21
May
KDE kullanıyor ve biraz da olsa KDE'yi yakından takip ediyorsanız büyük ihtimalle son günlerdeki KDE Türkiye'deki hareketliliği görmüşsünüzdür. Henüz bu hareketliliğin tam karşılığı kde.org.tr'ye yansıtılmış olmasa da neler olacağını şimdiden görmek ve katkıda bulunmak için KDE yerelleştirme listesine üye olabilirsiniz.
Bugün KDE yerelleştirme listesine Serdar Soytetir'in kde.org.tr'nin görünümüyle ilgili attığı mesajdan sonra kde.org.tr'de kullanılabilecek logolarla ilgili çeşitli öneriler geldi. Ben de Google'da örneklere bakarken Inkscape ile KDE logosunun nasıl çizileceğini anlatan detaylı bir eğitselle karşılaştım. Şu an zamanım olmadığı için burada eğitselin çevirisini yapamayacak olsam da ilgilenenler Almanca eğitseli Google Translate ile İngilizce'ye çevirerek veya video eğitselleri izleyerek rahatça yararlanabilir.

Tabii KDE logosunu kullanmak için tek yol onu kendinizin çizmesi değil, istediğiniz KDE logosunu şuradan alabilirsiniz isterseniz.
20
May
Türkiye'de İnternet Konferanslarının onyedincisi bu yıl 7-9 Kasım tarihleri arasında Eskişehir'de Anadolu Üniversitesinin ev sahipliğinde yapılacak.

Onbeşinci Akademik Bilişim Konferansı ise 2013 Şubat ayında Akdeniz Üniversitesinde düzenlenecek.

Bilişim camiasının en büyük iki buluşmasını takvimlerinize şimdiden işaretleyin de sonradan keşke haberim olsaydı demeyin.
19
May
Aşağıda okuyacaklarınız geçtiğimiz günlerde iki parça olarak KDE Yerelleştirme listesine attığım mesajdır. KDE ile ilgili olan ama henüz listeye üye olmayan kişilere ulaşması için günlüğümden de yayınlıyorum. Ama tartışmaların liste üzerinden devam etmesi için bu kaydı yorumlara kapatıyorum. KDE ile ilgili bu ve benzer konular hakkında fikirlerinizi söylemek için KDE Yerelleştirme listesine kayıt olunuz.
Burada kde.org'u kısaca analiz ederek ondan kde.org.tr'de nasıl yararlanabileceğimiz hakkında kendi kişisel fikirlerimi paylaşacağım. Bunlar hakkında tartışıp karar verdiklerimizi uygulayabilir, ayrıca tartışmalarla yapılabilecek yeni şeyleri ortaya çıkarabiliriz.

kde.org'un en üst bölümünde beş ana bölüme bağlantı bulunmaktadır. Bu bölümler aşağıdaki gibidir:
Şimdi tek tek bu ana bölümlerin içeriklerine bakalım.

Community bölümünde KDE topluluğu, KDE topluluğunun neler yaptığı ve bu topluluğun bir parçası olmak için neler gerektiği gibi bilgiler bulunuyor özetle. Aşağıdaki bölümlerden oluşuyor:
About KDE'yi incelemeye başlayalım. Bu bölümde KDE'nin ne olduğu, ne yapmayı hedeflediği ve ne ürettiği anlatılıyor. About KDE, Community'deki alt bölümlere sahip tek girdi. Şu alt başlıkları içeriyor:
Software Compilation'da KDE Yazılım Derlemesi'nden ve onun KDE-Libs, KDE-Base, KDE-Plasma-Addons gibi bileşenlerinden bahsediliyor.

Project Management'ta KDE'nin teknik, yasal ve finansal olarak nasıl yönetildiği anlatılıyor.

Development Model'de KDE'nin benimsediği temel geliştirme modeli, KDE Felsefesi ve Öğretileri yer alıyor.

Internationalization'da KDE'nin uluslararasılaştırma ve yerelleştirme konularına değiniliyor.

KDE e.V. Foundation, http://ev.kde.org/ adresine bağlanmış durumda. Biz kde.org.tr'de doğrudan bu siteye bağlantı vermek yerine KDE e.V. Vakfı'nı tanıtıp, sitesindeki bilgileri özet olarak sunarsak daha iyi olacaktır. Bunun için ana sayfasının tam çevirisi ve alt bölümlerdeki önemli bilgiler yeterli olacaktır. KDE e.V. Vakfı, KDE Topluluğunu hukuki ve mali konularda temsil eden kar amacı gütmeyen tescilli bir organizasyondur.

Özgür Qt Vakfı, Qt'nin her zaman özgür yazılımların ve KDE yazılımlarının geliştirimi için uygun kalmasını sağlamayı amaçlayan bir organizasyon. KDE ve Qt'nin ilk zamanlarıyla ilgili özellikle sanırım.

History'de KDE'nin tarihi, katkıcı buluşmaları, katkıcı ödülleri ve KDE'nin zaman çizelgesi hakkında kısa kısa bilgiler var.

Awards'ta KDE'nin bu zamana kadar aldığı ödüller hakkında bilgi var. Ama ilginç bir şekilde en son ödül 2009'da alınmış. Ya bu tarihten sonra KDE bir ödül alamadı ya da sayfanın güncellenmesi 2009'dan sonra gerçekleşmedi. Bu sayfa ne kadar önemli emin değilim. kde.org.tr'de tam bir çeviri yerine KDE'nin yıllar içinde pek çok ödül kazandığından bahsedebilir ve sadece önemli ödülleri belirtebiliriz, ödüller hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler için de asıl sayfaya bağlantı veririz.

Press Contact, basından kişilerin KDE hakkında daha fazla bilgi almak için kullanabileceği kanalları, KDE geliştiricileriyle röportaj yapmak isterseler kimlere başvurabileceklerini söylüyor. Ayrıca KDE ile resmi temas kurmak isteyenlere de hizmet ediyor. Her kıta için ana temsilciliklerin yanı sıra her (çoğu) ülke için de temsilciler bulunuyor. Türkiye temsilcisi Görkem Çetin. Bu sayfayı kde.org.tr'ye eklerken Türkiye dışındaki bölgesel temsilcileri belirtmemize gerek olup olmadığını tartışmalıyız. Bence buna göre yok. Ana temsilciliklerle Türkiye temsilcisi hakkında bilgi vermemiz yeterli olacaktır. Bu hem sayfanın daha sade hem de daha kolay bakımlı olmasını sağlayacaktır. Diğer bölgesel temsilciliklerin görülmesi için asıl yazının ziyaret edilebileceğini söyleyebiliriz.

Şimdi Announcements bölümüne geçelim. Burada sürümler ve etkinliklerle ilgili KDE duyuruları arşivi bulunuyor. Bundan sonra kde.org.tr'de her yeni sürüm (veya herhangi başka bir etkinlik) duyurusun çevirisini yayınlarız ama ben şunu da teklif etmek istiyorum. İsteyen olursa eski duyuruları da çevirmesine izin verelim. Böylece belki ileride geniş ve aktif bir topluluk haline gelirsek KDE'nin 1.0 sürümünden son sürümüne kadar tüm sürüm duyurularının Türkçe çevirilerine sahip olabiliriz.

Events, http://events.kde.org/upcoming.php adresine bağlanmış durumda. Burada KDE temsilcilerinin katılımda bulunacağı etkinlikler listeleniyor. Biz de bu sayfanın bire bir çevirisini yapabiliriz kde.org.tr'de.

Get Involved, http://community.kde.org/Getinvolved sayfasına yönlendirilmiş. community.kde.org'un yerelleştirilip yerelleştirilemediğini bilmiyorum. Eğer yerelleştirilebilir yapıdaysa doğrudan orada çevirisini yapabiliriz. Eğer bu mümkün değilse de çevirisini kde.org.tr'de yayınlarız.

