3
May

Bu yıl 21-24 Haziran tarihlerinde Bozcaada'da 8. Şarap Tadım Günleri düzenlenecek. Program oldukça eğlenceli görünüyor. Daha önce bu etkinliğe katılmış biri olarak Bozcaada'nın özellikle bu günlerde çok hareketli ve neşeli olduğunu söyleyebilirim. Etkinlikten zevk almak için illa şarap içmenin gerekmediğini, denizin ve yemeklerin de çok güzel olduğunu söyleyeyim. 4 gün katılamam diyenler için sadece haftasonu seçeneği de yeterince keyifli olacaktır.

Bu yıl Şarap Tadım Günleriyle eş zamanlı bir özgür yazılım etkinliği düzenleyelim diyorum. Adada kalacak çok güzel oteller var. Ben daha önce Ebruli Otel'de kaldım çok da memnun ayrıldım. Başka bir sürü küçük otel de mevcut. Buradan birini beğenip yer ayırtabilirsiniz. Ada çok küçük olduğundan hangi otelde konakladığınızın pek önemi olmayacaktır. Henüz bizim program belli olmadığından sabah 10'da başlayan Şaraphane gezilerinin ardından deniz, kumsal sonrasında da günbatımında müzikle seminerlere hazırlanmış oluruz diyorum ;)

Bildirili katılımlar için kısa özeti yorum olarak bırakabilirsiniz :)

Etkinliğe katılmak isteyenlerin facebook sayfasına yazmaları çok iyi olur.
30
Mar


Yaklaşık 30 sene önce başlayan özgür yazılım hareketi, günümüzde açık kaynak hareketi ile birlikte bilgi işlem sektörünün hemen her alanında olmazsa olmaz kabul edilmekte ve en kritik iş uygulamalarından tutun en sıradan günlük ofis uygulamalarına dek somut alternatifler sunmaya devam etmektedir.

Google, IBM, Yahoo, Amazon gibi devasa iş operasyonlarını başta GNU/Linux işletim sistemi olmak üzere özgür ve açık kodlu yazılımlara emanet eden şirketlerin yanısıra, araştırma geliştirme çalışmalarını özgür ve açık platformda sürdüren dünya çapında üniversiteler de göstermektedir ki özgür ve açık kodlu yazılımlar ticaretin ve inovasyonun ötesinde geleceğe yönelik öncü teknolojilerin de sağlam zemini teşkil etmektedir.

Özgür ve açık kodlu yazılım dünyası, ortaya koyduğu kısa vadeli teknolojik ve maddi avantajlara ek olarak çok önemli bir amaca daha hizmet etmektedir: teknolojiyi, bilimi inceleyip, araştırıp anlamak ve çok daha iyisini geliştirmek isteyen zihinler için değeri para ile ölçülemeyecek bir fırsatlar ve kaynaklar havuzunu beslemek ve yeni nesilleri üretkenliğe, paylaşımcılığa teşvik etmek.

Günümüzde çoğu kişi tarafından sorulan temel soru “özgür yazılımlara geçmeli miyiz?” sorusu değildir. Artık “hangi özgür ve açık kodlu yazılım kombinasyonlarını ne tür işlerde kullanabiliriz?”, “geliştirdiğimiz özgür yazılım için ne tür bir iş modelini hedeflemeliyiz?”, “hedeflediğimiz özgür yazılımlar için en iyi eğitimleri nasıl alabilir yahut verebiliriz?” gibi pratik sorular gündemdedir. Bilgi işlem dünyasının amacı artık düşük maliyetli, güvenilir, açık standartlarla uyumlu ve ticari dalgalanmalar ile krizlere dayanıklı sistemleri tasarlamak, bunları olabildiğince yaygınlaştırmaktır.

İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Linux Kullanıcıları Derneği‘nin bu amaca katkıda bulunmak için gerçekleştirmekte oldukları etkinlikler 11. yılını kutluyor.

Kaynak: http://ozguryazilimgunleri.org/2012/hakkinda/

10
Mar
Remziye Elifcan Çakmak Yeditepe Üniversitesi Antropoloji Bölümünde mezuniyet çalışması olarak 'Özgür Yazılım Hareketinin Toplumsal Yönleri' konulu çalışmasını tamamlamış. Meslekten bilgisayarcı olmayan birinin Creative Commons Attribution 3.0 ile lisanslandığı bu çalışmayı okumanızı öneririm.
28
Oca

Özgür yazılım dediğiniz sadece Linux, Linux dediğiniz de sadece Pardus değildir. Bunu biliyor muydunuz?

Dün, Pardus Geliştirici Listesi'nde Semen CİRİT tarafından yazıldığı üzere; Pardus 2011 sürümü için herhangi bir güncelleme yapılmayacak. Bu, 2011 sürümünün "öldüğü" anlamına geliyor. Elimizde yeni bir sürüm haberi de yok. Bu durumda, "Pardus projesi öldü mü?" sorusu akıllara geliyor ki, bunu da zaman içerisinde göreceğiz.

Proje bu noktaya kadar nasıl geldi ayrı bir konu, ancak ben ayrı bir konudan bahsetmek istiyorum; her şey bitmedi arkadaşlar...


Şu an Özgürlükİçin.com'da, ilgili haberin başlığı altında yazılan yorumlara, Kullanıcı Listesi'nde yazılanlara ve Twitter'da yazılanlara bakıyorum da, biraz üzülüyorum. Bazı şeyler pek anlaşılamamış.

Pardus projesi olur da tam anlamıyla sonlanırsa, hiç kimse Windows kullanmak zorunda değil. Hatırlamaya çalışın; Ubuntu, Mint, Fedora ve daha onlarca Linux dağıtımı mevcut; bunları da kullanabilisiniz. Hatırlamaya çalışın; Mozilla Firefox, LibreOffice, ClementinePidginBlender, GiMP, Audacity, Scribus ve daha onlarca özgür yazılımı dilediğiniz işletim sisteminde özgürce kullanabilirsiniz. Yıllar boyunca yayınladığımız e-dergiler ile, podcast'ler ile bahsetmek istediğimiz şey; sanırım "özgür yazılımın her platformda varolabildiği" ve kullanıcıların bu felsefeyi benimsemesiydi.

Bunları unutmayın.

Kendi adıma konuşayım. Son iki yıldır ağırlıklı olarak Mac OS X üzerinde çalışıyorum ki okulumda kullandığım uygululamalar bana bunu gerektiriyor. Buna karşın Mozilla FirefoxLibreOfficeClementine ve Audacity gibi uygulamalar hâlâ gündelik bilgisayar kullanımımda elimin altındaki uygulamalar. Özgür yazılım kullanmak sadece "inadına" Linux kullanmak olmamalı. Gerektiğinde "Microsoft Office var abi crack'li son sürüm, ister misin?" diyen arkadaşına "LibreOffice candır, korsana gerek yok." diyebilmektir.

