6
Eki

Bunu paylaşmazsam olmaz sanırım :) . Geçtiğimiz günlerde bir internet sitesinde “Dünyanın ilk açık kaynak kolyesi” başlığını gördüm ve bir kadın olarak hemen üzerine atladım.

iNecklace adındaki bu kolye, nefes alır gibi yanıp sönen LED aydınlatmaya sahip. 18 inç uzunluğunda bir zinciri var. İşin en güzel kısmı da tasarımları, içindeki devrenin şeması ve CAD dosyalarının tamamı GitHub‘da bulunuyor. Yani 75 dolara satılan bu kolyeyi isterseniz siz de yapabilirsiniz.

22
Tem

Nihayet Mandriva 2010.1 kurulumunu yaptım. Ama kurarken farkettim ki bu yapacağım kurulumların ilkiymiş. Hani hep deriz ya Linux dünyasında çeşitler sınırsızdır, istek ve ihtiyaçlarınıza göre yüzlerce alternatif bulabilirsiniz diye…Mandriva’yı kurmak da bunun gibi birşey. Çeşit çeşit. Bir kere Mandriva kurulumu için mutlaka Free DVD versiyonunu kullanmanızı önemle tavsiye ediyorum. One CD’ler aynı eğlenceyi vermeyecek size. Free DVD’yi indirin, sonra da çeşit çeşit kurun.

Bu çeşit çeşit kavramını biraz açarak durumu netleştirmeye çalışalım. Ülkemizde en bilindik dağıtımlardan alışageldiğimiz üzere; genellikle dağıtımımızı belli bir masaüstü ortamıyla oluşturulmuş bir kalıp olarak indiririz. Tabi 700MB’lik bir CD kalıbı indiriyorsanız bu biraz da zorunluluktur. Zira 1 CD içerisine hem birden fazla masaüstü ortamını hem de istenen yazılımları sığdırmak zordur.

Mandriva Free DVD ise, adı üstünde bir DVD kalıbı olduğundan (boyutu 4.3GB) içinde birden fazla masaüstü ortamına ve pek çok yazılıma yer verebiliyor. Tabi kurulum süreci de buna göre özelleştirilmiş durumda. Kurulum ekranında, KDE4, Gnome, Xfce veya Lxde masaüstü ortam seçimlerini sunuyor bize. İstediğimizi seçip onunla sistemimizi kurabiliyoruz. Bitmedi…Eğer istersek kurulacak paketleri elle tek tek seçebilmemiz de mümkün. Örneğin; Gnome masaüstünü kurarken, müzik çalıcı olarak Rythymbox’ın kurulmamasını sağlayabiliyoruz. Bu seçenek imkanı, sistemi kurduktan sonra, istemediğimiz yazılımları sistemden kaldırma zahmetinden kurtarıyor bizi.

Bu özelliği yüzünden Mandriva’yı sanırım bu akşam tekrar tekrar kurup kafayı yiyeceğim. Korkarım yarın akşam da durumum pek farklı olmayacak. Bu gerçekten çok eğlenceli. İlk olarak Lxde masaüstü ortamı ile sistemi kurdum ama pek beğenmedim. Şimdiye kadar kullanmaya alıştığım süslü püslü KDE4 ve Compizli Gnome’dan sonra biraz sönük geldi. Ama sadece görsel açıdan…Performans açısından gerçekten de hızlı olduğunu söyleyebilirim.

Sahip olduğum bilgisayar konfigürasyonu, Amd Athlon X2 4600+ işlemci, 2GB 800Mhz veriyolu hızında bellek ve 512MB bellekli 256bit bir Ati Raden Hd 3580 içeriyor. Bu sebeple Kde4 veya Gnome dışındaki masaüstü ortamlarına pek ihtiyaç duymuyorum. Ama önümüzdeki günlerde, kayın biraderimin P4 işlemcili, 512MB bellekli bilgisayarında Lxde ve Xfce denemeleri yapıp ayrıntılı inceleme sonuçlarını paylaşıyor olacağım.

Ama asıl istediğim KDE4 ile Mandriva’yı tecrübe etmek. Onu en sona saklıyorum. Çünkü büyük olasılıkla kalıcı olacak. Özellikle Bespin pencere temasının Translucent Windows özelliğini denemek için sabırsızlanıyorum. “Bespin de ne?”, “Translucent Windows kimdir?” diye sorular geldiyse aklınıza, ayrı bir yazının konusu olabilecek kadar zengin içerikli bir pencere teması olan Bespin (kanımca KDE4′ün varsayılan pencere teması Oxygen’in en büyük rakibidir) için “azıcık sabır” diyorum.


16
Nis

Yıllar yılı bilgisayar kullandığımızı sandık. Bir işletim sisteminin bizi kullandığını bilmeden…Güç düğmesine basıp da makinemizi açtığımızda gördüğümüz şeyin bilgisayar olduğunu düşündük. Oysa yanıldık. Yıllar yılı yanıldık son kullanıcılar olarak. Bir bilgisayar satın aldığımızda içinde yüklü olarak gelen işletim sisteminin, hegemonyasını dikte ettirici baskınlığı sebebiyle ilk bilgisayarımızdan bugüne, at gözlüğümüzle, bilişimin kıyısına gittik gittik geldik. Ta ki Pardus doğuncaya kadar…Bu ülkenin topraklarından dünyaya yayılan o güzellikle tanışıncaya kadar. Peki ama nedir bu Pardus?

Tabi ki açık kaynağın, özgür yazılımın doğuşu Pardus’la olmadı. 1991 yılında Linus Torvalds isimli Finli bir üniversite öğrencisinin, kendi deyimiyle “eğlence için” yazdığı bir çekirdekten bugünlere geldik. Linux dediğimiz olgu, bizim bildiğimiz işletim sisteminden farklı olarak, kaynağı açık, herkesin kurcalamasına, geliştirmesine imkan veren, defalarca yeniden türetilebilen, kendinize göre şekillendirebileceğiniz bir tohumcuk aslında. Biz son kullanıcıların “işletim sistemi” olarak gördüğümüz dağıtımlar da işte bu tohumcuğun üzerine inşa edilen sistemler.

Pardus da Linux çekirdeği üzerine inşa edilen yüzlerce farklı dağıtımdan yalnızca biri. Ama onu diğerlerinden ayıran özellikleri var. Tüm diğer Linux dağıtımları gibi ücretsiz ve açık kaynaklı olmasının yanı sıra tam bir Türkçe desteği verme, rakip diğer işletim sistemlerinden daha kolay kurulabilen ve kullanılabilen bir sistem olma gibi hedefleri var. Pardus yazılımda ulusal bağımsızlık ve güvenlik ihtiyacımızı giderebilecek bir işletim sistemi. Ülke içinde değerlendirilebilecekken, boş yere, lisans için harcadığımız milyonlarca TL tutarındaki zenginliğimizi koruyabilecek bir değer.

Şimdiye kadar pek çok sürümünü para ödeyerek kullandığımız ve kapalı kodlu olması sebebiyle içinde neyin nasıl çalıştığını asla bilemediğimiz işletim sistemlerimizde yapabildiğimiz her işi daha iyi yapmamıza olanak sağlayan ve bunun için de cebimizden tek kuruş çıkmasına sebep olmayan Pardus’u, son dönemlerde artan kullanıcı kitlesinin etkinlikleri ve bilgisayar dergilerinin nispeten artan duyarlılıkları sayesinde daha sık duyar olduk.

Pardus, ülkemizde yazılım alanında yeni bir dönemin başlamasına yol açtı. İşletim sistemlerinin kendilerine sağladığı esneklikten daha da fazla yararlanmak isteyen pek çok son kullanıcı yazılımcılığa merak sardı. Sıklıkla şikayet ettiğimiz, bize “burası Türkiye, Türk işte ne olacak” dedirten, şikayetçi olduğumuz özelliklerimizin aksine elimizdekiyle en iyisini nasıl yapacağımızı merak eder, kurcalar bir hale büründük.

