3
May

Uzun bir süredir sabırsızlıkla beklenen GIMP 2.8 sürümü yayınlandı. Yeni özellikleri ile göz dolduran GIMP’in bu sürümü aynı zamanda gelişim sürecinde bir kilometre taşı.

Öncelikle hemen herkesin bildiği gibi dileyenlere “GIMP Tek Pencere”. Bazılarımıza sevimsiz ve kafa karıştırıcı görünen yüzen çoklu pencereleri artık tek pencerede toplamak mümkün. Eski görünümü tercih ederseniz (çoklu pencere kipi) bu da bir seçenek olarak sunulmuş.

Bir diğer özellik; Katman Grupları. Bir grup içinde topladığınız katmanlar üstünde taşı/kopyala/sil/görünür yap/ vb. işlemleri tek seferde yapabilirsiniz. Bu özellik en çok isteneler listesinde ilk sıralardaydı.

GIMP 2.8 oldukça gelişmiş bir metin aracı ile geliyor. Çokgen temelli dönüşüm aracı, fırçalar, dokular, gradyenler, vb.

Asıl önemli gelişme ise arkaplanda yapılanlar. Gelecekte eklenecek yeni özelliklerin temeli sayılan çekirdeğin GEGL kütüphanesi ile birleştirilmesi önemli ölçüde tamamlanmış durumda.

Yazılımın geliştirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederiz.

Yeni özelliklere ait ayrıntıları bu yazımızdan okuyabilirsiniz.

İndirme adresi

8
Nis
Pyraf Logo

PyRAF, Python betik dili temel alınarak IRAF tasklarını çalıştırmak için geliştirilmiş bir komut dilidir.

Aklımda hep vardı Pardus’a pyraf‘ı kurmak. Ve bunu yaptıktan sonra tabii sizlerle paylaşmak en büyük zevkim… Bu yazıda o yüzden Pardus’a pyraf kurulumunu anlatacağım.

Size bir sır vereyim mi? Valla kendi kişisel kullanımımda IRAF yazılımı ve hele hele pyraf’ın kusursuz çalışması olsun, kurulum kolaylığı bakımından olsun, Pardus gibi hiç bir dağıtım olamadı… O yüzden her zaman Pardus’a destek vereceğim ve elimden geldiği kadar her türlü özgür yazılımın pardus üzerinde koşulabileceğini göstermeye çalışacağım…

Daha önce bu yazımda Pardus’a IRAF kurulumunu ayrıntılı olarak anlatmıştım. Şimdi pyraf’ı da kurabilmek için ilave bir takım şeyler daha yapacağız…

Öncelikle ek “tables” ve “stsdas” paketlerini kuracağız.

su iraf

cd /iraf/extern/

mkdir tables stsdas

cd /iraf/extern/tables/

wget http://stsdas.stsci.edu/download/tables_3.12/tables3.12.tar.gz

tar -zxf tables3.12.tar.gz

rm tables3.12.tar.gz

cd bin.linux/

wget http://stsdas.stsci.edu/download/tables_3.12/tables3.12.bin.redhat.tar.gz

tar -zxf tables3.12.bin.redhat.tar.gz

rm tables3.12.bin.redhat.tar.gz

cd /iraf/extern/stsdas

wget http://stsdas.stsci.edu/download/stsdas_3.12/stsdas3.12.tar.gz

tar -zxf stsdas3.12.tar.gz

rm stsdas3.12.tar.gz

cd bin.linux

wget http://stsdas.stsci.edu/download/stsdas_3.12/stsdas3.12.bin.redhat.tar.gz

tar -zxf stsdas3.12.bin.redhat.tar.gz

rm stsdas3.12.bin.redhat.tar.gz

cd /iraf/extern/stsdas

python python/compileall.py ./python

python python/compileall.py ./python/*

nano /iraf/iraf/unix/hlib/extern.pkg

Not: Bu işlemler sırasında herhangi bir sorun yaşarsanız komutların önüne “sudo” ekleyiniz.

“extern.pkg” dosyasını düzenlerken içerisindeki herhangi bir satırı silmeyiniz. Sadece aşağıdaki gibi görünüme kavuşması için gerekli satırları ekleyiniz (tables ve stsdas). Ayrıca bazı satırların çalışabilmesi için, ilgili satır başından “#” karakterlerini silmeniz gerekecek.

extern.pkg ‘nin içeriği aşağıdaki şekilde olmalıdır.


reset noao = iraf$noao/

task noao.pkg = noao$noao.cl

reset tables = /iraf/extern/tables/

task tables.pkg = tables$tables.cl

reset stsdas = /iraf/extern/stsdas/

task stsdas.pkg = stsdas$stsdas.cl
task apropos = stsdas$apropos.cl

reset helpdb = "lib$helpdb.mip \
,noao$lib/helpdb.mip \
,tables$lib/helpdb.mip \
,stsdas$lib/helpdb.mip \
"

keep

Evet IRAF ile işimiz tamamen bitti. Şimdi “pyraf” için hazırlıklara başlayabiliriz. Öncelikle bağımlı olduğumuz paketleri kuralım,

sudo pisi it tcltk tcltk-devel python-numpy readline readline-devel python-urwid python-pmw ipython python-matplotlib

Merak etmeyin yukarıdaki python-numpy işimizi çözemeyecek:)

Bu yüzden buradan NumPy’i indirmemiz gerekecek:)

stsci_python‘u da indirin… :)

Sonrası gayet kolay…

Sırası ile şu adımları uygulayın…


su iraf

tar -xvf numpy-1.6.1.tar.gz

cd numpy-1.6.1

unsetenv F77

unsetenv F2C

python setup.py install

cd ..

tar -xvf stsci_python_2.12.tar.gz

cd stsci_python_2.12

python setup.py install

stsci_python paketi yüklendi… test etmek isterseniz şu komutu verebilirsiniz…


python testpk.py

exit

Şimdi pyraf’ı kurabiliriz… Tabii öncelikle buradan indirelim…


tar -xvf pyraf-dev.tar.gz

cd pyraf-dev

sudo python setup.py install

Evet artık pyraf’a sahipsiniz…

Terminalde “pyraf” komutunu vererek çalıştırabilirsiniz…

28
Ara
Pardus 64 bit projesinde paketçi olarak çalışıcağımız için paketleme konusunda deneyim kazanmamız gerekmekte.Bu yüzden bize dendiği üzere Pardus paket deposundan 10 paket seçerek uğraşmaya başladık.Madplay isimli bir paket seçmiştim.Bir audio decode imiş kendileri.Bu paketi yapmaya çalışırken aşağıda ki hatayı aldım ve çözümü ilgimi çektiği için burdan da paylaşmak istedim.

