıma hazır ve nazır olan Amarok 2, kısa bir süre içerisinde Pardus Paket Deposu’na eklenecek. Windows ve Mac OS X için henüz kararlı sürümleri duyurulmamış olsa da gayet sorunsuz çalışmakta.

Meraklıları http://amarok.kde.org/ adresinden gözlerini ayırmamalı.

28
Eki

amarok-300x239 GNU/Linux kullanıcılarının belki de en sevdiği program yeni versiyonuyla yakında bizlerle olacak. “Müziğini Yeniden Keşfet” sloganıyla yayınlanan Amarok’un 2. versiyonu neredeyse tamamlandı.

Müzik düşkünleri hazırlanın, çünkü Amarok Ekibi, programın Beta II versiyonu Amarok 2 Nujalik‘i yayınladı.

Amarok 2 Nujalik ilk versiyonun aksine veritabanı olarak SQLite değil Gömülü-MYSQL kullanıyor. Böylece koleksiyon işlemleri daha da hızlanıyor. Ayrıca Amarok 2 Nujalik pekçok hata düzeltmesi ile daha kararlı hale gelmiş durumda.

Sürümün PISI paketi henüz yapılmadığından, programı kaynak kodundan derlemeniz gerekiyor.

Kaynak: tectonic

   Tagged: Açık Kaynak, Amarok, Özgürlük için   
31
Ara
Tabi ki buna itiraz yok.. Peki, Amarok tasarımcı dostu mudur? Evet, buna da evet! Onlarca Amarok betiği[1] arasından tek bir tanesinin ne yapabildiğini size göstermek isterim[2]:



Bir amarok eklentisiyle bir şarkı listesi oluşturmak işte bu kadar kolay.. Daha fazlası için lütfen => [1]

[1]: http://www.kde-apps.org/index.php?xcontentmode=56
[2]: http://www.gokmengorgen.net/docs/amarok.html
24
Ara
[1] Bağlantısındaki açıklamaların bana bir şey ifade etmeyecek olmasıdır.. Kabus gibi bir şey.. Amarok vazgeçilir mi bilemiyorum..



[1]: http://www.ozgurlukicin.com/paket/amarok/
8
Tem

Dün, bir arkadaşımın bilgisayarının çökmesi üzerine, Windows’u baştan kurmaya karar verdik. Kendisi, daha önce ısrarlarım neticesinde Pardus’u denemiş, Amarok sağ olsun bayağı sevmiş, ama müzik kayıtları yaptığı için ihtiyaç duyduğu ve alıştığı uygulamalara Linux ortamında ulaşamadığı için Windows’a geri dönmüştü.

Dün Windows XP’yi kurduktan sonra, masaüstüne ilk girişinde “Windows kritik bir hatadan kurtarıldı” ve “explorer hata raporu gönderimi” hatalarıyla karşılaştık. Şaşırmamıştım, çünkü benzerlerini daha önce bir kez daha yaşamıştım. Ama asıl sorulması gereken, bu noktaya nasıl geldi?

Arkadaşımın bilgisayarı, internete henüz geçtiğimiz gün bağlanabildi. Çok de önemli olmayan bir sebepten ötürü Emniyet Genel Müdürlüğü internet sitesine girilmesiyle başladı. Ekranda komut satırı (Ms-dos penceresi) açıldı, bir şeyler kurdu ve o an bilgisayar kapandı. Bir daha açılması zahmetli oldu. Artık o bilgisayar zararlıların işgali altındaydı. Arkadaşım sebebini bilmiyordu.

Her Windows kullanan arkadaşıma, eğer Windows kullanmaya devam edeceklerse tavsiye ettiğim üç yazılım AVG, AdAware ve Register Mechanics oluyor. Ancak, bilgisayarına el attığım tüm arkadaşlarım bilir ki, ben Windows kullanmam ve uzun süre Windows kullanmayınca da doğal olarak unutuyorum. Evimdeki bilgisayarda bir dakikada çözebildiğim sorunları, arkadaşımda bir kaç dakikada ancak çözebiliyordum.