...

Gerek e-dergi'de, gerek forumlarda Pardus'a katkı sağlamışsak ve bu yaptıklarımızla insanlara sadece Linux'u değil, diğer özgür yazılımları da sevdirebildiysek gene de bir şeyler başarmışızdır.

Bundan sonrası için Pardus adına bir tahminde bulunabilmek güç; kendi adıma yapabileceğim tek şey, sevindirici haberleri beklemek.

Bugüne kadar projeye gram yardımı dokunmamış, ancak rakı masasında ülkeyi kurtarır gibi ekran başında Pardus'u kurtarabilecek tek insanmış rolünde ahkâm kesenlere de buradan selam ediyorum; biz bir tuğla koyduk, sen neredeydin?

Son anına kadar IRC kanalından forumlara, e-dergi'yi okuyan ve e-dergi'ye yazanlardan oyun sunucusunda bizleri yalnız bırakmayanlara kadar herkese teşekkürler. Unutmayın; özgür yazılım aynı zamanda bir felsefedir.



27
Ara

Araya bir sürü gelişme girdi, yazamadım.

Artistanbul’da epey hareketli günler yaşadığımızı söylemiştim. Bu hareketliliğin nedenlerinden biri, Artistanbul’un değişen ortaklık yapısı. Geçmişte Capitol Ogilvy Public Relations’ın müşteri direktörlüğünü yapmış olan sevgili Deniz Hazar, Artistanbul’un yeni ortağı oldu.

Deniz’in gelmesiyle şirket içinde pek çok değişikliği hayata geçirmeye başladık. Sözleşme metinlerimize kadar her şey yavaş yavaş değişiyor, ama asıl güzel gelişme, Artistanbul’un esaslı bir sermaye artırımına gitmesi oldu.

Artistanbul ailesine katılan bir diğer isimse Serkan Zihli. Aramıza katıldığı andan itibaren, Serkan iş yapma biçimimizi değiştirdi diyebilirim. Serkan sayesinde sıfırdan proje oluşturma ve sunum yapma yeteneklerimiz büyük ölçüde artmış durumda.

Geçen ay Özlem, Deniz, Serkan ve İrem ofise kapanarak, çok önemli bir konkurda bizi başarıya taşıdılar. Türkiye’nin en prestijli ajansları arasından sıyrılarak paydaşı olduğumuz bu projenin detaylarını, bir son dakika aksiliği olmazsa yakında paylaşıyor olacağım :).

Ve elbette en büyük haber…

Artistanbul’a bir kardeş firma geliyor! Yakında ayrıntılarını duyuracağımız bu firma için ofis yeri bakmaya başladık. Bu yeni şirkette Python, mobil uygulama geliştiricileri ve sistem yöneticilerine ihtiyacımız olacak.

Hatta fırsattan istifade, ilk iş ilanımızı yayınlayayım:

  • PHP ve WordPress üzerine deneyimli,
  • Linux ortamını tanıyan,
  • Cihangir’de cici bir ofiste tam zamanlı olarak  çalışabilecek,

bir takım arkadaşı arıyoruz.

Aramıza katılmak isteyenler, gizem@artistanbulpr.com ile iletişime geçebilir :).

16
Ara

Veritabanında yanlış karakter kodlaması veya o anki kullanım gereği Türkçe karakterler UTF-8 olarak kodlanmış halde tutuluyor olabilir. MySQL’in Replace yani değiştirme komutu ile veritabanındaki bu UTF-8 karakterleri topluca değiştirebiliriz. Aynı işlemi ihtiyaca göre ters olarak yani veritabanındaki Türkçe karakterleri UTF-8 kodlamasına dönüştürmek için de kullanabiliriz.

UPDATE tabloadi SET kolonadi = REPLACE(kolonadi, 'ö', 'ö');
UPDATE tabloadi SET kolonadi = REPLACE(kolonadi, 'Ö', 'Ö');
UPDATE tabloadi SET kolonadi = REPLACE(kolonadi, 'ı', 'ı');
UPDATE tabloadi SET kolonadi = REPLACE(kolonadi, 'İ', 'İ');
UPDATE tabloadi SET kolonadi = REPLACE(kolonadi, 'ç', 'ç');
UPDATE tabloadi SET kolonadi = REPLACE(kolonadi, 'Ç', 'Ç');
UPDATE tabloadi SET kolonadi = REPLACE(kolonadi, 'ÄŸ', 'ğ');
UPDATE tabloadi SET kolonadi = REPLACE(kolonadi, 'ÄŸ', 'Ğ');
UPDATE tabloadi SET kolonadi = REPLACE(kolonadi, 'ÅŸ', 'ş');
UPDATE tabloadi SET kolonadi = REPLACE(kolonadi, 'Å', 'Ş');
UPDATE tabloadi SET kolonadi = REPLACE(kolonadi, 'ü', 'ü');
UPDATE tabloadi SET kolonadi = REPLACE(kolonadi, 'Ü', 'Ü');

Değişiklik yapacağımız tablo ve kolon adını belirttikten sonra REPLACE fonksiyonunda yine değişiklik yapacağımız kolon adını daha sonra hangi karakteri hangi karakter ile değiştireceğimizi belirtiyoruz. Yukarıdaki kodlar ile veritabanındaki UTF-8 olarak kodlanmış karakterlerden istediğimizi değiştirebiliriz.

Share

27
Kas

Bu yazımı da bir zamanlar pardus-linux.org un düzenlediği yarışma için yazmıştım. Özgür yazılım adına bir şeyler yazmaya çabalamışım…

Özgürlük Savaşı

Yıl 2019…

“Memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş durumda…”

16 Mayıs…

Ankara’ya ayak bastığımda memleketin durumu ile ilgili edindiğim bilgiler şöyleydi: Hükumet, dar görüşlülüğün neticesi olarak kaynağı belli olmayan yazılımları kamu kuruluşlarında kullandırmaya devam ediyordu. Yıllar önce başbakanlığın sessiz sedasız başlattığı özgürlük hareketi birilerinin çıkarları yüzünden daha sonuçlandırılamamıştı. Millet, geleceği görememiş ve herhangi bir yazılımda casus kodların olup olmamasına aldırış etmeden zevkleri uğruna; kişisel bilgilerini ve sohbet kayıtlarını kimliği meçhul kişilerin kullanımına sunmaya devam ediyordu. Ülke güvenliği kaynak kodları okunamayan sistemlerin elinde.

Bu kötü duruma karşın Milli Güvenlik Bakanlığı’nın ASAL’ı devlet destekli olan Pardus Linux dağıtımını kullanmaya yıllar öncesinden başlamıştı. Bazı kurum ve kuruluşlar ise ya özgür yazılımları tercih ettiler ya da yavaş adımlarla bu yolda ilerlemeye çalışıyorlardı.