Ve nihayet, kamu kurumlarında da yaygınlaşmasıyla devletimizin de harcama kalemlerinde büyük iyileştirmeler sağlayacak olan Pardus’un 2009.2 versiyonu da yolda. Kullanıcılarının merakla beklediği sürüm pek çok radikal yeniliği içinde barındırıyor. Yine ücretsiz, açık kaynaklı sahip olacağız ve özgürce kullanacağız. Windows 95 kullanırken 98′i denedik, kullandık. 98 kullanırken XP’yi denedik, kullandık. XP kullanırken Vista’yı denedik, kullandık. Şimdi bir adım daha atın. Bu da öncekiler gibi sadece bir adım.T ek risk aşık olabilme ihtimaliniz. Pardus’u kullanın. Özgürlük için…


14
Nis

Özgür dünyada, kişisel seçimlerimizle yaşayan bizler, kullandığımız ya da etkileşime girdiğimiz her kavramda seçme inisiyatifine sahibiz. Bilgisayarlarımızda kullandığımız işletim sistemleri de bu seçimlerimize konu olan yüzlerce unsurdan sadece biri. Ama önemli olanlardan biri. İşletim sistemi seçimlerinde pek çok temel kriterin göz önünde bulundurulması gerekirken, genellikle son kullanıcılar üzerindeki etkili kriterin baskın pazarlama politikaları olduğunu görüyoruz. Bu sebepledir ki alternatif sistemlere göre daha fazla esnekliği ve verimi sıfır maliyetle sunan Linux, ancak belirli bir bilinç seviyesinden sonra son kullanıcıların masaüstlerinde yerini alabiliyor. Peki Linux gerçekten benzerlerinden daha mı iyi? Cevabı, son kullanıcılar için geçerli olan birkaç platformda Linux’un özelliklerini değerlendirerek bulmak en iyisi. Linux’un neden yüzbinlerce insanı peşinden sürüklediğini keşfetmeye hazırsanız başlıyoruz.

Kolay Ulaşılabilirlik
Linux için ücret ödemek zorunda değilsiniz. Hatta sahip olmak için bir mağazaya gitmeniz ya da yeni bir bilgisayar almanız da gerekmez. Bir internet bağlantınızın olması yeterlidir ya da bir arkadaşınızın sizin için Linux cd’sini kopyalaması…Evet evet…Yanlış duymadınız. Kopyalamak. Özgür yazılım felsefesi gereğince GPL lisanslı tüm yazılımlar kopyalanabilir, çoğaltılabilir, dağıtılabilir, içeriği değiştirilebilir ve ihtiyaçlara göre modifiye edilebilir. Üstelik bunlar için hiç kimse sizden en ufak bir ücret talep etmez. Diğer işletim sistemleri için harcayacağınız tutarlar (en az 150 YTL) göz önünde tutulduğunda Linux’a sahip olmanın ne kadar kolay olduğu rahatlıkla görülebilir.

Açık Kaynak ve Ulusal Güvenlik
Linux dağıtımları açık kaynak kodlu üretildiklerinden sisteminizin nasıl çalıştığını bilirsiniz. Arka planda sizden habersiz işlemler yapılamaz. Bu bağlamda Linux, güvenlik gerektiren kritik görevlerde (askeri, istihbarat, kamusal) kullanılabilecek ideal bir sistemdir. İçinde neler olduğu bilinmeyen, kapalı kaynak kodlu bir sistemin stratejik projelerde görev almasının risk yaratacağı çok açıktır.
Bu özellikleri, Linux’u masaüstü kullanımından da alıkoymaz elbette. Masaüstü kullanıcılarının da yazılımları özgürce kullanma, bilgisayarlarının içinde neler döndüğünü bilme ve kullandıkları ürünü kişiselleştirip geliştime hakları vardır.

Linux’un Ekonomik Etkileri ve Toplam Maliyetler
Linux GPL lisansıyla dağıtılan özgür bir yazılım olduğundan ücretsiz olarak edinilebilir ve kullanılabilir. Bu sebeple toplam bilgisayar maliyetleri içinde yer almaz. 600 TL’lik bir bilgisayar satın aldığınızda eğer içinde ön yüklü olarak Windows işletim sistemi varsa yaptığınız sadece “450-500 TL’lik bir sisteme 600 TL” ödemek olmuştur. Bilgisayarınız için ödediğiniz paranın yaklaşık %20-25’i aslında Windows için üreticisine ödediğiniz tutardır.

Bir başka örnek, ülkemiz gibi teknoloji üretemeyen ama başarılı bir ziraatçi de olamayan ülkeler için hayli çarpıcıdır. Dünya genelindeki ürün fiyatlarından hazırlanan istatistiklere göre 1 birim teknoloji ürünü satın alabilmeniz için 567 birim tarım ürünü satmanız gerekir. En azından satın aldığımız bilgisayarlarda (ülkemizde en çok satılan teknoloji ürünü) Linux kullanarak bu orantıyı %20-25 oranında lehimize çevirmemiz mümkündür.

Bahsettiğimiz bu oranın sadece işletim sistemi kaynaklı olduğunu gözden kaçırmayalım. Üzerine işlevsel programlar kurulmamış bir işletim sistemi hiçbir işe yaramaz. En çok ihtiyaç duyulan programların başında ise hem kurumsal hem de bireysel kullanıcıların ihtiyacı ofis bileşenleri gelir. Özgür yazılım alternatiflerini tercih etmemeniz halinde minimum 300 TL’ye rahatlıkla (!) bir ofis setine sahip olabilirsiniz. Tabi epeyce kırpılmış olarak. Seçiminiz ücretli muadilleri yerine Open Office olursa çok daha gelişmiş bir ofis pakedine ücretsiz sahip olabilirsiniz.

Donanımlar da işletim sisteminin sağlıklı işleyişi için çok önemli. Sürüm numarası değiştikçe daha da aç bir şekilde karşımıza çıkan işletim sistemleri için daha hızlı işlemcilere, daha büyük kapasiteli bellek modüllerine ihtiyaç duyarken, Linux’un her sürümünde daha verimli çalıştığına şahit oluruz. Linux, 512MB bellekli bir bilgisayarda, ancak 2GB bellekle birşeyler yapabilen Vista’dan çok daha fazla görsellik, işlevsellik ve performans sunabilir. Daha az bellek elbette daha az maliyet demektir.

Virüs Korkusu Kontrol Altında
Windows için yazılmış 100.000 civarında virüs Linux üzerinden tamamen hareketsizdir. Hiçbir etkileri yoktur. Elbette Linux için de virüs yazılabilmesinin önünde bir engel yok. Ne varki harika tasarlanmış, yetki ve kullanım mimarisi sayesinde Linux, virüslerin hareket kabiliyetini kısıtlar. Bilgisayarınızdan çıkış yapmadıkça adeta karantina altında gibi olurlar.

Daha Kararlı ve Sağlam Bir Sistem
Linux sistemler hiç kapatılmadan yıllarca çalışabilirler. Çekirdeği de ilgilendiren türden olmadıkça güncellemelerde yeniden başlatılmaya ihtiyaç duymazlar. Çalışmalarınıza kesintiye uğramadan, güvenle devam edebilirsiniz.

Görsellik / Çeşitlilik
Yaşamımızdaki herşey gibi bilgisayarlarımızda kullandığımız sistemlerin de göze hoş gelen, heyecan verici, yormayan, kullanımı zevkli ürünler olmasını isteriz. Linux bu isteğimizi de esnek tasarımı, farklı masaüstü yöneticileri, hayal gücünüzle sınırlı kişiselleştirilebilme seçenekleriyle harikulade bir şekilde yerine getirir. Üstelik diğer işletim sistemleri gibi pahalı işlemcilere ve gigabyte’lar dolusu belleğe ihtiyaç duymadan.

Bugün yeryüzünde 500’den fazla değişik Linux dağıtımı vardır. Bu da aynı işi yapmanın 500’den fazla değişik ve eğlenceli yolu olduğu anlamına gelir. Bu dağıtımlarda da farklı masaüstü yöneticileriyle (Gnome, KDE, Xfce vb.) tarzınıza en uygun çalışma ortamında işlerinizi yürütürsünüz.

