24
Nis

Şimdi şu Japonca başlığı okuyabilen ve okuyamayan kişiler vardır. Ama ben bu başlığı sadece okuyabilenler okuyabilsin diye yazdım :D

Neyse, Özgürlükİçin ve değişik ortamlarda benim kullanıcı değiştirmeye başladığımı görenler olmuştur. Benim şu ana kadar iki kullanıcı adım vardı. Bunlar “Hacker1″ ve “Üstat Lin”. Fakat artık “Hacker1″ kullanıcı adını artık kullanmamaya kararı aldım. Sebebine gelecek olursak eğer, yeterince açık değil mi. Hacker sözcüğü günümüzde tüm esprisini kaybetti. Bunun yanı sıra pek ciddiye alınan bir isim değil “Hacker1″. Dolayısı ile de “Hacker1″ isminin miladı doğmuştu.

Kimdir bu “Ryuk”?

Ryuk ismi, aslında çok alışık olduğum bir şeyden geliyor. Uzun zamandır aslında avatarım (kullanıcı resmim) olarak kullanıyordum. Yani Ryuk, yabancılık çekmeyeceğim bir kullanıcı adıydı.

Peki bu Ryuk nedir? Ryuk, “Death Note serisinin en sevimli(!) karakteri olan, ölüm tanrısı Ryuk’tur. Ryuk’un en belirgin özelliği, çok ilginç eğlenme yöntemleri var, elma bağımlısı, dolaylı konuşmayı sever, genelde tarafsızdır, ciddi olmasına karşın hareketleri komiktir…


Filed under: Özgürlükİçin Gezegenine, Haberler Tagged: Özgür Dünyanın Yolu, Özgürlükİçin Gezegenine, Blog, Death Npte, haber, hayırlı olsun, Ryuk, Yeni, Yeni Kullanıcı Adı
4
Şub

Her hâlde forumda, deneyimli kullanıcıların en sinir olduğu olaydır; Daha Pardus hakkında bir şey bilmeyen, Pardus’u tıpkı Windows gibi zanneden kişiler eski alışkanlıklarını devam ettirip bir ‘exe’ uygulamasını kurmayı deneyince başarısız olurlar ve forumda “Bu ne başarısızlık, daha doğru dürüst exe bile çalıştıramayan işletim sistemine kararlı diyorsunuz!” diye sövüp sövüştürür. Biz de insanlık görevimiz olarak “Exe Windows uygulamalarıdır. Linux ile Windows benzer değil, mimari açıdan tamamen farklıdır. Dolayısıyla Linux’ta exe çalıştırmak, 3 tekerli bisiklet ile dağ yamacından aşağı kaymaya benzer.” diye cevaplamaya çalışıyoruz ama nafile… “İlla exe isterim!” diye tutturmuş bu insanlar. Sanki exe bir avantajmış gibi.

Linux ve Windows Arasındaki Farklar:

Pek çok kişi Linux’u (dolayısıyla Pardus’u), Windows’a para vermemek için geliştirilmiş, Windows çakması işletim sistemleri sanmaktadır. Belki günümüzde görünüş olarak Windows’a oldukça benzeyen dağıtımlar mevcuttur. Ama o yapının içlerine indiğimizde en ufak bir benzerlik bile bulunmamaktadır. En başta kök dizin yapısı bile farklıdır. Bu sadece farklardan biridir.

Windows, sizi sadece tek bir masaüstü yöneticisine iter. Fakat Linux, zaten terminal tabanlı olduğu için seçme özgürlüğüne sahiptir. İster KDE, ister Gnome, ister XFCE, ister E17, ister eski usul terminal…

Mimari farklarda ise, Linux’un hem kullandığı çalışabilir dosyaların, hem kütüphanelerinin, hem de ayar dosyalarının uzantıları, Windows’takinden çok farklıdır. Hatta bazılarında uzantı bile yok :D . Bunun dışında Linux, her şeyi tek bir dizin içine zorlamaktansa, birkaç dizine dağıtarak rahatlama sağlar.