Kurulum dizini (/var/pisi/paketadı/install) altında terkedilmiş dosyalar var:
şeklinde bir hata alırsak eğer.

- pspec.xml dosyasında "Files" bölümünde yolunu belirtmediğiniz dosyalar
olabilir,
- kaynak kodda "authors", "readme*" gibi dosyalar olup bunlar
pisitools.dodoc ile gerekli yerlere gönderilmemiş olabilir,
- doc veya man gibi klasörlerin pakete alınmaması gibi durumlar olabilir.
Pspec.xml dosyasında yollar eksiksiz yazılmalı,
actions.py dosyasında pisitools.dodoc ile dosyalar sahipsiz
bırakılmamalı, gereksiz dosyalar yine de varsa pisi actionsapi'deki diğer
yollarla silinmeli imiş.İlgili arkadaşlara faydalı olur umarım.
API:Application Programming Interface kelimelerinin kısaltmasıdır. 'Uygulama programlama arabirimi' olarak çevirilebilir, uygulama programlamak için sağlanan arabirimlere denir.API bir yazılım tarafından programının diğer yazılımlarla iletişimde olmasına imkan tanıyan bir arayüzdür.

ABI:Application Binary Interface kelimelerinin kısaltmasıdır. İşletim sistemi ile uygulama arasında düşük seviye arabirimi tanımlar. Assembly dili seviyesinde , daha alt seviyeli tanımlamalarla ilgili detaylardır.Bir ABI bir uygulama veya programın diğer programlarla veya işletim sistemiyle alt-seviye arayüzüdür.

Kaynak:Pardus Wiki
        Bugün çıkacak sürüm ile ilgili blog yazma görevi bana verildiği için arada kendi bloguma da bir şeyler karalama isteğinden kendimi alıkoyamadım. Bir kaç saat içinde çıkmasını planladığımız sürüm çıkarken bilgi işlemde bir yoğunluk hakim. Herkes kendi işini en iyi şekilde ve bir an evvel bitirmek için uğraşıyor. Bazıları kodlarla bazıları hatalarla ve geri kalanlarda gerekli olan paketlerle boğuşurken benim işim de pek kolay sayılmaz :)
Olaylar zaman içerisinde proje üyeleri tarafından benimsenirken yapılanları dışarıdan bizi izleyenlere anlatmak görüldüğü kadar kolay değil.Sömestr tatilinden 3 haftasını tatile değil çalışmaya ayırarak bu kadar hızlı ilerleyebildik diyebilirim.
Sömestr tatilinde Boot Manager ile ilgilendim.Boot manager'ın Kde bağımlılıklarının giderilmesi Pds kullanılarak saf Qt ile yeniden yazılması ile uğraştım. İconları görünmedi , çeviri sorunlarıyla boğuştuk .Bir takım ilerlemeler ile Boot Manager'ı LXDE ve Enlightenment üzerinde çalıştırdık ve Bonobo sürümüne ekledik.
Sürüm değerlendirilirken belirtmem gereken en önemli konulardan biri bütün bunların bizim için gerçek bir öğrenme süreci olmasıdır. Hiç bilmediğimiz bir sürü konuyu çalıştık ,denedik ve yapmak için uğraştık. Pardus geliştiricilerinden Gökmen Göksel'in yazdığı  Pds ve Paket yöneticisi Managerlar ile uğraşan bütün arkadaşlar için çok yardımcı oldu.
Umarım bugün çıkartacağımız sürümü severek kullanırsınız.Necdet Hocanın önderliğinde Alper , Gökhan , Engin , Kaan , Merve , Özge , Sertaç ve tabiki ben :) bunun için çalışıyoruz.

Bildiğiniz gibi Özgür Yazılım ve Linux günleri 1-2 Nisan tarihlerinde İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde. Çomak ekibi olarak biz de  1 Nisan 16:45-17:30 saatleri arasında Salon D' de olacağız. Projenin gidişatı hakkında bilgi almak ve soru sormak isteyen herkesi bekliyoruz.
Yaklaşık bir sene önce bitirme projesine başladığımız zamanlar , Necdet Hoca yaptığımız işin geliştiricisi olmamız konusunda bizleri cesaretlendirmişti. Biz de bu gazla Pardus geliştiricisi başvurusunda bulunmuştuk. Quiz sorularını cevaplayıp gönderdikten sonra junior job dönemi başladı . Mentor ataması konusunda 1 ay bir sorun yaşadıktan sonra Pardus geliştiricilerinden Serdar Dalgıç mentor olarak atandı ve bu yolda bize (Merve ve Ben :) destek oldu.


Zaten yabancısı olmadığımız pisi paketleme işiyle ilgilendik. Bitirme projemizin[Çomak] de başarıyla sonlanmasıyla beraber hızlanan geliştiricilik sürecimiz [1] mailiyle sonlandı ve ben de artık Pardus geliştiricisi oldum.