Performans
Linux, doğası gereği hızlıdır. Diğer işletim sistemleri gibi zaman geçtikçe hantallaşmaz. Donanımların yeteneklerini son derece verimli kullanır. Çalışmak için yüksek konfigürasyonlar gerektirmez. 800 Mhz işlemcili ve 512 MB bellekli bir sistemde dahi rahatlıkla çalışır. Dosya sistemi, tasarımı sebebiyle kırılmaya (fragmantasyon) uğramaz. Bu sebeple sabit diskinize erişim hızınız asla düşmez. Diğer işletim sistemlerindeki gibi ardı ardına kurup sildiğiniz programlar sisteminizin performansını etkilemez. Sisteminizin kontrolü sizdedir, sizin kontrolünüz sisteminizde değil…

Pratik Kurulum
Bir Windows’u kurmuş olmak, yapılacak işlere yeni başlamak demektir. Sadece kurmanız yetmez. Ses duyabilmeniz için ses kartını, görsel fonksiyonlar için ekran kartını, internete bağlanmak için kablosuz ağ ya da ethernet kartını, entegre kart okuyucunuzun denetleyecisini tanıtmanız gerekir. Her biri için ayrı ayrı CD’lerden sürücüler kurarsınız. İhtiyacınız olan herşey Linux dağıtımınızın CD’sinin içinde vardır ve sadece salt kurulumu 40 dakika süren Windows’un aksine 20-25 dakika içinde tüm sisteminiz, donanımları da tanınmış bir halde karşınızdadır. Durmayalım, devam edelim. Windows’ta kullanacağımız pek çok programı da kurmamız ve güncellemelerini de yapmamız gerekir. O da ne? Linux 25 dakikada kurulurken, ofis programları da dahil, çoklu ortam, sohbet vb. pek çok programı kurmuş bile.

Kolay Güncelleme
Update modülüyle Windows da kolayca güncelleme yapabilir. Ama sadece kendisini. Linux dağıtımınızda ise Paket Yöneticinizi kullanarak hem işletim sisteminizi hem de üzerinde kurulu olan tüm programlarınızı tek bir tıklama ile güncelleyebilirsiniz.

Program Bulma ve Kurma
Diğer işletim sistemlerinde olduğunun aksine Linux’ta bir program için internette araştırma yapmanız, ücret ödeyip indirmeniz ya da cd satın almanız, programı kurduktan sonra sistemi yeniden başlatmanız gerekmez. Programı doğrudan kullandığınız dağıtımın program deposundan bulur ve bir tıklama ile bilgisayarınıza kurabilirsiniz. Yazılım ihtiyacınızı diğer platformlar gibi kontrolsüz (internet) ortamlar yerine, test edilmiş ve sürekli kontrol altında tutulan depolardan giderdiğiniz için de güvenli bir yazılım kullandığınızdan emin olursunuz.

Beyin Gücünün Gelişimi
Linux, açık kaynak kodlu bir işletim sistemi olduğundan öğrenmeyi ve keşfetme isteğini tetikler. Bu sayede ülkelerde sadece kapalı kaynak kodlu işletim sistemlerinin ayarlarını yapmayı öğrenip sertifika alan operatörler yerine programlamada ileri seviyede, hızlı gelişen, yaratıcı, özgür zihinlerin doğmasına yardımcı olur. Bu sayede ülkenin yazılım ihtiyacı iç kaynaklardan sağlanabilir ve teknolojide kullanıcı olma halinden üreten durumuna dönüşüm sağlanabilir. Linux’un açıklığından yararlanıp, kullandığı programları daha fazla kurcalamak, modifiye etmek için programlama öğrenmeye meyil eden kullanıcıların sayısı azımsanamayacak kadar çoktur.
Kurulumdan kullanıma, geliştirmeden paylaşıma, performanstan görselliğe; Linux’un biz kullanıcılara sunduğu sınırsız dünyayı yaşayarak öğrenmek en iyisi…Binlerce insanın yanımızda yürümeye can attığı bu dünyaya girip onu tanımak, inandığımız ya da inandırıldığımız pek çok düşünceyi sorgulamamıza, bir adım öteye ilerlememize ve bazı soruların gitgide önemini yitirmesine sebep olacaktır. Bazı soruların cevapları hep aynı olacaktır.
Biz de şimdi, belki tek bir cümleyle yanıtlamalıydık “Neden Linux kullanmalıyız” sorusunu. Öğrenmek için, keşfetmek için, gelişmek için, yaratmak için, daha iyi olmak için, özgürlük için!


16
Mar

TBD Genç Ankara ve Bilkent IEEE organizasyonunda TÜBİTAK/UEKAE desteğiyle, bu sene ikincisi Bilkent Üniversitesi’nde düzenlenen “2. Pardus Tanıtım ve Geliştirme Günleri”ne davetlisiniz.

TÜBİTAK’ın geliştirdiği Linux tabanlı milli işletim sistemimiz Pardus’un detaylı incelemesinin yapılacağı, nasıl Pardus geliştiricisi olunacağı, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğrencileri tarafından geliştirilen 64-bit Pardus’un öyküsü, Açık Kaynak-Özgür Yazılım Felsefesi ile ilgili Panel, Pardus kullanıcı toplulukları tanıtımları gibi konularda oturumların düzenleneceği bu büyük etkinliğe sizleri davet etmekten onur duyarız.

Etkinlik, Bilkent Üniversitesi Mithat Çoruh Amfi’de 23-24 Mart 2010 tarihleri arasında düzenlenecektir.

Resmi Pardus ekibinden, akademisyenlerden, firma sahiplerinden bir çok konuşmacının bulunacağı bu etkinliğimize açık kaynaklı yazılım, Linux sistemler ve Pardus gibi konulara meraklı herkesi bekliyoruz.

*** ÖNEMLİ: Etkinliğe kesin gelmeyi düşünüyorsanız sitemizden online kayıt yaptırmanız gerekmektedir. Gelmeyi düşünmüyorsanız lütfen kayıt yaptırmayınız. Hassasiyetiniz için teşekkürler.

Etkinlik sırasında ikramlar olacaktır, promosyonlar dağıtacaktır. İki gündeki toplam 8 etkinlikten dördüne katılan katılımcılara “katılım belgesi” verilecektir.

Etkinlik sitesi: http://2010.pardusgunleri.org/
Etkinlik programı: http://2010.pardusgunleri.org/program
Ulaşım: http://2010.pardusgunleri.org/ulasim
Kayıt: http://2010.pardusgunleri.org/kayit

Share and Enjoy: Twitter Facebook FriendFeed Tumblr Google Bookmarks del.icio.us LinkedIn email Identi.ca MySpace StumbleUpon Technorati Posterous RSS Reddit Digg Yahoo! Buzz Yahoo! Bookmarks blogmarks Suggest to Techmeme via Twitter Netvibes Live

31
Eki

oidergi18

Mükemmeli hedefleyen özgürlükiçin topluluğu enfes bir dergi ile tekrar karşımızda derginin içeriği aynen şöyle

  • Haberler
  • Özgür Pençe (Aydın GÜNDÜZ)
  • Röportaj: Önder YETİŞ (Özgürlükİçin Topluluğu)
  • Fikri Mülkiyet Mi? Fikri Mükemmeliyet mi? (Erkan TEKMAN)
  • Özgür Lisans ve EULA Farkı (Necmettin BEGİTER)
  • Çanlar Kimin İçin Çalıyor? (Göktuğ KORKMAZ)
  • Hesap Tablosunda Farklı Yönde Sayfalar (Hakan HAMURCU)
  • En İyi 25 Linux Oyunu (Hamit Giray NART)
  • Gimp – Katmanlar Dünyası (Hüseyin SARIGÜL)
  • Şeften OpenOffice.org Reçeteleri (Hakan HAMURCU)
  • Pidgin ile Bağlan Hayata (Abdurrahman OLĞAÇ)
  • Plasma – yaWP Hav Durumu (Kubilay KOCABALKAN)
  • Plasma – Drop to ImagesHack (Göktuğ KORKMAZ)
  • Yabancılara Pardus’u Tanıtmak (Ceyhun ALYEŞİL)
  • Röportaj: Ali IŞINGÖR (Özgürlükİçin Topluluğu)
  • Son Sayfa

Dergiyi indirmek için

http://www.ozgurlukicin.com/e-dergi/

Adresini ziyaret edebilirsiniz.

