21
Şub
İşletim sistemini 32bit mi 64bit mi kurayım sorusu yakında tarih oluyor. Yaklaşık sekiz yıldır bir şekilde bu konu üzerinde çalışan/konuşan debian farklı mimarilerde kurulmuş işletim sistemlerine diğer mimarilerin paketlerinin kurulabilmesinde sona yaklaşıyor. dpkg'yi experimental deposundan kuran Debian kullanıcıları bu özelliği bir süredir test edebiliyorlar.


Çoklu-mimarili paketler sayesinde amd64 üzerine i386 paketleri (ve diğerleri) kurulabilir olacağı gibi çapraz derleme (cross-building) de çok kolaylaşacak. Elbette yapılacak çok iş, denenecek çok paket var (zlib'le bağlantılı 2000'den fazla paket var örneğin) ama Ubuntu Natty ve Debian Wheezy ile gelecek bu özellik kullanıcıları bir karmaşadan daha kurtaracak gibi duruyor.

Zaten bir Linux dağıtımının yeni sürümünden de inovatif birşeyler bekliyor insan.

20
Şub

Çalıştığım şirkette epey bir süredir Agile (Çevik) yazılım geliştirme metotlarından biri olan Scrum (Ragbi oyununda takımın bir mesafeyi almak için kafa kol girişmesini ifade eden bir terim :) uygulanıyor.

Agile yaklaşımın temelinde gereklerin geliştirme süreci boyunca değişeceği, dolayısıyla yazılımın artımsal olarak kısa adımlarla geliştirilmesi, müşterilerin ve geliştiricilerin süreç boyunca etkileşimi, yazılımın her anında çalışabilir olması gibi bazı genel fikirler var. Scrum ise bu fikirlerden yola çıkıp geliştirme ve planlama sürecinin nasıl yürütüleceğini ayrıntılı olarak (ve süslü deyimlerle) tanımlayan bir yöntem.

Bu yöntemler hakkında detaylı bilgi internette bulunabilir, ben yalnızca deneyimlerimden yola çıkarak öznel görüşlerimi aktaracağım.

İlk olarak, Scrum geliştirme işinin teknik yönüyle ilgili çok az şey içeriyor. Kodlama standartları, sürüm kontrol, inşa, test, vb pratikleriniz olduğunu varsayıp devam edelim.

Scrum takımı, geliştiriciler, ürünün önceliklerini belirleyen bir product owner (ürün sorumlusu) ve Scrum süreçlerinin yürütülmesi, geliştiricileri bloklayan engellerin kaldırılması, varsa diğer takımlarla iletişim gibi işleri yapan ve belli aralıklarla değişebilen bir Scrum Master'dan (Scrum yöneticisi) oluşuyor.

Scrum süreci sabit sürelerle yapılan geliştirme hamleleri (sprint) şeklinde. Bu süre genelde birkaç hafta. Her sprint başında yapılacak işler planlanıyor ve sprint süresince bu planlama değiştirilmiyor. Tabii bu süre bazı işler için küçük bazıları için büyük. Scrum'ın buna çözümü, işleri kendi başına çalışan ve sorunun çözümünde bir miktar ilerlemeye karşılık gelen küçük adımlara bölmek ve her Sprint sonunda bir miktar çalışmayı ürüne katıp o adımı geçmiş olmak. Kağıt üzerinde mantıklı da gelse, uygulamada işler bu kadar basitçe adımlara ayrılamıyor elbette. Bazı durumlarda işi artımsal adımlara bölmek toplamda daha uzun zamanda bitmesine yol açabiliyor. Ara adımlarda çıkan ürünlerin kullanıcılara ulaşması da, bakım zorluğu yaratacaksa istenmeyen bir şey olabilir. Kimi zaman da sprint bitmeden bir özelliği yada hata düzeltmeyi ürüne katıp müşteriye sunmak isteyebilirsiniz. Dogmatik yaklaşmayıp bu tür durumlarda esnek davranabilirseniz sprint yönteminin genel olarak zararlı olmadığını düşünüyorum.

Her gün belirli bir saatte, ekipteki herkesin geçen gün ne yaptığını, bugün ne üzerinde çalışacağını ve devam etmesine engel olabilecek her türlü engeli anlattığı günlük toplantı (standup) yapılıyor. Bu toplantının ayakta ve aynı odada yapılması vb gibi bir dizi kural var ama siz şekilselliğe değil amaca bakın. Önemli olan kısa sürmesi, herkesin birkaç cümle söyleyip birbirinin yaptığından haberdar olması. Amaç ekibi onbeş dakkada senkronize edip, o gün başka toplantıların yapılmasına engel olmak! Scrum'ın pratikte en faydalı uygulaması bence bu.