Bu süreçle ilgili ; ilk adımı atmamızı sağlayan ve her adımda destek veren Necdet Yücel'e , junior job sürecinde her türlü yardımı yapan , bilgilendiren Serdar Dalgıç'a ve tshirt konusunda benimle dalga geçse de Kaan Özdinçer'e teşekkür ederim.




[1]http://liste.pardus.org.tr/gelistirici/2011-October/056955.html
23
Kas
Sayın Bakan bazı eleştirileri yanıtlamış;


Okurken aklıma gelenleri yazayım dedim.

"Yasak söz konusu değildir. Tamamen isteğe bağlıdır."

Yıllardır mahkeme kararlarıyla genel sansür uygulanıyor, bunun adı yasak değil mi? Değil, çünkü ortada özgür bir internet olmayınca yasak kelimesinin anlamı kalmıyor. Üstelik "Bedelli askerlik" aslında "Bedelli tezkere", yani askerlik=tezkere olabildiğine göre yasak=özgürlük de olabilir, tabi tabi neden olmasın?

"...biz mahkeme kararını tanımıyoruz, internete yasak gelir mi?' diye duyarsız kalıp, mahkeme kararını uygulamayacak mıydık? Biraz insaf lazım."

Bu mahkemeler keyfi değil ilgili kanuna göre karar veriyor, bu kanunları da leylekler getirmedi ki? Kanunları çıkartıp sonra "ne yapalım mahkeme kararı" demek... biraz insaf.

''Biz ne yapacaktık; 'ey Youtube, sen istediğin gibi Atatürk'e hakaret et,... ama sonunda biz Youtube'u dize getirdik."

Malum ülkelerden birinde 17 yaşındaki bir çocuk lise arkadaşlarına hava atmak için bir video hazırlayıp paylaşıyor ve paylaştığı sitenin 70 milyona yasaklandığını öğreniyor. Bu eğlenceyi görenler acaba Türkiye'de şu siteyi de yasaklatabilir miyim diye yarışa girmeye başlıyor. X Ülkesindeki birisi suç işliyor, cezası 70 milyon insana kesiliyor, pardon dize getiriliyor.

"'Milyonlar kazanıyorsunuz, beş kuruş vermiyorsunuz, bunu yapmaya hakkınız yok, temsilciliğiniz yok' dedim"
 
Dedi ve masum vatandaşlarına zincir vurdu, kendimi rehine gibi hissetmiştim. Hadi rehine olmayı kabul ettik diyelim, Youtube, kendisi gibi yüzlerce site ile birlikte uzun yıllardır aynı şekilde çalışıyordu, beş kuruş vermedikleri hakaret videoları yayınlanınca mı akıllara geldi, bu zaafiyetin vergi kaybının hesabı kime sorulacak? Ve neden sadece Yutub'un 5 kuruşu hesap ediliyor? Ayrıca TC'de iş yapan şirket ve şahısların yurt dışındaki hosting firmalarına ödedikleri kuruşlar nasıl vergileniyor?  Youtube hakaret dolu yorumlarla dolu, onlar ne olacak?  Bu işte başka hesaplar mı var? 

Neyse, fazla kafa yorarsam sıyıracağım. Görünüşe göre TC Devleti birilerini dize getirmek için vatandaşlarını rehine olarak kullanmaya devam edecek.


Ayrıca bir zamanlar güvenli bilgisayar ve internet kullanımı için Pardus kullanılabileceği de yazılan http://guvenliinternet.org/ sitesi artık Microsoft'a emanet edilmiş durumda, reklamlar gırla gidiyor.
20
Kas

FileZilla FTP programları arasında açık kaynak kodlu olan ve en çok kullanılan programlar arasında. Bende hem açık kaynak kod olması hemde kullanılabirliğinin kolay olması bakımından FileZilla kullanıyorum. Eğer sizde FileZilla kullanıyorsanız dikkat etmeniz gereken bir konu var. FileZilla bağlandığınız sunucu bilgilerini recentservers.xml adlı bir dosyada tutarak sonradan servera bağlanmak istediğinizde geçmiş bölümünden siteyi seçip bağlanmanıza izin veriyor. Lakin bu recentservers dosyasında tutular bilgiler apaçık ortada. Sunucu şifreleriniz hiçbir algoritma kullanılmadan düz bir şekilde dosyaya kaydediliyor. Yani eğer ki kötü niyetli biri sizin bilgisayarınıza bir şekilde ulaşırsa yapması gereken tek şey recentservers dosyanızı almak. Tabi birazdan söyleyeceğim önlemleri alırsanız işler biraz değişebilir.

Quick Connect

FileZilla’yı açtığınızda adres, kullanıcı adı şifre ve port numarası ile hızlı bir şekilde bağlantı yapabilmeniz için bir bölüm mevcut. Şimdi bu bölümü kullanarak bağlantı yapmayı deneyelim ardından recentservers.xml dosyamızın içeriğine bakalım.

Evet öylesine bir hesap ile bağlantı denemesi yaptık şimdi recentservers.xml dosyamızın içeriğine bir bakalım.

 

Gördüğünüz gibi şifremiz <pass> tagları arasında şifrelenmemiş bir halde duruyor. Bu durumdan kurtulmak için önünüzde 2 seçenek mevcut,

  1. Bağlantıdan sonra Quick Connect butonunun yanında bulunan drop down menuden “Cleary History” seçeneğini seçmek.
  2. Site Manager Bölümünü Kullanmak.

Site Manager

CTRL +S kullanarak erişebileceğiniz site manager sayesinde güvenliği biraz olsun arttırabilirsiniz. Site manager ile giriş yapacağınız sitelerdeki şifreleriniz yine dosyada tutulacaktır fakat site eklerken yapacağınız küçük bir ayar sayesinde her bağlantıda şifre sorulacak ayrıca şifreniz dosyaya kayıt edilmeyecek. Bunu yapabilmek için CTRL + S ile site managerı açıp site eklerken LogonType bölümünü Ask For Password seçeneğini seçmek bu sayede her bağlantı denemesinde şifreniz sorulacaktır.