  • Haberler
  • Özgür Pençe (Aydın GÜNDÜZ)
  • Röportaj: Önder YETİŞ (Özgürlükİçin Topluluğu)
  • Fikri Mülkiyet Mi? Fikri Mükemmeliyet mi? (Erkan TEKMAN)
  • Özgür Lisans ve EULA Farkı (Necmettin BEGİTER)
  • Çanlar Kimin İçin Çalıyor? (Göktuğ KORKMAZ)
  • Hesap Tablosunda Farklı Yönde Sayfalar (Hakan HAMURCU)
  • En İyi 25 Linux Oyunu (Hamit Giray NART)
  • Gimp – Katmanlar Dünyası (Hüseyin SARIGÜL)
  • Şeften OpenOffice.org Reçeteleri (Hakan HAMURCU)
  • Pidgin ile Bağlan Hayata (Abdurrahman OLĞAÇ)
  • Plasma – yaWP Hav Durumu (Kubilay KOCABALKAN)
  • Plasma – Drop to ImagesHack (Göktuğ KORKMAZ)
  • Yabancılara Pardus’u Tanıtmak (Ceyhun ALYEŞİL)
  • Röportaj: Ali IŞINGÖR (Özgürlükİçin Topluluğu)
  • Son Sayfa

25
Eki

inkscape-logoInkscape vektörel çizim programıdır. Ücretsiz ve açık kaynak kodludur. Inkscape ile tanışmam iki yıl önce olmuştur. Rahat ve kolay kullanımı programın esnek oluşu tüm temel vektörel işlemleri gerçekleştirebilmesi ücretli rakiplerine bile bence fark atmakta.

Neden inkscape kullanmalıyım.

Genelde vektörel çizim programlarına ihtiyaç duyuyorsanız. Matbaa veya Reklam sektöründe çalışıyorsanız. En büyük tabeladan tutun,  Folyo baskı, kartvizit, takvim başlığı gibi çalışmaları hazırlamakta kullanılabilir. ücretsiz olması bence çok büyük bir avantaj. Ücretli ve kapalı  kaynak kodlu alternatifleri epey pahalı 700$ civarında. 

Vektörel çizim öğrenilmesi ve üzerinde durulması gereken bir konu. Ev kullanıcılarıda inkscape kullanabilirler. Inkscape ile yapabilecekleriniz hayal gücünüz ile sınırlı :D

Daha önce kapalı kaynak kodlu vektörel çizim programı kullananlarda inkscape’i çok rahat profesyonel anlamda kullanabilirler.

Web Sitesi

http://www.inkscape.org/

Tüm işletim sistemleri için download adresi.

http://www.inkscape.org/download/?lang=en


20
Eki

sylvainKendinizi tanıtabilir misiniz?

Merhaba, ben Sylvain Zimmer. Jamendo’nun kurucusuyum ve şu anki CTO’su yani teknoloji sorumlusuyum. Fransa’daki Grenoble’da bir mühendislik fakültesinde uygulamalı matematik çalışırken, Mayıs 2004′te Jamendo’yu kurdum. İnternet ortamında gelişen teknolojilerin ve özgür yazılımın her zaman etkisinde kaldım. Ayrıca müzisyen bir ailede yetiştim. Sonuçta Jamendo iki tutkumun birleşimi oldu.

Sizin için müzik nedir?

Müzik, işten önce benim için büyük bir tutkuydu. Ayrıca birkaç müzik aleti çalıyorum, Jamendo bu açıdan da benim için oldukça idealdi. Son zamanlarda çalmaya pek vakit bulamıyorum ama istediğim kadar konsere gidebiliyorum ;-)

Jamendo takımında müzisyenler var mı?

Sanırım hepsi müzisyen ! Ben 15 yıldan uzun süredir çeşitli müzik gruplarında saksafon, piyano, bas gitar çalıyorum. Takımımızda profesyonel ve yarı profesyonel, gruplarımız ve solo sanatçılarımız var: Zebrastoff, Social Square, Morgane Dola (daha önceden Jamendo’ya CC Lisansı altında koyduğu bir albümünü piyasa bile sürdü) … Müzisyen olmak elbette işe alınmanın bir koşulu değil, ancak takımdaki motivasyonu yüksek kişiler müzisyen olup çıkıyor. Bence bir müzik şirketinde çalışırken, her gün yardım ettiğiniz müzisyenlerin ihtiyaçlarını anlamak önemli bir şey.

Müzikleri neden CC Lisansı ile sağlıyorsunuz?

Çünkü 21. yüzyıla en uygun lisans türü olduğuna çok güçlü bir şekilde inanıyoruz. Bu lisans bir copy-right (herşey kopya) değil, bir usage-right yani kullanım hakkı. Creative Commons Lisansı, yaptığı müziği uluslararası alanda dinleyicileriyle paylaşmak isteyen sanatçılara yasal bir çerçeve sağlıyor. Sanatçıların çalışmalarının ücretsiz olarak indirilmesine ve istenildiği şekilde remix yapılmasına izin verirken, haklarının da korunmasını sağlıyor. CC Lisansı, dijital dünya için kesinlikle daha uygun; çünkü müzik dolaşımını kolaylaştırıyor, böylece azami sayıda insanın müziğe erişmesini sağlıyor. Bu da değişimi, yaratıcılığı ve paylaşımı artırıyor.

Jamendo nasıl doğdu? Bu kapsamda hangi fikirler üretildi? Hangi kavramları savunuyorsunuz?

Jamendo 2004 yılında, o zaman beni çok heyecanlandıran iki fikrin birleşiminden doğdu; P2P -özellikle BitTorrent- ve Creative Commons. Böylece biz de ikisi arasında köprü oluşturan bir şirket kurduk. Amacımız; yeni sanatçıların dinleyicileriyle buluşabileceği ve çalışmalarını daha kolay yollarla paylaşıp tanıtımını yapabileceği bir platform sunmaktı.

İnsanlara yasal, ücretsiz ve sınırsız müzik sunmak nasıl bir duygu?

Müthiş bir şey! Her gün sanatçılardan ve hayranlarından sayısız teşekkür alıyoruz.

Projeye başladığınızdan bu yana neler değişti?

Takım büyüdü, şu anda Lüksemburg’da 30′a yakın kişiyle çalışıyoruz. Sanatçılara daha çok para göndermeye başlamamız da muhteşem bir şey.
Bu Jamendo Pro (http://pro.jamendo.com) sayesinde oldu. Jamendo Pro; bir mağazada ya da lokantada fon müziği çalmak, bir video yada web sayfası senkronizasyonu gibi her çeşit proje için müziğe ihtiyacı olan profesyonellere yönelik bir müzik lisanslama hizmetidir.

Sizin müzik felsefeniz nedir?

Jamendo’nun sloganı gibi: Kulaklarınızı açın!

Müzisyenleriniz geçimlerini nasıl sağlıyor? Onlar için müzik sadece bir hobi mi?

Evet, bir çoğunun farklı bir işi var ve müzik ise sadece hobileri. Ancak yine de mükemmel kalitede müzik yapıyorlar. Müzik onların tutkusu ve onlar sadece sanatlarını insanlarla paylaşmak istiyor. Bazılarıda Jamendo Pro sayesinde önemli miktarda kazanç sağlıyor. Haziran 2009′da 800 sanatçıya 30.000 Euro’dan fazla para tahsis ettik. Biz daha yeni başlıyoruz ama çalışmamızın sürekli geliştiğini ve ciromuzun her ay katlanarak büyüdüğünü görmek çok güzel.

Gördüğümüz kadarıyla aktif bir müzisyen topluluğunuz var. Bu oluşumu nasıl devam ettiriyorsunuz?

Yenilenmeye, İnternet sayfasını geliştirmeye, yeni özellikler eklemeye ve var olan sorunları gidermeye mecburuz. Topluluğu yönetimi bir anahtar nokta. Sanatçılarla ve hayranlarla iletişim içinde olmak çok önemli. Bu nedenle sanatçılar, üyeler ve profesyoneller için farklı bültenler yayınladık. Düzenli olarak güncellenen blog sayfamız var ve basın dağıtımları yoluyla da iletişim kuruyoruz. Bu büyük bir çaba ama yine de buna değer.

Müzisyenler genellikle size mi başvurur?

Evet, dedikodu sanatçılar arasında güçlü bir şeydir. Her gün yaklaşık 30 albüm alıyoruz.