Akla gelen her özellik ve geliştirme önerisi, user story (kullanıcı hikayesi) adı verilen ve genellikle "bir Gazeteci olarak kelime işlem programında sözcükleri sayabileceğim bir özellik istiyorum, böylece istenen uzunluğu aşmadan yazabileceğim" gibi birinci ağızdan yazılmış fonksiyonel iş tanımları olarak, backlog (yığılmış iş) adı verilen bir listeye ekleniyor. Sprint başında takım bu listeden o sprint süresince yapılacak işleri seçiyor. İşlerin fonksiyonel ve açık biçimde belirtilmesi (user story'ler işin tamamlanma koşullarını ve çeşitli testleri de içerebilir) faydalı bir yaklaşım, ancak backlog fikrini doğru bulmuyorum. Bu konuda Rework çok daha akıllıca bir yöntem öneriyor: Uzun listeler moral bozmaktan başka bir işe yaramaz. Eğer bir işi bir kenara yazmadığınızda unutuluyorsa zaten sandığınız kadar önemli ve yapılması gereken bir şey değildir. Müşteriler ile sürekli bir iletişiminiz varsa zaten size en öncelikli ve gerekli işi sürekli hatırlatacaklardır.

Burada bir sorun da, ürün kalitesini arttıracak ama müşteriye direk yansımayan ufak işleri sıraya almanın çok zor olması. Bunları ya kendi başınıza yapacaksınız, değerlendirmelerde gözükmeyecek ve bunlara harcadığınız zamanın hesabını veremeyeceksiniz. Ya da bunlara birer user story oluşturmak yada eldekilerden birine eklemek için hem zaman hem de ekibi ikna edip sıraya aldırmak için enerji harcayacaksınız.

Backlog'a atılan user story'ler takım tarafından zorluk ve tamamlanma sürelerine göre puanlanıyor. Bu puanlar o sprint'te başlanacak işleri belirlerken ve süreç boyunca burndown chart, velocity gibi süslü isimleri olmasına karşın aslında oldukça basit istatistikleri oluştururken kullanılıyor. Amaç takımın verimini ve işlerin yürüme hızını gözlemlemek ama burada detaylarına girmeyeceğim bir dizi kurnazca yöntemle yapılmalarına rağmen neredeyse hiç bir işe yaramıyorlar. Puanlama, eğer kendinizi kandırmıyorsanız, işe başlamadan bilemeyiz demekten ibaret. Diğer istatistikler ise elma ile armutu karşılaştırıyor.

Bu ölçme girişimleri ar-ge'yi teneke kutu üretimi sanan yöneticileri tatmin etmek için icat edilmiş olsa gerek. Onlara kötü bir haberim var, eğer projeyi en ufak detayına kadar kavrayabilecek kadar bilginiz yoksa bir ar-ge projesini yönetemezsiniz. İyi niyetliler sizi terkeder, kötü niyetliler metriklerinizi kandırır. Bu noktada maalesef velocity yıllar öncesinin kod satırı sayısı kavramından bir adım öteye geçebilmiş değil. Benim önerim şu: projeyi takip mi etmek istiyorsunuz, gidip commit eposta listesini okuyacaksınız. Anlamıyorum olup biteni diyorsanız da proje yönetmeyin lütfen!

Scrum kabaca böyle. Doğru uygularsanız faydalı olabilecek bazı pratikleri var. Bir bütün olarak almayıp, her pratik için bu doğru mu? ve benim durumuma uygun mu? diye sorgulamanızda fayda var. Şekilselliklerinden ve seremonilerinden ise kaçının derim, gülünç duruma düşmeyin.

Agile felsefesine daha uygun başka uygulamalar da mevcut. Bu yazının kapsamı dışındalar, o yüzden netten kendiniz araştırabilirsiniz. Ayrıca herhangi bir çelişki halinde Rework kuralları daima geçiş üstünlüğüne sahiptir :)


28 Şubatta Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesine Mesutcan Kurt, Engin Manap ve Serhat Rıfat Demircan ile birlikte Linux ve özgür yazılımlar hakkında konuşmak için gidiyoruz. Salı günü o saatte daha iyi bir işi olmayanları sohbet etmeye bekleriz.

18
Şub
8 Haziran 2011'de Dünya IPv6 Günü'nü organize eden Internet Society bu yıl da 6 Haziran'da Dünya IPv6 Lansmanını organize edecek. İsteyenler bu adresteki formu doldurup katılabilecekleri gibi, sayfalarına görselleri koyarak da destekleyebilirler.
17
Şub
Pardus 2011.2 sürümünde Kde 4.6.5 kullanıyorum.Bildiğiniz gibi Kde masa üstünde birkaç panel ekleme seçeneği mevcut.Daha zengin bir panel ekleme menüsü istiyorsanız öncelikle şuradan gerekli paketi indirin.

Daha sonra indirdiğiniz pakete sağ tıklayıp çıkartın.Sonra Plasma-Panels-Collection isimli klasör çıkacak o klasöre girin ve F4 e basın.Konsolda sudo ./install komutunu verin.Parolanızı girin.İşlem tamamdır.Artık indirdiğiniz dosyayı ve çıkarttığınız klasörü silebilirsiniz.

Programcıkların kilidini açarak masa üstüne ekleyebileceğiniz panel seçeneklerini görebilirsiniz.Bazı panellerde bazı programcıklar görünmemektedir.Çünkü görünmeyen programcık sistemde yüklü değildir muhtemelen.