Sen Bu Hikâyeleri Geç! Nerede Benim EXElerim?

Kısa ve öz cevap: hiç bir yerde. Demin de anlattığım gibi, exe, tamamen ayrı bir platform olan Windows’un uygulamalarıdır. Dolayısı ile onları çalıştırmak yerine, o uygulanın Linux versiyonunu bulmak, yoks da alternatifini bulmak en sağlıklı çözümdür. Tam tersi durum da geçerlidir. Linux uygulamalarını Windows’ta çalıştıramazsınız.

Ama Şu Şu.EXE Benim İçin Şart…

Özel durumlara gelecek olursak. Windows oyunları ve CAD gibi mevzular. Bu tip olaylarda sorun Linux’tan değil, üreticinin tek platform ısrarındandır. Bunun için elimizde 3 alternatif var:

  1. Çift sistem: Bu yönetimi genelde oyun oynayanlar çok kullanır. Çoğu işlerini Linux üzerinde görüp, oyun oynayacağı zaman Windows’u açmak gibi. Linux bize bu imkânı sunar. Açılışta hangi işletim sisteminin açılacağı da sorularak seçim şansı sunulur.
  2. Emulatör ve Taklitçi: Taklitçi dememin sebebi, pek çok kişi tarafından emulatör olarak bilinen WINE, aslında bir emulatör değilidir. Emulatör mantığı, uygulamanın orijinal platformunun çekirdeğini çalıştıran bir sanal bilgisayar üzerinden uygulamayı çalıştırmak şeklindedir. WINE ise, Windows DLL yöneticileri ve Uygulama çalıştırıcıları, ters mimari ile, yani bir çeşit deneme yanılma ile yeniden yazılarak oluşturulmuş bir uygulamadır. Bu sayede sanal bilgisayar değil de gerçek bilgisayarda çalıştırır. Ama bu yöntem %100  garantili değildir.
  3. Sanal Bilgisayar: Benim favori yöntemim. Özellikle Virtual Box ile birlikte, artık sanal bilgisayarın 3D özelliklerini kullanabilme yeteneği geldiğinden beri sanal bilgisayar oldukça akıllıca bir çözüm olmaya başladı. Oyun dışındaki belli başlı işlerde Windows’a bağımlı olanlar için en ideal çözüm bu olsa gerek.  Hele hele günümüzde sanal bilgisayarların ne kadar gelişmiş olduğunu düşünürsek…

Filed under: Özgürlükİçin Gezegenine, Pardus Topluluk Seçkisi Tagged: Özgür Dünyanın Yolu, Özgür Yazılım, Özgürlükİçin Gezegenine, Eleştiri, Fintows, Linux, Sanal Bilgisayar, WINE
15
Oca

Anthropoides virgo kod adlı yeni ara sürüm Pardus 2009.1 Anthropoides virgo, artık Pardus sunucularında…

Peki bu yeni sürümde ilk göze çarpanlar neler?

Öncelikle yeni Kernel (2.6.31.11)ve KDE 4.3.4 ile gelmesi. Bunun dışında benim çok sevdiğim bir özellik de barındırıyor. Acemi kullanıcıların kernel güncellemesinden sonra Grub ekranında birden fazla Pardus açılışı görüp korkması, her hâlde kazara paneli silenlerden sonra en çok sorulan soru oldu forumda. Ama artık bu sorun ortadan kalktı. Grub, otomatik olarak eski çekirdekleri ikinci bir menüye atıyor. Ayrıca Müdür‘ün yeni bir özelliği olarak, eğer yeni çekirdekte bir hata çıkarsa otomatik olarak eski çekirdeği öntanımlı yapıyor. Bu özelliğin gelmesine ne kadar sevindiğimi bilemezsiniz.

Bunun yanı sıra artık Paket Yöneticisi‘nin şu meşhur ötesi D-bus hatasını şu ana kadar göremedim. Hatta son güncellemeleri Grafik arayüzü ile kurdum.