Yayınlamadığınız albüm oluyor mu?

Evet, bu gerçekten oluyor. Bazen radyo kayıtları, telif hakkı bulunan çalışmalar, ırkçı sözler içeren şarkılar alıyoruz. Ama amacımız sansür değil. Herkese şans tanımaya çalışıyoruz.

Albümler için şartlarınız neler?

Şartlar oldukça basit; telif hakkı olan çalışmaları almıyoruz ve bir albümde en az ikişer dakikalık birden fazla parça olması gerekiyor.

Jamendo.com’un gelecekteki amacı nedir?

Öncelikle platformumuza albüm eklemeye devam etmek istiyoruz. Şimdiden 21000 albüm dinlenmeye ve indirilmeye hazır. Özgür kültürü CC Lisansı altında müzik yoluyla yaymak için çalışmaya devam etmek istiyoruz. Elbette üyelerimize ve sanatçılarımıza gelişimlerini sürdürmelerinde yardımcı olmak istiyoruz. Politikacıların (özellikle Fransa’dakilerin) HADOPI’nin (İnternet’ten film ve müzik indirmeyi yasadışı hale getiren ve bunları indirenlerin İnternet bağlantısınının kesilmesini öngören yasa) çağ dışı olduğunu anlamasını istiyoruz. Bugün için diğer önemli amaçlarımız; Jamendo Pro’yu mümkün olduğunca geliştirmek ve müzik lisanslama piyasasında tanıtmaktan oluşuyor ki satışlarımız yükselsin.

İzin verirseniz birkaç kişisel soru sormak istiyorum.

Evet, sorabilirsiniz. :)

Hiç Linux kullandınız mı?

Evet. Şu anda OSX kullanıyorum

Linux hakkında ne düşünüyorsunuz?

Özgür müzik ve Jamendo hakkında düşünürken bize kesinlikle ilham verdi. RedHat ve MySQL’in başarılarını müzik piyasasında tekrarlamayı amaçlıyoruz.

Hangi Linux dağıtımı size daha çok uygun?

Linux’a Mandrake 6 ile başladım. Sonra Debian ve Ubuntu. GNOME’dan fazla hoşlanmasam da son Ubuntu sürümleri gerçekten çok hoş.

Linux’tan beklentileriniz nedir?

Tıpkı özgür müzik gibi kaliteli bir şekilde gelişmeye devam etmesi…

Teşekkür eder. Çalışmalarınızda başarılar dilerim.


1
Şub

Merak etmeyin yasadışı bir eylem yapmak niyetinde değilim :) Sadece KDE4′ün şaşkaza keşfettiğim bir özelliğinden bahsetmek istiyorum. Özelliğin adı, başlıktanda anlayabileceğiniz gibi “Eylem”.

Pardus’la ilk tanıştığım zamanlar sanal masaüstleri çok hoşuma gitmişti. Çalışan uygulamaları farklı masaüstlerine yaymak gerçekten çok güzel bir düşünceydi. Ama ilk günden beri aklımda ki soru şuydu: Neden farklı masaüstlerini bağımsız şekilde düzenleyemiyoruz?

Örneğin işyerinde kullandığım programların pekçoğunu evimde kullanmıyorum. İnternet bağlantısı olmayan bir yerde masaüstünde bir sürü internet programı kısayolu elbette ki gereksiz oluyor. Ya da ne bileyim, iş yerinde kullandığım duvar kağıdını evde görmek istemiyordum. Madem pekçok masaüstümüz var, neden onları istediğimiz gibi dizayn edemiyoruz ki? İşte “Eylem” bu serzenişime bir yanıt sanki. (bilmeyenler için, kde 4.2′nin kod adı “answer” yani “yanıt”)

Nasıl İstiyorsan Öyle

Özgürlük İçin forumlarını takip edenler dün yazdığım sorumu muhtemelen görmüşlerdir. Dün KDE4′ü kurcalarken, dile getirdiğin sorunun aslında bir sorun olmadığını; yeni bir özellik olduğunu keşfettim. “Eylem” sayesinde artık birbirinden bağımsız masaüstleri oluşturabiliyorduk. Yani farklı duvar kağıtları, farklı yerimleri, farklı plasma öğeleri vs. Nasıl istiyorsak öyle.

Ekranın sağ üst köşesinde bulunan plasma kontrol tuşuna tıkladığınız da sizi karşılayan küçült tuşuna basarsanız, masaüstü küçülüyor ve oluşturduğunuz farklı “Eylem”leri görebiliyorsunuz. Bu ekranı kullanarak yeni “eylem” oluşturabiliyor, varolanları silebiliyor ya da “eylem”ler arasında geçiş yapabiliyorsunuz.

dsc00691

Dediğim gibi, farklı masaüstlerini istediğimiz gibi dizayn edebiliyoruz. Hatta birinde Dizin görünümünü kullanırken, diğerinde masaüstü görünümünü kullanabiliyoruz. Aşağıda kullandığım iki farklı masaüstünü görebilirsiniz.

ekran-goruntusu1ekran-goruntusu2

İşin Kolayı

Aslına bakarsanız eylemler arasında geçiş yapmak işin başında zor geliyor. Masaüstünü küçült, sonra istediğin eylemi büyüt falan zorluyor insanı.

KDE ekibi bunu da düşünmüş ve küçük bir plasma programcığı yazmış. Adı “Eylem Çubuğu”. Bu programcığı istediğiniz bir yere ekleyebiliyorsunuz. Böylece eylemler arasında ki geçiş sadece bir tık uzağınızda oluyor. Ben ilk başta programcığı alt panele yerleştirmiştim, ama çok yer kapladığı için daha sonra ekranın üst kısmına kendiliğinden gizlenen bir panel oluşturdum. Böylece kendime cairo-dock benzeri bir panel oluşturmuş oldum :)

ekran-goruntusu3

Kadı Kızı “Eylem”

Elbette herşey gibi “Eylem”in da bazı problemleri var. Örneğin bir şekilde Plasma ya da masaüstü çökerse, sistem otomatik olarak yeni bir masaüstü eylemi oluşturuyor. Ve benim gibi simgelerini sağa sola dağıtmayı seven kişileri sinir edebilecek şekilde simgeleri otomatik diziyor.

Bu hataları KDE 4.2 güncellemesini yapmadan önce yaşadığımı  da eklemem gerekiyor. Umarım yeni sürümde bu sorunlar çözülmüştür.

Her ne olursa olsun, “Masaüstü Eylemleri” son derece güzel bir özellik. Artık gerçekten sanal masaüstlerimiz var :)


9
Oca
İletişim rolü üzerine yazdığım yazıdan sonra akla "Peki, zorunlu olarak internet üzerinden çalışırsak ne olur?" sorusu geliyor. İşin başında bir ayrım yapmamız gerekiyor. Kâr amacı güden ve gütmeyen projeler. Çeşitli vakıflar, dernekler genel olarak kamu yararını gözettiklerinden kâr'ı maksimize etme ihtiyacı duymazken, liberal şirketler için böyle bir düşünce yapısı olmadığından olabildiğince getiri sağlanmaya çalışılıyor.

Peki bu ikisi arasında kalan, hiç bir yasal alt yapısı olmayan, gönüllülük esasıyla geliştirilen projeler hangi sınıfa dahil edilmeli? Bu elbette geliştiricilerin ileride oluşturacakları organizasyonlara göre belirlenecektir. İlk etapta maliyet konusunu ele alalım:

-faliyetlerin yürütülmesi için gerekli kaynaklar,
-üretim için gereken kaynaklar,
-üretimin dağıtılması için gerekli kaynaklar,

Gönülülük esasına dayanan oluşumlarda gerekli hammadde genelde zamandır. Herkes işin bir ucundan tutar, kişisel bilgisayarları üzerinden çalıştıklarından elektrik ve internet hizmeti gibi gereksinimlerinin bedelini kendileri öderler. Şu aşamada ayırdıkları zaman için kimse onlara bir maaşta vermiyordur, yaşamlarını devam ettirmeleri için bir işe sahip olmaları gerekir. Projeye ayırdıkları zamandan kesintiye sebep verecektir. Projenin geliştirilme aşamasında "faliyetlerin yürütülmesi için gerekli kaynaklara" giren bu giderlere ayrıca ekibin dönemsel olarak yaptığı buluşmalar, toplantılar gibi organizasyonların da eklenebileceğini düşünebiliriz. Bunlarda geliştiricilerin kendi ceplerinden karşılanır.