Özgür yazılımı savunan binlerce insan ise yıllardır sivil toplum hareketleriyle halkı bilinçlendirmeye çalışıyorlardı.

Devlet erkanıyla görüşmelerim oldu ve aldığım yanıtlar hiçte iç açıcı değildi. Kimi siyasi bürokratlar mandasoft yazılımlarını ve yardakçılarını istiyordu, kimileri de kurumlara gereken yazılımların ve teknik desteğin yabancı devletlere bırakılması görüşündeydiler. Bu düşüncelerin hiç biri, özgürlüğe timsal olmuş Atamızın kabul etmeyeceği cinstendi… Son olarak en yüksek makamdaki kişiyle görüştüm.

“Evlat!.. Bu ülkeyi kurtarabilirsin…” dedi. Acaba benim düşüncelerimi mi kastediyordu? Arkasından gelen sözlerle hiçte düşüncelerimle bağdaşmayan bir konuşma dinlediğimi fark ettim.

Ne yapmalıydım?.. Elimdeki imkanlarla özgürlüğü savunan tüm sivil toplum örgütlerini ve halkı ayaklandırmalı, seminerlerle yürüyüşler düzenlenmesine önayak olmalıydım.

Öğleden sonra birkaç yakın arkadaşım ile birlikte Amasya’ ya doğru yola çıktık. Amacımız özgür yazılımın en az kullanıldığı Doğu Anadolu da halkı bilinçlendirmek ve yardım etmekti. Onlara, özgür ve Türk mühendisleri tarafından geliştirilen Pardus’u dağıtacak ve özgürlükleri için çaba sarf edecektik. Amasya’ya yolculuğumuz sırasında bize engel olmak isteyen bir takım çıkarcı kişilerle karşılaştık, ama engelleri kolayca aştık.

Amasya’da bilinçli kişilerle ve meraklı insanlarla beraber bir toplantı yaptık. Toplantı sonucunda aldığımız kararları bir genelge halinde ülke çapına yaydık. Aldığımız kararlar ise şunlardı:

  1. Vatanın bütünlüğü ve milletin özgürlüğü tehlike altındadır.

  2. Çıkarcı hükumetler bu tehlikenin farkına varamamıştır.

  3. Devlet daireleri ve tüm kamu kuruluşları bir an önce özgür yazılımlara yönelmelidir.

  4. Milli güvenliği sağlayan bütün uçak, radar vs. araçların yazılımları özgürleştirilmelidir.

Yıl 2023 Cumhuriyetin 100. yılı…

Ülke çapında yapılan seçimlerle beraber hükumeti kurduk ve özgürlüğün temellerini sağlamlaştırmak için çalışmalara başladık. Öncelikle kamu kuruluşlarında kullanılan yazılımların açık kaynak ve özgür alternatiflerini araştırdık ve personellere gerekli eğitimleri verdikten sonra geçiş işlemini başardık. Alternatifi olmayan yazılımların ise devlet için proje geliştiren firmalar sayesinde kısa sürede alternatifini geliştireceğiz. Bilgisayar ve vs. sistemlerde GNU/Linux dağıtımı olan Pardus işletim sistemine geçtik. 2003 yılından beri üzerinde çalışılan proje bu süre zarfında ihtiyaçlarımızı karşılayacak şekle geldiği için pek fazla problem yaşayacağımızı sanmıyorum…

Mandasoft’un işletim sistemlerinin tekelini kırabilmek için gerekli kanuni düzenlemeleri kısa sürede gerçekleştirip, bilgisayar satışlarında işletim sistemi satılması zorunluluğunu kaldıracağız. Bilgisayardan bağımsız satılan işletim sisteminde de tekeli kırabilmek için şirketlerin GNU/Linux dağıtımlarının da beraber satımı ve/veya ücretsiz verimi zorunluluğunu getireceğiz…

GNU/Linux dağıtımları hızla gelişmesiyle pazar payını artırdı. Lakin büyük oyun firmalarının tek bir işletim sistemi için oyun çıkartma alışkanlığı son bulmadıkça Linux daha uzun süre arka planda kalabilir. Ümit ediyorum ki o şirketlerin bulunduğu ülkeler gerekli kanuni düzenlemeleri gerçekleştirir. Bu sayede daha fazla özgür yazılım kullanıcıları artacaktır.

3 Kasım

Gereken kanuni düzenlemeleri gerçekleştirmiş bulunmaktayım. Bununla beraber yol arkadaşlarımında yardımları sayesinde bu günleri görmüş oldum…

Gençliği de yazılımcılığa yönlendirmek için gerekli her şeyi yapmak için çalışmalara başlamak üzereyim… Yedi gün sonra Atamızın ölümünün 85. yıl dönümü ve O’nun karşısına alnı dik olarak çıkacağım için mutluyum. Çünkü, özgürlüğe timsal olmuş biriydi ve bugün yaşasaydı çok önceleri, benim bugün yapabildiğim şeyleri çoktan başarmıştı…

Mustafa Kemal


Bu yazı Creative Commons-BY-SA ile lisanslanmıştır. Bu yazıyı ilk sahibini belirtmek ve aynı lisansla dağıtmak koşuluyla kullanabilirsiniz.

Benzer yazı yok.

15
Kas

Artistanbul’da bu aralar çok yoğunuz.

Bildiğiniz gibi değil, aramıza yeni isimler katılıyor, ofise masalar/dolaplar geliyor, büyük konkurlara çağrılıyor, kurumsallaşma yönünde güzel adımlar atıyoruz :). Her şey yolunda giderse, bir süre sonra Cihangir’deki çok sevdiğimiz ofisimiz artık yetmeyebilir, daha büyüğüne çıkmak zorunda kalabiliriz. Hatta belki de 2012′de yurtdışında bir ofis açarız, kimbilir?

İyisi mi, büyük haberlerin ayrıntılarını “bir süre sonrası”na saklayalım :).

(…)

Bu arada bizleri çok heyecanlandıran bazı yeni projelere de girmiş durumdayız. Bu projelerden yavaş yavaş bahsetmenin zamanı geldi sanırım.

Muhtemelen biliyorsunuzdur, Artistanbul ana faaliyet alanı “iletişim danışmanlığı” olan bir firma. Öte yandan bünyesinde yazılım geliştiricileri barındıran ve çeşitli yazılım projeleri geliştiren bir firma olarak, bir kurum kültürü olarak “özgür yazılımdan yana” bir tavır benimsiyoruz.

Son zamanlarda yolumuz, Türkiye’ye yatırım yapmaya hazırlanan bazı dünya devleriyle kesişmeye başlamıştı ve çeşitli işbirliği görüşmeleri yapıyorduk.