Donate bölümünde KDE'ye nasıl bağış yapılabileceği belirtilmiş ve şu ana kadar bağış yapanlar hakkında bilgiler verilmiş. Oradaki bağış verilerini otomatik olarak çekemezsek tek tek uğraşmaya gerek olur mu emin değilim. Ayrıca şunu da tartışmalıyız galiba. kde.org.tr yani KDE Türkiye olarak bağış kabul edecek miyiz? Bağışların aklıma gelen kullanım alanları şunlar: kde.org.tr'nin sunucuları için donanım alımı, ücretli çevirmen tutumu. Eğer bağış kabul etmeyi düşünürsek kde.org.tr'ye ekleyeceğimiz bağış sayfasında herkesin KDE ile KDE Türkiye'ye bağış arasındaki farkı anlayacağı açıklıkta gerekli bilgileri veririz. Tabii ilk önce bakılması gereken KDE'nin KDE Türkiye gibi yapılara bağış alma hakkı verip vermediği. Hukuk konusunda bilgili arkadaşlar bu konuya bakabilirse iyi olur öncelikli olarak.

Join The Game, http://jointhegame.kde.org/ sayfasına yönlendirilmiş. Detaylı inceleme fırsatım olmadı. Ama KDE'ye bireysel sponsorluk gibi bir şey gibi duruyor ilk bakışta. Resmi olarak da KDE eV'in resmi destek üyeliği olarak tanımlanmış. http://jointhegame.kde.org/ sitesi çevrilebilir yapıda. Gerekli çalışmaları kendi sitesi üzerinde gerçekleştirmeli ve kde.org.tr'de sadece bağlantı vermeliyiz.

Code of Conduct bölümünde KDE etrafında toplanmış kişilerin birlikte huzur içinde çalışması için önerilen davranışlardan bahsediliyor. Düşünceli olmak, saygılı olmak, işbirlikçi olmak, pratik olmak, yardımcı olmak, diğerlerinden yardıma açık olmak....

Press Page bölümü biraz Press Contact'ı andırıyor ama burada iletişime geçmek değil kendi başına bir şeyler yapmak, KDE hakkında yazı yazmak isteyen gazeteci ve blog yazarlarına yardımcı olacak bilgiler mevcut.

Thanks bölümünde KDE'nin teşekkür ettiği organizasyonlar listelenmiş durumda. Thanks ile birlikte Community bölümünü tamamlamış bulunmaktayız.

Workspaces bölümünde KDE'nin farklı iş akışı ve cihazlar için özel olarak tasarlanmış çalışma alanları sahip olduğu anlatılıyor. İki alt bölüme sahip burası:
Bu iki başlıkta da ilgili çalışma alanları anlatılmakta ve özelliklerinden bahsedilmekte.

Applications bölümünde tüm KDE uygulamaları kategorilere ayrılmış ve tek tek anlatılmış bulunmakta. Biz bu yolu izlememeliyiz bence. Çünkü buradaki çalışmalar ve içerikler bana ilk bakışta http://userbase.kde.org/Applications sayfasının tekrarı gibi geliyor. Bence doğrudan http://userbase.kde.org/Applications üzerinde çeviri çalışmalarını yürütmek ve kde.org.tr'de yalnızca bu sayfaya bağlantı vermek en iyisi. Kolayca karşılaştırma yapabilmeniz için iki sayfa:
Developer Platform bölümü KDE Geliştirme Platformu hızlı ve verimli uygulamalar oluşturmanıza yardımcı teknolojilerin bir araya gelmesiyle oluşmuştur diyerek başlıyor, arkaplan, özellikler ve kullanılan teknolojilerin neler olduğundan bahsediyor. Alt bölümleri olan Techbase Wiki, API Docs ve Tutorials ise sadece ilgili dış sayfalara bağlantı:
Biz kde.org.tr'de yalnızca Developer Platform bölümünü çevirmeliyiz, yerinde çevrilmeye müsait Techbase Wiki ve Tutorials'ı ise kendi sayfaları üzerinde çevirmeliyiz. API Docs ise çevrilmeye müsait değil yapısı itibariyle.

Support bölümünde KDE hakkında yardım alınabilecek kanallar listelenmiş ve kısaca açıklanmış. Support bölümünün alt bölümleri ise şu şekilde:
International Sites'te diğer bölgesel KDE sitelerine bağlantılar bulunuyor. Bu sayfaya ihtiyacımız var mı emin değilim. Şu bakımdan işe yarayabilir, KDE katkıcıları diğer bölgesel KDE sitelerini görebilir, onlarla etkileşime girebilir, onlardan ilham alabilir. KDE kullanıcıları KDE'nin ne kadar yaygın olduğunu görebilir. Diğer yandan da kde.org'daki kadar anlamlı olmayacak gibi geliyor kde.org.tr'de.

Documentation, http://docs.kde.org/ adresine yönlendirilmiş durumda Bunun için kde.org.tr'de yapacağımız bir şey yok burası için. KDE uygulamalarıyla birlikte gelen belgeleri Türkçe'ye çevirdiğimiz zaman Türkçe için anlamlı olacak docs.kde.org.

Userbase Wiki, http://userbase.kde.org/ adresine bağlantı içeriyor. Bunun için kde.org.tr'de yapacağımız bir şey yok burası için. Kendi üzerinde çeviriye müsait userbase.kde.org. Türkçe çalışmaları başlamış ama epey sevgiye muhtaç durumda, henüz çok az çeviriler.

Sys Admin Wiki, http://techbase.kde.org/SysAdmin adresine bağlantı içeriyor. Çeviri çalışmaları bu site üzerinden yapılmalı.

Forums, http://forum.kde.org/ adresine bağlantı içeriyor. Burada da KDE Türkiye için forum düşünüp düşünmediğimizi konuşabiliriz. Bence KDE Türkiye bünyesinde bir foruma ihtiyacımız yok. En fazla http://forum.kde.org/viewforum.php?f=109&sid=67ae22340034821d946ce7d38f3ca0a9 adresinde Türkçe için de bir alt bölümün açılması için istekte bulunmamız yeterli olacaktır bence. Buna bile gerek olmayabilir şu an, Türkiye'deki GNU/Linux dağıtımlarının topluluk sitelerindeki KDE forumları yeterli geliyordur. Ama ileride KDE, Windows, Mac OS X gibi platformlarda da daha çok yaygınlaştıkça bir Türkçe KDE forumuna ihtiyaç olabilir. Bu da dediğim gibi http://forum.kde.org üzerinden sunulmaya çalışılabilir.

Report a Bug, https://bugs.kde.org/ adresine yönlendirilmiş durumda. Ama biz de kde.org.tr'de aynısını yaparsak Türk kullanıcılar fazla hata bildiriminde bulunmayacaktır bence. Hata takip sistemi çoğu kullanıcıya kullanılması zor görünüyor sanırım. Bence bir KDE'de hata bildirimi yazısı hazırlamalıyız ya da Userbase Wiki'de ilgili bir belge varsa buraya bağlantı vermeliyiz. İlk aramada şu çıktı mesela: http://userbase.kde.org/Asking_Questions#Reporting_KDE_Bugs Bu sayfanın çevirisine bağlantı yeterli olacaktır bence.

Mailing Lists bölümünde e-posta listeleri tanıtılıyor ve nasıl kullanılacağı anlatılıyor.

Security Advisories bölümünde güvenlik açıklarının KDE geliştiricilerine nasıl bildirileceği anlatılıyor. KDE Güvenlik Politikası anlatılıyor ve bu zamana kadarki güvenlikle ilgili durumlara bağlantılar yer alıyor.