Üretim aşamasında herkes kendi evinde çalışsada proje geliştikçe kontrolü zorlaşır. Ayrı ayrı geliştirilen parçaların uyumunu sağlamak için bir sunucuya yüklenmesi kararlaştırılır, bir arayüz kullanılarak(SVN?) değişiklikler kontrol altına alınır. Evin dışına çıkıldığından artık dışarı bir akışa geçilmiştir. Sunucu kendilerinin değilse ekstra bir gideri aralarında para toplayarak karşılarlar. Böylece ilk maddi varlığa sahip olunur, aslında proje daha düşünce aşamasında bir değere sahiptir ama şimdiye kadar ki maliyet ortak olarak paylaşıldığından herkes aynı haklara sahiptir; sunucuya ödenen ücret gibi gerekli maliyetler eş olarak ödenmezse bir kişinin daha fazla hakkı olduğu düşünebilir, akla ortaklık yapısı gelir ve zorunlu olarak artık bir şirketleşme veya dernekleşme ortamına geçilir. Zira önlerinde ürünün dağıtımı gibi karışık bir aşama vardır. Eğer ekip yeterli elemana sahip değilse bazı işleri dışarda yaptırmaya başlar. Açık kaynaklı bir oyun geliştirebilirsiniz ama iyi bir programcı olmanız iyi bir müzisyen olduğunuz anlamına gelmez. Eğer şirket kurulmamışsa toplanan bağışlarla bu gibi giderler karşılanır veya o işi yapacak gönüllüler aranır. Şirketleşilmişse ortaklar sermayelerini kullanarak yatırım yaparlar, gerektiğinde borçlanmaya gidilir.

Hazır hale gelen ürünün dağıtılma aşamasında yine bir ayrım yapılır. Ürün ücretsiz dağıtılabilir ve yine gönüllülük hesabıyla gelişimine devam eder. Artık elde somut birşey olduğundan bağışlar artar ve giderler eskiye nazaran daha rahat karşılanır. Çekirdek ekibin kontrolünde yeni geliştiriciler projeye katılır ve topluluk bu dönüşüm içinde gelişir. Diğer tarafta ürün yine ücretsiz dağıtılabilir ama bu sefer hizmet satılır, ürünün kullanım aşamasında çıkan sorunlarla başetmek isteyen diğer şirketlere veya kullanıcılara çeşitli paketler satılabilir. Kaynak yine açıktır ama şirketleşmiş ekip ürünün tüm haklarına sahiptir. İsterlerse gönüllülük esasıyla çalışabilirler ama haklarından feragat etmeleri istenecektir, bu düşünülmüyorsa kaynağın kapatılarak ürünün satışına gidilebilir. Şirket gelirlerinin büyük kısmını reklama ve yeni elemanlara harcar sonuçta farklı bir yoldan ilerlemeye devam eder...

Siz hangi yolu takip edersiniz bilmiyorum. Bir tarafta şirket dertleri, stres ama bolca para! Öteki tarafta toplumla bütünleşme, mutluluk, huzur ve bolca prestij! Hangi yolu takip edecek olursanız olun kolay gelsin :)

Not:Bir oturuşta yazdım, hatalar zamanla düzeltilecektir.(umarım^^)
2
Ara

Bildiğiniz üzere Pardus’ta bir “Windows Öyküncüsü” var adı wine. Kelime manası “Şarap”. Aslında “Wine is not an emulator (Wine bir öyküncü değil) ama programcıların bir nüktesi olsa gerek ortaya böyle bir anlam çıkmış.

Hal böyle olunca bazen ilginç tesadüflerde yaşanıyor. Sizinle internet’te dolaşırken rastgeldiğim bir etiketi  paylaşmak istedim.

Bakalım beğenecek misiniz :)

06


24
Kas

Bir süredir blog’uma yazı yazmıyorum. Yol yorgunluğundan olsa gerek elim pek değmedi. Yorgunluğumu yavaş yavaş üzerimden atarken biraz dolaşayım dedim. Aradan önceki son girim Firefox’la ilgiliydi; yeni başlangıcı da Mozilla ile yapayım dedim.

Mozilla Blog‘u, bir milyarıncı eklentinin indirildiğini duyurdu. Habere göre 19 Kasım tarihi itibariyle addons.mozilla.org sitesi üzerinden bir milyarıncı eklenti indirildi. Eklenti sayacı uygulaması 2005 yılında başlatılmıştı.

totaldownloadsBelirtilen rakam sadece addons.mozilla.org adresinden yapılan indirmeleri kapsıyor. Pekçok eklentinin farklı adreslerde barındırıldığı bilinen bir gerçek olsada bir milyar rakamı resmi olarak kayıtlara geçmiş durumda.

Mozilla tarafından yapılan açıklamada günlük olarak 1,5 milyon kadar eklenti indirildiği ve bu sayının günden güne arttığı belirtildi. Bu gidişle ikinci milyara ulaşmak 3,5 yıldan daha kısa süre alacak.

Fashion Your Firefox programının 18 Kasım’da başlatılmasıyla birlikte dikkatleri üzerine çeken Mozilla eklentileri pekçok güzel habere gebe gibi duruyor. Bende elimden geldiğine bu haberleri sizinle paylaşmaya çalışacağım.


11
Kas

images44 yıl önce dün Mozilla Firefox’un 1,0 sürümünü duyurmuştu. Artık Firefox 4 yaşında.

Geçen 4 yılda Firefox hızlı bir gelişim gösterdi ve tarayıcı pazarında kendine emin bir yer edinmeyi başardı. Firefox tarayıcı pastasının yüzde 20’sine sahip.

Pekçok kullanıcı dostu özellik içeren Firefox, çoğu bilgisayar kullanıcısının da özgür yazılımla ilk kez tanışmalarını sağladı.

İyi doğdun Firefox, yolun açık olsun.

9
Kas

images1Alman Dışişleri Bakanlığı’nın GNU/Linux ve Açık Kaynak Kodlu programlara geçiş yaptığı duyuruldu. Bünyesinde ki 11.000 bilgisayarla Açık Kaynaklı işletim sistemi ve programlarına geçiiş yapan Bakanlık, bakım masraflarını dikkate alarak bu kararı aldıklarını açıkladı.  Almanya’nın Madrid elçiliğinde görevli Rolf Schuster, “Bakanlığımızın birbirinde çok uzak yerlerde yeralan pekçok bilgisayarı var, Açık kaynak sistemlerin bakımları daha kolay ve ucuz olduğu için böyle bir karar aldık.” dedi. Bilgisayar başına yıllık 1000 Euro bakım masrafı yaptıklarını söyleyen Schuster; sözlerine şöyle devam etti: “Diğer bakanlıkların ortalama 3000 Euro’luk masraf yaptıyor. Açık Kaynak kullanan bilgisayarların bakım masrafı diğerlerine göre son derece makul.”

Dünya’nın her yanından bu tür haberler gelirken bizler artık Türkiye için de böyle haberler duymak istiyoruz.

      
7
Kas

Pardus’a gönül vermiş pekçok kişinin aklına “Acaba kaç Pardus kullanıcısı var?” sorusu belli zamanlarda gelmiştir. Aslında bu sayıyı belirlemek için akla gelen bazı yöntemler var. Mesela ISO indirme sayısı ile ortalama bir sayı elde edilebilir. Ama bu yöntemde şöyle bir sorun var; Pardus’u indirmek zorunda değilsiniz. Yani bir arkadaşınızdan Pardus cd’si elde edebilirsiniz. Ya da bilgisayar dergileriyle dağıtılan cd’lere de ulaşabilirsiniz. Tüm dünyayı dolaşarak parmak hesabı yapmak da bayaa zor tahmin edersiniz ki. Bu durumda “On yüz bin milyon kişi Pardus kullanıyor” diyebiliriz.

felis_mujdePeki kullanıcı sayısını hesaplamak imkansız mı?