Bu markaların ilkini artık açıklayabiliriz: BlackBerry :)

Belki takip etmişsinizdir, BlackBerry’nin üreticisi Research In Motion firması, 1,5  yıl kadar önce QNX Software’i satın almıştı. QNX, BlackBerry’nin yeni nesil cep telefonları ve tabletlerinde kullanılmaya başlanacak olan BBX platformunun da çekirdeğini oluşturuyor.

Muhtemelen 2012′nin ilk çeyreğinden itibaren piyasaya çıkacak olan tüm BlackBerry telefon ve tabletlerde karşımıza BBX platformu çıkacak. Research In Motion firması, BBX’e yönelik geliştirme araçlarını özgür lisanslarla yayınlarken, pek çok özgür yazılım projesine desteğini de açıklamış durumda.

Önümüzdeki dönemde, BlackBerry cephesinden özgür yazılım dünyasına yönelik pek çok güzel haber gelmeye devam edecek :). Bu haberlerin Türkiye’yi ilgilendiren kısmının başlangıcını ben duyurayım:

BlackBerry ile birlikte Türkiye’nin aynı anda 6 ila 8 üniversitesindeki öğrenci gruplarıyla birlikte mobil projeler geliştireceğiz. Bir başka deyişle, 6 ila 8 üniversitede Unix tabanlı proje grupları oluşacak!

Yakında, daha güzel haberlerle karşınızda olacağız :).

9
Kas

ozgur_yazilim_logo_256Bir süredir bir koşuşturma hali içindeydim. Kaçmaktan kovalamaya fırsat bulamıyordum. Bir yandan çok şey değişti, bir yandan da hiç bir şey değişmedi.

En önemli değişiklikler arasında Özgür Yazılım A.Ş. geliyor. Uygun Teknoloji artık fiilen Özgür Yazılım A.Ş.’nin bir parçası. Değişmeyen ise yaptığımız iş. Adından da belli olduğu üzere özgür yazılım geliştirmeye devam ediyoruz. Linux’a, Java’ya ve tabii ki Tekir‘e devam ediyoruz…

Değişen şey Tekir’in geliştirme süreci. Tekir artık daha şeffaf geliştirilecek. Detayları pek yakında. Değişmeyen ise Tekir’in bir özgür yazılım olarak hayatına devam edeceği.

Kullandığımız araçlar arasında değişen şeyler var ama değişmeyen bunların da özgür yazılım olması. Artık Java dışında başka yazılım geliştirme teknolojilerine de hakimiz ve tabii ki hepsi özgür yazılım.

Özgür Yazılım A.Ş. içerisinde farklı firmaların birleşiminin doğal sonucu olarak, firma kültüründe değişiklikler var. Değişmeyen ise bizlerin topluluğa ve özgür yazılım konusunda aktivist olmaya bakışında bir değişiklik olmaması. Bir değişiklik varsa bile bu olumlu yönde.

Sonuç olarak hayat devam ediyor. Değişmeyen tek şey, değişimin kendisi…

6
Eki

Bunu paylaşmazsam olmaz sanırım :) . Geçtiğimiz günlerde bir internet sitesinde “Dünyanın ilk açık kaynak kolyesi” başlığını gördüm ve bir kadın olarak hemen üzerine atladım.

iNecklace adındaki bu kolye, nefes alır gibi yanıp sönen LED aydınlatmaya sahip. 18 inç uzunluğunda bir zinciri var. İşin en güzel kısmı da tasarımları, içindeki devrenin şeması ve CAD dosyalarının tamamı GitHub‘da bulunuyor. Yani 75 dolara satılan bu kolyeyi isterseniz siz de yapabilirsiniz.

19
Eyl

Community Leadership Summit, 2009′da Ubuntu’da Community Manager olarak çalışan Jono Bacon tarafından başlatılan ve devamında Dave Nielson (CloudCamp), Van Riper (CLS-West organizatörü ve Google community manager), Sara Ford, Marsee Henon (community manager ve O’Reilly irtibatı) gibi isimlerin de katılımıyla sürdürülen bir na-konferans (unconference).

Zamanından ötesinden gelen edit: Sözlük jargonundan apararak, yazı bittikten sonra en başına ekleyeyim şu notu: Çok uzadı, bu yazı sadece bu etkinliğin genel olarak ne olduğunu anlatıyor. Sonraki yazılarda günler halinde etkinlik izlenimlerine sıra gelecek…

Başlarken bir terminolojik ayrımda yarar var. Nihan Katipoğlu ile birlikte, Pardus’un daha kurumsal bir yapıya kavuşturulması döneminde giriştiğimiz camia koordinatörlüğü ile community manager olarak tanımlanan kavram arasında farklar var. Dolayısıyla hoppadanak bir çeviri yapamıyorum bu terim için. Şöyle ki, biz camia koordinatörleri olarak projenin, gönüllüleriyle ilişkilerini geliştirmek; katkıcıların, gönüllülerin ihtiyaçlarının proje tarafından karşılanmasını sağlamaya çalışmak gibi bir alanda görev yapmayı deniyoruz. Buna aslında iş ortakları da belirli alanlarıyla girebiliyor. Ubuntu ya da bu görevi tanımlayan başka projelerden tanıştığım insanların durumuysa farklı. Onlar gönüllülerin organizasyonunu yapan ekiplerin liderleri olarak çalışıyorlar. Oradaki manager sözcüğü, tam çevirisiyle müdür desek başımız ağrımaz bir alana denk geliyor. Topluluğun müdürü değiller elbette, topluluktan sorumlu olarak çalışanların müdürü olarak görev yapıyorlar. Belki, sonra iş başında gördüklerimden yola çıkarak sezgisel biçimde yakıştırdığım topluluk lideri tamlamasını kullanabilirim diye düşünüyorum.

Etkinlikte ilk öğrendiğim ve şaşırdığım noktalardan biri bu oldu. Yıllardır falanca projesinin sırf ofis paketi için şu kadar geliştiricisi var, bilmemkimler kernel için şu kadar geliştirici çalıştırıyor efsaneleriyle Pardus’u kıyaslarken hüzünlü bir asimetriyi görür dururduk, ama bu alanda bu kadar ciddi bir farkla karşılaşmayı beklemiyormuşum demek ki… Yani artık geliştirici kardeşlerimin imrenmelerine eklenip “bizim de etkinlik planlamaya ayrı, sosyal medyaya ayrı, basına ayrı atayabildiğimiz elemanlarımızın olduğu koca bir takımımız olsaydı… Nerdee, çamaşır bende, bulaşık bende…” diyebiliriz. Neyse…

Etkinliğin amacı temelde topluluk çalışmalarına dair kafa yoranları bir araya getirerek, bu alanın geleceğine dair ortak planlar yapmak, mevcut sorunlar üzerine ortak kafa yormak ve kişilerin kendilerini geliştirmelerine olanak sağlamak.