Ve böylece kde.org'un en üstündeki beş ana bölümü arkada bırakmış olduk.

Yazıyı burada bitirerek ikinci bölümü sonraya bırakmak zorundayım çünkü düşündüğümden uzun oldu. Her ne kadar doğrudan işaret etmemiş olsam da Çevrilmesi Çok İyi Olacak Belgeler'den birkaçı şimdiden kendini belli etmiş olmalı. Yarın bu saate kadar göndermeyi planladığım ikinci yazıyla kde.org hakkındaki tüm söyleyeceklerimi bitirmiş olacağım. Onun bu kadar uzun olmayacağını garanti ederim.

İkinci ve kısa olan bölümde sıra. Geçtiğimiz yazıda kde.org'un en üstünde bulunan beş ana bölüme bakmıştık.

Bu beşlinin altında sürekli dönen bir slayt şov bulunuyor. Slayttaki resimlerde kde.org'daki yazılara iç bağlantı olduğu gibi kde.org dışındaki, KDE ve özgür yazılımla ilgili yazılara da bağlantı bulunuyor. Örnek vermek gerekirse şu anki slayt şu bağlantıları içeriyor:

Dış bağlantılar:
İç bağlantılar:
Biz de kde.org.tr'de benzer bir slayt bulundurmaya karar verirsek, Türkiye'deki özgür yazılım topluluklarının portallarındaki KDE ile ilgili haberlere bağlantı verebiliriz. KDE'nin son sürüm duyurusuna bağlantı verebiliriz. kde.org.tr'de veya gezegenlerde KDE ile ilgili önemli ve güncel haberler yayınlanırsa bunlara bağlantı verebiliriz.

Slaytın altında Experience Freedom (Özgürlüğü Tadın) başlıklı bir paragraflık yazı bulunuyor. Daha fazlasının öğrenilmesi için verilen bağlantı da Community altındaki About KDE'ye gidiyor.

Experience Freedom'un hemen yanında Get KDE Software (KDE Yazılımını İndirin) başlıklı indirme bölümü var. KDE'nin hem güncel hem de eski sürümlerinin nasıl edinilebileceği, kaynak koddan veya ikilik paketler gibi farklı edinme yöntemlerinin olduğu ve farklı işletim sistemlerinde yapılması gerekenler anlatılıyor. Bu sayfanın çevrilmesini üstlenmek istiyorum. İzlemeyi düşündüğüm yöntem şöyle olacak:
Slaytın altındaki ikinci satır Latest Announcements (En Son Duyurular) başlığına sahip. Burada kde.org'a girilen en güncel üç duyurunun başlığı ve küçük bir bölümü bulunuyor. En sonda da duyuru arşivine bağlantı verilmiş durumda.

Latest Announcements bölümünün sağında Lates News (En Son Haberler) var. Sadece başlıklardan oluşuyor burası. Başlıkların gittiği yer ise http://dot.kde.org adresindeki girdiler. KDE Dot News'i takip etmediğim için bilgim yok ama içeriğini çevirmek gibi bir durumuz da yok bence. En fazla takip edip kde.org.tr'de yer vermenin iyi olacağı girdileri çeviririz.

Üçüncü satırın sol kısmında Latest Applications (En Son Uygulamalar) bulunuyor. Bölümde en güncel dört uygulamanın ismi, ekran görüntüsü ve kısa tanıtımı bulunuyor. Buradaki bilgiler http://opendesktop.org üzerinden otomatik olarak çekiliyor sanırım. Tanıtım kısımlarının çevirisi bence ne http://opendesktop.org tarafında ne de kde.org.tr tarafında mümkün değil. Tanım kısımlarını almayarak sadece ekran görüntüsü ve uygulama ismini alabiliriz bence. Bu bölümünün en sonunda da daha fazla uygulama için http://kde-apps.org/ sayfasına gidilebileceği söylenmiş. İçeriğin opendesktop.org'dan çekilip en sonunda neden kde-apps.org'a bağlantı verildiğini anlamadım.

Latest Applications'ın karşısında Community Blogs bulunuyor. Burada http://www.planetkde.org adresine düşen son beş yazının başlığı, yazarının hackergotchisi ve yazarın sosyal platformlardaki adresleriyle yer alıyor. Sanırım gezegen.kde.org.tr'ye ihtiyacımız olup olmadığını konuşabiliriz burada. KDE Türkiye Gezegeni nasıl olur sizce?

Community Blogs'un hemen altında da Forum bölümü bulunuyor. Burada http://forum.kde.org adresindeki en güncel beş başlık yer alıyor. Forum hakkındaki düşüncelerimi önceki yazıda paylaşmıştım. kde.org.tr'de şu şekilde bağlantılar verebiliriz bence:
kde.org'un en sonuna geldik burada kde.org'un kimin tarafından (KDE Webmasters) bakımının yapıldığı söylenmiş. KDE marka ve logoları hakkında yasal açıklamalar yapılmış. Biz de kde.org.tr için gerekli bilgileri verebiliriz benzer bir bölümle. Epey önem göstermemiz gereken bir bölüm sanırım burası, sitenin uzun zamandır bom boşluğunun yanı sıra burada yazanlar da dikkat çekebiliyor.

kde.org analizimi / incelememi / göz atmamı tamamlamış bulunuyorum. Elbette bunun amacı kde.org.tr'de birebir bir kde.org kopyası oluşturmak değil. kde.org'daki yaklaşıma daha yakından bakabilmek ve bunlardan bizim için uygun olanları alarak kde.org.tr'de uygulamak. kde.org'daki bize uymayacak ve farklı yaklaşım göstermemiz gereken yerleri ortaya çıkarmak.

Google 8 yıldır sürdürdüğü Summer of Code hakkında detaylı bilgiler yayınladıkça[1], [2] büyük resmi görmek biraz daha kolaylaşıyor. Bu yıl 69 ülkeden 1212 kişinin kabul edildiği gsoc'a en fazla katılım 227 kişiyle geçen yıl olduğu gibi yine Hindistan'dan oldu. Hintlilerin bilişim dünyasında çok aktif olduklarını zaten bildiğimizden ve ülkenin çok kalabalık olmasından bu sonuç aslında kimseyi şaşırtmamıştır eminim.

Hindistan'dan kabul edilen öğrenci sayısı bu yıl gsoc'a öğrenci gönderen ülkeler sıralamasındaki son 50 ülkenin toplamıyla neredeyse eşit durumda. Google'ın yayınladığı istatistiklere göre bu yıl en başarılı 15 üniversitenin 7si yine Hindistandan çıktı. Hindistanı takip eden ilk 10 ülke sırasıyla; Amerika, Almanya, Rusya, Çin, Polonya, Sri Lanka, Romanya, Fransa ve Kanada. Bu ülkeler arasında en dikkat çekici olanı yaklaşık 21 milyon nüfuslu Sri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti. Geçen yıl en fazla öğrencisi kabul edilen üniversite olan Moratuwa Üniversitesi bu yıl da Sri Lanka'nın kabul edilen 42 öğrencisinden 29unu tek başına çıkararak yine ilk sırada yer alıyor. 8 yıllık süreçte en yakın rakibinin iki katından fazla (164) öğrencisi gsoc'a kabul edilen üniversitenin özgür yazılımı çok ciddiye aldığı ve gsoc'a müthiş hazırlandığı ortada.

Bir diğer önemli bilgi de kabul edilenlerin sadece %8.3'ünün kadın olması. 8 yıllık süreçteki en yüksek rakam olmasına rağmen kadınların bu kadar az sayıda olması üzücü bir durum. Bu yıl kabul edilen 15 öğrencimiz arasında sadece bir kızımız (Simge Sezgin) vardı.