Kurulumda RAM kullanma özelliği de muhteşem bir şey. Çalışan ve Kurulan CDler ile, açılış parametrelerinde değişiklik yaparak çalışma dosyalarını RAM’e atabiliyor, bu sayede de kurulum esnasında ya da çalışan CD ile kullanma esnasında oldukça büyük bir hız avantajı kazanıyorsunuz. Çünkü CDden okumaktansa RAMden okumak çok daha hızlı bir yöntemdir.

Çalışan CD, Hoş Geldin, Sefâlar Getirdin…

Evet, uzun bir aradan sonra Çalışan CD’ye de kavuştuk millet. Ayrıca bu yeni Çalışan CD ile Kurtarma Araçları da mevcutmuş (Duyuruda söylendiği kadarı ile).

Peki Ya Pardus DVD?

Evet, ben ve Ali Erkan Beyin son hız devam ettiği bu DVD seçkisi yakında sizlerle olacaktır. Gelişmeleri aşağıdaki linklerden takip edebilirsiniz:

http://tr.pardus-wiki.org/Pardus_Toplulu%C4%9Funun_DVD_Kurulum_Ortam%C4%B1_%C3%87al%C4%B1%C5%9Fmalar%C4%B1_ve_Paket_Listesi

http://www.ozgurlukicin.com/forum/gonullu-calismalar/12817/?page=1

Resmi Duyuru:

Özgürlük İçin duyurusu…

veyeAnthropakoides virgo

Posted in Özgür Dünyanın Yolu, Özgürlükİçin Gezegenine, Pardus Topluluk Seçkisi Tagged: Özgür Dünyanın Yolu, Özgür Yazılım, Özgürlükİçin, Özgürlükİçin Gezegenine, haber, hayırlı olsun, KDE 4.3.4, Linux, Pardus 2009.1, yeeehuuuuu!!!, Yeni, İşletim Sistemi
2
Oca
Masaüstü Izgarası

Bu özellikten sonraki bir Masaüstü Izgarası

UYARI: BU YAPILANLAR KDE4.3.4 ÜZERİNDE YAPILMIŞTIR. KDE 4.2.4 ÜZERİNDE YAPILAMAZ. ÇÜNKÜ BU ÖZELLİK 4.3 İLE KDE AİLESİNE KATILDI :D

Evet, KDE 4 ailesi ile beraber masaüstümüzü şenlendirmeye başlayan dostumuz Plasma’nın yetenekleri sadece panel, plasmoid ve arkaplandan ibaret değil. KDE 4 ailesinin en çok şikayet edilen konularından biri, KDE 3.5 ailesinden alışkın olduğumuz “Sanal masaüstlerine farkı arkaplan” ekleme özelliği idi. Maalesef KDE 4 ailesinde bu ihmal edilmişti. Fakat KDE geliştiricileri bizi üzmeyip, güzel bir sürpriz yapmışlar. KDE 4.3.X ve üzeri KDE sürümlerinde sadece arkaplan değil, plasmoidler bile ayrı her masaüstünde. Yani anlayacağınız her masaüstü, ayrı bir eylem olarak çalışabiliyor.

Kardeşim, Eylem Meylem Diyosun da…

Öncelikle eylem kavramını açıklayalım. Basitçe, birbirinden yarı bağımsız Plasma çalışma alanları denebilir. Her birinde ayrı arkaplan, ayrı plasmoidler vesaire var. Ancak panel her eylemde ortak.

Öncelikle Eylemlere Bölün

Evet. Masaüstlerinin her birini eyleme çevirmeyi öğreteceğim. Peki bu bize ne sağlıyor? Sanal masaüstlerinin çeşitliliğini…

Yandaki resimde gördüğünüz ayara ulaşmak için önce cashew’e (masaüstünün sağ üst köşesinde duran plasma butonu) tıklayarak “Plasma’yı Yapılandır” diyorsunuz. Ve ardından ilk seçeneği işaretliyorsunuz. Artık her masaüstü ayrı bir eylem oldu. Ama başta ufak karışıklıklar çıkıyor. Meselâ eylem yönetim penceresine küçülmüş gibi oluyorsunuz uygulaya bastıktan sonra. Bunu düzeltmek için yakınlaştırıp uzaklaştırmanız yeter. Ama çözemediyseniz Konsole’a kquitapp plasma-desktop && plasma-desktop komutunu yazarak plasma’yı yeniden başlatın. Şimdi size kalan son şey her masaüstünü düzenlemek.