O’Reilly tarafından düzenlenen epey büyük ve önemli bir başka etkinliğin, OSCON‘un hemen öncesinde, aynı mekan kullanılarak gerçekleştirilmesi de ilk günden beri gelenek olmuş. Bu yönteme mekan paylaşımı (co-location) deniyor ve etkinliklerin ekonomik anlamda kolaylaşması için önerilen yöntemlerden biri. O’Reilly beş değil de yedi gün için mekanla anlaşıyor, iki gün bu etkinliğin mekan sponsoru oluyor. Sıfırdan bir etkinlik mekanı kiralanmasına kıyasla çok daha az maliyeti olduğu için sponsor açısından olumlu bir talep. O etkinliğe katılmaya gelecek insanlar da aynı şekilde planlarını iki gün fazladan yaparken (hele benim gibi kıtalar arası uçunca) epeyce anlamlı hale geliyor.

Etkinliğin şekli de dikkate değer, verimli ama riskli bir yöntem ve başlı başına üzerine konuşmayı hak ediyor.

Na-konferans

Na-konferans olarak kullandığım terimin İngilizcesi konferans olmayan anlamına gelen unconference sözcüğü. Wikipedia bu kavram hakkında şöyle diyor: “Na-konferans, katılımcılar tarafından yürütülen bir etkinliktir. Geleneksel konferansların bir ya da birkaç yönünden kaçınmayı ifade eder. Bu özellikler yaygın olarak sunumların sponsorlar tarafından yapılması, yüksek katılım ücretleri ve hiyerarşik örgütlenme biçimleridir.

Türkiye’de birkaç konferansa katılınca, neden konferans mantığına karşı çıkan insanlar olduğunu anlamak zor olmuyor. Özellikle sponsorlar tarafından sunum yapılması, genellikle belirli bir ürünün reklamından ibaret oluyor. Konferans ne kadar kavramsal çerçeveyi belirlese de, bir yol bulunup olay firmaya çekiştirilebiliyor. Dolayısıyla gerçekten insanlara temas etmek, ortak akıl yürütmek için konferans tek başına iyi bir yöntem olmayabiliyor.

Bu yönteme benzeyen etkinlik modellerinden biri de boot camp terimi ödünç alınarak ya da ondan devşirilerek isimlendirilen etkinlikler. Boot camp İngilizce’de askeri eğitimi tarif ediyor. Tam bir çevirisi Acemi Eğitimi olur herhalde. WordPress’in WordCamp etkinliği bunlara bir örnek.

Bu etkinliklerde program önceden belirlenmiyor. İlk gün katılımcılar üzerine konuşmak istedikleri konuları birer kağıda yazarak sıra oluşturuyor, bir dakikalık süre içinde niye böyle bir oturum istediklerini açıklıyor ve program tahtasında boş bir oturum alanına yerleştiriyorlar.

Bir oturum öneren herkes konuşmasını tamamladıktan sonra bir moderatör (genellikle organizasyondan biri bu sıkıcı işi üstlenmiş oluyor) önerilen oturumların yerleşimlerine bakıyor. Tüm önerenler de o sırada sınav sonucu açıklanmasını bekleyen insanlar gibi tahta etrafında yarım çember halinde bekleşiyor. Bu sırada sığmayan oturumlara yer ayarlamak, birbirine benzeyen konulardaki oturumları önerenler kabul ederse birleştirmek, ilgi alanına göre takip edilebilecek oturumları paralel yerleştirmemeye özen göstermek gibi bazı düzenleme işlemleri yapılabiliyor. CLS 11 bu konuda epey rahat ve kendinden organize bir topluluk tarafından yürütüldüğü için bu seans çok yaşanmadı desem yeridir. Program tamam olunca -ilk oturumdan beş-on dakika önce bitirmeye çalışılıyor)- herkes temiz hava, nikotin, kafein ihtiyaçlarını karşılamaya dağılıyor ve kısa bir aranın ardından ilk oturum başlıyor.

CLS 11′de ikinci gün ancak akıl edebildiğimiz iki detay sonradan işimizi çok kolaylaştırdı. Önceki yıllardaki iki etkinlik boyunca akıl edilmedi mi, deneyim aktarmada bir sorun mu var diye de düşündüm, ben bundan sonra katıldığım her na-konfereansta buna dikkat ederim mesela… Detaylar şunlar:

Program tamamlanır tamamlanmaz düzgün bir telefonla fotoğrafını çekip etkinliğin hashtag‘i ile yayınlamak, böylece herkesin telefonundan da takip edebilmesini sağlamak…

Bir gönüllünün, oturum notlarının tutulduğu araçta oturumların hazırlığını yapması.

Bu ikinci detayı biraz açmam lazım tabii. CLS 11 boyunca düzenlenen tüm etkinliklere dair notlar wikia’da bu iş için açılan bir sayfada toplandı. Her oturum başladığında oturumu öneren, katılımcılardan dizüstü bilgisayar ile gelen bir gönüllü soruyor, kabul eden biri wikia’da oturum başlığıyla sayfa oluşturuyor şeklinde bir süreç. Fakat notları düzenli olarak tutanlar dışında, sonradan katılımcılar kendi verdikleri örnekleri, linkleri eklemek isteyebiliyorlar ve ismi bulamayınca başka isimle sayfa açabiliyor ya da başka karışıklıklar yaşanabiliyor… Bunların önlenmesi için programın sayfaya linkleştirilerek girilmesi yetiyor. Wiki yapısı, olmayan bir sayfanın linkini doğrudan onu yaratmaya yönlendirdiği için herkes programda katıldığı oturuma tıklayınca ortak bir alana ulaşmış oluyor.

Oturumun ne şekilde olacağı tamamen o oturumu gerçekleştirenlere kalan bir konu. Yine de bu konuda epeyce tavsiye ve deneyim biriktirmek de mümkün oldu, wiki’de detayları var. Benim kendi açımdan önemsediğim püf noktalardan biri, kullanılan dile yabancı ya da çekingen olanların konuşmaya katılmalarını kolaylaştırmak için kimi taktiklerin kullanılması önerisi. Mesela, söz alarak konuşmak ya da giriş ve çıkış sırasında birer tur herkesin tek tek söz almasını bir moderatörün sağlaması… Bu tür yöntemler genellikle hararetli ve üretken konuşmaların önünü kesebiliyor, ama ikinci yöntem (oturum başı ve sonunda birer tur) zaten konuşabilen insanların o turları pas geçmesi, ama lafa giremeyenlerin de iki kelam etmesi açısından faydalı oluyor.

