19
Nis

İnsanların yaşamı, yüzde 90 yalanlara dayanır; diğer yüzde 10′luk kısmından emin olmak için henüz yeterli bilgimiz yok. ~ Zar Adam’dan

Bu yıl üniversitemin büyük yükünden kurtulmak üzere, yeni şehirlere ve yeni olasılıklara yelken açarken, bir an durulup arkama bir göz atıyorum. Başlığa sembolizm kavramını sokuştururken peşin peşin sizi uyarasım geldi; belki terimsel anlamıyla tabiri caiz olmamıştır; ama kravattan ne denli nefret ettiğimi bilen bilir. Hiç mi takmam? Elbette takarım; ama sadece yakıştığı için. Şöyle bir konuşma olduğunu varsayın:

- Bir insan çok parası olduğu zaman, yoksullara yardım etmek yerine Bugatti marka araba veya Jeanneau yelkenli satın alırsa, sebebi ne olabilir?
+ Sanırım çoğunu, daha fazlasını da harcayabileceğimize emin olmak için harcarız.. Ve diğerlerinin, ona sahip olduklarımızdan emin olmamız için..

Eğer bir kültürü benimsemek ve altında yatan azımsanamayacak disiplin ve emek adına yelkenli satın almak sözkonusu olsaydı, buna diyeceğim birşey olmazdı; ama verilen cevaba bakılırsa, bununla uzaktan yakından alakası yok. Düşünün, ben bir işletme mezunu olacağım; ama arkama dönüp baktığım zaman kendimi eşofmanla seminer koltuklarında görüyorum. Gerçekten kendimi bir halt sandığımdan değil, tam tersi. Yaptığım şeyin (kravat takmak gibi) mantıklı bir sebebi olsa benim için yeterli olacak. Bazen takım elbiseli herhangi bir elemanı kravatından çekip, “Hey baksana, şu tam simetrik olmayan ipi neden boynuna doluyorsun?” diye sorup öğrenmek istemiyor da değilim tabi..

Diğer taraftan, bu demek değildir ki kravat takanlar sırf anlamı için veya sembol amaçlı bunu yapıyorlar. Bazıları ortama uymak için, bazıları zorunluluktan takıyor olabilirler. Zaten burada kravat da tam anlamıyla bir bahane. Esas cevabını öğrenmek istediğim şey, semboller. Hala ne için ne yaptığımızı bildiğimizden bile emin olduğumuzu söyleyebilecek kapasitede bir bilgeliğe erişemedik ve belki de erişmek bile bir saçmalık olabilir.

Ayrıca şu da gerçektir ki, çoğu zaman yaşadığı ortama uyanlar kazanacaktır. Bir sürü psikolojisi midir nedir, bu toplumu bir şey sürüklüyor. En güçlü olan, daha güçlü olmak için topluluğa yeni, makyajlı, güzel görünümlü alışkanlıklar kazandırdıkça, biz de ortama uymak adına o yöne sürükleneceğiz. Ama dikkatinizi çekerim, sürüklenmek zorunda değiliz, kazanmak zorunda değiliz! Bir kere de kaybedelim, başka şeylerde kazanırız..

Üniversitemi sevdim, öğretmenlerimi çok sevdim; ama malesef beni yıllıklarda ve mezuniyet fotoğraflarında göremeyeceksiniz. Çünkü o mertebeye erişemedim. Hayır hayır, bu son dediğim mertebenin simgeciliğimle bir alakası yok. Gerçekten işletme adına bir katkı sağlayabildiğime inanmıyorum. Ben kaybettim; belki başka şeylerde kazanırım, kim bilir…

P.S. Okulu bırakmıyorum yahu! Bitiyor işte =) Yazmam gereken birkaç makale yüzünden Pardus’taki işlerimi biraz aksatıyorum. Nisan’ın sonunda konserlerimin hemen ardından kokpitin başına geçip, bilgeliğin tek yolu olan deliliğe devam edeceğim ;-)