Hop, Lin! Hangi Masaüstüne Hangi Eylemin Geleceğini Nasıl Ayarlayacağız?

Maalesef onu çözemedim diye bir espri ile başlasam fazla mı korkutmuş olurum? Aslında kolay. Örneğin 1. masaüstünde iken eylemleri küçültüp (Cashew’e tıklayıp küçült de) 1. masaüstüne hangi eylemin denk gelmesini istiyorsan onu seç. 2. masaüstünü belirlemek için 2. masaüstünde iken aynı işlemi yap. diğer masaüstlerini de sırası ile belirledikten sonra bazılarınız bir şey fark edeceksiniz. Fazladan bir eylem. Maalesef bu bir bug ve henüz çözülmemiş… Ama size fazla sıkıntı yaratmaz (en fazla küpteyken, eğer şeffaflığı ayarlamışsanız arkadan hafifçe sırıtır o kadar…)

Örnek Görelim Uleyn!

Örnek mi istiyorsunuz? Alın benim masaüstlerim… (Resimlere tıklayınca tam boy açılır.) (Resimlerin üstünde durunca açıklama çıkar…)

Not: Masaütü 1 Favorimdir :D

Masaüstü 1

Masaüstü 1

Masaütü 2

Masaütü 2

Masaüstü 3

Masaüstü 3

Masaüstü 4

Masaüstü 4

Umarım servisten döndükten sonra yeniden kurmam gereken Pardus’um üzerinde yaptığım bu yeni masaüstlerini beğenmişsinizdir ;)

Masaütü 2

Masaütü 2


Posted in Özgür Dünyanın Yolu, Özgürlükİçin Gezegenine Tagged: Özgür Dünyanın Yolu, Özgür Yazılım, Özgürlükİçin Gezegenine, Dersler..., Eylemler, KDE, KDE 4.3.4, Linux, pardus 2009, Plasma, Sanal Masaüstü, Yeni Masaüstlerim
10
Ara

UYARI: BU YAPILANLAR KDE4.3.4 ÜZERİNDE YAPILMIŞTIR. KDE 4.2.4 ÜZERİNDE YAPILAMAYABİLİNİR. DENEMEDİM DE :D

Evet, KDE 4 ailesi ile beraber masaüstümüzü şenlendirmeye başlayan dostumuz Plasma’nın yetenekleri sadece panel, plasmoid ve arkaplandan ibaret değil. Öncelikle asla azımsanamayacak özelliklerinden biri kesinlikle bu yazıda bahsedeceğim Kontrol Paneli özelliği.

Nedir Bu Plasma???

Bu sorunun cevabını, canım sıkıldığı için ve yazının uzaması için yazacağım. Plasma, bir tür çalışma alanıdır. Anneme anlatır gibi anlatmam gerekirse eğer, şu masaüstünde gördüğün her b*k Plasma :D .

Gel Gelelim Kontrol Paneline…

Kontrol Paneli, benzetme ile tabir edecek olursak eğer, Mac Os X’teki Dashboard adlı arkadaş ile aynı görevi görmektedir. Masaüstüne Plasmoidleri sığdıramazsanız, ama farklı eylem için de üşenirseniz imdadınıza yetişir. “Kontrol Panelini göster” plasmoidi, “CTRL+F12″ klavye kısa yolu ve ayarladığınız bir ekran kenarlığı ile Kontrol Panelini Açabilirsiniz

Ama Neden Gene Masaüstümdeki Plasmoidler Var?