Bir ekran görüntüsü vereyim.


LibreOffice‘in Türkçe sitesi http://tr.libreoffice.org‘un 2011 istatistikleri geldi :) Bir tanesini paylaşayım…

tr.LibreOffice.org 2011 İstatistikleri

tr.LibreOffice.org 2011 İstatistikleri

Sitenin yayına başladığı 2011′in Haziran ayı sonrasındaki ziyaretçi sayısında yükseliş çok güzel. Tabi rakamlar aylık bazda düşük görülebilir ama, yeni bir oluşum, içerik her geçen gün artıyor… Forum vb bileşeni olmadığı için sadece tanıtım görevini sürdüren bir site için iyi.

Yakın zamanda yapılacak işleri tamamladığımızı düşündüğümde. Bu rakamın seneye bunun en az on katı kadar olacağını umuyorum.

Hayallerin bittiği yerde gerçekler başlar, gerçek ise hayallerin için ne kadar çalıştığınla şekillenir.

LibreOffice’in Türkiye’de yaygınlaşması, yerelleştirme, tanıtım vb gibi işlerde görev alıp aramıza katılmak için Türkçe konuşan LibreOffice kullanıcılarının eposta listesine de üye olup çalışmalara katılabilirsiniz.

Şu anda topluluk iletişiminde ağırlıklı olarak “LibreOffice Kullanıcıları(users)” eposta listesi kulllanılmaktadır. Bu listeye üye olarak; LibreOffice kullanımıyla ilgili soru ve sorunlarınızı paylaşabilir, yerelleştirme ve belgeleme vb çalışmala katılabilirsiniz. Üyelik için users+subscribe@tr.libreoffice.org adresine boş bir e-posta gönderebilirsiniz. Listenin arşivlerine ise http://listarchives.libreoffice.org/tr/users/ bağlantısı ile ulaşabilirsiniz.

Daha fazla bilgi için:

https://wiki.documentfoundation.org/Main_Page/tr

NOT: Bu yazı, blog.bluzz.net adresindeki günlüğümdeki yazıların Özgürlükİçin.com gezegenine düşmemesi nedeniyle, buraya kopyalanmıştır.
Yazı hakkında yorumlarınızı orijinal girdiye yapabilirsiniz.

http://blog.bluzz.net/libreoffice-turkce-sitesi-2011-istatistikleri/


13
Şub

LibreOffice ile ilgili soru sorup cevap alabileceğiniz platform http://ask.libreoffice.org/ açıldı. Henüz daha kullanım için ince ayarları yapılmamış durumda ve yapılacaklar listesinde bir kaç iş bekliyor.

Bu soru cevap sitesi, Ubuntu kullanıcılarının bildiği http://askubuntu.com/’a benzer bir yapıda, kullanıcıların -nasıl yapılır gibi sorularının diğer kullanıcılar tarafından yanıtlanmasına imkan veren özelleşmiş bir portal.

Ask.LibreOffice.org Çok dilli bir platform olacak, fakat Türkçe çevirileri maalesef %33 seviyesinde.

Özgür yazılımların yaşadığı en büyük çeviri sorunlarından biri, bu tür yazılımların çevirilerini vakti zamanında birilerinin kendi siteleri için yapmaları ve genel ifadeler yerine kendi sitelerine uygun şekilde ve kalitesiz bir şekilde bu çevirileri manüple etmeleri.

Maalesef bu nedenle, Askbot çevirileri pootle’a aktarıldığı haliyle kelimenin tam anlamıyla berbat halde. Ubuntu’da çok güzel şekilde işleyen http://askubuntu.com/ platformunu örnek alırsak, bu portal LibreOffice için de çok faydalı olacaktır.

Bu nedenle bu çevirileri de en kısa zamanda bitirmemiz Türkçe konuşan LibreOffice kullanıcıları için bu imkandan faydalanmaları adına çok önemli.

Çevirilere yardımcı olursanız, büyük bir katkı vermiş olacaksınız. Yardımcı olursanız çok güzel olur.

https://translations.documentfoundation.org/tr/askbot/

Katılmak için:
http://wiki.documentfoundation.org/Language/Pootle/tr
http://wiki.documentfoundation.org/Language/tr


12
Şub

LibreOffice’in hangi versiyonuyla geldiğini tam bilemesemde, epeydir aklımda olan ve kısaca yazmak istediğim güzel bir özellik; LibreOffice’in Ön Sayfa oluşturucusu.

OpenOffice.org zamanında olmayan bu özellik, bir çok insan için sinir bozucu olan, bölüm oluşturma, bölümlere numaralandırma şartlamaları yapma vb angaryaları ortadan kaldırıyor. Tıkla ve devam et gibi hoş bir işlev.