Türkiye bu yıl 15 öğrenciyle ülkeler sıralamasında yirminci sırada yeraldı. Geçen yıl bu sayının 7 olduğu düşünülünce ciddi bir artış görülse de, ben ülkemizin potansiyelinin çok daha yukarılarda olduğunu düşünüyorum. Seminer için gittiğim bir çok üniversitede gsoc'un hiç duyulmadığını şaşırarak görüyorum. Belki de asıl şaşırılacak şey Linux'u ve özgür yazılımı hiç duymamış çok daha kalabalık bir kitle olmasıdır.

Gsoc'un özgür yazılıma katkı vermenin tek yolu olmadığını hatırlatıp, 2013 gsoc'da daha büyük bir gruptan bahsedebilmeyi diliyorum.
16
May

Daha dün Kocaeli Üniversitesinde konuşmuşken bugün de Çanakkale Anadolu Lisesi onuncu sınıf öğrencileriyle Linux ve özgür yazılımlar hakkında konuştuk. Mesutcan ve Engin ile birlikte kısıtlı zamanda eğlenceli bir sunum yaptık. Özellikle oyun yazma konusunda çokça soru aldık ;) Onuncu sınıf öğrencilerinden sadece iki kişinin Linux adını duymuş olduğunu görünce keşke bu yıl liselere daha fazla gidip konuşsaymışız diye düşündük. Belki gelecek yıl Çanakkale civarındaki liseleri sırayla gezip bir tanıtım faaliyeti düzenleyebiliriz.

Bizi davet öğretmen arkadaşım liseli gençler için bir yaz kampı düzenlersek çok fazla taleple karşılaşacağımızı söyledi. Keşke enerjimiz olsa da bir sonraki yaza böyle birşey organize edebilsek.

Dün Kocaeli Üniversitesi Bilişim Günlerinde Linux ve özgür yazılım hakkında konuşmak için 850km yol yaptık. Bu yıl mezun olacak Engin ve Mesutcan çok başarılı birer konuşmacı oldular. İlk konuşmasını yapan Ahmet zaman geçtikçe bu mevzulara alışacaktır eminim. 100 kadar katılımcının olduğu seminerlerden ben memnun ayrıldım. Umarım oradakiler için de yararlı olmuştur. Bizi samimi bir şekilde ağırlayan başta Uğurcan ve Kıymet olmak üzere bütün öğrenci arkadaşlara teşekkür ediyorum.

Daha önce hiç Kocaeli Üniversitesine gitmeyenler için kısaca okuldan da bahsedeyim istiyorum. Şehir merkezinde üniversite kampüsünü sorduğumuzda bize "arabayı şuraya park edin yürürsünüz" dediler. Biz tembel insanlar olarak okula kadar arabayla gidelim dediğimiz için neredeyse bütün şehri gezdik. Meğer depremden sonra üniversite kampüsünü şehrin dışına, bir dağ başına taşımışlar. Dağ başına diyince mecazi anlamda sanmayın bunu. Cidden dağ başını kasdediyorum. Yoldaki levhada eğim %18 olarak yazıyordu, anlayın artık. Eğer çıkabilirseniz çok büyük ve güzel bir kampüs yapılmış; herşey var içinde. Ama kışın nasıl çıkılıp iniliyordur oradan merak ettim ben.

Dönüş yolunda Bursa'ya uğrayıp Kebapçı İskender'de iskender yedik. Fiyatı pahalı, porsiyonu küçük ama çok lezzetli bulduğumuzu söyleyebilirim.
15
May
kde.org.tr uzun zamandır bir kenarda öylece yalnız başına duruyordu. Ama görünen o ki biri elini taşın altına koymaya karar vermiş. Kendisini (veya kendilerini) tebrik ediyorum.
KDE Türkiye sitesinde yapılan duyuru şöyle:
Merhaba,
Sitemiz yakında yeni içeriği ile karşınızda olacak. Çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam ediyor. Lütfen destek olmak istiyorsanız iletişim formunu kullanarak bizimle bağlantı kurun.
Görüşmek üzere ;)
Duyurunun tarihiyse 13 Mayıs 2012. Bu kadar güncel olması güzel bir şey. Çünkü bundan önce de buna benzer bir yazı vardı ama ne yazık ki sonuç alınamamıştı. Şimdi yine aynı durumun yaşanmaması için KDE kullanıcıları duyuruda da söylendiği gibi desteğini esirgememeli. Dünyanın en iyi masaüstü ortamlarından birini kullanmanın karşılığı olarak küçük de olsa bir katkı vermeli. En azından benim yapacağım bu olacak.

KDE Türkiye'de neler olacağını şu an ben de bilmiyorum ama hiçbir şey olmasa, sadece KDE yerelleştirme çalışmalarına rehberlik edecek belgeleri barındırsa bile çok iyi olur. Çünkü şu an ben KDE yerelleştirme çalışmalarına yardım edeceğim diyen bir kişinin işi o kadar da kolay değil. Gooogle'da konuyla ilgili çıkan ilk sayfalar aşağıdaki gibi ama hepsi güncelliğini kaybetmiş durumda:
Örneğin KDE yerelleştirme çalışmalarına katılmak için üye olunması gereken listenin çalışıp çalışmadığından 7 Mayıs 2012'de listeden gelen bir mesaja kadar emin değildim. Şu anki durumda liste işler vaziyette ama arşivlerin nerede olduğu muallak.

KDE Türkiye tekrar faaliyete geçtiğinde ve Türkçe konuşan KDE topluluğu bir araya geldiğinde belki çeviri konusunda şurada bir ara denemesi yapılmış çalışmaya benzer bir yapıya geçebiliriz. KDE yerelleştirmesi için bu kadar konuşmak yeter şimdilik, bu alanda ne kadar iş olduğu hakkında fikir edinmek adına şuraya bakabilirsiniz.

KDE Türkiye elbette sadece yerelleştirme çalışmaları için değil Türkiye'deki KDE topluluğunu bir araya getirme konusunda da faydalı olacaktır. Belki biz de diğer toplulukların yaptığı gibi KDE 4.9, KDE 5.0 sürümleri için bir araya gelir, kutlama yaparız.

Sonradan gelen not: İletişime geçmek için formu değil yerellestirme _et_işareti_ kde.org.tr adresini kullanın. İletişim formu şu an e-posta gönderemediğinden bu doğrultuda bir güncelleme yapılmış kde.org.tr'deki duyuruda.
13
May
Zamanında H.İbrahim Güngör'ün Pardus çevirileri için kurup yapılandırdığı Transifex'i bugünlerde yeniden keşfediyorum. Transifex kendi ihtiyaçlarınız için kurup kullanabilmesinin yanında kendi adresinden de kullanılabilen bir proje. Bu aralar pek severek kullandığım için hakkında kısaca yazmak istiyorum.

Transifex 2008'de Google Summer Of Code projelerinden biri olarak ortaya çıkıyor ve şimdi sadece sekiz kişi tarafından geliştirilen çok büyük bir özgür yazılım yerelleştirme platformu haline geliyor. Katkı vermek için kayıt olmak ve ya google, twitter, facebook ve linkedin hesaplarınızdan biriyle giriş yapmak gerekiyor. 2011 rakamlarıyla 2000 özgür yazılım projesini barındıran, 10000 kullanıcısı olan, 5000000'dan fazla kelimenin çevrildiği ve 30000000'dan fazla insana ulaştığı düşünülen dev bir platform olan Transifex'ten iki türlü faydalanmak mümkün. Kendi projenizi eklemeniz durumunda kayıtlı çevirmenlerin desteğiyle çoklu dil desteğini genişletebileceğiniz gibi (ücretli çeviri yapan çevirmenler de bulunduğundan daha önce neler yaptıklarına bakarak işinizi onlara yaptırma seçeneğiniz de var) siz de diğer projelerin çevirilerine destek olabilirsiniz.