Evet, işte geldik işin en güzel kısmına. Öncelikle eski dostumuz cashew’e tıklayın ve “Plasma’yı Yapılandır…” deyin.  Karşınıza 2 seçenek gelecek. Bunlardan 2. olan bizi alakadar etmektedir. Yani “Ayrı bir kontrol paneli kullan” seçeneği. Üsttekini bu yazı serisinin devamında anlatacağım.

O seçeneği işaretlediğinizde kontrol panelini açtığınız anda “bomboş” bir kontrol paneli göreceksiniz. Sonrasında da sağ tıklayıp, Programcık Ekle dediğiniz taktirde, Plasma Kontrol Panelinizi şenlendirebilirsiniz…

Keyifli Plasmalar…

Benim Kontrol Panelim

Sonraki Konu: Sanal Masaüstleri ve Eylemler Evliliği


Posted in Özgürlükİçin Gezegenine Tagged: Özgür Dünyanın Yolu, Özgür Yazılım, Özgürlükİçin Gezegenine, Dersler..., KDE, KDE 4.3.4, Linux, pardus 2009, Plasma
27
Kas

Uyarı: Bu yazı Pardus 2009 üzerinde Bespin kullanan kişileri ilgilendirmektedir!

Evet, biz Bespin kullanıcılarının ikinci sınıf vatandaş muammelesi görmeye başladığını düşünmeye başladım. Şu an paketlerde gelen Bespin eski sürümlerden biri. Fakat her şey gibi Bespin’in de elbet güncellemesi çıkacaktır. Bu güncellemeyi elle derlemiş biri olarak bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum. Yazının sonunda sizlere bu yeni sürümü nasıl kuracağınızı anlatacağım.

Öncelikle değinmem gereken birkaç şey var:

  • KDE 4.3 kurulduğu taktirde eski sürümün pencere kenarlığı hata veriyordu.
  • Eski sürüm normalde de hata veriyordu.
  • Karnın açken yeni sürümü kaynak koddan derleme
  • Pilav yerken böyle bir yazı yazma.

span style=”font-family: arial, helvetica, sans-serif;”>Tüm maddeleri bizzat deneyerek söyledim. Özellikle de son iki maddeyi :D . Neyse, öncelikle bilmeyenler için Bespin’i, büyük anneye anlatır gibi anlatalım…

Bespin Nedir?

Kısaca açıklamak gerekirse, Bespin temel olarak KDE4 için hazırlanmış, hafif metalik ve Mac OS X vari, stil, pencere kenarı, bir adet plasmoid (xbar), birer adet KDM ve Ksplash temasından oluşan bir arayüz paketidir.

Yeni Sürümde Dikkat Çekenler…

Öncelikle en çok dikkatinizi çekecek şey, Baspin stilinin ayarlarına girdiğinizde sizi karşılayan, daha da kalabalıklaşmış ayar seçeneği sayısı olacaktır. Bunu uzun uzun anlatmaktansa, bir resim ile göstermek isterim. Evet, Bu yeni Bespin ile eklenen pek çok özellik var. Örnek olarak, artık “Dolphin”, “Konqueror” ve “Arora” olmak üzere üç farkı uygulama için özel ayarlarımız var. Bunun yanı sıra butonlar, menüler ve pencereler üzerinde daha fazla ince ayar şansınız var. Ayrıca resimde de dikkatinizi çekmiştir, artık “Air” stili halkalar ile pencerenizi şenlendirebilirsiniz. Bunun yanı sıra “Kısmi Şeffaflık” diye tabir edebileceğimiz bir olay da var. Bu arkadaş tam olarak ne? Tıpkı “Aero” arayüzündeki gibi, gereksiz kısımlar görselliğe katkı için feffaflaşırken, diğer kısımlar olduğu gibi kalıyor. İşte uzun süredir özlemini çektiğim olay… Ama bendeki şansa bak! Sorun ya bende, ya da makinemde! Bu özelliğin ayarlandığı bölüme geldiğimde hiç bir ayar çıkmıyor… Ama “Air” stili halkalar moralimi yerine getirdi doğrusu. Oldukça hoş duruyorlar. Özellikle de Plasma teması olarak Air kullananlar bu seçeneğe bayılacaktır. Bunun yanında, klavyedeki multimedia tuşları ile sesi değiştirirken bir şey dikkatimi çekti; ses değiştirirken çıkan gösterge, o eski ilerleme çubuğu şeklinde değil, tamamen bu iş için özel tasarlanmış, oldukça şık bir stil. bunu göstermek için, Amarok’un bu yeni sürümle birlikte bir bölümündeki görüntüyü kullanacağım. Not: Kırmızı ok ile işaret edilen şey yeni ses göstergemiz…