Düzenli olarak takip ettiğim sitelerden birinde çok ilginç bir makaleyle karşılaştım ve sizinle paylaşmak istedim. Makale “Smolt” yazılımıyla ilgili.

Basitce açıklamak gerekirse Smolt bir donanım profil oluşturucusu. Ve elbette Linux felsefesine uygun olarak açık kaynak kodlu.

Smolt sayesinde kullanıcıların donanım profilleri elde edilip, dağıtımın geliştirilmesi için bir yol belirlemek mümkün oluyor. Aynı zamanda kullanıcı sayısıda üç aşağı beş yukarı tespit edilebiliyor. Smolt, Fedora dağıtımın da hali hazırda kullanılıyor; Novell OpenSUSE 11.1 versiyonunda da yer alacağı açıklandı.

Haberi okuyunca aklıma hemen “Acaba Pardus’ta da Smolt kullanılabilir mi?” sorusu geldi. Küçük bir araştırma sonrasında (google sağolsun) aslında Smolt’un Pardus 2008 yol haritasında yer aldığını gördüm. Ancak son açıklanan yol haritasında Smolt proje dışı bırakılmış. Pardus staj programında da Smolt ile ilgili bir girişim olmuş.  Tabii ki Smolt neden Pardus 2008 projesi dışında bırakıldı bilemiyorum ancak gelecek sene çıkacak olan sürümde Smolt’u Pardus’umuzla birlikte görürsem hiç şaşırmam.

Hem böylece Pardus kullanıcı sayısı ile ilgili net bilgi de elde edebiliriz, ne dersiniz hoş olmaz mı?

      
28
Eki

amarok-300x239 GNU/Linux kullanıcılarının belki de en sevdiği program yeni versiyonuyla yakında bizlerle olacak. “Müziğini Yeniden Keşfet” sloganıyla yayınlanan Amarok’un 2. versiyonu neredeyse tamamlandı.

Müzik düşkünleri hazırlanın, çünkü Amarok Ekibi, programın Beta II versiyonu Amarok 2 Nujalik‘i yayınladı.

Amarok 2 Nujalik ilk versiyonun aksine veritabanı olarak SQLite değil Gömülü-MYSQL kullanıyor. Böylece koleksiyon işlemleri daha da hızlanıyor. Ayrıca Amarok 2 Nujalik pekçok hata düzeltmesi ile daha kararlı hale gelmiş durumda.

Sürümün PISI paketi henüz yapılmadığından, programı kaynak kodundan derlemeniz gerekiyor.

Kaynak: tectonic

   Tagged: Açık Kaynak, Amarok, Özgürlük için   

Güney Amerika ülkesi Venezuella, Açık Belge Biçimini (ODF) Ulusal Standart olarak kabul eden ülkeler arasına katıldı. Güney Afrika’nın Pretoria şehrinde düzenlenen İkinci ODF Semineri’nde konuşan Venezuella Ulusal Enformasyon Teknolojileri Merkezi’nden Carlos Gonzales; Venezuella Hükümeti’nin belge işleme, düzenleme ve saklama standartı olarak ODF’yi benimsediğini açıkladı.

odf ODF’yi ulusal standat olarak benimseyen hükümetlerin sayısı hızla artarken, Microsoft ODF konusunda geri adım attı. Daha önce 2009′un ilk çeyreğinde yayınlanacak olan Office 2007 Sp2 le birlikte ODF desteği vereceklerini açıklayan Microsoft, şuan da OOXML üzerine yoğunlaştıklarını ve ODF için tam desteğin ancak çıkış tarihi henüz belli olmayan Windows 14 ile sağlanacağını duyurdu.

ODF Birliği, bir süre önce ODF’yi Ulusal Standart olarak kabul eden 14 Ulusal ve 8 Yerel Hükümetin listesini yayınlamıştı. Venezuella cephesinden gelen son açıklamayla birlikte bu listenin ilerleyen günlerde daha da uzayacağı anlaşılıyor.

Avrupa Birliği Rekabetten Sorumlu Komiseri Neelie Kroes’un daha önce yaptığı açıklamalarıyla destek verdiği ODF yoluna hızla devam ediyor. OOXML’nin standartlaşmasını istemeyenler seslerini yükseltirken, Ülkemizde de OOXML karşıtı kampanya Özgürlük İçin Topluluğu önderliğinde devam ediyor.

   Tagged: Açık Standartlar, Özgürlük için, ODF   
27
Eki

Firefox fanatikleri kemerlerini bağlasın, çünkü Firefox 3.1 çok hızlı geliyor. Yeni Firefox görselliğin yanısıra hızıyla da dikkat çekiyor.

CRN.com Test Ekibi Firefox 3,1 Beta ile İE 7′yi benchmark testine tabii tuttu. Sonuçlar Firefox severler için son derece sevindirici. Çünkü Firefox 3,1, IE 7′ye resmen nal toplattı. Test sonuçları şu şekilde oluştu:

  • 3D Java rendering test : IE: 2.85 saniye, Firefox: 0.857saniye
  • SunSpider java benchmark testleri: IE: 107159.4ms, Firefox: 3894.6ms
  • Acid 3 : IE: 12/100, Firefox: 89/100

Firefox; Quicktime, hafıza çökmesi ve aşırı yüklenme durumlarını test etmek için kullanılan Online Güvenlik Tarayıcısı Snagit ile yapılan 17 testin tamamını başarıyla geçti.

3.1 şimdiye kadar yayınlanan en hızlı versiyon. Grafik ağırlıklı olduğu için testlerde sık sık kullanılan papervision3d.org sitesi ile yapılan test sonucunda 3.1, hem muadilleri hem de porgramın eski versiyonlarına açık bir fark attı. Sayfanın tamamıyla yüklenmesi 3.1 Beta’da 25 saniye tutarken, aynı sayfa Firefox 3′de 45 saniyede yüklenebildi.

Kaynak: ChannelWeb

   Tagged: Özgürlük için, Firefox   
30
Mar
    Linux camiasına girdiğinizde sıklıkla duyacağınız bir terim var. O da "Açık Kaynak" (Open Source) terimidir. Açık Kaynak, "Özgür Yazılım" olarak da adlandırılır. Kaynak derken bahsedilen genel olarak bilgidir. Açık kaynağın ne olduğunu öğrenmeniz için bilgisayar mühendisi, programcı ya da bilgisayar kurdu olmanıza gerek yoktur, bu felsefeyi herkes öğrenebilir.
    • Donanım (Hardware): Bir bilgisayarın veya başka bir benzer sistemin fiziksel, dokunulabilir, gerçek parçaları (ses kartınız, işlemciniz, disk sürücüleriniz, monitörünüz, yazıcınız gibi). (1)
      Açık kaynağa geçmeden önce bu konu ile ilgili bilinmesi gereken birkaç terimden bahsetmek istiyorum. Bigisayar temel olarak iki birimden oluşur. Bilgisayarın elle dokunabildiğimiz parçaları yani donanımı bir de bu donanımlar içerisinde çalışan programlar yani yazılım. Daha ayrıntılı olarak ele almak gerekirse:
      Yazılım (Software): Donanımlar üzerinde elektronik olarak saklanabilen bilgisayar programları ya da verilerin tümüne verilen isim (işletim sisteminiz, mp3 dosyalarınız, mp3 çalıcı programınız, metin belgeleriniz gibi). (1)
      Bunlara ek olarak yazılımı oluşturan kaynak kodlar vardır. Kaynak kod ise bir yazılımın çalışması için gerekli komutların, emirlerin, yönergelerin, talimatların bulunduğu dosyalardır. Örneğin bilgisayarda bir müzik çalarken hoparlöre kaç şiddetinde sesin gönderileceğini, ekrana hangi yazıların çıkarılacağını ve daha birçok komutun yazılı olduğu dosyalardır. Bunları programlama bilgisi olan uzmanlar anlayabilirler.
      Son olarak bilgisayar işte bu iki birim olmadan (Donanım ve Yazılım) kesinlikle çalışmaz. Sadece donanım ya da sadece yazılım bizim hiçbir işimize yaramaz. Hiç yazılım bulunmayan bilgisayarın çöp tenekesinden bir farkı yoktur ya da donanım olmadan elimizde bulunan bir yazılım CD'si ancak arabanın camına yapıştırılır başka hiçbir işe yaramaz.
      Tüm bu terminolojiden sonra şimdi sizlerle küçük bir tarihi gezintiye çıkalım.
      İsadan önce 1300'lü yıllara gidlim. Bundan 3300 yıl önce, II. Ramses, Hititlerle savaşmak için yola çıkıyor ve işte aşağıdaki savaş arabalarıyla savaşıyorlar.