Şimdi eskinden nasıl yapıldığını merak etmek isteyenler, şuralara bakabilir

http://wiki.openoffice.org.tr/index.php/Sayfa_say%C4%B1s%C4%B1n%C4%B1_farkl%C4%B1_bir_rakamdan_ba%C5%9Flatma (Bu -(eksi) işareti koyma, MS Office tarafında görülmüyor)

http://wiki.openoffice.org.tr/index.php/Farkl%C4%B1_Numaraland%C4%B1rma_Bi%C3%A7emleri_%C4%B0le_%C3%87al%C4%B1%C5%9Fmak (Bu da daha karmaşık bir yöntem)

:

 

Bunları geride bırakırsak, yapmanız gereken oldukça basit.

Boş bir belge açın,

Ekle-> Alt Bilgi-> Varsayılan’ı seçerek belgenize bir alt bilgi alanı ekleyin. Unutmayın ki metin alanına sayfa numarası eklemek hem amatörcedir hem de bu alanları anlamadan silersiniz. Bu nedenle, sayfa numarası, dipnot, sürekli uyarı metni, şirket anteti vb gibi girdileri yaparken hep üst bilgi veya alt bilgi alanı kullanın)

Şimdi Alt Bilgi alanına tıklayın, Menü’ye gelin Ekle-Alanlar-Sayfa Numarası’na tıklayarak otomatik sayfa numaralandırıcıyı bu alana ekleyin.

Kapağımızı yazalım, sonra Biçim -> Ön Sayfa yoluyla ön sayfa ekleme ayarlarını yapalım.

Mevcut sayfamızı ön sayfya dönüştürmek istediğimizden bu seçeneği tercih ediyoruz. Şayet hali hazırdaki belgelere bir ön sayfa veya kapak eklemek isterseniz, Yeni Ön Sayfalar ekle seçeneğiyle, boş yeni ön sayfalar ekleyebilirsiniz.

Burada numaralandırmayla ilgili püf noktası; Sayfa Numaralandırmasını ön sayfadan sonra yeniden başlat seçeneğini seçmek. Bu seçeneği seçtiğiniz zaman ön sayfanızda numara olmayacak ve sonrasında gelen sayfa dilediğiniz numaradan başlayacaktır.

LibreOffice'de Kapak Sayfası Oluşturmak

LibreOffice'de Kapak Sayfası Oluşturmak

Ön sayfa ekle seçeneğinde gerekli tercihlerden sonra, Tamam düğmesine tıkladığınızda ön sayfadaki numara hanesinin gittiğini göreceksiniz. Enter tuşuyla ikinci syafaya geçtiğinizdeyse, o sayfanın istediğiniz numaradan başladığını göreceksiniz.

Eğer iç kapaklı veya bastırılacak bir belge(kitap, rapor vs vs) çalışıyorsanız, iç ön sayfa için gerekli ayarları da bu kutucuktan yapabilirsiniz.

***

Şimdiye kadar eksikliğini tez yazarken hissettiğim, LibreOffice ile gelen ve geç farkettiğim ve yazmakta da epey bir geç kaldığım bir özelliği de buraya not düşerek kafamdaki bir işi daha bitirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum.

Eğer yok efendim hala “…zor geldi, anlamadım, karışık yaa” diyorsanız, üzülmeyin sizler için de bir şablon ana belgemsi bir şey hazırladım. belge içinde numaralandırma, içindekiler dinizi oluşturma gibi temel ipuçları da var. Buyrunuz, afiyet bal şeker ;)

LibreOffice'de Kapak ve İçindekiler Dizini ŞablonuLibreOffice’de Kapak ve İçindekiler Dizini Şablonu

Efendim, dünyanın en güzel eylemi okumak… Okumak için de yazı lazım, yazıyı yazmak için araç lazım… Böyle güzel özgür bir aracımız LibreOffice’i ben kendim ve ailem kullanıyorum. Çok güzel bir, araç nefis… Her gün bir sayfa yazıyorum. LibreOffice çok güzel bir özgür yazılımdır. İndirin, yoğun bir şekilde kullanın! Her işinizi görür, çok faydalıdır, hesap tablosu yaparsınız, sunum hazırlarsınız, veritabanı oluşturursunuz, aklınıza gelmeyecek binbir faydası vardır bu ofis yazılımının.

Bolca yazın, üretin paylaşın ki bolca okuyacak ürün çıkaralım ortaya. Kendi dilimizce güzel özgür eserlere hasretiz. İçinde tam 5 bileşen bulunan LibreOffice’i kullanınız, tavsiye ediniz.

(Bal Deresi reklamlarına sevgilerimle)

NOT: Bu yazı, blog.bluzz.net adresindeki günlüğümdeki yazıların Özgürlükİçin.com gezegenine düşmemesi nedeniyle, buraya kopyalanmıştır.
Yazı hakkında yorumlarınızı orijinal girdiye yapabilirsiniz.

http://blog.bluzz.net/libreoffice-ile-on-sayfakapak-olusturmak-ve-numaralandirmak/


10
Şub
Google'ın lise öğrencileri için düzenlediği Code-In 8 haftalık yoğun bir çalışma sürecinin ardından dün tamamlandı. Geçen yıl bir ödül alanlar listesi olduğundan bu listedeki iki kardeşimizi yazmıştım. Summer of Code'da olduğu gibi katılımcıların tam adları yazmadığından bu yıl 545 öğrencinin isimlerine bakıp bizim çocukları aşağıdaki kadar görebildim.