Özellikle Amerikan kültüründe topluluk çalışmasından anlaşılan şey çoğunlukla etkinlik düzenlemek, zira işi paylaşırken zaten belirli ortaklıklar işliyor. Herkes anladığı işe karışıyor, birbirinin alanına saygı duyuyor falan derken ihtiyaç duyulan şey genellikle sosyalleşmeye dönüyor. Haliyle bu na-konferansı kapsayan günlerin de oturum dışı zamanları ağırlıkla bu yaklaşımla örülmüştü. Şehirde ayarlanan bir barda, sponsor ayarlanabildiği zamanlarda hesabı onlara yıkarak, hep birlikte içmeye giderek akşamı doldurmak. Sonra da kongre vadisi ismini hatırlatan bölgedeki otellere dağılmak…

Yazı iyice kontrolden çıkmadan, gün gün oturumlar ve insanlar hakkındaki izlenimlerimi aktarmak üzere ve soru, yorum ve katkılara her daim açık olduğumu hatırlatarak bunu bitireyim.

16
Ağu

Web sayfalarında JavaScript kütüphaneleri yani bir diğer adı ile framworklerini kullanabilmek için gerekli kütüphane dosyasını sayfamıza eklememiz gerekiyor. Fakat bu kütüphaneler sıkça güncellendiğinden son sürümlerini öğrenip sayfalara eklemek zaman alabiliyor. ScriptSrc.net en çok kullanılan JavaScript kütüphanelerine kolayca ulaşılmasını sağlayan bir site.

Sayfada yer alan JavaScript kütüphanelerinin adresleri tek tıkla kopyalanabilir. Kopyaladığımız adres sadece kütüphanenin adresini değil sayfaya ekleyeceğimiz kodları da içeriyor.

Örnek

<script type="text/javascript" src="http://ajax.googleapis.com/ajax/libs/jquery/1.6.2/jquery.min.js"></script>

Info kısmından kütüphanin adresi, sitesi, son güncelleme tarihi gibi bilgilere de ulaşabiliyoruz. ScriptSrc.net’de bulunan JavaScipt kütüphaneleri ise jQuery, jQuery User Interface, Chrome Frame, Swfobject, MooTools, ExtJS, Yui, ProtoType, Scriptaculo.us ve Dojo.

Sitedeki kütüphaneler ile ilgili son güncellemeleri ve site ile ilgili duyuruları Twitter sayfasından (@scriptsrc) takip edebilirsiniz.

Share

25
Tem

Bir süredir sessizliğimi koruyordum. Çünkü baya yoğun bir çalışma temposu arasında değil blog yazmak, oturup kahve içecek vaktim yoktu. Ama ortaya çıkan, tüm yorgunlukları unutturacak cinsten oldu. Ve işte karşınızda yeni kedimiz:

TeknoKedi

TeknoKedi, hepimizin hayaliydi diyebiliriz. Türkiye’de istediğimiz kalitede haber yapan bir teknoloji portalının olmaması, olanların haber kaynağının güvenirliğine ya da görsellerinin lisanslarına dikkat etmemesi bizi üzen şeylerdi. Her tartışmamızın sonu “Keşke kaliteli haber yapan, ve haber yaparken kimseden korkmayan bir teknoloji portalı Türkiye’de de olsa” diyorduk ve sonunda yaptık, oldu :)

TeknoKedi‘de haberlerin kaynağı önemlidir dedikodu ya da asılsız haber yoktur. Basın bülteni olduğu gibi kopyalanmaz. Kimsede korkumuz yoktur, “Aman ne derler” diye lafımızı esirgemeyiz. Haber görsellerinin lisanslarına dikkat ederiz, kaçak görsel kullanmayız. “En iyi 10 oyun” haberine çıplak kadın görseli koymayız!

Özgür yazılımdan olan tarafımızda bir değişiklik yok. Ama Apple, Windows ya da diğer teknolojilerin haberlerini de bulabileceğiniz bir portal olarak ortaya çıktık ve bu “özgür yazılım taraflı” duruşumuzu da değiştirmeye niyetimiz yok :)

Hem isim annesi olarak, hem de projelendirmesinden ortaya çıkmasına kadar her adımında eli olan biri olarak diyorum ki kedimizi sevin, sevdirin :)

http://twitter.com/TeknoKedi

http://facebook.com/TeknoKediClub

 

19
Tem

Fareleri peşinden koşturan kedi..Sanırım bu kadar sessizlik yeter.

Özgür yazılım mahallesinin yeni bir kedisi var. Bu yaramaz, asi ve meraklı kedinin adı TeknoKedi.

TeknoKedi, en sıradışı araçlar ve en yeni teknolojileri kullanma ve inceleme konusunda “takıntılı” bir grup insanın oluşturduğu bir web dergisi ve teknoloji portalı.

İşin “Tekno” yanını böyle özetleyebiliriz. “Kedi” kısmına gelince, bir kedi kadar meraklı insanlar olduğumuzu söylemekle başlayalım işe… Teknolojik her türlü oyuncak için deliriyoruz ve onu incelemek, ellerimize alıp saatlerce oynamak için sabırsızlanıyoruz.

Söylememize muhtemelen gerek yok, kediler konusunda da “takıntılı”yız. Hemen hepimizin evinde birer kedi var ve her kedi gibi “özgürlüğümüze” düşkünüz. Özgürlükten kastımız, içi boş bir özgürlük değil elbette, insanların özgürce kullanabileceği teknoloji ve ürünleri kullanmayı ayrıca seviyoruz.

Özgürlük’ten bahsederken şunu da söylemekte fayda var. En az birer kedi kadar da “konformistiz”, bir başka deyişle rahatımıza pek düşkünüz.

(…)

TeknoKedi, Türk özgür yazılım camiasının yakından tanıdığı pek çok ismin ortak projesi… Aramıza katılan “Keditör“leri birer ikişer sitemizde paylaşmaya başladık bile :)…

Bu arada Gizem Belen ve İrem Çobanoğlu’nu çok özlediğinizi de biliyoruz :). Gizem ve İrem, her pazar günü, saat 12:30′da Show TV’de televizyona çıkmaya başladılar bile… Ama asıl sürpriz, önümüzdeki haftalarda diyelim :).

TeknoKedi‘yi seveceğinizi düşünüyoruz :).