Hitit ve Mısır atlı savaş arabaları
Eski Hitit savaş arabası

    Daha sonra aradan 1000 yıldan fazla geçiyor İsadan Sonra 50-300 yılları. Roma imparatorları da aşağıdaki savaş arabalarıyla fetihler yapıyorlar:

Roma Atlı Savaş Arabası
Eski roma savaş arabası
Aradan yine 1000-1200 yıl geçmiş ve Fatih istanbulu işte böyle fethetmiş:
Fatih Sultan Mehmet'in İstanbulu Fethi Figürü
Fatih’in İstanbul’u Fethi
1700-1800'lü yıllarda Sanayi Devriminin gerçekleşmesi ile insanlık bilim ve teknoloji alanında hızlı bir ilerleme kaydediyor. Yaklaşık 3000 yılda meydana gelemeyen bilimsel gelişme 150-200 yıl gibi kısa bir zamanda gerçekleştiriliyor. Aşağıdaki fotoğraflar da yukarıdaki fotoğraflarla bir kıyas yapabilmeniz içindir.
radara yakalanmayan savaş uçağı

apache helikopter

füze

Yıl 1970 bir adam çıkıyor ve şu sözleri sarfediyor:

"Bilim ancak kollektif olarak gelişir ve bilgi paylaşılmalıdır."
Bu sözlerin sahibi Açık Kaynak felsefesinin kurucusu Richard M. Stallman'a ait.

    Bilimin bu kadar hızlı bir şekilde gelişmesi basım-yayım ve iletişim hizmetlerinin yaygınlaşması ve kolay ulaşılabilir olması ile mümkün olmuştur. Bu gün dünyanın herhangi bir üniversitesinde yapılan bilimsel çalışma bir kaç saat içerisinde dünyadaki herkese açık bir bilgi olabilmektedir ve bu bilgileri kullanan diğer bilim adamları yeni keşifler yapabilmektedirler.
    Bilgisayar teknolojilerinin geliştiği ilk yıllarda da yazılımın gelişimi bilgi paylaşımına dayanmaktaydı. Ne var ki bir süre sonra işler değişti ve yazılımlar ticarileşmeye başladı. Ticari yazıılmlar kaynaklarını paylaşmıyor ve bilgiyi saklıyorlardı böylelikle yazılımın gelişimini ve kullanıcıların haklarını kısıtlıyorlardı. Kapalı kaynak yazılımlar küçük bir kitleyi doyuran egoist yazılım devleri oluşmasına yol açtı. (1)
    İşte tüm bu süreç içerisinde Stallman 1985 yılında Free Software Foundation firmasını kurup özgür yazılım felsefesini ortaya çıkarmıştır.
    Özgür yazılım nedir sorusuna şu cevabı vermektedirler:
    Özgür yazılımın temelinde kullanıcının bir yazılımı çalıştırma, kopyalama, dağıtma, inceleme, değiştirme ve geliştirme özgürlükleri yatar.

Daha kesin ve açık bir ifadeyle, kullanıcılara şu haklar tanınmıştır:

  • Her türlü amaç için programı çalıştırma özgürlüğü (özgürlük 0).
  • Programın nasıl çalıştığını inceleme ve kendi gereksinimleri doğrultusunda değiştirme özgürlüğü (özgürlük 1). Program kaynak koduna erişim bunun için bir ön şarttır.
  • Yeniden dağıtma ve toplumla paylaşma özgürlüğü (özgürlük 2).
  • Programı geliştirme ve gelişmiş haliyle topluma dağıtma özgürlüğü (özgürlük 3). Böylece yazılm bütün toplum yararına geliştirilmiş olur. Program kaynak koduna erişim bunun için de bir önşarttır. (2)
  • Açık kaynaklı bir yazılım ücretsiz olmak zorunda değildir. Açık kaynak olarak satılan bir çok ticari yazılım bulunmaktadır.

      Unutmadan bir de kapalı kaynak kodlu yazılımlar vardır. Şu anda kullanılan yazılımların büyük bir bölümü kapalı kaynak kodlu yazılımdır (Windows, MS Office, Photoshop, AutoCAD gibi. Kapalı kaynak kodlu yazıılm da şu şekilde açıklanabilir:
      Kapalı Kaynak Kodlu yazılımlar adından da anlaşılacağı üzere bize kaynak kodunu göstermeyen yazılımlardır. Yani bir programı kullanırsınız ama nasıl çalıştığını, bilgisayarınıza o anda neler yaptığını bilemezsiniz. Bunun doğal bir sonucu olarak da herhangi bir sorunla karşılaştığınızda bu sorunun neden dolayı oluştuğunu da kestirmeniz pek mümkün olmaz. Yazılımı geliştirmek sadece o yazılım sahibinin tekelindedir. Yani siz beğenmediğiniz, ya da "şöyle olsa nasıl olurdu?" dediğiniz bir yazılımı istediğiniz şekilde değiştirme hakkına sahip değilsinizdir. Bunu şöyle de örneklendirebiliriz; önünüze sabit menü bir yemek gelmektedir ve tuzu, karabiberi, herşeyi ayarlanmış olduğu size söylenir, size de yemenizi söylerler. Ayrıca o yemeği civar köylerde yapan bir tek kendilerinin olduğunu iddia edip de sizden fahiş fiyatlar isterlerse vay hâlinize... (3)

    Daha fazla bilgi için:
    Ozgur Yazilim Nedir?
    GNU Felsefesi ve Linux İşletim Sistemi
    Özgür Yazılım Felsefesine Giriş...

    Resim Kaynakları
    http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/7/7b/Hittite_Chariot.jpg
    http://library.thinkquest.org/06aug/00418/chariot2.jpeg
    http://img459.imageshack.us/img459/2521/tablo093uf.jpg
    http://www.wallpaperbase.com/wallpapers/military/m1a1abramstank/M1A1_abrams_tank_2.jpg
    http://www.resimcity.com/data/media/138/www.resimcity.com_helikopter_resimleri_apache.jpg
    http://www.kaliteliresimler.com/data/media/41/f_117_nighthawk_2.jpg
    http://www.bilim-teknoloji.gen.tr/roket-fuze/fuze_dikine.jpg
    Kaynakça
    1- http://cekirdek.uludag.org.tr/~meren/belgeler/gnu/gnu.html
    2- http://www.gnu.org/philosophy/free-sw.tr.html

    3- http://e-bergi.com/2007/Nisan/Ozgur-Yazilim-Nedir

    11
    Ağu

    KLearnNotes adında, nota öğreten bir yazılım var. Bu yazılımı Pardus Contrib deposundan yükleyebiliyorsunuz. Bende bu yazılımın çevirisini yapmaya karar verdim. Sevgili Eren Türkay ile Kopete üzerinden yaptığımız yoğun görüşmeler neticesinde bu yazılımın çeviri dosyasını buldu Eren. Bu dosyayı KBabel ile değil “Qt Linguist” yazılımını kullanarak çevirdim. Çeviriyi bitirdikten sonra Eren’e gönderdim fakat Eren bu dosyayı yerine koyamadı. Ben de bunun üzerine, bu programın yazarına bir e-mail yazıp, ekinde de Türkçe çevirisini göndereyim dedim ve yaptım.

    Gönderdiğim e-maili görmek için BURAYA tıklayınız.

    Çok kısa bir süre sonra programcıdan cevap geldi. O cevabı görmek için de BURAYA tıklayınız.

    Sizin anlayacağınız yeni sürümü çıkmadan önce, Türkçe çeviri dosyasını güncelleyip, direkt olarak program yazarına göndereceğim ve yeni sürüme eklenmiş olacak. Sadece PARDUS Linux’ta değil, tüm Linux dağıtımlarında “KLearnNotes” programını yükleyenler benim bu çevirim ile programı kullanacaklar.

    Katkıda bulunduğum için mutluyum.