Ben Transifex'te ne yaptığımdan bahsedersem ayrıntıları daha kolay anlatacağım galiba. Özelllikle çevirisine katkıda bulunmak istediğim bir proje yoksa rasgele projelere bakıyorum Türkçe desteği var mı diye. Eğer %100 Türkçe çevirisi varsa şansımı başka bir projede deniyorum. Kısmi bir çeviri varsa burada iki farklı durum olabiliyor. Bazı projelerin çeviri grupları oluyor, bunlara katılmak için talepte bulunmak gerekiyor. Projeye ilk dil desteğini eklemek için başvurmuş kişi grubun yöneticisi olduğundan genellikle kısa sürede onay alınıyor. Bazı projeler ise böyle bir mekanizmayı da kullanmıyor ve her isteyene çevirme yetkisi tanıyor. Böyle bir projeye rastlayınca hemen çevirmeye başlayabiliyorum. Eğer projenin Türkçe çevirisi hiç yoksa projenin yukarıda bahsettiğim politikasına bağlı olarak ya yeni dil için izin istemek gerekiyor ya da izin istemeden kendim oluşturuyorum Türkçe çeviriyi.

Bütün çeviri işlerinde olduğu gibi Transifex kullanırken de :
  • Emin olmadığınız yerleri çevirmemeyi,
  • Çevirinin ciddi bir iş olduğunu,
  • Hatalı çevirinin hiç çeviri olmamasından çok daha kötü olduğunu,
  • Çevirdiğiniz metinleri insanların okuyacağınını
akıldan çıkarmamak gerekiyor.

    Transifex'teki projelerin arasında çok kapsamlı olanlar olduğu gibi çok küçük çeviri dosyaları olanlar da var. Yarım saatlik gayretle bir projeye ne kadar katkı verebildiğinizi görünce siz de eminim çok mutlu olacaksınız.
    9
    May
    15-16 Mayıs tarihlerinde Kocaeli Üniversitesinde Bilgisayar Kulubünün düzenleyeceği etkinlikte öğrencilerim Mesutcan Kurt, Engin Manap ve Ahmet Can Kepenek'le birlikte konuşacağız. Etkinliğin ilk gününde "Linux Nedir?", "Üniversitelerde Özgür Yazılım" ve "Özgür Yazılım Öğrencilere Ne Katar" konularında konuşacağız. İlk gün Alternatif Bilişim Derneğinden Ali Rıza Keleş'in de bir konuşması var. İkinci Gün 8 farklı sunum var, ikisini Android hakkında Muharrem Taç yapacak. Etkinlik programına buradan ulaşabilirsiniz.



    Salı günü o saatte daha iyi bir işi olmayanları sohbet etmeye bekleriz.
    6
    May
    Bir yazılıma Türkçe desteği vermek meslekten bilişimci olmayanların da kolaylıkla yapabilecekleri bir şey. Bu konu hakkında yazmak en azından çeviri üzerindeki ilginin azalmamasını sağlamaya yarıyor. Eski yazılarıma [1], [2] ve [3] adreslerinden bakabilirsiniz.

    Bugün biraz daha ayrıntılı inceleyelim durumumuzu:

    KDE: Arayüz çeviri oranı %77.78, belgelendirme çevirileri ise sadece %3.
    GNOME: Arayüz çeviri oranı %88, belgelendirme çevirilerinde oran %0.
    LXDE: Arayüz ve belgelendirme ayrımı yok. Çeviri oranı %100.
    Enlightenment: Arayüz ve belgelendirme ayrımı yok. Çeviri oranı %100.
    Fluxbox: Arayüz ve belgelendirme ayrımı yok. Çeviri oranı %100.
    XFCE: Arayüz ve belgelendirme ayrımı yok. Çeviri oranı %100.

    Büyük masaüstü ortamları aslında iyi durumda değiller. KDE ve GNOME sürekli geliştirilen ve bu yüzden çevirilerinin güncel tutulması için düzenli çaba gerektiren projeler. XFCE ve LXDE için sadece yeni sürümlerden önce sıkı bir çalışma yeterli oluyor. Enlightenment ve Fluxbox uzun süredir yeni sürümü çıkmayan projeler.

    Belgelendirmelerin çevirileri konusunda ne kadar kötü durumda olduğumuzu söylemeye gerek yok aslında. KDE ve GNOME için belgelendirme çevirisi neredeyse hiç yapılmamış duruyor. Arayüz kadar önemli olan belgelendirmelerin çevirileri olmayınca yabancı dil bilmeyen insanlara bu masaüstlerini kullandırmanın ne kadar zor olduğu ortada.

    LibreOffice'deki durumumuz da şöyle: Arayüzün %100'ü, belgelendirmelerin ise %46'sı Türkçeye çevirilmiş durumda. Kullanıcının ilk karşılaştığı şey arayüz olsa da belgelendirmenin tamamen Türkçe olması her işletim sisteminde çalışabilen bir özgür ofis paketi olan LibreOffice'in yaygınlığını mutlaka arttıracaktır. Zeki Bildirici'nin bu konuda neredeyse tek başına yürüttüğü çalışmalara nasıl destek verebileceğinizi buradan okuyabilirsiniz.

    Yapacağınız küçük katkıları küçümsemeyin. Bir kişi fark yaratır.
    3
    May

    Uzun bir süredir sabırsızlıkla beklenen GIMP 2.8 sürümü yayınlandı. Yeni özellikleri ile göz dolduran GIMP’in bu sürümü aynı zamanda gelişim sürecinde bir kilometre taşı.

    Öncelikle hemen herkesin bildiği gibi dileyenlere “GIMP Tek Pencere”. Bazılarımıza sevimsiz ve kafa karıştırıcı görünen yüzen çoklu pencereleri artık tek pencerede toplamak mümkün. Eski görünümü tercih ederseniz (çoklu pencere kipi) bu da bir seçenek olarak sunulmuş.

    Bir diğer özellik; Katman Grupları. Bir grup içinde topladığınız katmanlar üstünde taşı/kopyala/sil/görünür yap/ vb. işlemleri tek seferde yapabilirsiniz. Bu özellik en çok isteneler listesinde ilk sıralardaydı.

    GIMP 2.8 oldukça gelişmiş bir metin aracı ile geliyor. Çokgen temelli dönüşüm aracı, fırçalar, dokular, gradyenler, vb.

    Asıl önemli gelişme ise arkaplanda yapılanlar. Gelecekte eklenecek yeni özelliklerin temeli sayılan çekirdeğin GEGL kütüphanesi ile birleştirilmesi önemli ölçüde tamamlanmış durumda.

    Yazılımın geliştirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederiz.

    Yeni özelliklere ait ayrıntıları bu yazımızdan okuyabilirsiniz.

    İndirme adresi


    Bu yıl 21-24 Haziran tarihlerinde Bozcaada'da 8. Şarap Tadım Günleri düzenlenecek. Program oldukça eğlenceli görünüyor. Daha önce bu etkinliğe katılmış biri olarak Bozcaada'nın özellikle bu günlerde çok hareketli ve neşeli olduğunu söyleyebilirim. Etkinlikten zevk almak için illa şarap içmenin gerekmediğini, denizin ve yemeklerin de çok güzel olduğunu söyleyeyim. 4 gün katılamam diyenler için sadece haftasonu seçeneği de yeterince keyifli olacaktır.