Bu genç arkadaşları tebrik ediyor, ileride daha çok görmeyi umuyorum.
20 gün sora gelen ekleme:

Google Code-in ile ilgili istatistikleri yayınladı. Buna göre Türkiye 10 katılımcıyla en aktif ilk 10 ülke arasına girmiş. Yukarıda da belirttiğim gibi code-in'de katılımcıların kendi isimlerini kullanmaları gerekmediğinden diğer 3 kişinin kim olduğunu öğrenemiyoruz. Bunda bizim kaybettiğimiz birşey yok ama onlar ileride code-in'de yer almış olmanın şöhretinden faydalanamayacaklar :( 


    9
    Şub
    RHEL 5 ve RHEL 6 için öngülen 7 yıllık süre 10 yıla çıkartıldı. 2007 yılında çıkan RHEL 5 ve 2010 yılında çıkan RHEL 6 kullanıcıları 3 yıl daha fazla destek alacaklar. Firma süreyi arttırarak yatırımcıların firmaya olan güvenini arttırarak Red Hat'e geçişlerin hızlanmasını amaçlıyor.

    Basın duyurusu:
    http://www.redhat.com/about/news/press-archive/2012/1/red-hat-enterprise-linux-stability-drives-demand-for-more-flexibility-in-long-term-operating-system-deployments

    RHEL Life Cycle:
    https://access.redhat.com/support/policy/updates/errata/
    7
    Şub

    1-3 Şubat'ta Uşak'ta düzenlenen 14. Akademik Bilişim Konferansı geçen yıl olduğu gibi bu yıl da öncesinde düzenlenen 4 günlük eğitimlerle başladı. Bu kurslar her geçen yıl daha fazla çeşitleniyor. Bu sene yaklaşık 250 kişi, 6 farklı alanda (Linux sistem yönetimi, android, güvenlik, libreoffice, postgresql ve python), 9 farklı salonda, 15 eğitmenden toplam 32şer saat kurs aldı. Bu kursların benim açımdan en önemli farkı python kursunu 4 öğrencimin (Mesutcan KurtEngin ManapSerhat Rıfat Demircan ve Ahmet Can Kepenek), Linux sistem yönetimi kursunu ise 2 eski öğrencim, mesai arkadaşımın (Oğuz Yarımtepe ve Kaan Özdinçer) vermesi oldu. Güvenlik kursunu veren Fatih Özavcı, Postgresql anlatan Devrim Gündüz, başkanımız Hakan Uygun, eski başkanımız Doruk Fişek ve Libreoffice anlatan Özgür Yazılım aş. tayfasıyla pek keyifli günler/akşamlar geçirdik. Velhasıl gelebilenlerle çok eğlendik, gelemeyenlerin kulaklarını çınlattık ;)

    Benim için bir diğer farklı durum da Uşak eski milletvekili Osman Coşkunoğlu ile tanışma, konuşma fırsatı bulmam oldu. Siyesetçi olmanın ötesinde bir yaklaşımı olduğunu gördüm ve kendisiyle tanışmaktan mutluluk duydum.

    Konferans bu yıl gerçekten zorlu hava koşullarında gerçekleştirildi. Buz gibi günler ve daha soğuk akşamlarda Uşak'ta bir bilişim fırtınası estirdi Akademik Bilişim Konferansı. Mustafa hoca her yıl bu hedefe daha fazla yaklaşmak için daha geniş kitlelere ulaşmayı deniyor. Bu yıl Uşak'lı muhtarlar ve meslek odaları temsilcileri de konferansa dahil oldular. Seneye şehrin daha geniş bir katılımını sağlamak için planlar da yaptık.

    Konferans 3 gün boyunca 1000'e yakın katılımcıyı ve 30 sponsor firmayı ağırladı. Bazı günler Ankara ve İzmir yollarının kardan kapandığını göz önüne alınca bu sayı oldukça iyi sayılır diye düşünüyorum. Bilişimin her alanında bildiriler sunuldu, seminerler verildi, panellerde konuşuldu. Başta Kemal Karaman ve Şahser Güven olmak üzere yerel organizasyondaki arkadaşlar her şeye yetiştiler. Kemal ve Şahser hocalarla ilerideki ab'lerde de göreşeceğimizi tahmin ediyorum.

    Konferansta hakkında en fazla konuşulan konu f@tih projesiydi. Bir belirsizlikler projesi olduğundan bu kadar fazla konuşuldu belki de. Bu konuyla ilgili ayrıca yazmak istiyorum.



    Çok yaşa Mustafa Akgül, çok yaşa Ethem Derman, çok yaşa Ufuk Çağlayan diyor, bu duygu ve düşüncelerle gelecek yıl yeni bir akademik bilişim konferansında buluşmak üzere huzurlarınızdan ayrılıyorum.
    6
    Şub
    Hepimiz Pardus'un yarını hakkında bir çalıştay yapılacağını bir şekilde duyduk. Bu çalıştaya bütün Pardus kullanıcılarının çağırılmayacağı çok açık. Tahmin ediyorum eski/yeni geliştiricilerin de önemli bir kısmı bu çalıştayda bulunmayacak. Emin olmamakla birlikte ben bu toplantıya çağrılacağım yönünde şeyler duydum.