Örneğin, bir uygulama kilitlendiğinde onu yok edemiyorum. “Windows Görev Yöneticisi” denen pencere kilitlendiğinde, onu sonlandıramıyorduk. Masaüstündeki simgeler kaybolunca, tekrardan “Windows Görev Yöneticisi“nden explorer.exe’yi yok edip, yeni görev olarak gene explorer.exe’yi seçiyorduk. Başlat çubuğuna tıklayamayınca, ALT+F2 tuş kombinasyonuyla Linux’ta olduğu “Komut Çalıştır” penceresi gelmiyor, CTRL+R tuş kombinasyonuyla Windows 98′de açılan “Çalıştır” penceresi nedendir Windows XP’de gelmiyordu. Windows oturumu her açıldığında kendiliğinden açılan Windows Live Messenger’ı kapatabilmek için Denetim Masası değil, “Çalıştır” penceresinden “msconfig” yazarak ilgili ayrı bir menüden ayarlayabiliyorduk. Yüklenen en ufak sürücünün sorunsuz çalışması için, her bir sürücünün kurulumu ardından bilgisayarı bir daha baştan başlatıyorduk. Daha donanım sürücülerinin kurulumunun ardından, keyfi amaçlı uygulamaları (mesela Winamp, Lastfm ve oyunları) sisteme kuramadan, bilgisayarın ağırlaştığını hissediyorduk.

Birkaç saat dahi olsa, Windows ile karşılaşmam benim için oldukça yorucu oldu. Evime dönüp, Pardus kurulu bilgisayarımı açınca, gerçekten rahatlamıştım.

Bu yaşadıklarımı aynen de yazma ihtiyacı hissettim. Beni, vaktiyle Linux ile tanıştıran Kaan ve Ayla’ya, “abi ya, sen Fedora kullanıyorsun, bak üç gün önce Pardus çıkmış, bir de onu dene” diyen Mertcan’a teşekkürlerimi sunarım.

Gerek çevremdeki Windows kullanan, bilgisayarla haşır-neşir olan arkadaşlarım benim Linux hayranlığımdan, gerekse yazımı Özgürlük İçin Gezegeni’nden okuyacak olan Linux camiası da konunun içeriğinden ve birazcık da başlıktan ötürü bana tepki gösterebilirler. Ama dün son bir kez daha bazı şeyleri rahatlıkla fark edebildim.

Dün bilgisayarına Windows kurduğumuz arkadaşım başta olmak üzere bir çok kullanıcı Linux’a başlarda soğuk bakabilir, biraz kurcaladığında sevinebilir ve arkadaşım gibi kimi sorunlar yaşadığında hemen Windows’a dönebilirler. Ancak, kimileri de benim gibi sorunun çözümlerini arayabilir ve Linux’a hakim olabilir. Kimisi Windows’u daha rahat bulabilir, kimisi de Linux’u.

Ancak, sık sık forumlarda ve kimi günlüklerin yorumlarında gördüğüm kadarıyla, çoğunluk nedendir bir fanatiklik içinde.

Bırakın, karşınızdaki hangi platformda rahatsa, orada yoluna devam etsin ve buna da saygı duymasını bilin. Sizin yapmanız gereken, *her ne kadar ben de vaktiyle sık sık yapmış olsam da* başta Windows olmak üzere Microsoft’un ürünlerini ve hizmetlerini kötülemek değil, onlara karşılık gelen alternatif çözümleri tanıtmak, göstermektir. Son tercih, her zaman kullanıcınındır ve tercihlere her zaman saygı gösterilmelidir.

Tahmin ediyorum ki çevremde Microsoft Windows XP kullanan bir çok arkadaşım lisans sorunuyla [1] karşı karşıya… Kendi adıma konuşayım, ben o uyarı penceresini gördüğümde, bir sonraki sefere bilgisayarımdaki verilere sağlıklı bir biçimde ulaşıp ulaşamayacağım konusunda endişelenirdim. En azından öyle bir korkum yok ;)

Son olarak, söz konusu ekran görüntüsü, benim Windows XP kurduğum bilgisayardan alınmamıştır!

Saygılarımla…

[1] http://egetun.googlepages.com/winxplisans.jpg