    Bu yıl Şarap Tadım Günleriyle eş zamanlı bir özgür yazılım etkinliği düzenleyelim diyorum. Adada kalacak çok güzel oteller var. Ben daha önce Ebruli Otel'de kaldım çok da memnun ayrıldım. Başka bir sürü küçük otel de mevcut. Buradan birini beğenip yer ayırtabilirsiniz. Ada çok küçük olduğundan hangi otelde konakladığınızın pek önemi olmayacaktır. Henüz bizim program belli olmadığından sabah 10'da başlayan Şaraphane gezilerinin ardından deniz, kumsal sonrasında da günbatımında müzikle seminerlere hazırlanmış oluruz diyorum ;)

    Bildirili katılımlar için kısa özeti yorum olarak bırakabilirsiniz :)

    Etkinliğe katılmak isteyenlerin facebook sayfasına yazmaları çok iyi olur.
    1
    May

    Başta çok komik bir sorun gibi gözüküyor. Kulaklıkları takıyorsunuz. Herşey güzel dinliyorsunuz müziğinizi vs. Fakat aynı anda hoparlörde ses veriyor. Bu sorunla belki 2-3 senedir karşı karşıyayım. Fedora ve Pardus hariç diğer tüm dağıtımlarda karşılaştım bu sorunla. Ubuntu’nun tüm sürümleri ( KDE masaüstü ortamı yüklü olanlar hariç) ve ubuntu dağıtımını baz alan JoliOS vb. dağıtımlarda daha çok karşılaştım.

    İnternet üzerinde çok fazla bu sorun ile ilgili yazılmış çizilmiş edilmiş. Fakat bir çözüme ulaşılmamış. En son bir blogda Gnome Alsa Mixer kurarak bu sorunu çözebileceğimizi yazmışlar. Gerçekten de anlatılan onca karmaşık dosya editleme ve kod girme yöntemlerinden sonra ilaç gibi geldi.

    Tek yapmanız gereken terminalde

    sudo apt-get install gnome-alsa-mixer 

    komutunu vermeniz. Konsol kullan(a)mayanlar ise Synaptic ile kurabilirler.

    Şimdi gelelim kurulum sonrasında yapacaklarımıza. Gnome alsa mixer’i kurduk. Çalıştırdığımızda karşımıza aşağıdaki gibi bir arayüz açılacak.

    gnome alsa mixer

    gnome alsa mixer

     

     

     

     

     

     

     

     

    Daha sonrasında Headphone Jack Sense yanındaki kutucuğa bir tik işareti koyarak sesin kulaklık taktığımızda sadece kulaklıktan gelmesini sağlamış olduk.

    headphone jack sense

    headphone jack sense

     

     

     

     

     

     

     

     

    Elimde bulunan 4 bilgisayarda da (ikisi laptop ve ikisi netbook) sorunu böyle çözmüş oldum. Bu sorunla karşılaşıp farklı şekillerde çözebilen varsa yorumlarını bekliyorum.


    30
    Nis

    Bundan  bir ay önce ozgurlukicin yöneticiliğinden ayrıldığımı açıklamıştım*. Ancak benden sonra bu görevi devam ettirecek kişinin hemen ortaya çıkmaması nedeniyle fiilen bu görevimi yerine getirmeye devam ettim. Forumdaki bazı iletilere müdahale etmek zorunda kaldım hatta yazılan bu iletilerden forum’u eskiye göre daha az takip ettiğimden özelden yazılan e-posta ya da telefonla haber verildiğinde haberim olabildi.

    Bir kaç gün önce ozgurlukicin yöneticilerimizden Mutlu Can Yılmaz ile konuşarak yönetici yetkilerini verdim. An itibariyle de kendi yetkilerimi aldım. Artık özgürlükiçin’in sade bir üyesiyim. Elbette bundan sonrada Pardus için çalışmaya devam edeceğim. Elimden geldiğince katkıda bulunacağım. Hâlâ  umudum var ve hâlâ kullanıcı topluluğu temsilciliğine adayım :)  Arz ederim.

    http://sezaiyeniay.wordpress.com/2012/03/26/bana-musade/


    Geçen hafta Harward Kütüphanesinin akademik dergilere yıllık 3.5 milyon $ abonelik bedeli ödemeyi sürdüremeyeceğini açıkladı. Yerli ve yabancı basında çokça yankı bulan bu konuya kısaca dikkat çekmek istiyorum.

    Bilimsel (akademik) dergilerin içeriklerinin neredeyse tamamını üniversiteler ve araştırma kurumları üretiyorlar. Üretilen bu içeriğin değerlendirilmesini, yani hangilerinin yayınlanmaya değer bulunacağını da yine üniversite veya araştırma kurumlarından bilim insanları yapıyorlar. Şaşırtıcı olmayacak belki ama bu dergilerin tek müşterileri de yine üniversite ve araştırma kuruluşları. Bu resme biraz yukarıdan bakınca başka bir sektörde benzerine rastlanması zor bir durum ortaya çıkıyor. Üretenler, denetleyenler ve alıcılar aynı olmasına rağmen bu işin organizasyonundan çok büyük paralar kazanılıyor.

    Burada bir parantez açıp bahsi geçen bu dergilerin hepsinin aynı kalitede olmadığını, dergi çıkaranların hepsinin evliya olmadığını da söylemem gerekir. Küçük bir google araması sizi tahminlerinizin çok üzerinde şaşırtacak sonuçlara götürecektir. Garanti ederim.

    Harward akademik personeline 'bundan sonra kendi yayınlarınızı özgürce erişilebilir yerlerde yayınlayın. Okulun paralı aboneliklerini durduruyoruz' meailine gelecek bir açıklama yaptı ama yukarıda bahsettiğim acayip durumun değişebilmesi için bir (bir kaç) üniversitenin tavrı etkili olmayacaktır elbette. Türkiye'deki yeni kurulan üniversiteler bile yüzbinlerce dolarlara varan yıllık abonelik bedelleri veriyorlar bu dergilere. Akademik dergilerin şu anki yapısıyla devam edebilmesi için bir bedelin ödenmesi gerekiyor (apartman yöneticisine bile para verdiğimizi unutmayalım) ama bu bedel her yıl katlanarak artıp bugünkü rakamlara ulaşmamalı. Bizim gibi kaynakları daha kısıtlı olan ülkeler için bilim üretmek demek yurt dışına daha fazla para vermek demek oluyor.

    Bilgiye açık erişim için bugün Mustafa Akgül hoca'nın duyuru listesine gönderdiği epostada geçen freescienceebooksgoopenscienceocwconsortiumacademicearthonlinecollegeclasseswikibooksopenculture ve acikders adresleri eminim yararlı olacaktır.

    Açık erişim ve açık erişim altyapıları üzerinde söyleyecek sözü olan akademisyenlerden biri olan Özlem Özgöbek'in Akademik Bilişim Konferansında bu konuda bir bildirisini dinlemiştim. Umarım bu konu hakkında daha çok yazılır, çizilir, konuşulur ve bir dönüşüme gidilebilir.
    25
    Nis
    Üniversitelerimizin çoğunluğu derslerde işletim sistemi ve ofis paketi olarak sadece Microsoft ürünlerini anlatarak/öğreterek Microsoft'un parayla yaptıramayacağı bir tanıtım görevini yapıyorlar. Okulda sadece MS Ofis görmüş öğrencilerin önemli bir kısmı başka (daha iyi) alternatifler olduğunu bile bilmiyorlar. Bilişim dünyasında bir yıl sonrasını bile öngöremezken markaya bağımlı öğrenciler yetiştirmek üzerine konuşmayı sonraya bırakarak başka bir konudan bahsetmek istiyorum.