17
Kas

Merhabalar, daha önce burada sizlere tanıttığım ve severek kullandığım Scribes adlı metin editörüne çok hoş bir özellik daha eklendi : Dosya gezgini.

Yeni gelen özellik sayesinde kod yazarken daha da hızlı bir biçimde çalışabiliyoruz. Genel olarak şöyle bir görünüme sahip yeni özelliğimiz.

Kullanım

  •  F4: Dosya gezginini gürüntüler/gizler.
  •  ESC : Dosya gezginini gizler.
  •  F6 : Çift taraflı görünüm.
  •  Enter : Seçilen dosya yada klasörü açar.
  •  alt+Home : Ev dizinini gösterir
  •  ctrl+h : Gizli dosyaları gösterir.

Yükleme

 Ubuntu kullanıcıları için  install Scribes via the official PPA.

Diğer kullanıcılar scribes’i sitesinden download ederek kurabilir.

9
Kas

ozgur_yazilim_logo_256Bir süredir bir koşuşturma hali içindeydim. Kaçmaktan kovalamaya fırsat bulamıyordum. Bir yandan çok şey değişti, bir yandan da hiç bir şey değişmedi.

En önemli değişiklikler arasında Özgür Yazılım A.Ş. geliyor. Uygun Teknoloji artık fiilen Özgür Yazılım A.Ş.’nin bir parçası. Değişmeyen ise yaptığımız iş. Adından da belli olduğu üzere özgür yazılım geliştirmeye devam ediyoruz. Linux’a, Java’ya ve tabii ki Tekir‘e devam ediyoruz…

Değişen şey Tekir’in geliştirme süreci. Tekir artık daha şeffaf geliştirilecek. Detayları pek yakında. Değişmeyen ise Tekir’in bir özgür yazılım olarak hayatına devam edeceği.

Kullandığımız araçlar arasında değişen şeyler var ama değişmeyen bunların da özgür yazılım olması. Artık Java dışında başka yazılım geliştirme teknolojilerine de hakimiz ve tabii ki hepsi özgür yazılım.

Özgür Yazılım A.Ş. içerisinde farklı firmaların birleşiminin doğal sonucu olarak, firma kültüründe değişiklikler var. Değişmeyen ise bizlerin topluluğa ve özgür yazılım konusunda aktivist olmaya bakışında bir değişiklik olmaması. Bir değişiklik varsa bile bu olumlu yönde.

Sonuç olarak hayat devam ediyor. Değişmeyen tek şey, değişimin kendisi…

5
Kas

Merhabalar, bügün sizlere Linux çekirdeği ile birlikte gelen iptables ile ilgili bilgi vermeye
çalışacağım. Iptables çekirdek ile gelen bir firewall yazılımı, internet üzerinde iptables ile ilgi
pek türkçe döküman olmadığından bende bir tane hazırlamaya karar verdim umarım birilerine yardımcı olur.

Herneyse, şimdi iptables kullanımını bir örnek üzerinden öğrenmeye çalışalım. Linux sistemlerde
uzak masaüstü bağlantısı yapılmasını nasıl engelleyebiliriz onu görelim.

Öncelikle bağlantı izinini vermek için ayarları yapalım.

Evet, şimdi bağlantı programı ile localhost’a yani kendi bilgisayarımıza bağlanalım.

Bağlantı sırasında atadığımız şifreyi giriyoruz ve şöyle bir uyarı alıyoruz bağlantı istediğini
onaylayıp onaylamadığımızı soruyor.

Bağlantıya onay verdiğimizde ise bağlantı gerçekleşiyor.

Şimdi, bu bağlantıyı iptables ile nasıl engelleyebiliriz ? Şimdi biz kendi bilgisayarımıza bağlantığımız
için bilgisayarımızdan ip’si 127.0.0.1 olan bağlantıları engellemeliyiz. Yani Iptables’de ki OUTPUT
kısmı ile ilgileneceğiz. Şimdi ip adresi 127.0.0.1 olan bir bağlantıyı engellemek için yeni bir kural
eklememiz lazım. Kural eklemek için -A parametresini kullanıyoruz, -A’dan sonra INPUT,FORWARD veya OUTPUT
seçeneği ile kuralımızın hangi durumda geçerli olması gerektiğini bilgiriyoruz OUTPUT dediğimizde sistemden çıkan
bağlantılar ile ilgileniyor.

Şimdi, kural eklemek için hazırız, şimdi hangi adresin engelleneceğini belirtelim bunun için -s parametresini kullanıyoruz
komutumuzun son hali ise şöyle

iptables -A INPUT -s 127.0.0.1

Şuan için komutumuz iptables için bir şey ifade etmiyor çünkü bu tür bir bağlantıda ne yapması gerektiğini
belirtmedik bunun için ise -j parametresini kullanacağız -j parametresi yapmak istediğiniz işleme
göre farklı değerler alıyor örneğin engellemek için DROP, kabul etmek için ACCEPT gibi. Biz engellemek istiyoruz bu yüzden drop kullanıyoruz
Komutun son hali ise

iptables -A INPUT -s 127.0.0.1 -j DROP

Evet şimdi bu komutu konsolda root hakları ile verelim eğer alt satıra geçiyorsa komut başarılı demektir.

Evet, alt satıra geçti emin olmak için iptables kurallarımızı listeleyelim bunun için iptables -L komutunu kullanıyoruz.

Evet, şimdi sistemi yeniden başlattığımızda kuralların değişmemesi için kurallarımızı kayıt edelim.

Komutumuz :

/etc/init.d/iptables save

Evet, şimdi çalışıp çalışmadığını kontrol etmek için ilk yaptığımız gibi bağlanmayı deneyelim.