Son Olarak: NASIL KURULUR!!!!

Öncelikle size linkini veriyim. Ama ben gene de burada da nasıl kurulduğunu anlatacağım.

Öncelikle kaynak kodları indirmelisiniz. iki alternatifiniz var.

  • svn co https://cloudcity.svn.sourceforge.net/svnroot/cloudcity komutu işliğinde SVN ile indirmek.
  • Şu Adresten arşiv biçiminde indirip, bir dizine açmak.

Her iki yöntem de aynı kapıya çıktığı için sonraki adımlara geçelim. Dosyaların bulunduğu dizine geldiğinizde Terminali o dizinde açıp sırası ile aşağıdaki komutları yazın:

./configure (bu komut biraz uğraştırıyor. normal alışılmıştan biraz farklı bir etki yaratıyor da :D )

cd build

make

sudo make install (Bu komuttan sonra şifrenizi girin)

Artık yepyeni Bespin’iniz hazır.


Posted in Özgür Dünyanın Yolu, Özgürlükİçin Gezegenine Tagged: Özgür Dünyanın Yolu, Özgür Yazılım, Özgürlükİçin Gezegen, Eleştiri, Gözlem, http://masterlin.wordpress.com/files/2009/11/masam6.png, Linux, pardus 2009, Yeni
29
Eki

Not: Bu benim Linux ile tanışma hikâyemi anlatan, bilgisayarı gerçek hayata benzeten bir yazıdır. Buradakiler yalnızca benzetmedir. Hayatımda bu kadar kişi ile beraber olsa idim….. :D :D :D Yaklaşık 5 yıl kadar önce idi. Microsotf ailesinin bana göre en saygın üyesi olan Windows 2000 ile bir dostluğum vardı. Ama farkında olmadığım hâlde arkamdan ne işler çeviriyordu… Hem benden izinsiz evime (bilgisayarıma) her kesi sokuyor, hem de en özel sırlarımı anlatıyordu. Bir gün beni ekmesi sonucu artık ona olan tüm güvenim ortadan kalkmıştı. Artık o benim dostum değildi. Zaten hiç dost olmadığımızı anladım. Beni hem kandırmış ve kullanmış biri nasıl dostum olabilirdi? Aslında onun tek düşündüğü Bill Amcasının banka hesap(lar)ı idi. Bir süre yalnızlık içinde dolaşmaya karar verdi. Hiç bir dostum yoktu. Yalnız başıma o bardan o bara (İnternet Kafe) dolaşıp durdum.