 

17
Tem

04 Şubat 2008, 22:54′te yayınlanmış bir yazı imiş bu, bugün twitter’da sohbeti dönünce arşivciliğiyle ünlü arkadaşlardan biri (yazsam kızar diye tırstım gizem katıyorum) gönderiverdi:

Pardus’un yıllanmış, demlenmiş ustalarından Onur Küçük’le şahsen tanıştıysanız bilirsiniz… Onur sessiz bir insandır. Özellikle pardus-kullanıcıları listesinde harcadığı uzun zamanlar nedeniyle, bu aracı kullanmayı yeğleyenlerin aklına yerleştiğine emin olduğum imzasını motto edinmiş, feyz almaya odaklanmıştır… “Bilgi konuşur, bilge dinler…” Konuşmakta acele etmez sevgili Küçük… ve bazen beni çileden çıkarırcasına susar! Söylemesinin çok anlamlı olduğu konularda da susar! Bunun taze bir örneğini, özgürlükiçin projesi kapsamında değerlendirilebileceğini düşündüğüm bir öneriyi tartışırken yaşadık… Özetleyerek (atarak) alıntılıyorum:

Löker: Malum, hepimizde var, hafif deliyiz… ya da nerd diyelim gavurcadan ödünç terimle… bir işi üç kere yapacaksak, beş kerelik emeği harcayıp da bash/python betiği yazmak, konsol açıverip de işleri otomatikleştirivermek yapmazsak duramadığımız bir eylem… diyorum ki, psp’ye video kodlamak, ipod’a arşiv bindirirken ‘yahu nasıl olsa sokakta dinleyeceğim, yerden kazanayım’ diye ogg/flac’larımızı 128/variable tekrar kodlamak gibi işler için hepimizin kullandığı farklı çözümler var… Gelin bu güçleri bir yerlerde birleştirelim, birbirimizin çözümlerini, püf noktalarını öğrenelim, paylaşalım…

Onur: Bu arada merge isteğine yazmıştım, gördün mü, mencoder’ın profil desteğini epey geliştirmiş durumdayız…

Löker: Gözümden kaçmış abi, anlatsana şu işin aslını…

Onur: Türker (Sezer) mencoder’da öntanımlı yazıtipi belirlenmediği için altyazıların otomatikman gömülmediğini fark ederek çözüm aramaya başlayınca, bir süredir var olan ama çok kullanışlı olmayan profil desteği de gözüme çarptı. Biraz elden geçirip, günümüzdeki ihtiyaçlara uyarlamaya girişince ortaya şimdiki sonuç çıktı.

mencoder -profile psp -o falanca.mp4 dediğinde video dosyası psp’nin ihtiyaç duyduğu standartlara göre hazırlanıyor. Bu normalde, akılda tutması zor bir seri sayıdan kullanıcıyı kurtaran bir şey. Üstelik mplayer/ffmpeg gibi uygulama/kütüphanelerin sürümleri değişince bu konudaki parametrelerde değişikliker yaşanabiliyor. Kullanıcıya bir profil kullanmayı öğretmek daha doğru ve çağdaş bir çözüm.

Löker: Eh abi, harika bir fikirmiş gerçekten, peki bu gelişmeye kaç profil dahil etmiş olduk biz bugün?

Onur: 29 çeşit video için hazır tanımlarımız var, mencoder -profile help komutuyla tam listeye ulaşılabilir. Burada sözü geçen yüksek kalite vb. ifadelerin karşılıkları da /etc/mencoder.conf dosyasında tutuluyor. Kullanıcılar hata takip sisteminden bu konuda iyileştirme önerisi girerek “falanca video tipini profil olarak eklemek faydalı” dediklerinde pakete ek yapmaya çalışıyorum. Önerilerin mevcut profillerden biraz daha farklı olması, örneğin “mevcut bir profilden sadece basit bir parametre farklı” olmaması, teknik olarak doğru olmasını tercih ediyorum, bu sürecin tamamında da listeyi çok kalabalıklaştırmadan işlevsel tutmaya çalışacağım.

Löker: E peki, çok kişisel bir isteğimiz var, sistem genelinde bir yapılandırma önermek istemiyoruz. Nasıl ekleriz kendi bilgisayarımızda bu alana yeni bir profil?

Onur: Ev dizinindeki .mplayer dizini içinde mencoder.conf dosyası oluşturmak uygun bir çözüm yaratabilir. Örnek dosya olarak /etc/mplayer.conf alınabilir. Buradaki dizim kurallarına göre bakmak gerekli…

Löker: Ah Onur ya, şunları daha sık anlatsan, bu bilgileri daha çok paylaşsak ya…

Onur: :)

hamiş: özgürlükiçin.com adresinde bu tip konularda püf noktaları sadece tarif eden değil, uygulayan çözümleri de paylaşalım önerime olumlu bazı tepkiler geldi, önümüzdeki günlerde bu konuda bazı adımlar atabiliriz… Pardus dediğimiz bir tek 2007, 2008 değil ya…

- yeni yayına not: Özgürlükİçin’de belgelerin güncellenmesiyle hatta wikize edilmesiyle ilgili planlar konuşuluyor. Zeki Bildirici gönüllüler arasında “belgelendirici” türü bir görev tanımı yapmayı öneriyor. Dört koldan çeşitli ipuçlarını, nasıl belgelerini güncelleyip sınıflandırarak bir topluluk belge arşivi yapsak güzel olmaz mı? Konuşalım bence bunları… camia listemiz de var…

4
Tem

Temmuz ayının son haftası boyunca (bürokratik bir engelle son anda karşılaşmazsam [bkz. meren faktörünün yakın çevreye etkileri]) Portland’da iki ayrı etkinliğe katılacağım. İlki 23-24 Temmuz tarihlerinde, Ubuntu’nun topluluk yöneticisi Jono Bacon’ın düzenlediği Topluluk Liderliği Zirvesi. Programının mevcut halinden de anlaşılacağı üzere çok organize bir etkinlik değil. Daha çok bu alanda bir şeyler paylaşmak isteyenlerin buluştuğu bir zirve gerçekten de… Hazır OsCon düzenlenecekken, fırsattan istifade önceki günlerde bu konuya biraz kafa yormak isteyenler ilk gün programı birlikte oluşturarak toplanacağız diye düşünülmüş.

Bu yaklaşım hem iyi hem kötü olmaya çok müsait. Neyle karşılaşacağımı merak ediyorum ben de.

Fakat CLS nasıl geçerse geçsin, hemen ardından gelen (25-29 Temmuz) OSCON muazzam görünen bir programa sahip.

Yine topluluklar açısından deneyimlerin paylaşılacağı birçok oturuma ek olarak eğitim alanında özgür yazılımların nasıl kullanıldığı deneyimleri de ilgimi çeken başlıklar arasında.