Evet, artık bağlanmaya çalıştığımızda parola sormadan bekliyor bağlanamıyor. Yani komutumuz işe yaradı.
Peki bu yazdığımız kuralı silmek için ne yapacağız ? Çok basit, kural eklermiş gibi -D parametresi ile oluşturduğumuz kuralı sırasına göre silebiliriz

Önce kuralları listeleyelim,

Şimdi bizim kuralımız OUTPUT kısmında 1. sırada şimdi bu kuralı silelim bunun için şu
komutu kullanıyoruz

iptables -D OUTPUT 1

Bu işlemden sonra yeniden bağlanmyı denediğinizde bağlantı kurulacaktır.

Eğer belirli bir porttan gelen tüm bağlantıları engellemek istersek port belirtip kaynak adres belirmeyiz bu
sayede isteğimiz gerçekleşir. Bu işlem için şöyle yapıyoruz.

iptables -A INPUT -p tcp --sport 80 -j DROP

Komutun anlamı ise şudur 80 numaralı porttan (–sport 80) ve TCP protokolunü(-p tcp)  gelen tüm bağlantı isteklerini(INPUT)
kabul etme(-j DROP)

Bu komuttan sonra kurallarımızı listeleyelim.

Gördüğünüz gibi kuralımız orada belirmiş.

Son olarak bir örnek verelim[1]

Iptables kullanarak sistemden sadece http ve DNS erişimini sağlayalım.
Öncelikle Policy yani kuralları tüm bağlantıları reddetmesini sağlayacak şekilde ayarlayalım.

iptables -P INPUT DROP
iptables -P OUTPUT DROP

NOT: iptables’de -P parametresi ile ana kuralların genel olarak uygulayacağı davranışı belirleyeblirsiniz.

Şimdi Durumumuza bakalım.

Şimdi http ve dns’ye izin verecek şekilde ayarlayıp son durumu görelim.

iptables -A OUTPUT -p tcp --dport 80 -j ACCEPT -> Hedef portu 80 olan paketlerin çıkışına izin verir.

iptables -A INPUT -p tcp --sport 80 -j ACCEPT -> Kaynak portu 80 olan paketlerin girişine izin verir.

iptables -A OUTPUT -p udp --dport 53 -j ACCEPT -> Hedef portu 53 olan paketlerin çıkışına izin verir.

iptables -A INPUT -p udp --sport 53 -j ACCEPT -> Kaynak portu 53 olan paketlerin  girişine izin verir.

Evet, şimdi son durumu görelim.

Gördüğünz gibi istediğim kurallar hazır. Eğer kuralların hepsini aynı anda silmek isterseniz

iptables -F komutunu kullanabilirsiniz.

[1] = Bilişimin Karanlık Yüzü – Sayfa 335-336

5
Eki

Özgürlük nedir? Bu sorunun esasında çok kolay bir cevabı olduğu söylense de, her düşünceye göre sanırım farklı bir tanımı var. Ama bana göre bir özgürlük tanımı var ki esasında tüm yazı boyunca anlatmak istediklerimi özetler nitelikte. Bu anlatım Montaigne’e ait;

Özgürlüğe öyle düşkündüm ki, koca Hindistan’ın bir köşesini bana yasak etseler dünyanın tadı kaçar neredeyse. Hiçbir yerde saklı, eli kolu bağlı yaşamak da istemem, orada pineklemektense alır başımı havası, toprağı bana açık bir yere giderim. Hey Allahım! Çekilir şey midir memleketinin bir bucağına çivilenip kalmak? Niceleri, kanunlarımıza aykırılık ettiler diye şehirlere, meydanlara, herkesin gidip geldiği yollara uğramadan yaşayabiliyorlar. Benim hizmet ettiğim kanunlar küçük parmağımı bile köle etmeye kalksalar, nereye olsa gider başka kanunlar arardım.

KİTAP III, BÖLÜM XIII

Cimrilik bütün insan deliliklerinin en gülüncüdür.

KİTAP I, BÖLÜM XIV

DENEMELER

Bilim insanları her zaman çağdaşlarından farkı düşünürler. Çağdaşlarından farklı noktalara dikkat ederek, tüm insanlık yararına çalışmalarını sürdürürler. Çünkü yeterli bilim ahlakını edinmiş her bilim insanı şahsi çıkarlarını değil, çalışmalarıyla tüm insanlığın refahını ve bekasını gözetmek durumundadır. Vikipedia’da bilim şu şekilde tarif edilmiş;

Bilim veya ilim; neden,merak ve amaç besleyen bir olgu olarak günümüze kadar birçok alt dala bölünmüş, insanların daha iyi yaşam koşullarına kavuşmasına, var olmayan olguları bulmasına ve yeni şeyler öğrenmesine ön ayak olan genellemedir. Bilim sanat tarafından temelleri atılmış olup her aşamada sanat ve yaratıcılıkla beslenerek insanların hayat koşullarını iyileştirmek için yapılan çalışmaların bütünüdür.1

Birer bilim insanı olan gökbilimciler de bu temel esasları benimseyerek yollarına devam etmek durumundadırlar. Çünkü bilgi, bilişim ve bilim ancak paylaşarak ve açık olarak daha ileriye gidebilir.

Bir gökbilimci için “GNU/Linux nedir?” bu ulvi sorunun cevabını size aktarabilmem için, bir gökbilimci olarak benim GNU/Linux’la nasıl tanıştığımı anlatmam daha yararlı olacaktır sanırım. Bundan yaklaşık dört sene önce AÜG‘deki ilk gözlem günümde, gözlem başkanı olan hocamızın bilgisayarına dalıp harıl harıl neler yaptığını gördüğümde çok şaşırmıştım. Çalıştığı kesinlikle MS Windows değildi. Çünkü yanına gidip baktığımda, yaptığı şeyleri gördüğümde, anlam veremeyerek hayran kalmıştım. Çünkü mükemmel bir grafik ekran olmasına rağmen O, komut satırında delirmişçesine bilgisayarı ile konuşuyordu. Dayanamayarak, “Hocam bu nedir?” diye sorduğumda aldığım yanıt beni fazlasıyla şaşırtmıştı: “GNU/Linux (Fedora dağıtımı.)” . Bu ismi daha önce elbette duymuştum ama, o ana kadar beni hiç bu kadar kendine çekmemişti. Sorularıma devam ettim…

-Hocam bunu nerden edinebiliriz?