    Bu toplantıda dile getirilmesini istediğiniz görüşleriniz varsa buraya yazarsanız toplantıda dile getirmeye çalışacağımı henüz vakit varken yazmamın iyi olacağını düşünüyorum. Hakarete varmayan her görüşü imkanlar ölçüsünde toplantıya taşıyacağım.

    İşin doğrusu toplantıdan ümitli değilim ama son bir sözümüz varsa onu söyleyip öyle ayrılalım diyorum.
    5
    Şub
    Geçen yıl ilki düzenlenen Ulusal IPv6 Konferansının ikincisi bu yıl 15 Şubat'ta Ankara'da düzenlenecek. Konferans programına buradan ulaşabilirsiniz. Herkese açık ve ücretsiz olan etkinlik için kayıt yaptırmak yeterli. Biz de fi6en ile orada olacağız, bekleriz.
    Pardus İçin Susma!

    Pardus İçin Susma!

    http://lists.pardus.org.tr/pardus-camia/2012-February/000743.html

    ———

    Görselin tam boyutu için üzerine veya buraya tıklayın.

    Görselin XCF kaynak dosyası: http://dl.dropbox.com/u/38862200/pardus-susma-TASLAK-2.xcf – Dileyen alıp değiştirip kullansın diye…


    1
    Şub

    Herkese merhaba ;

    Pardus’un başına gelen son gelişmeleri kısa bir şekilde buraya yazmak istedim.

    Uzun süredir ara verdiğim blog yazılarına böylesine üzücü bir haberle devam etmek istemezdim.

    Üzücü haber ise Pardus’da ki son durumun pek iç açıcı olmaması, olay kısaca Pardus’a verilen önemde bariz bir değişim olması.

    Öyle ki zaten fiili olarak sonu gelen “Pardus 2011″ sürümü resmi olarak sonlandırıldı. [1]

    Böylece desteği devam eden bir bireysel sürüm kalmadı. Şuan desteği devam eden tek Pardus sürümü “Kurumsal 2″…

    Sadece bu da değil Pardus’un başına gelenler. Aynı zamanda devletin desteğini azalttığını da söyleyebiliriz. Zaten ekip de yazdan beri sürekli bir küçülme var. Önce topluluk da ardından geliştirici kadrosunda gördük bu olayı.

    Neden bilmiyorum ama galiba birileri istemiyor bu projeyi. Bir çok insan da böyle düşünüyor. Zira durum apaçık ortada.

    Her neyse, önemli olan Pardus’a ne olduğu değil ne olacağı.

    Bence bundan sonra önemli olan kullanıcıların tepki göstermesi ve örgütlenmesi. Zira projede bu kadar yol katedildikten sonra, bu kadar kullanıcı kitlesi oluştuktan sonra bırakmak olmaz.

    Gelişmeler için Pardus e-posta listelerini takip etmenizi öneriyorum. [2]

    Bir kullanıcının konuyla ilgili harika görüşünü aktarıyorum.

    “Kimya öğretmeniyim. Laboratuvarımda bilgisayarda Pardus yüklü ve bir dönem boyunca tüm derslerde animasyonları sunuları hep Pardus’la gösterdim. Pardus kullanmalarını önerdim, dersin son bir iki dakikasını tanıtıma ayırdım. Şimdi o kadar ısrarımın, tanıtımın ardından bir öğrencim gelip de Pardus projesi bitmiş hocam derse, ben ne diyeceğim o çocuklara ? ”

    Konuyla ilgili söylenecek son şeyi de arkadaşım Hüseyin Özkan söyledi ; “Yazık oldu !”

    Ps: Bir de konuyla ilgili bir çalıştay olacakmış ama hala ayrıntıları belli değil.


    Görsel : http://oluharfler.blogspot.com

    [1] http://lists.pardus.org.tr/gelistirici/2012-January/057195.html
    [2] http://liste.pardus.org.tr/mailman/listinfo/pardus-camia

    Bugün kullanmış olduğum Pardus 2011.2 sürümünde üçbeş adet büyük hacimli oyunu paket yöneticisinde kurmak için seçtim ve kur dedim.Evden ayrıldım.Nerden bileyim yetersiz disk alan sorunumun olduğunu.

    Geldiğimde oyunlar menüsüne baktım yeni oyunlar gözükmüyordu.Paket yöneticisi de paket kurduktan sonra genelde özet verirdi.Yani paket yöneticisi ortalarda yok.Bir açayım şu paket yönetisini ne yapmış ne etmiş diye bakayım dedim.Tıkladım paket yöneticisine sistem dondu.Bilgisayarı güç düğmesiyle kapattım.