Beş gün boyunca devam edecek olan programa bakarak şimdiden seçmeler yapmaya çalışıyorum. İlk gözüme çarpan oturumlar:

Bu sunuşlara pek çoğunu eklemek istiyorum elbette… Bir yandan da, eğer Türkiye’deki Pardus camiasından, özgür yazılım camiasından insanların merak ettiği, neler konuşulduğunu aktaracak biri olsa dediği bir oturum varsa diye programımı kesinleştirmeden sormuş olayım diye düşündüm…

Eğer programa bakıp “şu sunuşu takip edip hakkında bir şeyler yazarsan iyi olur…” dediğiniz bir oturum varsa, çekinmeden yazın. Eğer başka bir oturumla/toplantıyla çakışmazsa ve takip ederken aktarabileceğim kadar bile olsa anladığım bir konuysa elimden geleni yaparım. Buraya yorum da yazabilirsiniz, e-posta da atabilirsiniz…

Çok daha iddialı bir başka fikir de, “önümüzdeki yıl ____ etkinliğine _____ ‘ı davet etmeyi düşünüyorduk, oralarda geziniyor bak konuşması var, ensele lobi yap” dediğiniz kimseler varsa, o konuda da elimden geleni yaparım. Zaten 100′lerce Pardus DVD’sini herkese ulaştırıp burada yaptıklarımızdan olabildiğince insanı haberdar etmeye uğraşacağım.

Bu vaatlerimi ne kadar tutabileceğim konferansın gidişatına bağlı elbette, ama denemeye değer diye düşünerek sorayım istedim :)

1
Tem

Daha önce NetBeans ile Python uygulamaları geliştirebilmek için Python eklentisini NetBeans’a nasıl kuracağımızı yazmıştım. Fakat NetBeans 7.0 ile birlikte uygulama kurulduğunda gelen resmi depoda Python eklentisi yok. Bunun için farklı bir depo eklemek gerekiyor. Buradaki depo mantığı Linux dağıtımlarındaki uygulama depoları ile aynı mantıkta çalışıyor. Yeni depo eklemek için Tools > Plugins yolundan eklenti sayfasını açıyoruz. Daha sonra Settings sekmesinden Add düğmesine tıklayarak yeni depo ekleme penceresini açıyoruz. Name kısmına herhangi bir isim, URL kısmına da depo adresini yazıyoruz.

Depo Adresi

http://deadlock.netbeans.org/hudson/job/nbms-and-javadoc/lastStableBuild/artifact/nbbuild/nbms/updates.xml.gz

Onaylayıp, depoyu ekledikten sonra Available Plugins sekmesine geçip arama yaparak Python eklentisini kurabilirsiniz.

Share

20
Haz

Formlarda kullanılan e-posta adreslerinin geçerliliğini JavaScript yardımı ile öğrenebildiğimiz gibi PHP ile de kolayca öğrenebiliriz. Bunu PHP’nin preg_match fonksiyonunu kullanabiliriz.

İlk olarak bir form sayfasından e-posta adresini kullanıcıdan aldırmalıyız.

<form action="" method="post">
<input type="text" name="eposta">
</form>

Daha sonra da PHP ile e-posta kontrolü yapacağımız kodlarımızı yazıyoruz.

<?php
$eposta = $_POST["eposta"];

$kontrol = preg_match('[^\w+@\w+\.\w[\w\.]+$]',$eposta);

if(!$kontrol) {
       echo "Geçerli bir s-posta adresi girin.";
}

?>

Formdan aldığımız e-posta adresini bir değişkene attıktan sonra preg_match fonksiyonuna dahil etmiş ve e-posta adresi geçerli değilse uyarı verdirtmiş olduk.

PHP ile gelen özellikle FILTER_VALIDATE fonksiyonu ile de e-posta adresinin geçerliliğine kolayca bakılabilir. (Bkz: Yorumlar)

filter_var($eposta,FILTER_VALIDATE_EMAIL);

http://php.net/manual/en/function.preg-match.php

Share

12
May

Bu günlerde leyleği gene havada gördüm ortalıkta dolaşıp duruyorum. Geçtiğimiz hafta 2. Uluslararası Özgür Yazılım Konferansı için Kıbrıs’taydım. Başta Erdinç Köroğlu ve Hafzullah İş olmak üzere emeği geçen herkese çok teşekkürler. Konferansta tüm sunumlar canlı yayınlandı ve kaydedildi. Pek yakında yayınlanmaya başlayacaklar.

kibris

Daha önceki gidişimde de belirttiğim gibi Kıbrıs’a özgü yiyecek birşey yok ama bu aç kaldık anlamına gelmiyor :)

***

Bu hafta sonu da Eskişehir’deyim. Osmangazi Üniversitesi Matematik ve Bilgisayar Kulübü’nün etkinliğinde Cumartesi saat 13:00′de “Özgür Yazılım Öğrencilere Neler Sağlar?” sunumu yapacağım. Ayrıca uzun zamandır görmediğim Anadolu Üniversitesi’nden eski sınıf arkadaşlarımla buluşacağım.

Oraya kadar gitmişken “İnternetime Dokunma Yürüyüşüne” Eskişehir’den destek vereceğim… Herkesi kendi şehrinde sokaklara bekleriz!

16
Nis

MyWebSql, phpMyAdmin gibi web tabanlı bir MySQL yönetim aracı. Veritabanı, tablo ve kayıt işlemleri basit arayüzü ile kolaylıkla yapılabilir. Kullanmaya başlamadan önce web sitesi üzerinden demosunu inceleyebilirsiniz. Kurulumu ise çok basit. (Apache Server ve MySQL’in yapılandırılmış olduğunu varsayarak) Şuradan sıkıştırılmış uygulama dosyalarını indirip, localhost içerisinde çıkartıyoruz. Daha sonra klasör adı ile tarayıcıdan http://localhost/klasoradi olarak çağırıyoruz. Kullanıcı adı ve parola alanlarına daha önce MySQL için oluşturduğumuz kullanıcı adı ve parolayı giriyoruz.

Açılan sayfada sol kısımdan sunucudaki veritabanlarına ulaşabilirsiniz. Sağ kısımda ise veritabanı içindeki tabloları görüp, düzenleyebilirsiniz. En basit hali ile üstteki Database menüsünden veritabanı oluşturup, dışarı aktarabilirsiniz. Object menüsünden tablo ve kayıt oluşturabilirsiniz. Information menüsünden sunucu ile bilgiler alabilir, Interface menüsünden ise arayüz ile ilgili değişiklikleri yapabilirsiniz.

Kod renklendirme desteği olan SQL editörü ile de istediğiniz işlemleri SQL sorgusu çalıştırarak yapabilirsiniz. Ayrıca History sekmesi ile de sunucuda yapılan eski işlemleri görebilirsiniz.

Bana göre MyWebSql şu anda phpMyAdmin’e rakip olacak kadar gelişmiş olmasa da alternatif olarak kullanılabilir bir uygulama. Uygulama arayüzü ve link yapısı phpMyAdmin’e göre daha düzenli. jQuery kullanılarak geliştirildiği için arayüzü kullanıcılara kolaylık sağlarken görsel açıdan da zengin bir kullanım ortamı sağlıyor.

MyWebSql Dökümanları: http://mywebsql.net/docs/
MyWebSql Demo: http://demo.mywebsql.net/
MyWebSql İndir: http://sourceforge.net/projects/mywebsql/files/

Share