    Kamu kurumları satın aldıkları bütün bilgisayarlarla birlikte mutlaka bir işletim sistemi de satın alıyorlar. Çoğunlukla bu ikisinin ayrı satılabileceği dahi düşünülmediğinden işletim sistemi lisans bedelleri ayrıca faturalandırılmıyor bile. Ayrıca bir başbakanlık genelgesiyle kamuda lisanssız yazılım kullanılmaması üzerinde durulduğundan ve MS'den başka bir işletim sistemi tanınmadığından her yıl ne kadar harcandığı bile bilinmeden lisans bedelleri ödeniyor.

    Microsoft yakın zamana kadar üniversitelerin bu tutumundan çok memnundu. Nasıl memnun olmasın? Her türlü branşta eğitim gören öğrenciler sadece onun işletim sistemini, sadece onun yazılımlarını öğrenerek mezun oluyor ve iş hayatında da bu alışkanlıklarını devam ettirmek istiyorlar. Uzmanlığı bilişimle ilgili olmayan insanların bu konudaki alışkanlıklarını değiştirmek zahmetli bir iş olduğundan üniversiteler Microsoft'un istese de yapamayacağı kadar yaygın bir etkisi olmasında başrolü oynuyorlar. Üniversitelerin bu konumunun farkında olan Microsoft üniversitelerin etkinliklerine sponsor oluyor, öğrencilere ücretsiz yazılımlar sağlıyor ve ilişkileri sıcak tutmak için bir birim dahi bulunduruyordu (bu birim hala mevcut olabilir tabi).

    Başlıktaki savaş kısmına geçmeden önce bir de Microsoft'un lisanslama politikasından bahsedeyim kısaca. Şu an piyasada bulunan Windows 7 işletim sisteminin farklı yetenekleri olan sürümleri oldukça geniş bir yelpazede fiyatlarla satılıyor. Starter Edition (120 TL) ile Ultimate Edition (545 TL) arasında fiyatlandırılan işletim sistemleri mevcut. Herhangi bir Linux'un toplam sahip olma maliyetinin çok daha düşük olacağını hepimiz biliyoruz. Bir bilgisayarla birlikte Windows Starter isimli ve çok kısıtlı yeteneklere sahip olan sürümü alırsanız, her yıl Microsoft'a belirli bir kira ödeyerek daha üst sürümleri kullanma şansınız oluyor. MS bu kiralama işini kurumun bilgisayar sayısıyla değil, çalışan sayısıyla yapıyor. Yani bazı kullanıcılarınız (benim gibi) kesinlikle Microsoft ürünlerini kullanmıyor bile olsalar hatta hiç bilgisayar kullanmayan şoförleriniz için bile her yıl bu bedeli vermeniz gerekiyor. Eğer yıl sonunda anlaşmanızı uzatmazsanız eski kısıtlı sürüme geri dönüyorsunuz. Bu anlaşmayı yaptıktan sonra alınacak bilgisayarlarla birlikte kısıtlı sürüm için lisans parası vermeye devam etmek de gerekiyor.

    Arka planı bile değiştirilemeyen bir işletim sistemine aldığı lisans bedelleri, her çalışan için aldığı yıllık kira bedelleri Microsoft'a yetmemeye başlamış olacak ki mahkeme yoluyla kazancını arttırmaya çalışmaya başladı. Microsoft Corporation adına vekalet eden avukat Ali Aydın üniversitelere birer yazı göndererek kurumlarında bulunan işletim sistemlerinin bir envanterini istedi. Bunun için 14 gün süre verdiği yazı İHTAR VE İHBAR EDERİZ şeklinde sonlanıyordu.

    Nisan ayının başında yukarıdaki haksız lisanslama modeliyle yıllık haraç ödeyen bir üniversiteye Microsoft'un avukatı ve bilirkişi, bir hakimle birlikte gittiler. Yapılan bu baskın sonunda üniversitenin yıllık ödediği miktar arttırılmaya çalışılıyor. Halen bilirkişi raporunun hazırlanması sürdüğünden sonucun ne olacağı henüz belirlenmiş değil. Bu sürecin diğer üniversiteler için de başlamak üzere olduğu ve Microsoft'un hepimizle arasındaki köprüleri yakmak üzere olduğu konuşuluyor.

    Bu acayip durum karşısında elbette çaresiz değiliz. Sahipli yazılımlar bedava bile olsa özgür işletim sistemleri tercih edilmeliler bence. Özellikle üniversiteler gibi bilim öğreten, araştırma/geliştirme yapan kurumlar için kapalı kodlu, sahipli yazılımlar kullanmak en son tercih edilecek şey olmalı. Bunları söylerken bir kurumun yeni bir işletim sistemine göçünün bugünden yarına yapılamayacak birşey olduğunu da biliyorum elbette (eskiden olsa bizim çocukların geliştirdiği Pardus var derdik. Neyse o ayrı bir konu). İşletim sistemi göçü orta vadeli bir planla ve çok iyi planlanarak yapılması gereken bir konu. Kısa vadede, hemen, yapılabilecek şeylerin başında kurumlarımızda kullanıdığımız ofis paketi olarak MS Ofis yerine LibreOffice kullamaya geçiş yapmak geliyor. Dünyanın parasını (çoğu üniversitenin bir kaç bin çalışanı olduğunu düşünürseniz gerçekten dünyanın parası ediyor) MS Ofise vereceğimize LibreOffice'i özgürce kullanabiliriz. Kullanıcı arayüzü tamemen Türkçe olmasına rağmen yardım içeriğinde bazı eksikler var. Onların da üstesinden gelmeye çalışıyoruz. Sadece ofis paketinden elde edeceğimiz tasarruf ülke bazında milyonlarca doları bulacaktır.

    Not1: Elbette lisans ücreti olan bir yazılımı bedava kullanmayı beklemiyorum/önermiyorum. Kamunun; yani hepimizin, parasını harcadığımızı hesaba katarak bütün ihtiyaçlarımızı karşılayan ücretsiz yazılımlar varken gidip MS'e para vermeyelim diyorum. İlla para vereceksek bile bunu perakende fiyatından yapmayalım bari. Yurtdışı fiyatının onlarca katına bize satılmaya çalışılan yazılımlar karşısında alternatifsiz olmadığımızı bilelim.

    Not2: Ofis paketinin meselenin tamamını çözmeyeceği de çok açık ama kullanıcıları günlük işlerini özgür yazılımlarla yapmaya geçirebilmek işletim sistemi geçişinde büyük kolaylık sağlayacaktır. Orta vadede hedeflememiz gereken şeyin mümkün olan her yerde (bazı kullanıcıların yaptıkları işler dolayısıyla sahipli yazılımlar kullanmaları zorunlu olabiliyor) özgür yazılımlar ve özgür işletim sistemleri kullanmaya geçişi planlamak olduğuna inanıyorum.

    Umarım Microsoft'un bu hamlesini özgürleşme yolunda bir adıma dönüştürebiliriz.
    24
    Nis
    23
    Nis
    Az önce Halim Baykuş'un Google+'ta paylaştığı Sokağı Bu Yüzden Bıraktık başlıklı videoyu izledikten sonra ara sıra tekrarladığım GNU/Linux'taki üç boyutlu futbol oyunlarının durumu araştırmalarımdan birini gerçekleştirdim ve yeni bir isimle karşılaştım, Gameplay Football ile.
    Properly Decent'in geliştirdiği Gameplay Football'un 2012'nin son çeyreğinde hem Windows hem de GNU/Linux için çıkacağı söylenmiş. Oyunun 0.6 sürümü indirilebilir durumda olmasına rağmen geliştirici ekip (şu an yalnızca tek bir kişi sanırım) GNU/Linux sürümünde çeşitli performans sorunlarıyla karşılaştığı için yalnızca Windows sürümünü sunmuş durumda şu an. Çok güzel kütüphaneler kullanılarak yazılmasının da sağladıklarıyla oyunun Windows sürümü GNU/Linux üzerinde sorunsuzca çalışıyor.
    Boost    openAL     SDL

    Bu bir beta sürümüdür, hiçbir sorumluluk almıyorum,
    bilgisayarınız bozulabilir, köpeğiniz ödevinizi yiyebilir
    veya kız arkadaşınız sizden ayrılabilir!