    Tekrar açmaya çalıştığımda DeepinLinux a ait grup menüsü uçmuştu.Bilgisayarda 5adet işletim sistemi olmasına rağmen hiçbirisine ulaşamıyordum.Neyse pes etmek yok dedim.Elimde bulunan Pardus 2009.1 kurulan Cd ile sistem kurtarma menüsünden Pardus grubunu tekrar kurdum.Yeniden başlattım.Otomatik olarak Windows Xp açıldı.Grup yoktu ortalarda.Ben her ihtimale karşı Usb belleğime Windows üzerinde Lubuntu 11.10 u yazdım.

    Windows u da yeniden başlattığımda grup gelmişti.Pardus un grub u bu.Listede Pardus ve Windows var.Diğer 3işletim sistemi yok.Pardus u açayım dedim açamadım.Yetersiz disk sorunu olduğu için Pardus 2009.1 çalışan cd den disk yöneticisini kullanarak Pardus un kurulu olduğu diski genişlettim.Tabi swap alanım gitti.Yani swap alanı olarak ayırdığım 1gb alanı Pardus un kurulu olduğu bölüme ekledim.Yeniden başlatıp Pardus 2011.2 yi açmak istedim açılmadı bir türlü kdm ekranı gelmedi.start kdm,startx,df-h,service xdm start gibi komutlar da işe yaramadı.

    Grup menüsünden Pardus 2011.2 yi seçtiğimde konsol ekranı geliyor.Kayan yazılar ve dönen fare tekerleği ve tekrar konsol.Yani kdm yok ortada.

    Önce Lubuntu 11.10 ile Pardus taki dosyaları kurtarıp sonra Pardus u tekrar yüklemeyi düşündüm.Fakat Pardus taki home dizinime yetki sorunlarından dolayı erişemedim.Lubuntu Live ı açarak internetten sorunun çözümlerine baktım.

    Öi forumunda home dizininde gizli klasörlerde .kde isimli klasörü silme tavsiyesinde bulunulmuş.Deneyecektim ama Lubuntu ile bunu yapamıyordum tabi.Hemen Pardus 2009.1 çalışan cd yi taktım sistemi birkaç denemeden sonra açtım.2011.2 deki home dizinime ulaşmak istedim olmadı.Root hakları gerekiyordu.Konsolu açtım.su - komutunu verdim.Şifre istedi.pars denedim olmadı.pardus dedim kabul etti ve konsolda root olmuştum.dolphin komutunu da verince dolphin dosya yönöticisini root olarak  açmış oldum.Hemen kurulu olan Pardus umun home dizinine ulaştım.Gizli dosyaları görünür yapıp .kde isimli klasörü sildim.Sistemi yeniden başlattım ve çok şükür sistemin açıldı.

    Yeniden Pardus u kurmak çok vakit alacaktı.Önce Pardus 2011 kuracağım (çünkü 2011.2 için Dvd hazırlamadım.Usb yi de Pardus kurmak için hiç hazırlamamıştım) sonra 2011.2 ye yükseltecek ve sonra bir ton özelleştirme yapıp uygulamalar yükleyecektim..kde dizinini silince birçok ayarım sıfırlandı ama yeniden sistem kurmaktan iyidir.

    Daha sonra açılış yöneticisine diğer 3işletim sistemini ekledim.Keşke Pisi miz çalışmaya başlamadan önce boş alan kontrolü yapsa ve yeterli alan olmayınca işlem yapmaya izin vermese.Mesela seçilen paketler kurulduğunda 2gb boş alan kalacak şekilde Pisi ayarlansa herhalde bu sıkıntıyı kimse yaşamaz.

    Biraz tecrübeli olmama rağmen zorlanarak üstesinden geldim çok şükür ama her kullanıcı bu kadar zahmete katlanmıyor.Bu kadar zor mu diyor.İşte bu düşünce de Windows sistemleri başarılı  yapıyor.
    Çoğu kişi Pardus un durumu hakkında tartışa dursun biz çalışmamıza devam edelim kaldığımız yerden.Zühre 2.1 hazır.Önceki sürüme göre değişiklikler şöyle;
     1.wxcam ikonu eklendi (öntanımlı ikon yeterince çirkin idi.Zühre 2.1 ile wxcam uygulaması daha kullanılabilir görünüyor.
    2.package manager ikonu yenilendi (Tabi Pisi simgesiyle özelleştirilmiş bir ikon bu)
    3.Konqueror ikonu yenilendi.
    4.amsn ikonu yenilendi
    5.kget ikonu eklendi. (Kget ikonu 2.0 da olmadığı için bu ugyulama Oxygen ikon temasının ikonunu kullanıyordu.Ama şimdi Zühre 2.1 den alıyor ikonunu)
    Terminal emülatörü olarak Konsole'yi kullanıyorum. Tüm ihtiyaçlarımı karşılıyor. Eksiklik olarak gördüğüm çeşitli sık kullanılan komutlar için kısayollar (düğmeler veya menü seçenekleri) oluşturabilmek gibi çok uç şeyleri saymazsam her şeyi tam.