Tam bu boşluk esnasında iken Mac OS X adında genç, alımlı bir bayan ile tanışmıştım. Görünüşü ile beni büyülemişti. Onunla tanışayım dedim. Bir süre beraber takıldıktan sonra bir birliktelik ortaya çıktı. Ama maalesef birbirimize uymadığımız için kısa sürede ayrıldık. Bu boşluk içerisinde dolaşırken birden kendimi bir köprüde buldum. Hayatıma (Bilişim hayatıma) elveda diyecektim. Ama bir şey bana engel oldu. Arkamı döndüm. Bu şeyin ne olduğuna baktım. Sevimli bir penguendi. Elimden tuttu ve beni çekiştirerek bir yere doğru götürmeye başladı. Bana bu yerde özgürlüğü bulabileceğimi söyledi. Bu şehrin adı GNU/Linux idi. Bir süre sonra Debra ve Ian adlı bir çift (Debian) ile tanıştım. yalnızdım. Ama beni aralarına kabul ettiler. Hoş bir aile yaşamı idi onlarınki. Ancak sorun şurada idi ki; ben fazla yetersizdim. Çok fazla kültürlü bir çift idi. Onlarla yaşamanın zorluğu işte burada idi. Pek çok konuda deneyimsiz ve bilgisiz kalıyordum. Ama yılmadım, usanmadım, çalıştım, çabaladım. Onlara ayak uydurmak için elimden geleni yaptım. Bir süre sonra daha da rahat etmeye başladım. Ama bir süre sonra bu aile ile arama giren bir kız çıkageldi. Adı Fedora idi. Oldukça sade ve alımlı biri… Open SuseAma bu da tıpkı Mac OS X ile olan ilişkim gibi yürümedi. İstekleri bir türlü bitmiyordu. O dönemde bir süre dostum olan biri ile tanıştım. Open Suse. Hayatıma “Özgürlük Vaadi ile girdi. Aslında bu özgürlüğü sundu da. Ama sorun şurada idi ki, onu anlamakta güçlük çekiyordum. Fazla ilginçti. Gerçi bunu benden duymak biraz saçma gelebilir ama evet, Open Suse bana çok ilginç geliyordu. Ama gerçekten de onunla olduğum süre zarfında ayrı bir özgürlük tattım. İyi bir dosttu. Ancak onunla ayrı yerlere gitmemiz gerekti. O olduğu yerde kalacaktı. Ama ben… ben daha da derin bir özgürlük hissi arıyordum. Aradığımı bulmak için başka ufuklara yelken açmayı denedim. Bu süre zarfında pek çok kişi ile tanıştım. Ama hepsi gelip geçici tiplerdendi. Uzun bir boşluğun arından bir hemşerimi buldum. O da benim gibi bir Türk idi. Adı Pardus’tu. Oldukça esprili (Uygulamaların adı bile Pardus / Özgürlükİçinesprili), ve özgür biri idi. Ama bir sorun vardı. Hiç olgun değildi. 2007 yılının ortalarında, olgunlaştıktan sonra geri dönme sözü ile gitti. Bu süre zarfında Ubuntu, kardeşi Kubuntu, Mandriva ve bir kaç isimle daha tanıştım. Hatta ve hatta Open Suse ve Fedora hayatıma yeniden girmeye çalıştılar. Bir de PcLinuxOs adlı biri ile de tanıştım. Ama hiç biri bana tam olarak aradığım bir özgürlük sunmadı nedense. Bu yüzden Debra ve Ian çiftinin yanına geri döndüm. Kısa bir süre sonra, 2008′in ortalarına yakın, Pardus geri döndü. Bana bas bas bağırarak “Artık daha olgunum!” diyordu. Biraz sohbetin ardından anladım ki gerçekten de daha olgundu. Onunla bir süre, Debra ve Ian’ın evinde kaldık. Ama bu da yetmedi. Bir zaman sonra kendimize Sony marka bir araba (Dizüstü) aldık. Artık yollarda dolaşmaya başladık. Ama 2009′un ortasında bir şey fark ettik. Pardus’un yakışıklılığı artmıştı ve bu yüzden pek çok kız arabamıza otostop çekiyordu (Bilgisayarımı merakla kurcalayanlar). Ama artık Neşeli ve eğlenceli bir hayatımız vardı. Daha da önemlisi: TAMAMEN ÖZGÜRDÜK!!! Pardus 2009 Masaüstüm İşte Masaüstüm


Posted in Özgürlükİçin Gezegenine Tagged: Özgür Dünyanın Yolu, Özgür Yazılım, Özgürlükİçin, Özgürlükİçin Gezegen, Bill Amca'nın banka hesap(lar)ı, Debian, Eleştiri, Fedora, Fintows, GPL, Kısa Hikaye, Linux, Mac OS X, Open Suse, İşletim Sistemi