-İnternetten ücretsiz edinebilirsin. Hatta eğer istersen evine kadar da CD ya da DVD yollayabilirler.

-Nasıl yani? Bunun içinde mi ücret almıyorlar?

-Evet çoğu popüler dağıtım kargo ücreti dahi almıyor.

İşte burada hayranlığımın daha fazla artmasına rağmen, içimden, arkasında kesinlikle bir şeyler olduğuna dair kuşkular geçmeye başlamıştı. Hiç kimse babasının hayrına bir iş yapmaz diye düşünüyordum bu sektörde. Çünkü o zamana kadar hep “özel mülk işletim sistemi olan MS Windows” kullanmıştım. O ve onun yanında gelen sürekli kullanma süremin, şu kadar süre içerisinde biteceğini söyleyen kaynak kodu kapalı (özel mülk) yazılımlar bana bu işin hep kendi yaptığı gibi işlemesi gerektiğinden başka bir şey öğretmemişti. Sorularıma devam ettim…

-Peki hocam sanki GNU/Linux’un gelişmemiş bir izlenimi var, gerçekten öyle mi?

Esasında şunu demek istemiştim. Özel mülk yazılımlar kullanırken başıma gelenlerden çok ağızım yanmıştı. Çünkü en basit işi yapan yazılımların dahi ücretsiz olanları, kendini sürekli premium sürümlerine yükseltme ısrarı ile elli çeşit takla attırırken, bu işin içinde bir iş olmalı diye düşündüm. O yüzden bu da esasında aynı katakulliyi yapıyordur diye düşündüm. Ya da öyle değilse, o halde çok az gelişmiştir. Sadece bir grup “geek” tarafından sabırla kullanılıyordur diye tahmin ettim ama öyle olmadı…

-O halde gel sana göstereyim, ekrana bak…

Dedi ve ben şok oldum. Bana göre mükemmel olan Gnome arayüzünde Compiz’i aktifleştirdi.2 Pencereler, simgeler, imleç alev alarak oradan oraya uçuyorlardı. Resmen on dakika doyumsuz bir compiz gösterisi izledim. Daha sonra kullandığı yazılımları gösterdi: Office, çoklu ortam oynatıcıları, bilimsel yazılımlar, internet tarayıcıları ve aklınıza daha ne geliyorsa hepsinin aynı kalitede GNU/Linux’ta da farklı bir felsefesyle olduğunu görsel olarak bana ispatladı.

Düşünmeye başladım… O halde bunu ben neden kullanmıyorum diye sordum kendime… Ertesi gün ben de Linux’u bilgisayarıma kurmaya kararlıydım. Yaptığım ilk iş, bir GNU/Linux dağıtımı olan Fedora’nın DVD (Fedora 9) iso dosyasını indirmek oldu. O zamanlar ülkemizde internet bu kadar hızlı olmadığından indirmem üç gün üç gece sürdü. Okuldan da indirememiştim çünkü o imaj dosyasını taşıyabilecek kapasitede tanışabilir belleğim yoktu .:) Bu indirme süresi zarfında ben çoktan Wiki’de GNU/Linux nedir? Linus Torvalds nasıl bir heriftir.3 Bu Richard Stallman4 neyin nesidir? GNU nedir? Dağıtım nedir? Slackware, Fedora, Ubuntu, Pardus, Mandriva, Arch Linux, Damn Small Linux nedir diye bayağı bir wiki de kaybolmuştum. Hatta hatta, AstroLinux diye bir dağıtımın dahi olduğunu öğrendim. Dünya üzerinde altıyüzden daha fazla olduğu tahmin edilen GNU/Linux dağıtımı olduğunu öğrendiğimde ise dudağım uçuklamıştı. Nedense hepsinin adını öğrenmek geliyordu içimden… Acaba ben de bir gün bir dağıtım yapabilir miyim diye soruyordum kendi kendime….

Araştırmalarım neticesinde pek çok dağıtımı kurup deneme isteği gelmişti birden. Ama, Fedora’yı zaten bin bir zahmetle indirmiştim. Direk bir DVD ye yazıp kuruluma başladım… Aman Yarabbi… O da ne en az on kez bütün verilerimi kaybetmişimdir. Çünkü Linux’ta kurulum ilk defa yapıyordum ama nedense hiç üzülmedim. Çünkü kurulumu yaptığımda inanılmaz bir işletim sistemi ve maceralar beni bekliyordu… 5

Öyle de oldu. Daha kullanmamın 10. gününde artık kopamayacağımı anladım. MS Windows’a hiç gereksinim duymadım. Çünkü bir kez kolaya kaçmamın cezasını bir daha normal ihtiyaçlarım için GNU/Lixnux’un yüzüne bakmayacağım anlamına geliyordu. Çünkü GNU/Linux’u hiç bilmediğimden karşıma çıkan problemlere karşı çözüm geliştiremiyordum.. Tek yapmam gereken “Google” amcaya sormak oluyordu. Ama gördüm ki GNU/Linux’un sadece teknik boyutu yok… Neredeyse kullanan herkes bilgilerini birbirleriyle paylaşmak için can atıyor. Tıpkı bilim etiğinde olması gerektiği gibi. Daha da bağlanmıştım… “Paylaşmak”… Bu kelime beni çok etkilemişti… IBM Linux 6 reklamında şu söz geçer;

Collecting data is only the first step toward wisdom but sharing data is the first step toward community”. (Linux 2006 33-40)

Veri toplamak sadece bilgeliğe giden yoldaki ilk adımdır, fakat veri paylaşımı topluluğa -birlikteliğe- giden yolda ilk adımdır.”