    Lütfen bağış yapın, böylece bu oyunu geliştirmeye devam edebilirim!

    Oyuna çok kısa göz atabildiğim için henüz bir inceleme yazamıyorum ama zevkle oynanabilecek bir futbol oyunu gibi geldi bana ilk bakışta. Detaylı sayılabilecek bir incelemeyi Indie Game Magazine'de bulabilirsiniz. Değişim listesi de şurada. Oyunun geçtiğimiz ağustosta kaydedilmiş bir videosunu da YouTube'da bulabilirsiniz:

    Umarım Gameplay Football'un yerleşik sürümünü en kısa zamanda GNU/Linux üzerinde oynamaya başlarız. Futbol oyunlarını seven bir GNU/Linux kullanıcısıysanız oyunun geliştiricilerine bağış yapmayı ve desteğinizi belirtmeyi unutmayın lütfen. Çevrimiçi çoklu oyuncu desteği geldiğinde birlikte de oynarız, fena mı olur.
    SFML topluluğunca en çok istenenlerden biri Android desteği. SFML forumlarında ve hata takip sisteminde bu desteğin eklenmesine yönelik istekleri her zaman görmek mümkün. SFML geliştiricisi Laurent Gomila ise Android desteğini henüz düşünmediğini çünkü böyle bir çalışmaya başlamadan önce SFML'nin içinde bazı temel değişikliklerin yapılması gerektiğini söylüyor.
    Geçtiğimiz perşembe SFML forumunda Beuc isimli kullanıcı Android üzerinde SFML'yi çalıştırma konusunda denemeler yaptığını duyurdu. Beuc'un çalışması SFML'nin 1.6 sürümünü temel alıyor ama 2.0'ın sürüm adayının çıkmasıyla çalışmaların 2.0 için güncellenmesi olası. Şu anki çalışma ekrana bir Android uygulama penceresi getirebiliyor ve bağımsız görüntüleri gösterebiliyor.

    Proje sayfasına GitHub üzerinden ulaşılabiliyor, yapılmış bir örnek uygulama www.beuc.net/tmp/sfml-android/sfml-test-debug.apk adresinde ve örneğin kaynak kodları da www.beuc.net/tmp/sfml-android/test-sfml.tar.gz adresinde bulunuyor.

    Çalışma Android 2.3 veya sonraki sürümlerini destekliyor ve NativeActivity tabanlı olduğu için geliştirme yapmak için tek satır Java gerekmiyor. Çalışmada yer alan başlıca değişikler arasında EGL kullanıma hazırlamaları ve glVertex'in GLES1'ın glDrawArray'ine dönüştürülmesi bulunuyor.
    SFML şu anda sadece masaüstü sistemleri destekliyor, Android gibi çok kullanıcısı olan bir platformun da desteklenmesi SFML'nin yaygınlığının artmasına katkı sağlayacaktır. Konuyla ilgili gelişmeleri takip etmek için projenin beslemelerini veya forumdaki SFML on Android - proof of concept başlığını izleyebilirsiniz.


    21
    Nis
    Geçen hafta katıldığım çalıştay'da haberim olan konulardan biri de 'Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu' oldu. 22 Şubat'ta kabul edilen ve 22 Ağustos tarihinde yürürlüğe girecek olan kanun hepimizi etkileyecek değişiklikler getirdiğinden bir kaç önemli noktaya dikkat çekmek istiyorum. Merak edenler belgenin tamamını okuyacakladır ama bazı bölümleri burada alıntılayacağım.

    Öncelikle kanunun amacına bakalım:
    Bu Kanunun amacı, ülkemizin kültürel varlığı ile bilgi birikimini oluşturan fikir ve sanat eserlerinin basılmış veya çoğaltılmış nüshaları ile ikili ya da çok taraflı anlaşmalar uyarınca yurt dışında basılan veya çoğaltılan fikir ve sanat eserlerinin etkin, sağlıklı ve eksiksiz bir biçimde toplanması, gelecek kuşaklara aktarılması, elverişli ortamlarda saklanması, korunması, düzenlenmesi ve toplumun bilgi ve yararına sunulmasına ilişkin esasları belirlemektir.
    Çoğu zaman olduğu gibi iyi bir şeyin hedeflendiğini görüyoruz. Birşeylerin kütüphanelerde derlenemesi hedefleniyor, peki neler arşivlenecek:
    Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde basılan veya çoğaltılan, aşağıda belirtilen her türlü eser, bu Kanun kapsamında derlenir:
    a) Kitap, kabartma harfli kitap, kitapçık, ansiklopedi, albüm, atlas ve nota gibi tek başına ya da bir takımın veya bir dizinin parçası niteliğinde olan ayrı yayımlanmış eserler.
    b) Gazete, dergi, yıllık, bülten, takvim gibi süreli yayınlar.
    c) Afiş, kartpostal, gravür, reprodüksiyon, basılı fotoğraf gibi grafik eserler.
    ç) Veri içeren her türlü slayt, şerit, film parçası, makara, kaset, kartuş, film ve mikroform gibi materyal.
    d) Her türlü bilgisayar, müzik ve video cihazlarında kullanılmak üzere üretilmiş ses, görüntü ve veri içeren optik ve manyetik ortamlara kaydedilerek çoğaltılmış eserler.
    e) Prospektüsleriyle birlikte blok veya tek olarak pul ve kağıt paralar.
    f) Coğrafik, jeolojik, topoğrafik ya da meteorolojik harita, plan ve krokiler.
    g) Yurt dışında basımı veya çoğaltımı yapılarak, yurt içinde satışı ve dağıtımı yapılan eserler.
    ğ) Elektronik ortamda üretilerek kullanıma sunulmuş elektronik yayınlar.
    Bizi daha çok ilgilendiren madde ğ. Peki bu derleme işlemini kim yapacak? Kanunda yukarıda sınıflandırılan maddelerin her birinin nerelerde nasıl derleneceği tanımlanmış. Ben sadece ğ maddesini ilgilendirenleri alıntılıyorum:

    c) 4 üncü maddenin (ğ) bendinde belirtilen eserler sadece Millî Kütüphaneye gönderilir. 
    d) 4 üncü maddenin (a), (b), (g) ve (ğ) bentlerinde belirtilen eserlerin 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun ek 11 inci maddesi uyarınca hizmete sunulmak amacıyla, elektronik ortama aktarılan bir nüshası görme engellilerin hizmetine sunulmak üzere Millî Kütüphaneye gönderilir.
    Buradan anlaşılan elektronik ortamda üretilerek kullanıma sunulmuş elektronik yayınların birer nüshasının Milli Kütüphaneye gönderilmesi gerektiği.

    Kanunun bundan sonraki bölümlerinde sorumlukluklar ve verilecek cezalar bölümleri var. Bu kanunun görme engellilere hizmet sunulması amacıyla çıkarıldığını tahmin etmek güç değil ama kapsam o kadar geniş tutulmuş ki elektronik dergilerin, gazetelerin, hatta wikilerin içeriğini sürekli olarak Milli Kütüphane'ye görmememiz gerekecek mi merak ediyorum ben. Tabi Milli Kütüphane çalışanı olsaydım f maddesinde yazan meteorolojik verilerin nerede depolanacağı konusunu ayrıca dert ederdim sanırım.

    Her zaman olduğu gibi kapsamı hedeflenenden çok geniş tutulmuş bu kanunun hayatımıza girmesine yaklaşık dört ay kaldı.