    Ya da şöyle söylersem daha doğru olacak, 4.6 serisinde kullandığım sürümü öyleydi, özellik tamdı benim için. İlk olarak 4.7'de karşılaşmıştım ama KDE'nin bu sürümüyle fazla zaman geçiremeden tekrar 4.6'ya döndüğümden sorun olarak gördüğüm bu duruma bakamadan kalmıştı. Sanırım yeteri kadar merak unsuru oluşturdum, durumdan bahsedebilirim artık.

    Konsole'nin önceki sürümlerinde bir metin seçilip fare ile doğrudan sürüklenebiliyordu. KDE 4.6 serisinden sonraysa sürükleme işlemi için bir de Ctrl tuşuna basmak gerekiyor. Bu değişikliğin nedeni Konsole üzerinde dikkatsizce yapılabilecek sürükleme bırakmaların sorunlara neden olabileceği düşüncesi. Konsole üzerindeki sürükleme davranışının KDE 3'teki gibi seçime bağlı olması için bir istek açılmış KDE Hata Takip Sistemi'nde ama nedense ayarlar ekranına bir seçim koymak yerine doğrudan sürükleme işleminin Ctrl ile yapılması sağlanmış. Bu da bir kısım kullanıcıyı daha güvenli bir Konsole'ye kavuştururken bir kısım kullanıcıyı da daha az yetenekli bir Konsole'yle baş başa bırakıyor.

    Kendim için durumu kullandığım Konsole'de 4.6 davranışını geri getirerek aştım ama daha genel bir çözüm için Konsole geliştiricilerinin bunu isteğe bağlı yapması için ikna edilmesi gerekiyor gibi.

    Şimdi kaldığım yerden sürükleyip bırakabilirim.

    Konuyla ilgili bağlantılar da aşağıdaki gibi:
    31
    Oca

    Sanal makine işlerim için genelde Virtualbox kullanıyorum. Geçenlerde üzerinde çalıştığım makinelerin birinde disk alanı yetmemeye başladı. Kısa bir araştırmadan sonra ufak bir iki işlem ile disk boyutunu artırabileceğimi buldum. Öncelikle sanal makinenin ayarlarından Depolama bölümüne gelerek, ilgili kontrolleyici üzerinde yeni bir hard disk ekliyoruz.

    Burada “Create new disk” seçeneği ile devam ederek yeni oluşturacğımız disk boyutunu istediğimiz gibi vererek yeni sanal diskimizi oluşturuyoruz.

    Ardından kullanıcının ev dizinindeki “VirtualBox VMs” klasöründeki ilgili sanal makinenin dizinine giriyoruz. Burada yeni oluşturduğumuz sanal diski görebiliriz.

    Yapacağımız son işlem eski sanal diski yenisininin üzerine klonlamak. Bunu yaparak eski sanal disk üzerindeki tüm verilerimizin, boyutunu artırdığımız yeni sanal disk üzerine kopyalanmasını sağlıyoruz. Bunun için aşağıdaki komutu veriyoruz:

    $ vboxmanage clonehd pardus2011.vdi pardus2011_new.vdi –existing

    Bu komuttan sonra aşağıdaki çıktıyı almamız gerekiyor.

    0%…10%…20%…30%…40%…50%…60%…70%…80%…90%…100%
    Clone hard disk created in format ‘VDI’. UUID: 466f5ad3-daf5-4974-8c85-2323357bf446

    Artık VirtualBox üzerinde eski sanal diski kaldırıpi yenisini göstererek sanal makinemizi başlatabiliriz. Sanal makine tekrar açıldığında yeni disk üzerindeki ilave alan biçimlendirilmemiş görünecektir. Örneğin eski sanal disk 10 GB ise ve biz 15 GB’lik bir yeni sanal disk oluşturmuş isek, bu 5 GB lik alan biçimlendirilmemiş olacaktır. Kullanılan işletim sistemine göre bu ilave alanı eskisinin üzerine eklemek gerecektir.

    Share

    30
    Oca

    Git’in hastasıyız; vcs, deployment vb. her işimize yarıyor sağolsun. Ancak hala svn’e bağlı kaldığımız yerler oluyor. Benim örneğimde takip ettiğim upstream vcs olarak svn kullanıyor ve çatallayamıyorum, yansılamak için bir çözüm ararken bir başka git magic ile karşılaştım.

    Git depomuzu tutacağımız dizine girdikten sonra aşağıdaki adımları uyguluyoruz:

    1
    2
    3
    4
    5
    6
    
    $ git init
    $ git svn init -T  <svn_depo_adresi>
    $ git svn fetch
    $ git gc
    $ git remote add origin <git_push_adresi>
    $ git push origin master

    Bu adımları tamamladığınızda o an için svn deposunun yansısını almış oluyorsunuz. Daha sonrasında senkronizasyonu sağlamak için ise aşağıdaki adımları tekrarlıyorsunuz:

    1
    2
    
    $ git svn rebase
    $ git push origin master

    Senkronizasyon işini takip etmek istemiyorsanız siz de benim gibi bu işi cron ile çözebilirsiniz.