Burada sanırım GNU Genel Kamu Lisansı’nın temel maddelerinden bahsetmeliyiz kesinlikle1.2

  • Özgürlük 0: Programı sınırsız kullanma özgürlüğü.

  • Özgürlük 1: Programın nasıl çalıştığını inceleme ve amaçlara uygun değiştirme özgürlüğü.

  • Özgürlük 2: Programın kopyalarını sınırsız dağıtma özgürlüğü.

  • Özgürlük 3: Programın değiştirilmiş halini dağıtma özgürlüğü.

Görüldüğü üzere bir bilim insanı olarak GNU/Linux’a destek vermemiz insanlık ve gelecek nesillerin hakiki manada özgürlükleri açısından çok önemli bir adım olacaktır.

Bir gökbilimci olarak hangi dağıtımı kullanmanız gerektiği, tamamen sizin tercihinize kalmış bir durumdur. Çünkü her dağıtım esasında farklı grubun zevklerine ve amaçlarına hitap etmektedir. Fakat bu kesinlikle sizin kendinize göre o dağıtımı özelleştiremeyeceğiniz manasına gelmez. Çoğu gökbilimci çalışmalarını Linux üzerinde yapar. Çünkü hem Linux’un gücünden hem de bilim etiği gereği onlardan özgür yazılımlar kullanmaları beklenir. Yoksa yaptığı çalışmalarda ki sonuçlara güvenilmez. İşte bu noktada, kullandıkları dağıtımların ne olduğu ve neden belirli dağıtımları seçtikleri ise benim ilgilendiğim bir meseledir.

Çoğu gökbilimci PHOEBE, IRAF, Nightfall, gnuplot, gnu octave, Xephem vb… yazılımları RedHat veya Debian tabanlı dağıtımlar üzerinde koşarlar nedeni ise gayet basit. İnternet’te onlar için yardım dökümanlarını hemen bulabiliyor olmalarıdır. Ve onlarında, öğrencilerine ve çevrelerine yayacağı dağıtım da doğal olarak kullandığı dağıtımlar olacaktır. İşte bu noktada birazcık düşünmemiz gerekiyor. Bir bilim adamı işine odaklanır, her iş yapan insanda olduğu gibi… Dolayısıyla çalışacağı dağıtım üzerinde pek fazla sorun çıksın istemez. Sorun çıkmasından daha da öte, her türlü ihtiyaç duyacağı gelecekteki yazılımları da, sorunsuz şekilde kurmayı ve çalıştırmayı ister… Ülkemizde de çoğu gökbilimci RedHat veya Debian tabanlı dağıtımlar kullanmaktadır. Bunlardan en bilindik olanları ise Ubuntu, Fedora ve OpenSUSE’dir. Kendi ulusal dağıtımımız olan Pardus’a ise bilim adamlarımız hala çekinerek bakmaktadır. 345

Görüldüğü üzere, GNU/Linux tamamen insanlığın ve bilimin etik sınırları içerisinde ilerlemekte olan, insanlığın paylaşmak ve işbirliği yönü ile herkesin sahiplenebileceği bir oluşumdur. Gelecek nesillere bilimin herkesin malı olduğunu anlatmak adına, yapabileceğimiz en önemli adımlardan birisi de özgür yazılım projelerine destek vermek olacaktır. Bunun içindir ki GNU/Linux kullanmak her bilinçli gökbilimci ve de bireyin atması gereken önemli bir adımdır. O zaman ne duruyoruz? Haydi, GNU/Linux kurmaya…:)

3Bu durum benim açımdan garipsenecek bir tutumdur.

5Bu linkte bir gökbilimci için temel GNU/Linux bilgilerine erişebilirsiniz: http://derman.science.ankara.edu.tr/astrowiki/index.php/Linux_%C4%B0%C5%9Fletim_Sistemi_Dersi

3Daha üniversite öğrencisi iken Minix işletim sistemini yetersiz bulup, Linux çekirdeğini Minix’den ilham alarak yazan, Finlandiyalı bilgisayar mühendisi. Hala Linux çekirdeğini geliştiren ekibin başındadır.

4GNU Projesi ve Özgür Yazılım Vakfı’nı kuran hala da onursal başkanı olan özgür yazılım aktivisti.

5 Neyse ki günümüzde çıkan dağıtımların kurulumu Windows 7′den de basit :) O yüzden yeni başlayacaklar asla çekinerek bakmasın… :)

20
Eyl

Daha önce kodlamaya başladığım ve fırsat buldukça yeni kodlar eklediğim Muhafız Web İçerik Filtreleme Programı, Özgürlük İçin sitesinde haber oldu. Habere aşağıdaki bağlantıdan erişebilirsiniz..

Gönüllü Çalışmalar

Share

12
Eyl
Spor Genel Müdürlüğü 81 vilayette bulunan il müdürlüklerini de içerisine alan yeni bir yapılanma amacıyla tüm bilgisayar sistemlerini tek bir etki alanına (domain) dahil etme çalışmaları yürütüyor. Bu çalışma özel bir firmaya ihale yoluyla verilmiş durumda.

Ancak yapılan çalışmalar tamamen Microsoft teknolojileri kullanılarak yürütülüyor ve firma tarafından il müdürlüklerinde bulunan Pardus sistemler yerine Windows kurulması isteniyor. 81 İlde toplam 1600 civarında bilgisayar kullanılmakta.

Böylece ülke çapında teşkilatlanmış olan bir kamu kurumu adeta Pardus'a kapılarını kapatmış, gücün karanlık tarafına geçmiş oldu.
4
Eyl

Olmuyor, olmuyor, olmuyor!

Ne zaman KDE kullanmaya kalksam bir türlü Netbook’umda yeterli performansı alamıyorum. Kasılmalar, geç açılmalar donmalar ve alev alev yanan bilgisayarım… İşte bu yüzden biraz da mecburen LXDE masaüstü ortamı kullanıyorum. Çomak Projesi‘nin geliştirdiği Bonobo‘yu ilk çıktığı andan itibaren kısmen sorunsuzca kullanıyordum. Ama şeytan bir de 2011.1 Dama dama’yı yükle dedi… Kurdum velhasıl yine aynı terane…  Netbook görünümüne geçtim “bana mısın?” demedi. Aynı… Enlightenment kurdum o da pek bir yabancı geldi. Zaten pek çok menüsü çalışmadı. Bir Ağ Yöneticisi’ni bile alt panelde göremedim. Terminalden ağa bağlanıp pek çok ayarı düzeltmem gerekti. Sonra ne oldu ise bir günceleyeyim dedim. Nerden de dedim… Bu sefer de açılış menüsünde sürekli “giriş” ekranına düşüyorum. Bir türlü sistem başlatılamıyor. Sonra da “Ya sabır!” çekerek. Memnun olarak kullandığım Bonobo’ya geri döndüm. Sistemi başarıyla kurdum elbette ve hız, rahatlık ve performansı özlediğimi farketttim. Ama akıllanmayarak LXDE’yi güncelledim. O da ne! “lxpanel” açılışta gelmiyor! “Vela havle!” diyerek başladım araştırmaya sonra neyseki çözümü buldum. “/etc/xdg/lxsession/LXDE/autostart” dosyası içerisindeki

@lxpanel –profile=LXDE

satırının çalışmadığını anladım. “–profile=LXDE” kısmını sildim ve dosyayı kaydettim. Sonunda panel her açılışta gelmeye başladı. İkinci bir çözümü daha var. Ama o pek sağlıklı gelmedi. Onu da zaten bugzilla‘ya bildirdim burada anlatmaya gerek yok. En sonunda her şey istediğim gibi oldu derken bir de baktım Paket Yöneticisi‘ne bir haller oldu. Şimdi GUI ekranı çalışmıyor. Neyse şimdilik terminal bana yetiyor. Oraya dokunmadım. Zaten LXDE’de o da inanılmaz yavaş çalışıyor. Hiç olmazsa Netbook’um da Pardus kullanabilme zevkini Bonobo ile performansla yaşayabiliyorum. Ne demiş atalarımız “Gülü seven dikenine katlanır.” Tabii kürkçü dükkanımı sevdiğimi de anladım orası da ayrı:  Bonobo… Ama yine’de Bonobo, kullanıcılar ve geliştiricilerden inanılmaz derecede şefkat beklemektedir…

23
Ağu
Sumru, (bilmeyenler için kısaca özetlersek) Özgürlük İçin Ajans bölümü için yazılmış, basit bir PyQt4 uygulamasıdır. Bu sürüme eklenen özellikler şöyle;
  • Yorumlar Öİ Kullanıcı resmi ile birlikte gösterilebiliyor
  • İndirme işlemine durum çubuğu eklendi
  • Arayüzde iyileştirmeler yapıldı.
Daha fazla bilgi: http://code.google.com/p/sumru/

    7
    Ağu
    PyQt4 'de uzak sunucudaki resimleri herhangi bir araç da göstermek için urllib2'den yararlanacağız. Tabi bunun dışında loadFromData özelliğini kullanacağız. İşte kodlar.

    import urllib2
    imageUrl = urllib2.urlopen("http://www.ozgurlukicin.com/media/img/ozgurlogo.png")
    imageData = imageUrl.read()
    imageUrl.close()
    image = QtGui.QPixmap()
    image.loadFromData(imageData)
    item = QtGui.QListWidgetItem(self.listWidget)
    item.setIcon(QtGui.QIcon(image))
    İlk önce görselimizin bulunduğu adresi okuttuk ve image.loadFromData() içerisinde kullandık. Ardından hangi Qt aracına ekleyecek isek ona görseli ekledik.

    Kaynak: http://www.riverbankcomputing.co.uk/static/Docs/PyQt4/html/qpixmap.html#loadFromData
    31
    Tem
    Sumru, Özgürlük İçin Ajans bölümünü takip eden basit bir yazılımdır. Siteye eklenen ajansları bularak kendi listesine özet, sunucu ve uzunluk gibi bilgileri göstererek ekliyor ve mp3, ogg formatlarında indirebilmenizi ve dinleyebilmenize olanak verir. Şimdilik sadece siteye en son eklenen ajans ile dokuz tane en son ajans bölümlerini dinlemenize olanak veriyor. Programı işlev olarak gereksiz görebilirsiniz ama ajans için yazılmış bu program Özgürlük İçin'e değişik bir hava katıyor. :)

    İndirmek ve kurulum için proje sayfası: http://code.google.com/p/sumru/



    John Carmack, 2005 yılındaki QuakeCon'da Call of Duty, Quake III Arena, Star Wars Jedi Academy gibi oyunların yapımında kullanılan id Tech 3 oyun motorunu GPLv2 ile dağıtacağını duyurmuş, kısa süre sonra da yayınlanan GPL kodlar ile Urban Terror, Smokin' Guns gibi özgür oyunlar yapılmıştı.

    Bu yılki QuakeCon (4-7 Ağustos 2011) ise geldi çattı. Her ne kadar id Tech 4'ün wiki sayfasındaki lisans bölümünde 2011 için GPL olacağına dair doğrulanmamış bir not bulunsa da, henüz yeni yayınlanmış Brink gibi oyunlarda geliştirilmiş bir sürümü kullanılamaya devam edilen bu oyun motoru için bu notun muzip bir şaka olma olasılığı bence yüksek.

    Yine de bir umut oluyor insanda, ne de olsa sözü alnmış. :)